Moskova, Atlantik’in genişlemesine ‘sürpriz’ yanıt vermeye hazırlıyor

aynalı grup lideri Rusya’da gözaltına alındı.

Rusya Devlet Başkanı Putin 19 Mayıs’ta, Rosatom CEO’su ile Moskova dışında bir araya geldi. (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Putin 19 Mayıs’ta, Rosatom CEO’su ile Moskova dışında bir araya geldi. (EPA)
TT

Moskova, Atlantik’in genişlemesine ‘sürpriz’ yanıt vermeye hazırlıyor

Rusya Devlet Başkanı Putin 19 Mayıs’ta, Rosatom CEO’su ile Moskova dışında bir araya geldi. (EPA)
Rusya Devlet Başkanı Putin 19 Mayıs’ta, Rosatom CEO’su ile Moskova dışında bir araya geldi. (EPA)

Moskova yönetimi 19 Mayıs’ta, İtalya’nın Ukrayna’daki duruma çözüm bulma arayışı kapsamında yapacağı her türlü teklifi tartışmaya açık olacağını duyurdu. Ancak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya liderliğinin ‘önerilen planın ayrıntılarını henüz incelemediğini’ söyledi.
Peskov, gazetecilere verdiği  röportajda, Moskova’nın İtalya’dan özel bir teklif almadığını ancak uzlaşmaya katkıda bulunabilecek herkesin katılımını memnuniyetle karşıladığını belirtti. İtalya merkezli ‘La Repubblica’ gazetesi bir süre önce, İtalya’nın Ukrayna’daki krizi çözmek için dört aşamalı bir plan önerdiğini aktarmıştı. Medya organlarında yayınlanan haberlere göre İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, İtalyan hükümetinin katılımıyla Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bir belgeyi Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e teslim etti. 19 Mayıs’ta gazetecilerin bu konudaki sorularına yanıt veren Peskov, kimsenin bu kadar samimi çabaları reddetmediğini belirterek “Ne yazık ki bu planın ayrıntılarını bilmiyoruz ve bir şekilde diplomatik kanallardan iletilip iletilmediğini de bilmiyorum. Bunu medyadan öğrendik” dedi.
Diğer yandan Moskova, Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Valeri Gerasimov’un ABD’li mevkidaşı Mark Milley ile Ukrayna’daki son gelişmeleri telefonda görüştüğünü bildirdi. Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada çağrının içeriğine değinilmedi ve yalnızca kısaca görüşmenin sahadaki gelişmeler ve insani duruma odaklandığı kaydedildi. Bu, Ukrayna’daki savaşın patlak vermesinden bu yana Moskova ile Washington arasında yüksek askeri düzeyde gerçekleşen ikinci temas oldu. İki ülkenin savunma bakanları, geçen hafta da bir telefon görüşmesinde Ukrayna meselesini ele almışlardı.

Putin’den Müslüman savaşçılara övgü
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 19 Mayıs’ta, Ukrayna’daki Rus Müslüman savaşçıların ‘cesaretine ve kararlılığına’ övgüde bulundu.
İdil (Volga) Bulgarlarının İslam’a geçişinin 1100’üncü yıl dönümü münasebetiyle Tataristan’da düzenlenen kutlamalarda konuşan Putin, “Müslüman savaşçılar Ukrayna’daki özel askeri operasyon sırasında dayanıklılık, cesaret ve özveri gösterdiler” dedi. Putin, Rusya’daki mevcut Müslüman neslin atalarının gelenek ve göreneklerine saygı duyduğunu ve vatana samimi hizmet ilkelerine ve vatanseverlik ve adalet ideallerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurguladı.
Rusya’nın Finlandiya ve İsveç’in olası NATO üyeliğine ilişkin uyarıları da devam etti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Finlandiya’nın NATO’ya katılma kararına verilecek yanıt şaşırtıcı olacak” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın NATO üyelik başvurusu ile bağlantılı olarak Finlandiya’ya yanıt vermek için belirlediği askeri önlemlerin türü ve zaman çerçevesi hakkındaki bir soruya yanıt veren Zaharova şu ifadeleri kullandı:
“Bu, Savunma Bakanlığı’na bağlı bir karar. Finlandiya’nın NATO üyeliğinin gelişiminin tüm faktörleri ve özellikleri dikkate alınarak verilecektir. Tüm bu kriterlere göre karar verilecek ama karar öncelikle orduya ait olacaktır. Bu bir sürpriz olacak.”
Finlandiya ve İsveç geçen çarşamba günü, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne katılmak için ortak resmi başvuruda bulundu.
Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, Rusya ile Batı arasındaki mevcut iletişim kanallarının kesilmesinin önemini küçümserken, iki taraf arasındaki diyalogun Ukrayna’daki askeri operasyonun sona ermesinden sonra yeniden başlayabileceğini dile getirdi. Matviyenko, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Özellikle askeri operasyon sona erdiğinde diyaloğu yeniden başlatma fırsatı olacağını düşünüyorum. Bunun başarıyla tamamlanacağından şüphem yok.”
Yetkili ayrıca Rusya’nın halen diyaloğa açık olduğunu ancak bunu birinin icat edebileceği kurallara göre değil, uluslararası hukuk ve karşılıklı saygı temelinde olduğunu’ ifade etti.
Rusya, 19 Mayıs’ta toprakları içerisinde yeni askeri saldırıların meydana geldiğini duyurdu. Moskova tarafından yayınlanan verilere göre, Moskova’nın milliyetçi ‘Aidar Tugayı’nın önde gelen liderlerinden biri olduğunu söylediği Denis Murigat, mülteci olarak Rusya’ya sızmaya çalıştı. Ancak kimliği tespit edildikten sonra Rus güvenlik görevlileri tarafından tutuklandı.
Rostov bölgesi Adalet Bakanlığı Sözcüsü, şehirdeki bir bölge mahkemesinin müfettişin Murigat’ın tutuklanmasına ilişkin soruşturma dilekçesini değerlendirdiğini söyledi. Suçlamanın nedenleri resmi olarak açıklanmadı. Ancak bir güvenlik kaynağı, ‘Novosti’ haber ajansına Murigat’ın Ukraynalı milliyetçi Aidar Tugayı birliklerinden birinin komutan yardımcısı olduğunu belirtti.
Rusya’nın Ukrayna sınırına komşu olan Kursk şehri yetkilileri, Ukrayna’nın şehirdeki bir köyü bombalaması sonucu en az bir kişinin yaralandığını ve öldüğünü duyurdu. Kursk Valisi Roman Starovoyt, “Bugün (19 Mayıs) sabah saatlerinde Tetkino köyüne başka bir düşman saldırısı gerçekleşti ve ne yazık ki saldırı bir trajediyle sona erdi. Şu anda en az bir sivilin öldürüldüğü bilgisi var” dedi. Starovoyt, Ukrayna’nın bombardımanından sonra çıkan ve köyde çok sayıda eve zarar veren yangını söndürmek için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Vali, patlamamış mermilerin rapor edildiğini ve uzmanların saldırı hakkında veri toplamak için bir alanda çalıştığını da sözlerine ekledi.
Kursk Valisi, 19 Mayıs akşamı, iki sınır köyünün Ukrayna’nın bombardımanına maruz kaldığını ve herhangi bir can kaybı yaşanmadığını söyledi.
Rusya’nın batısındaki Belgorod bölgesi yetkilileri birkaç gün önce, Ukrayna sınırındaki bir köyün Kiev güçleri tarafından bombalanması sonucu bir kişinin öldüğünü ve en az üç kişinin yaralandığını açıkladı.
Belgorod Valisi Vyacheslav Gladkov, “Bombardımanın başlamasından bu yana durum en kötü düzeyde. Teyit edilen bilgilere göre gerekli tıbbi müdahalenin yapılmasına rağmen bir kişi öldü. Saldırıda üç kişi de yaralandı.”
Ukrayna kuvvetleri son haftalarda sınırdaki Rus şehirleri Belgorod, Bryansk ve Kursk’taki bölgelere bombardımanlarını genişletti. Bombardımanlar, çoğunlukla yakıt tanklarını ve yanıcı malzemeleri depolamak için kullanılan depoları hedef alıyor. Ukrayna, bu depoların ‘ülke topraklarında Rus kuvvetlerine ikmal yapmak için kullanıldığını’ savunuyor.
Diğer yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna kuvvetlerinin Buça senaryosuna benzer şekilde Donetsk’in Konstantinovka bölgelerindeki fabrikaları vurmaya hazırlandığına karşı uyardı. Rusya Savunma Bakanlığı'na bağlı Ulusal Savunma İdare Merkezi Başkanı Mihail Mezentsev açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Konstantinovka’daki Ukrayna silahlı kuvvetleri arasından esir alınanların ifadelerine göre Kiev rejimi, Batılı tarafların önderliğinde Buça senaryosu uyarınca diğer fabrikaları vurmaya hazırlanıyor. Senaryoya göre Rus askeri üniforması giyen militanlar Ukraynalı sivilleri vuracak. Bu şehrin Rus silahlı kuvvetleri tarafından kurtarılmasından sonra, yoldan geçtiği iddia edilen araçların kameraları tarafından çekilenler de dahil fabrikaların fotoğraf ve videoları, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Enformasyon ve Psikolojik Operasyonlar Merkezi uzmanları tarafından Batı medyası ve çeşitli internet platformları aracılığıyla geniş çapta dağıtılacak.”



Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
TT

Ortadoğu'da Amerikan savaş davulları yeniden çalıyor

USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)
USS Gerald Ford uçak gemisi, Akdeniz'deki Girit adasının Suda Körfezi'nde demirlemiş durumda, 24 Şubat 2026 (AFP)

Elie Kuseyfi

İran'a karşı Amerikan askeri saldırısını geciktiren tek şeyin, sanki zaten gerçekleşmiş ve hedeflerine ulaşmış gibi, etkilerinin tamamlanması olduğu açıkça ortaya çıktı. Bunun dışında, saldırı bir zaman meselesi ve görünüşe göre hiçbir sebeple, hatta son günlerde ve haftalarda Donald Trump'ı saldırıyı başlatmadan önce durup on, yüz veya bin kere saymaya iten sebeplerle bile ertelenmesi söz konusu değil. Bu sebepler arasında İran'ın Nicolás Maduro Venezuelası ya da Saddam Hüseyin Irakı olmaması da yer alıyor. Bu nedenle, savaşın uzayacağı ve Amerika Birleşik Devletleri ve bölge içinde çok sayıda yankısı olacağı korkusu var. Mühimmatta, özellikle de İsrail'in geçen haziran ayındaki savunmasında kullanılan, Ukrayna'ya da gönderilen ve üretim sorunları yaşanan önleme füzelerinde bir yetersizlik de yaşanabilir.

Buna ilave olarak, Dini Lider Ali Hamaney'in tehdit ettiği gibi bu “uyarı saldırısının” bölgesel bir savaşı tetiklemesi korkusu da var. Trump da bu tehdide “Ne olacağını göreceğiz” diyerek meydan okumuştu. Ancak ABD Başkanı, İran'a, daha doğrusu Hamaney'e karşı bir “zafer” elde etmeden yarı yoldan geri dönemeyeceğine ikna olmuş gibi görünüyor. Muhtemelen, 2003’teki Irak işgalinden bu yana benzerinin konuşlandırılmadığı bir askeri gücü bölgede kullanmaktan kaçınmanın maliyetinin, özellikle de ABD ara seçimleri yaklaşırken, kullanmanın maliyetinden daha büyük olduğuna ikna olmuş durumda. Trump bu saldırıyı, kritik bir seçim fırsatı (aksi değil) olarak düşünüyor da olabilir.

Yani, ABD’nin savaş hazırlıkları artık tamamlandı, geriye sadece “başlama saati”ni beklemek kaldı. USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Yunanistan'ın Girit adasına ulaşarak, onlarca savaş uçağı, bombardıman uçağı, yakıt ikmal uçağı ve füze savunma bataryasıyla birlikte USS Abraham Lincoln'e katıldı. Haberler, bu askeri yığınağın ABD hava kuvvetlerinin küresel konuşlanma kapasitesinin yüzde 40 ila 50'sini temsil ettiğine ve “ABD’nin daha önce hiç bu kadar gücü kullanmadan konuşlandırmadığına” işaret ediyor. Ayrıca, ABD Başkanı pazartesi akşamı Truth Social platformundan yaptığı paylaşımda, Genelkurmay Başkanı General Dan Keane'in İran'a saldırı düzenlenmesine karşı yaptığı uyarılarla ilgili haberleri ve raporları yalanladı. Haberler Keane'in, mühimmat ve müttefiklerden destek eksikliği ve ABD kuvvetleri için olası önemli riskler nedeniyle böyle bir saldırıya karşı çıktığını aktarmışlardı. Bu yalanlamayla Trump, yönetimi içindeki tartışmaya İran rejimine karşı askeri bir saldırı düzenleme lehine son noktayı koyuyor gibi görünüyordu.

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı

Bundan önce, ABD Özel Temsilcisi Steve Wittkof, Donald Trump'ın Tahran'ın neden henüz “teslim olmadığını” sorguladığını açıklamıştı. Bu, İran'a bu son fırsatı değerlendirmesi ve mevcut Amerikan mantığına göre, İran rejimini “zorunlu teslimiyete” zorlayacak askeri bir saldırıdan önce “gönüllü teslimiyeti” kabul etmesi için açık bir davetti.

Trump'ın İran'a askeri saldırı düzenleme seçeneğine meyilli olduğunun göstergelerinden biri de Washington'un gerekli olmayan diplomatlara Beyrut'tan ayrılmaları direktifini vermesi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İsrail'e yapmayı planladığı hafta sonu ziyaretini gelecek ayın başına ertelemesidir.

Dahası, New York Times gazetesinin sızdırdığı “Trump'ın İran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için sınırlı bir saldırı düşündüğü ve saldırı başarısız olursa rejimi devireceği” yönündeki bilgiler, esasen “İran sorunu” ile başa çıkmakla ilgili mevcut seçenekleri tartışan bir Beyaz Saray toplantısının tutanaklarıydı. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu sadece gazetecilik açısından bir sansasyon haber değildi; İran liderliğine, muhtemelen önümüzdeki perşembe Cenevre'de olacak son fırsatı değerlendirmesi için doğrudan bir mesajdı. Buna göre ya nükleer konuda ciddi tavizler verip “sembolik bir zenginleştirme” oranını kabul etmeli ya da Tahran, Trump'ın uzun süreceğinden korkmadığı bir askeri harekat için hazır olmalıdır. New York Times'ın sızdırdığı bilgiler, Trump'ın savaşın uzun sürmesinden korkmadığını, aksine İran “teslim olmazsa” kendisi ile aylarca, belki de ikinci ve son döneminin geri kalanında, aşamalı olarak sürecek bir savaş olasılığını dışlamadığını gösteriyor. Amerikan gazetesinin haberine göre Trump, yakın danışmanlarına, diplomasi başarısız olursa önümüzdeki aylarda İran'a karşı büyük bir saldırı başlatacağını veya Tahran'ı nükleer programından vazgeçmeye zorlamak için kısa, açılış niteliğinde bir saldırı düzenleyeceğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD'nin Florida eyaletindeki Palm Beach'te bulunan Trump'ın Mar-a-Lago kulübündeki görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, 29 Aralık 2025 (Reuters)

Bugün Amerikan sözlüğünde teslimiyet, her şeyden önce, İran rejiminin 47 yıllık tarihinde ikinci kez “zehri yudumlamaya” hazır olduğunu ilan etmesi demek; zehri ilk kez 1980'lerin sonunda Irak ile ateşkesi kabul ederek yudumlamıştı. Gelgelelim, Irak ile sekiz yıllık savaş İran rejiminin sosyal, siyasi ve askeri temellerini sağlamlaştırdıysa, ABD ile bir savaş, bu rejimi en azından “yumuşatılmış İslami versiyonu” ile yeniden üretecektir.

Ancak, dikkat çekici olan şu ki, önemli ve mesaj yüklü Amerikan sızıntılarına karşılık, İran sızıntıları da en az onlar kadar önemli ve anlamlı; sanki İran rejiminin kendi isteğiyle bir geçiş evresine girdiğini doğruluyor gibi. Nitekim Fransız Le Figaro gazetesi, bilgili kaynaklara dayanarak, eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, protestoların zirveye ulaştığı 8-9 Ocak gecesinde baskıların başlamasından kısa bir süre önce, rejim içinde Dini Lideri görevden almaya yönelik bir harekete öncülük ettiğini belirtti. Kaynaklar, bu girişimin başarısız olduğunu, çünkü toplantıda hazır bulunan Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'nin desteğini alamadığını ifade etti.

Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınması, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasındaydı

Bu haber, New York Times gazetesinin, protestolar ve Dini Lider başta olmak üzere İran liderliğine yönelik suikastlar da dahil olmak üzere, ABD ile artan savaş olasılığının gölgesinde, Dini Lider'in, en güvendiği adamlarından biri olan Laricani'yi ülkeyi yönetmekle görevlendirdiğini bildirmesinin ardından geldi. Cumartesi günü Axios sitesi de bilgi sahibi olduğunu söylediği kaynaklara dayanarak, Dini Lider ve oğlu Mücteba da dahil olmak üzere İran liderliğinin hedef alınmasının, geniş bir askeri seçenek yelpazesinin parçası olarak Trump'a sunulan senaryolar arasında yer aldığını bildirdi.

Gazete, adlarını vermediği altı üst düzey İranlı yetkili, 3 Devrim Muhafızı üyesi ve iki eski diplomatın, Laricani'nin ülkenin geniş çaplı protestolar ve ABD askeri saldırısı tehditleriyle karşı karşıya kaldığı ocak ayı başından beri hassas siyasi ve güvenlik dosyalarını etkin bir şekilde yönettiğini söylediğini aktardı. Bu arada, İran medyası da Ayetullah Humeyni'nin ölümünün ardından 1989'da göreve gelen Dini Lider'in yerine bir halef atama çabaları hakkındaki spekülasyonları körükledi.

 İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)İran Parlamentosu Eski Başkanı Ali Laricani, cumhurbaşkanlığı seçimleri için kayıt belgelerini gösteriyor, Tahran, 31 Mayıs 2024 (AFP)

Bütün bunlar, İran iktidar yapısı içinde bir tür “hareketliliğe” veya daha doğrusu, olanların Laricani'ye yönetim gücünün devredilmesinden başka bir şey olmadığına işaret ediyor. Bu, “fırtına geçene” kadar geçici bir icraat olmaktan ziyade, büyük olasılıkla kalıcı bir icraat olacaktır. Yine bu, “Cenevre süreci”ne paralel bir yol izliyor gibi görünen Ali Laricani liderliğinde İran rejiminin gidişatında yeni bir aşamanın duyurusu niteliğindedir. Kendisi büyük olasılıkla Umman ve belki de Katar'ın arabuluculuğuyla Amerikalılarla siyasi müzakereler yürütüyor ve bu müzakereler, Washington'un “yeni rejimi” tanımasını sağlamayı da içeriyor.

Peki, bu gerçekleşecek mi? Amerikan iç kaygılarından bölgesel endişelere kadar, İran meselesini çevreleyen karmaşıklıklar göz önüne alındığında, bu sorunun cevabı şüphesiz zor. Ancak, İran rejiminin şahin kanadından ve son protestoların bastırılmasını denetleyen Laricani'nin hem içeride hem de dışarıda rejimin meşruiyetini yeniden inşa edebileceğini hayal etmek de aynı derecede zor. Bu kesinlikle Trump'ın İran’dan beklediği türden bir “teslimiyet” değil, aksine İran rejiminin tarihinin en zayıf döneminde elde ettiği bir zafer olacaktır. Bu ise Donald Trump “teslimiyet” kelimesini yeniden tanımlamadığı sürece, mevcut bölgesel ve uluslararası iklimde gerçekleşmesi pek olası görünmeyen bir paradoks.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
TT

Ulusa Sesleniş'te Trump'tan üçüncü dönem şakası

ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında bunun "Üçüncü dönemim olması gerek" diye espri yaptı (Reuters)

Brendan Rascius 

ABD Başkanı Donald Trump, salı akşamı yaptığı Ulusa Sesleniş konuşmasında, üçüncü döneminin ortasında olması gerektiğine dair espri yaptı.

79 yaşındaki Cumhuriyetçi başkan, Temsilciler Meclisi salonunda toplanan meclis üyelerine, kabine üyelerine ve Yüksek Mahkeme yargıçlarına, "İkinci dönemimin ilk yılı... Üçüncü dönemim olmalıydı" dedi.

Bu, Trump'ın, eski Başkan Joe Biden'a kaybettiği 2020 seçiminin kendisinden "çalındığını" kanıt olmadan ima ettiği son olaylardan sadece biri.

Geçen yıl göreve döndüğünden beri başkan, Anayasa'nın 22. maddesi başkanların iki dönemden fazla görev yapmasını yasaklamasına rağmen, üçüncü bir dönem için aday olma fikrini de defalarca dile getirdi.

Martta NBC News'a 2028'de aday olma konusunda "şaka yapmadığını" söylemiş ve "Birçok insan bunu yapmamı istiyor" diye eklemişti.

Ekimde Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries, Kongre Demokratlarıyla yaptığı bir toplantıda "Trump 2028" şapkalarının Oval Ofis'teki çalışma masasına yerleştirildiğini söylemişti.

Aralık ayında Beyaz Saray'da düzenlenen bir resepsiyonda Trump, İsrail asıllı Amerikalı mega bağışçı Miriam Adelson'ın kendisine 2028'de anayasaya aykırı bir üçüncü dönem için aday olması karşılığında 250 milyon dolar teklif ettiğini öne sürmüştü.

Ancak zaman zaman bu kuşkulu olasılık hakkında karışık sinyaller verdi.

Ekimde Air Force One'da tekrar aday olup olmayacağı sorulduğunda gazetecilere, "Bunu yapmayı çok isterim. Şimdiye kadarki en iyi rakamlarıma sahibim" demişti. Ancak daha sonra 2028'de aday olmanın "fazla kurnazca" ve "yanlış" olacağını söylemişti.

Üçüncü bir dönem için aday olmayı tamamen masadan kaldırıp kaldırmadığı sorulduğunda Trump şu yanıtı vermişti:

Masadan kaldırmıyor muyum? Yani, siz söyleyin.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news/world/americas/us-politics


Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
TT

Rusya'dan Avrupa'ya göçmen kaçırmak için kullanılan tüneller... Uzmanlar "İran'ın müttefiklerinin" de işin içinde olduğundan şüpheleniyor

Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)
Polonya'nın güneydoğusundaki Lippa'da bulunan Kara Kuvvetleri Eğitim Merkezi karargahı- Gomsburg Kampı'ndaki askerler (EPA)

Polonya, Rusya'yı Batı'ya karşı "hibrit savaş" olarak nitelendirdiği bir politika kapsamında, Belarus'tan kaynaklanan yeraltı tünelleri aracılığıyla Avrupa'ya göçmen göndermekle suçladı. Telegraph gazetesi, Polonyalı yetkililere dayandırdığı haberinde, Alexander Lukashenko liderliğindeki Belarus'un bu tünelleri tasarlamak ve kazmak için Ortadoğu'dan "son derece deneyimli" uzmanlar görevlendirdiğini bildirdi.

Askeri uzmanlar, tünel inşaatında uzmanlaşmış Hamas, Hizbullah, Kürt grupları veya DEAŞ gibi Ortadoğu gruplarının bu tasarımın arkasında olabileceğini öne sürdüler.

Bu taktik, Moskova ve Minsk'in Polonya'nın doğu sınırına uyguladığı baskıda yeni bir gerilimi temsil ediyor; bu sınırda on binlerce göçmeni sınırın ötesine geçirme girişimleri defaatle yaşandı.

Araştırmacı Lynette Nussbacher, Lübnan ve Gazze'deki geçmiş deneyimleri örnek göstererek, İran destekli grupların desteğinin "muhtemel" olduğunu belirtti. Diğer uzmanlar da olasılıkların çok sayıda olduğunu ve sorumluluğun kesin olarak belirlenemeyeceğini düşünüyorlardı.

Podlaskie'deki Sınır Muhafız birliğinden Yarbay Katarzyna Zdanovich, 2025 yılında dört tünel keşfedildiğini belirterek, termal kameralar ve sensörler de dahil olmak üzere gözetim sistemlerinin, yer altında bile sızma girişimlerinin tespit edilmesine olanak sağladığını vurguladı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (DPA)

Aralık ayında Polonya'nın doğusundaki Narewka köyü yakınlarında en büyük tünellerden biri keşfedildi. Çoğunluğu Afganistan ve Pakistan'dan olmak üzere 180 göçmeni geçirmek için kullanılmış olan tünelden çıkanların çoğu yakalandı. Yaklaşık 1,5 metre yüksekliğindeki tünelin Belarus tarafındaki girişi bir ormanın içinde gizlenmişti. Tünel, Belarus'a yaklaşık 50 metre, Polonya'ya ise 10 metre uzanıyordu ve çökmesini önlemek için beton desteklerle güçlendirilmişti.

Varşova, bu eylemlerin Batı'yı Ukrayna'ya verdiği askeri destekten dolayı cezalandırmak ve Kiev hükümetine olan desteği zayıflatmak amacıyla yapıldığını savunarak, nihai sorumluluğu Belarus rejimine yüklüyor.

Ukrayna'nın 2022'deki işgalinden önce bile Belarus, Polonya'ya giden göçmenler için bir başlangıç ​​noktası olarak kullanılmış ve bu durum Polonya'nın yüzlerce kamerayla donatılmış 200 kilometrelik bir çit inşa etmesine yol açmıştır.

Polonya ayrıca Rusya'yı insansız hava araçları (İHA) kullanarak sabotaj saldırıları düzenlemek ve kaçak mal taşıyan balonlarla havada kaos yaratmakla suçluyor.

Polonya tünelleri tespit etme ve imha etme yeteneğini koruyor, ancak bir tünel kapatılır kapatılmaz yenilerinin ortaya çıkacağından endişe ediyor. Bu durumu, AB sınırlarına yönelik sistematik bir baskı kampanyası olarak nitelendiriyor.