Katar-Mısır baharı başladı: Temim ve Sisi'den iş birliği mesajları

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Âl Sâni, Kahire'de ikili ve bölgesel meseleleri görüştü

Sisi ve Şeyh Temim'in Kahire'deki görüşmelerinde ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi ve Şeyh Temim'in Kahire'deki görüşmelerinde ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Katar-Mısır baharı başladı: Temim ve Sisi'den iş birliği mesajları

Sisi ve Şeyh Temim'in Kahire'deki görüşmelerinde ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi ve Şeyh Temim'in Kahire'deki görüşmelerinde ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alındı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Katar, Suudi Arabistan'daki Körfez-Arap-ABD zirvesini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Âl Sâni, ikili ve bölgesel meseleleri görüşmek için bir araya geldi.
Sisi, 7 yıl aradan sonra ilk defa Mısır’a gelen Katar Emiri Temim bin Hamad Âl Sâni ile ikili ilişkileri görüştü.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre Sisi, resmi temaslarda bulunmak üzere ülkeyi ziyaret eden Katar Emiri Âl Sâni ile başkent Kahire’deki İttihadiye Sarayı’nda bir araya geldi. Ortak öneme sahip uluslararası ve bölgesel meselelerin yanı sıra ikili ilişkilerin ele alındığı belirtilen açıklamada, görüşmenin detaylarına yer verilmedi.
Sisi ve Temim, "Filistin sorununda adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşmak için barış sürecini canlandırmanın ve uluslararası toplumun terörizme karşı mücadele çabalarını yoğunlaştırmanın önemi" üzerinde fikir birliğine vardılar.
Cumhurbaşkanı Sisi dün başkent Kahire’deki İttihadiye Sarayı’nda Şeyh Temim bin Hamad Âl Sâni'yi ağırladı. Resmi kabul törenleri yapıldı ve iki ülkenin milli marşları okundu. Ardından Şeyh Temim üst düzey Mısırlı yetkililerin huzurunda Cumhurbaşkanı Sisi de Katar Emiri'ne eşlik eden heyetle el sıkıştı.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi'nin yaptığı açıklamaya göre, toplantı bireysel görüşmelere ve iki ülke delegasyonlarının da dahil olduğu geniş kapsamlı müzakerelere sahne oldu.
Şeyh Temim’i Mısır'da sıcak şekilde karşılayan Sisi, Katar Emiri'ni iktidara gelişinin yıl dönümü vesilesiyle tebrik etti. Bu ziyaret, Mısır-Katar ilişkilerinin tanık olduğu ilerlemeyi somutlaştırıyor ve önümüzdeki dönemde her alanda ikili ilişkilerin geliştirilmesinin yolunu pekiştiriyor. Görüşmeler, iki kardeş ülke ve halkların çıkarları çerçevesinde ve taraflar arasındaki samimi niyetler ışığında yapılıyor.

Katar Emiri 30 Haziran Devrimi'ni kutladı
Diğer yandan Emir Temim, Cumhurbaşkanı Sisi'ye sıcak karşılaması ve misafirperverliği için teşekkür etti ve 30 Haziran Devrimi'nin yıldönümü vesilesiyle mevkidaşını kutladı.
Şeyh Temim "ülkesinin, Sisi liderliğinde Mısır'da, Orta Doğu'da ve dünya çapında izlediği akıllıca politikanın yanı sıra özellikle Arap davasına hizmet etmedeki önemli rolü ve Arap dayanışmasını her düzeyde güçlendirme çabaları ışığında Mısır'ın liderliğine ve halkına şükranlarını ifade etti.
Katar Emiri, ülkesinin önümüzdeki dönemde iki kardeş ülke arasındaki çeşitli ikili iş birliği mekanizmalarını ilerletmek ve güçlendirmek amacıyla karşılıklı adımları sürdürme konusundaki istekliliğini vurguladı.
Temim'in Kahire ziyaretinin sonucunda Mısır'daki Katar yatırımlarının en üst düzeye çıkarılması ve mevcut geniş yatırım fırsatlarından yararlanılması hedefleniyor. Bu bağlamda Şeyh Temim, Mısırlı işçilerin Katar Devleti'nin çeşitli alanlardaki inşaat ve kalkınma sürecine katkısını övdü.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre görüşme çerçevesinde başta yatırım, enerji, savunma, kültür ve spor olmak üzere çeşitli alanlarda ikili ilişkilerin geliştirilmesinin yolları masaya yatırıldı. İki kardeş ülkenin ortak çıkarlarına hizmet ışığında, özellikle tüm Katar yatırımlarının Mısır'a akışının arttırılmasıyla ilgili olarak, yatırım iş birliği ve ticaret alışverişinin yeniden canlandırılması konusu da masada.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, toplantıda bölgesel gelişmelerin tartışıldığını ve iki liderin, bölge ülkelerinin yaşadığı çeşitli krizlerle başa çıkmak için iki ülke arasındaki koordinasyonu güçlendirmenin yanı sıra "Arap ülkelerinin birlik olması ve uyumlu çabalarının gerekliliği üzerinde mutabakata vardığını" da sözlerine ekledi.

Filistin konusunda ortak tutum
Filistin davasındaki gelişmelerle ilgili olarak Katar Emiri, "Mısır'ın Gazze Şeridi'ni yeniden inşa etme çabalarını" takdirle karşıladığını belirtti.
Sisi ve Temim arasındaki görüşmelerde ayrıca, “kardeş Filistin halkının meşru haklarını garanti altına alacak şekilde Filistin meselesinde adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşmak için barış sürecini canlandırmak adına çalışmanın önemi” konusunda ortak tutum beyan edildi.
Mısır cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, "toplantıda Rusya-Ukrayna krizinin küresel ekonomi üzerindeki olumsuz yansımalarıyla başa çıkma yollarının, terörizm ve radikalizmle mücadele için ortak iş birliğinin gözden geçirildiği" ifade edildi. Bu olguyla yüzleşmek için entelektüel ve gelişimsel yönlerin yanı sıra ortak strateji çerçevesinde uluslararası toplumun çabalarının yoğunlaştırılmasının önemi vurgulandı.



Aramco CEO’su: Dünya, tarihin en büyük enerji şokuyla karşı karşıya

Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)
Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)
TT

Aramco CEO’su: Dünya, tarihin en büyük enerji şokuyla karşı karşıya

Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)
Aramco CEO’su Emin en-Nasır bir konferans sırasında konuşurken (Reuters)

Suudi petrol şirketi Aramco’nun CEO’su Emin en-Nasır, küresel ekonominin tedarik zincirlerindeki bozulmalar nedeniyle kritik bir döneme girdiğini söyledi. Nasır, yılın ilk çeyreğinde başlayan enerji şokunun ‘tarihin en büyüğü’ olduğunu belirterek, mevcut deniz taşımacılığı krizlerinin çözümünün gecikmesi halinde etkilerin 2027 yılının başına kadar uzanabileceği uyarısında bulundu.

Nasır, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin birkaç hafta daha kesintiye uğramasının, enerji piyasalarında normalleşmenin 2027’ye kadar ertelenmesine yol açacağını ifade etti. Boğazın yeniden açılmasının gerekli bir adım olduğunu ancak piyasada anlık bir rahatlama sağlamayacağını vurgulayan Nasır, arz-talep dengesinin yeniden kurulmasının aylar sürebileceğini belirtti.

Aramco’nun 2026 yılının ilk çeyreğindeki operasyonel performansına da değinen Nasır, şirketin günlük ortalama üretiminin 12,6 milyon varil petrol eşdeğerine ulaştığını açıkladı. Küresel enerji güvenliğine ilişkin mesajında ise Aramco’nun, ihtiyaç halinde üç hafta içinde günlük 12 milyon varil ham petrol seviyesindeki sürdürülebilir maksimum üretim kapasitesine çıkabilecek hazırlıkta olduğunu söyledi.

Nasır, şirketin krizlere uyum kabiliyetine dikkat çekerek, Suudi Arabistan’ın alternatif boru hattı ağlarını stratejik biçimde kullanarak tedarik sürekliliğini sağladığını ifade etti. Mevcut durumun, ulusal enerji şirketlerinin dayanıklılığı ve şokları absorbe etme kapasitesi açısından gerçek bir sınav niteliği taşıdığını dile getirdi.

Enerji şokunun büyüklüğünün temel nedenlerinden birinin, yıllardır petrol ve gaz sektörüne yapılan küresel yatırımlardaki yetersizlik olduğunu belirten Nasır, dünya genelindeki üretim fazlası kapasitenin son derece sınırlı hale geldiğini söyledi. Bu nedenle kritik deniz yollarındaki herhangi bir aksamanın, fiyatlara ve uzun vadeli ekonomik beklentilere çok daha sert şekilde yansıdığı değerlendirmesinde bulundu.


Suudi Arabistan, endüstriyel kimliğini yeniden şekillendiriyor... Montajdan bağımsız inovasyona

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
TT

Suudi Arabistan, endüstriyel kimliğini yeniden şekillendiriyor... Montajdan bağımsız inovasyona

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (SPA)

Suudi Arabistan, entegre bir sanayi ekosistemi inşa etme hedefi doğrultusunda hızlı ancak dengeli adımlarla ilerliyor. Ülkenin hedefinin yalnızca montaj ve ithalata dayalı bir yapıdan ibaret olmadığı, bunun ötesine geçerek dayanıklı ve rekabetçi mühendislik kabiliyetleri oluşturmak olduğu belirtiliyor. Bu değerlendirme, Alvarez & Marsal tarafından yayımlanan yeni bir raporda yer alırken, şirketin Strateji ve Performans İyileştirme Bölümü Kıdemli Direktörü Andrea Di Lello konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulundu.

Suudi Arabistan’ın yerlileştirme çabaları; uzay ve havacılık, otomotiv, gemi inşası, bilgi teknolojileri, yapay zekâ ve finansal teknoloji gibi stratejik sektörlere yayılıyor. Bu alanlarda yerel projeler, büyük uluslararası ortaklıklarla iç içe ilerleyerek ülkede devam eden dönüşümün derinliğini ortaya koyuyor.

Havacılık ve uzay sektöründe, Suudi Arabistan’ın devlet bünyesindeki en büyük savunma şirketi SAMI, F-15 uçaklarına ait yedek parçaları ve havacılık elektronik sistemlerini yerli olarak üretmeye başladı. Boeing, Lockheed Martin ve Airbus gibi küresel şirketler ise yüzde 50’ye kadar yerli içerik hedefleyen yerlileştirme anlaşmaları imzaladı. Verilere göre, yerlilik oranı 2018’de yüzde 4 seviyesindeyken bugün yaklaşık yüzde 20’ye yükseldi.

Di Lello ise bu rakamların doğru bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, uluslararası ortaklıkların ilk aşamada operasyonel kapasite oluşturma ve bakım-onarım altyapısını geliştirme açısından temel rol oynadığını ifade etti. Ancak asıl kritik aşamanın mühendislik kapasitesinin geliştirilmesi, tasarım ve sistem entegrasyonu alanlarına geçiş olduğunu vurgulayan Di Lello, “Gerçek katma değer burada ortaya çıkıyor ve en büyük fırsatlar da tam olarak bu alanda” değerlendirmesinde bulundu.

Farklı bir geleceğin ana hatlarını çizen fabrikalar

Lucid Motors, Kral Abdullah Ekonomi Şehri’nde (KAEC) Suudi Arabistan’daki ilk otomobil fabrikasının kapılarını açarak ülkede tarihi bir adım attı. Öte yandan CEER şirketi elektrikli araçların yerli tasarım ve üretimi için çalışmalarını sürdürürken, SNAM ticari araç montajını devam ettiriyor ve tam üretime geçme hedefi taşıyor.

Di Lello’ya bu sektörlerde tam bağımsız inovasyona ulaşmak için gerçekçi zaman çizelgesi sorulduğunda, “Beş yıl içinde somut ilerleme sağlanabilir” yanıtını verdi. Ancak kritik unsurun zaman değil, uygulamanın kalitesi olduğunu vurgulayan Di Lello, “Başarı tanımının doğru yapılması ve bilgi transfer sürecinin nasıl organize edildiği belirleyici faktördür” ifadesini kullandı.

Gemi inşa sektöründe ise odak noktası, Kral Selman Uluslararası Deniz Kompleksi olarak öne çıkıyor. Bu tesis, gemi inşası ve sondaj platformları üretiminde yüzde 50’den fazla yerlilik hedefi taşıyor. Ayrıca Hyundai Grubu ile yürütülen ortak proje kapsamında gemi motorları ve gövde bileşenlerinin üretimi planlanıyor.

Di Lello, bu kompleksi ‘dünya standartlarında bir tesis’ olarak tanımlarken, yerel büyük alıcılarla yapılan uzun vadeli anlaşmaların, gelişmekte olan ülkelerde nadir görülen güçlü bir ticari temel sağladığını ifade etti.

Raporda mevcut eksiklikler de açık şekilde ortaya konuyor. Di Lello, yerel tedarikçi yeterliliğini değerlendirirken önceliğin montajdan çıkarak bağımsız tasarım, sistem entegrasyonu ve sertifikasyon kabiliyetine geçiş olduğunu söyledi. En acil ihtiyaçların ise karmaşık bileşenleri tasarlayabilecek ‘Tier 1’ tedarikçi tabanının oluşturulması ve ürünleri teknik olarak geliştirecek yerel mühendislik kapasitesinin güçlendirilmesi olduğu belirtti.

Uluslararası şirketlerle yürütülen ortak eğitim programlarına ilişkin olarak Di Lello, bu tür girişimlerin başarısı için temel bir koşul ortaya koydu. Di Lello’ya göre sürdürülebilir sonuçlar üretebilen programlar, açık mühendislik aşamaları, bağlayıcı teknoloji transfer taahhütleri ve katılımcıları operasyonel eğitimden tasarım yetkinliğine taşıyan kademeli bir yapı içeren programlardır. Di Lello ayrıca, gelecekte imzalanacak anlaşmalarda yalnızca katılım hedeflerinin değil, somut ve nitelikli çıktıların garanti altına alınması gerektiğini vurguladı.

Raporda ayrıca, Suudi Arabistan’ın bilgi teknolojileri ve yapay zekâ alanındaki kapasitesi özel bir rekabet avantajı olarak öne çıkarılıyor. Di Lello, bu yetkinliklerin ülkeye inovasyona hazırlık ve yeni teknolojilerin benimsenmesi açısından ileri bir konum kazandırdığını ifade etti.

Araştırma ve geliştirme harcamaları

Suudi Arabistan’ın şu anda gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 0,56’sını araştırma ve geliştirme faaliyetlerine ayırdığı belirtiliyor. Bu oran, yıllık bazda yüzde 30’un üzerinde bir artışa işaret ediyor. Di Lello, ‘gerçek fırsatın, bu yatırımın giderek daha fazla uygulamalı endüstriyel Ar-Ge’ye dönüştürülmesinde yattığını’ belirterek, bunun ticaret ve üretim alanlarında somut ve güçlü sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Raporda dış riskler de göz ardı edilmiyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve uluslararası ticaret gerilimlerinin yatırım akışlarını etkileyebileceği uyarısı yapılıyor. Ancak aynı zamanda bu zorlukların, yüksek uzmanlığa sahip yeteneklerin ve küçük-orta ölçekli şirketlerin bölgeye çekilmesi için bir fırsata dönüştürülebileceği değerlendirmesi yapılıyor.

Mevcut aşama, rapora göre artık hazırlık ve temel kurulum evresini aşarak ‘ekosistem olgunlaşması’ dönemine giriyor. Bu, yerlileştirme sürecinin üçüncü aşaması olarak tanımlanıyor. Bu aşama; yerel bilgi birikiminin güçlendirilmesi, kendi kendine yetebilen şirketlerin geliştirilmesi, inovasyon merkezlerinin kurulması, yerel tedarik zincirlerinin derinleştirilmesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin artırılması gibi unsurları kapsıyor.


Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt'in topraklarının ve karasularının hedef alınmasını kınadı

Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumak için aldıkları tüm önlemlere desteğini yineledi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumak için aldıkları tüm önlemlere desteğini yineledi (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt'in topraklarının ve karasularının hedef alınmasını kınadı

Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumak için aldıkları tüm önlemlere desteğini yineledi (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarlarını korumak için aldıkları tüm önlemlere desteğini yineledi (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, yaptığı açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt’nin kara ve karasularını hedef alan saldırıları en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayımlanan açıklamada, Riyad yönetiminin “kardeş Körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarını korumak için aldığı tüm tedbirlerin yanında olduğu” vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, Körfez ülkelerinin topraklarına ve karasularına yönelik saldırıların derhal durdurulması, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına yönelik girişimlere ve uluslararası deniz yollarının işleyişinin aksatılmasına son verilmesi çağrısı yapıldı.

Suudi Arabistan, ilgili uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde uluslararası deniz ulaşım yollarının korunmasının önemine de dikkat çekti.