Rusya ‘yeni tehditlerle’ yüzleşmek için askeri ve güvenlik yeteneklerini artırıyor

Batı sınırlarında güvenlik tedbirleri artırılacak, siber saldırılara karşı önlemler alınacak ve yeni bir deniz doktrini benimsenecek.

Rus güvenlik üçleri Mariupol’deki devriyelerine devam ediyor. (Reuters)
Rus güvenlik üçleri Mariupol’deki devriyelerine devam ediyor. (Reuters)
TT

Rusya ‘yeni tehditlerle’ yüzleşmek için askeri ve güvenlik yeteneklerini artırıyor

Rus güvenlik üçleri Mariupol’deki devriyelerine devam ediyor. (Reuters)
Rus güvenlik üçleri Mariupol’deki devriyelerine devam ediyor. (Reuters)

Rusya’nın Ukrayna'ya yönelik ‘askeri operasyonu’ devam ediyor. Ukrayna savaşının uzayacağı gerçeği ve savaşın boyutunun değişme ihtimali Moskova yönetiminin askeri ve güvenlik yeteneklerini yeni gerçekliğe uygun bir şekilde düzenleme arayışına sevk etti. Moskova İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olma ihtimaliyle birlikte artan tehditlerle yüzleşmek için siber savaş da dahil olmak üzere deniz ve kara güçlerinde yeni güvenlik mekanizmaları geliştirmek için harekete geçti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in başkanlığındaki Rusya Güvenlik Konseyi’nde dün, ülkenin bilgi, haberleşme teknolojilerine ve söz konusu altyapılara yönelik harici siber saldırılara karşı alınacak güvenlik önlemleri müzakere edildi.  
Güvenlik Konseyi’nin toplantısına video konferans yoluyla bağlanan Putin, Rusya’nın altyapı sistemlerine yönelik siber saldırıların son dönemlerde aşırı derecede arttığını, siber güvenlik meselesinin Rusya’nın egemenliği, kamu yönetimi, ekonomisi ve sosyal istikrarı için son derece önemli olduğunu vurguladı. Ülkesine yapılan siber saldırıların, farklı ülkelerden ve eşgüdümlü bir şekilde gerçekleştirildiğini belirten Putin şu ifadeleri kullandı:
“Rusya'nın kritik bilgi altyapısının internet kaynaklarını devre dışı bırakmak için her geçen gün daha fazla saldırı yapılıyor. Kitle iletişim araçları, finans kurumları, sosyal açıdan önemli kitlesel ağlara saldırılar düzenlendi. Bu saldırılar artarak devam edecek. Bu nedenle siber güvenlik alanında alınacak önlemlerin artırılması gerekiyor. Ukrayna ve Donbas’ta operasyon başladığından bu yana bu alanlardaki zorluklar arttı. Bu saldırıların ardında Batılı bir ülke var. Bazı ülkeler ordularında ‘siber saldırı’ birimleri oluşturdu.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova dışındaki konutundan Rusya Güvenlik Konseyi’nin toplantısına katıldı. (AFP) 
Rusya’nın dijital dünyasında güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılmasının zorunlu olduğuna vurgu yapan Putin sözlerini şöyle sürdürdü:
“Zaaf noktaları olmamalıdır. Kamudaki bilgisayar kullanımlarında dikkatli olunması ve vatandaşların gizli bilgilerinin ve kişisel verilerinin sızdırılması risklerini sıfıra indirmek çok önemlidir.”
Rusya’daki bilgilerin korunması için yeni mekanizmalar geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Putin, Güvenlik Konseyi üyelerini bu hususta alınması gereken önlemlere dair önerilerini sunmaya davet etti.  
Rusya Savunma Bakanlığı kara sınırlarındaki güçlerini artırmaya yönelik adımlar attı. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, NATO'ya üyelik başvurusu yapan Finlandiya'yla da sınırları kapsayan Batı Askeri Bölgesi'ne, ‘yeni güvenlik sorunlarına yanıt’ kapsamında ek askeri birlik konuşlandırılacağını açıkladı. ABD'nin Avrupa'daki stratejik hava hareketliliğinin son sekiz yılda 15 kat daha fazla yoğunlaştığına işaret eden Şoygu, balistik füzelerle donatılmış ABD savaş gemilerinin Baltık Denizi’ndeki hareketliliklerine işaret etti. Şoygu, ABD Donanmasına ait gemilerin bu yıl başından bu yana Rusya'nın Kaliningrad eyaleti yakınlarında altı görev gerçekleştirdiğini, Rus ordusunun 2016’dan beri bu yönde 26 manevrayı tespit ettiğini ifade etti. ABD ve diğer NATO ülkelerinin Rusya sınırlarındaki askeri tatbikat ve manevralarını arttırdığı uyarısında bulunan Savunma Bakanı, NATO’nun 30 ülkeden yaklaşık 40 bin askerin katılımıyla gerçekleştirdiği tatbikatlara vurgu yaptı.  
Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya muhtemel katılımının gerilimi artırdığını belirten Şoygu, "Bu bağlamda uygun askeri önlemleri alacağız. Batı Askeri Bölgesi'nde yıl sonuna kadar 12 askeri birliğin yanı sıra alt birlikler oluşturulacak. Birliklere modern silah ve askeri teçhizat tedariği sağlanacak" dedi. Rusya’nın Baltık Filosu gemilerinde savaş eğitimlerinin yaklaşık yüzde 42 arttığını belirten Şoygu, 300'ü aşkın muharebe tatbikatı yapıldığını ve askeri uçuşların da yüzde 4 oranında arttırıldığını kaydetti.   

Lugansk'ta tam kontrol sağlanmaya yaklaşıldı  
Rusya Savunma Bakanı Şoygu, Ukrayna'da devam eden ‘askeri operasyonlarla’ ilgili şunları söyledi:
“Lugansk Halk Cumhuriyeti topraklarının kurtarılması süreci tamamlanmak üzere. Rus kuvvetleri, Lugansk ve Donetsk halk cumhuriyetlerinin güçleriyle birlikte Donbass toprakları üzerindeki kontrollerini genişletmeye ve Ukrayna Cumhuriyeti'ni özgürleştirmeye devam ediyor. Lugansk Halk Cumhuriyeti’nde kontrol tamamıyla sağlanmak üzere. Yerel nüfus, Rus güçlerinin ilerlemesini geciktirmeye çalışan Ukrayna güçlerinin kendilerini canlı kalkan olarak kullanmasına izin vermemek için şehirleri ve kasabaları terk ediyor. Kiev rejimi sahadaki mağlubiyetini bazı bölgelerde kısa vadeli başarılar kazanarak telafi etmeye çalışıyor ve bunları büyük başarılar olarak lanse etmek istiyor.”  
Savunma Bakanı, 9 Mayıs Zafer Bayramı öncesinde, Ukrayna güçlerinin Yılan Adası’na saldırarak ‘bir maceraya ayıldığını’ ancak Rus ordusunun Ukraynalı seçkin askerlerden 50’sinden fazlasını öldürerek bu saldırıyı püskürttüğünü belirtti. Buradaki çatışmalarda ayrıca dört düşman uçağının, 10 helikopterin, 30 insansız hava aracının ve üç askeri teknenin imha edildiğini kaydetti. Mariupol’de Azovstal Demir Çelik Fabrikası'ndaki kuşatmanın sürdüğüne işaret eden Şoygu, fabrikadaki milliyeçi çetelerin teslim olmaya devam ettiğini, şu ana kadar 1908 kişinin silahlarını bırakıp teslim olduğunu bildirdi. Ayrıca daha önce Ukrayna piyade birliklerinden 1387 askerin Mariupol’de teslim olduklarını hatırlattı.  

Güncellenmiş deniz doktrini 
 Rusya Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov,’Rus Deniz Doktrini’nin’ ‘Rusya'ya yönelik yeni tehditleri’ dikkate alan güncellenmiş bir versiyonunun geliştirildiğini açıkladı. Borisov açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası sularda Rusya’nın ulusal çıkarlarını güvence altına almak ve korumak için donanmanın yeteneklerinin güçlendirilmesi üzerine odaklanılıyor. Batının bize karşı uyguladığı kapsamlı hibrit savaşla mücadele kapsamında okyanuslarda ulusal çıkarlarımızı korumamız için deniz gücü kapasitemizi arttırmamız zorunludur. Rus Deniz Doktrini’nin geliştirilmesinde, jeopolitik değişimler ve dünyadaki askeri-stratejik durumu dikkate alınır. Bütün bu önlemlerin savaş zamanında sivil gemilerin ve mürettebatının kullanımını ve deniz altyapı tesislerinin sağlıklı bir şekilde işletilmesini içermesi özellikle önemlidir."
Borisov, doktrinin yeni versiyonunun modern zorluklara ve tehditlere tam olarak cevap verdiğini ve çatışma amacı taşımayıp, denizcilik faaliyetleri alanında ulusal güvenliği artırmayı amaçladığını söyledi. Rusya’nın denizcilik faaliyetinin tüm alanlarında dışa bağımlılığı önemli ölçüde azalttığını vurgulayan Borisov, yaptırımlardan ve küresel piyasalardaki dalgalanmalardan etkilenmemek için bu adımın atılmasının oldukça önemli olduğunu vurguladı.



ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
TT

ABD ordusu, Irak’ın batısında meydana gelen uçak kazasında mürettebattan dört kişinin öldüğünü bildirdi

ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)
ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağı, 30 Ağustos 2023’te Japonya’nın güneyindeki Okinawa’nın batısında bulunan Kadena Hava Üssü’nden kalkış yapıyor. (AP)

ABD ordusu, Irak’ta düşen KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağında görevli altı kişiden dördünün hayatını kaybettiğini açıkladı.

ABD ordusu dün, Irak’ın batısında bir KC-135 Stratotanker yakıt ikmal uçağının düştüğünü, kazaya karışan ikinci uçağın ise güvenli bir şekilde indiğini duyurmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) dün yaptığı açıklamada, İran ile süren çatışmalar sırasında ‘dost hava sahasında’ bir askeri uçağın kaybolması üzerine kurtarma operasyonu yürütüldüğünü belirtmişti. Ordu, kazaya karışan iki uçağın bulunduğunu, bunlardan birinin Irak’ın batısına düştüğünü, diğerinin ise güvenli bir şekilde indiğini açıkladı. Kazanın düşman veya dost ateşi sonucu meydana gelmediği ifade edildi.

Bu ölümler, 28 Şubat’tan bu yana İran’a karşı yürütülen ABD operasyonlarında hayatını kaybeden yedi Amerikan askerine eklendi.

ABD, Ortadoğu’da İran’a yönelik operasyonlara destek amacıyla çok sayıda uçak konuşlandırmıştı. Olay, yalnızca askeri operasyonların değil, aynı zamanda havada yakıt ikmali operasyonlarının da risklerini gözler önüne serdi.

1950’ler ve 1960’ların başında Boeing tarafından üretilen KC-135 uçakları, ABD ordusunun yakıt ikmal filosunun belkemiğini oluşturuyor ve uçakların görevlerini iniş yapmadan sürdürebilmesini sağlıyor.

Irak’taki İran yanlısı silahlı grupları kapsayan İslami Direniş adlı örgüt bu sabah yaptığı açıklamada, ikinci bir KC-135 uçağını hedef aldıklarını ve uçağın hasar aldığını, ancak zorunlu iniş yaparak kaçmayı başardığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan salı günü aktardığı bilgiye göre, ABD-İsrail saldırıları sırasında İran’a karşı yürütülen operasyonlarda 150 Amerikan askerinin yaralandığı bildirildi. Uçağın düşmesi haberi, ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford’da çıkan ve savaşla ilgili olmayan yangın sonucu iki denizcinin yaralanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Kuveyt’in Şuaybe limanındaki bir Amerikan tesisine insansız hava aracı (İHA) çarpması sonucu yedi Amerikan askeri hayatını kaybetti. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer üst düzey yetkililer, İran ile çatışmaların Amerikan ordusunda daha fazla kayba yol açabileceği uyarısında bulundu.


Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
TT

Cibuti-Etiyopya-Somali zirvesi tartışmalı konularda mutabakatı güçlendirdi

Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)
Cibuti Cumhurbaşkanı, Somali Cumhurbaşkanı ve Etiyopya Başbakanı’nı kabul etti. (SONNA)

Cibuti, Etiyopya ve Somali liderlerini bir araya getiren ve yaklaşık 40 gün içinde ikinci kez düzenlenen üçlü zirvede, bölgede gerilime neden olan başlıca dosyalar ele alındı. Zirve aynı zamanda, Etiyopya’nın Rönesans Barajı nedeniyle Mısır’ın su güvenliğine yönelik tehditler ve Addis Ababa yönetiminin Kızıldeniz’e çıkış arayışı bağlamında Kahire’nin tutumuna ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Etiyopya Haber Ajansı (ENA) dün, Cibuti’de düzenlenen görüşmeden fotoğraflar yayımlayarak Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bölgesel iş birliği konularını ele aldığı temaslar gerçekleştirdiğini bildirdi. Ajans görüşmelerin içeriğine dair ayrıntı paylaşmadı.

Somali Ulusal Haber Ajansı (SONNA) ise Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un çarşamba günü düzenlenen üçlü zirveye katıldığını aktardı. Ajansa göre görüşmeler özellikle güvenlik ve terörle mücadele alanlarında ortak koordinasyonun güçlendirilmesine odaklandı.

Toplantıda ayrıca Somali’nin demokratik dönüşüm sürecine verilen desteğin artırılması, ortak yatırımların geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında hareketliliğin kolaylaştırılması ve bölgesel entegrasyonu güçlendirecek ekonomik altyapı projelerinin teşvik edilmesi konuları da ele alındı.

Bu, iki aydan kısa sürede düzenlenen ikinci zirve oldu. Üç lider daha önce 31 Ocak’ta Etiyopya’nın doğusunda bir araya gelmişti. O toplantıda SONNA, Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik ve siyasi durumun değerlendirildiğini, mevcut zorluklara çözüm bulunması ve ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarının ele alındığını bildirmişti.

Mısır’ın beklentisi

Konuya hâkim Mısırlı bir kaynak, Kahire’nin bölgedeki Etiyopya faaliyetlerini yakından izlediğini belirterek, Addis Ababa yönetiminin bölgedeki dalgalı durumdan ve dünyanın İran savaşıyla meşgul olmasından yararlanarak nüfuzunu yeniden düzenlemeye çalışmasından endişe duyulduğunu söyledi.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bizim için önemli olan Cibuti ve Somali’nin tepkilerinin, Addis Ababa’nın bölgesel hâkimiyet kurma girişimini reddetme yönünde varılan mutabakatla uyumlu olmasıdır” dedi. Aynı kaynak, bunun Mısır’ın bu ülkeler arasındaki ilişkilere müdahalesi anlamına gelmediğini vurgulayarak, “Hâkimiyet kurma ve nüfuz genişletme fikri Mısır tarafından kabul edilemez. Zirvenin sonuçlarını göreceğiz” ifadelerini kullandı.

Mısırlı uzmanlar ise söz konusu zirvenin bir ittifakla sonuçlanmasını beklemiyor. Uzmanlara göre toplantı, son iki yılda Etiyopya ile Somali arasında yaşanan anlaşmazlıkların gölgesinde, tarafların çıkarlarını öne çıkaran üçlü bir iş birliğini güçlendirme amacı taşıyor.

Afrika Boynuzu son dönemde bölgedeki yüksek gerilim nedeniyle dikkat çeken zirvelere sahne oldu. Bunların en öne çıkanlarından biri, Ekim 2024’te Somali, Mısır ve Eritre liderleri arasında düzenlenen zirveydi. Mogadişu ile Addis Ababa arasında tartışmalı bir limanın kontrolü konusunda yaşanan gerilim ortamında gerçekleştirilen toplantıda üç ülke, ‘bölgedeki zorluk ve tehditlerle mücadelede ittifak’ vurgusu yapmıştı.

fergthyju
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed (ENA)

Mısır’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime’ye göre “söz konusu zirve yeni bir ittifak olarak nitelendirilemez. Gerçek şu ki, bölge ülkeleri arasında üçlü bir iş birliği söz konusu. Toplantının odak noktası, başta terörle mücadele olmak üzere hayati öneme sahip konuların koordinasyonu ile yatırım alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve iç durumların ele alınmasıdır.”

Halime, “Zirvede ele alınan konular, güvenlik ve istikrarın sağlanmasına, ortak kalkınma sürecinin ilerlemesine hizmet ediyor ve şu aşamada bir ittifak anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, Mısır’ın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde barışın yaygınlaştırılmasını ve komşu ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan politikalarıyla çelişmiyor” dedi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan da Halime ile aynı görüşü paylaşarak, zirvenin özellikle Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlıklar yerine ortak çıkarların güçlendirilmesine yönelik olarak düzenlendiğini vurguladı.

Etiyopya hamleleri

İlk zirveden yaklaşık 10 gün önce Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, iki yıl kadar önce kendisine deniz erişimi sağlama teklifinde bulunulan Cibuti’yi ziyaret etti. Başbakan, ziyaretinde ticaret ve lojistik konularına odaklandı; bu durum, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim talebini sürdürmesi nedeniyle Mısır ve kıyıdaş ülkelerin direnişiyle bir yıldan fazla süredir devam eden tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Etiyopya, 1993’te Eritre’nin yaklaşık otuz yıl süren savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasıyla kara ile çevrili bir ülke haline geldi. Bu durum, Etiyopya’yı komşu ülkelerin limanlarına bağımlı kıldı. Ülke, uluslararası ticaretinin yüzde 95’inden fazlasının geçtiği Cibuti Limanı’na özellikle güveniyor ve lojistik hizmetler için yıllık yüksek ücretler ödüyor; bu hizmetler Cibuti için önemli gelir kaynağı oluşturuyor.

sdfgthy
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud çarşamba günü Cibuti’ye geldi. (SONNA)

Halime, son gelişmelerin Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişimi konusuyla bağlantılı düzenlemelerin bir parçası olmadığını belirterek, deniz erişimi meselesinin genellikle iki ülke arasında yapılan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ele alındığını, tek bir ülke içindeki bölgesel bir mesele olarak değerlendirilmediğini söyledi.

Somali’ye ilişkin olarak Halime, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve siyasi dönüşümünü sağlamak amacıyla bir strateji izlediğini ve tüm taraflarla dengeli ilişkiler kurmaya çalıştığını vurguladı. Ayrıca, Kızıldeniz kıyısındaki ülkelerle olan ilişkilerin sağlam ve doğru bir çerçevede yürütüldüğünü ifade etti.

Bu görüşe, Somali’nin Etiyopya ile böyle toplantılara katılmasının Mısır ile ilişkilerini kaybetmesi anlamına gelmeyeceğini belirten Hasan da katıldı. Hasan’a göre, “Mogadişu, Addis Ababa ile bir ittifak kurarak Mısır ile iş birliğini telafi edemez.”


İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Tahran’daki Besic kontrol noktalarını vurduğunu duyurdu

Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)
Tahran’da hava saldırısının gerçekleştiği yerde toplanan insanlar, 12 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Tahran’da Besic güçlerine ait kontrol noktalarını hedef aldığını duyurdu. Açıklamada saldırıların, İran’daki rejimi zayıflatma çabalarının bir parçası olduğu belirtildi.

Besic, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kontrolü altında bulunan yarı askerî bir güç olarak biliniyor. Gerektiğinde devreye sokulan bu yapı, genellikle ülke içindeki protestoların bastırılmasında kullanılıyor.

İsrail ordusu yazılı açıklamasında, son dönemde Tahran’da Besic güçlerine ait yeni kontrol noktalarının tespit edildiğini bildirdi.

Ordudan yapılan açıklamada, “Bu noktaların tespit edilmesinin ardından İsrail Hava Kuvvetleri, ordunun istihbarat bilgilerine dayanarak son 24 saat içinde Besic kontrol noktalarını ve unsurlarını hedef aldı” denildi.

Açıklamada ayrıca, söz konusu güçlerin, özellikle son aylarda rejimin iç protestoları bastırma çabalarında başlıca rol oynadığı; göstericilere karşı aşırı şiddet, toplu gözaltılar ve güç kullanıldığı öne sürüldü.

İsrail ve ABD 28 Şubat’ta İran’a yönelik bir bombardıman dalgası başlattı; saldırıların ilk gününde İran Dini Lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. ABD ve İsrail, İran halkına ayaklanma ve yöneticilerini devirmeleri çağrısında bulundu.

İran’da aylar önce yetkililere karşı eşi görülmemiş protestolar düzenlenmiş, gösteriler geçtiğimiz ocak ayında zirveye ulaşmıştı. Yetkililer protestoculara karşı güvenlik operasyonu başlatmış ve gösterileri ‘isyan eylemleri’ olarak nitelendirmişti. İnsan hakları örgütleri ise söz konusu operasyonlarda binlerce kişinin hayatını kaybettiğini, on binlerce kişinin de gözaltına alındığını bildirdi. Buna karşın, ülkenin maruz kaldığı saldırılar sırasında örgütlü bir muhalefetin ortaya çıktığına dair herhangi bir işaret görülmediği ve İran yönetiminin iktidarı bırakmaya hazır olduğuna dair bir belirti bulunmadığı ifade edildi.

Tahran’da yaşayan bazı kişiler AFP’ye yaptıkları açıklamada, DMO’nun ABD-İsrail saldırıları karşısında kontrolü sağlamak amacıyla başkentin farklı noktalarında kontrol noktaları kurduğunu söyledi. Tahran’da yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen 30’lu yaşlardaki bir kadın, “En küçük polis merkezleri bile kapalı, bu yüzden görevlilerin gidebileceği bir yer yok… Var olduklarını ve durumun kontrol altında olduğunu gösterebilecekleri tek yol kontrol noktaları kurmak” ifadelerini kullandı.