Suudi Arabistan Kralı Kuveyt Emiri’ne dayanışma mesajı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah (SPA)
TT

Suudi Arabistan Kralı Kuveyt Emiri’ne dayanışma mesajı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah (SPA)
Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’a aralarındaki güçlü kardeşlik ilişkileri ve bu ilişkileri destekleme ve geliştirme yolları hakkında yazılı bir mesaj gönderdi.
Mesaj, Suudi Arabistan'ın Kuveyt Büyükelçisi Prens Sultan bin Saad tarafından Emirlik Divan İşleri Bakanı Şeyh Muhammed Abdullah el-Mübarek es-Sabah kendisini karşıladığında iletildi.



Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
TT

Suudi Arabistan ve Arap ülkelerinden İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlaline sert kınama

İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)
İsrail'in dün düzenlediği saldırıların ardından Ebu el-Zuhur askeri üssünün görünümü (Reuters)

Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Suriye’nin İdlib ilindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan hava saldırılarını, uluslararası hukukun ve Suriye’nin egemenliğinin “açık bir ihlali” olarak nitelendirerek en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, söz konusu saldırının kesin bir şekilde reddedildiği belirtilerek uluslararası topluma İsrail’in uluslararası hukuk ve teamülleri ihlal etmesine son vermesi çağrısı yinelendi. Açıklamada ayrıca Suriye ile dayanışma içinde olunduğu ve ülkenin egemenliğini koruyacak, toprak bütünlüğünü ve birliğini güvence altına alacak, Suriye halkının güvenlik ve istikrarını sağlayacak her türlü çabanın desteklendiği vurgulandı.

Körfez ülkelerinin yanı sıra Arap ve İslam ülkeleri de İdlib’deki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan İsrail saldırılarını kınadı. Saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün “açık bir ihlali” ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın hükümlerine aykırı olduğu ifade edildi. Açıklamalarda Suriye ile dayanışma mesajı verilirken, ülkenin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik bütün çabaların desteklendiği belirtildi.

Körfez ve Arap ülkelerinden dayanışma

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in bölge ülkelerinin egemenliğini cezasız olarak ihlal etmeyi sürdürmesinin, güç kullanarak yeni fiili durum dayatmaya yönelik “tehlikeli bir yaklaşımı” ve uluslararası meşruiyeti sistematik biçimde hiçe saymayı ortaya koyduğu belirtildi.

Açıklamada, İsrail’in çevresinde yeni bir fiili durum oluşturmaya çalışması halinde, uluslararası toplumun buna kararlı bir şekilde karşılık vermesi gerektiği vurgulandı. İsrail’in, uluslararası hukukun üzerinde hareket ettiği bir ortamın oluştuğu ve uluslararası toplumun bu ihlalleri engellemekte sessiz ve yetersiz kaldığı ifade edilerek, uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yapıldı.

Katar Dışişleri Bakanlığı ayrıca hesap verebilirlik ve caydırıcılığın olmamasının İsrail’i ihlallerini sürdürmeye teşvik ettiği, bunun ise güvenlik ve istikrarı tehdit ederek bölgeyi daha geniş bir gerilim döngüsüne sürüklediği uyarısında bulundu.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı da uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan saldırılarını durdurma ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın kurallarına uyulmasını sağlama sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamada, İsrail’in Suriye topraklarındaki ihlallerinin sürmesini tamamen reddettiğini belirtti. Açıklamada, bu saldırıların Suriye ve bölgedeki istikrar çabalarını sekteye uğratabilecek, bölgesel güvenlik ve barışı tehdit eden “tehlikeli bir tırmanış” olduğu ifade edildi.

Mısır, uluslararası toplumun İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verilmesi ve güç kullanarak fiili durum dayatma politikasının durdurulması için sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bunun, bölgede yaşanan peş peşe gerilim döngülerinin kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Fuad el-Mecali de Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan tüm tekrarlanan İsrail saldırıları ve uygulamalarının durdurulması gerektiğini söyledi. Mecali, uluslararası topluma hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme, İsrail’i Suriye’ye yönelik yasa dışı ve provokatif saldırılarını durdurmaya ve Suriye topraklarının bir bölümündeki işgaline son vermeye zorlama çağrısında bulundu. İsrail’in uluslararası hukuk kurallarına, uluslararası meşruiyet kararlarına, devletlerin egemenliğine ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesine uyması gerektiğini belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi de İsrail işgal güçlerinin düzenlediği saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Konsey Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, İsrail’in Suriye topraklarını hedef almasının, ülkenin egemenliğine ve topraklarının dokunulmazlığına yönelik kabul edilemez bir saldırı olduğunu söyledi.

Budeyvi, saldırıların devletlerin egemenliğine yönelik müdahaleyi yasaklayan uluslararası kural ve teamüllere aykırı olduğunu belirterek, bu uygulamaların sürmesinin gerilimi ve tırmanmayı artırabileceği, bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları baltalayabileceği uyarısında bulundu.

Konsey Genel Sekreteri uluslararası topluma sorumluluklarını yerine getirme ve bu ihlallere karşı kararlı bir tutum alma çağrısı yaparak, İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulmasını ve Suriye’nin güvenlik ve istikrarının korunmasını istedi. Ayrıca Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin Suriye Cumhuriyeti, egemenliği ve toprak bütünlüğüyle dayanışma içinde olduğunu yineledi.

Gerilimden İsrail sorumlu tutuldu

Suriye devlet medyası daha önce Suriyeli bir askeri kaynağa dayandırdığı haberinde, “İsrail işgal güçlerine ait savaş uçaklarının dün şafak vakti İdlib’in doğu kırsalındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini sekiz hava saldırısıyla hedef aldığını” bildirmişti. Saldırının can kaybına yol açmadığı, ancak hava üssünün altyapısında maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in hava saldırılarını en sert ifadelerle kınayarak bunları “haksız bir saldırı, egemenliğin açık bir ihlali ve bölgenin güvenliğini tehdit eden tehlikeli bir gerilim” olarak nitelendirdi.

Bakanlığın açıklamasında, İsrail’in 8 Aralık 2024’ten bu yana düzenlediği saldırıların, Suriye’nin itidal politikası izlediği, istikrarı güçlendirmeye ve gerilimden kaçınmaya çalıştığı bir dönemde sürdüğüne dikkat çekildi. Açıklamada, bu durumun İsrail işgalinin söz konusu çabaları baltalama ve bölgeyi daha fazla gerilim ve istikrarsızlığa sürükleme girişimlerini bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Suriye, tırmanıştan İsrail’i sorumlu tutarak uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne saldırıyı açıkça kınama ve İsrail’in Suriye’nin egemenliğine yönelik tekrarlanan ihlallerine karşı kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu.

Şam ayrıca, “uluslararası hukuk ve teamüller tarafından güvence altına alınan meşru yollarla haklarını ve ulusal çıkarlarını savunmayı sürdüreceğini” bildirdi.


Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
TT

Microsoft Arabia Başkanı, Şarku’l Avsat’a Suudi Arabistan’da yapay zekânın bir sonraki aşamasına ilişkin öncelikleri anlattı

Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)
Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi (Microsoft Arabia)

Suudi Arabistan’da yıllar süren altyapı ve düzenleyici çerçeve çalışmalarının ardından yeni hedef, yapay zekânın kurumların merkezine fiilen entegre edilmesi haline geldi. Microsoft Arabia Başkanı Ayman AlGhamdi, şirketin Krallık’taki faaliyetlerinin başına geçmesiyle birlikte bu entegrasyon açığını en önemli önceliği olarak belirledi.

Geçtiğimiz temmuz ayında göreve gelmesinden bu yana verdiği ilk medya demecinde AlGhamdi, önümüzdeki döneme ilişkin üç temel öncelik sıraladı: Güvenilir bir bulut altyapısı oluşturmak, yapay zekâyı deney aşamasından fiili kullanıma geçirmek ve yerel kapasiteyi artırmak. Bu hedefler, Krallık’ın Doğu Bölgesi’nde bir Azure bölgesinin kullanıma sunulması, yetkinlik geliştirme programlarının genişletilmesi ile bölgesel ve küresel ölçekte büyümeye uygun yerel çözümlerin geliştirilmesi süreçleriyle eş zamanlı olarak yürütülecek.

Kurumlar içindeki uygulama açığı

AlGhamdi, Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâya dayalı bir ekonomiye geçiş için gerekli altyapı, veri yönetişimi, sorumlu yapay zekâ ve kapasite inşası alanlarında temel adımları büyük oranda tamamladığını belirtti.

Bu kapsamda Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu’nun (SDAIA) kaydettiği ilerlemeye dikkat çeken AlGhamdi, mevzuat çerçevesinin veriyle ilgili 32, yapay zekâyla ilgili ise 13 düzenleyici aracı kapsadığını ifade etti. AlGhamdi buna karşın, önümüzdeki sürecin daha çok kurumların kendi iç dinamiklerinde yaşanacak gelişmelere bağlı olacağını vurguladı.

Şarku’l Avsat’a konuşan AlGhamdi, “Birtakım kurumlar yapay zekâyı temel operasyonlarına entegre etmek yerine halen bir deney alanı olarak görmeye devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu açığın kapatılması için yapay zekânın doğrudan iş performansına, hizmetlere ve müşteri deneyimine bağlanması gerektiğini belirten AlGhamdi, kullanımın ölçülebilir bir etkiye dönüşebilmesi adına uygun veri, yönetişim, nitelikli insan kaynağı ve işletim modellerinin sağlanmasının şart olduğunu kaydetti.

gjuk
Microsoft: Bulut ve yapay zekâ sağlayıcıları arasındaki rekabet, sadece modeller ve altyapı sunmaktan öteye geçerek, kurumlar içinde gerçek ve güvenli bir etki yaratma yeteneğine doğru kayacak. (Adobe)

Bu yaklaşım, AlGhamdi’nin ilk yılındaki önceliklerinin odağını oluşturuyor. AlGhamdi, hedefin yapay zekânın etkisini ‘sadece bir başlık olmaktan çıkarıp somut hale getirmek’ ve bunu kurumların çalışma yöntemlerine, sundukları hizmetlere ve elde ettikleri sonuçlara yansıtmak olduğunu ifade etti.

İlk yıl için üç öncelik

AlGhamdi ilk olarak, Krallık’ın Doğu Bölgesi’ndeki Azure bölgesinin müşteri iş yüklerine açılmasına hazırlık kapsamında, ‘güvenilir bulut altyapısı’ şeklinde adlandırdığı unsuru öne çıkardı. AlGhamdi bu adımı, yalnızca ülke içindeki işlem kapasitesini artırmakla sınırlı görmeyip kurumların hassas sistemlerini güvenli ve sorumlu bir şekilde modernize edebilme yeteneğiyle ilişkilendirdi.

İkinci öncelik ise yapay zekâ projelerini deney aşamasından pratik değere dönüştürmek. AlGhamdi, başarı kriterinin şirketlerin duyurduğu kullanım senaryolarının sayısıyla değil; verimlilik, hizmetler, operasyonlar ve müşteri deneyiminde sağlanan somut iyileşmeyle ölçüleceğini vurguladı.

Bu deneysel süreçten pratik kullanıma geçişin bir örneği olarak AlGhamdi, Obeikan Group tarafından akıllı fabrikalar için geliştirilen akıllı sistem O3ai platformunu işaret etti.

Suudi yetkinliklerinin geliştirilmesini ise üçüncü sıraya koyan AlGhamdi, Microsoft’un 2030 yılına kadar Suudi Arabistan’da 3 milyon kişinin yapay zekâ becerileri kazanmasına yardımcı olma taahhüdünü hatırlattı. Dönüşümün yerel düzeyde inşa edilmesi ve sürdürülebilir kılınmasının hedeflendiğini belirten AlGhamdi, “Dönüşümü tek başına teknoloji değil, insanlar gerçekleştirir” değerlendirmesinde bulundu.

Bulut teknolojisi... Yerel barındırmadan çok daha fazlası

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki bulut bölgesinin faaliyete geçmesini yalnızca bir kapasite veya veri depolama meselesi olarak sunmayıp şirketlerin ve kamu kurumlarının kritik iş yüklerini modernize etme ve yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırma yeteneğiyle ilişkilendiriyor. Ulusal ölçekte bir genişlemenin; bulut hazırlığı, veri altyapısı, güvenlik, yönetişim, yetkinlikler ve güçlü bir ortaklık ağını içeren bütüncül unsurlara ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken AlGhamdi, yeni bulut bölgesinin yaratacağı asıl geniş etkinin dijital değer üretiminin daha büyük bir kısmının Krallık içine taşınmasıyla görüleceğini belirtiyor. AlGhamdi, bu durumun daha fazla yerel çözüm, teknik kapasitenin derinleşmesi ve iş ortakları arasında yenilikçiliğin yaygınlaşması anlamına gelebileceğini ifade ediyor. Uzun vadede ise hem Suudi pazarında hem de bölgedeki diğer pazarlarda kullanılabilecek fikri mülkiyetlerin üretilmesinin hedeflendiğini vurguluyor.

Daha rekabetçi bir pazar

AlGhamdi, Suudi müşterilerin yerel ve küresel bulut hizmet sağlayıcıları arasında geniş bir seçenek yelpazesine sahip olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirerek, bu durumun ‘güçlü ve hızla olgunlaşan’ bir pazarı yansıttığını ifade etti. Bulut kapasitesinin genişlemesi ve gelişmiş yapay zekâ modellerine erişimin kolaylaşmasıyla birlikte AlGhamdi, rekabetin yalnızca altyapıya veya modele sahip olma ekseninde kalmayacağını vurguladı.

“Fark yaratma süreci erişimden etkiye kayacak” değerlendirmesinde bulunan AlGhamdi, asıl sorunun modele kimin sahip olduğu değil; kurumların bu teknolojiyi güvenli, sorumlu ve çalışma yöntemlerini fiilen değiştirecek şekilde kullanmalarına kimin yardımcı olabileceği hususunda düğümleneceğini belirtti.

cdfgthy
Microsoft, Suudi kuruluşların önündeki en büyük zorluğun, yapay zekâ deneyimlerinden, bunu süreçlere fiilen entegre etmeye ve ölçülebilir sonuçlar elde etmeye geçiş yapmak olduğunu düşünüyor. (Adobe)

AlGhamdi bu durumu; bulut, veri, siber güvenlik, verimlilik araçları, iş uygulamaları, geliştirici araçları ve model seçeneklerinin tek bir platformda birleştirilmesi hedefiyle ilişkilendiriyor. Böylece yapay zekânın günlük iş akışlarının, kararların, operasyonların ve müşteri deneyimlerinin doğal bir parçası haline gelmesi amaçlanıyor.

Her bir kurumun kendine özgü veri, bağlam ve kurumsal bilgi birikimi üzerindeki denetimine de dikkat çeken AlGhamdi, Microsoft’un rekabette öne çıkardığı unsurları ‘güven, seçim imkanı ve kontrol’ kavramlarıyla özetlerken, bunların yanı sıra yapay zekâyı ölçeklenebilir ve ölçülebilir bir etkiye dönüştürme yeteneğinin önemini vurguladı.

Yapay zekâdan elde edilen dengesiz getiri

Üretken yapay zekâya yönelik yatırımların hız kazanmasına rağmen AlGhamdi, kurumların veri, operasyon ve yönetişim sorunlarını çözme kapasitelerinden daha hızlı bir şekilde bu teknolojilere yönelme riski bulunduğunu kabul etti.

Üretken yapay zekânın bir kurumun halihazırda yürüttüğü süreçleri hızlandırabileceğini belirten AlGhamdi, ancak bu teknolojinin ‘zayıf veri altyapısını, dağınık operasyonları veya net bir yönetişim eksikliğini telafi edemeyeceğini’ vurguladı. AlGhamdi, en güçlü sonuçları elde eden kurumların yapay zekâyı bağımsız bir teknoloji projesi olarak değil, iş dönüşümünün bir parçası olarak ele alanlar olduğunu ifade etti.

Söz konusu duruma Ma'aden şirketinin deneyimini örnek gösteren AlGhamdi, şirketteki ekiplerin Microsoft 365 Copilot, Copilot Studio ve Azure OpenAI Service kullanarak ayda 2 bin 200 saatten fazla zaman tasarrufu sağladığını kaydetti. AlGhamdi’ye göre adaptasyon hızı, üzerine kurulduğu altyapının kalitesinden bağımsız değerlendirilmemeli. Güvenlik ve yönetişimin aynı hızla ilerlemesi gerektiğini belirten AlGhamdi, bu noktada asıl sorunun kurumun çok hızlı hareket edip etmediği değil; kurumsal, veri ve güvenlik altyapısının bu hızla eş zamanlı ilerleyip ilerlemediği olduğunu vurguladı.

Teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine

AlGhamdi, Suudi Arabistan’daki önümüzdeki dönemin yalnızca küresel platformların kullanımıyla sınırlı kalmayıp Krallık içinden geliştirilen ve ülke sınırlarını aşabilecek teknolojileri inşa etme kapasitesinin artırılmasıyla ilgili olduğunu vurguladı.

Bu doğrultuda Microsoft’un rolünün Suudi şirketlerine, girişimlere ve yazılımcılara bulut altyapısı, yapay zekâ araçları, siber güvenlik, veri platformları ve ortaklık ekosistemi desteği sunmak olduğunu belirten AlGhamdi, yerel bulut bölgesinin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini karşılarken ülke içinde çözümler geliştirilmesine ve barındırılmasına imkân tanıyacağını kaydetti.

Uzun vadedeki fırsatın çok sayıda Suudi kurumunun ‘teknoloji tüketiminden teknoloji üretimine’ geçiş yapması olduğunu ifade eden AlGhamdi, bunun bölgesel ve küresel ölçekte rekabet edebilecek fikri mülkiyetlerin, platformların ve yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesini kapsadığını belirtti.

Dijital egemenlik ve yerel kapasite

AlGhamdi, dijital egemenlik ile veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık arasındaki farklara ilişkin bir soruya yanıt verirken, yerel düzeyde çözüm geliştirme ve bunları Krallık içinde barındırma kapasitesini artırma konusuna odaklandı.

Yerel bulut altyapısının varlığının, girişimcilerin veri depolama ve mevzuat gereksinimlerini gözeterek Suudi Arabistan içinde çözümler geliştirmesine ve barındırmasına imkân tanıdığını belirten AlGhamdi, bu durumu teknolojiyi kullanmaktan üretmeye geçiş süreciyle ilişkilendirdi.

AlGhamdi; veri depolama, operasyonel kontrol ve teknik bağımsızlık kavramları arasında doğrudan bir ayrıma gitmedi. Buna karşın meseleyi; Suudi şirketlerinin, girişimlerin ve yazılımcıların teknik değerin, bilginin ve fikri mülkiyetin daha büyük bir kısmını Krallık bünyesinde tutabilme yeteneğiyle bağdaştırdı.

Altyapının ötesinde bir rol

AlGhamdi, Microsoft’un Suudi Arabistan’daki rolünü değerlendirirken, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile bulut, yetkinlik gelişimi ve sorumlu yapay zekâ alanlarındaki iş birliği de dahil olmak üzere hükümet, kurumlar, şirketler, yazılımcılar, iş ortakları ve eğitim kurumlarıyla yürütülen 25 yılı aşkın geçmişe dikkat çekti.

Mevcut sürecin sorumluluk seviyesini yalnızca teknoloji sunmanın ötesine taşıdığını belirten AlGhamdi, bunu hizmetlerin ve verimliliğin artırılması, güvenli dijital ortamların güçlendirilmesi ve Suudi yetenekler için daha geniş fırsatlar yaratılması gibi ulusal kazanımlara dönüştürme gerekliliğini vurguladı.

xsdfrgt
Microsoft Arabia, uzun vadeli başarıyı, beceri, yetenek, çözüm ve platformların geliştirilmesi yoluyla Suudi Arabistan’ın teknoloji tüketiminden üretimine geçişiyle ilişkilendiriyor. (Adobe)

AlGhamdi, Microsoft bünyesindeki 15 yılı aşkın deneyiminin ardından bu göreve getirildi. Daha önce şirketin Suudi Arabistan’daki kamu kurumları, ulusal kuruluşlar, eğitim ve sağlık sektörlerine yönelik faaliyetlerini yöneten AlGhamdi, kamu bulut düzenlemeleri ile ulusal analiz platformuna ilişkin girişimlerde de yer aldı. AlGhamdi’nin kariyer geçmişinde ayrıca Oracle ve Google bünyesinde üstlendiği roller bulunuyor.

Önümüzdeki üç yılın sınaması

AlGhamdi, görevdeki üç yılının ardından başarısının nasıl değerlendirileceğine ilişkin soruya yanıt verirken; bunu iş hacmi ya da satılan ürün sayısıyla sınırlamadı. Başarıyı daha geniş bir çerçevede, yapay zekâ alanındaki hedeflerin somut sonuçlara dönüştürülmesiyle ilişkilendiren AlGhamdi, “Üç yıl sonra başarıyı tek bir soruyla değerlendireceğim: Suudi Arabistan’ın yapay zekâ vizyonunu insanların gözlemleyebileceği bir ilerlemeye dönüştürmesine yardımcı olabildik mi?” ifadelerini kullandı.

Bu hedef doğrultusunda AlGhamdi, güvenilir bulut altyapısının kurumlar ve kritik sektörler nezdinde yaygınlaşmasını, yapay zekânın deneysel süreçlerden sıyrılarak verimlilik, hizmetler ve müşteri deneyiminde ölçülebilir iyileşmelere dönüşmesini öncelik olarak tanımladı. AlGhamdi ayrıca, Krallık bünyesinde dijital değer üretebilecek Suudi yeteneklerin, iş ortaklarının ve yazılımcıların sayısının artırılmasını da temel kriterler arasında sıraladı.

Bu kapsamda AlGhamdi’nin çizdiği yeni dönem; teknoloji yatırımlarının benimsenme aşamasından uygulamaya geçiş gücünün test edilmesine odaklanıyor. Süreç, model ve platform kullanımının ötesine geçerek Suudi ekonomisi bünyesinde verimlilik, hizmet kalitesi, nitelikli insan kaynağı ve fikri mülkiyet alanlarında ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini hedefliyor.


Suudi Arabistan, IKBY’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadı

Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, IKBY’ye yönelik saldırıları şiddetle kınadı

Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)
Suudi Arabistan, Irak’ın egemenliğine ve kurumlarının güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiğini yineledi. (SPA)

Suudi Arabistan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarını hedef alan ve IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin ofisine kadar ulaşan saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Riyad, saldırıların Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Krallığın siyasi ve kamuya mal olmuş isimleri hedef alan düşmanca operasyonları ve Irak devlet kurumlarının güvenliğini tehdit eden ya da ülkenin güvenlik ve istikrarını sarsan her türlü girişimi tamamen reddettiği ifade edildi.

Bakanlık, Riyad’ın devletlerin iç işlerine her türlü müdahaleyi, egemenliklerinin ihlal edilmesini, iyi komşuluk ilkelerine ve uluslararası hukuka aykırı eylemleri reddeden tutumunu yineledi.

Mesrur Barzani ise dün yaptığı açıklamada, İran’a ait iki bomba yüklü insansız hava aracının (İHA) Erbil’deki özel ofisini ve bölgesel istihbarat teşkilatı Parastin’in Direktörü’nün ikametgahını hedef aldığını duyurmuştu. Bölgedeki yetkililer tarafından ‘tehlikeli bir tırmanış ve Irak’ın egemenliğinin ihlali’ olarak nitelendirilen saldırıya ilişkin açıklamasında Barzani, IKBY Terörle Mücadele Birimi tarafından yürütülen soruşturmanın, dün sabah erken saatlerde özel ofisi ile Erbil’de faaliyet gösteren Parastin’in Direktörü’nün ikametgahının İran’a ait iki İHA tarafından hedef alındığını ortaya koyduğunu bildirmişti.