ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan-ABD ortaklığı Yemen’de hayat kurtarıyor

Blinken’ın yardımcısı Russo, Şarku’l Avsat’a nükleer anlaşmanın İran’ın anlaşmaya yeniden tam olarak uymasına bağlı olduğunu söyledi.

Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan-ABD ortaklığı Yemen’de hayat kurtarıyor

Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, ABD ve Suudi Arabistan arasındaki bölgesel ve küresel düzeyde ortak çıkarlara dikkat çekerek, ‘derin ve stratejik’ ilişkilere övgüde bulundu.
Russo, Şarku’l Avsat’a Londra’da verdiği röportajda Yemen ateşkesinin Washington ve Riyad arasındaki ortaklığın  sağlayabileceklerinin ‘harika bir örneği’ olduğunu söyledi. Bu ortaklığın hayat kurtarmaya katkıda bulunduğunu vurguladı.
Russo, ABD’nin İran’ın nükleer programında şeffaflığın azalması konusundaki endişelerini dile getirdiği açıklamasında ‘İran’ın tam uyuma geri dönmesi halinde’ bir anlaşma yapma şansı bulunduğuna ilişkin iyimser olduğunu belirtti.

ABD ve Suudi Arabistan ilişkileri
Russo, Suudi Arabistan-ABD ilişkilerine ilişkin şunları söyledi:
“ABD ve Suudi Arabistan’ı yaklaşık 80 yıldır derin bir stratejik ilişki ve ortaklık bir araya getiriyor. Bu ilişki sadece bölgede değil tüm dünyada ortak çıkarlarımızı yansıtıyor. Yemen bugün önemli ve aktüel bir örnektir. Zira, bir ateşkese varmak ABD Başkanı Joe Biden ve Suudi Arabistan Kralı Selman’ın öncelikleridir. Ayrıca Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ateşkesin uzatılmasında çok önemli bir rol oynadığını da biliyoruz.”
Russo, Yemen’de insani yardım, mal tedariki ve insanların daha fazla hareket özgürlüğünden yararlanmalarına izin verilmesi gibi sahada somut sonuçlar elde ettiğine dikkat çekerek söz konusu ateşkesin ABD’nin çıkarlarını ve ortak çıkarları olduğuna inandığı ‘bölgesel güvenliği’ artırdığını bildirdi. “Ortaklığımız hayat kurtarıyor. Bunun, ABD-Suudi Arabistan ortaklığının bölgede neler sunabileceğinin harika bir örneğini teşkil ettiğini düşünüyorum” dedi.
Russo, iki ülke arasındaki olası anlaşmazlıklar hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Endişeler veya anlaşmazlıklar olduğunda, görüşmelerimizde onlarla dürüst ve açık bir şekilde ele alacağız. Bununla birlikte Yemen’de ortaklığımız için mevcut fırsatları gösteren özel bir örneğimiz (ateşkes) de var.”

Kalıcı barış fırsatı
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ülkesinin, Yemen’deki ihtilafın taraflarının Birleşmiş Milletler liderliğinde yürütülen çabalarla ‘ciddi görüşmelere’ girmesini ve bunun kalıcı barış ile son bulmasını umduğunu söylediği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Mevcut ateşkesle konusunda gördüklerimiz bizi çok cesaretlendiriyor. Odak noktamızı, Yemen halkının ihtiyaç duyduğu insani yardımı aldığından emin olmak, limanlardan ticareti yeniden sağlamak ve ateşkesin onlar için gerçek somut sonuçlar vermesini sağlamak olarak belirledik.” 
Russo, mevcut ateşkes ile elde edilen faydaların, ilgili tüm taraflar tarafından sürdürülebilir bir şekilde güvence altına alınması için bir teşvik olarak görülmesi gerektiğini vurguladı:
“İnsani destek ile baskı uygulayabilir ve teşvik sağlayabiliriz. Ancak nihayetinde taraflar, Yemen’in barışçıl gelişimini destekleyip desteklemedikleri veya daha fazla yıkım isteyip istemedikleri konusunda karar vermek zorunda kalacaklar. Barış görüşmelerinin gidişatını belirleyecek olan da bu. ABD rolünü, barış görüşmeleri ile kalıcı bir ateşkes için baskı yapmaya devam etmek ve tarafları bu ateşkesin faydalarını görmeye çağırmayı sürdürmek olarak görüyor.”

Viyana görüşmeleri
Washington, İran’ın bölgesel politikalarını, Viyana’da büyük güçlerin Tahran ile yaptığı nükleer anlaşma görüşmelerinden ayrı tutuyor. Russo, konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bize göre, Viyana görüşmelerinin odak noktası nükleer anlaşmadır. İran’ın bölgede istikrarı bozucu davranışı, füze programı ve bölgesel birçok politikasına yönelik ciddi endişelerimiz var. Bu politikaları Viyana’da ne olduğuna bakılmaksızın ele almamız gerekecek. Bölgedeki, Avrupa’daki ve tüm dünyadaki ortaklarımızla bu konu ile ilgili olarak iletişim kurmaya devam edeceğiz.”
Russo, Viyana görüşmelerinin ilerleyişi hakkında şu açıklamada bulundu:
“Uluslararası topluluğa nükleer silahların yayılmasını önleme ve daha fazla bölgesel istikrara katkıda bulunma konusunda gerçek kazanımlar sağlayacak bir fikir birliğine ulaştığımızı düşünüyoruz. İran’ın tam bağlılığa geri dönmeye hazır olması ulusal güvenliğimizin çıkarına olur. ABD, uluslararası toplum İran’ın nükleer programıyla ilgili daha fazla şeffaflık konusunda güçlü bir şekilde fikir birliğine ulaşmışken Tahran’ın bizi nükleer programda daha az şeffaflığa itmesi sebebiyle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ile birlikte, İran’ın son hamlelerine yönelik doğrulama ve izleme değerlendirmelerine katılıyor. Halen tam ve karşılıklı bağlılığa dönüş ve nükleer silahların yayılmasını önlemede gerçek kazanımlar sağlayacak bir anlaşmaya varılması potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Bunu teknik uzmanlarımızla düzenli olarak değerlendirmeye devam ediyoruz. Ancak anlaşmaya dönme veya tüm uluslararası toplumdan uzak durmak isteyip istemediğine yönelik karar İran’a ait olacak.”

Gıda güvenliği
Russo, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Londra öncesinde, New York ziyaretinde eşlik etti. ABD yönetimi New York’ta, Ukrayna savaşının küresel gıda güvenliği üzerindeki etkileri üzerine bir Birleşmiş Milletler toplantısına başkanlık etti.
Russo, Ukrayna savaşına ilişkin şunları söyledi:
“Rusya’nın Ukrayna’daki haksız savaşı, dünyanın birçok bölgesi için önemli bir gıda kaynağı olan Ukrayna limanlarının kapanmasına neden oldu. Rusya’nın saldırganlığını durdurmak ve Ukrayna’nın tahıl ve gıda ürünleri ihracatının limanlardan çıkışına izin verilmesini sağlamak için çalışıyoruz. New York’ta, Birleşmiş Milletler toplantısında Bakan Blinken ile birlikteyken sahada gördüğüm kararlılık yalnızca NATO müttefiklerimiz ve Avrupalı ortaklarımızda değil, bu krizden kaynaklanan şaşırtıcı zorluğu fark eden ve Rusya’yı bu ihracatın yapılmasına izin vermek ve Ukrayna’ya karşı saldırganlığını sona erdirmek için adımlarını değiştirmesi gerektiğini düşünen dünyanın dört bir yanındaki ortaklarda da vardı.”
“Özellikle gıda güvenliği konusunda büyük bir uluslararası kararlılık görüyorum. Daha geniş anlamda; Ukrayna’yı askeri, insani ve ekonomik cephelerde destekleme konusunda kararlılık olduğunu düşünüyorum. Ukrayna’nın egemenliğini savunmak ve Rusya’nın saldırganlığı ile sistematik olarak yıkılan topluluklara insani yardım sağlamak için ihtiyaç duyduğu her şeyi almasını sağlama çabalarına öncülük edecek.”

ABD’nin konumu
Ukrayna’daki savaş ve Çin’in hızlı yükselişi, büyük güçlerin dengesini değiştirdi. Bu durum bazı tarafların ABD’nin uluslararası sahnedeki liderlik konumunda gerilime olduğuna yönelik söylemlerinin artmasına neden oldu.
Russo ise aynı fikirde değil. ABD’nin zorlukların üstesinden gelmek için dünyanın geri kalanını bir araya getirebileceğinden emin:
“ABD, dünyanın geri kalanını karşılaştığımız en büyük zorluklardan bazıları ile mücadele açısından en iyi durumda bulunuyor. Bu, ABD yönetimi için son derece önemli olan benzersiz bir roldür. Başından bu yana diplomasi ve küresel düzeni şekillendirmeye yardımcı olmak için karşılıklı ilişkilere yatırımda bulunan müttefiklerimizle ve ortaklarımızla koordineli bir şekilde liderlik yapmak istediğimizi söyledik.”
ABD’li yetkili, sözlerinin devamında Blinken’ın teorisini hatırlattı:
“ABD liderlik etmezse şu iki şeyden biri olacak; ya bir devlet belki de ortak çıkar ve değerlere uygun olmayacak bir şekilde davranacak ya da kimse liderlik edemeyecek. Bu da kaos tehdidi oluşturacak. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik tutumların birliği hakkında gördüklerimiz, gerçekten de müttefikler ve ortaklarla ilişkilere yatırım yapmanın sonucunu gösteriyor. Yemen’de, Suudi ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışarak beş yıldan uzun bir süredir devam eden savaşın ardından hayat kurtaran bir ateşkes sağlamayı başardık. Zorluklarla bir kez daha mücadele etmek için dünyanın geri kalanını bir araya getirebileceğimizden eminim. Gerek Yemen’de gerek Rusya ve Ukrayna’da gerekse 550 milyon doz aşı bağışını yaptığımız Kovid-19 ile mücadele gibi zorluklarda böyle oldu.”

 



183 yıllık mushaf, Mekke’de Kur’an-ı Kerim’e gösterilen özenin tarihini anlatıyor

Mushafın tarihi 1843 yılına kadar uzanıyor. (SPA)
Mushafın tarihi 1843 yılına kadar uzanıyor. (SPA)
TT

183 yıllık mushaf, Mekke’de Kur’an-ı Kerim’e gösterilen özenin tarihini anlatıyor

Mushafın tarihi 1843 yılına kadar uzanıyor. (SPA)
Mushafın tarihi 1843 yılına kadar uzanıyor. (SPA)

1843 yılına tarihlenen nadir bir mushaf, Mekke’deki Hira Kültür Bölgesi’nde bulunan Kur’an-ı Kerim Müzesi’nin koleksiyonunda yer alan en önemli eserlerden biri olarak öne çıkıyor. Eser, tarih boyunca Kur’an-ı Kerim’e gösterilen ihtimamın ve mushaf yazımı ile tezhip sanatlarının önemli tarihî tanıklarından biri kabul ediliyor.

Müze, Allah’ın kitabına gösterilen ilginin tarihî serüvenini belgeleyen çok sayıda nadir Kur’an nüshasını ziyaretçilere sunuyor. Bunlar arasında 1843 (H. 1259) tarihli söz konusu nadir mushaf da bulunuyor. Eser, 19. yüzyılda mushaf yazımında ulaşılan sanatsal ustalığı ve ilmî titizliği gözler önüne seriyor.

fefrb
Kur’an-ı Kerim Müzesi, Mekke’deki Hira Kültür Bölgesi’nde sunduğu bilgi ve kültür içeriği kapsamında Kur’an-ı Kerim sergisi düzenliyor. (SPA)

Mushaf, harekeleri titizlikle işlenmiş siyah mürekkeple yazılmış metniyle dikkat çekiyor. Sayfaları, ayetler arasına yerleştirilen altın yaldızlı çerçeveler ve ayraçların yanı sıra dönemin tezhip sanatındaki gelişmiş seviyeyi yansıtan ince bitkisel motiflerle süslenmiş durumda.

Eserde ayrıca Kur’an’ın bölümleri ve hiziplerine ilişkin işaretlere özel olarak yer verilmiş olması öne çıkıyor. Bu düzenleme, tilavet, ezber ve tekrar süreçlerini kolaylaştırırken, dönemin müstensihleri ve âlimlerinin ilmî doğruluk ile estetik unsurları bir arada koruma konusundaki hassasiyetini de ortaya koyuyor.

Eserle ilgili bilgilendirme notlarında, mushafın zaman içinde yıpranmasını önlemek amacıyla restorasyon ve yeniden ciltleme çalışmalarından geçirildiği belirtiliyor. Bu çalışmalar sayesinde nadir Kur’an nüshası korunarak günümüze ulaştırılırken, bir buçuk asrı aşan medeniyet ve kültür mirasının önemli bir tanığı olmayı sürdürüyor.

cdfghyju
Mushaf, bölüm ve kısım işaretlerini göstererek Kur’an’ın bölümlerine özel bir özen gösteriyor. (SPA)

Söz konusu mushaf, Hira Kültür Bölgesi’ndeki Kur’an-ı Kerim Müzesi’nin ziyaretçilere sunduğu kültürel ve bilgi içerikli koleksiyonun önemli parçalarından birini oluşturuyor. Müze, ziyaretçilere ve hacı adaylarına tarihî mushaflar ile nadir el yazması eserlerden örnekler sunarken, Kur’an-ı Kerim’in yazımı, çoğaltılması ve tezhip edilmesinin İslam tarihi boyunca geçirdiği aşamaları yakından tanıma imkânı veriyor.

Müze, Mekke’deki önde gelen kültür ve bilgi merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kurum, Müslümanların tarih boyunca Kur’an-ı Kerim’e hizmet etmek ve onu korumak için ortaya koyduğu çabaları gözler önüne sererken, Allah’ın kitabıyla bağlantılı İslami mirasın değerine ilişkin farkındalığın artırılmasına da katkı sağlıyor. Modern müzecilik uygulamaları ve etkileşimli eğitim deneyimleriyle ziyaretçilere zengin bir içerik sunan müze, onların Mushaf-ı Şerif’in tarihiyle bağlarını daha da güçlendirmeyi hedefliyor.


Faysal bin Ferhan ile Grossi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesini görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’yi kabul ederken. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’yi kabul ederken. (SPA)
TT

Faysal bin Ferhan ile Grossi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesini görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’yi kabul ederken. (SPA)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Riyad’da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’yi kabul ederken. (SPA)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan bin Abdullah ile Rafael Grossi, Suudi Arabistan ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı arasındaki iş birliği ilişkilerini, özellikle nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ile nükleer emniyet ve güvenliğin sağlanmasına ilişkin konuları ele aldı.

Görüşme, Çarşamba günü Riyad’da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı merkezinde gerçekleşti. Bakan Faysal bin Ferhan’ın Rafael Grossi’yi kabulü sırasında taraflar, ortak ilgi alanına giren çeşitli bölgesel ve uluslararası meseleleri de değerlendirdi.

Görüşmede Suudi tarafını, Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Uluslararası İşler Müsteşar Yardımcısı ve Ekonomi ile Kalkınma İşlerinden Sorumlu Genel Denetçi Dr. Abdurrahman er-Rasi, Bakanlık Silahsızlanma Dairesi Direktörü Prens Suud bin Bedr bin Suud bin Abdülaziz ve Bakanlık Tam Yetkili Büyükelçisi Dr. Menal Rıdvan temsil etti.


Suudi Arabistan'daki camiler: Devleti, vakıfları ve toplumu birbirine bağlayan dev dini ağ

Fotoğraf: Riyad'daki el-Rachi Camii'nin cephesi
Fotoğraf: Riyad'daki el-Rachi Camii'nin cephesi
TT

Suudi Arabistan'daki camiler: Devleti, vakıfları ve toplumu birbirine bağlayan dev dini ağ

Fotoğraf: Riyad'daki el-Rachi Camii'nin cephesi
Fotoğraf: Riyad'daki el-Rachi Camii'nin cephesi

Suudi Arabistan'daki camiler, İslam dünyasının en büyük dini ağlarından birini temsil etmektedir. Bu, devleti, bağışçıları, vakıfları, hayır kurumlarını ve on binlerce imamı, müezzini, vaizi ve personeli içeren geniş bir sistemdir.

Bu karmaşık görevin yönetimi, daha önce iç içe geçen yetki alanları ve bireysel faaliyetlerin hakimiyeti nedeniyle sorun teşkil eden sistemi yeniden düzenleyen ve sadeleştiren İslami İşler Bakanlığı'nın sorumluluğundadır. Söz konusu reformlar çok sorunsuz bir şekilde uygulanmış, ibadet yerlerinin daha disiplinli ve organize bir şekilde yönetilmesini ve topluma sundukları hizmetlerin genişlemesini sağlamıştır.

Son yıllarda, Suudi Arabistan’daki camiler ılımlılık ve orta yol için bir platform olarak programlandı. Uluslararası İslami kuruluşlar, Suudi Arabistan deneyimini ve İslami İşler Bakanlığı'nın camilere gösterdiği özeni, İslam mesajını yayma, ılımlılık ve hoşgörü değerlerini aşılamadaki rolünü övmektedir. Bakanlık bunun için insanlarda İslami değerleri geliştirmeye, aşırıcılık ve fanatizme karşı uyarmaya, hoşgörü ve birlikte yaşamı teşvik etmeye odaklanan eğitim ve bilgilendirme programları düzenliyor.

Son resmi rakamlar, Suudi Arabistan'daki cami, mescit ve bayram namazı alanlarının sayısının 2018 yılının sonu itibariyle yaklaşık 98 bin 356'ya ulaştığını gösteriyor. Bu sayı, cuma namazlarının kılındığı 15 bin 134 cami, 3 bin 843 bayram namazı alanı ve beş vakit namazın kılındığı yaklaşık 79 bin mescidi kapsamaktadır.

Suudi Arabistan’daki camiler, büyük şehirlerden köyler, kırsal yerleşimler ve otoyollar boyunca tüm bölgelere dağılıyor. Yukarıda verilen detaylı veriler, Asir’in ardından Riyad ve Mekke gibi bölgelerin en yüksek yoğunluğa sahip olduğunu gösteriyor

 Son yıllarda devam eden inşaat, kentsel genişleme ve hayır projeleriyle birlikte, camilerin mevcut sayının 100 bin ila 102 bine yaklaştığını varsaymak makul görünüyor. Bu, resmi bir rakam değil, analitik bir tahmin; zira 2018 yılı resmi istatistiklerine göre toplam cami sayısı yaklaşık 98 bine ulaşmıştır.

Cami haritası: Çoğu Asir'de

Suudi Arabistan’daki camiler, büyük şehirlerden köyler, kırsal yerleşimler ve otoyollar boyunca tüm bölgelere dağılıyor. Yukarıda verilen detaylı veriler, Asir'in ardından Riyad ve Mekke'nin en yüksek sayıda cami, mescit ve namazgahlara sahip olduğunu gösteriyor.

dfvbf
Hail şehrindeki el-Rachi Cami (SPA)

Bu yoğun dağılım, başta nüfus artışı, kentleşme, toplumun dindar yapısı, vakıf ve bağış kültürü ve İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanlığı'nın oynadığı önemli düzenleyici rol olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanıyor.

Suudi Arabistanlı görevlilerin sayısı

Camilerde görev yapan Suudi Arabistanlıların sayısına ilişkin olarak, mevcut resmi veriler, imam, vaiz ve müezzinleri kapsayan 84 bin 455 doğrudan kadro da dahil olmak üzere, cami ve mescitlerde yaklaşık 93 bin 826 kişinin görev yaptığını gösteriyor. Bu kadroların son yıllarda yerlileştirme politikalarına tabi tutulduğu ve kendisine Suudi Arabistan vatandaşlarının atandığı göz önüne alındığında, bu görevleri üstlenenlerin büyük çoğunluğunun Suudi Arabistanlı olduğu söylenebilir. Yine de herhangi bir yılda Krallık genelinde camilerle ilgili kadrolarda fiilen görev alan Suudi Arabistan vatandaşlarının sayısını kesin olarak belirleyen yakın tarihli yayınlanmış istatistikler bulunmuyor. Bu nedenle, mevcut en yakın rakam 60 bini aşan bir imam, vaiz ve müezzinin bulunduğu ve camilerle ilgili hizmet ve idari pozisyonlar da dahil edildiğinde bu sayının daha da yükseldiği yönündedir.

En büyük vakıf kurumları

Süleyman bin Abdulaziz el-Rachi Hayır Vakfı, Muhammed ve Abdullah İbrahim el-Suba’i Hayır Vakfı (Gros), Şeyh Abdulaziz İbn Baz Hayır Vakfı ve Prenses el-Anud Hayır Vakfı gibi büyük vakıf ve hayır kurumları da camilerin inşasına ve geliştirilmesine destek vermektedir. Buna ilave olarak, Krallığın çeşitli bölgelerinde cami inşaatı, restorasyonu ve donatım projelerini finanse eden bir dizi aile vakfı, vakıf fonu ve uzman dernekler de bulunuyor.

Geniş ibadethane ağı nedeniyle cami görevlileri sistemi de büyük. İslami İşler Bakanlığı'nın 2019-2020 İstatistik Yıllığı, cami ve mescitlerde 93 bin 826 kişinin görev yaptığını gösteriyor

Bu rakamlar bayram namazı alanlarını da içerirken, bazıları camiler ve mescitler ile sınırlı kalmış, bazıları da yenilenmiş veya bir aşamadan diğerine geçiş yapmış camileri de içeriyor olabilir.

Camileri kim inşa ediyor?

Suudi Arabistan örneğinde dikkat çekici özellik, cami inşaatı ve bakımında birincil rolün devlete, özellikle de İslami İşler Bakanlığına ait olması ve bireysel katkıların da bulunmasıdır. Bağışçılar, hayırseverler, aile vakıfları ve yardım kuruluşları, camilerin inşasında, yenilenmesinde ve donatılmasında destekleyici bir rol oynuyor.

İslami İşler Bakanlığı, son beş yılda hayır amaçlı projelerin toplamının yaklaşık 5,844 milyar riyal olduğunu ve bunun inşaat, tadilat, döşeme ve klima gibi alanları kapsadığını açıkladı. Bakanlık ayrıca, yaklaşık 8,696 milyar riyal maliyetle 3 bin 502 cami ve mescit inşa edildiğini belirtti.

İnşaatın yanı sıra, hükümet düzenleyici, işletmeci ve denetleyici bir rol de üstleniyor. Ruhsatlandırma, cami teslimi, imam ve müezzin atamalarını da denetleyip, bakım, temizlik ve işletme çalışmalarının büyük bir bölümünü yönetiyor.

Bağışlarla inşa edilen camiler

Bağışların açık ve önemli rolüne rağmen, Krallık'taki tüm mevcut camileri bağışlarla inşa edilenler ve devletin doğrudan finansmanı ile inşa edilenler olarak sınıflandıran istatistikler bulunmuyor.

İslami İşler Bakanlığı'nın son yıllarda sistemin bütünlüğünü sağlamak için cami inşaatını düzenlemeye çalıştığı ve son yıllarda binlerce caminin bağışlarla inşa edildiği kesin.

Bakanlık dışından yapılan bağışlar, mescitlere yapılacak yeni eklemeler için başka bir kanal oluşturmaya devam ediyor ve hepsi Bakanlığın denetimi altında değil.

İmamlar ve müezzinler: Yüz bin

Geniş ibadethane ağı nedeniyle cami görevlileri sistemi de büyük. İslami İşler Bakanlığı'nın 1441/1442 Hicri (2019-2020) İstatistik Yıllığı, cami ve mescitlerde 93 bin 826 kişinin görev yaptığını gösteriyor.

Son yıllarda Suudi Arabistan, yol kenarında inşa edilen camilere hizmet de dahil olmak üzere camilerin inşası, bakımı konusunda uzman kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda önemli bir genişlemeye sahne oldu

Bunların en önemlileri, imamlar, vaizler ve müezzinleri kapsayan 84 bin 455 doğrudan dini pozisyondur. Personelin dağılımı şu şekildedir: Yaklaşık 35 bin 031 mescit imamı, 28 bin 104 mescit müezzini, büyük camilerde 12 bin 875 imam ve vaiz ile 8 bin 445 müezzin, ayrıca hizmet alanında görev yapan 9 binden fazla görevli.

Son yıllarda Bakanlık, çeşitli kanallar aracılığıyla işe alım çabalarını genişletti. 2023 yılında Bakanlık, 25 bin 714 sözleşmeli imam ve müezzin ile 24 bin 180 kadrolu imam ve müezzin atandığını duyurdu. Daha sonra, cami personeli için maaşlı sistemle 31 bin yeni pozisyonun açıldığını duyurdu.

İmamlar ve müezzinler ne kadar maaş alıyor?

Suudi Arabistan'da imam ve müezzinlerin maaşları, sözleşmeli, teşvikli, özel pozisyon veya Harameyn-i Şerif’te görevlendirme gibi istihdam türüne bağlı olarak değişiyor.

Sözleşmeli imam ve müezzin pozisyonları için yapılan resmi bir ilanda, lisans derecesine sahip olanlar için aylık 6 bin riyal, lise diplomasına sahip olanlar için ise 4 bin 500 riyal maaş belirlendi.

Maaş sistemi ise cami türüne ve kategoriye göre değişiklik gösteriyor.

A Kategorisi’nde bir camide görevli imam yaklaşık 4 bin 570 riyal, B Kategorisi’nde bir camide görevli imam 3 bin 675 riyal ve A Kategorisi’nde bir mescit imamı 2 bin 980 riyal almaktadır. Bu maaşlar daha sonra diğer bazı kategoriler için 2 bin 385 ve bin 890 riyale kadar düşüyor. Cami müezzini yaklaşık bin 790 riyal, daha küçük olan mescit müezzini ise yaklaşık bin 395 riyal maaş almaktadır.

Bu rakamlar, konum ve hizmet süresine bağlı olarak değiştiği için kesin olmayabilir.

Harameyn-i Şerifeyn’e gelince, özel bir statüye sahip ve diğer camiler için geçerli olan maaş skalası onun için geçerli değil.

Devlet imam ve müezzinlerin maaşlarına ne kadar harcıyor?

Yaklaşık 84 bin 500 imam, vaiz ve müezzinin oluşturduğu istihdam tabanını ve yaygın olarak kullanılan maaş aralıklarını dikkate alırsak, sadece bu kategoriye yapılan tahmini yıllık harcama yaklaşık 3 milyar riyale ulaşabilir.

Camiler için uzman dernekler

Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanı Şeyh Abdullatif bin Abdulaziz Al Şeyh'in Independent Arabia’ya ruhsatsız veya özel devlet denetimi altında olmayan derneklere doğrudan bağış yapılmasından duyduğu memnuniyetsizlikle ilgili yaptığı açıklamalar, hararetli bir tartışma başlattı. Bakan Şeyh, devlet denetimi olmadan para toplamaya çalışan lisanssız derneklere güvenilmemesi konusunda uyardı.

Camilerin inşasını üstlenen derneklerin varlığına ilişkin bir soruya cevap olarak Bakan, Bakanlığın bu konuda derneklere güvenmediğini, camilerin doğrudan güvenilir hayırseverlere teslim edildiğini belirtti. Bakan, Mekke'de veya başka bir yerde, Bakanlıktan açık ve resmi onay almadan cami inşa etmek için bağış talep eden herhangi bir kuruluşun bağışçılar tarafından güvenilir olarak kabul edilmemesi gerektiğini de vurguladı.

efrbfrb
 Mekke'deki el-Tan'im Cami (SPA)

Son yıllarda Suudi Arabistan, yol kenarında inşa edilen camilere hizmet de dahil olmak üzere camilerin inşası, bakımı konusunda uzman kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda önemli bir genişlemeye sahne oldu.

Bu alanda uzman en az 20 ruhsatlı dernek de dahil olmak üzere, bu türden onlarca kuruluş olduğu söylenebilir. Kâr amacı gütmeyen sektörün resmi sicili sürekli olarak gelişiyor ve bazı genel derneklerin, isimlerinde açıkça bu alanda uzmanlaşmış oldukları belirtilmese bile, camiler için programları bulunuyor. Bu durum, son zamanlarda tartışmalara neden oldu, çünkü bu derneklerin bazıları İslami İşler Bakanlığı'na bağlı veya onun denetimi altında değil.

2025 yılında Suudi Arabistan, 6 bin 478 cami ve ibadethanenin bakım, temizlik ve işletmesi için toplam değeri yaklaşık 408,2 milyon riyal olan bir dizi sözleşme imzaladı. Bu rakam bütün cami harcamalarını temsil etmiyor, ancak işletme maliyetlerinin büyüklüğü hakkında net bir gösterge sunuyor

Camilere hizmet alanında çalışan en önde gelen dernek ve kuruluşlar arasında şunlar yer alıyor: Riyad'daki “Cami Bakım ve Hizmetleri Derneği” (Maazen); “Yol Kenarındaki Camilerin Bakımı Derneği”; Cidde şehrindeki “Cami Bakım Derneği”; Mekke'deki “Cami İnşaatı ve Bakım Derneği” (Ta'zim); Doğu bölgesindeki “Ya'mar Cami Bakım Derneği”; “Maharib Derneği”; Cübeyl, er-Ras, Uneyze, Kasım, Tebük, el-Cevf ve diğer bölgelerdeki yerel dernekler.

Bu dernekler sadece inşaat işleriyle uğraşmıyorlar. Çalışmaları ayrıca restorasyon, döşeme, klima, temizlik, tuvaletlerin donatılması ve uzun yollar üzerinde bulunan, yoğun kullanım nedeniyle sürekli bakıma en çok ihtiyaç duyan camilere hizmet vermeyi de kapsıyor.

Bağışçı, camiyi inşa ettikten sonra bakımını üstlenmekle yükümlü mü?

Bağışçı camiyi inşa edip Bakanlığa teslim ederse ve belirlenmiş prosedürlere göre cami kabul edilirse, otomatik olarak bakımını yapmakla yükümlülükten kurtuluyor.

Bunun önemli istisnaları da var. Bir bağışçı, özellikle bir cami için vakıf kurarsa, vakfın gelirleri, bağışçının şartlarına göre bakım veya işletme için tahsis edilir. Bağışçı, Bakanlıkla bakımı da içeren özel bir taahhüt veya anlaşma imzalarsa, anlaşmanın şartlarına bağlı kalmakla yükümlüdür. Ancak, nihai teslimattan önce, bağışçı sadece inşaat şartlarını tamamlamaktan ve gerekli teknik onayları almaktan sorumludur.

Bu durum, bazı camilerin bağımsız vakıflara veya daimî bağışçılara sahipken, diğerlerinin Bakanlığın sistemine, işletme ve bakım sözleşmelerine tabi olmasının nedenini sorgulayan tartışmalara kapıyı araladı.

Bakım ve işletme: Zorlu maliyet

Bir cami inşa etmek sadece başlangıçtır; günlük işletmeyse sürekli maliyet demektir. Bir cami elektrik, su, klima, temizlik, döşeme, düzenli bakım ve acil onarımlar gerektirir.

sfevf
Cidde'deki el-Rahma Camii

Yaklaşık 100 bin cami, mescit ve namazgah ile bakım önemli bir mali ve idari zorluğa dönüşüyor.

İslami İşler Bakanlığı, 2025 yılında 6 bin 478 cami ve ibadethanenin bakım, temizlik ve işletmesi için toplam değeri yaklaşık 408,2 milyon riyal olan çeşitli sözleşmeler imzaladığını açıkladı. Bu rakam tüm cami harcamalarını temsil etmese de işletme maliyetlerinin büyüklüğü hakkında net bir gösterge sunuyor.

Bakanlık ayrıca, binin üzerinde cami ve mescidin bakımı için on milyonlarca riyali aşan değerde sözleşmeler gibi, çeşitli zamanlarda ve belirli bölgelerde sözleşmeler imzaladığını da duyurdu.

Camiler için ayrı bir bütçe var mı?

Cami bütçesi için tek ve kesin bir rakam vermek zordur. Daha doğru bir yaklaşım, bu bütçeyi üç bileşen üzerinden analiz etmektir:

Birincisi: Genellikle en büyük kalem olan maaşlar ve teşvikler.

İkincisi: Bakım, temizlik ve işletme sözleşmeleri.

Üçüncüsü: Hükümet veya bağışçılar tarafından finanse edilen inşaat ve yenileme projeleri.

Suudi Arabistan'da en az 100 bin ila 102 bin ibadet yeri bulunuyor. Son birkaç yıldır, İslami İşleri Bakanlığı çalışma yaklaşımını dönüştürerek daha verimli hale getirdi

Mevcut rakamlara göre, maaşlar, sözleşmeler, bakım ve projeler bir araya getirildiğinde camilerle ilgili harcamaların yıllık milyarlarca riyale ulaştığı söylenebilir. Ancak nihai rakam, İslami İşler Bakanlığı veya Maliye Bakanlığı'ndan ayrıntılı bir açıklama gerektiriyor.

Suudi Arabistan'daki camilerin öyküsü, esasen devlet ve toplum arasında uzun süredir devam eden bir ortaklığın öyküsüdür. Devlet inşa eder, organize eder, denetler, atama yapar, izler ve yönetir. Bağışçılar da finanse eder ve vakıflar tahsis eder. Bazı dernekler ikisi arasında aracı görevi görerek bağış toplar, projeleri yönetir ve restorasyon ve bakım çalışmalarını yürütür. Bu ortaklık, Krallığın sadece sayı bakımından değil, coğrafi yayılım ve günlük işletme açısından da İslam dünyasının en büyük cami ağlarından birine sahip olmasını sağladı.

Özetle, Suudi Arabistan'da en az 100 bin ila 102 bin ibadet yeri bulunuyor. Son birkaç yıldır, İslami İşler Bakanlığı, on binlerce imam, vaiz ve müezzin gibi geniş bir kadroya ve son dönemdeki sözleşme ve teşviklerdeki genişlemeye dayanarak çalışma yaklaşımını dönüştürüp daha verimli hale getirdi. Sonuç olarak, Suudi Arabistan'daki camiler sadece dini kurumlar değildir. Sürekli finansman, günlük yönetim, bakım sözleşmeleri ve büyük bir iş gücü gerektiren devasa bir sosyal, idari ve ekonomik ağ oluşturmaktadırlar.

* "Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."