Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye yaptırım uygulayanların NATO'ya girmelerine 'evet' demeyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her şeyden önce Türkiye'ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz." dedi.

Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye yaptırım uygulayanların NATO'ya girmelerine 'evet' demeyiz

Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan Cezayir ve Türkiye'nin savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Konuşmasına Cumhurbaşkanı Tebbun'u Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı dolayısıyla Ankara'da misafir etmekten duyduğu bahtiyarlığı dile getirerek başlayan Erdoğan, Tebbun ve heyetine "Hoşgeldiniz." dedi.
Cezayir'den Türkiye'ye 17 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan bu tarihi ziyaretle ilişkilere yeni bir ivme kazandırdıklarını söyleyen Erdoğan, Cezayir'in bağımsızlığının 60'ıncı yılını tebrik etti ve vatanlarının bağımsızlığı uğruna can veren tüm kahramanları rahmetle yad etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın aynı zamanda Türkiye ile Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun da 60'ıncı yılına tekabül ettiğini hatırlatarak, iki dost ve kardeş ülke olarak 500 yıl öncesine uzanan ortak bir maziyi paylaştıklarını dile getirdi.
İki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir zemine taşıyan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin kuruluşunu 2020 yılında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında kararlaştırdıklarını belirten Erdoğan, "İlk toplantımızı gerçekleştirmek bugüne nasip oldu. Bu vesileyle iş birliğimizi daha da ileriye taşıma kararlılığımızı karşılıklı olarak bir kez daha teyit ettik. Görüşmelerimizde Türkiye-Cezayir ilişkilerini kapsamlı biçimde ele aldık. Gerek ikili gerek uluslararası platformlarda dayanışmamızı artırarak sürdürme kararlılığımızı vurguladık." dedi.
"Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin her geçen gün geliştiğini anımsatarak, "2020 yılındaki ziyaretimde 5 milyar dolar hedefini belirlemiştik. Ticaret hacmimizi salgın şartlarına rağmen bir önceki yıla oranla yüzde 35 artırarak 4,2 milyar dolar düzeyine ulaştırdık. Bugün çıtayı yükseltip yeni bir hedef belirledik, o da 10 milyar dolar hedefine ulaşacağız. Afrika'nın dünyaya açılan kapılarından biri olan Cezayir'in üretimini çeşitlendirmeye, özellikle birçok alanda siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel, turistik, bütün bu alanlarda Türkiye-Cezayir olarak geleceğe çok daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız." diye konuştu.
Ekonomik iş birliğinin lokomotiflerinden biri olan yatırımcıların da bu süreci yakından takip ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "1400'ü aşkın Türk firması Cezayir ekonomisinin gücüne güç katıyor. Cezayir'i bir üretim üssü olarak gören ve yatırımlarını ülkenize yönlendiren firmalarımıza desteğinizin süreceğinden eminim. Özellikle de yarın İstanbul'da Sayın Cumhurbaşkanının teşrifleriyle gerçekleşecek iş forumunun karşılıklı ticaretimizin ve yatırımlarımızın artırılmasına katkıda bulunacağı muhakkaktır. Yakın geçmişte ortak yatırımların başlamış olduğu enerji ve madencilik alanlarındaki çalışmalarımız ülkelerimizin refahını artıracaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Mevkidaşı Tebbun ile Afrika ve İslam dünyasındaki meseleleri de ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, "Cezayir Afrika kıtasının yüz ölçümü itibarıyla en büyük ülkesi olmasının yanı sıra kıtanın lider ülkelerinden biridir. Cezayirli kardeşlerimizin kıtanın kuzeyi ve Sahel Bölgesi başta olmak üzere Afrika'nın tamamında oynadığı rolü takdirle karşılıyoruz. Türkiye olarak biz de kazan-kazan ve eşit ortaklık temelinde Afrika'daki tüm kardeşlerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye çalışıyoruz." açıklamasını yaptı.
Libya ve Somali'nin, Türkiye'nin kıtanın ekonomik kalkınmasına, sosyal barış ve siyasal istikrarının korunmasına verdiği önemi gösteren iki örnek olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu vesileyle Somali'deki seçimin sonuçlarının tüm Somali halkı için hayırlara vesile olmasını da temenni ediyorum. 2011 yılında çöküşün eşiğindeyken Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasına çok büyük katkı sağladığı Somali'de 15 Mayıs 2022 tarihinde yapılan bu cumhurbaşkanlığı seçiminin başarıyla tamamlanmasından ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Seçimlerin Somalili kardeşlerimizle birlikte Doğu Afrika halkları için hayırlara vesile olmasını diliyor, Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh Mahmud'u tebrik ediyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan iki ülke olarak savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlıyız. Türk yatırımlarının ağırlık kazandığı Oran kentinde açılacak başkonsolosluğumuz iki ülke arasındaki beşeri ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik gayretlerimize destek verecektir. Türkiye Maarif Vakfımız da Cezayir'de kuracağı okulla Cezayirli gençlere kaliteli eğitim imkanı sunacaktır. Kardeş Türkiye ve Cezayir halkları arasındaki güçlü bağların karşılıklı olarak açacağımız kültür merkezleri vasıtasıyla daha da kuvvetlendirilmesini hedefliyoruz. Madencilikten çevreye, eğitimden kültüre, muhtelif alanlarda biraz önce imzaladığımız anlaşmalarla ilişkilerimizin ahdi zeminini tahkim ettik. Tüm alanlarda atılabilecek ilave somut adımları ilgili bakanlarımız değerlendirmeye ve hayata geçirmeye devam edecektir. Bizler de kendilerini bu yönde teşvik ederek gerekli desteği sağlayacağız."
Toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Cumhurbaşkanı Tebbun ve heyetine ziyaretleri için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
"Birçok alanda yatırım olanaklarının olduğundan bahsettiniz, birçok alanda var belki daha da stratejik alanlar olabilir. Acaba bu konuda ne diyebilirsiniz? Cezayir ile farklı stratejik ne tür anlaşmalar hayata geçirilebilir?" sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle savunma sanayiinde atacağımız adımlar önem arz ediyor ve savunma sanayii tabii dar bir kalıp içerisinde ifade edilebilecek alan değil. Burada şu anda görüşme halinde olan firmalarımız var, başta TUSAŞ olmak üzere. Bunun dışında yine görüşme halinde olan özel sektör firmalarımız var ve bütün bunlarla beraber çok daha önemlisi denizde ve karada birçok firmamızın Cezayir ile görüşmeleri devam ediyor. Bu görüşmelerle birlikte bir defa işin savunma sanayii bölümünü biz askeri ilişkiler başlığı altında ele aldık." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede siyasi noktada uluslararası bütün diplomatik ilişkilerinde iki ülkenin ortak hareket etme konusunun ele alındığını belirterek, şöyle konuştu:
"Sayın Başkan örneğin Filistin'i gündeme getirdi, Libya'yı gündeme getirdi, bütün bu alanlarda beraber hareket etme ve bunu tabii her an genişletme, bunları da ilgili bakanlarımızın birbirleriyle yapacakları görüşmelerle genişletme... Stratejik iş birliği anlaşması demek aslında dışişleri bakanlarımızın sekreteryasında yıl boyu bakanlarımızın birbirleriyle yaptıkları çalışmalar ve bir yıl Türkiye, bir yıl Cezayir'de olmak üzere Cumhurbaşkanlarının riyasetinde de bu toplantıları bugün olduğu gibi devam ettireceğiz. Bu şekilde de alanların ne gibi genişlediğini, bakanların ne gibi çalışmalar yaptığını da değerlendirme fırsatımız olacak."

Tarım ve turizm konuları
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüşmede üzerinde durdukları en önemli konulardan bir tanesinin tarım olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Tarım alanında ve hayvancılık alanındaki tarım endüstrisi noktasında deneyimlerimiz var. Tabii Cezayir yüzölçümü itibariyle yani 2 milyon 400 bin kilometrekarelik bir alana sahip. Dolayısıyla bu kadar büyük bir alana sahipken, su noktasında da sıkıntısı adeta olmayan bir ülke konumunda. Bu konuda müşterek dayanışma halinde bir çalışmanın içerisine girebileceğimizi konuştuk. Bu devletten devlete, özel sektörler arası bunları yapıp her iki ülkenin kazan-kazan esasına göre gerekirse üçüncü ülkelere de buralardan ihracatların yapılabileceği konularını ele aldık, bunların da değerlendirmesini yaptık." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede turizm konularının da ele alındığını anımsatarak, "En önemli konulardan bir tanesi turizm, turizmde özellikle Türkiye-Cezayir arasındaki ilişkileri tarihten gelen, özellikle o birikimle ele almak ve bunu kültürel turizm gelişebilir, bütün bunlarla beraber paket turizmi geliştirebiliriz ve böylece aramızdaki tabana dayalı atılacak adımlarla da inşallah Türkiye-Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının nerelere dayandığını da ortaya koyabiliriz. Milli Eğitim ve Maarif, bunlarla ilgili attığımız adım büyük önem arz ediyor, yine bunun yanında güvenlik alanında attığımız adımlar önem arz ediyor. Bunlarla beraber tüm bunları geliştirmenin gayreti içerisinde olacağız." şeklinde konuştu.

"NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz"
Bir gazetecinin "Finlandiya Cumhurbaşkanı NATO'ya üyelik konusunda sizinle görüşmeye hazır olduğunu söyledi, bu konuda bir resmi talep geldi mi ve takvim belirlendi mi? Yine NATO'ya üyelik konusunda İsveç'ten bir heyetin Ankara'ya geleceğini biliyoruz. Her iki ülke ile yapılacak görüşmelerde Türkiye'nin tutumu ve beklentileri ne olacak?" sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:
"Her iki ülke ile ilgili de gerçi bu aralar Dışişleri Bakanları arasında bazı görüşmeler yapıldı. Fakat çok açık, net, samimi bir şeyi benim söylemem lazım. Bakın her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil. Kaldı ki bu süreç içerisinde bu terör örgütlerine karşı kalkıp 'Biz karşıyız' deseler bile, ki tam aksini, teslim etmeleri gereken bazı teröristlerle ilgili teslim etmeyeceklerine dair açıklamaları var. Velev ki teslim edeceklerini dahi söyleseler biz şuna inanırız, bir delikten iki kez Müslüman sokulmaz. Daha önce biliyorsunuz Yunanistan NATO'dan çıkmıştı. O dönemin yönetimi tekrar Yunanistan'ın NATO'ya girmesini sağladı. Şimdi ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Peki NATO'nun en önde gelen ülkeleri Yunanistan'a her türlü desteği veriyor mu, veriyor. Yunanistan'da üsler kuruyorlar mı, kuruyorlar. Biz bunlara nasıl inanacağız? İsveç terör örgütlerinin zaten kuluçka merkezi, parlamentolarında teröristleri getirip orada bunları konuşturtuyorlar, özel davetler çıkartıyorlar. Hatta PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz? Pazartesi günü Türkiye'ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler, kusura bakmasınlar, yorulmasınlar. Her şeyden önce Türkiye'ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz. Çünkü NATO o zaman bir güvenlik örgütü olmaktan çıkar, teröristlerin adeta temsilcilerinin yoğunlaştığı bir yer haline gelir. Buna 'evet' demek mümkün değil ve bir sokulduğumuz yerden bir daha sokulamayız. Kusura bakmasınlar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sırasında sağda ve solda bulunan tablolara işaret ederek, şunları söyledi:
"Ben merak ettim ama siz merak etmediniz, sağımızda ve solumuzda iki tane tablo var. Bunlar bizim arşivlerimizden bugün en önemli bizim hatıramız ve hediyemiz olarak Sayın Cumhurbaşkanı'na veriyoruz. Padişah Abdülmecid'in tahta çıkışını tebrik ederek, Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden, Emir Abdülkadir'in Arapça mektubu ve tercümesi. 14 Aralık 1841. Bakın nereden nereye. Padişah Abdülmecid'in tahta çıkışını tebrik ederek Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden Emir Abdülkadir'in Arapça mektubu ve tercümesi 14 Aralık 1841. Türkiye-Cezayir ilişkileri bakın ta nerelere dayanıyor."



Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
TT

Türkiye ve Batı ülkelerinden Somali'deki siyasi düğümü çözmek için arabuluculuk

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud (SONNA)

Uluslararası arabulucular, iki aydan kısa bir süre içinde ikinci kez Somali'deki siyasi taraflar arasında yeni bir arabuluculuk turu başlattı. Bu süreç, doğrudan seçimler ve cumhurbaşkanının görev süresini 2027'ye uzatan yeni anayasanın uygulanması konusundaki emsalsiz çatışma ve görüş ayrılıkları ortamında yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir Afrika işleri uzmanına göre Türkiye'nin, Batılı ülke büyükelçileri ile Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletlerin (BM) arabuluculuğunu üstlendiği bu tur, Somali'deki siyasi düğümün çözülmesi için fırsatlar taşıyor. Uzman, biri başlıca anlaşmazlıklar etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis edecek kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılması olmak üzere üç senaryo öngörüyor.

Haber sitesi Al-Somal Al-Jadid’in haberine göre başkent Mogadişu, seçimlerin nasıl yapılacağını, anayasanın tamamlanmasını ve gözden geçirilmesini ile ülkedeki siyasi geçiş döneminin nasıl yönetileceğini kapsayan bir gündemle Federal Hükümet ile muhalif ittifak Mustakbel (Gelecek) Konseyi arasındaki hassas siyasi görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Somalili bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin dün de sürdüğünü ve federal hükümete muhalif Jubaland ile Puntland eyaletlerinin bugün müzakerelere katılmasının beklendiğini belirtti. Bu gelişme, çeşitli Batılı ülkelerin büyükelçileri ile AB ve BM temsilcilerinin hazır bulunacağı kapanış oturumuyla eş zamanlı gerçekleşecek.

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kelni, söz konusu görüşmeleri ‘geçtiğimiz bir buçuk yılda siyasi tabloyu kilitleyen anlaşmazlıklı dosyalar etrafındaki uzlaşıyı canlandırma girişimi’ olarak değerlendirdi. Görüşmelerin başta Eş-Şebab Hareketi’ne karşı sürdürülen savaş olmak üzere, anayasa değişiklikleri, seçim sisteminin şekli ve federal hükümet ile eyaletler arasındaki yetki dağılımına ilişkin iç siyasi çatışmalarla aynı anda yaşanan eş zamanlı zorluklarla gölgelendiğini de vurguladı.

Bu turda öne çıkan gelişme olarak Türkiye'nin bu düzeyde ilk kez arabuluculuk sürecine dahil olmasını ve diyalogda arabulucu ve garantör olarak yer almasını vurgulayan Kelni, bu gelişmenin ‘Ankara'nın yıllara yayılan askeri, ekonomik ve kalkınma alanındaki varlığının ardından Somali'deki rolünün genişlemesini yansıttığını ve Batılı ortakların Somalili taraflar arasında siyasi bir uzlaşıya ulaşma çabalarına verdiği desteği pekiştirdiğini’ belirtti.

Görüşmelerin yaklaşan seçimlerin geleceği, anayasa değişiklikleri etrafındaki anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması ve federal hükümet, eyaletler ile muhalefet güçleri arasında daha fazla bölünmüşlüğü engelleyecek biçimde önümüzdeki siyasi aşamayı yönetmek için uzlaşıya dayalı bir çerçevenin belirlenmesi olmak üzere üç ana dosya üzerinde yoğunlaşması bekleniyor.

dfrgth
Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud, siyasi krizin ele alınmasına yönelik istişare oturumlarına katılmak üzere Mustakbel Konseyi yetkilileriyle bir araya geldiği önceki bir toplantıya katıldığı sırada (SONNA)

Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud geçtiğimiz mayıs ayında liderliğindeki Federal Hükümet ile muhalefet arasında üç gün süren diyalog turu, Batılı ve BM arabuluculuğuna rağmen herhangi bir anlaşmayla sonuçlanamadı.

Anlaşmazlıkların özünde muhalefet aşiret sistemine bağlılığını korurken doğrudan seçimlerin yapılmasını reddetmesi yatıyor. Bunun yanı sıra muhalefet, eyaletlerin yetkilerini kısıtlayan ve cumhurbaşkanlığını bu yıl yerine 15 Mayıs 2027'de sona erecek şekilde bir yıl uzatan anayasa maddelerine itiraz ederek anayasanın uygulanmasını reddediyor.

Somali muhalefeti Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'un meşruiyetini tanımadığını ilan ederek geçen Haziran'da haftalık protesto gösterileri çağrısında bulundu; bu gösterilerin bir kısmında hükümet ve muhalefet yanlıları arasında daha önce görülmemiş silahlı çatışmalar yaşandı.

Yeni diyalog turuna eşlik eden olumlu havaya karşın siyasi bir kırılım sağlanması, tarafların özellikle parlamentonun mart ayında anayasa değişikliklerini onaylamasının ardından muhalefet güçleri ve bazı bölgesel yönetimlerin geniş çaplı itirazlarıyla gündeme gelen tartışmalı konularda karşılıklı taviz verme kapasitesine bağlı olmayı sürdürüyor.

Bu kez Türkiye'nin arabuluculuğa dahil olmasının, Somalili farklı taraflarla kurduğu ilişkiler sayesinde müzakerelere ek bir ivme kazandırdığı değerlendiriliyor. Ancak Kelni, başarının siyasi güçlerin kutuplaşmayı sürdürmek yerine uzlaşı seçeneğini ön plana çıkarmaya ne ölçüde hazır olduğuna bağlı kalacağına dikkati çekti.

Kelni görüşmelerin üç ana senaryo doğurabileceğini öngörüyor. Birinci senaryoda seçimler ve anayasal süreçler etrafındaki uzlaşıyı yeniden tesis eden ve yaklaşık 18 aydır süren krizin sona ermesinin önünü açan kapsamlı bir siyasi anlaşmaya ulaşılıyor. İkinci senaryoda diyaloğu canlı tutmakla birlikte anlaşmazlığın kökenine inmeden en karmaşık meseleleri sonraki turlara erteleyen kısmi mutabakatlar gerçekleşiyor. Üçüncü senaryoda ise müzakereler tökezliyor ve siyasi bölünmüşlük sürüyor. Bu da terörle mücadele çabalarını olumsuz etkileyebilir ve devlet kurumlarının inşa sürecini geciktirebilir.

Kelni, değerlendirmesinin sonunda “Bu turun çıktıları, siyasi güçlerin görüş ayrılıklarını aşma ve ülkenin iç istikrar gereksinimleri ile güvenlik baskıları arasında denge kuran ulusal uzlaşıyı yeniden üretme kapasitesinin belirleyici bir sınavı olmaya devam edecek. Somali hızlanan siyasi ve güvenlik yükümlülükleriyle karşı karşıya” ifadelerini kullandı.


Erdoğan: İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin F-35 savaş uçağı alımına karşı çıkmasının benim dünyamda yeri yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
TT

Erdoğan: İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin F-35 savaş uçağı alımına karşı çıkmasının benim dünyamda yeri yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,yaptığı açıklamada Türkiye'nin uçak ve askeri teçhizat satın alma hakkına sahip olduğunu belirterek, bu konuda görüşmeler yürütüldüğünü söyledi, (Reuters)

Erdoğan, "İsrail ve Yunanistan'ın Türkiye'nin F-35 uçaklarını satın almasına karşı çıkmasının benim dünyamda yeri yok" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satılıp satılmayacağı konusunda henüz karar vermediğini, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ittifakın ne kadar güçlü olduğunu değerlendirdiğini söyledi.

Trump, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında, "Nihai kararımı henüz vermedim. Ancak şunu söyleme eğilimindeyim: Bakın, o elinden gelen her şeyi yaptı, bize birçok farklı şekilde yardımcı oldu" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre İsrailli bir kaynak, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, Türkiye'ye olası F-35 savaş uçağı satışı konusunu görüşmek üzere dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapması planlanan toplantıyı iptal ettiğini açıkladı.

Söz konusu nitelikte bir anlaşmanın İsrailli yetkililer arasında rahatsızlık yaratması bekleniyor. Hassasiyet nedeniyle isminin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, Hegseth'in İsrail ziyareti kapsamında İsrail Savunma Bakanı Yısrael Katz ile de görüşmesinin planlandığını, görüşmelerde İran savaşı konusunun da ele alınacağını belirtti.


NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
TT

NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)

NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları, İran savaşının ortaya çıkardığı güvenlik sınamaları karşısında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı.

Salıyı çarşambaya bağlayan gece, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen toplantıda, bölgedeki güvenlik gelişmeleri, deniz ulaşım yollarının güvenliği ve İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamındaki ülkeler ile NATO arasındaki ortaklığın geliştirilmesi ele alındı.

(foto altı) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

Toplantı, 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye’nin, İran savaşı ile bunun bölge ve dünya üzerindeki etkilerini değerlendirme girişimi çerçevesinde düzenlendi.

Görüşme, ABD ile İran arasında geçici bir barış anlaşmasına varılmış olmasına rağmen, Hürmüz Boğazı’nda haftalardır devam eden gerginliğin ardından gerçekleştirildi.

İş birliğini güçlendirmek

Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sırasında İran saldırılarına maruz kalan Körfez ülkelerinin istikrarının Avrupa’nın istikrarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Konunun, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nın ötesine geçtiğini vurgulayan Prevot, bölgesel istikrarın Avrupa güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.

Toplantıya katılan Körfez ülkelerinin temsilcileri de NATO ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

VGBHYJU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah’ın Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleşen görüşmesinden (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi’nin ev sahibi ülkesi olan Kuveyt’i toplantıda Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed temsil etti. El-Ahmed, NATO Zirvesi’nin başlamasından bir gün önce (pazartesi) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürü Şeyh Abdullah bin Ali Al Halife başkanlık etti.

Katar heyetinin başkanı Muhammed el-Huleyfi toplantıda yaptığı açıklamada, ülkesi ile NATO’nun ayrıntıları henüz açıklanmayan bir ortaklık programı üzerinde anlaşmaya vardığını duyurdu. El-Huleyfi, söz konusu programın iki taraf arasındaki sivil ve askerî iş birliğinin düzenlenmesi ve yönlendirilmesi için kapsamlı stratejik çerçeveyi oluşturacağını söyledi.

XSDVFBHYTJ
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısına katılan Körfez heyetleri (Dışişleri Bakanlığı)

Katar’ın İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında NATO ile iş birliğinin geliştirilmesine büyük önem verdiğini belirten el-Huleyfi, NATO himayesinde Katar’da kurulacak Bölgesel Barış Destek Operasyonları Merkezi’nin kuruluş sürecinde son aşamaya yaklaşıldığını açıkladı.

Ankara’daki toplantının, güvenlik ve siyasi tehditlerin giderek daha fazla iç içe geçtiği, uluslararası çıkarların ise daha yoğun şekilde kesiştiği kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çeken el-Huleyfi, Ortadoğu ülkelerinin güvenliğini etkileyen ve bölgesel ile uluslararası istikrarın temellerini tehdit eden sorunlarla mücadelede çabaların birleştirilmesi ve koordinasyonun güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

İstanbul İşbirliği Girişimi ve İran savaşı

Bölgede art arda yaşanan krizler nedeniyle uzun süre askıda kalan İstanbul İşbirliği Girişimi, son gelişmeler ve ABD, İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ardından yeniden önem kazandı. Türkiye ise girişimin, bölgesel istikrarsızlığın yükünü taşıyan ülkelerle iş birliği içinde daha etkin bir mekanizmaya dönüştürülmesini savunuyor.

NATO liderleri, İstanbul İşbirliği Girişimi’ni 28 Haziran 2004’te İstanbul’da düzenlenen zirvede, terörle mücadele, enerji güvenliği, hava savunması ve ortak askerî tatbikatlar gibi alanlarda pratik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bir ortaklık çerçevesi olarak hayata geçirdi. Girişimin oluşturulmasında, 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlenen terör saldırılarının ardından NATO’nun kuruluş anlaşmasının 5. maddesini tarihinde ilk kez yürürlüğe koyması belirleyici rol oynadı. Sınır aşan ve ortak müdahale gerektiren terör tehdidinin ortaya çıkardığı yeni güvenlik ortamı, NATO’nun bölgesel ortaklarıyla siyasi ve operasyonel iş birliğini güçlendirmesini zorunlu kıldı.

SCDFRGTY6
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi, NATO’nun 1994 yılında başlattığı Akdeniz Diyaloğu ile Kuzey Afrika ülkeleriyle ortaklığını derinleştirme adımının devamı niteliğinde hayata geçirildi.

Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2005 yılında Körfez bölgesinden başlanarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da geniş kapsamlı bir iş birliği çerçevesi olarak uygulamaya konulan İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katıldı. Suudi Arabistan ile Umman ise girişime resmen katılmayarak yalnızca belirli faaliyetlerde yer almayı tercih etti.

Girişimin hedefleri

İstanbul İşbirliği Girişimi, başta Körfez bölgesi olmak üzere katılım göstermeye istekli Ortadoğu ülkeleriyle ikili ve uygulamaya dönük ortaklıklar kurarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

Girişim kapsamında, NATO ile ortak ülkeler arasındaki ilişkileri yürütmek üzere NATO üyesi ülkelerin siyasi danışmanlarından oluşan İstanbul İşbirliği Girişimi Grubu kuruldu. Daha sonra bu yapı, NATO’nun tüm ortaklık ilişkilerinden sorumlu olan Siyasi Ortaklıklar Komitesi ile değiştirildi.

DFGRTHY
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve dört Körfez ülkesinin temsilcileri Ankara’daki İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısında (NATO internet sitesi)

İstanbul İşbirliği Girişimi Bölgesel Merkezi, Ocak 2017’de Kuveyt’te kuruldu. Merkez, NATO ile girişime üye Körfez ülkeleri arasındaki eğitim, öğretim ve operasyonel ortaklığın geliştirilmesinde temel bir platform olarak faaliyet gösteriyor. NATO’nun eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de girişimin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla 2024 yılında Kuveyt’te düzenlenen toplantılara katılmıştı.

NATO Genel Sekreteri, ittifakın Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki ortaklarla yürüttüğü iş birliğini koordine etmek üzere Güney Komşuluğu Özel Temsilcisi atadı. Bu görev kapsamında, İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarıyla savunma planlaması, savunma bütçesi ve kapasite geliştirme ile sivil-asker ilişkileri gibi alanlarda, her ülkenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, NATO kuvvetleri ile ortak ülkelerin silahlı kuvvetleri arasında koordineli operasyonların yürütülmesine imkân sağlayacak iş birliği mekanizmalarının oluşturulması ve ortak ülkelerin NATO tatbikatlarına katılımının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Özel temsilci ayrıca belirli askerî tatbikat programlarının koordinasyonu, istihbarat paylaşımı yoluyla terörle mücadele, kitle imha silahları ve bunların taşıma sistemlerinin yayılmasının önlenmesi ile sınır güvenliği alanlarında da koordinasyon görevini yürütüyor. Çalışmalar; terörle mücadele, hafif silahların kontrolsüz yayılmasının önlenmesi, kaçakçılıkla mücadele ve doğal afetlere müdahale amacıyla sivil acil durum eylem planlarının hazırlanmasına odaklanıyor.