Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye yaptırım uygulayanların NATO'ya girmelerine 'evet' demeyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her şeyden önce Türkiye'ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz." dedi.

Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye yaptırım uygulayanların NATO'ya girmelerine 'evet' demeyiz

Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan Cezayir ve Türkiye'nin savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Konuşmasına Cumhurbaşkanı Tebbun'u Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı dolayısıyla Ankara'da misafir etmekten duyduğu bahtiyarlığı dile getirerek başlayan Erdoğan, Tebbun ve heyetine "Hoşgeldiniz." dedi.
Cezayir'den Türkiye'ye 17 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan bu tarihi ziyaretle ilişkilere yeni bir ivme kazandırdıklarını söyleyen Erdoğan, Cezayir'in bağımsızlığının 60'ıncı yılını tebrik etti ve vatanlarının bağımsızlığı uğruna can veren tüm kahramanları rahmetle yad etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın aynı zamanda Türkiye ile Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun da 60'ıncı yılına tekabül ettiğini hatırlatarak, iki dost ve kardeş ülke olarak 500 yıl öncesine uzanan ortak bir maziyi paylaştıklarını dile getirdi.
İki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir zemine taşıyan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin kuruluşunu 2020 yılında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında kararlaştırdıklarını belirten Erdoğan, "İlk toplantımızı gerçekleştirmek bugüne nasip oldu. Bu vesileyle iş birliğimizi daha da ileriye taşıma kararlılığımızı karşılıklı olarak bir kez daha teyit ettik. Görüşmelerimizde Türkiye-Cezayir ilişkilerini kapsamlı biçimde ele aldık. Gerek ikili gerek uluslararası platformlarda dayanışmamızı artırarak sürdürme kararlılığımızı vurguladık." dedi.
"Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin her geçen gün geliştiğini anımsatarak, "2020 yılındaki ziyaretimde 5 milyar dolar hedefini belirlemiştik. Ticaret hacmimizi salgın şartlarına rağmen bir önceki yıla oranla yüzde 35 artırarak 4,2 milyar dolar düzeyine ulaştırdık. Bugün çıtayı yükseltip yeni bir hedef belirledik, o da 10 milyar dolar hedefine ulaşacağız. Afrika'nın dünyaya açılan kapılarından biri olan Cezayir'in üretimini çeşitlendirmeye, özellikle birçok alanda siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel, turistik, bütün bu alanlarda Türkiye-Cezayir olarak geleceğe çok daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız." diye konuştu.
Ekonomik iş birliğinin lokomotiflerinden biri olan yatırımcıların da bu süreci yakından takip ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "1400'ü aşkın Türk firması Cezayir ekonomisinin gücüne güç katıyor. Cezayir'i bir üretim üssü olarak gören ve yatırımlarını ülkenize yönlendiren firmalarımıza desteğinizin süreceğinden eminim. Özellikle de yarın İstanbul'da Sayın Cumhurbaşkanının teşrifleriyle gerçekleşecek iş forumunun karşılıklı ticaretimizin ve yatırımlarımızın artırılmasına katkıda bulunacağı muhakkaktır. Yakın geçmişte ortak yatırımların başlamış olduğu enerji ve madencilik alanlarındaki çalışmalarımız ülkelerimizin refahını artıracaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Mevkidaşı Tebbun ile Afrika ve İslam dünyasındaki meseleleri de ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, "Cezayir Afrika kıtasının yüz ölçümü itibarıyla en büyük ülkesi olmasının yanı sıra kıtanın lider ülkelerinden biridir. Cezayirli kardeşlerimizin kıtanın kuzeyi ve Sahel Bölgesi başta olmak üzere Afrika'nın tamamında oynadığı rolü takdirle karşılıyoruz. Türkiye olarak biz de kazan-kazan ve eşit ortaklık temelinde Afrika'daki tüm kardeşlerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye çalışıyoruz." açıklamasını yaptı.
Libya ve Somali'nin, Türkiye'nin kıtanın ekonomik kalkınmasına, sosyal barış ve siyasal istikrarının korunmasına verdiği önemi gösteren iki örnek olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu vesileyle Somali'deki seçimin sonuçlarının tüm Somali halkı için hayırlara vesile olmasını da temenni ediyorum. 2011 yılında çöküşün eşiğindeyken Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasına çok büyük katkı sağladığı Somali'de 15 Mayıs 2022 tarihinde yapılan bu cumhurbaşkanlığı seçiminin başarıyla tamamlanmasından ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Seçimlerin Somalili kardeşlerimizle birlikte Doğu Afrika halkları için hayırlara vesile olmasını diliyor, Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh Mahmud'u tebrik ediyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan iki ülke olarak savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlıyız. Türk yatırımlarının ağırlık kazandığı Oran kentinde açılacak başkonsolosluğumuz iki ülke arasındaki beşeri ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik gayretlerimize destek verecektir. Türkiye Maarif Vakfımız da Cezayir'de kuracağı okulla Cezayirli gençlere kaliteli eğitim imkanı sunacaktır. Kardeş Türkiye ve Cezayir halkları arasındaki güçlü bağların karşılıklı olarak açacağımız kültür merkezleri vasıtasıyla daha da kuvvetlendirilmesini hedefliyoruz. Madencilikten çevreye, eğitimden kültüre, muhtelif alanlarda biraz önce imzaladığımız anlaşmalarla ilişkilerimizin ahdi zeminini tahkim ettik. Tüm alanlarda atılabilecek ilave somut adımları ilgili bakanlarımız değerlendirmeye ve hayata geçirmeye devam edecektir. Bizler de kendilerini bu yönde teşvik ederek gerekli desteği sağlayacağız."
Toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Cumhurbaşkanı Tebbun ve heyetine ziyaretleri için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
"Birçok alanda yatırım olanaklarının olduğundan bahsettiniz, birçok alanda var belki daha da stratejik alanlar olabilir. Acaba bu konuda ne diyebilirsiniz? Cezayir ile farklı stratejik ne tür anlaşmalar hayata geçirilebilir?" sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle savunma sanayiinde atacağımız adımlar önem arz ediyor ve savunma sanayii tabii dar bir kalıp içerisinde ifade edilebilecek alan değil. Burada şu anda görüşme halinde olan firmalarımız var, başta TUSAŞ olmak üzere. Bunun dışında yine görüşme halinde olan özel sektör firmalarımız var ve bütün bunlarla beraber çok daha önemlisi denizde ve karada birçok firmamızın Cezayir ile görüşmeleri devam ediyor. Bu görüşmelerle birlikte bir defa işin savunma sanayii bölümünü biz askeri ilişkiler başlığı altında ele aldık." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede siyasi noktada uluslararası bütün diplomatik ilişkilerinde iki ülkenin ortak hareket etme konusunun ele alındığını belirterek, şöyle konuştu:
"Sayın Başkan örneğin Filistin'i gündeme getirdi, Libya'yı gündeme getirdi, bütün bu alanlarda beraber hareket etme ve bunu tabii her an genişletme, bunları da ilgili bakanlarımızın birbirleriyle yapacakları görüşmelerle genişletme... Stratejik iş birliği anlaşması demek aslında dışişleri bakanlarımızın sekreteryasında yıl boyu bakanlarımızın birbirleriyle yaptıkları çalışmalar ve bir yıl Türkiye, bir yıl Cezayir'de olmak üzere Cumhurbaşkanlarının riyasetinde de bu toplantıları bugün olduğu gibi devam ettireceğiz. Bu şekilde de alanların ne gibi genişlediğini, bakanların ne gibi çalışmalar yaptığını da değerlendirme fırsatımız olacak."

Tarım ve turizm konuları
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüşmede üzerinde durdukları en önemli konulardan bir tanesinin tarım olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Tarım alanında ve hayvancılık alanındaki tarım endüstrisi noktasında deneyimlerimiz var. Tabii Cezayir yüzölçümü itibariyle yani 2 milyon 400 bin kilometrekarelik bir alana sahip. Dolayısıyla bu kadar büyük bir alana sahipken, su noktasında da sıkıntısı adeta olmayan bir ülke konumunda. Bu konuda müşterek dayanışma halinde bir çalışmanın içerisine girebileceğimizi konuştuk. Bu devletten devlete, özel sektörler arası bunları yapıp her iki ülkenin kazan-kazan esasına göre gerekirse üçüncü ülkelere de buralardan ihracatların yapılabileceği konularını ele aldık, bunların da değerlendirmesini yaptık." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede turizm konularının da ele alındığını anımsatarak, "En önemli konulardan bir tanesi turizm, turizmde özellikle Türkiye-Cezayir arasındaki ilişkileri tarihten gelen, özellikle o birikimle ele almak ve bunu kültürel turizm gelişebilir, bütün bunlarla beraber paket turizmi geliştirebiliriz ve böylece aramızdaki tabana dayalı atılacak adımlarla da inşallah Türkiye-Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının nerelere dayandığını da ortaya koyabiliriz. Milli Eğitim ve Maarif, bunlarla ilgili attığımız adım büyük önem arz ediyor, yine bunun yanında güvenlik alanında attığımız adımlar önem arz ediyor. Bunlarla beraber tüm bunları geliştirmenin gayreti içerisinde olacağız." şeklinde konuştu.

"NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz"
Bir gazetecinin "Finlandiya Cumhurbaşkanı NATO'ya üyelik konusunda sizinle görüşmeye hazır olduğunu söyledi, bu konuda bir resmi talep geldi mi ve takvim belirlendi mi? Yine NATO'ya üyelik konusunda İsveç'ten bir heyetin Ankara'ya geleceğini biliyoruz. Her iki ülke ile yapılacak görüşmelerde Türkiye'nin tutumu ve beklentileri ne olacak?" sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:
"Her iki ülke ile ilgili de gerçi bu aralar Dışişleri Bakanları arasında bazı görüşmeler yapıldı. Fakat çok açık, net, samimi bir şeyi benim söylemem lazım. Bakın her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil. Kaldı ki bu süreç içerisinde bu terör örgütlerine karşı kalkıp 'Biz karşıyız' deseler bile, ki tam aksini, teslim etmeleri gereken bazı teröristlerle ilgili teslim etmeyeceklerine dair açıklamaları var. Velev ki teslim edeceklerini dahi söyleseler biz şuna inanırız, bir delikten iki kez Müslüman sokulmaz. Daha önce biliyorsunuz Yunanistan NATO'dan çıkmıştı. O dönemin yönetimi tekrar Yunanistan'ın NATO'ya girmesini sağladı. Şimdi ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Peki NATO'nun en önde gelen ülkeleri Yunanistan'a her türlü desteği veriyor mu, veriyor. Yunanistan'da üsler kuruyorlar mı, kuruyorlar. Biz bunlara nasıl inanacağız? İsveç terör örgütlerinin zaten kuluçka merkezi, parlamentolarında teröristleri getirip orada bunları konuşturtuyorlar, özel davetler çıkartıyorlar. Hatta PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz? Pazartesi günü Türkiye'ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler, kusura bakmasınlar, yorulmasınlar. Her şeyden önce Türkiye'ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz. Çünkü NATO o zaman bir güvenlik örgütü olmaktan çıkar, teröristlerin adeta temsilcilerinin yoğunlaştığı bir yer haline gelir. Buna 'evet' demek mümkün değil ve bir sokulduğumuz yerden bir daha sokulamayız. Kusura bakmasınlar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sırasında sağda ve solda bulunan tablolara işaret ederek, şunları söyledi:
"Ben merak ettim ama siz merak etmediniz, sağımızda ve solumuzda iki tane tablo var. Bunlar bizim arşivlerimizden bugün en önemli bizim hatıramız ve hediyemiz olarak Sayın Cumhurbaşkanı'na veriyoruz. Padişah Abdülmecid'in tahta çıkışını tebrik ederek, Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden, Emir Abdülkadir'in Arapça mektubu ve tercümesi. 14 Aralık 1841. Bakın nereden nereye. Padişah Abdülmecid'in tahta çıkışını tebrik ederek Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden Emir Abdülkadir'in Arapça mektubu ve tercümesi 14 Aralık 1841. Türkiye-Cezayir ilişkileri bakın ta nerelere dayanıyor."



Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'dan Sudan'ın devlet kurumlarına destek

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
TT

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'dan Sudan'ın devlet kurumlarına destek

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Sudan konulu toplantı için New York'ta bir araya geldi (SPA)

Sudan'daki savaşı sona erdirmeye yönelik uluslararası girişimler, siyasi ve diplomatik çekişmelerin yeni bir aşamasına girdi. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan, “meşru ulusal devlet kurumlarına” desteklerini sürdürürken paralel yapılanmaları reddetti. Hartum ise Washington'ın savaşın taraflarının meşruiyetine ilişkin tutumunu reddetti. Bu gelişmelerin yanı sıra Birleşmiş Milletler, Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı ve ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan'ın ABD vizesi krizinin sürmesinden endişe duyarken Washington ile ordu yönetimi arasında önerilen 90 günlük insani ateşkes konusunda da görüş ayrılığı derinleşiyor.

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu kapsamında New York'ta düzenlenen istişare toplantısında Sudan'ın egemenliği, birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik “sarsılmaz” desteklerini teyit etti. Bakanlar, “meşru ulusal devlet kurumlarının” korunmasının önemini vurgularken ülkenin egemenliğini ve birliğini zayıflatabilecek paralel yapılanmaların oluşturulmasını reddetti.

dfgthyju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad'da Sudanlı mevkidaşı Muhyiddin Salim Ahmed İbrahim'i kabul etti (SPA)

Bakanlar ayrıca Sudan'a yasa dışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçı akışının durdurulması çağrısında bulundu. Bu açıklama, Nisan 2023'ten bu yana devam eden savaşı sona erdirecek bir formül bulmak amacıyla uluslararası ve bölgesel girişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde geldi.

Hartum'dan ret

Sudan Dışişleri Bakanlığı, çarşamba günü savaşın taraflarına ilişkin ABD'nin son tutumunu reddetti. Bakanlık, herhangi bir barış girişiminin Sudan'ın egemenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve “meşru ulusal kurumlarına” saygı temelinde şekillenmesi ve dış müdahaleler ile Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) yönelik destek kaynaklarını ele alması gerektiğini belirtti.

Dışişleri Bakanlığı, ordu ile HDK'nın eşit tutulmasını veya herhangi bir müzakere sürecinin savaşın ortaya çıkardığı fiili duruma meşruiyet kazandırmasını reddetti. Bununla birlikte Hartum'un barışın sağlanması amacıyla ABD ve bölgesel ve uluslararası ortaklarla çalışmaya hazır olduğu vurgulandı.

cdfvgthy
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Washington'ın Burhan'a vize vermemesi nedeniyle endişeli (AP)

Bakanlığın açıklamasında, ABD'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Katar, Rusya, Çin, Türkiye ve Pakistan ile Arap Birliği, Afrika Birliği, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki Afrika Grubu da Hartum'un işbirliğine hazır olduğunu belirttiği taraflar arasında sayıldı.

Guterres'ten vize krizi uyarısı

Öte yandan Burhan'ın ABD'ye giriş vizesi alamamasıyla ilgili kriz, Sudan'ın konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşımasının ardından daha da büyüdü.

Sudan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi el-Haris İdris, 21 Eylül'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e bir mektup göndererek ABD makamları nezdinde “acil müdahalede” bulunmasını ve Burhan ile beraberindeki heyete vize verilmesini güvence altına almasını istedi. İdris, sorunun devam etmesinin BM'ye üye bir ülkenin devlet başkanının Genel Kurul çalışmalarına bizzat katılmasını engelleyeceği uyarısında bulundu.

dfgthy
ABD Başkanı Donald Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos (AFP)

BM Sözcüsü Stephane Dujarric, Guterres'in vizenin verilmemesinden “büyük endişe” duyduğunu ve Genel Sekreterlik makamının konuyu derhal ABD makamlarının gündemine taşıyarak temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Reuters'ın haberine göre Burhan New York'a seyahatini erteledi ancak vize başvurusunun reddedildiğine ilişkin resmi bir bildirim almadı. Ajansa konuşan başka bir Sudanlı kaynak ise Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Genel Kurul'da Sudan adına Burhan'ın yerine konuşma yapacağını söyledi.

90 günlük ateşkes önerisi

Vize krizi, ABD'nin 90 günlük insani ateşkes önerisi konusunda yaşanan daha geniş kapsamlı anlaşmazlıkla iç içe geçmiş durumda.

Reuters, Sudanlı bir diplomatik kaynak ile taraflar arasındaki görüşmeler hakkında bilgi sahibi Batılı bir analiste dayanarak vize verilmesinin Burhan'ın ABD Başkanı'nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos tarafından sunulan 90 günlük ateşkes önerisini kabul etmesine bağlı göründüğünü bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise vize verilmesini ateşkesin kabul edilmesine bağladığını resmi olarak açıklamadı.

Üst düzey Sudanlı bir kaynak, Reuters'a yaptığı açıklamada Burhan'ın öneriye “kabul et veya reddet” yaklaşımıyla karşılık vermeyi reddettiğini ve herhangi bir girişimin müzakereye ve değişikliğe açık olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.

İdris daha önce Burhan'ın temmuz ayında Boulos'a müzakereye hazır olduğunu ve 90 günlük insani ateşkes ilan edebileceğini bildirdiğini açıklamıştı. Ancak Burhan bunun için HDK'nın kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini, ateşkesin uygulanmasını denetleyecek mekanizmalar oluşturulmasını ve insani yardımların ulaştırılmasının güvence altına alınmasını şart koşmuştu.

 cvbgnh
Beşir ile Turabi arasındaki ilişkide yaşanan çalkantılar, Sudan tarihinin dönüm noktalarından birine damga vurdu (AFP)

Burhan ayrıca pazartesi günü Foreign Policy dergisinde yayımlanan makalesinde savaş konusunda dışarıdan verilen talimatları reddettiğini belirtti. Burhan, daha önceki ateşkes anlaşmalarının HDK ve destekçilerine saflarını yeniden düzenleme fırsatı verdiğini savundu.

Washington'ın dili sertleşiyor

Buna karşılık Washington, savaşın taraflarına yönelik söylemini sertleştirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Başkan Donald Trump'ın “dünyanın en kötü insani krizini” sona erdirme konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Bakanlık, ordu ve HDK'yı acil ateşkese yönelik ciddi bir bağlılık göstermemekle, çatışmaları ve sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırmakla suçladı.

Washington, iki taraftan da defalarca “sunulan biçimiyle ve ön koşulsuz” bir insani ateşkesi kabul etmelerini ve sivil yönetime geçişe öncülük edecek kapsamlı bir siyasi diyaloğa girmelerini istediğini açıkladı.

ABD ayrıca çatışmanın sürmesinin maliyetini savaşan taraflar ve savaşı besleyen ağlar açısından “artırmak” için girişimlerde bulunacağı uyarısında bulundu.

Boulos da New York'ta bu tutumu yineleyerek Sudan halkının, “Sudanlılar arasında Sudanlıların yürüteceği bir diyaloğu” kolaylaştıracak bir insani ateşkesi hak ettiğini söyledi ve BM'nin uyguladığı silah ambargosunun genişletilmesi çağrısında bulundu.

Beşir dönemindeki vize krizi yeniden gündemde

Vize krizi, ABD'nin Birleşmiş Milletler merkezine ev sahipliği yapan ülke olarak üstlendiği yükümlülükleri yeniden gündeme getirirken Sudan'la ilgili 2013 yılına uzanan bir örneği de hatırlattı.

Eylül 2013'te eski Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılan iki tutuklama emri nedeniyle tartışmaların yaşandığı bir dönemde New York'a gitmek için vize başvurusunda bulunmuştu.

Beşir o dönemde New York'a gitme konusundaki ısrarını sürdürmüş ancak ziyaret gerçekleşmemişti. Sudan'ın o dönemki Dışişleri Bakanı Ali Karti, Genel Kurul'da ülkesinin konuşmasını yapmıştı.

Aradan 13 yıl geçtikten sonra Burhan'la birlikte tablonun bir bölümü yeniden ortaya çıkıyor. Reuters'a göre Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim'in Genel Kurul'da Sudan adına Burhan'ın yerine konuşma yapması bekleniyor. Ancak iki kriz arasındaki koşullar ve nedenler birbirinden farklı.


Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
TT

Bağdat ve Ankara, Türkiye’nin Kuzey Irak’taki bir askeri üssü devretmesi konusunda anlaştı

Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Ez-Zeydi ve Erdoğan, New York’ta görüştü (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Türkiye ve Irak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’taki bir askeri kampı kademeli olarak Irak hükümetine devretmesi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. New York’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ardından dün yapılan açıklamada, iki tarafın ayrıca Kuzey Irak’taki “yasa dışı silahlı unsurların” varlığına son verilmesi konusunda da mutabakata vardığı belirtildi.

Irak Başbakanı Ali Zeydi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında New York’ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından iki ülke, güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirme konusunda anlaştıklarını ortak bir bildiriyle duyurdu.

Ortak bildiride, iki tarafın “Irak devletinin Sincar üzerindeki egemenliğinin tamamen tesis edilmesi ve yasaklı silahlı yabancı unsurların varlığına son verilmesi” konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Açıklamada, Kuzey Irak’taki Sincar dağlık bölgesinde konuşlanan bazı Kürt silahlı gruplara atıfta bulunuldu.

Türkiye, yasa dışı PKK mensuplarının silah bırakmasını ve onlarca yıldır devam eden çatışmanın sona ermesini hedefleyen bir barış sürecini sürdürüyor.

Bildiride, “Irak’ın güvenlik alanında attığı adımlar doğrultusunda kaydedilen ilerleme çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri, üzerinde mutabakata varılan mekanizma ve takvim uyarınca Başika-Zelikan Kampı’nı Irak Federal Hükümeti’ne kademeli olarak devredecektir” ifadelerine yer verildi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre söz konusu tesis, Kuzey Irak’ta Musul yakınlarında bulunuyor.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi Iraklı bir askeri yetkili, Türk güçlerinin Başika Kampı ve Musul yakınlarındaki daha küçük bir başka üsten kademeli olarak çekilmesinin bu yıl sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini söyledi. Türkiye’den söz konusu takvime ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Ankara, 2015 yılında Musul yakınlarına asker konuşlandırmış ve bu adımın, 2014’te Musul’u ele geçiren DEAŞ’a karşı savaşmaya hazırlanan Irak güçleri ile Sünni Arap, Türkmen ve Kürtlerden oluşan yerel savaşçılara eğitim vermek ve onları korumak amacı taşıdığını açıklamıştı.

Söz konusu konuşlanma, askerlerin çekilmesini talep eden Bağdat ile Ankara arasında anlaşmazlığa yol açmıştı. Ankara ise DEAŞ’la mücadele kapsamında yürütülen eğitim misyonunu desteklediğini savunmuştu. Türkiye, bölgede halen birkaç askeri üs bulunduruyor ve bunların ulusal güvenliğini korumayı amaçladığını belirtiyor.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, bu adımı memnuniyetle karşıladı. Barrack, gelişmenin “hem Irak’ın egemenliğinin hem de Türkiye’nin güvenliğinin yararına” olduğunu söyledi.

Ortak bildiride, iki tarafın ikili ilişkiler ve ticaret hacmini de ele aldığı, daha önce imzalanan anlaşmaların bir an önce uygulanması ve “ortak stratejik projelerin” hayata geçirilme sürecinin hızlandırılması gerektiği konusunda mutabık kaldığı belirtildi.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı  Faysal bin Ferhan: Filistin devletinin kurulması ve işgalin sona erdirilmesi bölgenin güvenlik ve istikrarının iki temel dayanağı

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması çağrısında bulunduğunu bildirdi. (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı planının eksiksiz ve derhal uygulanması ve insani yardımların hiçbir engelle karşılaşmadan bölgeye ulaştırılması çağrısında bulundu. Bakan  Ferhan, bağımsız bir Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve işgalin sona erdirilmesinin bölgenin güvenliği ve istikrarının iki temel dayanağını oluşturduğunu vurguladı. Bakan ayrıca Suudi Arabistan’ın ortak tehditlerle mücadele etmek ve bölgesel istikrarı desteklemek amacıyla Suriye ve Türkiye ile koordinasyon ve iş birliğini güçlendirdiğini belirtti.

Suudi Bakan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 81. döneminin üst düzey haftası kapsamında salı günü düzenlenen ve Fransa, İngiltere ve Kanada ile birlikte eş başkanlığını yaptığı “İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya katıldı.

Prens Faysal bin Ferhan, toplantıda Fransa, İngiltere, Kanada ve giderek artan sayıdaki ülkenin Filistin devletini tanıma yönünde attığı adımları ve yasa dışı yerleşim faaliyetleri konusunda hesap verebilirliği güçlendirmeye yönelik girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Henüz Filistin devletini tanımayan ülkelere de bu yönde adım atmaları çağrısında bulundu.

Bakan Ferhan, yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci şiddeti ve ilhak politikalarıyla mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken Kudüs’teki tarihî ve hukuki statükonun korunması çağrısı yaptı. Bakan ayrıca tüm tarafların şiddeti, nefreti ve kışkırtmayı reddetmesi ve barış ile uzlaşmayı destekleyecek bir ortamın oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Gazze konusunda ise Dışişleri Bakanı, barış planının eksiksiz ve derhal uygulanmasının yanı sıra insani yardımların herhangi bir engelle karşılaşmadan ulaştırılmasının önemini vurguladı. Bunun, Gazze Şeridi ile Batı Şeria’nın Filistin Ulusal Yönetimi çatısı altında birleştirilmesi hedefine ulaşılması açısından gerekli olduğunu belirtti.

thy
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, İleriye Giden Yol: New York Bildirisi’nin Birinci Yılı ve Kapsamlı Barış Planı” başlıklı üst düzey toplantıya eş başkanlık ederken (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Bakan Ferhan, güvenliğin bir tarafın diğer taraf pahasına sağlanmasına değil, karşılıklı çıkarlar ve birbirine bağlı güvenlik anlayışına dayanması gerektiğini söyledi. Suudi Arabistan’ın kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla ortaklarıyla çalışmayı sürdüreceğini belirten Bakan Ferhan, bu çabaların Arap Barış Girişimi, ilgili Birleşmiş Milletler kararları ve New York Bildirisi doğrultusunda yürütüldüğünü kaydetti.

Bakan, bu yaklaşımın çatışmayı sona erdirmeyi, herkesin haklarını ve güvenliğini güvence altına almayı ve bölgenin istikrar, iş birliği ve refah için yeni ufuklara açılmasını sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Suudi Arabistan, Türkiye ve Suriye arasında koordinasyon

Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, başka bir diplomatik girişim kapsamında New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Görüşmede üç ülke arasındaki ortak iş birliği alanları ele alınırken ortak çıkarlara hizmet edecek ve halkların büyüme ile refahına katkı sağlayacak ekonomik ve ticari iş birliğinin geliştirilmesi için mevcut fırsatlar değerlendirildi.

yu
Suudi Dışişleri Bakanı, New York’ta Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile birlikte (Suudi Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda ayrıca ortak tehditlerle mücadele kapasitesinin güçlendirilmesi ve koordinasyon ile iş birliğinin daha üst seviyeye taşınmasının yolları ele alındı. Taraflar, istişare ve koordinasyonun sürdürülmesinin ve bölgede güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların devam ettirilmesinin önemini vurguladı.