UAEA Yönetim Kurulu’ndan İran’a kınama

Tahra yönetiminden oy çokluğuyla alınan kınama kararına tepki geldi.

UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu.  (AP)
UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu. (AP)
TT

UAEA Yönetim Kurulu’ndan İran’a kınama

UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu.  (AP)
UAEA, 8 Ağustos 2019’da Natanz nükleer tesisinde güvenlik kamerası kurdu. (AP)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nda ezici çoğunlukla, üç yerde tespit edilen nükleer bulgulara ilişkin ‘tatmin edici açıklamalarda bulunmadığı’ için’ İran’ı kınayan bir karar alındı. Yönetim Kurulu kararında, İran'ın nükleer programının barışçıl olarak sürdürülmesini sağlamak yönündeki çabaların desteklenmeye devam edileceği kaydedildi. Ajansa bildirilmeyen söz konusu üç yerde tespit edilen nükleer bulguların ‘ciddi endişeye neden olduğu’ ifade edilen kararda, Tahran yönetiminin, kurumla tam ve zamanında iş birliği yapmasının önemi vurgulandı. Kararda, Ajans’ın, Güvence Denetimi Anlaşması kapsamında, beklemede olan sorunları çözüme kavuşturmak için İran'la çalışmaya hazır olduğu belirtilerek, İran’a, sorunların giderilebilmesi için vakit kaybetmeden eyleme geçmesi çağrısında bulunuldu. UAEA Yönetim Kurulu’nun söz konusu kararı 30 üyenin evet, iki üyenin hayır ve üç üyenin ise çekimser oy vermesi ile alındı. ABD, İran’ı ‘uranyum izleri rastlanan bildirilmeyen bölgelerle ilgili’ iş birliği yapması konusunda sert bir tonda uyardı. İran ise nükleer tesislerinden birindeki iki güvenlik kamerasını kaldırarak ve Natanz nükleer tesisinde altıncı nesil santrifüjleri çalıştırarak karara tepki gösterdi. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Batı’nın bu adımına karşı bir dizi önlem alacaklarını vurguladı.
UAEA Yönetim Kurulu’nun kararının ardında Şarku’l Avsat’a açıklamada bulunan Batılı bir diplomat şunları söyledi:
“İran’la ilgili karar çok farklı ülkelerin ortak görüşünü yansıtıyor. Bu da İran’ın UAEA ile acil bir şekilde iş birliğine gitmesi gerektiğini gösteriyor. Muhtemelen İran bu karara sert bir dille tepki gösterecektir. Şimdi gelecekte atılacak adımları inceleyeceğiz ve İran’la müzakerelere dönmeye odaklanacağız. Gerçi bu müzakerelerde anlaşmaya varmanın zor olduğunun farkındayız ama yine de deneyeceğiz.” 
UAEA Yönetim Kurulu’nda alınan karara Rusya ve Çin itiraz ederlerken Libya, Pakistan ve Hindistan ise çekimser oy kullandı. Karar metnine göre, ‘İran’ın yeterince iş birliği yapmaması nedeniyle Ajans’a bildirilmemiş bölgelerde niçin uranyum bulgularına rastlandığının yanıtı çözülemedi.’ Bu durumun endişe verici olduğu belirtilen kararda İran’dan derhal acil bir şekilde daha fazla iş birliği yapması istendi.
ABD'nin UAEA Temsilcisi Büyükelçi Laura Susan Holgate üye ülkeleri, Avrupa Üçlüsü (Fransa, Almanya ve İngiltere) ile birlikte sundukları karar taslağını desteklemeye davet etti. Holgate şu açıklamada bulundu:
“Burada amacımız siyasi olarak gerilimi tırmandırmak değil, askıda olan sorunları ve İran’ın sunması gereken nükleer garantiler konusunu çözüme kavuşturmaktır. Yönetim Kurulu, İran'ı yükümlülüklerini yerine getirmemesinden sorumlu tutmak için uygun önlemleri alma sorumluluğuna sahiptir. UAEA Başkanı Rafael Grossi eğer İran'dan geçmişteki gizli faaliyetleri hakkında net yanıtlar aldığını Yönetim Kurulu’na bildirirse, Ajans’ın bu konuda herhangi bir adım atmasına artık gerek kalmayacaktır. İran’ın kınanmasını destekliyoruz. Ancak bu kınamanın İran’ın Ajans’la olan iş birliğini azaltmasına neden olmamasını da umuyoruz. İran'ın bu karara karşılık şeffaflığı azaltmayı planladığına dair haberler doğruysa bu çok talihsiz bir durum olur ve almak istediğimiz diplomatik sonuçlarla çelişir. İran’la gerilimi tırmandırmak istemiyoruz ancak bu sorunlar çözülmeli.”  
Avrupa Birliği'nin Yönetim Kurulu'ndaki temsilcisi de Yönetim Kurulu üyelerine, ABD-Avrupa karar taslağını desteklemeleri çağrısında bulundu. AB temsilcisi Yönetim Kurulu Toplantısı’nda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Avrupa Birliği daha önce bildirilmemiş bölgelerde izine rastlanan uranyum partikülleriyle ilgili endişelerini defalarca dile getirdi ve İran’ı UAEA ile etkin bir iş birliği yapması ve gerekli açıklamalarda bulunması için defalarca uyardı. İran’ın önünde açıklama yapmak için yeterince fırsat vardı ancak bu konuda çok az ilerleme kaydedilebildi. Daha da endişe verici olan; müfettişlerin tespit ettikleri bulguların hala İran’da farklı yerlerde nükleer faaliyetler olabildiğine işaret etmesidir. İran ikna edici açıklamaları yaparak, nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğu güvencesini vermelidir.”  
Suudi Arabistan’ın BM Daimi Temsilcisi Prens Abdullah bin Halid bin Sultan bin Abdülaziz, "İran, nükleer programını geliştirmek için üye ülkelerin sabrından yararlanarak, inandırıcılığı olmayan yorumlarda bulunma konusundaki muğlak yaklaşımını sürdürüyor" dedi. İran'a UAEA ile iş birliği çağrısında bulunan Prens Abdullah, Yönetim Kurulu’ndan da Ajans Başkanı Grossi’ye tam destek vermelerini talep etti.  
İran önceki gün, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kuruluna sunulan karar taslağına yanıt olarak bir nükleer tesiste Ajans'ın gözlem için kullandığı iki kameranın kaldırıldığını açıkladı. İran Atom Enerjisi Kurumu'ndan yapılan açıklamada, nükleer tesislerinden birinde, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın ek anlaşmaları uyarınca yerleştirilen, UAEA'ya ait çevrim içi zenginleştirme monitörü ile akış ölçer kameralarının kaldırıldığı belirtildi. Şarku’l Avsat’ın bu gelişmelerin, Viyana’daki nükleer müzakerelere etkisini sorduğu Batılı bir diplomat şu yanıtı verdi:
“Viyana’daki müzakereler zaten geçen mart ayından bu yana askıya alınmış durumda. Dolayısıyla o tarihten itibaren bir ilerleme kaydedilmemişti. Avrupa Birliği yetkilileri, İran ve ABD arasında arabulucu rolü üstlenerek müzakerelerin ilerletilmesi için çaba gösterdi ancak şu ana kadar başarılı olamadılar.”
Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov, UAEA Yönetim Kurulu’nda İran karşıtı bir karara alınmasının, Viyana’daki nükleer müzakereleri olumsuz etkileyeceği konusunda uyarmıştı.  

İran’ın tehditleri
İran resmi medyası, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın UAEA Yönetim Kurulu’nun kararına tepki olarak bir dizi önlem almayı kararlaştırdığını kaydetti. Abdullahian, “Karşı tarafa bir mesaj verdik; İran üzerinde siyasi baskı kurmak amacıyla bir karar vererek yeni bir yola giriyorsunuz, tehditleri sürdürür ve kınama kararı çıkarırsanız buna sessiz kalmayız” dedi. Abdullahiyan bu tepkisini, AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile Almanya, Fransa, Çin, Rusya ve İngiltereli mevkidaşlarına bildirdiğini belirtti. İran Dışişleri Bakanı, Kasım 2020'de ‘Amerikan Yaptırımlarını Kaldırma Yasası’na dayanan bir ‘nükleer adım paketini’ saatler içinde başlatabileceklerini kaydettiği açıklamasında şunları söyledi:
“Ancak karşı taraf siyasi ve diplomatik yolu izlemek istiyorsa, bu yolu akıllıca açmak için şimdiye kadar Amerikan tarafıyla mesaj alışverişi konusu da dahil olmak üzere birçok girişimde bulunduk. Amerikan tarafı önümüzdeki saatlerde yeniden düşünmez ve gerçekçi olmayan bir karar alır ve kararda ısrarcı olursa biz de boş duracak değiliz.”  
BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimî Temsilcisi Vekili Büyükelçi Muhammed Rıza Gaibi de resmi IRNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Batı’nın İran karşıtı yapıcı olmayan bir kararı benimsemesi durumunda ülkesinin ‘güçlü bir şekilde karşılık’ vereceğini söylemişti. İran, BM nezdinde henüz daimi temsilci atamadı. Gaibi görevden ayrılan Kazım Garipabadi’nin yerine vekaleten İran misyonuna başkanlık ediyor. Gaibi Avrupa Üçlüsü ve ABD’nin ‘karar taslağını’ geri çekmesini umduğunu belirtmiş ve Viyana’daki müzakerelerin durmasının sorumluluğunu Washington’a yüklemişti.  
İran nükleer anlaşmasının Avrupalı tarafları İngiltere, Fransa ve Almanya ile ABD, UAEA Yönetim Kuruluna ‘İran'ın nükleer programıyla ilgili endişelerinin’ yer aldığı ve İran’ın ‘iş birliği yapmadığı için kınanmasını’ isteyen bir karar taslağı sunmuştu. İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kuruluna sunulan karar taslağına yanıt olarak bir nükleer tesiste Ajans'ın gözlem için kullandığı iki kameranın kaldırıldığını açıkladı.
İran Atom Enerjisi Kurumu Sözcüsü Behruz Kemalvendi’nin açıklaması şöyle oldu:
“UAEA ile güçlü iş birliğimize rağmen Ajans’ın bize yaklaşımı maalesef uygun değil. Avrupalı üç ülke ve ABD bize karşı hareket ediyor. Buna tepki olarak iyi niyet göstergesi olarak izin verdiğimiz iki kameranın kaldırılmasını kararlaştırdık. Bu kameraların faaliyeti UAEA ile İran arasındaki Güvenlik Denetimi Anlaşması'nın dışındadır. Nükleer tesislerde Ajans'ın gözlem için kullandığı standart gözlem kameraları çalışmaya devam edecektir. Umarım Yönetim Kurulu’nda Batılı karar taslağı kabul edilmez. Eğer bu kabul edilirse İran bazı ek önlemler almak durumunda kalır. Bizim iş birliğimize rağmen böylesi uygun olmayan davranışlar sergilemeleri kabul edilemez.”
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami daha önce yaptığı bir açıklamada, İran’ın hiçbir gizli nükleer faaliyeti bulunmadığını vurgulamıştı. Resmi İRNA haber ajansının aktarımına göre İslami’nin açıklamasında şu ifadeler yer almıştı:
“İran İslam Cumhuriyeti gizli ve gayrı resmi hiçbir nükleer faaliyette bulunmuyor. İran’ın bildirmediği hiçbir nükleer tesisi veya faaliyeti söz konusu değildir. Üç Avrupa ülkesi ve ABD’nin İran’ın aleyhine karar taslağını sunması, maksimum baskı doğrultusunda yapılan politik bir eylemi yansıtıyor. 20 yıldır bu konuda bizi suçluyorlar, İran ‘nükleer anlaşmayı’ bu suçlamalar bir son bulsun ve güven sağlansın diye kabul etti. İran nükleer kısıtlamaları kabul etti ancak karşı taraf varılan anlaşmaya uymadı. Şimdi bu kararla yine eskiye dönmüş olacağız ve aynı hikâye tekrar edecek.” 
Bu arada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Kremlin’den yapılan açıklamada, görüşmede ‘2015 nükleer anlaşmasının’ yeniden canlandırılması konusundaki diplomatik çabaların sürdürülmesinin ve bölgesel konuların ele alındığı belirtildi. Ayrıca iki lider, Rus-İran ilişkilerini güçlendirme yönündeki isteklerini de dile getirdi.  



Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki tüm güçlerini geri çekmeye hazırlanıyor

Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)
Suriye'nin Kamışlı kentinde bir ABD devriyesi (Arşiv- Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), üç ABD'li yetkiliye atıfta bulunarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin Suriye'deki yaklaşık 1.000 askerinin tamamını geri çekmeye hazırlandığını bildirdi.

ABD ordusu geçen hafta Suriye'deki stratejik üssünden çekilme işlemini tamamladığını ve üssü Suriye güçlerine devrettiğini duyurdu. Bu, ABD-Suriye ilişkilerinin güçlendiğinin son işareti olup, daha geniş kapsamlı bir ABD çekilmesinin yolunu açabilir. WSJ’de dün yer alan habere göre, birlikler önümüzdeki iki ay içinde Suriye'deki kalan ABD mevzilerinden de çekilecek.

Suriye Savunma Bakanlığı geçen perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin ayrılmasının ardından ordu birliklerinin Tanf askeri üssünü devraldığını belirtti.

Bakanlık şu açıklamayı yaptı: “Suriye ve Amerika Birleşik Devletleri tarafları arasındaki koordinasyon sayesinde, Suriye Arap Ordusu birlikleri el-Tanf üssünün kontrolünü ele geçirdi, üssü ve çevresini güvence altına aldı ve el-Tanf çölündeki Suriye-Irak-Ürdün sınırına konuşlanmaya başladı.” Açıklamada ayrıca, “Bakanlığın sınır koruma güçleri önümüzdeki günlerde görevlerine başlayacak ve bölgede konuşlanacak” denildi.

El-Tanf üssü, Suriye, Ürdün ve Irak arasındaki sınır üçgeni bölgesinde stratejik bir konuma sahiptir. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre üs, 2014 yılında Suriye ve Irak'ın büyük bir bölümünde DEAŞ'a karşı yürütülen savaşta çok önemli rol oynamıştır. Örgüt, 2017'de Irak'ta ve iki yıl sonra da Suriye'de yenilgiye uğratıldı.

Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden önce, üsse insansız hava araçlarıyla (İHA) birkaç kez saldırı düzenlenmiş ve bu saldırıların sorumluluğunu Irak'taki gruplar üstlenmiştir.