Batılı yetkililer Ukrayna’daki savaş için olası 3 senaryo üzerinde duruyor

Rus ve Ukrayna güçleri arasındaki çatışmalar sırasında Severodonetsk şehrinde duman ve toz yükseliyor (AFP)
Rus ve Ukrayna güçleri arasındaki çatışmalar sırasında Severodonetsk şehrinde duman ve toz yükseliyor (AFP)
TT

Batılı yetkililer Ukrayna’daki savaş için olası 3 senaryo üzerinde duruyor

Rus ve Ukrayna güçleri arasındaki çatışmalar sırasında Severodonetsk şehrinde duman ve toz yükseliyor (AFP)
Rus ve Ukrayna güçleri arasındaki çatışmalar sırasında Severodonetsk şehrinde duman ve toz yükseliyor (AFP)

Ukraynalı yetkililer, özellikle obüs ve füzeler başta olmak üzere kendilerine daha fazla silah gönderilmesi için Batı’ya çağrı yapmaya devam ediyor.
Savaş öncesi nüfusu yaklaşık 100 bin iken şu anda 12 bine düşen Severodonetsk şehri ve çevresindeki çatışmalar, ezici bir yıpratma savaşına dönüştü.
ABD ve Batılı istihbarat yetkilileri, savaşın, çatışmanın uzun vadeli sonucunun belirleneceği kritik bir aşamaya girdiğine inanıyor.
CNN’de yer alan analize göre, bu önemli an, yüksek ekonomik maliyetine ve askeri stokları üzerindeki baskıya rağmen, Batılı hükümetleri zor kararlar almaya zorlayabilir.
ABD’li üst düzey bir savunma yetkilisi, “Taraflardan birinin başarılı olacağı noktaya gelmek üzere olduğunuzu düşünüyorum. Ya Ruslar Slovyansk ve Kramatorsk’a ulaşacak ya da Ukraynalılar onları burada durduracak. Eğer Ukraynalılar burada, Rus güçleri karşısında hattı tutabilirlerse, bu önemli olacak” dedi.
Yetkili, Ukrayna ordusunun bu kritik aşamadaki performansını tahmin etmenin zor olduğunu ve saflarındaki kayıpların artmasıyla birlikte eğitimli sivil gönüllülerin savaşa katılmak için aceleyle gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Üç senaryo
Batılı yetkililer, ortaya çıkabileceğine inandıkları üç olası senaryoyu yakından izliyor.
Bunlardan ilki, Rusya, Ukrayna’nın doğusunda kazanımlar elde etmeye devam edebilir.
İkincisi, savaşın her iki tarafta da büyük kayıplara ve küresel ekonomi üzerinde bir yük olmaya devam edip, yavaş ilerleyen bir krize yol açarak aylar veya yıllar boyunca süren bir açmaza dönüşmesi.
Bir de yetkililerin en düşük ihtimal olarak düşündükleri üçüncü bir senaryo var. Rusya savaş hedeflerini yeniden tanımlayabilir ve zafere ulaştığını ilan edebilir.
Kaynaklar, şimdilik bu senaryonun hüsnü kuruntudan biraz daha fazlası gibi göründüğünü söylüyor.
Ancak ABD’li yetkililer, Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda kazanımlarını pekiştirmesi halinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in diğer bölgelere yeni saldırılar düzenlemeye teşvik olacağından endişe ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Salı günü yaptığı açıklamada Batı’yı daha fazla silahı ‘daha hızlı’ bir şekilde göndermeye çağırdı.
Zelenskiy konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ukrayna yeterince güçlü olmazsa, daha da ileri gideceklerinden eminim. Onlara gücümüzü gösterdik. Bu gücün Batılı ortaklarımız tarafından da bizimle birlikte gösterilmesi önemlidir. Ukrayna’nın müttefikleri Rusya’nın toprak hırslarını engellemek istiyorsa, Batı’dan askeri yardımın daha hızlı gelmesi gerek.”
Ukrayna’nın her gün 100 ila 200 asker kaybettiğini, yüzlercesinin de yaralandığını belirten Zelenskiy, Donbas bölgesinin kontrolü için verilen savaşı ‘Avrupa tarihinin en acımasız savaşı’ olarak nitelendirdi.

Askerler Sovyet silahlarını mı tercih mi ediyor?
ABD’liler Batı silahlarının hala savaşın ön saflarına konuşlandığını iddia etse de, Ukraynalılar silah sıkıntısından bahsediyor.
Kaynaklar, Ukrayna silahlarına uygun eski Sovyet mühimmatının tükendiğini vurgulayarak, askerlerin yeni sistemler üzerinde eğitilmesinin zaman alması nedeniyle Batı silahlarının muharebe hatlarına aktarılmasının önünde engeller olduğunu söylüyor.
ABD istihbaratından bir kaynağa göre, Ukrayna kuvvetleri eğitimli oldukları Sovyet silahları varken, bazı durumlarda yabancı Batı sistemlerini kullanmamayı tercih ediyor.
Örneğin, Ukrayna kamikaze drone’u olarak bilinen olan sustalı drone’dan (Switchblade) yüzlerce almasına rağmen, bazı birimler daha kullanıcı dostu patlayıcılarla donatılmış ticari drone’ları kullanmayı tercih ediyor.
Bu nedenle ABD, stoklarında Sovyet silah ve mühimmat bulunan ülkeleri, bunları Ukrayna’ya teslim etmeye çağırıyor.
Dünyanın başka yerlerinde hala Ukrayna’ya gönderilebilecek sınırlı sayıda Sovyet dönemi mühimmat var. 
ABD’li yetkililer, ABD’nin Batılı silahların nereye gittiğine veya sınırı geçerek Ukrayna’ya girdikten sonra ne kadar etkili kullanıldığına dair net bir tablonun olmadığını kabul etti.
Bu da, çatışmalarla ilgili istihbarat tahminlerini ve Ukrayna’ya nasıl ve ne zaman ikmal yapılacağına dair siyasi kararları zorlaştırıyor.
CNN’e konuşan ABD Başkanı Joe Biden yönetiminden üst düzey bir yetkili, Ukrayna’nın mühimmat ve silahlarının azalıp azalmadığına dair bir soruya şu yanıtı verdi:
“ABD, Ukraynalıların silah tüketim oranını ve operasyonlarının hızını daha iyi anlamaya çalışıyor. Bunu bilmek zor.”
Batılı yetkililer, bu kör noktanın kısmen Ukrayna’nın Batı’ya her şeyi anlatmamasından kaynaklandığını söylüyor.
Çatışmanın Rusya sınırına yakın nispeten küçük bir alanda yoğunlaşması, Batı istihbaratının aynı esneklikle çalışmasını da zorlaştırdı.



Amerikan basını, Venezuela operasyonunu nasıl gördü?

ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)
ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)
TT

Amerikan basını, Venezuela operasyonunu nasıl gördü?

ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)
ABD ordusu, Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerte Tiuna' yı da vurdu (AFP)

ABD'nin Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu kaçırıp Latin Amerika ülkesini bombalaması dünya gündemine oturdu.

Başkent Karakas'ta yerel saatle saat 02.00 sularında gelen patlama sesleri, alçaktan uçtuğu gözlemlenen uçak ve helikopterlerle kentte paniğe yol açtı.  

Karakas'ın kuzeyindeki La Guaira eyaletinde, ülkenin kıyı kesimlerinde ve Miranda eyaletine bağlı sahil kenti Higuerote'de de patlama sesleri duyuldu. Higuerote Havalimanı'nın yanı sıra askeri tesisler de hedef alındı.

Maduro yönetimi olağanüstü hal ilan ederken, askeri birlikler ve yerel savunma birimleri konuşlandırıldı. Karakas, ABD ordusunun sivil bölgelere de saldırı düzenlediğini savundu. Operasyonda can kaybı olup olmadığı henüz bilinmiyor.  

Venezuela halkı daha saldırıların şokunu atlatamamışken ABD Başkanı Donald Trump, Maduro ve eşi Cilia Flores'in ülke dışına çıkarıldığını duyurdu.

Amerikan basınında gelişmelerle ilgili çeşitli analizler yayımlandı.   

Wall Street Journal: Usame bin Ladin'i öldüren ekip Maduro operasyonuna katıldı

CBS, ABD'nin Delta Gücü komandolarının Maduro'yu yakaladığını bildirdi. Bu özel harekatçılar, IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi'nin 2019'da Suriye'nin İdlib şehrinde ölümüyle sonuçlanan operasyona da imza atmıştı.

Wall Street Journal, operasyonda 160. Özel Harekât Havacılık Alayı'nın da yer aldığını aktarıyor.

ABD Kara Kuvvetleri'ne bağlı 160. Alay, 2011'de Pakistan'ın Abbottabad şehrinde Usame Bin Ladin'in öldürüldüğü operasyona da katılmıştı.

New York Times: Yasadışı ve akılsızca

New York Times'da (NYT) yayımlanan başyazıda, Trump'ın Venezuela'ya saldırı emrinin "yasadışı ve akılsızca olduğu" ifade ediliyor.

Maduro'nun "demokrasiden uzak ve baskıcı" bir rejime liderlik ettiği savunulurken, ABD'nin müdahaleci yaklaşımının her şeye rağmen gerekçelendirilemeyeceği belirtiliyor.

Analizde, Washington'ın 20 yıl boyunca Afganistan'da istikrarı sağlayamadığı ve 2003'teki Irak savaşının trajik sonuçlarının Amerika ve Ortadoğu'yu etkilemeye devam ettiği yazılıyor.

Beyaz Saray'ın geçmişte Şili, Küba, Guatemela ve Nikaragua'ya müdahaleleriyle Latin Amerika'yı istikrarsızlaştırdığına da dikkat çekiliyor.

Washington Post: Kongre, Maduro kaçırıldıktan sonra bilgilendirildi

Trump operasyonun ardından NYT'ye yaptığı açıklamada, ABD Kongresi'nden yetki alıp almadığı ve Venezuela'ya yönelik sonraki adımlarının ne olacağı hakkındaki sorulara yanıt vermedi.

Ancak kimliğinin paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan bir yetkili, Kongre'nin Maduro yakalandıktan sonra bilgilendirildiğini söylüyor.

Kaynağa göre Trump, Maduro yönetiminin ABD için tehdit oluşturduğunu öne sürerek, Anayasa'nın ikinci maddesi uyarınca Başkomutan olarak yetkilerini kullandığını savunmuş.

CNN: Sınır tanımayan küresel gücün yeni bir boyutu

CNN'in analizinde, Trump'ın Venezuela operasyonunda "sonuçları ve uluslararası hukuku hiçe sayarak" hareket ettiği belirtiliyor.

Beyaz Saray'ın, Meksika ve Kolombiya'daki çok daha güçlü karteller yerine Venezuela'daki uyuşturucu kaçakçılığına odaklandığı ifade ediliyor. Trump'ın hamlesinin uyuşturucu kaçakçılığını engelleme kisvesi altında "ABD'nin arka bahçesi üzerindeki kontrolünü artırma" amacı taşıdığı yazılıyor.

Ayrıca Maduro'nun yerinden edilmesiyle Venezuelalı göçmenlerin ABD'den sınır dışı işlemlerinin daha da hızlandırılabileceğine işaret ediliyor.

Axios: Amerika'nın müdahaleci politikası yeniden sahnede

Axios, "Önce Amerika" sloganı altında Başkan Trump'ın dünyanın dört bir yanındaki ülkelere saldırdığını yazıyor.

Karakas'a gece yarısı operasyonuyla Maduro'nun kaçırılmasının, "Amerika'nın müdahaleci politikasının geri döndüğünün" işareti olduğu belirtiliyor.

Politico: ABD halkının desteği yoktu

Politico, Trump'ın Amerikan halkının desteğini almadan Venezuela'ya operasyon düzenlediğine işaret ediyor.

ABD'deki Quinnipiac Üniversitesi'nin geçen ay düzenlediği ankete göndermeyle, Amerikan halkının büyük kısmının Venezuela'ya müdahaleye ve Karayipler'deki gemilerin vurulmasına karşı çıktığı hatırlatılıyor.

The Hill: Demokratlar, Venezuela operasyonunu "utanç verici" buluyor

The Hill, Venezuela operasyonuna karşı çıkan Demokrat siyasetçilerin tepkilerini derledi.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Karayipler'deki gemilere düzenlenen saldırılarla ilgili aralıkta Kongre'de yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonların rejim değişikliğini hedeflemediğini iddia etmişti. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da benzer açıklamalarda bulunmuştu.

Ancak Demokrat Senatör Andy Kim, X'teki gönderisinde Rubio ve Hegseth'i ABD Kongresi'ne yalan söylemekle suçladı.

Amerikan halkının böyle bir müdahaleye karşı çıktığını, Trump'ın da bu yüzden Kongre'den onay almadan davrandığını belirtti.

Demokrat Senatör Ruben Gallego da sosyal medya paylaşımında "Bu savaş yasadışıdır, bir yıldan kısa bir sürede dünya polisi konumundan dünyanın zorbası konumuna düşmemiz utanç verici" diye yazdı.

Independent Türkçe, CNN, New York Times, Wall Street Journal, Axios, The Hill, Politico


Maduro'nun yerine geçebileceği düşünülen 7 isim

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X
TT

Maduro'nun yerine geçebileceği düşünülen 7 isim

Fotoğraf: X
Fotoğraf: X

Venezuela’nın başkenti Karakas’ta gece saatleri boyunca art arda meydana gelen patlamaların ardından Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, hava saldırısının Başkan Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirildiğini resmen teyit etti.

Donald Trump, Truth Social platformundaki kişisel hesabından yaptığı açıklamada, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını öne sürdü.

Saldırıya dünya liderlerinden farklı ve çelişkili tepkiler gelirken, Nicolas Maduro ve Cilia Flores’in önümüzdeki günlerde New York’ta yargılanmasının beklendiği ifade ediliyor.

Venezuela Dışişleri Bakanı Yván Gil, Nicolas Maduro’nun yakalanmasına ilişkin yöneltilen bir soruya verdiği yanıtta, Maduro’nun halen Venezuela’nın anayasal cumhurbaşkanı olduğunu savundu.

Bazı siyasi yorumcular ise Donald Trump’ın Nicolas Maduro’nun görevden uzaklaştırılmasından memnuniyet duyması halinde askeri operasyonları sona erdirebileceğini değerlendiriyor. Ancak bu durum yeni bir soruyu da beraberinde getiriyor: Nicolas Maduro olmadan Bolivarcı sosyalist yönetim iktidarda kalmayı sürdürebilecek mi?

Hem muhalefet cephesinde hem de mevcut hükümet içinde Nicolas Maduro’nun yerine geçebileceği düşünülen çeşitli isimler gündeme geliyor.

Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez

Nicolas Maduro’nun olası halefleri arasında en çok konuşulan isimlerden biri olan Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez, 2018 yılından bu yana Maduro’nun yardımcılığı görevini yürütüyor ve Venezuela siyasetinde kilit bir aktör olarak değerlendiriliyor.

Maduro’nun yakalanması ya da görevinden ayrılması durumunda Delcy Rodriguez’in fiilen devlet başkanı olarak ülke yönetimini devralması ihtimaller arasında bulunuyor.

Ayrıca Nicolas Maduro’nun da daha önce selefi Hugo Chavez’in yardımcısı olduğu, Chavez’in ölümünün ardından 2010’lu yılların başında Venezuela’nın liderliğini üstlendiği hatırlatılıyor.

İçişleri Bakanı Diosdado Cabello

Bazı siyasi analizlerde, Nicolas Maduro sonrası dönemde sosyalist yönetim içerisinde daha sert ve radikal politikaları sürdürebilecek bir isim olarak İçişleri Bakanı Diosdado Cabello öne çıkarılıyor.

Cabello’nun, parti örgütlenmeleri ve güvenlik yapıları üzerinde önemli bir nüfuza sahip olduğu yönünde iddialar bulunuyor.

Muhalif çevreler ise Diosdado Cabello’nun iktidara gelmesi halinde ülkede daha fazla otoriterleşme yaşanabileceğini ileri sürüyor.

Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez

Maduro sonrası süreçte devletin başına geçebileceği konuşulan bir diğer isim ise Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez. Padrino Lopez, cumartesi günü yayımladığı bir video mesajda, Venezuela’nın yabancı askeri varlığa karşı direniş göstereceğini açıklamıştı.

Venezuela basınına yansıyan haberlere göre, cumartesi sabah erken saatlerde Amerika Birleşik Devletleri’nin Karakas’a düzenlediği hava saldırıları sırasında Savunma Bakanı Vladimir Padrino Lopez’in konutu da hedef alınan noktalar arasında yer aldı.

İstihbarat lideri Iván Hernández Dala

Bazı kaynaklar, Venezuela’daki askeri bürokrasinin geçiş sürecinde belirleyici bir rol üstlenmesi durumunda Iván Hernández Dala’nın halef olma ihtimalinin güçlenebileceğini belirtiyor.

Iván Hernández Dala, devlet başkanının muhafız birliğinin komutanı ve askeri istihbaratın başı olarak ülkede son derece etkili bir konumda bulunuyor.

“Kriz yöneticisi” Jorge Rodríguez

Hugo Chavez döneminde siyaset sahnesinde yükselen Jorge Rodríguez, özellikle 2000’li yılların ortalarından itibaren hükümetin “kriz yöneticisi” olarak ön plana çıktı. O dönemde Ulusal Seçim Konseyi başkanlığı görevini yürüten Rodríguez’in etkisi, Nicolas Maduro döneminde daha da arttı. İletişim ve Enformasyon Bakanlığı görevinde bulunduğu süreçte devlet medyasının yeniden yapılandırılmasında ve hükümetin kriz dönemlerindeki söylem stratejisinin oluşturulmasında kilit rol üstlendi.

2020 yılından itibaren Ulusal Meclis Başkanı olarak görev yapması, Jorge Rodríguez’i ülke siyasetinin merkezindeki en önemli figürlerden biri haline getirdi. Ayrıca Maduro hükümetinin muhalefetle yürüttüğü çeşitli diyalog ve müzakere süreçlerinde başmüzakereci olarak görev aldı.

Muhalefetin öne çıkan iki ismi: María Corina Machado ve Edmundo González

Sosyalist yönetimin devrilmesi halinde ise Venezuela’nın en güçlü muhalefet liderlerinden biri olarak María Corina Machado’nun adı öne çıkıyor. Uluslararası alanda tanınan muhalif siyasetçinin 2023 seçimlerinde aday olması hükümet tarafından engellenmişti.

Fox News tarafından yayımlanan analizde, Venezuela’da Nicolas Maduro sonrası oluşabilecek iktidar boşluğunu doldurabilecek en güçlü isimler arasında María Corina Machado ve onun müttefiki Edmundo González gösteriliyor.

Edmundo González, 2024 seçimlerinde Nicolas Maduro’nun karşısında muhalefetin ortak adayı olarak yarışmıştı.

Amerika Birleşik Devletleri, González için bir plan mı hazırladı?

CNN International’ın haberine göre, Donald Trump yönetimi, Nicolas Maduro’nun görevden alınması halinde Venezuela’da ortaya çıkabilecek iktidar boşluğunu nasıl dolduracağı konusunda haftalardır perde arkasında planlamalar yapıyor.

Ancak geçtiğimiz ay Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya, Maduro’nun görevden alınması durumunda Venezuela’da istikrarın nasıl sağlanacağı sorulmuş, Rubio bu soruya yanıt vermekten kaçınmıştı.

Haberde görüşlerine yer verilen kaynaklardan birine göre, daha önce hazırlanan taslak planlar, Venezuela muhalefetinin lideri Edmundo González’i destekleyecek bir siyasi yapı oluşturulmasına odaklanıyordu.

Independent Türkçe, Euronews


Birlikte açlık grevi yaptığı taksici, Mamdani'yi yemin törenine götürdü

Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)
Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)
TT

Birlikte açlık grevi yaptığı taksici, Mamdani'yi yemin törenine götürdü

Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)
Zohran Mamdani ve eşi Rama Duwaji göreve başlama törenine, Mamdani'nin New York işçilerine bağlılığının sembolü olan sarı taksiyle gitti (Reuters)

Ariana Baio ABD Muhabiri 

New Yorklu taksi şoförü Richard Chow, fırsatçı borç uygulamalarının kurbanı taksi şoförleri için daha iyi bir borç ödeme planı talebiyle dönemin Eyalet Meclis Üyesi Zohran Mamdani'yle birlikte 2021'de açlık grevine başlamıştı.

Bu perşembe günü, başarılı açlık grevinden yaklaşık 4 yıl sonra, belediye başkanlığı yemin töreni için Mamdani'yi New York Belediye Binası'na bırakan kişi Chow oldu.

Göreve başlama töreninde City and State NY'a konuşan Chow, "Çok mutluyum" dedi.

Kendisini kutluyorum.

Böylece, kentin sömürücü iş uygulamalarının hedefi olan taksi şoförlerine daha fazla destek sağlanması amacıyla Ekim ve Kasım 2021'de belediye binasının önünde 15 gün boyunca kamp kurup açlık grevi yapan Chow ve yeni New York Belediye Başkanı başladıkları yerde tekrar buluşmuş oldu.

Kardeşi Kenny, "Taksi Ehliyeti Krizi"nin yol açtığı ezici borçlar nedeniyle intihar ettiği için Chow bu mücadeleye bilhassa tutkuyla bağlıydı. 

Dönemin Belediye Başkanı Bill de Blasio, Senatör Chuck Schumer'in yardımıyla borç yardımı planı için daha fazla para temin edene kadar, o zamanlar siyasi kariyerinin başlarında olan Mamdani, Chow ve New York Taksi İşçileri Birliği sendikasının diğer üyeleriyle birlikte oturmuştu.

Mamdani'nin taksi şoförleri için mücadele etmesi kendi kimliğiyle örtüşüyor çünkü New York Times'a göre çoğu göçmen olan şoförlerinin yüzde 40'ı Güney Asya kökenli. Daha iyi bir yaşam arayışıyla New York'a gelen bu kişiler, kredi verenlerin fırsatçılığı yüzünden yüzbinlerce dolarlık borca girmişti.

O dönem Mother Jones'a konuşan Mamdani, "Benim yaşayacağım şeyler, Richard ve diğer birçok şoförün yaşayacağı şeylere kıyasla önemsiz kalır" demişti.

Mamdani şöyle eklemişti: 

Bu açlık grevinin yüzü, bu şehir için bedenlerini mahveden insanlardır. Günde 16 saate kadar varan sürelerde koltukta oturuyorlar. Bu kadar uzun süre oturmaktan her türlü komplikasyonu yaşıyorlar. Kullanabilecekleri tuvaletleri yok. Öğle ve akşam yemeği yemek için sürekli olarak park edecek bir yer aramaları gerekiyor.

Mamdani'nin taksi şoförlerine verdiği destek, nihayetinde kendisine New York Taksi İşçileri Birliği'nde destekçiler kazandırdı. Chow gibi bazı destekçileri, belediye başkanlığı kampanyasını duyuran Mamdani'ye oy topladı.

Yine 2021'deki açlık grevinde Mamdani'yle tanışan bir başka taksi şoförü Kuber Sancho-Persad, belediye başkanının kampanyasını destekledi ve perşembe günkü göreve başlama törenine katıldı.

Chow geçen yıl boyunca Mamdani'nin etkinliklerine katıldı ve sosyal medyayı kullanarak 34 yaşındaki adayı destekledi, Mamdani'yi "kahraman" diye nitelendirdi ve "hayatlarını kurtardığı" için ona teşekkür etti.

Ayrıca son olarak Chow, First Lady Rama Duwaji'yle birlikte yeni belediye başkanını New York'u 4 yıl boyunca yöneteceği yere bırakarak Mamdani'ye minnettarlığını bir kere daha gösterdi.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news