Suudi Arabistan Veliaht Prensi neden Mısır, Ürdün ve Türkiye turuna çıktı?

Prens Muhammed bin Selmân ABD Başkanı Biden ile bölge ve dünyanın karşılaştığı sıkıntıları ele almadan önce Mısır, Ürdün ve Türkiye’yi ziyaret ediyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2018'de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selmân’ı ağırlamıştı (SPA)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2018'de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selmân’ı ağırlamıştı (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi neden Mısır, Ürdün ve Türkiye turuna çıktı?

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2018'de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selmân’ı ağırlamıştı (SPA)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, 2018'de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selmân’ı ağırlamıştı (SPA)

Mustafa Ensari
Bugün Mısır ve Ürdün ziyaretinde bulunacak olan Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selmân, Çarşamba günü (22 Haziran) ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı resmi ziyaret kapsamında Türkiye'yi ziyaret edecek. Suudi Prensin, ABD Başkanı Biden’ın Suudi Arabistan ziyareti sırasında Cidde'de katılacağı bölgesel zirveden üç hafta önce bölge turuna çıkması ise dikkati çekti.
ABD Başkanı Joe Biden’ın ise Temmuz ayının ortalarında Suudi Arabistan ziyaretini gerçekleştirerek Cidde'de düzenlenecek bölgesel zirveye katılması bekleniyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz Cuma günü yaptığı açıklamada 22 Haziran günü Ankara’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selmân'ı ağırlayacaklarını bildirmişti.
Ayrıntılar hakkında bilgi verilen bir Suudi yetkili AFP'ye, veliaht prensin gelecek haftaki gezisinin "Pazartesi günü Mısır'da, ardından Ürdün'de başlayıp Türkiye'de sona ereceğini" söyledi.
Ayrıntılar hakkında AFP’ye konuşan bir Suudi yetkili, Veliaht Prens’in Mısır’ın ardından Ürdün ve Türkiye ziyaretinde bulunacağını aktardı.

Türkiye öncesinde Mısır
Yetkili, görüşmelerde bölgesel ve uluslararası konuların tartışılacağını, ikili iş birliği, yatırım ve enerji alanında bir dizi anlaşmanın imzalanacağını bildirdi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Riyad’dan bir diplomat da Veliaht Prens’in herhangi bir son dakika değişikliği kaydedilmediği müddetçe Mısır ve Ürdün ziyaretinde bulunacağını doğruladı.
Kraliyet Divanı’nın Suudi Kralı veya Veliaht Prensi’nin gerçekleştirdiği ziyaretleri turun başladığı gün ilan etme geleneği dolayısıyla Suudi hükümetinden henüz bir açıklama kaydedilmedi.
Söz konusu Suudi yetkili, daha önce basında yer alan haberlerde yer aldığına göre Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Cezayir'i kapsayacak bir başka diplomasi turunun ise yakın biz zaman diliminde, muhtemelen Temmuz ayı sonlarında gerçekleştirilebileceğini bildirdi.

Suudi-Türkiye arasındaki yeni dönemin ilk ziyareti
Prens Muhammed'in aylardır beklenen Türkiye ziyareti, iki ülke arasındaki tutum farklılıklarının ardından gerçekleştirilecek ilk ziyaret olacak. Nitekim Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır'daki yeni yönetimi ve Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvan) enkazına karşı yapılan devrimi desteklerken Türkiye ise Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi bazı Arap ülkelerinde terör örgütü olarak tanınan İhvan’ı desteklemeye devam etmişti.
Türkiye’de Fethullah Gülen hareketinin 15 Temmuz 2016’da uluslararası ve bölgesel tarafların da desteğiyle gerçekleştirdiğinden şüphelenilen başarısız darbe girişiminin ardından Ankara’nın müttefiki Katar ile diğer Körfez ülkeleri arasında 2017’de kriz patlak vermişti. İki gelişmenin ardından ise Ankara ile Riyad ihtilafı büyümüştü.

El-Ula Anlaşması dönüm noktası oldu
Erdoğan geçtiğimiz Nisan ayında Suudi Arabistan ziyaretinde bulunmuştu. Türkiye Cumhurbaşkanı söz konusu krizin ardından gerçekleştirdiği bu ilk ziyarette Veliaht Prens Muhammed ile bir araya gelmiş, Ramazan ayında ise umre ibadetini edâ etmişti.
Türkiye, Katar-Körfez krizini sona erdiren El-Ula Anlaşması’nın ardından Suudi Arabistan'ın bölgesel müttefikleri Mısır ve BAE ile ilişkilerini normalleştirme sürecini başlattı.
Yeni ABD yönetiminin Afganistan’dan çekilmesi ve bölgesel düşmanı konumundaki İran'a ve vekillerine karşı yeni bir politika yürütmesi Ankara-Riyad yakınlaşmasında etkili oldu.
Riyad'ın bölgede uzlaştırıcı bir yaklaşım benimsemeye başladığına inanan gözlemciler, Suudi Arabistan’ın İran ile doğrudan görüşmelerde yer almasına ve Veliaht Prens'in kısa bir süre önce kaydettiği “İsrail’e potansiyel müttefik olarak bakıyoruz” açıklamalarına işaret etti. Diğer yandan çeşitli raporlarda ise Körfez ülkelerinin İsrail ile Tahran’a karşı ortak endişelerinden bahsediliyor.

Sorunlarla mücadeleden bahsedilecek
Suudi Arabistan’ın Mısır ve Ürdün ile yakın ilişkilerine bakıldığında Veliaht Prens’in söz konusu ziyaretleri şaşırtıcı değil. Kahire, Amman ve Bağdat, ABD Başkanı Biden'ın Temmuz ayında katılacağı Körfez zirvesine davetli ülkeler arasında. Suudi Kraliyet Divanı tarafından yapılan açıklamaya göre zirvede bölge ve dünyanın karşı karşıya olduğu sıkıntıların üstesinden gelmenin yolları ele alınacak.
Yaklaşan zirvede yoğun diplomatik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi bekleniyor. Bu kapsamda birçok Arap, İslami ve uluslararası başkenti ziyaret eden Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, aynı zamanda Riyad’da Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri yetkililerinin yanı sıra Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u da ağırladı. Lavrov ayrıca geçtiğimiz günlerde KİK dışişleri bakanlarıyla bir araya geldi. Yine aynı bağlamda Suudi Enerji bakanı ise St. Petersburg’da gerçekleştirilen bir konferansa katıldı. Analistler bu adımın Riyad'ın Ukrayna’da kaydedilen savaş dolayısıyla dünya çapında kaydedilen bölünmüşlük vaziyetinde pozisyonları dengeleme arzusunu temsil ettiğini düşünüyor.

ABD ve İsrail’in gayeleri
ABD ve İsrail basınında Biden'ın Suudi Arabistan ziyareti ile Riyad'a Tel Aviv ile her türlü ilişki kurması için baskı yapmak istediği mesajı veriliyor. İsrail medyasında, asıl meselenin Riyad olduğu, zirâ Riyad ile anlaşmaya varılmasının Abraham Anlaşmaları’nın temel taşı olmaya devam ettiği vurgulanıyor. Ancak İsrail’in Arap Barış Girişimi uyarınca Filistinlilere karşı yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece Suudiler böyle bir anlaşmaya olumlu gözle bakmıyor.
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Şimdi öncelik Filistin ile İsrail arasındaki barış sürecini nasıl ilerleteceğimiz olmalı. Hepimizin, İsraillilerin, Filistinlilerin ve tüm bölgenin yararına olabilecek bu husus, diğer ülkeler ile normalleşmeye kapı açacak tek yoldur” vurgusunda bulunmuştu.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre söz konusu Körfez zirvesinde Filistinliler ile İsrailliler arasındaki barış sürecini harekete geçirme yönünde yeni bir Arap girişimi kaydedilebilir. Zirâ Biden iki devletli çözümün üzerinde çokça durmuştu. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamaya göre Biden’ın Cidde'de Suudi liderliği ile yapacağı görüşme öncesinde gerçekleştireceği Ramallah ve Tel Aviv ziyaretinde bu husus gündemde olacak.



İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul’da sekizli zirve: Hürmüz ve Yemen için diplomasi arayışı

İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
İstanbul’da R4 ve E3 gruplarının katılımıyla düzenlenen sekizli toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul’da cuma günü bir araya gelen Orta Doğu, Avrupa ve Asya’dan sekiz ülkenin dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası krizleri ele aldı. İlk kez bu formatta düzenlenen toplantıda Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna savaşı da gündeme geldi.

Türkiye’nin koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantı, krizlerin çözümünde iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor.

İstanbul Boğazı’na nazır Çırağan Sarayı’nda düzenlenen toplantıya, geçen mart ayında kurulan R4 grubunun üyeleri Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan katıldı.

xscdfvgh
Toplantı başlamadan önce Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Avrupa’nın E3 grubu ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot tarafından temsil edildi. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de görüşmelere katıldı.

Bölgesel krizlere bölgesel çözümler

Toplantının gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik çabalar yer aldı.

Toplantının açılışında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, krizlerin çözümünde bölgesel sahiplenme ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı. Dışarıdan dayatılan çözümlerin kalıcı olamayacağına işaret eden Fidan, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olduğunu söyledi.

cd
Hakan Fidan, 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında konuşurken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Anlaşmanın bölgesel güvenliği, barışı ve refahı korumayı amaçladığını belirten Fidan, Türkiye’nin Husilerin saldırıları karşısında Suudi Arabistan’ın güvenliğine destek verdiğini ifade etti. Fidan ayrıca Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının önemine dikkat çekti.

Bölgesel krizlerin çözümünde iletişim kanallarının açık tutulması ve diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Fidan, ilerlemenin yavaş ve kırılgan olduğu durumlarda dahi diplomatik temasların devam etmesinin önemini vurguladı. Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü görüşmeleri de bu yaklaşımın bir parçası olarak gösterdi.

dfghy
İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde Hakan Fidan ile Ed Miliband bir araya geldi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Fidan, cuma günü İstanbul’da düzenlenen 9. İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmada da uluslararası sistemde güvensizliğin giderek arttığını belirtmişti. Uzun yıllar barışın hâkim olduğu bazı bölgelerde halkların bugün silahlı çatışmalarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Fidan, son yıllarda dünyanın farklı noktalarında devam eden çatışmaların kara ve deniz ticaret yollarını olumsuz etkilediğini ifade etti. Ateşkes ihlallerinin de olağan hale geldiğine dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’de ateşkesi her gün ihlal etmesinin uluslararası sisteme duyulan güveni aşındırdığını belirten Fidan, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve çocukların korunmasının öncelikli olması gerektiğini söyledi.

Hürmüz Boğazı ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar gündemde

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın ofisinden, İstanbul’daki sekizli toplantı öncesinde yapılan açıklamada, görüşmelerin ağırlıklı olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Suudi Arabistan’daki gelişmelere odaklanacağı bildirildi.

Açıklamada Miliband’ın, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin bütünüyle yeniden tesis edilmesini sağlayacak diplomatik bir çözüm çağrısında bulunacağı belirtildi.

İran’ın bölgede uyguladığı taktiklerin başka noktalarda da tekrarlandığına dikkat çekilen açıklamada, Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların bölgesel istikrarsızlığı derinleştirdiği ve Babülmendep Boğazı ile Süveyş Kanalı gibi stratejik su yolları üzerindeki baskıyı artırdığı ifade edildi.

yju
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati İstanbul’da (Reuters)

Fransa Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki ciddi istikrarsızlık ve belirsizlik ortamında ilk kez bu formatta düzenlenen toplantıda, İran krizinin farklı boyutlarının ve sonuçlarının ele alınacağını duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, toplantının Avrupa ülkeleri ile Orta Doğu ülkeleri arasındaki koordinasyonu güçlendirmeyi amaçladığı belirtilerek, “Seçmediğimiz ancak hepimizi etkileyen krizlerle karşı karşıyayız” denildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ise toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Yemen’deki çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözüm için tüm fırsatların değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Abdulati’nin açıklaması, Mısır Parlamentosunun gelecek hafta, İran’la müttefik Husilerin saldırılarına karşı Suudi Arabistan’a destek amacıyla Mısır Silahlı Kuvvetlerine yetki verilmesi konusunu oylamaya hazırlanmasıyla aynı döneme denk geldi.

Deniz ticaretine yönelik tehditler

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin saldırıları ve Rusya’nın tahıl sevkiyatlarını hedef alan eylemleri nedeniyle deniz ulaşımının karşı karşıya olduğu tehditlere dikkat çekti.

Wadephul, bu sorunların ancak uluslararası iş birliğiyle aşılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu büyük sınamaların üstesinden ancak birlikte hareket ederek ve mevcut çerçevelerin ötesine geçerek gelebiliriz. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları ve deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğüne yönelik tehditler ya da Rusya’nın Karadeniz’de tahıl sevkiyatlarına yönelik giderek artan saldırılarının sonuçları olsun, bütün bu meselelerde ortak hareket etmeliyiz.”

Toplantıya katılan ülkelerin, çözüme kavuşturulamayan bu çatışmaların ekonomik ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurduğu konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu belirten Wadephul, ülkelerin aynı zamanda krizlere çözüm bulma arayışında olduklarını söyledi.

vfhjkı
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Fransız ve İngiliz mevkidaşlarıyla İstanbul’daki toplantı kapsamında (Reuters)

Wadephul, İran ve Husilerin küresel ticareti baskı aracı olarak kullanmasına karşı olduklarını vurgulayarak, dünya genelindeki enerji ve gübre tedarikinin tehdit altında tutulmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Alman Bakan, “Deniz ulaşımında seyrüsefer özgürlüğünü ve komşu ülkeleri hedef alan gelişigüzel saldırılar sona ermeli” dedi. Bu çatışmaların yol açtığı sonuçlardan birinin de açlık olduğunu belirtti.

Karadeniz’deki gelişmelerin de küresel gıda krizini ağırlaştırdığına işaret eden Wadephul, Rusya’nın tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırılarla özellikle Küresel Güney ülkelerinde gıda kıtlığı riskini artırdığını savundu.

Bu saldırıların, temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde buğdaya dayalı olarak karşılayan dünyanın en yoksul kesimlerini olumsuz etkilediğini belirten Wadephul, Türkiye gibi ortakların da bu durumdan zarar gördüğünü söyledi. Türkiye’nin küresel ticarete konu olan buğdayın işlenmesinde dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu kaydetti.

Wadephul, İstanbul’da ilk kez bu formatta düzenlenen toplantının, hem Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz hem de Rusya-Ukrayna savaşı kaynaklı sorunların çözümüne yönelik diplomatik çabaları ilerletmeyi amaçladığını ifade etti.


İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
TT

İstanbul, bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı toplantıya ev sahipliği yapacak

Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)
Geçen 5 Ağustos’ta Ürdün’ün başkenti Amman’da Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanlarının katılımıyla düzenlenen toplantıdan bir kare (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul, cuma günü Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarını bir araya getirecek görüşmelere ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin girişimiyle düzenlenen toplantı, bu formatta ilk kez gerçekleştirilecek.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları perşembe günü yaptıkları açıklamada, “E3” grubunu oluşturan İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ve Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un, “R4” grubundaki mevkidaşları Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ve toplantıya ev sahipliği yapacak Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geleceğini bildirdi.

Toplantıda önemli bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alınacağı belirtildi.

Görüşmelerin gündeminde Filistin meselesi, Yemen’deki gelişmeler, Hürmüz Boğazı, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabalar ve iki grup arasında önümüzdeki dönemde iş birliği ile eş güdüm imkânları yer alacak.

İsrail’in ihlalleri ve İran savaşı

Kaynaklara göre toplantıya başkanlık edecek Hakan Fidan, tüm ülkelerin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü zedeleyecek ve iki devletli çözüm çabalarına zarar verecek adımlardan kaçınması gerektiğini vurgulayacak.

Fidan’ın ayrıca uluslararası toplumun, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri genişletme ve yasa dışı yerleşimcilerin terör eylemlerini teşvik etme girişimlerine karşı kararlı bir tutum sergilemesi ve İsrail üzerindeki baskıyı artırması gerektiğine dikkat çekmesi bekleniyor.

cdvfgthy
İsrail’in bombardımanı sonucu Gazze’de meydana gelen yıkım (Reuters)

Fidan’ın, “İsrail’in Filistin’i işgalinin sürmesi, uluslararası barış çabalarını engelleyen katı tutumu ve bölgenin dört bir yanına yayılan saldırganlığı, Ortadoğu’daki gerilimlerin temel nedenleridir” mesajını vermesi öngörülüyor.

Bu çerçevede Fidan’ın, iki grubun da Suriye’de istikrarın ve refahın güçlendirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu hatırlatarak İsrail’in “Suriye’yi istikrarsızlaştırmaya” yönelik adımlarını sürdürmesine de değinmesi bekleniyor.

İran savaşına ilişkin olarak ise Fidan’ın, Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın “ancak diplomasi ve diyalog yoluyla çözülebileceğini” vurgulayacağı kaydedildi. Kaynaklar, askerî yöntemlerin kalıcı bir çözüm sunmadığını, aksine bölgedeki kırılganlıkları artırarak çatışmanın yayılması riskini beraberinde getirdiğini belirtti.

Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün kalıcı biçimde güvence altına alınmasının bölgesel ve küresel istikrar açısından hayati önem taşıdığını ifade etmesi bekleniyor.

tyuö
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AP)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırılarına karşı güvenliğinin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekecek olan Fidan’ın, Hürmüz ve Babülmendep boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünün sürekli olarak güvence altına alınması çağrısını yineleyeceği bildirildi.

Kaynaklara göre Fidan, Husilerin Suudi Arabistan’daki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırıları karşısında Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın güvenliğine verdiği desteği de yeniden vurgulayacak. Bu kapsamda, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ile ortaya konulan dayanışma ve güvenlik anlayışının önemine işaret edecek.

Rusya-Ukrayna savaşı

Görüşmelerde Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın da ele alınması bekleniyor. Fidan’ın, savaşın Karadeniz bölgesine yayılmasını önlemek ve sivil can kayıplarını durdurmak amacıyla Türkiye’nin sürekli dile getirdiği “uyarı ve önerileri” yeniden gündeme getireceği öngörülüyor.

scdfgthyju
29 Kasım 2025’te Türkiye kıyıları açıklarında, Karadeniz’de Rusya’nın gölge filosuna ait bir gemiye yönelik Ukrayna saldırısı (AFP)

Türk Dışişleri Bakanı’nın, Rusya-Ukrayna savaşının diyalog ve diplomasi yoluyla sona erdirilmesi için Türkiye’nin mümkün olan her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu yinelemesi bekleniyor. Fidan’ın ayrıca iki ülke arasındaki çatışmanın tırmanmasının bölgesel güvenlik açısından oluşturduğu risklere dikkat çekeceği belirtildi.

“E3” grubu, İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik eş güdümü güçlendirmek amacıyla 20 yılı aşkın süre önce kuruldu. Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Türkiye arasında bir eş güdüm mekanizması olarak oluşturulan “R4” grubu ise geçen mart ayında teşkil edildi. Dört ülke, 8 Ağustos’ta “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”nı imzalamıştı.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.