IKBY Başkanlığı: BMGK, Bağdat ve Erbil arasında müzakere tertip edilmesi için bir BM temsilcisi gönderme talebini onayladı

Bağdat merkezi hükümeti IKBY’de yeni bir petrol şirketi kurmaya hazırlanıyor.

Iraklı Kürtler Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkileri düzenleyecek bir BM temsilcisi talep etti (Reuters)
Iraklı Kürtler Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkileri düzenleyecek bir BM temsilcisi talep etti (Reuters)
TT

IKBY Başkanlığı: BMGK, Bağdat ve Erbil arasında müzakere tertip edilmesi için bir BM temsilcisi gönderme talebini onayladı

Iraklı Kürtler Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkileri düzenleyecek bir BM temsilcisi talep etti (Reuters)
Iraklı Kürtler Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkileri düzenleyecek bir BM temsilcisi talep etti (Reuters)

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Bağdat ve Erbil arasında müzakere tertip edilmesi ve iki taraf arasında çözüm bekleyen sorunlara köklü bir çözüm bulunması için bir Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi gönderme talebini onayladığını duyurdu.
Bu duyuru, Irak Petrol Bakanlığı’nın dün (cumartesi) Bağdat merkezi hükümetin IKBY’de yeni bir petrol şirketi kurmaya hazırlandığını açıklamasının ardından geldi. Bakanlık, yeni şirketle halihazırda IKBY’de faaliyet gösteren petrol şirketleriyle yeni hizmet sözleşmeleri imzalamayı hedeflediğini belirtti.
Reuters’ın haberine göre, Irak Petrol Bakanı İhsan Abdulcebbar, 7 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Yüksek Federal Mahkeme’nin Şubat ayında IKBY’nin Petrol ve Gaz Yasası’nın Irak Anayasası’na aykırı olduğu yönündeki kararının Irak Petrol Bakanlığı tarafından uygulanacağını belirtti.
Irak makamları Abdulcebbar’ın açıklamasının ardından IKBY’deki petrol ve gaz şirketlerinden, yeni sözleşmelerini IKBY yerine Irak Ulusal Petrol Şirketi (SOMO) ile yapmalarını istedi.
Bağdat merkezi hükümeti, IKBY hükümetinin petrol şirketleriyle yaptığı ticari sözleşmeleri Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne taşımakla tehdit ederek ve yerel mahkemelerden aleyhte kararlar çıkararak ‘IKBY petrol gelirlerinin kontrolünü geri alma’ çabalarını yıllardır sürdürüyor.
Irak Petrol Bakanlığı, dünkü açıklamasında, petrol ‘üretimine katılımla ilgili yasal olmayan sözleşmeler doğrultusunda çalışmayı sürdüren ve sözleşmelerini yenilemek için iyi niyetle müzakerelere katılmayan şirketlere karşı yasal tedbirler izleyeceğini’ vurguladı.
Petrol Bakanlığı’nın bu uyarısıyla eşzamanlı olarak, IKBY Başkanlığı, yaptığı açıklamada, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin sunduğu, Bağdat ve Erbil arasında müzakere tertip edilmesi ve iki taraf arasında çözüm bekleyen sorunlara köklü bir çözüm bulunması için bir Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisi gönderme talebini onayladı” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, BMGK’nın, BM Misyonu’nun görev süresini uzatmak ve konuyu özel bir oturumda tartışmak için gelecek hafta bir karar taslağı yayınlayacağı belirtildi.
Bağdat merkezi hükümeti, IKBY’nin BM temsilcisi talebiyle ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Özellikle Yüksek Federal Mahkeme’nin, IKBY’nin Bağdat merkezi hükümetinin yetkisi dışında petrol ihraç etmesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna karar vermesinden bu yana iki taraf arasındaki ilişkiler en alt düzeyde seyrediyor.
Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Irak Meclis Grup Başkanı Dr. Viyan Sabri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “BMGK ülkeleri, IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin, merkezi hükümet ile IKBY hükümeti arasındaki ilişkinin düzenlenmesi amacıyla özel BM temsilcisi gönderme talebini onayladı. Bu temsilcinin gönderilme amacı, Irak Anayasa maddeleri doğrultusunda iki taraf arasındaki ihtilaflara köklü çözümler üretilmesi ve anlaşma sağlanmasıdır. İki taraf arasındaki ilişkinin düzenlenmesi zorunluluk haline geldi. Özellikle iki taraf arasında yıllardır çözüm bekleyen ihtilaflar bulunuyor. Bunların başında da petrol ve doğal kaynaklar sorunu ile hâlâ çözüm bekleyen diğer birtakım meseleler geliyor” diye konuştu.
Erbil’in BMGK’dan özel BM temsilcisi talep etmesi, Ekim 2021’de düzenlenen erken seçimleri kazanan parti ve grupların yeni hükümeti kurmayı başaramaması sebebiyle Irak’taki siyasi sürecin tıkandığı bir dönemde geldi. Bu tıkanmada, ülkenin siyasi haritasını yeniden şekillendiren koalisyonların kuruluş şekilleri etkili oldu. Kürtler daha önce Irak siyasetinde adeta teraziyi dengelemede kullanılan ‘abra’ görevi görürken, şu an ise aralarındaki bölünme sebebiyle petrol ve diğer sorunların çözümü konusunda Bağdat karşısında eli zayıf olan taraf olarak değerlendiriliyor.
Bağdat ve Erbil arasındaki sorunların başında Kerkük ve ihtilaflı bölgelerle ilgili Anayasa’nın 140’ıncı maddesi ve petrol kaynaklarının paylaşımına ilişkin 111’inci maddenin uygulanması geliyor.
Irak Cumhurbaşkanlığı makamının kimin hakkı olduğu konusunda Bafıl Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ile KDP arasında yaşanan ihtilaf ise Kürtlerin çözüm bekleyen meseleler karşısında birlikte hareket etmelerini güçleştiriyor.

KYB yöneticilerinden Mahmud Hoşnaw, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şunları kaydetti:
“KYB başından beri ve özellikle de Federal Mahkeme’nin IKBY’nin Petrol ve Gaz Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğu kararından sonra şu aşamada, çözümlerin anayasal olmasına ve palyatif çözümlerden uzak durmaya teşvik ediyor. İki taraf arasındaki güven eksikliği ışığında on yıllardır süren bazı ihtilafların çözümü için, dışarının (BM) gözetiminde olsa bile, iç diyalogun önemli olduğunu düşünüyoruz. Siyasi gündemler ile ekonomik gündemleri birbirinden ayırmak artık zorunlu hale geldi. IKBY, krizin tamamen ya da bir kısmının çözülmesini ve dosyaların birer birer azaltılmasını memnuniyetle karşılar. Çünkü siyasi kriz; ekonomi konuları, anayasanın 140’ıncı maddesi, güvenlik ve savunma sistemiyle bağlantılı olduğu için ihtilafların çözümü noktasında bu adımlar olmazsa kısır döngüde sıkışıp kalacağız. Tüm bu meselelerin çözümü için iki taraf arasında siyasi bir uzlaşıya ihtiyaç var.”
BM Irak Özel Temsilcisi ve BM Irak Yardım Misyonu Başkanı Jeannine Hennis-Plasschaert, iki gün önce Irak’ın durumuyla ilgili BMGK’ya kapsamlı bir sunum yaptı. Plasschaert, konuşmasında, “Iraklılar, miadı dolmuş iktidar çatışmalarıyla uğraşmak yerine içerdeki önceliklerden oluşan uzun listede ilerleme kaydetmek için kolları sıvayacak bir siyasi sınıf beklemeye devam ediyor. Bunun kesinlikle savunulamaz bir durum olduğunu anlamak için ne gerekiyor? Odaklanılması gereken şeye yeniden odaklanmanın zamanı geldi: insanlar ve bir çalışma programı. İktidardakiler için değil fakat her gün kıt kanaat geçinenler için Irak’taki siyasi hareketsizliğin büyük bir bedeli var” ifadelerini kullandı.



Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor
TT

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

Lübnan Ateşkesi’nin uzatıldığını açıklayan Trump Hürmüz’de baskıyı artırıyor

ABD diplomasisi dün  (Perşembe) Beyaz Saray’da dikkat çekici bir ilerleme kaydetti. Başkan Donald Trump, Lübnan ve İsrail’in ateşkesi “3 hafta” daha uzatma konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu adımın, 17 Nisan’dan bu yana yürürlükte olan “Nisan mutabakatı”nın çökmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. Açıklama, Trump’ın iki ülkenin büyükelçilerini Beyaz Saray’da kabul ederek bizzat katıldığı “kritik” görüşmelerin ardından geldi. Görüşmeler, Beyrut’un güneydeki kırılgan sükûneti pekiştirmek amacıyla ateşkesin uzatılması talebi üzerine yapıldı.

Siyasi düzeydeki bu görece rahatlamaya rağmen sahada gerilim sürüyor. İsrail ordusu, roket platformlarını imha ettiğini ve Hizbullah’tan 3 unsurun öldürüldüğünü açıkladı. İsrail Kamu Yayın Kurumu ise, Hizbullah’ın gönderdiği bir insansız hava aracı saldırısında bir askerin yaralandığını bildirdi. Hizbullah da, İsrail’in “ihlallerine” karşılık olarak Ştula kasabasını hedef aldığını duyurdu.

Sahada bir diğer kritik cephe ise Hürmüz Boğazı. ABD ile İran arasındaki gerilim “bilek güreşi” aşamasına ulaşmış durumda. Trump, ABD’nin boğaz üzerinde “tam kontrol” sağladığını ve buranın “sıkı şekilde kapalı kalacağını” belirtirken, mayın döşeyen unsurlara “ateş açılması” talimatı verdiğini açıkladı. ABD güçlerinin İran’a ait hedeflerin yaklaşık yüzde 75’ini vurduğunu da öne sürdü. İran’ın ateşkes sürecinde askeri kapasitesini artırabileceğinden şüphe duyduğunu dile getiren Trump, buna rağmen “kalıcı” olması şartıyla bir anlaşmaya açık kapı bıraktı.

Bu baskıya karşılık İran da tansiyonu yükseltti. Daha fazla mayın döşendiği ve iki konteyner gemisinin alıkonulduğu bildirildi. Bu hamlelerin, ABD’nin bir İran petrol tankerine yönelik operasyonuna karşılık olarak gerçekleştirildiği ifade edildi.

Washington’da varılan “üç haftalık anlaşma” ile Hürmüz’de tırmanan kriz arasında kalan bölge, sınır hattında sükûnet arayışı ile denizlerdeki nüfuz mücadelesinin iç içe geçtiği son derece karmaşık bir tabloyla karşı karşıya bulunuyor.


Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
TT

Irak’ta başbakan adaylığı konusunda karar anı yaklaşıyor

Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)
Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Bağdat'taki bir toplantısından (INA)

Irak’ta başbakan adayının belirlenmesiyle ilgili anayasal süre yarın doluyor. Sürenin dolmasına kısa bir süre kala (Şii) Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderleri arasında başbakan adayının belirlenmesi konusunda yoğun görüşmeler yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan çeşitli kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin liderlerinden Nuri el-Maliki, Kays el-Hazali, Ammar el-Hekim ve Hamam Hamudi arasında gerçekleşen görüşmelerde, Basem el-Bedri'nin adaylığı konusundaki anlaşmazlıkların giderilmesi olasılığının ele alındığını söyledi.

Hesap Verebilirlik ve Adalet Kurulu Başkanı Bedri, başbakan adayının 8 oy çoğunluğuyla seçilmesi konusunda mutabık kalan Koordinasyon Çerçevesi liderlerinin 12 oyundan 7'sini almıştı.

Kaynaklar, Şii ittifakın üzerinde uzlaştığı aday konusunda kararını ertelemesinin, bazıları mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adaylığını destekleyen kararsız oylar olmasından kaynaklandığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre son saatlerdeki görüşmeler Koordinasyon Çerçevesi güçlerini başbakanlık için nihai bir aday üzerinde anlaşmaya yaklaştırsa da olası sürpriz gelişmeler, Koordinasyon Çerçevesi masasında yer alan 6 kişilik listeden başka bir adaya geri dönülmesine neden olabilir.


Suriye, Hizbullah'a karşı kırmızı çizgilerini çiziyor

Fotoğraf: Al Majalla/AFP
Fotoğraf: Al Majalla/AFP
TT

Suriye, Hizbullah'a karşı kırmızı çizgilerini çiziyor

Fotoğraf: Al Majalla/AFP
Fotoğraf: Al Majalla/AFP

Subhi Franjieh

Suriye-Lübnan sınırı, Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024 tarihindeki çöküşünün ardından eşi ve benzeri görülmemiş bir gerilime sahne oldu. Suriye hükümeti, Lübnan’daki Hizbullah'ın gerçekleştirdiği kaçakçılık faaliyetlerine karşı koymak amacıyla sınıra yoğun takviye güçler sevk ederken Hizbullah da Şam'ın Lübnan topraklarına olası askeri müdahalesini engelleme gerekçesiyle yüzlerce üyesini sınır bölgelerine konuşlandırıyor. Tüm bunlar, Hizbullah'ın sınırın her iki yakasından silah ve savaşçı transfer etme girişimlerini sürdürdüğü bir ortamda yaşanıyor. Çeşitli saha kaynaklarından edinilen bilgilere göre Hizbullah’a bağlı hücreler, Esed dönemi Hizbullah saflarında ve İran destekli milislerde görev yapmış Suriyeli savaşçıları yeniden bünyelerine katmak için aktif bir şekilde faaliyet yürütüyor.

Suriye hükümeti, özellikle geçtiğimiz şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmalarıyla son haftalarda Suriye-Lübnan sınırındaki kuvvetlerini belirgin biçimde artırdı. Şam'ın bu hamlesi, sınırı kontrol altına almak ve Hizbullah'ın silah sevkiyatı ile milislerin geçişini sağlamak amacıyla sınırı kullanmasının önüne geçmeye yönelik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Suriye hükümeti sınır güvenliğini büyük ölçüde sağlamış olsa da kaynaklara göre kaçakçılık faaliyetlerinin tümüyle önüne geçilemiyor. Aynı kaynaklar, Suriye hükümetinin aldığı tüm tedbirlere karşın son iki hafta içinde Suriye'den Lübnan'a yönelik birçok kaçakçılık operasyonunun başarıyla gerçekleştirildiğini belirtiyor. Kaynaklara göre sınırın tamamen kontrol altına alınması mümkün değil. Bunu zorlaştıran etkenler arasında lojistik güçlükler, sınırın her iki yakasındaki toprakların ve ailelerin iç içe geçmiş yapısı ve Esed rejimi ile Hizbullah'ın uzun yıllar boyunca inşa ettiği karmaşık tünel ağı sayılabilir.

Tehdidin yalnızca Suriye-Lübnan sınırıyla sınırlı olmadığını, Suriye şehirlerinin içlerine kadar uzandığını değerlendiren hükümet, Şam ve çevresi, Humus, Deyrizzor, Dera, Tartus, Zebedani, Kusayr ve diğer şehirlerdeki güvenlik önlemlerini yoğunlaştırdı. Suriye’de Hizbullah ve diğer İran destekli milislerle bağlantısını sürdüren hücrelere karşı haftalık bazda güvenlik operasyonları ve baskınlar düzenleniyor. Suriye İçişleri Bakanlığı, 19 Nisan Pazar günü ülkedeki istikrarı ve kamu güvenliğini tehdit etmeyi hedefleyen girişimlerin engellendiğini açıkladı. Bu girişimlerin arkasında eski rejimden kişilerle Hizbullah'a bağlı hücrelerin bulunduğunu belirten bakanlık ayrıca engellenen girişimlerden birinin Kuneytra’da gerçekleştiğini, burada Hizbullah bağlantılı ve sınır dışındaki bölgeden saldırı planlamakta olan bir hücrenin yakalandığını duyurdu. Bu açıklama, söz konusu hücrenin Suriye topraklarından İsrail'i hedef almaya çalıştığına işaret etti. İçişleri Bakanlığı'na göre ele geçirilen silahlar arasında ‘profesyonelce hazırlanmış ve bir sivil araçta gizlenmiş’ roketler ve roket fırlatma rampaları da bulunuyor.

Suriye hükümeti aynı zamanda Esed rejiminin çöküşünün ardından Suriye'den Irak'a geçen Hizbullah üyelerinin ve İran destekli milislerin Suriye'deki hücre yapılanmalarını yeniden oluşturmak amacıyla yürüttüğü adam toplama ağlarını çözmeye yönelik kapsamlı istihbarat çalışmaları da sürdürüyor.Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre üye kazanma faaliyetleri, aylık 300 dolara kadar ulaşabilen maaş teklifleriyle söz konusu milislerin eski savaşçılarını hedef alıyor.

Suriye hükümeti, özellikle geçtiğimiz şubat ayı sonlarında ABD ve İsrail'in İran'a savaş açmalarıyla son haftalarda Suriye-Lübnan sınırındaki kuvvetlerini belirgin biçimde artırdı. Şam'ın bu hamlesi, sınırı kontrol altına almanın yanı sıra Hizbullah'ın silah sevkiyatı yapmasını ve milislerin geçişini engellemeyi amaçlıyor.

Suriye hükümeti, güçlerini ve kaynaklarını seferber etti

Suriye-Lübnan sınırında görüşülen Suriyeli güvenlik kaynakları, Suriye ordusunun son iki hafta içinde sınır bölgesine yüzlerce personel sevk ettiğini doğruladı. Bu takviyeye Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçler, sınır güvenliği, terörle mücadele ve kaçakçılıkla mücadele ekipleri de eşlik ederken tüm bu adımlar sınır denetimini sıkılaştırmayı ve kaçakçılık operasyonlarını engellemeyi amaçlıyor.

Kaynaklara göre bu takviyeler, Hizbullah'ın kendi adına çalışan Suriyeli unsurları sınırdan Lübnan'a geçirmeye çalıştığına dair istihbarat bilgileriyle eş zamanlı olarak hayata geçirildi. Öte yandan Hizbullah, Suriye'de bıraktığı ve henüz Suriye hükümetinin eline geçmemiş silahları Lübnan topraklarına taşımaya çalışıyor. Bu amaçla yıllardır güvendiği kaçakçılara başvuran Hizbullah, Suriyeli ve Lübnanlı ailelerin iç içe geçtiği ve Hizbullah'a hizmet ettiği bazı sınır noktalarını da kullanıyor.

fdgbhyj
Şam yakınlarındaki bir tünelin girişini açan Suriyeli bir asker (AFP)

Suriyeli bir güvenlik yetkilisi, Suriye hükümetinin Suriye-Lübnan sınırında haftalık bazda birden fazla kaçakçılık operasyonunu engellediğini belirtti. Sınırın tam anlamıyla kontrol altına alınmasının son derece güç bir iş olduğunu, bunun için daha büyük kuvvetlere, daha gelişmiş teçhizata ve Lübnan tarafıyla güvenli ve güvenilir iletişim kanallarına ihtiyaç duyulduğunu belirten yetkili, bazı kaçakçılık faaliyetlerinin başarıya ulaşmış olabileceğini de ifade etti. Ancak aynı yetkili, Suriye ordusu, İstihbarat Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güçlerin kaçakçılığa dair kendilerine ulaşan her bilgiyi kararlı ve anında bir tutumla değerlendirdiğinin de altını çizdi.

Hizbullah'ın birkaç gün önce Suriye'de bıraktığı ve henüz müsadere edilmemiş silahlarını, geçtiğimiz haftalarda İsrail saldırılarının hedef aldığı silah depolarındaki eksiği kapatmak amacıyla Lübnan'da kontrolündeki bölgelere kaçırma çalışmasını sürdürdüğü belirtildi.

Edinilen bilgilere göre Hizbullah'ın kaçırmaya çalıştığı silahlar arasında roketler, makineli tüfekler ve mayınlar yer alıyor. Öte yandan Hizbullah’ın hafif ve bireysel silahları kaçırmak gibi bir girişimi söz konusu değil. Çünkü bu tür silahların kaçırılmasının getireceği risk, sağlayacağı faydanın çok daha üzerinde olarak değerlendiriliyor.

Şam hükümeti, her hafta Suriye-Lübnan sınırındaki birçok kaçakçılık girişimini engelliyor.

Suriye hükümeti, sadece kaçakçılıkla mücadele ve hücrelere baskın düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda yakın vadede Suriye içinde ya da Suriye topraklarından İsrail'e yönelik eylem gerçekleştirebilecek hücrelerin bir an önce tespit edilip yakalanması amacıyla sorgu operasyonlarını yoğunlaştırıyor ve istihbarat bilgileri topluyor. Edinilen bilgilere göre geçtiğimiz mart ayı sonlarında Deyrizor'da yakalanan Hizbullah hücresiyle yürütülen soruşturmalar, akabinde Suriye'nin farklı bölgelerine yayılmış ve birbirleriyle bağlantılı olduğu tespit edilen dörtten fazla hücrenin daha çökertilmesini sağladı. Söz konusu hücrelerin tamamının Hizbullah adına faaliyet yürüttüğü belirlendi.

Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından 18 Nisan Cumartesi günü yapılan açıklamada güvenlik birimlerinin ‘birleşik bir güvenlik operasyonu’ gerçekleştirerek ‘birçok köy ve kasabada’ faaliyet yürüten bir ‘terör hücresini’ çökerttiklerini duyurdu. Bakanlık, söz konusu hücrenin ‘araçlara bomba yerleştirme, patlayıcı düzenek hazırlama ve mayın döşeme’ eylemlerine karıştığını belirtti. Suriye İçişleri Bakanlığı soruşturmalarına göre hücre üyeleri, yurt dışında uzman eğiticiler tarafından patlayıcı yerleştirme ve imalatı konularında özel eğitim almıştı.

Hizbullah sınır yakınlarında varlığını yoğunlaştırırken Suriyelileri kendi saflarına katıyor

Hizbullah liderlerinin rejimin çöküşünün ardından örgütün Suriye’nin iç işlerine karışmayacağını defalarca kez dile getirmesine karşın sahadaki faaliyetleri bu açıklamaların tersini yansıtıyor. Suriye hükümeti, Suriye'nin iç bölgelerinde ve sınırlarında Hizbullah bağlantılı hücrelerin yakalandığını sürekli olarak kamuoyuyla paylaşıyor. Bunun yanı sıra eski rejimin çöküşünden önce İran destekli milislerin saflarında yer alan bazı kişilerin, Suriye'deki İran destekli milisler ve Hizbullah'a bağlı grupların eski liderleri tarafından arandığı da biliniyor. İki ayrı kaynağa göre bu temas girişimleri, söz konusu kişileri yeniden saflarına kazanmaya yönelik bir çabadan ibaret.

dfvbgtrhyj
Suriye-Lübnan sınırında devriye gezen Suriyeli askerler (AFP)

Hizbullah'ın son iki hafta içinde yüzlerce üyesini Şam kırsalı ve Humus'a karşı cephede yer alan Suriye sınır bölgelerine sevk etmesinin ardından Suriye ordusunun Lübnan topraklarına girerek örgütün silahlarını ele geçirebileceğine dair haberleri ciddiye aldığı anlaşılıyor. Edinilen bilgilere göre bölgeye gönderilen üyeler arasında eski rejim saflarında ve Hizbullah ile İran bağlantılı milislere katılan ve Beşşar Esed'in 2024 yılının aralık ayında ülkeden kaçmasının ve rejimin çökmesinin ardından ülkeden firar eden Suriyeliler de bulunuyor. Bu kişilerin Suriye-Lübnan sınırına yakın bölgelerdeki varlıkları, Suriye hükümetinin Lübnan topraklarında herhangi bir askeri operasyon başlatmaya karar vermesi ihtimaline karşı ‘önleyici bir tedbir almayı’ ve ‘karşılık vermeye hazır olmayı’ amaçlıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 13 Nisan'da yayımlanan görüntülü konuşmasında şunları söyledi:

“İsrail'in Lübnan'a saldırı halinde olduğu bir dönemde, Suriye ordusunun ya da Suriye'den birinin Lübnan'ın sorununa müdahil olması için sorun çıkarmak amacıyla zehir saçanlar büyük bir suç işliyor. Suriye liderliğinin ve Suriye halkının, ABD, İsrail ve bu ülkelerin Suriye ile Lübnan arasında sorun çıkarmak istediğinin farkında olduğuna inanıyorum."

Hizbullah'ın Suriye ile bir sorunu olmadığını ve tek düşmanlarının ‘ABD himayesi altındaki İsrail’ olduğunu vurgulayan Kasım, kendi saflarındaki savaşçıları İsrail sınırı yakınlarındaki Suriye bölgelerine sevk etmesinin olağan bir durum olup olmadığına ve bunun Hizbullah'ı doğrudan karşısına almaya yönelik bir kışkırtma olmayıp Suriye hükümetinin kendi güvenliğini koruma çabası çerçevesinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ise değinmedi.

Suriye hükümeti şimdiye kadar Hizbullah ile herhangi bir doğrudan çatışmaya girmekten kaçınarak daha çok sınırlarını koruma ve Suriye'yi İsrail ile savaşa sürüklemeye çalışan Hizbullah hücrelerini çökertmeye yöneldi. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre Suriye hükümeti, çeşitli Lübnanlı liderlerle yaptığı görüşmelerde, Hizbullah ile doğrudan bir çatışma istemediğini ve Suriye'nin Lübnan'a müdahalesinin Şam'ın gündeminde yer almadığını defalarca kez teyit etti. Aynı zamanda, Lübnan hükümetinin Suriye ile olan sınırını güvence altına almak ve Hizbullah'ın gündemini hayata geçirmesinin ve saldırılarını Suriye sınırından yürütmesinin önüne geçmek için elinden gelen her türlü çabayı göstermesi gerektiğini de vurguladı. Lübnan ordusu ve hükümetine sınır güvenliğinin sağlanması konusunda her türlü desteği sunmaya hazır olduğunu da bildiren Şam, sınırlarını ve güvenliğini korumak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını da teyit etti. Öte yandan birçok analiste göre Lübnan ordusu şu an sınırı kontrol altına alabilecek kapasiteden yoksun. Bunun başlıca nedeni, Lübnan hükümeti ve ordusunun İsrail ile olası bir anlaşmanın hayata geçirilmesi ve Güney Lübnan'da güvenliğin tesisi için tüm güçlerini seferber etmiş olması. Bunun yanında Hizbullah, Şam ve Humus’a karşı cephede yer alan sınır bölgelerinde tam kontrol sağlıyor. Lübnan ordusunun bu bölgelerdeki kontrolü ele geçirebilmesi ise büyük zaman, çaba ve kaynak gerektiriyor. Analistlere göre silahların yalnızca Lübnan devletinin elinde toplanması ve Hizbullah'ın silahsızlandırılması, bölgedeki pek çok düğümün çözülmesinde vazgeçilmez bir anahtar olmaya devam ediyor.