ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan-ABD ortaklığı Yemen’de hayat kurtarıyor

Blinken’ın yardımcısı Russo, Şarku’l Avsat’a nükleer anlaşmanın İran’ın anlaşmaya yeniden tam olarak uymasına bağlı olduğunu söyledi.

Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan-ABD ortaklığı Yemen’de hayat kurtarıyor

Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)
Bill Russo. (ABD Dışişleri Bakanlığı)

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Küresel Halkla İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Bill Russo, ABD ve Suudi Arabistan arasındaki bölgesel ve küresel düzeyde ortak çıkarlara dikkat çekerek, ‘derin ve stratejik’ ilişkilere övgüde bulundu.
Russo, Şarku’l Avsat’a Londra’da verdiği röportajda Yemen ateşkesinin Washington ve Riyad arasındaki ortaklığın  sağlayabileceklerinin ‘harika bir örneği’ olduğunu söyledi. Bu ortaklığın hayat kurtarmaya katkıda bulunduğunu vurguladı.
Russo, ABD’nin İran’ın nükleer programında şeffaflığın azalması konusundaki endişelerini dile getirdiği açıklamasında ‘İran’ın tam uyuma geri dönmesi halinde’ bir anlaşma yapma şansı bulunduğuna ilişkin iyimser olduğunu belirtti.

ABD ve Suudi Arabistan ilişkileri
Russo, Suudi Arabistan-ABD ilişkilerine ilişkin şunları söyledi:
“ABD ve Suudi Arabistan’ı yaklaşık 80 yıldır derin bir stratejik ilişki ve ortaklık bir araya getiriyor. Bu ilişki sadece bölgede değil tüm dünyada ortak çıkarlarımızı yansıtıyor. Yemen bugün önemli ve aktüel bir örnektir. Zira, bir ateşkese varmak ABD Başkanı Joe Biden ve Suudi Arabistan Kralı Selman’ın öncelikleridir. Ayrıca Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ateşkesin uzatılmasında çok önemli bir rol oynadığını da biliyoruz.”
Russo, Yemen’de insani yardım, mal tedariki ve insanların daha fazla hareket özgürlüğünden yararlanmalarına izin verilmesi gibi sahada somut sonuçlar elde ettiğine dikkat çekerek söz konusu ateşkesin ABD’nin çıkarlarını ve ortak çıkarları olduğuna inandığı ‘bölgesel güvenliği’ artırdığını bildirdi. “Ortaklığımız hayat kurtarıyor. Bunun, ABD-Suudi Arabistan ortaklığının bölgede neler sunabileceğinin harika bir örneğini teşkil ettiğini düşünüyorum” dedi.
Russo, iki ülke arasındaki olası anlaşmazlıklar hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Endişeler veya anlaşmazlıklar olduğunda, görüşmelerimizde onlarla dürüst ve açık bir şekilde ele alacağız. Bununla birlikte Yemen’de ortaklığımız için mevcut fırsatları gösteren özel bir örneğimiz (ateşkes) de var.”

Kalıcı barış fırsatı
ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ülkesinin, Yemen’deki ihtilafın taraflarının Birleşmiş Milletler liderliğinde yürütülen çabalarla ‘ciddi görüşmelere’ girmesini ve bunun kalıcı barış ile son bulmasını umduğunu söylediği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Mevcut ateşkesle konusunda gördüklerimiz bizi çok cesaretlendiriyor. Odak noktamızı, Yemen halkının ihtiyaç duyduğu insani yardımı aldığından emin olmak, limanlardan ticareti yeniden sağlamak ve ateşkesin onlar için gerçek somut sonuçlar vermesini sağlamak olarak belirledik.” 
Russo, mevcut ateşkes ile elde edilen faydaların, ilgili tüm taraflar tarafından sürdürülebilir bir şekilde güvence altına alınması için bir teşvik olarak görülmesi gerektiğini vurguladı:
“İnsani destek ile baskı uygulayabilir ve teşvik sağlayabiliriz. Ancak nihayetinde taraflar, Yemen’in barışçıl gelişimini destekleyip desteklemedikleri veya daha fazla yıkım isteyip istemedikleri konusunda karar vermek zorunda kalacaklar. Barış görüşmelerinin gidişatını belirleyecek olan da bu. ABD rolünü, barış görüşmeleri ile kalıcı bir ateşkes için baskı yapmaya devam etmek ve tarafları bu ateşkesin faydalarını görmeye çağırmayı sürdürmek olarak görüyor.”

Viyana görüşmeleri
Washington, İran’ın bölgesel politikalarını, Viyana’da büyük güçlerin Tahran ile yaptığı nükleer anlaşma görüşmelerinden ayrı tutuyor. Russo, konuya ilişkin Şarku’l Avsat’a şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bize göre, Viyana görüşmelerinin odak noktası nükleer anlaşmadır. İran’ın bölgede istikrarı bozucu davranışı, füze programı ve bölgesel birçok politikasına yönelik ciddi endişelerimiz var. Bu politikaları Viyana’da ne olduğuna bakılmaksızın ele almamız gerekecek. Bölgedeki, Avrupa’daki ve tüm dünyadaki ortaklarımızla bu konu ile ilgili olarak iletişim kurmaya devam edeceğiz.”
Russo, Viyana görüşmelerinin ilerleyişi hakkında şu açıklamada bulundu:
“Uluslararası topluluğa nükleer silahların yayılmasını önleme ve daha fazla bölgesel istikrara katkıda bulunma konusunda gerçek kazanımlar sağlayacak bir fikir birliğine ulaştığımızı düşünüyoruz. İran’ın tam bağlılığa geri dönmeye hazır olması ulusal güvenliğimizin çıkarına olur. ABD, uluslararası toplum İran’ın nükleer programıyla ilgili daha fazla şeffaflık konusunda güçlü bir şekilde fikir birliğine ulaşmışken Tahran’ın bizi nükleer programda daha az şeffaflığa itmesi sebebiyle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi ile birlikte, İran’ın son hamlelerine yönelik doğrulama ve izleme değerlendirmelerine katılıyor. Halen tam ve karşılıklı bağlılığa dönüş ve nükleer silahların yayılmasını önlemede gerçek kazanımlar sağlayacak bir anlaşmaya varılması potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Bunu teknik uzmanlarımızla düzenli olarak değerlendirmeye devam ediyoruz. Ancak anlaşmaya dönme veya tüm uluslararası toplumdan uzak durmak isteyip istemediğine yönelik karar İran’a ait olacak.”

Gıda güvenliği
Russo, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’a Londra öncesinde, New York ziyaretinde eşlik etti. ABD yönetimi New York’ta, Ukrayna savaşının küresel gıda güvenliği üzerindeki etkileri üzerine bir Birleşmiş Milletler toplantısına başkanlık etti.
Russo, Ukrayna savaşına ilişkin şunları söyledi:
“Rusya’nın Ukrayna’daki haksız savaşı, dünyanın birçok bölgesi için önemli bir gıda kaynağı olan Ukrayna limanlarının kapanmasına neden oldu. Rusya’nın saldırganlığını durdurmak ve Ukrayna’nın tahıl ve gıda ürünleri ihracatının limanlardan çıkışına izin verilmesini sağlamak için çalışıyoruz. New York’ta, Birleşmiş Milletler toplantısında Bakan Blinken ile birlikteyken sahada gördüğüm kararlılık yalnızca NATO müttefiklerimiz ve Avrupalı ortaklarımızda değil, bu krizden kaynaklanan şaşırtıcı zorluğu fark eden ve Rusya’yı bu ihracatın yapılmasına izin vermek ve Ukrayna’ya karşı saldırganlığını sona erdirmek için adımlarını değiştirmesi gerektiğini düşünen dünyanın dört bir yanındaki ortaklarda da vardı.”
“Özellikle gıda güvenliği konusunda büyük bir uluslararası kararlılık görüyorum. Daha geniş anlamda; Ukrayna’yı askeri, insani ve ekonomik cephelerde destekleme konusunda kararlılık olduğunu düşünüyorum. Ukrayna’nın egemenliğini savunmak ve Rusya’nın saldırganlığı ile sistematik olarak yıkılan topluluklara insani yardım sağlamak için ihtiyaç duyduğu her şeyi almasını sağlama çabalarına öncülük edecek.”

ABD’nin konumu
Ukrayna’daki savaş ve Çin’in hızlı yükselişi, büyük güçlerin dengesini değiştirdi. Bu durum bazı tarafların ABD’nin uluslararası sahnedeki liderlik konumunda gerilime olduğuna yönelik söylemlerinin artmasına neden oldu.
Russo ise aynı fikirde değil. ABD’nin zorlukların üstesinden gelmek için dünyanın geri kalanını bir araya getirebileceğinden emin:
“ABD, dünyanın geri kalanını karşılaştığımız en büyük zorluklardan bazıları ile mücadele açısından en iyi durumda bulunuyor. Bu, ABD yönetimi için son derece önemli olan benzersiz bir roldür. Başından bu yana diplomasi ve küresel düzeni şekillendirmeye yardımcı olmak için karşılıklı ilişkilere yatırımda bulunan müttefiklerimizle ve ortaklarımızla koordineli bir şekilde liderlik yapmak istediğimizi söyledik.”
ABD’li yetkili, sözlerinin devamında Blinken’ın teorisini hatırlattı:
“ABD liderlik etmezse şu iki şeyden biri olacak; ya bir devlet belki de ortak çıkar ve değerlere uygun olmayacak bir şekilde davranacak ya da kimse liderlik edemeyecek. Bu da kaos tehdidi oluşturacak. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik tutumların birliği hakkında gördüklerimiz, gerçekten de müttefikler ve ortaklarla ilişkilere yatırım yapmanın sonucunu gösteriyor. Yemen’de, Suudi ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışarak beş yıldan uzun bir süredir devam eden savaşın ardından hayat kurtaran bir ateşkes sağlamayı başardık. Zorluklarla bir kez daha mücadele etmek için dünyanın geri kalanını bir araya getirebileceğimizden eminim. Gerek Yemen’de gerek Rusya ve Ukrayna’da gerekse 550 milyon doz aşı bağışını yaptığımız Kovid-19 ile mücadele gibi zorluklarda böyle oldu.”

 



Suudi Arabistan, Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların askıya alınma süresini uzattı

Suudi Arabistan, Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların askıya alınma süresini uzattı
TT

Suudi Arabistan, Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların askıya alınma süresini uzattı

Suudi Arabistan, Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların askıya alınma süresini uzattı

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (GACA), Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda operasyonların askıya alınması kararının uzatıldığını duyurdu. Açıklamada, havalimanı tesislerinin güvenliğinin ve operasyonel hazırlık durumunun doğrulanmasına yönelik gerekli işlemlerin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde tamamlanması amacıyla kararın uzatıldığı belirtildi. İran destekli Husilerin gerçekleştirdiği saldırıda havalimanının 4 numaralı yolcu terminalinin hedef alındığı, Pakistanlı bir mukimin hayatını kaybettiği ve 11 kişinin yaralandığı bildirildi. Cumartesi öğleden sonra düzenlenen saldırıda ise farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin yaşamını yitirdiği, 309 kişinin yaralandığı ve maddi hasar meydana geldiği, hasarın boyutunun belirlenmesi için çalışmaların sürdüğü kaydedildi.

GACA bugün yayımladığı açıklamada, terminalde meydana gelen saldırının ardından çıkan yangın ve oluşan hasar nedeniyle tesislerin güvenliğinin ve operasyonel hazırlık durumunun kontrol edilmesine yönelik çalışmaların tamamlanması amacıyla askıya alma kararının uzatıldığını belirtti. Açıklamada, ilgili kurumların olayın sonuçlarını değerlendirme ve gerekli müdahalelerde bulunma çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi.

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu dün Kral Halid Uluslararası Havalimanı çevresinde bir seyir füzesinin önlenerek imha edildiğini duyurmuştu. Açıklamada, aynı saatlerde havalimanının 4 numaralı yolcu terminalinin kimliği belirsiz bir mühimmatla hedef alındığı ve bunun sonucunda yangın çıktığı belirtilmişti. Koalisyon, ilgili ekiplerin olay yerine intikal ederek müdahalede bulunduğunu bildirmişti.

Saldırı, son saatlerde Suudi Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde yaşanan bir dizi saldırının parçası olarak gerçekleşti. Koalisyon, daha önce el-Harc vilayetine doğru fırlatılan bir balistik füzenin ve Doğu Bölgesi’nde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurmuştu. Bugün sabaha karşı yapılan açıklamada ise Hamis Muşayt vilayetine doğru fırlatılan bir başka balistik füzenin de önlenerek imha edildiği bildirildi.

GACA, Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nın da dün akşam saldırıya uğradığını bildirdi. Açıklamada, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki daha önce yaptığı açıklamada, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’ndaki yolcu terminaline yönelik saldırıyı ve yolcular ile çalışan siviller arasında can kayıpları ve yaralanmalara yol açmasını, uluslararası insancıl hukuk kuralları uyarınca ‘tüm unsurlarıyla bir savaş suçu’ olarak nitelendirmişti. El-Maliki, Müşterek Kuvvetler Komutanlığı’nın saldırıya uluslararası insancıl hukuk kurallarıyla uyumlu şekilde kararlılıkla karşılık vereceğini vurgulamıştı.

Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yapılması planlanan bazı uçuşların durdurulması veya gecikmesi nedeniyle seyahatleri aksayan ya da varış noktalarına ulaşamayan vatandaşlara, yardım ve gerekli yönlendirmeleri almak üzere bulundukları ülkelerdeki Suudi Arabistan temsilcilikleriyle iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.

Havalimanındaki operasyonların askıya alınması kararının uzatılması, sivil ve kritik tesisleri hedef alan saldırıların ardından yaşanan can kayıpları ve maddi hasar nedeniyle, operasyonlar yeniden başlatılmadan önce tesislerin güvenliğinin ve faaliyete hazır olduğunun doğrulanmasına yönelik önlemler kapsamında alındı.


Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sözlüğümüzde ‘korku’ kelimesine yer yok… Vizyonumuzu gerçekleştirme fırsatlarını kaçırmayacağız

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Dünya Enerji Kongresi’nin açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Dünya Enerji Kongresi’nin açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Enerji Bakanı: Sözlüğümüzde ‘korku’ kelimesine yer yok… Vizyonumuzu gerçekleştirme fırsatlarını kaçırmayacağız

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Dünya Enerji Kongresi’nin açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Dünya Enerji Kongresi’nin açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Suudi halkının sözlüğünde korkuya yer olmadığını belirterek, Krallık’taki enerji sisteminin esnekliği ile vatandaşların kararlılığının krizlerle mücadele etme, tedarik sürekliliğini sağlama, dönüşüm sürecini sürdürme ve Vizyon 2030 hedeflerine ulaşma kapasitesini güçlendirdiğini vurguladı. Altyapıya yapılan uzun vadeli yatırımların, tedarik zincirlerinin geliştirilmesinin ve sanayinin yerlileştirilmesinin önemine dikkat çeken Abdulaziz bin Selman, bu adımların Suudi Arabistan’ın küresel zorluklar ve değişimlerle başa çıkma kabiliyetini desteklediğini ifade etti.

Riyad’da düzenlenen 25. Dünya Enerji Kongresi’nin açılış konuşmasında çok sayıda bakan, yetkili ve sektör liderine hitap eden Prens Abdulaziz bin Selman, son deneyimlerin önceden hazırlıklı olmanın ve her türlü koşula uyum sağlayabilen bir enerji sistemi inşa etmenin önemini kanıtladığını açıkladı. Esnekliğin yalnızca sistemlerin dayanma gücüyle değil, aynı zamanda hasarları onarma, operasyonları yeniden başlatma ve piyasa ihtiyaçlarını karşılamaya devam etme yeteneğiyle ölçüldüğünü belirtti.

Enerji sisteminin esnekliği ile tedarik sürdürülebilirliğinin küresel zorluklar ve değişimlerle mücadelede iki temel sütunu temsil ettiğini kaydeden Prens Abdulaziz bin Selman, Suudi Arabistan’ın her türlü koşulda tedarik sürekliliğini garanti altına almak amacıyla enerji altyapısına yatırım yapmaya, tedarik zincirlerini geliştirmeye, insan kaynağını ve modern teknolojileri güçlendirmeye devam edeceğinin altını çizdi.

fgthyju
Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman, Dünya Enerji Kongresi’nin açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)

Kongrenin küresel enerji sektörü için kritik bir dönüm noktasında gerçekleştiğini belirten Abdulaziz bin Selman, katılımcılara Suudi Arabistan’ın başkentinde ev sahipliği yapılmasının Krallık’ın güvenli bir ortam sağlama konusundaki kararlılığını yansıttığını ve konukların güvenliğinin öncelikli bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Enerji sektörünün enerji güvenliği ve tedarik istikrarı ile ilgili giderek artan zorluklarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde, bu toplantının enerji topluluğu içinde sağduyuya, pratik iş birliğine ve ortak sorumluluk bilincine olan bağlılığı somutlaştırdığını ifade eden Abdulaziz bin Selman, bu zorlukların ülkelerin ve ekonomik sistemlerin dayanıklılığını ve uyum sağlama yeteneğini test ettiğini ekledi.

Prens Abdulaziz bin Selman, Suudi Arabistan’ın olağanüstü koşullarla başa çıkma konusunda enerji sisteminin hazırlık durumunu desteklemek amacıyla altyapıyı geliştirmeye, tedarik zincirlerinin verimliliğini artırmaya ve insan kaynağını güçlendirmeye yıllar boyunca yatırım yaptığını belirtti.

Prens Abdulaziz bin Selman, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nın petrolün pazarlara taşınmasında alternatif rotalar sunan ve Suudi Arabistan’ın geleneksel tedarik yollarını etkileyebilecek risklerle mücadele etme kapasitesini artıran önemli altyapı örneklerinden birini teşkil ettiğine dikkat çekti.

Bu kapasitelerin kısa sürede oluşmadığını, aksine yıllar süren planlama, geliştirme ve operasyonel deneyimin bir sonucu olduğunu açıklayan Abdulaziz bin Selman; Saudi Aramco şirketinin sahip olduğu teknik ve operasyonel imkanlar ile sanayi sistemi, nakliye ve tedarik ağlarının farklı koşullarda iş sürekliliğini desteklediğini ifade etti.

Tedarik zincirlerinin yerelleştirilmesi

Prens Abdulaziz bin Selman, Suudi Arabistan’ın stratejik hedefleri arasında yer alan tedarik zincirlerinin yerlileştirilmesi ve yerli içeriğin artırılmasının önemine dikkat çekerek, Saudi Aramco’nun yerli içerikte yüzde 70 oranına ulaştığını açıklamasının ulusal kapasitenin gelişimini ve sektörün esnekliğini desteklemedeki rolünü yansıtan bir adım olduğunu belirtti.

Bu yatırımların öneminin küresel tedarik zincirlerinde aksamalar yaşandığında daha net ortaya çıktığını vurgulayan Abdulaziz bin Selman, gelişmiş sistemlerin ve yerel kapasitelerin eksikliklerle mücadele etmeye ve kesintilerin etkilerini azaltmaya imkân tanıdığını, böylece enerji sisteminin istikrarını destekleyip faaliyetlerini sürdürme gücünü artırdığını ifade etti.

Enerji santrallerinin ve kritik tesislerin yeniden işletime alınmasının yalnızca altyapıya bağlı olmadığını, aynı zamanda insan kaynağı, teknik bilgi birikimi, operasyonel deneyim, kararlılık ve hızlı müdahale kapasitesi ile ilişkili olduğunu kaydeden Prens Abdulaziz bin Selman, gerçek esnekliğin sistemlerin hasarları onarma, operasyonları yeniden başlatma ve hizmet sunmaya devam etme yeteneğiyle ölçüldüğünü vurguladı.

Prens Abdulaziz bin Selman, Suudi Arabistan’ın farklı enerji alanlarına yatırım yapmaya, yeni teknolojiler geliştirmeye ve emisyonları azaltmaya yönelik çalışmalarını sürdürme konusundaki kararlılığını yinelerken, aynı zamanda ulusal kadrolara yatırım yapmaya ve gelecek nesilleri yetiştirmeye devam edeceklerini belirtti.

Vizyonun hayata geçirilmesi

Prens Abdulaziz bin Selman, amacın tedarik güvenliğini ve sürdürülebilirliğini korurken, her türlü koşula uyum sağlayabilen, başarıyı ve sürekliliği yakalama gücüne sahip bir enerji sistemi inşa etmek olduğunu açıkladı.

Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümeyi sürdürmek ve kalkınma vizyonunu uygulamaya devam etmek için gerekli niteliklere sahip olduğunu vurgulayan Abdulaziz bin Selman, bu durumun Suudi halkının refahını desteklediğini ve uluslararası ortaklıkları güçlendirdiğini belirtti.

Mevcut koşulların ne zaman sona ereceğini kimsenin kesin olarak söyleyemeyeceğini ifade eden Abdulaziz bin Selman, buna karşın son yıllarda yaşanan deneyimlerin geleceğe hazırlıklı olmanın, ihtiyaç duyulmadan önce çözümler geliştirmenin ve hızla değişen gereksinimler ile dinamiklere yanıt verme kapasitesini artırmanın önemini teyit ettiğini söyledi.

dvg
Riyad’da düzenlenen Dünya Enerji Kongresi’nin logosu (AFP)

Prens Abdulaziz bin Selman, Riyad’ın iş birliğini derinleştiren ve uluslararası ortaklıkları somut adımlara dönüştüren bir platform olması çağrısında bulunarak, diyalogların herkesin enerji ihtiyacının karşılanmasını garanti altına almaya, emisyonları azaltmaya ve krizler ile zorlukların üstesinden gelme kabiliyetini artırmaya odaklanması gerektiğini belirtti.

Dünyanın güvenilir ortaklara ve uzun vadeli stratejik kararlar almaya hazır liderlere ihtiyaç duyduğunu yeniden vurgulayan Abdulaziz bin Selman, Suudi Arabistan’ın sağduyu, açıklık ve uluslararası ortaklıkları genişletme yaklaşımından hareketle enerji sektöründeki rolünü oynamaya devam edeceğinin altını çizdi.

Sözlerini katılımcıları selamlayarak tamamlayan Abdulaziz bin Selman, güvenli, esnek, tedarik sürekliliğini garanti eden ve dünya genelindeki toplumlar ile ekonomilerin ihtiyaçlarını karşılayan bir enerji geleceği için ortak çalışma çağrısında bulundu.


Faysal bin Ferhan, Safedi ve Kallas ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (sağda), Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safedi ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (sağda), Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safedi ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (Şarku’l Avsat)
TT

Faysal bin Ferhan, Safedi ve Kallas ile bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (sağda), Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safedi ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan (sağda), Ürdünlü mevkidaşı Eymen es-Safedi ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile dün gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgesel gelişmeleri ve bölgenin güvenlik ve istikrarını destekleme yollarını ele aldı.

Görüşmenin başında Ürdün’ün, Husilerin Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan saldırılarını şiddetle kınadığını belirten Safedi, ülkesinin Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Safedi ayrıca, saldırılarda yaralanan Ürdün vatandaşlarına tıbbi bakım ve tedavi sağlanması konusunda Suudi yetkililerin gösterdiği çabaları takdir etti.

Prens Faysal bin Ferhan, diğer yandan Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas’tan aldığı telefon görüşmesinde, Suudi Arabistan ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliği ilişkilerini değerlendirdikten sonra, ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü.

Görüşmede, Husilerin Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği terör saldırısı da gündeme geldi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Kallas, Avrupa Birliği’nin saldırıyı kınadığını belirterek, sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan ayrım gözetmeyen saldırıların hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini vurguladı. Kallas ayrıca, Avrupa Birliği’nin Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifa dileklerini iletti.

Kallas, görüşmede bölgesel gerilimin artmasını önlemek için çaba gösterilmesinin gerekliliğine de dikkat çekti. Bölgedeki deniz yollarının güvenliğini sağlamak amacıyla deniz savunması alanında ortak iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı.