Prens Charles'ın eski Katar Başbakanı'ndan market torbası ve çanta içinde para aldığı iddia edildi

Birleşik Krallık Veliahtı'nın eski danışmanı "Herkes bu durumdan çok rahatsızdı. Yapabileceğimiz tek şey parayı sayıp bankayı aramaktı" dedi

73 yaşındaki Prens Charles, Birleşik Krallık tarihindeki en yaşlı ve en uzun süreli varis unvanına sahip (Reuters)
73 yaşındaki Prens Charles, Birleşik Krallık tarihindeki en yaşlı ve en uzun süreli varis unvanına sahip (Reuters)
TT

Prens Charles'ın eski Katar Başbakanı'ndan market torbası ve çanta içinde para aldığı iddia edildi

73 yaşındaki Prens Charles, Birleşik Krallık tarihindeki en yaşlı ve en uzun süreli varis unvanına sahip (Reuters)
73 yaşındaki Prens Charles, Birleşik Krallık tarihindeki en yaşlı ve en uzun süreli varis unvanına sahip (Reuters)

Prens Charles ve eski Katar Başbakanı Şeyh Hamad bin Casim bin Cabir es Sani hakkında çarpıcı iddialar ortaya atıldı.
Birleşik Krallık'ta (BK) yayımlanan Sunday Times, Şeyh Hamad'ın Galler Prensi'ne 2011 ve 2015 arasında yapılan özel görüşmelerde toplamda 3 milyon euro nakit verdiğini öne sürdü.
Gazete, Şeyh Hamad'ın market torbası ve çantayla ayrı zamanlarda birer milyon euro teslim ettiğini yazdı.
Eski Katar başbakanının, Prens Charles'ın konutu Clarence House'ta 2015'te 1 milyon euro verdiği de öne sürüldü. Konuttaki iki danışmanın, 500 euroluk banknotları elle saydığı yazıldı.
3 milyon euronun, Prens Charles'ın 1979'da kurduğu Galler Prensi Yardım Fonu'nun (The Prince of Wales's Charitable Fund) hesabına yatırıldığı ifade edildi.
Prens'in adı açıklanmayan eski bir danışmanı, "Herkes bu durumdan çok rahatsızdı" dedi ve yapabilecekleri tek şeyin parayı sayıp bankayı aramak olduğunu aktardı.
Habere göre ödemelerin yasadışı olduğuna dair bir bilgi yok.
Galler Prensi Yardım Fonu'nun mütevelli heyeti başkanı Ian Cheshire, 2015'teki bağışı doğruladı. Bağışçıyla ilişkinin incelendiğini ve daha sonra onay verdiklerini söyleyen Cheshire, söz konusu kişinin isteği üzerine paranın nakit olarak verildiğini söyledi.
Clarence House sözcüsü sürecin uygun şekilde ilerlediğinden emin olduklarını savundu.

"Londra'yı satın alan kişi"
"Londra'yı satın alan kişi" lakabıyla bilinen Şeyh Hamad, BK'nin başkentinde büyük yatırımlar yapmasıyla ünlü. 
Guardian, Prens Charles ve Şeyh Hamad'ın ilişkisinin yıllar öncesine dayandığının öne sürüldüğünü yazdı. İkili hakkındaki iddialardan biri, Londra'daki Chelsea Kışlası'nın 3 milyar sterlin karşılığında Katar devleti destekli Qatari Diar tarafından düzenlenmesi planına Prens Charles'ın karışmasıyla ilgili. 
Buna göre Galler Prensi, planın rafa kaldırılması için 2010'da Şeyh Hamad'la görüşmüştü. Kışlayla ilgili düzenleme daha sonra iptal edilmişti.
Independent Türkçe, Sunday Times, Guardian



Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
TT

Arakçi: Protestolar şiddete dönüştü, ancak durum kontrol altında

İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)
İran'da sosyal medyada dolaşan bir videodan alınan karede, artan baskıya rağmen protestocuların sokaklara döküldüğü görülüyor (AP)

İran Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkedeki protestoların “başka bir aşamaya” girdiğini ve 1 Ocak'tan bu yana şiddete dönüştüğünü söyledi.

Tahran'daki diplomatik misyon başkanlarıyla yaptığı toplantıda bakan, yetkililerin protestolara ilk aşamalarında diyalog ve reform önlemleriyle yanıt verdiğini ifade etti.

Arakçi şöyle devam etti: “(ABD Başkanı Donald) Trump müdahale etmekle tehdit ettiğinden beri, İran'daki protestolar müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı şiddete dönüştü.” Ve ekledi: “Teröristler protestocuları ve güvenlik güçlerini hedef aldı.”

Bakan, “durumun tamamen kontrol altında olduğunu” vurguladı.

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü dün yaptığı açıklamada, en az 192 protestocunun öldüğünü doğruladığını, ancak gerçek kurban sayısının çok daha yüksek olabileceği konusunda uyararak, olayı "katliam" ve "İran halkına karşı işlenmiş büyük bir suç" olarak kınadı.

Protestolar, 28 Aralık'ta Tahran'da, kötüleşen döviz kuru ve satın alma gücündeki düşüş nedeniyle Tahran çarşısındaki tüccarların greviyle başladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre protestolar aaha sonra 1979'dan beri iktidarda olan yetkililere karşı siyasi sloganlar atılan bir harekete dönüştü.

İnterneti izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks'a göre, yetkililer protestolara yanıt olarak interneti 72 saatten fazla süreyle kesintiye uğrattı. İran İnsan Hakları Örgütü, 2 bin 600'den fazla protestocunun gözaltına alındığını bildirdi.


Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
TT

Danimarka Başbakanı: Grönland "kritik bir anla" karşı karşıya

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen (AFP)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme girişiminde bulunması nedeniyle, özerk bölge Grönland'ın “karar anı” ile karşı karşıya olduğunu söyledi.

Frederiksen, diğer Danimarka partilerinin liderleriyle yaptığı görüşmede, “Grönland konusunda bir anlaşmazlık var... Bu, görünenden öteye geçen, belirleyici bir an” ifadesini kullandı.

Frederiksen bu hafta başında, ABD'nin bir NATO üyesine saldırmasının "her şeyin sonu" anlamına geleceğini, özellikle de NATO'nun ve İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra kurulan güvenlik sisteminin bitireceğini açıklamıştı.

Trump, Rusya ve Çin'in Kuzey Kutbu'nda oluşturduğu tehdidin giderek artması nedeniyle, Washington'un, bakir kaynaklar açısından zengin kutup adasını kontrol etmesinin ABD'nin ulusal güvenliği için hayati önem taşıdığına inanıyor. Perşembe günü The New York Times'a verdiği röportajda Trump, NATO'nun birliğini korumak ile Danimarka topraklarını kontrol etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalabileceğini kabul etti.

Frederiksen, Facebook ve Instagram'da yayınladığı bir mesajda, "Danimarka sadık ve kararlı bir müttefiktir. Büyük bir yeniden silahlanma sürecinden geçiyoruz ve Arktik dahil olmak üzere gerekli olduğu her yerde değerlerimizi savunmaya hazırız“ diyerek, ”Uluslararası hukuka ve halkların kendi kaderini tayin hakkına inanıyoruz ve bu nedenle egemenlik, kendi kaderini tayin ve toprak bütünlüğü ilkelerini savunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Grönland halkı, Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmayı defalarca reddetti. Grönland gazetesi Sermitsiaq'ın Ocak 2025'te yayınladığı bir ankete göre, ada nüfusunun %85'i gelecekte Amerika Birleşik Devletleri'ne katılmaya karşı çıkarken, sadece %6'sı bu adımı destekledi.


Trump, Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanıyla görüşmeye açık olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump, Venezuela'nın geçici cumhurbaşkanıyla görüşmeye açık olduğunu ifade etti

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, yönetiminin Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodríguez ile iyi bir iş birliği içinde olduğunu belirterek, onunla görüşmeye açık olduğunu ifade etti.

Trump, Air Force One uçağında gazetecilere verdiği demeçte, "Venezuela ile ilişkilerimiz çok iyi gidiyor. Liderlikle çok iyi çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Devrik Başkan Nicolás Maduro'nun yardımcısı olan Rodríguez ile görüşmeyi planlayıp planlamadığı sorulduğunda ise “Bir ara bunu yapacağım” cevabını verdi.

Rodríguez, Maduro ve eşi 3 Ocak'ta tutuklandıktan sonra geçici başkan olarak yemin etti ve o zamandan beri, Venezuela'nın devasa petrol rezervlerini özellikle kullanmak isteyen Washington ile çeşitli konularda müzakerelere başladı.

Karakas, 2019'dan beri kesik olan ABD ile diplomatik ilişkilerini yeniden başlatmak amacıyla bir “keşif sürecine” karar verirken, Washington'a “bağımlı” olmadığını vurguladı.

Beyaz Saray'da cuma günü düzenlenen bir toplantıda Donald Trump, büyük petrol şirketlerinin yetkililerini Venezuela'ya yatırım yapmaya çağırdı, ancak temkinli yanıtlar aldı.

Exxon Mobil CEO'su Darren Woods, Venezuela'yı derin reformlar yapılmadan “yatırım için elverişsiz” bir ülke olarak nitelendirdi ve bu sözleri başkanın tepkisini çekti.

Donald Trump dün yaptığı açıklamada, “Bildiğiniz gibi, bunu yapmak isteyen birçok kişi var, bu yüzden muhtemelen (Exxon'u) hariç tutmaya meyilliyim. Onların yanıtını beğenmedim” dedi.

Uzmanlar, yıllarca süren kötü yönetim ve yaptırımların ardından Venezuela'nın petrol altyapısının harap olduğunu vurguluyor.