Sisi’den Mısır ve ABD arasındaki askeri iş birliğinin önemine vurgu

Mısır ordusu büyük bir silah kaçakçılığını sevkiyatını engelledi (Mısır Ordu Sözcülüğü)
Mısır ordusu büyük bir silah kaçakçılığını sevkiyatını engelledi (Mısır Ordu Sözcülüğü)
TT

Sisi’den Mısır ve ABD arasındaki askeri iş birliğinin önemine vurgu

Mısır ordusu büyük bir silah kaçakçılığını sevkiyatını engelledi (Mısır Ordu Sözcülüğü)
Mısır ordusu büyük bir silah kaçakçılığını sevkiyatını engelledi (Mısır Ordu Sözcülüğü)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı General Michael Corella ile dün Kahire'de bir araya geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi’nin görüşme ile ilgili yaptığı açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi, özellikle içinde bulunulan koşullar çerçevesinde başta tüm çabaların birleştirilmesini gerektiren terörizm olmak üzere güvenlik ve istikrarı tehdit eden zorluklara karşı mücadelede ortak çabalar gerektiren Ortadoğu'da barışın ve güvenliğin korunmasının sac ayaklarından birini temsil eden Mısır ile ABD arasındaki kapsamlı stratejik ilişkiler çerçevesinde ortak askeri iş birliğinin önemini vurguladı. Radi, Sisi’nin, Mısır'ın terörün kökünü kazımak için tüm stratejik yönlerdeki çabalarını gözden geçirdiğini söylediğini aktardı.
CENTCOM Komutanı General Corella ise Cumhurbaşkanı Sisi ile tanışmaktan onur duyduğunu ifade etti. Göreve geldiği günden bu yana bölgeye yaptığı ziyaretlerin ilk durağının Mısır olmasını istediğinin altını çizen General Corella, bölgenin karşı karşıya olduğu ve bir bütün olarak bölgesel güvenliği tehdit eden en tehlikeli ortak sorun olan teröre karşı mücadele çabalarında ABD'nin Mısır ile tam bir dayanışma içerisinde olduğunu kaydetti.
CENTCOM Komutanı ayrıca ABD yönetiminin, Mısır'ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki aktif ve önemli rolüne güvendiğini vurguladı. Bu rolün, Cumhurbaşkanı Sisi'nin dünyanın bu önemli bölgesindeki durumun ve zorlukların doğasına ilişkin geniş deneyiminden ve derin anlayışından kaynaklandığını söyleyen General Corella, “Bu da Mısır'ın bölgesel barışı ve güvenliği güçlendirme çabalarında somut hale gelirken aynı zamanda ABD ve Mısır arasındaki askeri iş birliğini sürdürmenin ve iki ülke arasında stratejik ilişkiler geliştirmenin önemini ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Radi, “Görüşmede, Mısır ile ABD arasındaki terörle mücadele, ortak eğitim programları ve sınır güvenliği alanlarında yapılan iş birliğinin yanı sıra, askeri ve güvenlik iş birliğini ilerletmenin ve geliştirmenin yolları ele alındı. Ayrıca Kızıldeniz'in güvenliği başta olmak üzere bölgede yaşanan bazı krizler ve son gelişmeler de masaya yatırıldı. İki dost ülkenin ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda iki taraf arasında düzenli istişarelerin ve koordinasyonun sürdürülmesi kararlaştırıldı” dedi.
CENTCOM Komutanı General Corella, Kahire’de Mısır Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı ve Savunma ve Askeri Üretim Bakanı Orgeneral Muhammed Zeki ile de bir araya geldi. Görüşmede, ortak çıkarlara ilişkin bazı bölgesel güvenlik sorunları ve her iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki askeri iş birliğinin geliştirilmesinin yolları ele alındı.
Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü dün yaptığı açıklamaya göre Mısır Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı’nın General Corella ile görüşmesinde her iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki kapsamlı ortaklık ve iş birliği ilişkilerinden duyduğu memnuniyetin yanı sıra bir sonraki aşamada askeri alanlarda daha fazla iş birliği olması arzunu dile getirdi. CENTCOM Komutanı General Corella, Mısır’ın bölgede güvenlik, istikrar ve dengenin sağlanmasında oynadığı önemli role övgüde bulunurken Mısır ve ABD arasındaki stratejik ortaklık ilişkilerinin derinliğini vurguladı.
Mısır Silahlı Kuvvetleri’nden dün yapılan açıklamada, Mısır devletinin Mısırlılara ve ulusal güvenliğe zarar vermeyi amaçlayan planları ve girişimleri engellemeye devam ettiği, ülkenin batı stratejik noktalarda konuşlu Sınır Muhafızları, Siva Vahası’nın güneyindeki Büyük Kum Denizi bölgesinde görevlerini yerine getirirken büyük bir silah ve mühimmat kaçakçılığını engellemeyi başardığı belirtildi. Açıklamaya göre Mısır güçleri, terörist unsurların sızma ve kaçakçılık faaliyetlerinde kullandığı 2 adet 4x4 aracın yanı sıra 7 adet keskin nişancı tüfeği, 2 adet Kalaşnikof makineli tüfek, 13 adet otomatik tüfek, 5 adet Beretta tüfek, RPG, 12,7 kalibre makineli tüfek, 2 adet 14,5 kalibre makineli tüfek, 8 adet otomatik şarjör ve çeşitli kalibrelerde bin 162 adet mermi ve bir uydu telefonu ele geçirildi.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Radi tarafından yapılan açıklamaya göre Sınır Muhafızları, kanun kaçaklarına karşı devletin ülke sınırlarının güvenliğini sağlama prosedürlerini uygulamak ve tüm sınır kapıları ve limanlarda devletin kontrolünü dayatmak amacıyla operasyonlarını yoğunlaştırdı.



Mısır ve Türkiye, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecini destekleme konusunda mutabık

Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır ve Türkiye, ABD ile İran arasındaki müzakere sürecini destekleme konusunda mutabık

Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te yeni idari başkentte düzenlenecek G8 Ekonomik İşbirliği Zirvesi'nin çerçevesinde Erdoğan ile bir araya gelecek (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Türkiye, “ABD ile İran arasındaki müzakere sürecinin desteklenmesi” konusunda mutabakata vardı. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, “gerilimin azaltılması ve savaşın sona erdirilmesi için tek yolun diplomatik çözümler ve diyalog olduğunu” vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın bugün yaptığı açıklamaya göre iki bakan, “tüm tarafların sorumluluk ve sağduyu çerçevesinde hareket etmesi, anlaşmazlıkların çözümünde tamamen diplomasi seçeneğine başvurulması” yönündeki beklentilerini dile getirdi. Açıklamada ayrıca, “bölgesel güvenlik ve istikrarın sürdürülebilirliğinin, halkların kazanımlarını koruyacak siyasi çözümlerin öncelenmesine bağlı olduğu” ifade edildi.

Öte yandan Abdulati, pazar günü Kahire’de Fransız mevkidaşı Jean-Noel Barrot ile yaptığı görüşmede, “deniz taşımacılığı özgürlüğünün korunmasının ve Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarının dikkate alınmasının önemine” dikkat çekti. Mısır ayrıca, “Arap kardeş ülkelere yönelik haksız saldırıları kınadığını” belirtti.

Mısır daha önce de “liderliği, hükümeti ve halkıyla Körfez ülkeleriyle tam dayanışma içinde olduğunu”, güvenlik tehditlerine karşı ortak hareket edilmesi, gerilimin düşürülmesi ve bölgesel barış ile güvenliğin korunması için diplomatik yolun tercih edilmesi gerektiğini açıklamıştı.

Kahire yönetimi ayrıca, “bölgede artan gerilimin derhal durdurulması ve tüm ihtilafların ciddi diyalog ile diplomatik yollarla çözülmesi” çağrısında bulundu.

dfbg
Mısır Dışişleri Bakanı, Türk mevkidaşı ile daha önce yaptığı görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı açıklamasından aktardığına göre Abdulati ile Fidan arasındaki telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki ikili ilişkiler de ele alındı. Taraflar, “ortak çıkarlar doğrultusunda iş birliğini farklı alanlarda geliştirme ve halkların kalkınma ile refah beklentilerini destekleme” konusundaki ortak iradelerini teyit etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen şubat ayında Kahire’yi ziyaret etmiş ve çeşitli alanlarda bir dizi anlaşma imzalanmıştı. Erdoğan ile ortak basın toplantısı düzenleyen Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Gazze, Sudan, Libya ve Afrika Boynuzu başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası konuda Türkiye ile Mısır arasında “görüş yakınlığı” bulunduğunu söylemişti.

Abdulati ayrıca geçen ay Türkiye’de düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’na katılmış, burada Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye dışişleri bakanlarının yer aldığı dörtlü toplantıda, ABD-İran müzakereleri ve bölgede gerilimin azaltılması konuları ele alınmıştı.


İsrail'in Mısır-Türkiye askeri yakınlaşmasına ilişkin endişeleri neden artıyor?

Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail'in Mısır-Türkiye askeri yakınlaşmasına ilişkin endişeleri neden artıyor?

Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Aralık 2024'te Yeni İdari Başkent'te düzenlenecek D-8 Zirvesi'nin oturum aralarında Erdoğan ile görüştü (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail’de, Mısır ile Türkiye arasındaki askerî yakınlaşmanın artması, özellikle iki ülkenin bölgenin en büyük ve en etkili ordularına sahip olması nedeniyle kaygıları tırmandırıyor.

Mısır ile Türkiye arasındaki ilişkilerde artan yakınlaşma, özellikle askerî eğitim ve ortak tatbikat alanlarında genişlemesiyle İsrail’de endişe yaratıyor. Bu iki ülkenin sahip olduğu stratejik ağırlık ve askerî kapasite, Tel Aviv’in dikkatle izlediği başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Bu endişeler, Mısır ve Türkiye’nin Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen uluslararası askerî tatbikata birlikte katılmasının ardından yeniden gündeme geldi. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlara göre, İsrail’in kaygıları; iki ülkenin askerî gücü, savunma sanayii alanındaki iş birliği ve bölgesel meselelerde artan koordinasyonundan kaynaklanıyor. Uzmanlar, bu yakınlaşmanın zamanla daha geniş kapsamlı bir ittifaka dönüşebileceğini, ancak kısa vadede doğrudan bir askerî çatışma ihtimalinin düşük olduğunu ifade ediyor.

İsrail’de artan kaygılar

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, emekli general Yitzhak Brik’in kaleme aldığı bir analizde, Türkiye-Mısır yakınlaşmasının ileride “zor bir savaş” ihtimalini gündeme getirebileceği uyarısında bulundu. Brik, iki ülke arasında savunma üretimi ve askerî entegrasyonu kapsayan stratejik bir iş birliğinin oluşabileceğini belirterek, bunun bölgedeki caydırıcılık dengelerini yeniden şekillendirebileceğini söyledi. Bu durumun İsrail’i askerî doktrinini ve savunma stratejilerini yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceği değerlendiriliyor.

İsrail’in iNews 24 kanalı da 18 Nisan’da yayımladığı bir haberde, Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın hızlandığını ve iki taraf arasında güvenlik, savunma ve istihbarat alanlarını kapsayan derin görüşmeler yapıldığını aktardı. Haberde, bu konuların Türkiye’de ilgili Meclis komisyonlarına sevk edildiği ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat ayında Kahire’yi ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında savunma dahil çeşitli alanlarda bir dizi anlaşma imzalanmıştı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, ortak basın toplantısında, iki ülkenin Gazze, Sudan, Libya ve Afrika Boynuzu başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası konularda yakın görüşlere sahip olduğunu belirtmişti.

dfvbnhum
Sisi ve Erdoğan, iki ülke arasında askeri alanlarda mutabakat zaptlarının imzalanması sırasında... Şubat 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail ayrıca Türkiye’nin Gazze’de kurulması muhtemel uluslararası istikrar gücüne katılma ihtimaline de temkinli yaklaşıyor. Türkiye’nin ateşkes sürecinde arabulucu rol üstlenmesi ve güvenlik garantörü olarak gündeme gelmesi, Tel Aviv’de yakından takip ediliyor. Bazı medya organlarında ise İran savaşı sonrasında Türkiye ile İsrail arasında askerî bir gerilim yaşanabileceğine dair değerlendirmeler yer aldı.

“Soğuk barış” vurgusu

Mısırlı askerî ve stratejik uzman Samir Ragıb, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin bölgedeki artan varlığı ve Mısır ile yakınlaşmasının, İsrail ile ilişkilerde “soğuk barış” durumunu güçlendirdiğini belirtti. Ragıb, her iki ülkenin de güçlü ordulara sahip olmasının ve bölgesel aktörlerle iyi ilişkiler kurmasının İsrail açısından rahatsız edici olduğunu ifade etti.

Ragıb’a göre İsrail’i en fazla endişelendiren konulardan biri, insansız hava araçları alanındaki iş birliği. Türkiye ve Mısır’ın bu alandaki üretim kapasitesinin birleşmesi, hem iki ülkenin ihtiyaçlarını karşılayabilir hem de İsrail’in bölgedeki İHA pazarındaki konumunu zorlayabilir. Ayrıca, İsrail’e yönelik olumsuz algının artması, Mısır-Türkiye ortak üretimi ürünlere talebi artırabilir.

İki ülke arasındaki koordinasyonun Somali’den Suriye’ye, Libya’dan Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılması da İsrail açısından dikkat çekici bulunuyor. Türkiye’nin Afrika’daki varlığını Mısır üzerinden güçlendirme ihtimali, Tel Aviv’in stratejik hesaplarında önemli bir yer tutuyor.

Artan askerî iş birliği

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği son dönemde hız kazanmış durumda. Geçtiğimiz yıl, 13 yıl aradan sonra ilk kez Mısır’a ait askerî unsurlar Türkiye’de düzenlenen bir deniz tatbikatına katıldı. Tatbikatta Türk fırkateynleri, hücumbotlar, denizaltılar ve F-16 savaş uçaklarının yanı sıra Mısır donanmasına ait unsurlar yer aldı.

dsvsv
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi, Şubat 2024'te Kahire'de Erdoğan’la bir araya geldi (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, Nisan ayı sonunda Libya’nın Sirte kentinde düzenlenen “Flintlock 2026” tatbikatının tamamlandığını duyurdu. 13-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen tatbikata Mısır’ın da aralarında bulunduğu çeşitli ülkeler katıldı. Tatbikatın, kara, hava ve deniz unsurları arasında koordinasyonu artırmayı hedeflediği belirtildi.

Savunma sanayii alanında da önemli adımlar atılıyor. Ağustos ayında Türkiye ile Mısır arasında, “TURKHA” tipi insansız hava aracının Mısır’da yerli üretimini öngören bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın, teknoloji transferi ve yerli savunma kapasitesinin geliştirilmesi açısından kritik olduğu değerlendiriliyor.

Çatışma ihtimali düşük

Uzmanlar, tüm bu gelişmelere rağmen İsrail’in Mısır veya Türkiye ile doğrudan bir askerî çatışmaya girmesinin düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Bunun temel nedeni olarak İsrail’in aynı anda birden fazla güçlü cephede savaşmayı öngörmeyen askerî doktrini gösteriliyor. Ayrıca ABD’nin de Türkiye veya Mısır gibi büyük aktörlere karşı bir çatışmada İsrail’e destek vermesinin zor olacağı ifade ediliyor.

Analistlere göre, Türkiye-Mısır yakınlaşması doğrudan İsrail’e karşı kurulmuş bir ittifak olmasa da, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da genişlemesi ve farklı coğrafyalarda etkisini artırması bekleniyor.


Mısır ve İran savaşı: Nüfuzdan değil, zorunluluktan kaynaklanan arabuluculuk

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 21 Ocak 2026'da İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 21 Ocak 2026'da İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (Reuters)
TT

Mısır ve İran savaşı: Nüfuzdan değil, zorunluluktan kaynaklanan arabuluculuk

ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 21 Ocak 2026'da İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 21 Ocak 2026'da İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda (Reuters)

Amr İmam

Mısır'ın bir tarafında ABD ve İsrail'in, diğer tarafında İran'ın yer aldığı devam eden savaş konusunda yaptıkları, bölgesel nüfuzunu güçlendirmeye çalışan bir devletin proaktif diplomasi eylemi olmaktan çok daha fazlasıdır. Bu savaşın ekonomisi ve jeopolitik konumu üzerindeki etkisini giderek artan bir endişeyle izleyen bir ülkenin temelde savunma amaçlı olan bir yanıtıdır.

Mısır bu rolü seçmedi, aksine bu zorunluluğun kendisine dayattığı bir rol. Kendisini arabuluculuk çabalarına katılmaya iten neden, bölgesel sahneye liderlik etme hırsı değil, savaşın devam etmesinin maliyetinin, savaşı bitirme çabalarına dahil olmanın maliyetinden daha büyük hale geldiğini gösteren stratejik bir hesaptır. Arabuluculuğun bir seçim olarak mı yoksa bir zorunluluk olarak mı yapıldığı arasındaki bu kesin ayrım, Kahire'nin başarabileceği şeylerin sınırlarını belirliyor. Bu nedenle, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin ABD Başkanı Donald Trump'a İran ile savaşı sona erdirmesi yönünde yaptığı son çağrı, ABD Başkanına olan güveninin ve ona oynadığı bahsin bu kez karşılığını verip vermeyeceği konusunda yeni soruları gündeme getiriyor.

Sisi, geçen yıl İsrail'in Gazze'ye karşı şiddetli bir savaş yürüttüğü dönemde, ABD Başkanı'nın Gazze savaşı konusunda İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile tamamen aynı çizgide olduğu bir zamanda Trump'a bahis oynamıştı.

Sisi, Gazze meselesinde Trump'a bahis oynadığında, onu tanıyordu ve onu iyi okumuştu. O aşamada Trump, iç politikada imajını parlatmak ve diplomatik mirasını güçlendirmek için kendisine “barışı sağlayan başkan” görüntüsü vermeye çalışıyordu. Sisi ona bu fırsatı sundu ve ateşkes sağlandı. Ancak bugün durum daha karmaşık. Trump, barışı sağlayan başkan görüntüsü vermekten ziyade, İran ile savaşı kazanan başkan görüntüsü verme arayışında. Amerikan basınında yer alan haberlere göre, İran'ın nükleer programını sıfırlamak, Tahran'ın bölgesel vekillerine verdiği desteği sona erdirmek ve hatta belki de petrol ihracatını kontrol etmek istiyor. Bunlar sakin diplomasiyle elde edilemeyecek, aksine, ya kesin bir askeri zafer ya da bir zafer gibi görünen bir anlaşma gerektiren hedeflerdir. Sisi'nin bu sefer oynayacağı bahsin başarısı burada, Trump'ı, savaşı dikkatlice hazırlanmış bir diplomatik çıkış ile bitirmenin bir taviz değil, bir zafer olarak gösterilebileceğine ikna etmekte gizli. Bu, Gazze ile ilgili oynadığı bahisten daha hassas ve zor bir bahis, çünkü rakip farklı.

Yoğun çabalar

Mısır, başından beri, ilgili karar vericiler üzerindeki etkisini kullanarak savaşı durdurmak için gayretle çalıştı. Mısır Dışişleri Bakanı, İran, Amerika Birleşik Devletleri, Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Katar'daki mevkidaşlarıyla sürekli temas halinde. Mısır istihbarat yetkilileri ayrıca, savaş ile ilgili kritik kararlar üzerinde mutlak yetki kazanmış gibi görünen İran Devrim Muhafızları ve Lübnan'daki Hizbullah ile neredeyse ilk kez alenen ve açık bir şekilde iletişim kanalları açtı.

Tüm bu temaslar, hem Donald Trump hem de İranlılar için kabul edilebilir, itibarlarını, ayrıca taraf olmadıkları bir savaşın ağır bedelini ödeyen kardeş Körfez Arap devletlerinin çıkarlarını koruyan bir formül üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlıyor.

Şarku'l Avsat'ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre Mısır, taraf olmamasına rağmen, savaşı sona erdirmek için çabalıyor ve bunun haklı nedenleri var. Savaşın ekonomik sonuçları, bu yoğun nüfuslu ve ekonomik olarak zor durumda olan ülkeyi yavaş yavaş çöküşün eşiğine itiyor.

grfb
İsrail ordusu tarafından servis edilen ve 28 Şubat'ta İran Dini Lideri'nin karargahında meydana gelen patlamayı gösteren videodan bir kare (AFP)

Uluslararası piyasadan enerji tedariki için daha yüksek fiyatlar ödemek zorunda kalan Mısır hükümeti, iç tüketiciler için yakıt fiyatlarını zaten yaklaşık yüzde 30 oranında artırdı ve savaş devam ederse tekrar artırmak zorunda kalabilir. Hiç uyumayan şehir olarak bilinen Mısır'ın başkenti Kahire, hükümetin enerjiyi verimli kullanma önlemlerini yeniden uygulamaya koymasıyla artık akşam saat 9’da ışıklarını kapatmak zorunda kalıyor. Milyarlarca dolarlık sıcak paranın kaçışından kaynaklanan baskı nedeniyle Mısır para biriminin yaşadığı değer kaybı krizi daha da kötüleştiriyor.

Kahire'nin savaşla ilgili jeopolitik kaygılarının, savaşı sona erdirme yönündeki iç motivasyonlarından çok daha ağır bastığı açıkça görülüyor

Sahne daha yakından incelendiğinde, Kahire'nin savaşla ilgili jeopolitik kaygılarının, savaşı sona erdirme yönündeki iç motivasyonlarından çok daha ağır bastığı açıkça görülüyor. İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları, bu ülkelere kan kaybettiriyor ve Mısır'ı zayıflatıyor; zira bu ülkeler, özellikle zor zamanlarda, yıllar boyunca Kahire'nin en güçlü destekçileri arasında yer aldılar. Uzun süreli bir savaş, çatışmaya girmeyi haftalardır geciktiren Yemen'deki İran destekli Husi milislerini, Kızıldeniz'deki ticari gemileri hedef alarak ve Babul Mendeb Boğazı'nı kapatarak savaşa daha derin bir biçimde dahil olmaya itebilir.

Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar, uluslararası deniz trafiğini engelleyecek ve gemileri Süveyş Kanalı'ndan geçmekten kaçınmaya zorlayacaktır. İsrail'in Lübnan'ın güneyinde, Litani Nehri'ne kadar uzanan bölgede kalıcı bir varlık kurma başarısı, tek taraflı deklare edilmiş devletin sınırlarını genişletme yönünde ilk adım olabilir. Bazen İsrail aşırı sağı tarafından “Büyük İsrail” olarak tanımlanan vizyon kapsamında, bu hamleyi muhtemelen Gazze Şeridi'nin, işgal altındaki Batı Şeridi'nin tamamının ve Suriye'nin güney kesimlerinin bir bölümünün ilhakı takip edecektir. Bu da Mısır ve bölgesel ulusal güvenliğe tehdit oluşturmaktadır.

İran'ın yenilgisinin bu savaşı sona erdirmeyeceğini, aksine bölgesel sahnede daha istikrarsız bir döneme yol açabileceğini savunanlar olabilir. Zira İran rejiminin ortadan kalkması, bölgedeki nüfuz haritasını yeniden çizecek ve geride bırakacağı boşluğun niteliği, kimin dolduracağı ve nasıl kullanılacağı konusunda ciddi soruları gündeme getirecektir.