Tekkeler ve modern Fas'ta halk dindarlığının devam etmesindeki rolleri

Tekkeler ve modern Fas'ta halk dindarlığının devam etmesindeki rolleri
TT

Tekkeler ve modern Fas'ta halk dindarlığının devam etmesindeki rolleri

Tekkeler ve modern Fas'ta halk dindarlığının devam etmesindeki rolleri

Fas'ta çok sayıda tekke ve türbe bulunur. Bir velinin ya da türbenin olmadığı bir şehir ya da köy yok denecek kadar azdır. Halkın din tasavvurunda veliler, peygamberlerin mirasçıları olarak kabul edilir. İnsanlara göre onlar, hayatlarında bazı kerametlere mazhar olan ve ölümlerinden sonra bile nu kerametlerinin etkisi devam eden kişilerdir. Bu yüzden onlardan bir medet umarak ihtiyaçlarını gidermelerini ve kendileriyle Yaratıcıları arasında aracı olmalarını isteyenler vardır.
Fas’ın dini, siyasi ve toplumsal tarihinde her zaman önemli bir rol oynayan tekkeler, bireysel tasavvuftan daha örgütsel ve daha etkili olan kurumsal tasavvuf çerçevesine girer. Tekkelerin oluşmasının temelinde ise, saygınlıkları, iktidar ile ilişkileri ve bireylere karşı oynadıkları rollerin yanı sıra özellikle tekkenin şeyhinin Ehl-i Beyt'in soyundan gelmesi yatar.
Tarihte tekkenin iktidar ile olan ilişkisi, iktidara karşı çıkmak ile onun zulmünden saklanmak için bir sığınak rolü oynamak ya da iktidarla ittifak yapmak arasında değişmekteydi. Fransa ve İspanya’nın sömürgecilikleri karşısında da güçlü bir rolleri vardı. Bugün ise tasavvuf, dini radikalizme ve siyasal İslamcı hareketlere karşı bir cephe sunuyor.
Tekkeler geçmişte önemli sosyal roller oynadı. Dini rolünün ve müritleri kendisine çekmesinin yanı sıra sadaka vermekle, yoksulları, düşkünleri ve yolcuları doyurmakla ve hacıların Hicaz'a yolculuklarını kolaylaştırmakla ilgilenirdi.
Ancak rolleri bunlarla sınırlı değildi. Görevleri ‘Allah için cihada’, sömürgeciye karşı koymaya, aşiretleri birleştirmeye ve mücahitleri harekete geçirmeye kadar genişledi. Bazı tekkeler, siyasi gücün zayıflığından yararlandı. Marinid ve Vattasid hanedanlıklarının çöküşünde olduğu gibi, devlet içinde genişlediler ve daha sonra Sadi hanedanı gibi bazı hanedanların siyasi istikrarında önemli bir rol oynadılar. Özellikle Cizuli tekkesi, Sadi hanedanlığının üzerine kurulduğu ideolojik çerçeveyi oluşturuyordu.
Tekkeler, asil bir soydan gelmenin ve cihadın yanı sıra özellikle muvahhidler döneminde şeyhlerin mürit çekmek için manevi ve münzevi güvenilirliği önemsemelerinden dolayı savunmacı ve cihatçı bağlar kurmayı amaçlayan tasavvuf düşüncesine dayanıyordu. Ardından tekkeler, şu an iktidarda olan Alevî (Filâlî) hanedanı (Fas kraliyet ailesi) ile devam eden tasavvufun şerefli soyu ile ittifakını güçlenecektir.
Alevî hanedanı her zaman destekleyen, aynı zamanda dini meşruiyete, şerefli köklere ve Ehl-i Beyt’e bağlılığa dayanan belirgin bir dini ve siyasi sembolizmi olan tekkelerin halen güçlü bir nüfuzu var. Ancak tekkelerin rolleri bugün değişmiş halde. Artık siyasi ya da cihatçı bir rol üstlenmiyorlar. Ayrıca rolleri yasalarla düzenlenmiş ve sınırları belirlenmiş durumda. Tekkeler, artık sadece inziva, zikir ve duanın yanı sıra medet ve şifa arayanların ihtiyaçlarının karşılandığı yer olmaktan ibaretler.
Günümüzde tekkeler, özellikle tasavvufi dindarlık, iktidarı rahatsız etmediği ve iktidar için herhangi bir endişe kaynağı olmadıklarından dini ve siyasi dengenin sağlanmasında önemli bir role sahipler. Bunu fark eden iktidar, dini alanı merkezileştirmeye odaklandı. Tasavvuf ve Maliki düşünce ekolüne dayalı geleneksel dindarlığı desteklemekle ve tekkelere bağışlar ve hediyelerle desteklenmesiyle ilgilendi. Özellikle dini faaliyetlerinin güvenilir olmasını güvence altına aldı. Zaman içinde, özellikle 1990’lı yıllarda Selefi akımın ve siyasal İslamcı hareketlerinin yayılmasıyla birlikte ortadan tasavvufi tarikatları yeniden canlandırmaya çalıştı. Bu durum iktidarın, devletin büyük ölçüde başardığı, bir başkası karşısında dini güçleri kullanma stratejisini benimsemesini sağladı. Böylece tekkeler, iktidarın geleneksel bir müttefiki haline geldi.
Fas’ta dini alanın yeniden canlandırılması ve düzenlenmesi ile görevli bakanlık olan Vakıflar ve İslami İşler Bakanlığı'nın başına da tasavvuf tarikatlarından birine mensup bir isim atandı. Devletin tasavvufa ve tekkelere olan ilgisi medya düzeyinde, televizyon ve radyo kanallarının tasavvufu, tekkeleri ve türbeleri tanıtan, Sünni tasavvufunu açıklayan ve tarihini anlatan programları yayınlamalarıyla görülebiliyor.
Buradan tasavvuf ve zaviyelerin bugün Fas’ın dini sisteminin önemli bir parçası olduğu ve dini kimliğin en önemli belirleyicileri arasında yer aldığı söylenebilir. Eğer devlet tekkeleri dini değerleri yeniden üretmeye çalışan dini kurumlar olarak tanırsa, bütçeler tahsis eder, şeyhlerini tayin eder, tekkelere bir takım imtiyazlar verir. Bununla birlikte nüfuzunu, hareketlerini, ilişkilerini, gücünün artmamasını sağlayacak şekilde kontrol altında tutar. Fas'ta devlet, özellikle radikalizm ve şiddetten uzak ılımlı İslam'a yönelen bir dini alanı kontrol ettiği için geleneksel dini kurumları etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Tekkeler, devletin bu amacını iyi bir şekilde kavramış durumdalar. Dolayısıyla devletle ilişkilerini, meşruiyet ya da beka gibi çıkarları, ayrıcalıkları ve sembolik mübadeleyi koruma çerçevesinde sürdürüyorlar.  Bu da siyasi kaygılardan uzak bireylerin dini ve manevi oluşumuna odaklanmalarını sağlıyor.
Tekkelere yakınlık duyanlar, tekkeler daha önce Fas'taki yoksul ve ötekileştirilmiş kesimler için sosyal bir sığınak rolü oynamış olsalar da yoksul gruplar veya sınırlı eğitim düzeyine sahip kişilerle sınırlı değildir. Bugün tekkelerin müritleri arasında zenginler, aydınlar, akademisyenler, siyasi seçkinler ve diğer elitler dahil olmak üzere tüm sosyal sınıflardan ve gruplardan insanlar vardır.
Fas’taki tekkeler, iktidarın bugün bazı Afrika ülkeleriyle diplomatik ilişkileri güçlendirmesinde önemli bir rol oynayan ve ‘manevi diplomasi’ olarak bilinen paralel çabalar çerçevesinde Kuzey Afrika'da tasavvufun yayılmasında önemli rollere sahipti. Fas devleti, Kuzey Afrika’da bu manevi mirası bir dizi ülke ile hayati stratejik ortaklıklar kurmak için kullandı. Kadiriye Tarikatı, Nijer, Etiyopya ve Zambiya havzasına ulaşan en önemli yollardan biriydi. Aynı şekilde Ticani Tarikatı, devlet içinde maneviyatın ötesinde sosyal, ekonomik ve politik bir güce ve nüfuza sahip olduğu Senegal gibi Cezayir ve Fas dışındaki Afrika ülkelerinde güçlenmiştir.
Tekkelerin nüfuzu, dünyanın çeşitli ülkelerine yayıldıkları ve maneviyatları gereği Batılı müritleri kendine çektiği için Afrika ülkeleriyle sınırlı değildir. Fas'ın doğusunda yer alan Budişişiye tarikatı, Fas'ın içinden ve dışından binlerce kişi tarafından takip ediliyor. Bugün tekkede yabancıların dolaşması olağan bir durum haline gelmiştir.
Son olarak Fas'ın farklı dini akımların devreye girmesiyle yaşadığı dönüşümlerin, tekkelerin halen güçlü bir şekilde var olmaları ve siyasetten uzak durmaları nedeniyle statülerinde önemli bir düşüşe yol açmadığını belirtmek gerekir. Tekkeler, devletin mezhep önceliklerini belirlemesi doğrultusunda Eşariliğe, Malikiliğe ve Sünni tasavvufa dayalı olarak dini alanı korumak ve dinin siyaset ve devletle ilişkisini kontrol etmek için bir emniyet valfi görevi görür.



Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
TT

Dörtlü Mekanizma’nın Sudan savaşını sona erdirme planında çıkmaz yaşanıyor

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) (Arşiv – AFP)

Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik çabalar, son aylarda Dörtlü Mekanizma’nın yol haritasının kayda değer bir sonuç üretememesi nedeniyle çıkmaza girmiş durumda.

Ufkun tıkandığı bu süreçte, çok sayıda kaynak, bu yönde kapalı kapılar ardında ve son derece gizli yürütülen bazı görüşmelerin yapılmış olabileceğini, bu nedenle herhangi bir bilginin sızmasının önüne geçildiğini belirtiyor.

Aynı kaynaklar, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın, Dörtlü Mekanizma’yı devre dışı bırakmaya yönelik bir girişim içinde olduğunu ve doğrudan ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülük edeceği yeni bir müzakere hattı oluşturmayı hedeflediğini ifade ediyor. Burhan’ın, bu yaklaşımı çeşitli açıklamalarında birden fazla kez dile getirdiği kaydediliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan siyasi kaynaklar ise Dörtlü Mekanizma’nın özellikle en kritik başlık olan ateşkesin sağlanması konusunda sunduğu yol haritasında somut bir ilerleme kaydedememesine rağmen, arabulucuların girişimin başarısız olduğunu ilan etmediğini ya da görüşmeleri sonlandırdıklarına dair bir açıklama yapmadığını aktardı.

Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası

 Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)Sudan'daki çatışmanın iki tarafının temsilcileri, Mayıs 2023'te Cidde Bildirgesi’nin imzalanması sırasında (Reuters)

ABD, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan Dörtlü Mekanizma’nın yol haritası, geçtiğimiz yıl eylül ayında, insani yardımların Sudan’ın tüm bölgelerine ulaştırılmasını kolaylaştırmak amacıyla üç ay süreli insani ateşkes öngörmüş, bunun ardından kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesini ve dokuz ay içinde Sudanlıların güvenini kazanacak meşru sivil hükümetin kurulmasına yol açacak siyasi sürecin başlatılmasını önermişti. Ancak girişim, Sudan ordusunun reddi ve ülkesindeki çatışma karşısında tarafsız olmadığı yönündeki şüpheleri nedeniyle engelle karşılaştı.

Kaynaklar, Dörtlü Mekanizma yol haritasının Sudan’daki savaşı durdurmaya yönelik şu anda masadaki tek girişim olduğunu ve yaklaşık üç yıldır süren, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre dünyadaki en büyük insani felakete yol açan yıkıcı çatışmayı sona erdirmek amacıyla tarafların bölgesel düzeyde uzlaşması sonucunda ortaya çıktığını belirtiyor.

Aynı kaynaklar, son gelişmelerin Dörtlü Mekanizma dışında yeni bir müzakere sürecinin varlığına işaret etmediğini, yaşananların ise ordunun bu girişimi en kısa sürede kabul etmesini sağlamaya yönelik çabalardan ibaret olduğunu ifade ediyor. Bu kapsamda, Sudan hükümetiyle iyi ilişkilere sahip bazı ülkelerin, yönetimi girişime olumlu yaklaşmaya teşvik etmek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırdığı belirtiliyor.

Tek platform

Siyasi analist el-Cemil el-Fadıl, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Dörtlü Mekanizma girişiminin Sudan’da uzayan savaş krizinin çözümü için bölge ülkeleri arasında üzerinde uzlaşı sağlanmış tek platform olmayı sürdürdüğünü söyledi. El-Fadıl, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi arasında, ocak ayı ortasında Davos Forumu kapsamında yapılan görüşmede de güçlü biçimde gündeme geldiğini belirtti.

El-Fadıl, iki lider arasındaki görüşmelerin esas olarak Dörtlü Mekanizma çerçevesinde Sudan’daki savaşı sona erdirmeye yönelik ortak çabalara odaklandığını, önceliğin insani ateşkesin kalıcı hale getirilmesi olduğunu ifade etti. Bununla birlikte girişimin sahada somut kazanımlar elde etmesi gerektiğini vurgulayan el-Fadıl, mevcut tabloya bakıldığında sürecin çıkmaza girdiğinin söylenemeyeceğini dile getirdi.

Washington’daki insani yardım konferansı

 Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)Sudan’da dünyadaki en büyük iç göç yaşandı. (Reuters)

El-Fadıl, ABD yönetimine yakın çevrelerden sızan bilgilerle bağlantı kurarak, Washington’un 3 Şubat’ta Sudan’a destek amacıyla uluslararası bir insani yardım konferansı düzenlemeye hazırlandığını ve önümüzdeki kısa dönemde kayda değer bir ilerleme yaşanmasının beklendiğini söyledi. Bu adımın, Dörtlü Mekanizma tarafından ortaya konan çözüm yol haritasının parçası olduğunu da ifade etti.

El-Fadıl, ABD yönetiminin, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) ateşkes ve çatışmaların durdurulması yönünde taahhüt almadan böyle bir insani konferansı düzenlemeye gitmesinin mümkün olmadığını vurguladı.

Mevcut veriler ışığında, Washington’da yapılması planlanan insani konferansla eş zamanlı olarak yol haritasının uygulanmasına yönelik taraflar arasında örtülü bir mutabakat bulunabileceğini dışlamayan el-Fadıl, sürecin başarısının tüm tarafların gerçek ve somut tavizler vermesine bağlı olduğunu dile getirdi.


İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
TT

İsrail, Gazze Şeridi sakinleri için Refah sınır kapısının sınırlı olarak açıldığını duyurdu

Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).
Bugün Mısır tarafından Refah sınır kapısından bir vinç geçiyor (AP).

İsrail, bugün yaptığı açıklamada Gazze Şeridi sakinlerinin geçişine izin vermek üzere Refah Sınır Kapısı’nın sınırlı olarak açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin sivil işlerinin koordinasyonundan sorumlu Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi (COGAT), “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda, bugün Refah Sınır Kapısı yalnızca sivillerin geçişine açılmıştır” açıklamasında bulundu.

Filistin medya kuruluşları, daha önce Filistinli personeli taşıyan otobüslerin Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafına ulaştığını, buradan Filistin tarafına geçerek kapıda göreve başlamalarının planlandığını bildirmişti.

Sınır kapısından geçişlerin, sıkı denetim altında ve yalnızca bireylerle sınırlı olacağı belirtiliyor. Bu adım, ateşkesin yürürlüğe girmesinden aylar sonra atılırken, insani yardım kuruluşları uzun süredir abluka altında ve büyük ölçüde tahrip olmuş Gazze’ye yardımların ulaştırılabilmesi için kapının engelsiz şekilde açılması çağrısında bulunuyor.

Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)Ambulanslar, Gazze Şeridi'ne doğru yola çıkmak üzere Refah sınır kapısının Mısır girişinde sıraya girdi (AP)

Gazze’de Rafah Sınır Kapısı Yeniden Açıldı, İsrail Saldırılarında 32 Kişi Hayatını Kaybetti

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkesin ihlalleri devam ederken, İsrail’in dün gerçekleştirdiği hava saldırılarında 32 kişi yaşamını yitirdi; Gazze Sivil Savunma yetkililerinin bildirdiğine göre ölenler arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor.

Mısır sınırındaki Refah Kapısı, İsrail topraklarından geçmeden Gazze’ye kara yoluyla açılan tek geçit olarak biliniyor. Ancak kapı, Mayıs 2024’te İsrail güçlerinin kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalıydı. 2025 başında ise kısa bir süreliğine kısmi olarak yeniden açılmıştı.

Ayrı bir gelişmede, Filistin medyasına göre bugün sabah saatlerinde Gazze Vadisi’nin kuzeyinde İsrail dronunu saldırısında bir Filistinli hayatını kaybetti, bazı kişiler de yaralandı. Filistin Haber Ajansı’nın (WAFA) haberine göre böylece dün sabah saatlerinden itibaren Gazze hastanelerine ulaşan ölü sayısı 32’ye yükseldi; ölümlerin 7’si güneyde, 25’i kuzeyde kaydedildi.

Refah Kapısı, Gazze’nin güney sınırında, ateşkesin ardından İsrail’in çekilmediği alanlar içinde yer alıyor; bu da bölgenin yarısından fazlasını kapsıyor. Anlaşmanın ikinci aşamasında kapının yeniden açılması öngörülüyor. BM ve yardım kuruluşları, insani krizin derinleştiği Gazze’de 2 milyondan fazla kişiye yardım ulaştırılabilmesi için geçişin sorunsuz açılmasını talep ediyor.

Sınırlı olmasına rağmen bu adımın, Gazze’nin günlük işlerini yönetmek üzere kurulan 15 Filistinli teknokrattan oluşan Ulusal Yönetim Komitesi’nin çalışmalarını kolaylaştırması bekleniyor. Komite, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığını yürüttüğü “Barış Konseyi” denetiminde faaliyet gösterecek.


"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
TT

"Koordinasyon çerçevesi", Trump'ın tehditlerine rağmen Maliki'nin Irak başbakanlığına aday gösterilmesinde ısrar ediyor

Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)
Nuri el-Maliki destekçileri, Trump'ın iktidara geri dönmesi halinde Irak'a desteği kesme tehdidini reddederek, Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında gösteri düzenledi (DPA)

İran'a yakın Şii partileri de içeren ve Irak parlamentosundaki en büyük bloğu oluşturan "Koordinasyon Çerçevesi", ABD Başkanı Donald Trump'ın Nuri el-Maliki'nin iktidara dönmesi halinde Bağdat'a desteğini kesme tehdidine rağmen, dün Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığına bağlılığını açıkladı.

Koalisyon, yaptığı açıklamada, “başbakan seçiminin tamamen Irak anayasasına ait bir mesele ve dış müdahalelerden bağımsız olduğunu” vurguladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre koalisyon “başbakanlık için adayı Nuri el-Maliki'ye olan bağlılığını” teyit etti.

"Hukuk Devleti" koalisyonunun lideri Nuri el-Maliki, parlamentodaki "en büyük bloğu" oluşturan Şii "Koordinasyon Çerçevesi" güçlerinin kendisini başbakan adayı olarak seçme onayını almayı başardı. Gözlemcilere göre, parlamentodaki "en büyük blok" olarak, ülkenin en üst düzey yürütme pozisyonunu kazanmak için dikkat çekici bir geri dönüşe imza attı.

Maliki, 2005-2014 yılları arasında iki dönem üst üste başbakanlık yapmış olsa da 2014'ten sonra siyasi kariyerinde bir tür çatlak oluştu; zira o yıl ülkenin topraklarının üçte birinin, özellikle de Musul şehrinin, DEAŞ örgütünün eline geçmesinden sorumlu tutuldu. Koalisyonu 2014 seçimlerinde büyük başarılar elde etmesine rağmen, Necef dini otoritesi iktidara gelmesini engellemek için "veto" koydu. Aynı yıl, "Sadr Hareketi" lideri Mukteda es-Sadr, "Kürdistan Demokratik Partisi" lideri Mesud Barzani ve diğer Sünni güçler ve şahsiyetler tarafından tamamen reddedildi. Bu gelişme, üçüncü bir dönem başbakanlık elde etmesini engelledi.

Nuri el-Maliki (Reuters)Nuri el-Maliki (Reuters)

Ancak ABD Başkanı Donald Trump salı günü, Irak'ı Nuri el-Maliki'yi yeni başbakan olarak seçmemesi konusunda uyardı ve aksi halde ABD’min artık ülkeye yardım etmeyeceğini söyledi.

Trump, Truth Social’de yaptığı bir paylaşımda, “Büyük Irak'ın Nuri el-Maliki'yi Başbakan olarak yeniden seçerek büyük bir hata yapıyor olabileceğini duyuyorum… Maliki döneminde ülke yoksulluğa ve tam bir kaosa sürüklendi. Bunun tekrarlanmaması gerekiyor. Çılgın politikaları ve ideolojileri nedeniyle, eğer seçilirse, Amerika Birleşik Devletleri Irak'a hiçbir yardımda bulunmayacaktır” ifadelerini kullandı.