Irak, Hava Kuvvetleri’nin kapasitesini artırmak için Fransız Rafale uçaklarını satın almayı planlıyor

Irak'ın halihazırda ABD, Rusya, Kore ve Çekya menşeli 95 savaş uçağı bulunuyor.

Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)
Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)
TT

Irak, Hava Kuvvetleri’nin kapasitesini artırmak için Fransız Rafale uçaklarını satın almayı planlıyor

Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)
Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, ülkesinin 14 adet Rafale uçak satın alabilmek için kredi almayı başardığını duyurdu (Reuters)

Muayyid et-Tarfi
Irak hükümeti, Fransız Rafale uçaklarını satın alabilmek için Fransa ile anlaşma imzalamaya hazırlanıyor. Bu konu 2020’den bu yana iki taraftan yapılan bir dizi resmî açıklama ve iki ülkenin savunma bakanlarının anlaşmaya son şeklini vermek amacıyla yaptıkları karşılıklı ziyaretler üzerinden gündemdeydi. Irak bu anlaşmayla Ağustos 1990’daki Kuveyt işgalinden bu yana ilk kez Fransız silah pazarına yeniden geri dönecek.
Irak hükümeti DEAŞ örgütüne karşı 3 yıl süren savaş sebebiyle ordu birliklerinin bazılarında yaşanan eksiklikleri tamamlamak amacıyla obüs, silahlı insansız hava araçları (SİHA), tank ve zırhlı araçları ithal etmek için imzaladığı bir dizi sözleşmeyle ateş gücünü artırmayı planlıyor.

Rafale alımı için kredi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Irak Savunma Bakanı Cuma İnad, katıldığı bir televizyon programında, ülkesinin 14 adet Fransız yapımı Rafale uçak satın almak için yerel kredi temin etmeyi başardığını söyledi. İnad uçakların adet fiyatının 200 milyon dolar olduğunu belirtti. Iraklı Bakan 4 Kasım 2021’de Fransa’yı ziyaret etti. Bu ziyaret, Bağdat’ın silah kaynaklarını çeşitlendirme planları kapsamında gerçekleştirildi. İnad o dönem yaptığı açıklamada başta Rafale uçakları, hava savunma sistemi ve helikopterler olmak üzere Fransız silahlarını satın almak için prensipte anlaşmaya vardıklarını duyurdu.
Irak'ın halihazırda ABD, Rusya, Kore ve Çekya menşeli 95 savaş uçağı bulunuyor. Bu uçakların hepsi, 2003 sonrası yapılan anlaşmalarla satın alındı.
Ancak uzmanlara göre, bu sayı, özellikle çöl arazilerinin ülke topraklarında geniş yer tutması dikkate alındığında Irak semalarını korumak ve düşman hedeflerini vurma için yeterli değil.
Belki de son yıllarda petrol fiyatlarının düşmesi sonucu ülkenin yaşadığı ekonomik krizler Irak’ı yeni silah satın almaya yönelmesini erteledi. Ancak petrol fiyatlarındaki artış ile geçen yıl ve bu yıl ülkenin dolar rezervlerinde yaşanan finansal bolluk Irak’ı gelişmiş Rafale uçaklarını satın almak için yeniden Fransız tarafına doğru harekete geçirdi.
Bağdat, geçtiğimiz yıllarda hava muharebe kapasitelerini ve helikopterleri geliştirmek için ABD (Bağdat ve Washington arasında daha önce Stratejik Çerçeve Anlaşması imzalanmıştı) Rusya ve Güney Kore ile yaptığı bir dizi anlaşmalar sonucunda bir uçak filosu oluşturdu.
Ancak Bağdat, özellikle ABD liderliğindeki DEAŞ karşıtı Uluslararası Koalisyondan aldığı destekle, 2014'te Irak'ın geniş bir alanını kontrol altına alan DEAŞ’a karşı verdiği savaş, hava gücünü geliştirme ve yenileme ihtiyacını ortaya çıkardı.

Çeşitlilik önemli
Eski Savunma Bakanlığı Müsteşarı ve askeri uzman Safa el-Asam, başta Irak Hava Kuvvetleri olmak üzere Irak silah sisteminin geliştirilmesi ve kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemli olduğunu söyledi. Asm, “Irak silah doktrini 1970’lerden bu yana, Rus silahlarına dayanan bir Doğu doktrini olmuştur. Fakat Irak ordusu 2003’ten sonra Batı silahlarına özellikle de ABD tarafından tedarik edilen silahlara güvendi” dedi.

Eski silahlar
Asam, bazıları 2013 yılına dayanan Irak ordusu silahlarının eskimesinin yanı sıra ABD silahları Irak’ın 19 yıldır birçok silah kategorisinde yaşadığı eksikliği kapatmaya yetmiyor. Irak hava gücünün zayıf olduğunu ve gözlem uçağına ihtiyacı olduğu için istihbarat yönünün zayıf kaldığını söyleyen Asam, ABD’nin Irak’ı silahlandırmada ciddi olmadığını ve bu sebeple Bağdat’ın, Washington’un onayı olmadan, Fransa gibi başka ülkelere yöneldiğini ifade etti.

Sağlıksız durum
Asam, silah menşelerinin değişmesinin eğitmenlerin ve eğitim merkezlerinin sayılarının artması, birçok lojistik meselenin gündeme gelmesi anlamına geleceğini belirterek, “Silah menşelerinin çok fazla dallanıp budaklanması sağlıksız bir durum. Bunun sonucunda bakım onarım, eğitmen ve uzman ekiplerin sayışıcı artacak. F-16’yı kullanan pilotun aldığı eğitim örneğin Rafale uçaklarını kullanacak pilotların eğitiminden farklı. Bu nedenle aynı kategoride hareket sınırlılığı var” diye konuştu.

“Irak yönünü ABD’ye çevirmeli”
Cumhuriyetçi Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü Mutaz Mahyi Abdülhamid, Irak’ın ulusal bir savunma stratejisi benimsemesi ve uçak satın alma ve mevcut uçak filosunun modernizasyonu konusunda yönünü ABD’ye çevirmesi gerektiğini söyledi. 
Abdülhamid, “Ülke iyi kabul edilen F-16 uçakları satın aldı. Iraklı pilotlar ABD’de bu uçakları kullanma eğitimleri aldı. Irak ABD ile askeri sözleşmesine bağlıdır. Amerikan yapımı uçaklar talep etmesi ve elindekilerin modernizasyonunu yapması daha iyi olur. Irak, Savunma Bakanlığı’nın ortaya koyacağı bir ulusal savunma stratejisi benimsemeli ve Irak ordusunun elindekini yenilemek için çalışmalıdır. DEAŞ ile savaşta kullanılan silahların büyük bir kısmı tükendi. Irak şehirlerini kurtarmak için terör örgütüyle girilen şiddetli çatışmalar nedeniyle Irak ordusuna ait araç ve ekipmanlar büyük oranda zarar gördü. Bazılarının tekrar hizmete alınması zor. Irak ordusu 14 tümen, hava, kara ve deniz gücü, hava savunma komutanlıkları, Askeri İstihbarat Kurumu ve diğer kurumlardan oluşuyor. Ordu mensubu 350 bin asker ve subay var. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi hariç Irak’ın çeşitli bölgelerinde taburları var” diye konuştu.

Üsler ve askeri eğitmenler
Abdülhamid, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Irak'ın yeni piyade silahları ithal etmedi bunun yerine ABD’den aldığı eski silahları korudu. Irak'ın SİHA ve diğerlerinden korumak için yeni bir hava savunma sistemi satın almakla ilgilenmeli. 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin düşmesinden bu yana Irak her türlü hava ihlalini önleyebilecek gelişmiş ve modern ve savunma sistemleriyle donatılmadı. Bu iş Irak’ı kısa menzilli hava savunma sistemleri ve eski ordudan kalan ve onarılan kalıntılardan olan uçaksavar toplarla donatmakla sınırlı kaldı. Rafale uçakları gelişmiş uçaklar. Bu uçaklar belirli standartlara sahip üslere ve özel alanlara ihtiyaç duyan özel kriterlere sahip. Irak Rus ve Amerikan uçakları kullanıyordu. Fransız uçaklara yönelmek, yeni teknikerlere ve uzmanlara ihtiyaç olacağı ve pilotların bunlardan eğitim alacağı anlamına gelir.”

Stratejik bir adım
Gazeteci Basim eş-Şara, “Rafale anlaşması Irak-Fransız ilişkilerinin güçlenmesini ve Fransa’nın Irak’a son yıllarda verdiği desteği temsil edecek. Fransa Irak’ın bu uçaklara sahip olması için tüm yolları denedi. Çünkü Fransa iki ülke arasındaki askeri işbirliğinin, bölgenin istikrarı ve Fransız varlığının güçlendirilmesi açısından önemli bir rolü olduğunu düşünüyor. Fransa ayrıca İran destekli olanlar da dahil olmak üzere Iraklı silahlı gruplarla iyi ilişkilere sahip” dedi.

Uluslararası toplumun güveni
Şara bu anlaşmanın Irak hava gücünün kabiliyetlerini artıracağını, terör örgütleriyle ve silahlı gruplarla mücadelesini daha da güçlendireceğini söyledi. Şara anlaşmanın ayrıca Irak devletinin güvenlik ve stratejik işbirliği konularında kendisine güvenilecek bir ülke olduğuna dair uluslararası topluma güven mesajı vereceğini dile getirdi. Şara, Irak’ın İran’ın ABD ve bölgedeki bazı ülkelere karşı kullandığı bir baskı kartı haline gelmesi sebebiyle Bağdat’ın uluslararası toplumun güvenini kaybettiğini belirtti.

Diğer anlaşmalar
Şara Irak hükümetinin, devlete bağlı Irak Ticaret Bankası garantörlüğünde küresel bankalardan aldığı krediyle bu anlaşmayı yapabileceğini ifade etti. Irak hükümetinin daha önce 2021 bütçesi ve Gıda Güvenliği Yasası ile bu krediyi alamadığına işaret eden Şara, bu anlaşmayla Bağdat yönetiminin, DEAŞ ile mücadele döneminde çokça gerileyen Irak ordusunun imkanlarını geliştirecek çeşitli silahlar satın almak için ABD, Fransa ve İngiltere ile yeni bir dizi sözleşme imzalayabileceğini kaydetti.



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.