ABD Başkanı ve Ürdün Kralı’nın önünde duran Filistin meseleleri

İsrail, ABD Başkanı Joe Biden'ın işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren bir hastaneyi ziyaret etmesine karşı.

Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren Makasid Hastanesi (Fotoğraf: Hastane kaynakları)
Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren Makasid Hastanesi (Fotoğraf: Hastane kaynakları)
TT

ABD Başkanı ve Ürdün Kralı’nın önünde duran Filistin meseleleri

Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren Makasid Hastanesi (Fotoğraf: Hastane kaynakları)
Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren Makasid Hastanesi (Fotoğraf: Hastane kaynakları)

Beyaz Saray, ABD Başkanı Joe Biden'ın Cuma günü Beyaz Saray'da Ürdün Kralı 2. Abdullah, eşi Kraliçe Rania ve oğlu Veliaht Prens Hüseyin bin Abdullah'ı kabul edeceğini duyurdu. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada görüşmenin amacının, ABD ile Ürdün arasındaki dostluğu ve yakın ortaklığı güçlendirmeyi amaçlayan istişarelerde bulunulması olduğu belirtildi.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Başkan Biden'ın Kral 2. Abdullah ve Veliaht Prens Hüseyin'i kabul etmekten memnuniyet duyacağını belirttiği bildirildi. Ürdün Kralı 2. Abdullah geçtiğimiz yıl Temmuz ayında da Beyaz Sarayı ziyaret etmişti. Böylece Ürdün Kralı, bu ziyareti ABD Başkanı Biden’ın Beyaz Saray’a gelişinden bu yana ikinci kez gerçekleştirmiş olacak. Beyaz Saray’ın açıklamasında, Biden yönetiminin Ürdün'ü Ortadoğu'da istikrar için önemli bir güç, ABD'nin stratejik ortağı ve müttefiki olarak gördüğü vurgulandı.
Ziyaret, kutsal bölgelerde İsrailliler ve Filistinliler arasında patlak veren ve onlarca kişinin ölümüne yol açan çatışmaların ardından Kudüs'te yeni gerilimlerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşecek. Beyaz Saray'daki kaynaklar, liderlerin bölgesel sorunlar, ikili ilişkiler ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Ortadoğu ülkeleri üzerindeki etkisinin yanı sıra Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya erişimin ve durumu sakinleştirmenin yollarını ele alacaklarını belirttiler. Ürdün Kralı 2. Abdullah ve ABD Başkanı Biden, Mescid-i Aksa'da çıkan çatışmaların ardından gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde sakinliğin korunması ve tansiyonun düşürülmesi gerektiğini vurguladılar. Kral Abdullah, İsrail'in Mescid-i Aksa'yı sürekli olarak işgal etme tehdidine karşı uyararak bunun öfkenin artmasına neden olabileceğini vurguladı. ABD yönetiminden yetkililer de Filistinli ve İsrailli taraflar ve diğer taraflarla temaslarda bulundular. ABD’li yetkililer, Mescid-i Aksa’nın tarihi statüsünün korunması ve İsrail’in kutsal mekanlardaki provokasyonlarının durdurulması çağrısında bulundular.
Filistin Yönetimi, Kral Abdullah'ın ABD ziyareti sırasında Washington DC’de bazı ABD’li senatör ve temsilcilerle görüşeceğini, Biden yönetimini Filistin-İsrail çatışmasına daha köklü bir şekilde müdahale etmeye ikna edeceğini ve böylece İsrail işgaline bir son verilmesinin ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmasının önünün açılacağını düşünüyor.
Öte yandan Başkan Biden’ın önümüzdeki ayın sonlarında İsrail'i ziyaret etmesi ve bu sırada İsrailli ve Filistinli yetkililerle bir araya gelmesi planlanıyor. Beyaz Saray, İsrail Başbakanı Naftali Bennett'e İsrail hükümetinin Batı Şeria’da Yahudi yerleşim birimleri inşasına ilişkin yeni açıklamalarda bulunmamasını şart koştu. Beyaz Saray, herhangi bir Yahudi yerleşim projesinin onaylanmasının ziyareti tehlikeye atacağı ve Washington'ın bunu Biden yönetimine karşı atılmış bir adım olarak göreceğini vurguladı.
Sızdırılan bazı bilgilere göre Başkan Biden'ın Doğu Kudüs’te Filistinlilere hizmet veren en büyük tıp merkezi olan Makasid Hastanesi’ni ziyaret edebilir. Biden’ın eski ABD Başkanı Donald Trump'ın kapatarak faaliyetlerini Batı Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği binasına taşıdığı, Filistinlilere hizmet veren Doğu Kudüs'teki ABD Konsolosluğunu da açması bekleniyor. Biden yönetimi, Gazze Şeridi'nin ve Batı Şeria’nın gelişimine destek sağlayan Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’nın (UNRWA) programlarını yaklaşık 150 milyon dolarlık fon yardımı ile yeniden finanse etmeye başladığını ve iki devletli çözümü desteklediğini duyurarak Filistin davasına yönelik olumlu adımlar attı.
İsrail’in muhalefet kanadındaki sağcı partilerden kaynaklar, ABD Başkanı Joe Biden'ın bölgeye yapacağı ziyaret sırasında Filistinlilere yönelik bir iyi niyet jesti olarak işgal altındaki Doğu Kudüs'te Makasid Hastanesi’ni ziyaret etmeyi planladığını söylediler. Ancak, Naftali Bennett hükümetine yakın kaynaklar, böyle bir ziyarete karşı olduklarını açıklamakta gecikmediler.
Tel Aviv'deki üst düzey kaynaklara göre ABD’li bir heyet, Başkan Biden’ın ziyaretinin detaylarını düzenlemek üzere İsrail'e geldi. Heyetin görüşmeleri sırasında ziyaretin, 26 - 28 Haziran tarihlerinde iki gün sürmesi ve İsrail, Filistin Yönetimi, Ürdün ve muhtemelen Mısır ve diğer ülkeleri kapsaması kararlaştırıldı.
Başkan Biden’ın Beytullahim şehrini ziyaret etmesi ve orada Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüşmesinin yanı sıra, Filistin'in en büyük tıp merkezi olan Makasid Hastanesi gibi Doğu Kudüs'te Filistinlilere hizmet veren tesislerden birine alışılmışın dışında bir ziyarette bulunması planlanıyor. Kaynaklar, hastane ziyaretinin bir takım ipuçları taşıdığını söylediler. Çünkü eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi daha önce ‘Yüzyılın Anlaşması’ olarak adlandırılan planı reddettiği için Filistin Yönetimi'ni cezalandırmak amacıyla bu hastane dahil Filistinlilere hizmet veren birkaç tesise yapılan mali yardımları kesme kararı almıştı.
Kaynaklara göre ABD heyeti, Başkan Biden’ın İsrail'in Doğu Kudüs'ü ilhak etme ve egemenliğini dayatma kararlarını tanımadığı ve bunu İsrail-Filistin çatışmasının bir parçası olarak gördüğü için İsrailli yetkililerin böyle bir ziyaretten hoşlanmayacağını vurguladı. Biden yönetiminin bu adımları, İsrail’in Kudüs’ü ilhakını ve onu İsrail'in başkenti olarak tanıyan Trump yönetiminin adımlarıyla tamamen ters düşüyor.
Naftali Bennett liderliğindeki İsrail hükümeti, Biden'ın ziyaretini eski Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki muhalefetle siyasi mücadelesinde bir destek olarak görse de Doğu Kudüs'ü bu şekilde ziyaret etmesini bu desteğin etkisizleştirilmesi olarak değerlendiriyor. Bu yüzden böyle bir ziyaretin Netanyahu'nun Bennett'e karşı savaşına yardımcı olacağını düşünüyor.
ABD heyetindeki yetkililer, bu özel durumda Özellikle Kudüs'te Filistinlilerin ABD’nin iyi bir jest yapmasına ihtiyaç duyduklarını açıklamaya çalıştılar. Başkan Biden’ın ABD’nin Doğu Kudüs'teki Kkonsolosluğunu Filistinlilere hizmet etmesi için yeniden açma sözünü yerine getirmek istediğini, ancak İsrail tarafının bunun İsrail’in egemenliğini baltaladığını söyleyerek buna karşı çıktıklarını vurguladılar. ABD’li yetkililer, hastane ziyareti ile ilgili önerinin siyasi değil, sembolik bir çözüm olduğunu belirttiler. Ancak Bennett'in yardımcıları, bu meselede Netanyahu’nun, kendilerine karşı bir düşmanlık kaynağı olarak ortaya çıkacağına işaret ettiler.
ABD'nin Biden'ın ziyaretinin tarihini ve programını henüz resmi olarak açıklamaması dikkati çekerken geçtiğimiz hafta Tel Aviv'e gelen ABD heyeti de çalışmalarını sessizce sürdürmeye ve medyanın ilgisinden tamamen uzak tutmaya gayret gösterdi.



Bilinen en eski ahtapotun aslında ahtapot olmadığı tespit edildi

Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
TT

Bilinen en eski ahtapotun aslında ahtapot olmadığı tespit edildi

Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)
Pohlsepia mazonensis aslında bugün okyanuslarda yaşayan kabuklu canlılar olan notilusların akrabasıymış (Reading Üniversitesi)

Dünyanın en eski ahtapotu kabul edilen 300 milyon yıllık fosilin aslında ahtapot olmadığı ortaya çıktı.

ABD'nin Illinois eyaletindeki Mazon Creek fosil yatağında 2000'de yapılan çalışmalarda yumuşak çamurda korunmuş bir fosil keşfedilmişti.

8 kol ve bacağı, iki gözü ve mürekkep kesesi olduğu anlaşılan fosilleşmiş canlının ahtapotların atası olduğu öne sürülmüştü. 300 milyon yıllık örnek, bu canlıların sanılandan 150 milyon yıl önce ortaya çıktığına işaret ediyordu.

Pohlsepia mazonensis adı verilen bu tür, bilinen en eski ahtapot unvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı'na da girmişti.

Ancak Birleşik Krallık'taki Reading Üniversitesi'nden Thomas Clements ve ekibi, yeni görüntüleme tekniklerini kullanarak bu türün aslında ahtapot değil, bugünkü notilusların eski bir akrabası olduğunu tespit etti.

Bilim insanları hayvanın fosilleşmeden önceki birkaç haftada çürüdüğünü ve bu nedenle yanlış tanımlandığını düşünüyor.

Fosilin kötü bir şekilde korunması, 26 yıl önce onu inceleyen araştırmacıların çalışmasını kısıtlamıştı.

Ancak fosilleri parçalamadan içlerini görmeyi sağlayan yeni teknolojiler Pohlsepia mazonensis'in sırlarını açığa çıkardı.

Güneşten daha parlak ışık demetleri kullanan modern bir teknik olan senkrotron görüntülemeden yararlanan ekip, hepsi yan yana dizilmiş 11 küçük diş benzeri yapıyla karşılaştı. Bilim insanları bunun, dişçiklerle kaplı dil benzeri organı ifade eden radula olduğunu düşünüyor.

Öte yandan ahtapotların radulasında genellikle bir sırada 7-9 dişçik bulunurken, notilusların yakın akrabası nautiloidlerde 13 adet oluyor.

Araştırmacılar ellerindeki örneği, bölgede daha önce bulunan nautiloid türü Paleocadmus pohli'yle karşılaştırınca iki canlının radulasının birbirine benzediğini gördü.

Ekip ayrıca mürekkep kesesinin de gerçekten mürekkep kesesi olduğuna dair yeterince kanıt bulamadı. 

Bulguları hakemli dergi Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences'ta bugün (8 Nisan) yayımlanan çalışmaya göre Pohlsepia mazonensis aslında ayrı bir ahtapot türü değildi.

Clements "Dünyanın en ünlü ahtapot fosilinin aslında hiç de ahtapot olmadığı ortaya çıktı" diyerek ekliyor: 

Haftalarca çürüdükten sonra gömülen ve daha sonra kayada korunan bir notilus akrabasıymış ve bu çürüme nedeniyle bu kadar inandırıcı bir şekilde ahtapota benzemiş.

Bulgular ahtapotların tarihini 150 milyon yıl kısaltırken, nautiloidlerin de sanılandan 220 milyon yıl daha eski olduğunu gösteriyor. Yani ahtapotlar Jura döneminde, sanılandan çok daha sonra ortaya çıkmış.

Clements "Şimdiye kadar bulunan, nautiloidlere ait en eski yumuşak doku kanıtına ve ahtapotların ilk ne zaman ortaya çıktığına dair çok daha net bir tabloya sahibiz" ifadelerini kullanıyor:

Bazen tartışmalı fosilleri yeni tekniklerle tekrar incelemek, gerçekten heyecan verici keşiflere yol açan küçük ipuçlarını ortaya çıkarıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, BBC, Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences


Denizcilik devi Singapur: Hürmüz'den geçişe ücret vermem

Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)
Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)
TT

Denizcilik devi Singapur: Hürmüz'den geçişe ücret vermem

Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)
Singapur'daki Tanjong Pagar konteyner limanı (AFP)

Singapur, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş için ilke olarak İran'la müzakere etmeyeceğini çünkü kritik su yollarından geçmenin ayrıcalık değil bir hak olduğuna inandığını belirtiyor.

Güneydoğu Asya'daki bu şehir devleti küçük boyutuna rağmen deniz taşımacılığında bir süper güç. Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi arasındaki önemli küresel denizcilik rotalarının kesişme noktası olan Malakka Boğazı üzerinde yer alan Singapur, 2024'te 3,11 milyar ton gemi girişiyle dünyanın en işlek aktarma limanına ev sahipliği yapıyor.

Ayrıca gemiler için dünyanın en büyük yakıt ikmal noktası olan Singapur, 2023'te rekor düzeyde 54,92 milyon metrik ton deniz yakıtı satışı gerçekleştirdi.

Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan, salı günü parlamentoda, Singapur'un Hürmüz Boğazı'ndan geçiş için müzakere edip etmeyeceği veya ABD ve İsrail'in saldırısının ardından kritik su yolunu kapatan İran'a geçiş ücreti ödemeyi düşünüp düşünmeyeceği sorusuna, "Geçiş hakkı vardır. Bu, sınır komşusu devlet tarafından verilecek bir ayrıcalık değil, rica edilecek bir lisans değil, ödenecek bir geçiş ücreti yok" yanıtını verdi.

Bu durum, Singapur'u İran'la geçiş müzakeresine oturmayı açıkça reddeden tek Asya ülkesi yapıyor. Hindistan, Pakistan, Tayland ve Filipinler gibi ülkeler, sevkıyatlarının geçişine izin verilmesi için Tahran'la halihazırda anlaşmalar yapmış durumda.  Lloyd's List'in yakın tarihli raporuna göre bazı gemilerin su yolunu ateş altında kalmadan geçmek için İran'a 2 milyon dolara kadar ücret ödediği bildiriliyor.

Balakrishnan'a göre Singapur'un görüşü, geçiş hakkının geleneksel uluslararası hukukun bir parçası olduğu.

Tahran'la geçiş konusunda müzakere etmek, Singapur dahil 170'ten fazla ülkenin imzaladığı BM Deniz Hukuku Sözleşmesi veya Deniz Hukuku Antlaşması'nın hukuki ilkesini dolaylı olarak yıpratacak.

Balakrishnan, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi'yle diplomatik kanalının savaştan önce de açık olduğunu ve şimdi de açık kaldığını söyledi.

"Yakın gelecekte onunla görüşeceğimden eminim" dedi.

Ancak taraf tuttuğumuz için değil, ilke gereği gemilerin güvenli geçişi için müzakerelere giremem veya geçiş ücretleri konusunda pazarlık yapamam.

Malakka Boğazı, küresel denizcilik için muhtemelen Hürmüz Boğazı kadar kritik bir geçiş noktası. Hatta Singapur yakınlarındaki su yolundan İran yakınlarındaki su yoluna kıyasla daha fazla ham ve rafine petrol geçiyor. Küresel konteyner ticareti akışları için de durum aynı.

Malakka Boğazı en dar yerinde 2 deniz milinden daha az genişliğe sahip. Hürmüz Boğazı ise 21 deniz mili.

Balakrishnan, BM sözleşmesini kastederek, "Şimdi neden uluslararası hukukun ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin okyanusların anayasası olduğu konusunda net bir duruş sergilememiz gerektiğini anlıyor musunuz?" diye sordu.

Singapur Denizcilik ve Liman Otoritesi'nin Basra Körfezi'ndeki Singapur bayraklı veya Singapur tescilli gemilerin sahipleri ve işletmecileriyle yakın temas halinde olduğunu da sözlerine ekledi.

Bu kurumların gemilerin güvenli geçişini kolaylaştırmak için olası fırsatları araştırdığını söyledi.

Independent Türkçe


Çin devasa doğalgaz stokunu nasıl oluşturdu?

Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)
Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)
TT

Çin devasa doğalgaz stokunu nasıl oluşturdu?

Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)
Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı konumunda (Reuters)

Çin, depolanması zor doğalgazı büyük miktarlarda stoklamayı başardığı gibi üretimi de artırıyor.

New York Times'ın haberinde, Çin'in dünyadaki en büyük yer üstü doğalgaz stokuna sahip olduğu yazılıyor.

20 katlı bina yüksekliğindeki tanklarda tutulan doğalgaz sayesinde Pekin yönetimi, İran savaşıyla patlak veren tedarik kesintilerine karşı hazırlıklıydı.

Jiangsu eyaletindeki endüstriyel liman kenti Yancheng'de yer alan 6 tankın her birinde, Pekin'deki 22 milyon kişinin iki aydan fazla süreyle ev ihtiyaçlarını karşılayacak kadar doğalgaz var.

Analize göre bu devasa stok, Hindistan, Pakistan ve Vietnam dahil Asya'daki diğer komşularının doğalgaz kaynaklarının tükenmeye başladığı bir dönemde, Çin yönetiminin Ortadoğu'dan tedarik kesintisinin etkilerini hafifletmesini sağladı.

Çin, dünyanın en büyük doğalgaz ithalatçısı ve gübre tüketicisi; gübrenin büyük bir kısmı da doğalgazdan üretiliyor. Ülke aynı zamanda en büyük kimya endüstrisine sahip ve bu sanayinin büyük bir kısmı da doğalgaza ihtiyaç duyuyor.

Ülke, deniz yoluyla getirilen sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) depoladığı tankların yanı sıra Orta Asya ve Rusya'daki gaz sahalarına boru hatları da inşa ettirdi.

Hidrolik kırma ve diğer teknolojiler sayesinde son 10 yılda doğalgaz üretimini iki katından fazla artıran Çin, bazı kimyasalların üretiminde doğalgaza alternatif olarak kullanılabilecek kömüre dayalı sistemler de geliştirildi.

ABD şu anda petrol ve doğalgaz üretiminde lider. Çin de doğalgaz üretiminde ABD, Rusya ve İran'ın ardından 4. sırada. Asya devi; ABD, Suudi Arabistan, Rusya ve Kanada'nın ardından 5. en büyük petrol üreticisi.

Çin lideri Şi Cinping, uzun süredir ülkesini küresel enerji tedarikinde yaşanabilecek sorunlara karşı dayanıklı hale getirmeye çalışıyor. 2022'deki bir konuşmasında kömür, petrol ve doğalgaz kapasitesinin artırılması talimatını da vermişti.

ABD, Hindistan ve diğer ülkelerdeki çiftçiler bu bahar gübre kıtlığı yaşamaktan endişelenirken, Yancheng'deki LNG depolama tesislerine yakın köylerde yaşayanlar bol miktarda gübreye sahip olduklarını söylüyor.

Çinli firmalar da İran savaşı nedeniyle yükselen fiyatları fırsat bilerek rekor seviyede LNG'yi tekrar piyasaya sürdü.

Analiz şirketi Kpler'e göre yılın başından bu yana Çin, 1,31 milyon ton LNG sevkıyatı gerçekleştirdi. 19 sevkıyattan 10'u Güney Kore'ye, 5'i Tayland'a, geri kalanıysa Japonya, Hindistan ve Filipinler'e yapıldı.

Buna karşılık Çin geçen sene 0,82 milyon ton, 2023'te ise 0,98 milyon ton LNG'yi yeniden satmıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters