Macron'u endişelendiren adam: Jean-Luc Melenchon

Melenchon, Fransa’da Pazar günü yapılması planlanan parlamento seçimlerinin ilk turu yaklaşırken Macron'u endişelendirdi

Jean-Luc Melenchon (Reuters)
Jean-Luc Melenchon (Reuters)
TT

Macron'u endişelendiren adam: Jean-Luc Melenchon

Jean-Luc Melenchon (Reuters)
Jean-Luc Melenchon (Reuters)

Fransa'da resmi listelerde kayıtlı 48,7 milyon seçmen, Pazar günü parlamento seçimlerinin ilk turu için sandık başına gitmeye hazırlanırken tartışmalar giderek alevleniyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında siyaset sahnesine hakim olan başlıca siyasi partiler arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor.
Geçtiğimiz 24 Nisan'da ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Emmenuel Macron, son beş yıldır izlediği politikaları destekleyen mecliste çoğunluğu elde etmeye çalışıyor. Macron’un cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan programını uygulayabilmesi için meclis çoğunluğunu kazanması gerektiği yönündeki yaygın görüş çerçevesinde bir sonraki seçim yarışının beklendiği kadar kolay olmayacağını ve partisinin korkularını gösteren bir takım işaretler ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı’nın çekincesinin nedeni, 7 milyondan fazla seçmenin kendisine oy verdiği eski cumhurbaşkanı adayı olan deneyimli politikacı ve Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi Genel Başkanı Jean-Luc Melenchon’dan kaynaklanıyor. Melenchon’un kimin cumhurbaşkanı olacağını belirleyen tura katılması için sadece 400 bin oyu eksikti.  Eğer Sosyalistler (PS), Komünist Parti (PCF) ve Yeşiller Partisi (EELV) adayları onun lehine seçimlerden çekilmeyi reddetmeseydi, bu oyları da alabilirdi.
Ancak Melenchon, tamamı sol kanatta yer alan üç partiden aldığı darbeyi çabuk unuttu.  İdeolojik, siyasi ve çıkar farklılıklara rağmen parlamento seçimlerine katılmak için saflarını sıkılaştırmakta ve söz konusu partileri ‘Sosyal ve Ekolojik Yeni Halk Birliği’ (NUPES) çatısı altında birleştirmekte başarılı oldu. Gerçek şu ki, bu yeni yapı, Fransa içinde ve dışında toplam 577 seçim bölgesinin tamamında aday çıkardı. Bu onlarca yıldır sol kanat için görülmemiş bir gelişmeydi. Sonuç lehine bir siyasi dinamik atılım oldu. 3 Haziran’da yapılan son ankette, NUPES, yüzde 31’lik bir oranla Macron’un lideri olduğu Renaissance (Yeniden Doğuş), eski Başbakan Edouard Philippe’in lideri olduğu Horizons (Ufuklar) ve Demokrasi Hareketi (MoDem) etrafında şekillenen Ensemble (Birlikte) adındaki ittifakın yüzde 27 olan oy oranını geçerek ilk sırada yer alacağını gösterdi. Ancak 19 Haziran’da yapılacak ikinci tur, bu oranları Cumhurbaşkanı Macron’un ittifakının lehine sandalyelere dönüştürecek.
Son ankete göre Birlikte İttifakı, 245 ile 315 arasında değişen sayıda sandalye kazanırken, NUPES 155 ila 188 sandalye alacak. Fakat asıl mesele, çoğunluk yasası ve en küçük seçim bölgesi nedeniyle parlamento seçimleri için doğru sonuçları tahmin etmenin son derece zor olması. Macron'un karşı karşıya olduğu zorluk ise, istediği politikaları dayatmasına olanak tanıyan bir çoğunluğa sahip olduğu 2017 seçimlerinin aksine, bugün hiçbir şeyin parlamentoda mutlak çoğunluğu elde edeceğini teyit etmiyor olması. Eğer Macron’un ittifakı yeterli sandalye sayısına ulaşamazsa, NUPES'in dışında kalan ister sağ isterse sol kanattan milletvekilleriyle pazarlık yapmak zorunda kalacak.
Yurtdışında sandık başına giden Fransız seçimlerinin ilk tur oylamalarının sonuçları, 11 adaydan 10'u ikinci tura kalan Melenchon’un ittifakının adaylarının 2017 yılına kıyasla büyük bir sıçrama yaptığını gösterdi. Bu da doğal olarak Macron’un ittifakının korkularını artırıyor.
Bunun sonucunda Macron, bakanlarına ve parti yetkililerine seçmenleri ikna etme çabalarını iki katına çıkarmaları çağırısında bulundu. Bizzat sahaya inen Macron, bölgelere ziyaretler gerçekleştirdi. İlk ziyaretinin Cherbourg-Octeville bölgesine yapan ve burada sağlık dosyasına ve hastanelerin durumuna değinen Cumhurbaşkanı’nın son ziyaret yeri eğitim sistemiyle ilgili planlara değindiği Marsilya oldu. Bugün de göçmenlerin ve yabancı kökenli Fransızların yoğun olarak yaşadığı yoksul banliyölerden biri olan başkentin kuzey girişinde yer alan Clichy-sous-Bois banliyösünü ziyaret edecek. Macron’un bu ziyaretinin gündem maddesi ise spor ve gençlik olacak.
Bu sahnede Macron karşısında ikinci kez cumhurbaşkanlığı yarışını kaybeden Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Cephe (Front National/FN) partisinin aralarında bulunduğu 3 siyasi parti öne çıkıyor. Ancak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini birbirinden ayıran kişinin, cumhurbaşkanlığı sonuçlarının açıklanmasından bu yana, solu, tüm bileşenleriyle birlikte, parlamentoda çoğunluğu elde etmesini sağlayacak ve Macron'u kendisini başbakan olarak atamaya zorlayacak birleşik bir cephe oluşturmaya çağıran Jean-Luc Melonuchon olduğuna şüphe yok. Cumhurbaşkanı Macron’un kampı, tehlikenin Melenchon'dan geleceğini düşündüğünden Marine Le Pen’e yönelttiği eleştirilerle birlikte Melenchon’a da eleştiriler yöneltiliyor.
Macron'a yakın bir kaynak, Macron’un yeniden cumhurbaşkanı olmak için aşırı sağı seçim kampanyasının ana gündem maddesi yaptığını ve şimdi çoğunluğu kazanmak için sola ve Melenchon'a odaklanacağını söyledi.

Jean-Luc Melenchon kimdir?
Melenchon, Fransız siyaset sahnesinde bir fenomendir. İspanya kökenli bir anne ve babanın çocuğu olarak Ağustos 1951'de Fas'ın Tangiers şehrinde doğdu. Babası postacı, annesi öğretmendi. Cezayir'in Fransız kolonisi olan Oran şehrinde büyümüşler ve daha sonraları Fas'a taşınmışlardı. Melenchon, anne ve babası boşandıktan sonra annesiyle birlikte Fransa'ya taşındı. Annesi burada öğretmenlik mesleğini sürdürdü. Bu yüzden birkaç kez ikametgahını değiştirmek zorunda kaldılar. Ardından Melenchon’un ilk, orta ve üniversite eğitimini aldığı (ülkenin doğusundaki)  Jura bölgesine yerleştiler. Melenchon’un, sosyoloji ve modern edebiyat alanlarında iki lisans diploması var.
Melenchon, gençlik yıllarında eğitmenlik ve gazetecilik mesleklerini yaptı. Siyasi çalışmalarına sol partilerde başlayan Melenchon, daha sonra 1970’li yıllarda eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterrand’in ısrarıyla Sosyalist Parti'ye katıldı. Melenchon'un adı çok hızlı bir şekilde, partinin ön saflarında yer aldı. 1976 yılında Sosyalist Parti’nin (Paris'in güneyinde yer alan) Massy Belediyesi üyesi ve daha sonra Aissonne bölgesinin yerel meclis üyesi olarak seçildiği Paris bölgesine taşındı.
Melenchon, 2002 yılında Sosyalist Parti içinde siyasi bir ağırlık kazanmayı başardıktan sonra Mesleki Eğitimden Sorumlu Devlet Bakanı olarak atandı. Bu, onun tek hükümet deneyimiydi.
Avrupa Parlamentosu milletvekili ve daha sonra senatör olarak seçilen Melenchon, Sosyalistlerle geçirdiği süre boyunca aşırı solcu kanada aitti. 2012'de Sosyalistlerin cumhurbaşkanı adayı François Hollande'ın seçilmesinin ardından Melenchon, Hollande'ın performansının en yüksek sesli eleştirmenlerinden biri oldu ve ‘isyancı’ milletvekillerinden oluşan gruba katıldı. Sonunda Sosyalist Parti’den ayrıldı ve Sol Parti’ye geçti. Daha sonra halen liderliğini yaptığı LFI’yi kurdu. 2017 yılında, Melenchon parlamento seçimleri yarışına katıldı ve Marsilya'dan parlamentoda bir sandalye kazandı. Ancak son parlamento seçimlerinde aday olmama kararı alan Melenchon, kendisine yakın isimlerden birini yerine Marsilya’dan seçim yarışına katılması için görevlendirdi.
Herkes Melenchon’un güçlü bir isim ve iyi bir konuşmacı olduğunu kabul ediyor. Bunun yanında çok fazla hata yapar. Bazı hamleleri, rakiplerine onu eleştirmeleri için yeterli malzemeyi sağlıyor. Tüm sol partileri kurduğu ittifakın (NUPES) çatısı altında toplamayı başaran Melenchon’u eleştirenlerin sayısı arttı ve daha sert eleştirilere maruz kaldı. Mevcut siyasi mücadele, cumhurbaşkanlığına dönüştürmek istediği başbakanlık koltuğuna ulaşmasını sağlayacak ‘savaşlarının en önemlisini’ temsil ediyor.
İddialı bir rüya, ama imkânsız değil. Sonucunu hep birlikte 19 Haziran akşamı göreceğiz.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.