Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye yaptırım uygulayanların NATO'ya girmelerine 'evet' demeyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her şeyden önce Türkiye'ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz." dedi.

Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'ye yaptırım uygulayanların NATO'ya girmelerine 'evet' demeyiz

Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)
Fotoğraf: (Aytaç Ünal/AA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan Cezayir ve Türkiye'nin savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Konuşmasına Cumhurbaşkanı Tebbun'u Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Birinci Toplantısı dolayısıyla Ankara'da misafir etmekten duyduğu bahtiyarlığı dile getirerek başlayan Erdoğan, Tebbun ve heyetine "Hoşgeldiniz." dedi.
Cezayir'den Türkiye'ye 17 yıl aradan sonra cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan bu tarihi ziyaretle ilişkilere yeni bir ivme kazandırdıklarını söyleyen Erdoğan, Cezayir'in bağımsızlığının 60'ıncı yılını tebrik etti ve vatanlarının bağımsızlığı uğruna can veren tüm kahramanları rahmetle yad etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın aynı zamanda Türkiye ile Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun da 60'ıncı yılına tekabül ettiğini hatırlatarak, iki dost ve kardeş ülke olarak 500 yıl öncesine uzanan ortak bir maziyi paylaştıklarını dile getirdi.
İki ülke arasındaki ilişkileri yeni bir zemine taşıyan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin kuruluşunu 2020 yılında Cezayir'e yaptığı ziyaret sırasında kararlaştırdıklarını belirten Erdoğan, "İlk toplantımızı gerçekleştirmek bugüne nasip oldu. Bu vesileyle iş birliğimizi daha da ileriye taşıma kararlılığımızı karşılıklı olarak bir kez daha teyit ettik. Görüşmelerimizde Türkiye-Cezayir ilişkilerini kapsamlı biçimde ele aldık. Gerek ikili gerek uluslararası platformlarda dayanışmamızı artırarak sürdürme kararlılığımızı vurguladık." dedi.
"Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin her geçen gün geliştiğini anımsatarak, "2020 yılındaki ziyaretimde 5 milyar dolar hedefini belirlemiştik. Ticaret hacmimizi salgın şartlarına rağmen bir önceki yıla oranla yüzde 35 artırarak 4,2 milyar dolar düzeyine ulaştırdık. Bugün çıtayı yükseltip yeni bir hedef belirledik, o da 10 milyar dolar hedefine ulaşacağız. Afrika'nın dünyaya açılan kapılarından biri olan Cezayir'in üretimini çeşitlendirmeye, özellikle birçok alanda siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel, turistik, bütün bu alanlarda Türkiye-Cezayir olarak geleceğe çok daha emin adımlarla yürüyeceğiz. Türkiye olarak her konuda Cezayirli kardeşlerimizin yanındayız." diye konuştu.
Ekonomik iş birliğinin lokomotiflerinden biri olan yatırımcıların da bu süreci yakından takip ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "1400'ü aşkın Türk firması Cezayir ekonomisinin gücüne güç katıyor. Cezayir'i bir üretim üssü olarak gören ve yatırımlarını ülkenize yönlendiren firmalarımıza desteğinizin süreceğinden eminim. Özellikle de yarın İstanbul'da Sayın Cumhurbaşkanının teşrifleriyle gerçekleşecek iş forumunun karşılıklı ticaretimizin ve yatırımlarımızın artırılmasına katkıda bulunacağı muhakkaktır. Yakın geçmişte ortak yatırımların başlamış olduğu enerji ve madencilik alanlarındaki çalışmalarımız ülkelerimizin refahını artıracaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Mevkidaşı Tebbun ile Afrika ve İslam dünyasındaki meseleleri de ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, "Cezayir Afrika kıtasının yüz ölçümü itibarıyla en büyük ülkesi olmasının yanı sıra kıtanın lider ülkelerinden biridir. Cezayirli kardeşlerimizin kıtanın kuzeyi ve Sahel Bölgesi başta olmak üzere Afrika'nın tamamında oynadığı rolü takdirle karşılıyoruz. Türkiye olarak biz de kazan-kazan ve eşit ortaklık temelinde Afrika'daki tüm kardeşlerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye çalışıyoruz." açıklamasını yaptı.
Libya ve Somali'nin, Türkiye'nin kıtanın ekonomik kalkınmasına, sosyal barış ve siyasal istikrarının korunmasına verdiği önemi gösteren iki örnek olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu vesileyle Somali'deki seçimin sonuçlarının tüm Somali halkı için hayırlara vesile olmasını da temenni ediyorum. 2011 yılında çöküşün eşiğindeyken Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasına çok büyük katkı sağladığı Somali'de 15 Mayıs 2022 tarihinde yapılan bu cumhurbaşkanlığı seçiminin başarıyla tamamlanmasından ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Seçimlerin Somalili kardeşlerimizle birlikte Doğu Afrika halkları için hayırlara vesile olmasını diliyor, Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh Mahmud'u tebrik ediyoruz." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Afrika kıtasında barış ve istikrarın temininde önemli rol oynayan iki ülke olarak savunma sanayi alanında iş birliğini güçlendirmekte kararlıyız. Türk yatırımlarının ağırlık kazandığı Oran kentinde açılacak başkonsolosluğumuz iki ülke arasındaki beşeri ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik gayretlerimize destek verecektir. Türkiye Maarif Vakfımız da Cezayir'de kuracağı okulla Cezayirli gençlere kaliteli eğitim imkanı sunacaktır. Kardeş Türkiye ve Cezayir halkları arasındaki güçlü bağların karşılıklı olarak açacağımız kültür merkezleri vasıtasıyla daha da kuvvetlendirilmesini hedefliyoruz. Madencilikten çevreye, eğitimden kültüre, muhtelif alanlarda biraz önce imzaladığımız anlaşmalarla ilişkilerimizin ahdi zeminini tahkim ettik. Tüm alanlarda atılabilecek ilave somut adımları ilgili bakanlarımız değerlendirmeye ve hayata geçirmeye devam edecektir. Bizler de kendilerini bu yönde teşvik ederek gerekli desteği sağlayacağız."
Toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Cumhurbaşkanı Tebbun ve heyetine ziyaretleri için teşekkür etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki baş başa ve heyetler arası görüşmeler ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
"Birçok alanda yatırım olanaklarının olduğundan bahsettiniz, birçok alanda var belki daha da stratejik alanlar olabilir. Acaba bu konuda ne diyebilirsiniz? Cezayir ile farklı stratejik ne tür anlaşmalar hayata geçirilebilir?" sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle savunma sanayiinde atacağımız adımlar önem arz ediyor ve savunma sanayii tabii dar bir kalıp içerisinde ifade edilebilecek alan değil. Burada şu anda görüşme halinde olan firmalarımız var, başta TUSAŞ olmak üzere. Bunun dışında yine görüşme halinde olan özel sektör firmalarımız var ve bütün bunlarla beraber çok daha önemlisi denizde ve karada birçok firmamızın Cezayir ile görüşmeleri devam ediyor. Bu görüşmelerle birlikte bir defa işin savunma sanayii bölümünü biz askeri ilişkiler başlığı altında ele aldık." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede siyasi noktada uluslararası bütün diplomatik ilişkilerinde iki ülkenin ortak hareket etme konusunun ele alındığını belirterek, şöyle konuştu:
"Sayın Başkan örneğin Filistin'i gündeme getirdi, Libya'yı gündeme getirdi, bütün bu alanlarda beraber hareket etme ve bunu tabii her an genişletme, bunları da ilgili bakanlarımızın birbirleriyle yapacakları görüşmelerle genişletme... Stratejik iş birliği anlaşması demek aslında dışişleri bakanlarımızın sekreteryasında yıl boyu bakanlarımızın birbirleriyle yaptıkları çalışmalar ve bir yıl Türkiye, bir yıl Cezayir'de olmak üzere Cumhurbaşkanlarının riyasetinde de bu toplantıları bugün olduğu gibi devam ettireceğiz. Bu şekilde de alanların ne gibi genişlediğini, bakanların ne gibi çalışmalar yaptığını da değerlendirme fırsatımız olacak."

Tarım ve turizm konuları
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun ile görüşmede üzerinde durdukları en önemli konulardan bir tanesinin tarım olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Tarım alanında ve hayvancılık alanındaki tarım endüstrisi noktasında deneyimlerimiz var. Tabii Cezayir yüzölçümü itibariyle yani 2 milyon 400 bin kilometrekarelik bir alana sahip. Dolayısıyla bu kadar büyük bir alana sahipken, su noktasında da sıkıntısı adeta olmayan bir ülke konumunda. Bu konuda müşterek dayanışma halinde bir çalışmanın içerisine girebileceğimizi konuştuk. Bu devletten devlete, özel sektörler arası bunları yapıp her iki ülkenin kazan-kazan esasına göre gerekirse üçüncü ülkelere de buralardan ihracatların yapılabileceği konularını ele aldık, bunların da değerlendirmesini yaptık." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede turizm konularının da ele alındığını anımsatarak, "En önemli konulardan bir tanesi turizm, turizmde özellikle Türkiye-Cezayir arasındaki ilişkileri tarihten gelen, özellikle o birikimle ele almak ve bunu kültürel turizm gelişebilir, bütün bunlarla beraber paket turizmi geliştirebiliriz ve böylece aramızdaki tabana dayalı atılacak adımlarla da inşallah Türkiye-Cezayir arasındaki kardeşlik bağlarının nerelere dayandığını da ortaya koyabiliriz. Milli Eğitim ve Maarif, bunlarla ilgili attığımız adım büyük önem arz ediyor, yine bunun yanında güvenlik alanında attığımız adımlar önem arz ediyor. Bunlarla beraber tüm bunları geliştirmenin gayreti içerisinde olacağız." şeklinde konuştu.

"NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz"
Bir gazetecinin "Finlandiya Cumhurbaşkanı NATO'ya üyelik konusunda sizinle görüşmeye hazır olduğunu söyledi, bu konuda bir resmi talep geldi mi ve takvim belirlendi mi? Yine NATO'ya üyelik konusunda İsveç'ten bir heyetin Ankara'ya geleceğini biliyoruz. Her iki ülke ile yapılacak görüşmelerde Türkiye'nin tutumu ve beklentileri ne olacak?" sorusuna Erdoğan şu yanıtı verdi:
"Her iki ülke ile ilgili de gerçi bu aralar Dışişleri Bakanları arasında bazı görüşmeler yapıldı. Fakat çok açık, net, samimi bir şeyi benim söylemem lazım. Bakın her iki ülkenin de terör örgütlerine karşı açık, net bir tavrı söz konusu değil. Kaldı ki bu süreç içerisinde bu terör örgütlerine karşı kalkıp 'Biz karşıyız' deseler bile, ki tam aksini, teslim etmeleri gereken bazı teröristlerle ilgili teslim etmeyeceklerine dair açıklamaları var. Velev ki teslim edeceklerini dahi söyleseler biz şuna inanırız, bir delikten iki kez Müslüman sokulmaz. Daha önce biliyorsunuz Yunanistan NATO'dan çıkmıştı. O dönemin yönetimi tekrar Yunanistan'ın NATO'ya girmesini sağladı. Şimdi ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum. Peki NATO'nun en önde gelen ülkeleri Yunanistan'a her türlü desteği veriyor mu, veriyor. Yunanistan'da üsler kuruyorlar mı, kuruyorlar. Biz bunlara nasıl inanacağız? İsveç terör örgütlerinin zaten kuluçka merkezi, parlamentolarında teröristleri getirip orada bunları konuşturtuyorlar, özel davetler çıkartıyorlar. Hatta PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz? Pazartesi günü Türkiye'ye geleceklermiş. Bizi ikna etmeye mi gelecekler, kusura bakmasınlar, yorulmasınlar. Her şeyden önce Türkiye'ye yaptırım uygulayanların bu süreç içerisinde bir güvenlik örgütü olan NATO'ya girmelerine biz 'evet' demeyiz. Çünkü NATO o zaman bir güvenlik örgütü olmaktan çıkar, teröristlerin adeta temsilcilerinin yoğunlaştığı bir yer haline gelir. Buna 'evet' demek mümkün değil ve bir sokulduğumuz yerden bir daha sokulamayız. Kusura bakmasınlar."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısı sırasında sağda ve solda bulunan tablolara işaret ederek, şunları söyledi:
"Ben merak ettim ama siz merak etmediniz, sağımızda ve solumuzda iki tane tablo var. Bunlar bizim arşivlerimizden bugün en önemli bizim hatıramız ve hediyemiz olarak Sayın Cumhurbaşkanı'na veriyoruz. Padişah Abdülmecid'in tahta çıkışını tebrik ederek, Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden, Emir Abdülkadir'in Arapça mektubu ve tercümesi. 14 Aralık 1841. Bakın nereden nereye. Padişah Abdülmecid'in tahta çıkışını tebrik ederek Fransız işgaline karşı gayretli bir şekilde mücadele ettiklerini ifade eden Emir Abdülkadir'in Arapça mektubu ve tercümesi 14 Aralık 1841. Türkiye-Cezayir ilişkileri bakın ta nerelere dayanıyor."



Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
TT

Türk yönetmen Çatak Şarku’l Avsat konuştu: Politik sinema dünyanın bilincini uyandırıyor

Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).
Film, El Gouna Film Festivali’nin 9’uncu edisyonu kapsamında gösterildi (Yapım şirketi).

Türk yönetmen İlker Çatak, Sarı Zarflar filminin başrol oyuncusu Özgü Namal ile sanatsal iş birliğinin, henüz 15 yaşındayken annesiyle birlikte İstanbul’da izlediği bir tiyatro oyununa dayandığını söyledi. O dönem Namal’ın sahnedeki varlığından çok etkilendiğini anlatan Çatak, genç bir oyuncu olmasına rağmen sahnede herkesten daha güçlü bir etki bıraktığını belirtti. Gösterinin ardından annesiyle uzun süre Namal’ın yeteneği hakkında konuştuğunu aktaran yönetmen, oyuncunun sonraki yıllarda yıldızlaşma sürecini de yakından takip ettiğini ifade etti.

Çatak, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, Sarı Zarflar filminin hazırlıkları sırasında oyuncu seçimi direktörünün Özgü Namal’ı önermesiyle eski anısının yeniden aklına geldiğini söyledi. Namal’ın oyunculuğu bırakmış olabileceğini düşündüğünü belirten yönetmen, oyuncunun İstanbul’dan uzakta, kırsal bir bölgede yaşadığını ancak projeyi görüşmek üzere kendisiyle buluşmaya geldiğini anlattı. Bu görüşmenin Namal’ın yeniden oyunculuğa dönme isteğiyle aynı döneme denk geldiğini kaydeden Çatak, yıllardır performansının izini taşıdığı bir oyuncuyla çalışma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Sarı Zarflar, El Gouna Film Festivali kapsamında gösteriliyor. Film, Türkiye’de sanatla uğraşan Derya ve Aziz adlı evli bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Tiyatro oyunlarının açılışında yaşanan bir olayın ardından hayatları altüst olan çift, devletin hedefi haline geliyor. İnançlarından ödün vermeden ayakta kalmaya çalışırken günlük hayatın gerekliliklerini de karşılamak zorunda kalan ikilinin evliliği giderek artan baskılarla karşı karşıya kalıyor. Ergenlik çağındaki kızları ise babasının geri adım atmayı reddeden tutumuyla annesinin ailenin geleceğini güvence altına alma çabası arasında sıkışıp kalıyor.

Türk yönetmen, Özgü Namal ve Türk oyuncu Tansu Biçer’i seçmesinde ikisinin de tiyatro geçmişine sahip olmasının önemli rol oynadığını belirtti. İstanbul’da küçük bir tiyatro işleten Biçer’in sahne konusunda geniş deneyime sahip olduğunu vurgulayan Çatak, ortak seçmeler sırasında iki oyuncunun birbirleriyle kurduğu uyumun kısa sürede ortaya çıktığını söyledi. İkilinin birlikte sergilediği performansta aradığı ilişkiyi gördüğünü kaydeden yönetmen, oyuncuların birbirlerine doğal biçimde karşılık verebildiklerini ve böylece evlilik sahnelerinin senaryodaki diyalogların ötesinde bir canlılık kazandığını ifade etti.

cd vdf
Yönetmen, politik temalı filmler yapmayı tercih ediyor (Yapım şirketi)

Çatak, başrol oyuncularına diyalogları şekillendirme konusunda geniş özgürlük tanıdığını, kelimeleri değiştirmelerine ve kendi ifadelerini kullanmalarına izin verdiğini anlattı. Oyuncuların deneyimlerinin, sahnenin anlamını koruyarak bunu başarabileceklerine dair kendisine güven verdiğini belirten yönetmen, onlarla çalışmayı Lionel Messi gibi bir futbolcuyla sözleşme yapmaya benzetti.

Çatak, bu düzeyde bir yeteneğe sahip olmanın yönetmene de sorumluluk yüklediğini belirterek oyuncuların kendilerini ortaya koyabilecekleri koşulları sağlamanın önemine dikkat çekti. Herkesin önceden belirlenmiş bir yaklaşımın dışına çıkmaktan çekinmeden konuşabildiği ve öneriler sunabildiği bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Bu güvenin kendi çalışma biçimini de etkilediğini söyleyen Çatak, oyuncuların çalışma sırasında ortaya koyduklarını dinlemeye ve farklı önerilere daha açık hale geldiğini dile getirdi. Oyuncunun duygusuna nasıl ulaştığını çözümlemesine ya da kullandığı yöntemleri açıklamasını istemesine gerek duymadığını belirten yönetmen, kamera karşısında ikna edici bir sonuç elde edilmesini yeterli bulduğunu ifade etti.

Başrol oyuncularının hayatlarını oyunculuğa adadıklarını ve mesleklerine ilişkin önemli bir birikim edindiklerini kaydeden Çatak, bu nedenle performanslarına ilişkin kararları kendilerinin verebilmesi için onlara gerçek bir alan açılması gerektiğini söyledi. Yönetmene göre oyuncunun özgürlüğü, öncelikle senaryonun sağlamlığına dayanıyor. Karakterin neyi savunduğunu ve neyin peşinde olduğunu açıkça bilen oyuncu, sahnenin bütünlüğünü bozmadan kendi kelimeleriyle kendini ifade edebiliyor.

Filmlerinde yıldız oyunculara yer verme konusuna da değinen Çatak, tanınmış isimlerle çalışmayı bir zorunluluk olarak görmediğini ancak bu isimlerin filmin daha geniş kitlelere ulaşma ihtimalini artırdığının farkında olduğunu söyledi. Batı toplumlarında izleyicilerin belirli oyuncuları tanıyabildiğini, buna karşılık başka ülkelerdeki önemli yeteneklerin yıllarca ortaya koydukları eserlere ve mesleklerine yaptıkları katkılara rağmen yeterince bilinmeyebildiğini belirtti.

Geçen yıl Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan filmin çekim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çatak, önceki filmi Öğretmenler Odası ile Oscar yarışına ilişkin kampanya sona erdikten sonra çekimlere başladığını anlattı. Bu süreçte enerjisinin büyük bölümünü tükettiğini hissettiğini belirten yönetmen, aynı zamanda kariyerinin en büyük prodüksiyonuna hazırlanıyordu.

cd
Türk yönetmen İlker Çatak (Yapım şirketi)

Filmde diyaloglu rollerde yaklaşık 60 oyuncunun yer almasının geniş kapsamlı bir organizasyon gerektirdiğini vurgulayan Çatak, çok sayıda ayrıntıyı takip etmek zorunda kaldığını söyledi. Bunun yanı sıra kamera önünde olup bitenlere, sahnelere ve karakterlere odaklanması gerektiğini belirten yönetmen, yoğun iş yükünün çekim sürecini daha da zorlaştırdığını ifade etti.

Alman ekip ile Türk oyuncuların bir arada çalışmasının da süreci güçleştirdiğini anlatan Çatak, iki dili konuşabilen sınırlı sayıdaki kişiden biri olduğu için çeviri yapmak ve talimatları aktarmak gibi sorumlulukların önemli bölümünü üstlendiğini kaydetti.

Çatak, Öğretmenler Odası filmini tamamlamadan önceki dönemi de hatırlatarak kariyerinde hangi filmlere yer vermek istediğini ve yıllar sonra geriye dönüp baktığında nasıl bir filmografiye sahip olmayı arzuladığını düşünmeye başladığını söyledi.

Bazı sanatsal tercihlerin bir izleyici tarafından başarılı bulunurken bir başkasını rahatsız edebileceğini belirten Çatak, bir filmin nasıl karşılanacağını yapım aşamasında kesin olarak bilmenin mümkün olmadığını ifade etti. Bununla birlikte politik bir duruş taşıyan filmler yapmayı tercih ettiğini vurgulayan yönetmen, yaşadığımız dünyada toplumsal bilince ihtiyaç duyulduğunu düşündüğünü söyledi. Çatak, her sanatçının kendi eserlerinin niteliğini belirleme hakkına da saygı duyduğunu dile getirdi.

Çalışmaları sırasında bu özgürlük alanını aradığını ve filmleri hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasını doğal karşıladığını belirten Çatak, yeni bir fikri denemenin onun reddedilmesi ihtimalini de göze almayı gerektirdiğini söyledi. Yönetmen, risk alma isteğinin Sarı Zarflar filmindeki sanatsal kararlarının ardındaki temel motivasyonlardan biri olduğunu sözlerine ekledi.


Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu

Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
TT

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik emeklilik dilekçesini, SPK Başkanı Sütcü istifasını sundu

Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare
Fotoğraf: Borsa İstanbul’dan bir kare

Türkiye Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Mahmut Sütçü, sağlık nedenleriyle görevinden istifa ederken Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de derhal emekliye ayrılmak için başvuruda bulundu.

İki ayrılık, Türkiye’de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen yatırım fonları sektöründeki kriz sürerken yaşandı. İki yetkilinin görevlerinden ayrılma nedenlerine veya bu kararların krizle doğrudan bağlantısına ilişkin ayrıntıya yer verilmedi.


Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı

Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı
TT

Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı

Yazar Cevat Özkaya son yolculuğuna uğurlandı

Pınar Yayınları'nın kurucularından, eski Mazlum-Der Genel Başkanı Cevat Özkaya, İstanbul'da son yolculuğuna uğurlandı. Üsküdar'da düzenlenen cenaze törenine TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Bilal Erdoğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim katıldı.

Türkiye'de yayıncılık ve sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan, Pınar Yayınları'nın kurucularından Cevat Özkaya, 72 yaşında hayatını kaybetti. Bir süredir kolon kanseri nedeniyle tedavi gören Özkaya için İstanbul'da cenaze töreni düzenlendi.

Özkaya'nın cenaze namazı, 17 Ekim 2026 Cumartesi günü öğle namazının ardından Üsküdar'daki Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii'nde kılındı.

CENAZE TÖRENİNE NUMAN KURTULMUŞ VE AHMET DAVUTOĞLU DA KATILDI

Cevat Özkaya'nın cenaze törenine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Bursa Milletvekili Kani Torun ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan katıldı.

Özkaya'nın ailesi, yakınları, dostları ile yayıncılık ve sivil toplum çevrelerinden isimler de cenaze töreninde hazır bulundu.

Özkaya'nın naaşı, cenaze namazının ardından Kartal Soğanlık Mezarlığı'na götürülerek toprağa verildi.

Cevat Özkaya kimdir?

• 1954 yılında Samsun'un Çarşamba ilçesinde doğdu. Ortaokul ve lise eğitiminin ardından İstanbul Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü tamamladı.

• Kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra 1976 yılında yayıncılık dünyasına adım attı. Pınar Dergisi’nin yayın kadrosunda yer aldı.

• Pınar Yayınları'nın kuruluşunda görev aldı ve 45 yıl boyunca bu yayınevinin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. İslam dünyasının fikir akımlarını ve öncü isimlerinin eserlerini okuyucuyla buluşturdu.

• Özkaya, 1988'de kurulan Araştırma ve Kültür Vakfının kurucuları arasında yer aldı ve Umran dergisinin yayın yönetmenliğini yürüttü

• Özkaya, yayıncılık faaliyetlerinin yanı sıra sivil toplum çalışmalarında da görev aldı. Bir dönem Mazlum-Der Genel Başkanlığı yaptı.