Macron'u endişelendiren adam: Jean-Luc Melenchon

Melenchon, Fransa’da Pazar günü yapılması planlanan parlamento seçimlerinin ilk turu yaklaşırken Macron'u endişelendirdi

Jean-Luc Melenchon (Reuters)
Jean-Luc Melenchon (Reuters)
TT

Macron'u endişelendiren adam: Jean-Luc Melenchon

Jean-Luc Melenchon (Reuters)
Jean-Luc Melenchon (Reuters)

Fransa'da resmi listelerde kayıtlı 48,7 milyon seçmen, Pazar günü parlamento seçimlerinin ilk turu için sandık başına gitmeye hazırlanırken tartışmalar giderek alevleniyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında siyaset sahnesine hakim olan başlıca siyasi partiler arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor.
Geçtiğimiz 24 Nisan'da ikinci kez cumhurbaşkanı seçilen Emmenuel Macron, son beş yıldır izlediği politikaları destekleyen mecliste çoğunluğu elde etmeye çalışıyor. Macron’un cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayan programını uygulayabilmesi için meclis çoğunluğunu kazanması gerektiği yönündeki yaygın görüş çerçevesinde bir sonraki seçim yarışının beklendiği kadar kolay olmayacağını ve partisinin korkularını gösteren bir takım işaretler ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı’nın çekincesinin nedeni, 7 milyondan fazla seçmenin kendisine oy verdiği eski cumhurbaşkanı adayı olan deneyimli politikacı ve Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi Genel Başkanı Jean-Luc Melenchon’dan kaynaklanıyor. Melenchon’un kimin cumhurbaşkanı olacağını belirleyen tura katılması için sadece 400 bin oyu eksikti.  Eğer Sosyalistler (PS), Komünist Parti (PCF) ve Yeşiller Partisi (EELV) adayları onun lehine seçimlerden çekilmeyi reddetmeseydi, bu oyları da alabilirdi.
Ancak Melenchon, tamamı sol kanatta yer alan üç partiden aldığı darbeyi çabuk unuttu.  İdeolojik, siyasi ve çıkar farklılıklara rağmen parlamento seçimlerine katılmak için saflarını sıkılaştırmakta ve söz konusu partileri ‘Sosyal ve Ekolojik Yeni Halk Birliği’ (NUPES) çatısı altında birleştirmekte başarılı oldu. Gerçek şu ki, bu yeni yapı, Fransa içinde ve dışında toplam 577 seçim bölgesinin tamamında aday çıkardı. Bu onlarca yıldır sol kanat için görülmemiş bir gelişmeydi. Sonuç lehine bir siyasi dinamik atılım oldu. 3 Haziran’da yapılan son ankette, NUPES, yüzde 31’lik bir oranla Macron’un lideri olduğu Renaissance (Yeniden Doğuş), eski Başbakan Edouard Philippe’in lideri olduğu Horizons (Ufuklar) ve Demokrasi Hareketi (MoDem) etrafında şekillenen Ensemble (Birlikte) adındaki ittifakın yüzde 27 olan oy oranını geçerek ilk sırada yer alacağını gösterdi. Ancak 19 Haziran’da yapılacak ikinci tur, bu oranları Cumhurbaşkanı Macron’un ittifakının lehine sandalyelere dönüştürecek.
Son ankete göre Birlikte İttifakı, 245 ile 315 arasında değişen sayıda sandalye kazanırken, NUPES 155 ila 188 sandalye alacak. Fakat asıl mesele, çoğunluk yasası ve en küçük seçim bölgesi nedeniyle parlamento seçimleri için doğru sonuçları tahmin etmenin son derece zor olması. Macron'un karşı karşıya olduğu zorluk ise, istediği politikaları dayatmasına olanak tanıyan bir çoğunluğa sahip olduğu 2017 seçimlerinin aksine, bugün hiçbir şeyin parlamentoda mutlak çoğunluğu elde edeceğini teyit etmiyor olması. Eğer Macron’un ittifakı yeterli sandalye sayısına ulaşamazsa, NUPES'in dışında kalan ister sağ isterse sol kanattan milletvekilleriyle pazarlık yapmak zorunda kalacak.
Yurtdışında sandık başına giden Fransız seçimlerinin ilk tur oylamalarının sonuçları, 11 adaydan 10'u ikinci tura kalan Melenchon’un ittifakının adaylarının 2017 yılına kıyasla büyük bir sıçrama yaptığını gösterdi. Bu da doğal olarak Macron’un ittifakının korkularını artırıyor.
Bunun sonucunda Macron, bakanlarına ve parti yetkililerine seçmenleri ikna etme çabalarını iki katına çıkarmaları çağırısında bulundu. Bizzat sahaya inen Macron, bölgelere ziyaretler gerçekleştirdi. İlk ziyaretinin Cherbourg-Octeville bölgesine yapan ve burada sağlık dosyasına ve hastanelerin durumuna değinen Cumhurbaşkanı’nın son ziyaret yeri eğitim sistemiyle ilgili planlara değindiği Marsilya oldu. Bugün de göçmenlerin ve yabancı kökenli Fransızların yoğun olarak yaşadığı yoksul banliyölerden biri olan başkentin kuzey girişinde yer alan Clichy-sous-Bois banliyösünü ziyaret edecek. Macron’un bu ziyaretinin gündem maddesi ise spor ve gençlik olacak.
Bu sahnede Macron karşısında ikinci kez cumhurbaşkanlığı yarışını kaybeden Marine Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Cephe (Front National/FN) partisinin aralarında bulunduğu 3 siyasi parti öne çıkıyor. Ancak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini birbirinden ayıran kişinin, cumhurbaşkanlığı sonuçlarının açıklanmasından bu yana, solu, tüm bileşenleriyle birlikte, parlamentoda çoğunluğu elde etmesini sağlayacak ve Macron'u kendisini başbakan olarak atamaya zorlayacak birleşik bir cephe oluşturmaya çağıran Jean-Luc Melonuchon olduğuna şüphe yok. Cumhurbaşkanı Macron’un kampı, tehlikenin Melenchon'dan geleceğini düşündüğünden Marine Le Pen’e yönelttiği eleştirilerle birlikte Melenchon’a da eleştiriler yöneltiliyor.
Macron'a yakın bir kaynak, Macron’un yeniden cumhurbaşkanı olmak için aşırı sağı seçim kampanyasının ana gündem maddesi yaptığını ve şimdi çoğunluğu kazanmak için sola ve Melenchon'a odaklanacağını söyledi.

Jean-Luc Melenchon kimdir?
Melenchon, Fransız siyaset sahnesinde bir fenomendir. İspanya kökenli bir anne ve babanın çocuğu olarak Ağustos 1951'de Fas'ın Tangiers şehrinde doğdu. Babası postacı, annesi öğretmendi. Cezayir'in Fransız kolonisi olan Oran şehrinde büyümüşler ve daha sonraları Fas'a taşınmışlardı. Melenchon, anne ve babası boşandıktan sonra annesiyle birlikte Fransa'ya taşındı. Annesi burada öğretmenlik mesleğini sürdürdü. Bu yüzden birkaç kez ikametgahını değiştirmek zorunda kaldılar. Ardından Melenchon’un ilk, orta ve üniversite eğitimini aldığı (ülkenin doğusundaki)  Jura bölgesine yerleştiler. Melenchon’un, sosyoloji ve modern edebiyat alanlarında iki lisans diploması var.
Melenchon, gençlik yıllarında eğitmenlik ve gazetecilik mesleklerini yaptı. Siyasi çalışmalarına sol partilerde başlayan Melenchon, daha sonra 1970’li yıllarda eski Cumhurbaşkanı Francois Mitterrand’in ısrarıyla Sosyalist Parti'ye katıldı. Melenchon'un adı çok hızlı bir şekilde, partinin ön saflarında yer aldı. 1976 yılında Sosyalist Parti’nin (Paris'in güneyinde yer alan) Massy Belediyesi üyesi ve daha sonra Aissonne bölgesinin yerel meclis üyesi olarak seçildiği Paris bölgesine taşındı.
Melenchon, 2002 yılında Sosyalist Parti içinde siyasi bir ağırlık kazanmayı başardıktan sonra Mesleki Eğitimden Sorumlu Devlet Bakanı olarak atandı. Bu, onun tek hükümet deneyimiydi.
Avrupa Parlamentosu milletvekili ve daha sonra senatör olarak seçilen Melenchon, Sosyalistlerle geçirdiği süre boyunca aşırı solcu kanada aitti. 2012'de Sosyalistlerin cumhurbaşkanı adayı François Hollande'ın seçilmesinin ardından Melenchon, Hollande'ın performansının en yüksek sesli eleştirmenlerinden biri oldu ve ‘isyancı’ milletvekillerinden oluşan gruba katıldı. Sonunda Sosyalist Parti’den ayrıldı ve Sol Parti’ye geçti. Daha sonra halen liderliğini yaptığı LFI’yi kurdu. 2017 yılında, Melenchon parlamento seçimleri yarışına katıldı ve Marsilya'dan parlamentoda bir sandalye kazandı. Ancak son parlamento seçimlerinde aday olmama kararı alan Melenchon, kendisine yakın isimlerden birini yerine Marsilya’dan seçim yarışına katılması için görevlendirdi.
Herkes Melenchon’un güçlü bir isim ve iyi bir konuşmacı olduğunu kabul ediyor. Bunun yanında çok fazla hata yapar. Bazı hamleleri, rakiplerine onu eleştirmeleri için yeterli malzemeyi sağlıyor. Tüm sol partileri kurduğu ittifakın (NUPES) çatısı altında toplamayı başaran Melenchon’u eleştirenlerin sayısı arttı ve daha sert eleştirilere maruz kaldı. Mevcut siyasi mücadele, cumhurbaşkanlığına dönüştürmek istediği başbakanlık koltuğuna ulaşmasını sağlayacak ‘savaşlarının en önemlisini’ temsil ediyor.
İddialı bir rüya, ama imkânsız değil. Sonucunu hep birlikte 19 Haziran akşamı göreceğiz.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.