Buğday krizi Mısır'a 10 milyar dolarlık ek yük getirdi

Mısır Temsilciler Meclisi ile hükümet arasında yeni bütçedeki fiyat tahminleri konusunda anlaşmazlıklara yol açtı

Mısır Maliye Bakanı Muhammed Muit, buğday ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi durumunda ülkesinin gelecek mali yılda 10,2 milyar dolar olarak planlanan bütçesine ek bir yük getirebileceğini açıkladı (Reuters)
Mısır Maliye Bakanı Muhammed Muit, buğday ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi durumunda ülkesinin gelecek mali yılda 10,2 milyar dolar olarak planlanan bütçesine ek bir yük getirebileceğini açıkladı (Reuters)
TT

Buğday krizi Mısır'a 10 milyar dolarlık ek yük getirdi

Mısır Maliye Bakanı Muhammed Muit, buğday ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi durumunda ülkesinin gelecek mali yılda 10,2 milyar dolar olarak planlanan bütçesine ek bir yük getirebileceğini açıkladı (Reuters)
Mısır Maliye Bakanı Muhammed Muit, buğday ve petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmesi durumunda ülkesinin gelecek mali yılda 10,2 milyar dolar olarak planlanan bütçesine ek bir yük getirebileceğini açıkladı (Reuters)

Halid el-Menşavi
Son veriler, uluslararası düzeyde buğday fiyatlarındaki yükselişin, Mısır'ın 10 milyar dolar civarındaki yeni bütçesine ek yükler getireceğine işaret etti. Öte yandan yeni bütçede buğday ve petrol fiyatlarına ilişkin tahminler Mısır hükümeti ile Temsilciler Meclisi arasında tartışmalara neden oldu.
Mısır Maliye Bakanı Muhammed Muit, yaptığı son açıklamalarda, buğday ve petrol fiyatlarının şu anki yüksek seviyelerinde kalması durumunda ülkesinin önümüzdeki mali yılda 10,2 milyar dolar olarak planlanan bütçesine ek bir yük getirebileceğini açıkladı. 2023-2022 mali yılında buğday ithalatı için ek üç milyar dolara ihtiyaç olduğunu söyleyen Bakan Muit, yük olarak devletin genel bütçesine ve özel sektöre eşit olarak dağıtılırken, petrol ithalatının ek maliyetinin bütçeye 7,2 milyar dolar ek yük getirtmesinin tahmin edildiğini belirtti.
Öte yandan Mısır hükümeti, Rusya-Ukrayna savaşının fiyatlarda büyük bir artışa neden olmasının ve sonuncusu Hindistan olmak üzere birçok ülkenin buğday ihracatını yasaklamasının ardından buğday kaynaklarını artırmaya ve yurtdışından yaptığı ithalatı azaltmaya yöneldi.
Dünyanın en büyük buğday ithalatçısı olan Mısır, mevcut jeopolitik gerilimler, yerel para biriminin geçtiğimiz Mart ayının başlarından bugüne kadar yüzde 18'in üzerinde değer kaybetmesinin yanı sıra dolar nakit rezervinin azalması çerçevesinde cari yılın bütçesine ek mali yükler ve kısıtlamalar getirdi. Rusya-Ukrayna savaşı başlamadan önce ton başına 238 dolar olan buğday fiyatları, şu anda 500 doları bulurken yaklaşık yüzde 110'luk bir artışla iki katına yükseldi.

Mısır bütçesine ek yükler
Şu an bir ton buğdayın 500 dolar olduğuna dikkati çeken Mısır Maliye Bakanı, bunun son krizden önce uluslararası piyasalardaki buğday fiyatlarının tavan fiyatının iki katından bile fazla olduğunu belirtti. Bakan Muit, Mısır'ın her yıl ithal ettiği 12 milyon ton (kamu ve özel sektör alımları arasında eşit olarak bölünerek) buğdayın ton başına 262 dolar olarak tahmin edilen fiyatındaki artışın maliyetiyle bütçeye ek üç milyar doların üzerinde bir yük getireceğini söyledi.
Petrol fiyatlarına gelince, hükümetin önümüzdeki mali yıl bütçesinde varil başına 60 dolar seviyesinden belirlediği maliyet iki katına çıktı. Mısır, yıllık olarak 120 milyon varil petrol ithal ediyor. Bu da 7,2 milyar Mısır lirası (385 milyon dolar) cari mali yılda bütçeye ek yük getireceği anlamına geliyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Mısırlı bakan, buğday fiyatlarındaki artışın sadece devlet bütçesine ek bir yük getirmediğini, aynı zamanda daha geniş pazardaki fiyatlar ve yerel para birimi üzerinde de baskı oluşturduğuna dikkati çekti.

İtirazlar
Bu fiyatlar, Mısır Parlamentosu'na sunulan 2022-2023 mali yılı bütçe tasarısında belirtilenlerden daha yüksek. Çünkü söz konusu bütçede buğdayın ton başına tavan fiyatının (mevcut mali yıl için 255 dolardı) 330 dolar olduğu tahmin ediliyordu. Yeni mali yıl bütçesinde petrol fiyatları ise varil başına 80 dolar olarak belirlendi.
Bu tahminler, hükümetin beklentilerinin hükümet alımları için gerçekçi olmayan bütçe tahsislerine yol açtığına inanan bazı milletvekilleri tarafından itirazlarla karşılandı. Tahsisler henüz ön hazırlık niteliğinde ve bütçenin onaylanmasına kadar geçen süre içinde değiştirilebilir. Bu da büyük olasılıkla önümüzdeki Temmuz ayında yeni mali yılın başlamasından önce olabilir.

Yerli buğday ithalatının artması
Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaş, temel emtia fiyatlarında önemli artışlara neden olurken Mısır, buğday ihtiyacının genellikle yüzde 80'inden fazlasını Rusya ve Ukrayna'dan ithal ettiğinden savaşın yansımalarından en çok etkilenen ülkelerden biri oldu. Mısır’ın aynı zamanda büyük bir petrol ithalatçısı olması, Kovid-19 salgını sonrası toparlanma döneminde arz ve talep arasındaki dengesizliğin bir sonucu olarak başlayan fiyat baskılarına karşı savunmasız kalmasına neden oluyor. Bu durum, Avrupa’nın, Rusya’dan akaryakıt ithalatına olan bağımlılığını kademeli olarak azaltma kararı almasına neden olan savaşla daha da şiddetlendi.
Mısır hükümeti, geçtiğimiz Mart ayında artan küresel buğday fiyatlarının Mısır’a 15 milyar liraya (802 milyon dolar) mal olacağını açıkladı. Maliye Bakanlığı bu yılki bütçede ton başına tavan fiyatı 255 dolar olarak tahmin ettiğinden, ancak bir ton buğdayın fiyatının 500 dolara ulaşmasından ötürü mevcut mali yılda bütçeye ek yükler getirdi.
Mısır hükümeti aynı zamanda, kendi kendine yeterlilik oranlarını artırma ve ithalata bağımlılığı azaltma planları çerçevesinde buğday ekilen alanları artırmaya çalışıyor. Bu çerçevede çiftçiler için teşvikleri artırmanın yanı sıra siloları genişletmeye ve depolama kapasitelerini artırmaya da odaklandı. Ayrıca yerel buğday arzı fiyatlarına eklenecek 65 liralık (3,47 dolar) istisnai bir artışı onayarak bir ardebin (bir çeşit büyük Mısır tahıl ölçeği olan ardeb 150 kilogram buğdaya eşittir) toplam fiyatını 865 liraya (46,3 dolara) çıkardı.
Çiftçiler planlanan teşvikte bir artış talep ettiler. Çünkü tahıl tüccarları bir ardebi bin liranın (53,5 dolar) üzerinde satın aldı. Mısır'da buğday mahsulü ekili toplam alanın yaklaşık 3,6 milyon feddan (Mısır’da geçerli bir ölçü biri/dönüm) olduğu tahmin ediliyor. Tarım Bakanlığı, iki ay içinde sona erecek olan hasat mevsiminden yaklaşık 10 milyon ton mahsul elde edilmesini bekliyor.
Mısır Silo ve Depolama Şirketi (EHCSS) birkaç gün önce, silolara şu ana kadar yaklaşık 3,9 milyon ton ithal buğday alındığını duyurdu. ​​Bu da tedarik fiyatının ekim mevsiminden önce kararlaştırıldığını gösteriyor. Bu yüzden hükümet, çiftçileri elde ettikleri mahsulü tedarik etmelerini sağlamak amacıyla ardeb başına 65 lira (3,47 dolar) ek bir teşvik sağladı.



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.