Rusya, Ukrayna'nın batısını bombalarken Kiev 22 kişinin yaralandığını duyurdu

Severodonetsk'te çatışmalar yoğunlaşırken, Mariupol'da onlarca ceset kaldırılmayı bekliyor

Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)
Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)
TT

Rusya, Ukrayna'nın batısını bombalarken Kiev 22 kişinin yaralandığını duyurdu

Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)
Dün Donetsk bölgesindeki bir köyde evi bombardımandan etkilenen bir çiftçi (AP)

Moskova dün, Ukrayna’nın batısında, Batılı ülkeler tarafından gönderilen silahların bulunduğunu söylediği ‘büyük bir depoyu yok ettiğini’ duyurdu. Öte yandan Ukrayna’nın doğusundaki Severodonetsk şehrinde Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin Rusya ordusu karşısında direnmekte güçlük çektiği görüldü.
Rusya Savunma Bakanlığı’ndan dün yapılan açıklamada, “Ternopol bölgesindeki Çortkiv kenti yakınlarında içinde deniz tabanlı yüksek hassasiyetli uzun menzilli Kalibr füzeler, ABD ve Avrupa ülkelerinden Kiev rejimine tedarik edilen büyük bir tanksavar füze sistemi, taşınabilir uçaksavar füze sistemi ve top mermilerinin bulunduğu depo yok edildi” denildi. Açıklamada saldırının tarihi belirtilmezken, Çortkiv’deki Ukraynalı yerel makamlar, Cumartesi akşamı gerçekleşen bombardımanda siviller de dahil olmak üzere en az 22 kişinin yaralandığını ve bir askeri bölgenin zarar gördüğünü duyurdular. Rusya’nın işgali öncesinde yaklaşık 30 bin kişinin yaşadığı Çortkiv, Romanya sınırının 140 kilometre kuzeyinde ve Ukrayna'nın batısındaki en büyük şehir olan Lviv'in 200 kilometre güneydoğusunda yer alıyor.

Severodonetsk çatışmaları
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı dün sabah ülkenin doğusunda, Rus güçlerinin Severodonetsk'e ‘başarısız’ bir saldırı başlattığını duyurdu. Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Ukrayna askerlerinin Rusya ordusunu Vrobivka, Mykolaivka ve Vasevka yakınlarında geri püskürttüğü kaydedildi.
Öte yandan İngiltere Savunma Bakanlığı’nın dün yaptığı açıklamada, Rusya'nın Severodonetsk şehri ve çevresindeki toprakları kademeli olarak ele geçirmek için asker ve topçu sayısındaki büyük üstünlüğünden yararlandığı belirtildi. Bakanlık, Twitter üzerinden yapılan son istihbarat güncellemesinde, Rusya’nın muhtemelen son haftalarda bazı muharebe oluşumlarından üçüncü taburu konuşlandırmaya hazırlanmaya başladığı ifade edildi.
Severodonetsk'in kontrolünün ele geçirilmesi, Rusya'nın tamamen kontrol etmek istediği ve ağırlıklı olarak Rusça konuşulan bir bölge olan Donbas bölgesindeki bir başka büyük şehir olan Kramatorsk'a giden yolu açacak. Rusya yanlısı ayrılıkçılar, 2014 yılından bu yana madencilik açısından zengin olan bu bölgenin bazı noktalarını kontrol ediyorlar.
Luhansk Valisi Serhiy Hayday, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, Severodonetsk'teki durumun çok zor olduğunu belirterek, “Rus güçleri, şehri tamamen kapatmak ve herhangi bir asker ve mühimmat geçişini engellemek istiyor” dedi.  Hayday, Rus güçlerinin 48 saat içinde şehri ele geçirmek için tüm imkanlarını seferber etmesinden korktuğunu da sözlerine ekledi.
Ayrılıkçı Luhansk bölgesinin lideri Leonid Paseçnik, yapım aşamasındaki Rus askeri hastanesine yaptığı ziyaret sırasında, “Severodonetsk’in tamamı özgürleştirilemedi. Sanayi bölgesinin kontrolünü ele geçirmeyi henüz başaramadık. Her halükarda hedefimize ulaşacağız ve sanayi bölgesini özgürleştireceğiz. Severodonetsk ve Lysychansk (Lısıçansk) bizim olacak” açıklamasında bulundu. Öte yandan Luhansk Valisi Hayday, dün öğleden sonra yaptığı açıklamada, Cumartesi akşamı nitrojen tesisinin bulunduğu yerde bir yangın çıktığını doğrularken, tesisteki son durumu bilmenin mümkün olmadığını belirtti.

Rusya’nın güneydeki ilerleyişi
Başta Donetsk bölgesi olmak üzere ülkenin güneyine gelince, Ukrayna Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Ruslar temel altyapıyı yok etme çabalarına hız verdi” denildi. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) haberine göre cephe hattının diğer ucunda, güneyde Dinyeper Nehri'nin ağzındaki büyük bir liman olan Mykolaiv'de, Rusya’nın ilerleyişi şehrin eteklerinde durdu.
Ukrayna Harekât Komutanlığı, Rus güçlerinin Mykolaiv eteklerine ‘sivil nüfus üzerinde psikolojik baskı kurmak amacıyla’ sürekli olarak füzeler ateşlediğini belirtti. Buna karşın Moskova'ya göre Rusya ordusu Cumartesi sabahından Pazar sabahına kadar gerçekleşen ikisi hava muharebesinde ve üçüncüsü hava savunma sırasında olmak üzere, Ukrayna’ya ait üç adet Suhoy Su-25 model savaş uçağını düşürdü.

Mariupol'da onlarca ceset kaldırılmayı bekliyor
Ukrayna Ulusal Muhafızları'na bağlı Azov (Azak) Taburu'nun eski komutanı Maxim Gorin, Pazar günü yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Mariupol kentinde bulunan Azovstal Çelik Fabrikası kuşatması sırasında öldürülen onlarca Ukraynalı savaşçının cesetlerinin halen kaldırılmayı beklediğini söyledi. Gorin, kısa bir süre önce Rusya ve Ukrayna arasında yapılan takas anlaşmasının şartlarına göre, Azovstal'da öldürülenlerden yaklaşık 220’sinin cesedinin Kiev'e gönderildiğini, ancak Mariupol'da halen yaklaşık aynı sayıda cesedin olduğunu belirtti.
Gorin, Telegram üzerinden yayınladığı videoda şunları söyledi:
“Tüm cesetlerin memleketlerine gönderilmesi için takas konusunda yapılan görüşmeler devam ediyor. Elbette tüm cesetlerin iade edilmesi gerekiyor.”
Eski komutan, ölenlerin üçte birinin Azak Taburu’ndan, diğerlerinin ise sınır devriyesi, donanma ve polis güçlerinden olduğunu da sözlerine ekledi.
Rusya, Mayıs ayı ortalarında çelik fabrikasına sığınan yüzlerce savaşçıyı tutukladıysa da birçoğu Rus güçlerinin fabrikaya ve Mariupol şehrine yönelik saldırıları sırasında öldürüldü.

Stoltenberg: Türkiye'nin endişeleri meşru
Diğer taraftan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Pazar günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine itirazıyla gündeme getirdiği güvenlik endişelerinin meşru olduğunu söyledi. Stoltenberg, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö'yü ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin terör saldırılarından en fazla zarar gören NATO ülkesi olduğunun altının çizilmesinin önemli olduğunu ve bu nedenle endişelerinin ciddiye alınması gerektiğini kaydetti.

Avrupa'dan Ukrayna'nın AB adaylığına tepki
Bir başka gelişmede ise Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Cumartesi günü Kiev'e yaptığı sürpriz bir ziyaret sırasında, Rus güçlerin ülkenin doğusundaki saldırıları yoğunlaşırken Ukrayna'nın AB üyeliği başvurusuna ‘gelecek hafta’ bir yanıt verme sözü verdi.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında konuşan von der Leyen, “Bugünkü görüşmeler, değerlendirmemizi önümüzdeki hafta sonuna kadar bitirmemizi sağlayacak” dedi.
Ukrayna, AB üyeliği çerçevesinde kendisine resmi olarak aday devlet statüsünün hızla verilmesi için Avrupalılardan somut bir ‘yasal taahhüt’ talep etti. Ancak AB üyesi 27 ülke bu konuda bölünmüş durumda.
Ukrayna ‘aday statüsü’ elde etse bile, AB’ye üye olmadan önce onlar yıl sürebilecek müzakere ve bununla ilgili olası bir reform sürecine başlaması gerekiyor. Pek çok AB ülkesi, Kiev'i, üyeliği için ‘hızlı bir yol’ olmayacağı konusunda uyardı. Ancak von der Leyen, “Ukrayna'yı AB üyeliği yolunda desteklemek istiyoruz. Geleceğe bakmak istiyoruz” şeklinde konuştu. Ukraynalı yetkililerin, ülkenin AB üyeliğine adaylığı çerçevesinde ‘çok şey yaptığını’ söyleyen AB Komisyonu Başkanı, ancak özellikle yolsuzlukla mücadele açısından ‘halen yapılacak çok şey olduğunu’ vurguladı.



Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut artık sakinlerinin güvenlik arayışıyla sığındığı bir başkent olmaktan çıktı; kısa sürede korku ve endişenin hâkim olduğu bir şehre dönüştü. Dün düzenlenen ve farklı bölgeleri hedef alarak yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan İsrail saldırısı, kent sakinlerini yeni ve ağır bir gerçekle karşı karşıya bıraktı. Şehirde kalmak artık doğal bir seçenek değil, risklerle dolu bir tercih olarak görülüyor. Kentten ayrılma imkânı olanlarla kalmak zorunda olanlar arasındaki fark giderek belirginleşirken, Beyrut’un güvenliğini adım adım kaybettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Gücü yetenler ise daha istikrarlı bir sığınak arayışıyla Beyrut’tan ayrılmaya başlıyor.

Korkunun gölgesinde göç

Beyrut’u hedef alan bombardımanın ardından çok sayıda kişi kenti terk etme kararı aldı. Özellikle hedef alınan bölgelerin büyük ölçüde varlıklı kesimlerin yaşadığı yerler olması nedeniyle, bu kişiler Beyrut dışındaki yazlık evlere veya tatil konutlarına geçebildi. Ancak herkesin şehirden ayrılma imkânı bulunmuyor. Alternatif seçenekleri olmayanlar için kriz daha ağır hissediliyor. Özellikle Beyrut’a sığınan, burada ev kiralayan ya da geçici barınma merkezlerinde yaşayan yerinden edilmiş kişiler açısından durum daha da zorlaştı. Bu kesim için artık kaderine razı olmaktan başka bir seçenek kalmadığı ifade ediliyor.

‘Önce aile güvenliği’

Bu tablo, birçok ailenin kararlarını doğrudan etkiledi. Beyrut sakinlerinden Muhammed es-Seyyid, “Savaşın başından bu yana çeşitli nedenlerle evimde kalmaya özen gösteriyordum; en önemlisi de yokluğumuzda eve yabancıların girmesinden endişe etmemdi. Ancak bugün yaşananlarla birlikte Beyrut artık bizim için güvenli değil. Önceliğim ailemin güvenliği” dedi. Kuzeye taşınma kararı aldığını belirten es-Seyyid, “Bu nedenle gelişmelerin nasıl sonuçlanacağını görmek üzere kuzeyde sahip olduğum eve geçme kararı aldım” ifadesini kullandı.

Dün yaşanan korku ve panik anlarını yeniden yaşamak istemediklerini dile getiren es-Seyyid, “Durum kontrolden çıktı, elimizden bir şey gelmiyor; hayatta kalabilmek için tek çare ayrılmak” dedi. Güvenlik durumunun geçmiş dönemlerden farklı olduğuna dikkat çeken es-Seyyid, “Beyrut’taki güvenlik durumu tüm dönemlerden farklı. 1982’deki İsrail işgali sırasında bile başkent bugünkü gibi hedef alınmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

fvdb
Beyrut’un Ayn el-Mureyse bölgesinde saldırıya uğrayan bölgelerden birinde çalışan sivil savunma ekipleri, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut dışında evi bulunmayan kent sakinlerinden Mahir ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Evimiz, dün bir binanın hedef alındığı Tel el-Hayyat’a yakın Verdun bölgesinde. Eşim ve üç çocuğumla birlikte unutulmaz korku anları yaşadık. Bunun üzerine, Beyrut’un doğusundaki Cuniye bölgesindeki akrabamın yanına geçtim. Buranın daha güvenli olmasını umuyoruz, ancak artık hiçbir yerin güvenli olmadığına dair kesin bir kanaat oluşmuş durumda.”

Yaşananların nedenine ilişkin değerlendirmede bulunan Mahir, “Gelinen noktada Hizbullah unsurlarının siviller arasında saklanmasının etkisi var; bunun sonuçlarını dikkate almıyorlar” ifadelerini kullandı. Güvenlik kaygılarının giderek arttığını vurgulayan Mahir, “İnsan artık kendi evinde ve şehrinde güvende hissetmiyor; çünkü aynı binada kimin yaşadığını bilmiyor… Tüm denetim çabalarına rağmen sahte kimliklerin kullanılması, durumu kontrol edilemez hale getiriyor” şeklinde konuştu.

Kırmızı çizgilerin çöküşü

Askeri uzman Riyad Kehuci, saha gözlemlerine dayanan değerlendirmesinde, “Kırmızı çizgiler ortadan kalktı; artık Beyrut’ta da başka yerlerde de güvenli hiçbir alan yok… Daha önce çeşitli kanallar aracılığıyla Lübnan yetkililerine, İsrail ordusunun Hizbullah unsurlarını ve liderlerini her yerde, bulundukları tüm Lübnan bölgelerinde takip edip hedef alacağını ilettim” ifadelerini kullandı. Dün yaşanan kanlı olayların her an tekrar edebileceği konusunda uyarıda bulunan Kehuci, “Tek kırmızı çizgiler Amerikalılar tarafından belirlenenler; yani Lübnan devletinin altyapısına yönelik saldırılardan kaçınılması” dedi.

ds
Beyrut’ta hedef alınan bir binanın enkazı altında kurbanları arama çalışmaları devam ediyor, 8 Nisan 2026. (AP)

Bu duruma yönelik açık bir tehdit ve işaret olarak, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün düzenlenen 100 hava saldırısının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hizbullah, Dahiye’deki terör üslerini terk etti ve kuzey Beyrut ile kentin karışık bölgelerine yöneldi.” Adraee, örgüte yönelik uyarısını şöyle sürdürdü: “Sizin için güvenli bir yer yok. İsrail ordusu, nerede olursanız olun sizi takip etmeye ve büyük bir güçle karşılık vermeye devam edecek.”

Lübnan Ketaib Partisi’nden tepki

Buna karşılık, Lübnan’da yerleşim alanlarının savaş alanı olarak kullanılmasına karşı tepkiler yükseliyor. Lübnan Ketaib Partisi’nin siyasi ofisi, bazı bölgelerin yasadışı silahlı unsurların sızması için sığınak olarak kullanılmasına izin veren güvenlik önlemlerindeki gevşekliğe ‘şiddetle tepki gösterdiğini’ açıkladı. Haftalık toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, ‘ordu ve güvenlik güçlerinin tüm bölgelerde konuşlandırılması, denetim ve kontrollerin sıkılaştırılması, yasaklı Hizbullah milislerinin siviller arasında bulunmadığının doğrulanması’ gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca, ‘Lübnanlıların, savaşla bağlantılı güvenlik olayları zincirine ilişkin soruşturmaların sonuçları konusunda bilgilendirilmesi ve açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiği’ vurgulandı. Devletin kamuoyuna tüm gerçekleri, hiçbir şeyi gizlemeden sunması gerektiği belirtilerek, bunun güveni artıracağı ve benzer trajedilerin tekrarlanmasını önleyeceği ifade edildi.

cdf
Sivil savunma ekipleri, saldırıya uğrayan binanın enkazı altında mahalle sakinlerini arıyor, 8 Nisan 2026. (AFP)

 


Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
TT

Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın başlamasından bu yana Lübnan'a düzenlenen ve 100'den fazla kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan eşi benzeri görülmemiş İsrail baskınlarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti.

Başbakanlık ofisi, Selam'ın bugünü "yüzlerce masum ve silahsız sivili hedef alan İsrail saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü" ilan ettiğini belirten bir açıklama yayınladı. Açıklamada ayrıca, bugün hükümet dairelerinin, kamu kurumlarının ve belediyelerin kapalı olacağı ve bayrakların yarıya indirileceği duyuruldu.

Şarku'l Avsat'ın açıklamadan aktardığına göre Selam "İsrail'in ölüm makinesini durdurmak için Lübnan'ın bütün siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla Arap liderleri ve uluslararası yetkililerle temaslarını sürdürüyor."

İsrail'in dün Beyrut da dahil olmak üzere Lübnan'ın çeşitli bölgelerine eş zamanlı olarak düzenlediği onlarca baskın sonucunda, ilk resmi sayımlara göre en az 112 kişi öldü ve 830'dan fazla kişi yaralandı. Bu olay, Yahudi devleti ile Hizbullah arasındaki savaşın başlangıcından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir gerilim olarak değerlendiriliyor.

İsrail, salı gecesi ile dün sabah arasında ilan edilen İran-ABD arasındaki savaşta geçerli olan ateşkes anlaşmasına Lübnan'ın dahil edilmediğini açıkladı ve ateşkes taahhüdünü teyit etti.

İsrail, Beyrut mahallelerine dün öğleden sonra eş zamanlı hava saldırılarının ardından Tallet al-Hayat bölgesindeki bir binaya saldırı düzenledi. Gece yarısından önce yapılan bir diğer saldırı ise Hizbullah'ın önemli bir kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı.

İsrail ordusu, 28 Şubat'ta başlayan İran'a karşı savaşa verilen isim olan Aslan Kükremesi Operasyonu'nun başlangıcından bu yana en büyük koordineli saldırısında yaklaşık 100 Hizbullah askeri tesisini ve altyapısını vurduğunu açıkladı.


Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
TT

Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)

Lübnan merkezli Hizbullah grubu bu sabahı yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasından bu yana ilk saldırısını gerçekleştirerek kuzey İsrail'e roket fırlattığını duyurdu.

Hizbullah açıklamasında, saldırının "düşmanın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık" geldiğini belirtti. Bu açıklama, İsrail'in dün Lübnan'a yönelik bu savaştaki en büyük saldırısını başlatması sonrasında yapıldı.

Açıklamada, "Bugün saat 02:30'da İslami Direniş savaşçıları Manara yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldı" ifadeleri yer aldı.

"Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığının ülkemize ve halkımıza yönelik saldırıları sona erene kadar devam edecektir" denildi.