ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan-ABD ortaklığı Yemen’de hayat kurtarıyor

Blinken’ın yardımcısı Russo, Şarku’l Avsat’a nükleer anlaşmanın İran’ın anlaşmaya yeniden tam olarak uymasına bağlı olduğunu söyledi.

Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan-ABD ortaklığı Yemen’de hayat kurtarıyor

Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, ABD ve Suudi Arabistan arasındaki bölgesel ve küresel düzeyde ortak çıkarlara dikkat çekerek, ‘derin ve stratejik’ ilişkilere övgüde bulundu.
Russo, Şarku’l Avsat’a Londra’da verdiği röportajda Yemen ateşkesinin Washington ve Riyad arasındaki ortaklığın  sağlayabileceklerinin ‘harika bir örneği’ olduğunu söyledi. Bu ortaklığın hayat kurtarmaya katkıda bulunduğunu vurguladı.
Russo, ABD’nin İran’ın nükleer programında şeffaflığın azalması konusundaki endişelerini dile getirdiği açıklamasında ‘İran’ın tam uyuma geri dönmesi halinde’ bir anlaşma yapma şansı bulunduğuna ilişkin iyimser olduğunu belirtti.

ABD ve Suudi Arabistan ilişkileri
Russo, Suudi Arabistan-ABD ilişkilerine ilişkin şunları söyledi:
“ABD ve Suudi Arabistan’ı yaklaşık 80 yıldır derin bir stratejik ilişki ve ortaklık bir araya getiriyor. Bu ilişki sadece bölgede değil tüm dünyada ortak çıkarlarımızı yansıtıyor. Yemen bugün önemli ve aktüel bir örnektir. Zira, bir ateşkese varmak ABD Başkanı Joe Biden ve Suudi Arabistan Kralı Selman’ın öncelikleridir. Ayrıca Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ateşkesin uzatılmasında çok önemli bir rol oynadığını da biliyoruz.”
Russo, Yemen’de insani yardım, mal tedariki ve insanların daha fazla hareket özgürlüğünden yararlanmalarına izin verilmesi gibi sahada somut sonuçlar elde ettiğine dikkat çekerek söz konusu ateşkesin ABD’nin çıkarlarını ve ortak çıkarları olduğuna inandığı ‘bölgesel güvenliği’ artırdığını bildirdi. “Ortaklığımız hayat kurtarıyor. Bunun, ABD-Suudi Arabistan ortaklığının bölgede neler sunabileceğinin harika bir örneğini teşkil ettiğini düşünüyorum” dedi.
Russo, iki ülke arasındaki olası anlaşmazlıklar hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Endişeler veya anlaşmazlıklar olduğunda, görüşmelerimizde onlarla dürüst ve açık bir şekilde ele alacağız. Bununla birlikte Yemen’de ortaklığımız için mevcut fırsatları gösteren özel bir örneğimiz (ateşkes) de var.”

Kalıcı barış fırsatı
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ülkesinin, Yemen’deki ihtilafın taraflarının Birleşmiş Milletler liderliğinde yürütülen çabalarla ‘ciddi görüşmelere’ girmesini ve bunun kalıcı barış ile son bulmasını umduğunu söylediği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Mevcut ateşkesle konusunda gördüklerimiz bizi çok cesaretlendiriyor. Odak noktamızı, Yemen halkının ihtiyaç duyduğu insani yardımı aldığından emin olmak, limanlardan ticareti yeniden sağlamak ve ateşkesin onlar için gerçek somut sonuçlar vermesini sağlamak olarak belirledik.” 
Russo, mevcut ateşkes ile elde edilen faydaların, ilgili tüm taraflar tarafından sürdürülebilir bir şekilde güvence altına alınması için bir teşvik olarak görülmesi gerektiğini vurguladı:
“İnsani destek ile baskı uygulayabilir ve teşvik sağlayabiliriz. Ancak nihayetinde taraflar, Yemen’in barışçıl gelişimini destekleyip desteklemedikleri veya daha fazla yıkım isteyip istemedikleri konusunda karar vermek zorunda kalacaklar. Barış görüşmelerinin gidişatını belirleyecek olan da bu. ABD rolünü, barış görüşmeleri ile kalıcı bir ateşkes için baskı yapmaya devam etmek ve tarafları bu ateşkesin faydalarını görmeye çağırmayı sürdürmek olarak görüyor.”

Viyana görüşmeleri
Washington, İran’ın bölgesel politikalarını, Viyana’da büyük güçlerin Tahran ile yaptığı nükleer anlaşma görüşmelerinden ayrı tutuyor. Russo, konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bize göre, Viyana görüşmelerinin odak noktası nükleer anlaşmadır. İran’ın bölgede istikrarı bozucu davranışı, füze programı ve bölgesel birçok politikasına yönelik ciddi endişelerimiz var. Bu politikaları Viyana’da ne olduğuna bakılmaksızın ele almamız gerekecek. Bölgedeki, Avrupa’daki ve tüm dünyadaki ortaklarımızla bu konu ile ilgili olarak iletişim kurmaya devam edeceğiz.”
Russo, Viyana görüşmelerinin ilerleyişi hakkında şu açıklamada bulundu:
“Uluslararası topluluğa nükleer silahların yayılmasını önleme ve daha fazla bölgesel istikrara katkıda bulunma konusunda gerçek kazanımlar sağlayacak bir fikir birliğine ulaştığımızı düşünüyoruz. İran’ın tam bağlılığa geri dönmeye hazır olması ulusal güvenliğimizin çıkarına olur. ABD, uluslararası toplum İran’ın nükleer programıyla ilgili daha fazla şeffaflık konusunda güçlü bir şekilde fikir birliğine ulaşmışken Tahran’ın bizi nükleer programda daha az şeffaflığa itmesi sebebiyle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ile birlikte, İran’ın son hamlelerine yönelik doğrulama ve izleme değerlendirmelerine katılıyor. Halen tam ve karşılıklı bağlılığa dönüş ve nükleer silahların yayılmasını önlemede gerçek kazanımlar sağlayacak bir anlaşmaya varılması potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Bunu teknik uzmanlarımızla düzenli olarak değerlendirmeye devam ediyoruz. Ancak anlaşmaya dönme veya tüm uluslararası toplumdan uzak durmak isteyip istemediğine yönelik karar İran’a ait olacak.”

Gıda güvenliği
Russo, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Londra öncesinde, New York ziyaretinde eşlik etti. ABD yönetimi New York’ta, Ukrayna savaşının küresel gıda güvenliği üzerindeki etkileri üzerine bir Birleşmiş Milletler toplantısına başkanlık etti.
Russo, Ukrayna savaşına ilişkin şunları söyledi:
“Rusya’nın Ukrayna’daki haksız savaşı, dünyanın birçok bölgesi için önemli bir gıda kaynağı olan Ukrayna limanlarının kapanmasına neden oldu. Rusya’nın saldırganlığını durdurmak ve Ukrayna’nın tahıl ve gıda ürünleri ihracatının limanlardan çıkışına izin verilmesini sağlamak için çalışıyoruz. New York’ta, Birleşmiş Milletler toplantısında Bakan Blinken ile birlikteyken sahada gördüğüm kararlılık yalnızca NATO müttefiklerimiz ve Avrupalı ortaklarımızda değil, bu krizden kaynaklanan şaşırtıcı zorluğu fark eden ve Rusya’yı bu ihracatın yapılmasına izin vermek ve Ukrayna’ya karşı saldırganlığını sona erdirmek için adımlarını değiştirmesi gerektiğini düşünen dünyanın dört bir yanındaki ortaklarda da vardı.”
“Özellikle gıda güvenliği konusunda büyük bir uluslararası kararlılık görüyorum. Daha geniş anlamda; Ukrayna’yı askeri, insani ve ekonomik cephelerde destekleme konusunda kararlılık olduğunu düşünüyorum. Ukrayna’nın egemenliğini savunmak ve Rusya’nın saldırganlığı ile sistematik olarak yıkılan topluluklara insani yardım sağlamak için ihtiyaç duyduğu her şeyi almasını sağlama çabalarına öncülük edecek.”

ABD’nin konumu
Ukrayna’daki savaş ve Çin’in hızlı yükselişi, büyük güçlerin dengesini değiştirdi. Bu durum bazı tarafların ABD’nin uluslararası sahnedeki liderlik konumunda gerilime olduğuna yönelik söylemlerinin artmasına neden oldu.
Russo ise aynı fikirde değil. ABD’nin zorlukların üstesinden gelmek için dünyanın geri kalanını bir araya getirebileceğinden emin:
“ABD, dünyanın geri kalanını karşılaştığımız en büyük zorluklardan bazıları ile mücadele açısından en iyi durumda bulunuyor. Bu, ABD yönetimi için son derece önemli olan benzersiz bir roldür. Başından bu yana diplomasi ve küresel düzeni şekillendirmeye yardımcı olmak için karşılıklı ilişkilere yatırımda bulunan müttefiklerimizle ve ortaklarımızla koordineli bir şekilde liderlik yapmak istediğimizi söyledik.”
ABD’li yetkili, sözlerinin devamında Blinken’ın teorisini hatırlattı:
“ABD liderlik etmezse şu iki şeyden biri olacak; ya bir devlet belki de ortak çıkar ve değerlere uygun olmayacak bir şekilde davranacak ya da kimse liderlik edemeyecek. Bu da kaos tehdidi oluşturacak. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik tutumların birliği hakkında gördüklerimiz, gerçekten de müttefikler ve ortaklarla ilişkilere yatırım yapmanın sonucunu gösteriyor. Yemen’de, Suudi ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışarak beş yıldan uzun bir süredir devam eden savaşın ardından hayat kurtaran bir ateşkes sağlamayı başardık. Zorluklarla bir kez daha mücadele etmek için dünyanın geri kalanını bir araya getirebileceğimizden eminim. Gerek Yemen’de gerek Rusya ve Ukrayna’da gerekse 550 milyon doz aşı bağışını yaptığımız Kovid-19 ile mücadele gibi zorluklarda böyle oldu.”

 



Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, özel sektörün uluslararasılaşması ve yerel içeriğin küresel ölçekte güçlendirilmesi için harekete geçti

Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, özel sektörün uluslararasılaşması ve yerel içeriğin küresel ölçekte güçlendirilmesi için harekete geçti

Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu (SFD), yurt dışında finanse ettiği büyük ölçekli kalkınma projelerine ulusal özel sektörün katılımını sağlamak amacıyla yoğun ve stratejik girişimlerde bulunuyor. Bu adım, özellikle müteahhitlik ve mühendislik sektörlerinde faaliyet gösteren Suudi şirket ve kuruluşlarının uluslararası pazarlarda daha fazla pay elde etmesini hedefliyor. Böylece yerli katkı oranının en üst düzeye çıkarılması ve ulusal ürünlere ülke sınırları dışında da öncelik verilmesi amaçlanıyor. Söz konusu yaklaşım, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesini öngören Vizyon 2030 hedefleriyle de uyumlu bir politika olarak değerlendiriliyor.

Mevcut projeler ve fırsatlar haritası

Hâlihazırda ihaleye çıkarılan proje portföyü, farklı kıtalara yayılan kritik kalkınma projelerini kapsıyor. Bunların başında, Komorlar’daki Ulusal Kan Transfer Merkezi’nin inşası ve donatımı ile Uganda’da yürütülen Suudi Kuyu Açma ve Kırsal Kalkınma Programı’nın beşinci aşaması geliyor.

Portföyde ayrıca Tunus’ta hayata geçirilecek nitelikli tarım ve çevre projeleri de yer alıyor. Bunlar arasında Ghezala, Joumine ve Sejenane bölgelerinde uygulanacak Entegre Tarımsal Kalkınma Projesi’nin ikinci aşaması, Gammarth ile Kartaca arasındaki kıyı şeridinin deniz erozyonuna karşı korunması çalışmaları ve dağıtım şebekeleri için polietilen boru hatlarının döşenmesini kapsayan proje öne çıkıyor.

Akademik alanda ise SFD, Antigua ve Barbuda’daki Batı Hint Adaları Üniversitesi’nin Five Islands Kampüsü inşaat işlerini kapsayan ihaleye katılım fırsatı sunuyor.

Destek ve güçlendirme mekanizmaları

SFD, söz konusu uluslararası ihalelerle ilgilenen tüm yerli şirketleri, resmî internet sitesi üzerinden başvuru yapmaya çağırdı. Açıklamada, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından yerli yatırımcılara gerekli teknik ve lojistik desteğin sağlanması için ilgili kurumlarla doğrudan koordinasyon yürütüldüğü belirtildi.

Bu girişim, SFD’nin ihracat sektörünü teşvik etmek amacıyla kredi kolaylıkları ve çeşitli teminat mekanizmaları sunan Suudi İhracat Programı aracılığıyla özel sektöre verdiği desteğin devamı niteliğini taşıyor.

SFD, Suudi şirketlerinin kendi projelerindeki payını artırmayı ve Suudi pazarının imkânlarıyla gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları arasında uyum sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşımın, Vizyon 2030 hedefleriyle paralel olduğu ifade ediliyor.

SFD daha önce, yurt dışında yürütülen projelerde özel sektörün karşılaştığı başlıca zorlukları tespit etmek amacıyla kapsamlı bir çalışma gerçekleştirmişti. Bu kapsamda yerli yatırımcılardan, uluslararası projelerde faaliyet gösterirken karşılaştıkları engelleri ve bunların yerli katkı oranının artırılması ile ulusal ürünlere öncelik verilmesi üzerindeki etkilerini açıklamaları ve çözüm önerileri sunmaları istenmişti.

SFD, yurt dışında yürüttüğü projelerde danışmanlık hizmetlerinin ulusal mühendislik danışmanlık ofislerine verilmesi ve kalkınma projelerinin uygulanmasının takip edilmesi yoluyla Suudi özel sektörüne önemli katkılar sağladı. Ayrıca Suudi müteahhit ve tedarikçilerin fonun yurt dışındaki projelerindeki payı da son yıllarda arttı.

SFD’nin son 50 yılda 100’den fazla gelişmekte olan ülkede toplam değeri 81 milyar riyali (21,6 milyar dolar) aşan yaklaşık 800 kalkınma projesi ve programını finanse ettiği belirtiliyor. Bu tablo, Suudi danışmanlık şirketleri, müteahhitler ve tedarikçiler için küresel ölçekte yatırım faaliyetlerini genişletme konusunda önemli fırsatlar bulunduğunu ortaya koyuyor.


Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman’dan Yemen eski Cumhurbaşkanı Hadi’nin ailesine taziye ziyareti

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, merhumun ailesiyle, kardeşi Tümgeneral Nasır Mansur Hadi'nin başkanlığında yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı, merhumun ailesiyle, kardeşi Tümgeneral Nasır Mansur Hadi'nin başkanlığında yaptığı görüşmede (SPA)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman’dan Yemen eski Cumhurbaşkanı Hadi’nin ailesine taziye ziyareti

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, merhumun ailesiyle, kardeşi Tümgeneral Nasır Mansur Hadi'nin başkanlığında yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı, merhumun ailesiyle, kardeşi Tümgeneral Nasır Mansur Hadi'nin başkanlığında yaptığı görüşmede (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman al Suud, Yemen eski Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi’nin vefatı dolayısıyla ailesine Suudi Arabistan yönetiminin taziyelerini iletti.

Bakan Halid bin Selman, Riyad’da merhumun yakınlarıyla bir araya gelerek, başta kardeşi Tümgeneral Nasır Mansur Hadi olmak üzere aile fertlerine, Salman bin Abdulaziz al Suud ve Veliaht Prens, Başbakan Muhammed bin Selman adına başsağlığı ve taziyelerini sundu.

sdvfv
Prens Halid bin Selman, merhum Cumhurbaşkanı Abdurrabu Mansur'un vefatı nedeniyle ailesine başsağlığı dileklerini iletti (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, merhum Hadi’nin Yemen’in güvenliği, istikrarı, kalkınması ve refahı için gösterdiği çabaları takdirle andıklarını belirterek, onun sağduyulu ve bilge liderlik anlayışına vurgu yaptı.

Halid bin Selman, Allah’tan merhuma rahmet ve mağfiret dileyerek, ailesine ve Yemen halkına sabır ve metanet temennisinde bulundu. Ayrıca Yemen ve halkı için güvenlik ve istikrarın devam etmesini diledi.

swefr
Prens Faysal bin Ferhan, Büyükelçi Muhammed el-Cabir ve Hişam bin Seyf taziyelerini sunarken (SPA)

Taziye görüşmesine Suudi Arabistan tarafını temsilen Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan al Suud, Savunma Bakanı İstihbarat İşleri Danışmanı Hişam bin Seyf ile Suudi Arabistan’ın Yemen Büyükelçisi ve Yemen’in Kalkınma ve Yeniden İmarı için Suudi Programı Genel Denetçisi Muhammed al Cabir katıldı.


Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu

Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu
TT

Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu

Suudi Arabistan, Hac sezonunun olağanüstü başarıyla sonuçlandığını duyurdu

Mekke Emir Vekili Prens Suud bin Mişal bin Abdulaziz cuma günü yaptığı açıklamada, bu yılki hac sezonunun olağanüstü bir başarıyla tamamlandığını duyurdu. Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, sezon boyunca güvenlik, organizasyon ve hizmet alanlarında entegre bir sistemin uygulandığını, bunun da Rahman’ın misafirlerinin ibadetlerini tam bir kolaylık ve huzur içinde yerine getirmelerine imkân sağladığını belirtti.

Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, elde edilen bu olağanüstü başarının öncelikle Allah’ın yardımıyla, ardından Suudi liderliğinin sınırsız desteği ve isabetli talimatları sayesinde gerçekleştiğini vurguladı. Sağlanan imkânlar ve kaynakların yanı sıra hazırlık, uygulama ve icra süreçlerinin tüm aşamalarının titizlikle takip edildiğini ifade etti.

Prens Suud bin Mişal, bu yılki hac sezonunun, Rahman’ın misafirlerine hizmet etmek için samimiyet ve özveriyle çalışan bir ülke görüntüsü ortaya koyduğunu söyledi. Kutsal bölgelerin düzen ve uyum içinde göründüğünü belirten Prens, bunun farklı kurumlar arasındaki çabaların bütünleşmesini yansıtan bir tablo olduğunu ifade etti.

efvffrtb
Hacılar, teşrik günlerinin ikinci gününde şeytan taşlama ibadetini yerine getirirken (Fotoğraf: Ali Hamc)

Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, bu yılki hac organizasyonunun Suudi Arabistan’ın büyük kalabalıkları etkinlik ve yetkinlikle yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ettiğini belirterek, hacıların ibadetlerini güvenlik, huzur ve kutsal mekân ile zamanın değerine yakışır bir ilgi ortamında yerine getirdiğini kaydetti.

Prens Suud bin Mişal, hac sezonunda elde edilen başarıların, hacıya hizmeti bir şeref ve öncelik haline getiren liderlik anlayışının meyvesi olduğunu söyledi. Desteğin sürekli olduğunu, çalışmaların ise sorumluluk ve fedakârlık ruhuyla aralıksız sürdürüldüğünü vurgulayan Prens, sezonun başarısının bir son değil, yeni sorumlulukların başlangıcı ve Suudi Arabistan’ın güvenlik ve yardımın merkezi, İslam ve Müslümanlara hizmetin kıblesi olma konumunu korumak adına her yıl yenilenen bir ahit olduğunu ifade etti.

wegreg
Hacılar, şeytan taşlama ibadetini tamamladıktan sonra Mina’dan ayrılırken (Fotoğraf: Beşir Salih)

Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı, açıklamasının sonunda Allah’tan Suudi Arabistan’ın güvenliğini, izzetini ve istikrarını daim kılmasını, liderliğini korumasını ve bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışanların emeklerini bereketlendirmesini diledi.

Öte yandan aceleci hacılar, teşrik günlerinin ikinci günü olan Zilhicce’nin 12’nci gününde şeytan taşlama ibadetini tamamladıktan sonra Mina’dan ayrıldı. Ardından huşu dolu kalpler ve dualarla dolu dillerle Veda Tavafı’nı yerine getirerek hac ibadetlerini tamamladı.

sdfr
Güvenlik, organizasyon ve hizmetlerden oluşan entegre sistem, hacıların ibadetlerini tam bir kolaylık ve huzur içinde yerine getirmesini sağladı (SPA)

Yüz binlerce Allah’ın misafiri, Mescid-i Nebevî’yi ziyaret etmek, Ravza-i Mutahhara’da bulunmak ve Hz. Muhammed’e (sav) ile iki sahabesine selam vermek amacıyla Medine’ye yöneldi. Bazı hacılar ise ibadetlerini tamamladıktan sonra havaalanları ve uluslararası sınır kapıları üzerinden ülkelerine döndü. Diğer bir grup ise üçüncü teşrik günündeki taşlama ibadetini tamamlamak için Mina’da kalmaya devam etti.

sdfer
Entegre hizmet sistemi, Allah’ın misafirlerinin Mescid-i Haram içindeki hareket akışını etkin şekilde güçlendirdi (SPA)

Mescid-i Haram, bu yılki hac sezonu için hazırlanan kapsamlı operasyon planı kapsamında “Haremeyn İşleri Başkanlığı” ve ilgili kurumların yüksek hazırlık seviyesiyle yoğun tavaf hareketliliğine sahne oldu.

İlgili kurumlar, aceleci hacıların sevk ve yönlendirilmesini kolaylaştırmak ve Mescid-i Haram içerisindeki hareket ve ulaşım akışını sağlamak amacıyla tüm imkânlarını seferber etti. Böylece hacılar ibadetlerini güvenlik, rahatlık ve huzurun hâkim olduğu bir atmosferde kolaylıkla yerine getirebildi. Bu çalışmalar, Suudi liderliğinin Allah’ın misafirlerine en iyi hizmeti sunma ve onlara kolaylık sağlama yönündeki talimatları doğrultusunda gerçekleştirildi.

Mina’daki hacı hareketliliği tam bir akıcılıkla gerçekleşti. Hacılar, güvenlik ve organizasyon planları çerçevesinde belirlenen güzergâhlarda kolaylıkla ilerledi. Bu planların, kutsal mekânlardaki geçişler ve ibadetler sırasında Allah’ın misafirlerine en üst düzey güvenlik ve rahatlığı sağlamayı hedeflediği belirtildi.

sd
Mescid-i Nebevî, hac ibadetlerini tamamlayan hacıları ağırlıyor (SPA)

“Haremeyn İşleri Başkanlığı”, Veda Tavafı sırasında hacı hareketini düzenlemek amacıyla operasyonel ve saha planlarını uygulamaya koydu. Entegre bir sistem çerçevesinde yürütülen çalışmalar, hareket akışını güçlendirmeyi ve Mescid-i Haram ile avlularındaki kalabalıkları etkin biçimde yönetmeyi hedefledi. Saha ekipleri koridorlar, avlular ve girişlerde konuşlandırılarak hacıları tavaf ve sa’y için ayrılan güzergâhlara yönlendirdi; ayrıca rehberlik hizmetleri sundu ve soruları yanıtladı.

Öte yandan kurum, hac ibadetini tamamladıktan sonra Mescid-i Nebevî’yi ziyaret edecek Allah’ın misafirlerini karşılamak için hazırlıklarını tamamladı. Bu hazırlıklar, hızlı Haremeyn Treni ve otobüslerle gelen ilk aceleci hacı kafilelerinin Medine’ye ulaşmasıyla eş zamanlı olarak devreye alındı.

Operasyon planı, ziyaretçi ve ibadet edenleri güvenli ve hazır bir ortamda karşılamak amacıyla Mescid-i Nebevî ve tüm tesislerinin hazırlanmasına odaklandı. Erkekler ve kadınlar bölümlerinde toplam 141 kapı açılırken, giriş hareketi mekânsal yönlendirme ve organizasyon uzmanlarının denetimindeki 100 koridor üzerinden düzenlendi. Ayrıca 25 binden fazla seccade serildi, farklı dillerde Kur’an-ı Kerim mushafları ve mealleri temin edildi, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri güçlendirildi.

Çalışmalar kapsamında yaşlılar ve engelliler için özel hizmetler de hazırlandı. Tekerlekli sandalye ve elektrikli araç dağıtım noktaları oluşturuldu, ibadet edenlere hizmet vermek amacıyla 194 yürüyen merdiven ve elektrikli asansör devreye alındı. Zemzem suyu hizmetleri ise günün her saati yoğun şekilde sürdürüldü ve 10 binden fazla su haznesi dağıtıldı.