Libya Başkanlık Konseyi siyasi krize müdahale edebilir

Libya Başkanlık Konseyi’nden TM ve DYK görüşmesi başarısız olursa müdahale etme sinyali

Dibeybe hükümeti tarafından dağıtılan, önceki gün Dibeybe ile İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi Hurndall arasında yapılan görüşmeden bir kare
Dibeybe hükümeti tarafından dağıtılan, önceki gün Dibeybe ile İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi Hurndall arasında yapılan görüşmeden bir kare
TT

Libya Başkanlık Konseyi siyasi krize müdahale edebilir

Dibeybe hükümeti tarafından dağıtılan, önceki gün Dibeybe ile İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi Hurndall arasında yapılan görüşmeden bir kare
Dibeybe hükümeti tarafından dağıtılan, önceki gün Dibeybe ile İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi Hurndall arasında yapılan görüşmeden bir kare

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri'nin yarın İsviçre'nin Cenevre kentinde yapacakları görüşmenin başarısız olması durumunda bir kez daha ertelenen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleriyle ilgili anayasal çerçevenin oluşturulmasına ilişkin anlaşmazlıkları çözmek için müdahalede bulunabileceği sinyalini verdi.
Cumartesi akşamı başkent Trablus'ta Libya’nın kanaat önderleri, alimleri ve ileri gelenleriyle bir araya gelen Menfi, “Başkanlık Konseyi’nin, siyasi sürece dahil olan tüm tarafları, herkesin katılımıyla seçimlerin yapılması, Libya halkının isteklerinin gerçekleştirilmesi ve istikrarlı, kalıcı barış aşamasına geçilmesi için yasal bir çerçeve üzerinde anlaşmaya zorladığına” işaret etti. Mişri, TM Başkanı ile DYK Başkanı arasındaki görüşmenin başarısız olması halinde müdahalede edeceklerini ve yetkilerini kullanacaklarını söyledi.
Başkanlık Konseyi’nden yapılan açıklamaya göre Menfi, Libya'nın doğu, batı ve güneyindeki bölgelerin ve şehirlerin ve buralardaki çeşitli sosyal bileşenlerin temsilcileri ile ülkedeki son gelişmeleri ve başta ulusal uzlaşı projesi ve mevcut aşamada ülkenin karşı karşıya olduğu siyasi zorluklar olmak üzere bazı iç meseleleri görüştü.
Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni de DYK Başkanı Mişri ve TM Başkanı Salih'in seçimlerle ilgili anayasal çerçeve konusunda anlaşmaya varamamaları durumunda Başkanlık Konseyi’nin yetkilerini kullanacağını vurguladı.
Dün Yüksek Seçim Komisyonu ile Ulusal İşçi Sendikası arasında bir mutabakat zaptının imzalandığı törene katılan Koni, “Libya halkı, uzun zamandır seçimlerin düzenlenmesini bekliyor. İktidardaki siyasi otoriteler, bu talebi yerine getirmeye mecbur olmalılar” dedi.
İktidarda kalmaya çalışan yapılara artık bir son verilmesi gerektiğinin altını çizen Koni, Başkanlık Konseyi'nin, geçiş dönemlerini anayasal bir çerçeveye göre sona erdirmek için yetkilerini, tüm siyasi partiler tarafından sonuçları üzerinde mutabık kalınan, halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanına devretme taahhüdünü yineledi.
Koni, Libya'ya istikrar getirecek olan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasının ve ülkeyi güvenli hale getirecek bir cumhurbaşkanının seçilmesinin önemini vurguladı.
Öte yandan Libya Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Sayih, Yüksek Seçim Komisyonu’nun herkesin oybirliği ile gerçekleşecek tüm seçim süreçlerine hazır olduğunu belirtti. Sayih, “Tüm tarafların oybirliğiyle seçimleri ve anayasa referandumunu uygulamaya hazırız. 24 Aralık seçimlerinin düzenlenmesine yönelik başarısızlıktan büyük dersler çıkarttık” ifadelerini kullandı.
Yüksek Seçim Komisyonu’nun herhangi bir seçimi ya da referandumu en fazla bir hafta ila 10 gün içinde düzenleyebileceğini vurgulayan Sayih, referandum yapılması konusunda anlaşmaya varılırsa süreci 70 gün içinde tamamlayabileceklerine işaret etti.
Sayih, seçim sürecinin hem iktidarda hem de iktidar dışında pek çok tarafın katılımıyla daha da geliştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Diğer taraftan Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, TM ve DYK başkanlarının, başta geçiş sürecine ilişkin uygulamalarla ilgili anayasa metninin sonuçlandırılması olmak üzere Salı günü İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geleceklerini duyurdu.
Cumartesi akşamı televizyonda yayınlanan bir açıklamada Mısır’ın başkenti Kahire’de yapılan toplantılarda tartışmalı bazı konuların çözüldüğünü belirten Williams, Libyalı tarafları siyasi sürece olan güveni zedeleyecek her türlü tek taraflı adımdan kaçınmaya çağırdı.
Yakında yapılması planlanan görüşmelerde geçiş sürecine ilişkin prosedürlerin ve seçim dosyası üzerinde durulacağını açıklayan Williams, Libya’daki paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden çıkarılmasıyla ilgili tartışmalara ise yalnızca seçilmiş ve egemen bir hükümetin katılabileceğini de sözlerine ekledi.
TM Başkanı Salih, Anayasa Komitesi üyeleri dün Kubba şehrinde yaptığı toplantıda, TM ve DYK temsilcilerinden oluşturulan ortak komitenin, Libya Anayasa Taslağı Yazımından Sorumlu Kurucu Heyeti tarafından tamamlanan anayasa taslağındaki tartışmalı noktalara değinerek anayasal yol üzerinde uzlaşı sağlama çabalarını övdü.
Salih, TM ve DYK arasında gösterilen ulusal çabaları, herkesin ülkedeki durumu baltalayan siyasi bölünmelere bir son vermeyi istediğinin bir işareti olarak gördü.
Libyalıların geçiş süreçlerinin sona erdiği bir aşamaya ulaşmak için fikir birliği sağlamayı amaçlayan uzlaşı ve istikrar konusunda Mısır'ın üstlendiği role övgüde bulunan TM Başkanı, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu'nun (UNSMIL) Anayasa Komitesi'nin çalışmalarına verdiği desteği ve Libya krizine çözüm için TM ve DYK arasındaki görüşlerin yakınlaştırma çabalarını takdir etti.
Bir diğer gelişmede Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe, Cumartesi günü başkent Trablus'ta İngiltere'nin Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall ile yaptığı görüşmede, BM Libya Özel Temsilcisi Williams’ın yaklaşık 3 milyon Libyalının isteğine saygı göstererek seçimlerin yapılmasına yönelik çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Dibeybe’nin ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre Dibeybe-Hurndall görüşmesinde, petrol sahalarının kapatılması meselesi ve bunun başta elektrik üretim tesislerine gaz arzında olmak üzere ülkedeki hizmet ve ekonomi sektörüne etkisi ile bu konuda atılacak adımlar ele alındı.
Dibeybe’nin Sözcüsü Muhammed Hammude, açıklamada, ‘petrol sahalarının kapatılması vakalarına karışanlar’ hakkında soruşturma başlatılacağı tehdidinde bulunurken Başsavcıyı söz konusu kişiler hakkında soruşturma başlatmaya çağırdı.
Bazı siyasi çevrelerin petrol sahalarının kapatılmasını savunmalarının teamüllere göre bir suç olduğunu söyleyen Hammude, UBH’nin krizin çözümüne destek olmak için Petrol, Savunma ve İçişleri bakanlıklarının yer aldığı bir kriz odası oluşturduğunu ve Genel Elektrik Şirketi (GECOL) ile birlikte bu krizi aşmaya yönelik çabalarını sürdürdüğünü belirtti.
Öte yandan TM Enerji ve Doğal Kaynaklar Komitesi, UBH’nin Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) Başkanı Mustafa Sanallah’ı görevden almayı planladığına ilişkin açıklamalarının ardından NOC Yönetim Kurulu'nun çalışmalarını tehlikeye atmaması ya da engellememesi konusunda uyardı.
NOC’un, ‘siyasi çatışmalar’ olarak nitelendirdiği olaylardan arındırılması çağrısında bulunan komite, bu konuda oldubittiye getirilen hiçbir kararı tanımayacağını ve bunu ihlal edenlerin yasal sorumluluğunu da üstleneceğini vurguladı.
UBH Petrol ve Gaz Bakanı Muhammed Avn, Başbakan Dibeybe’nin Sanallah’ın görevden alınmasını birçok kez talep ettiğine işaret ederek Bakanlar Kurulu’nun son toplantısında NOC Yönetim Kurulu’nun yeniden yapılandırılmasını onayladığını açıklamıştı.
Libya basınına açıklamalarda bulunan Bakan Avn, NOC Yönetim Kurulu’nu değiştirmeye yönelik son düzenlemeleri yapmak ve kararı resmi olarak yayınlamak için Başbakan Dibeybe ile iletişim halinde olduğunu söyledi.



İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

TT

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

İsrail'in ateşkesin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği en şiddetli hava saldırısında onlarca kişi hayatını kaybetti

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail’in bugün Gazze Şeridi’ne düzenlediği bir dizi hava saldırısında 28 Filistinli hayatını kaybetti, çok sayıda kişi de yaralandı. Hamas, saldırıların ateşkes anlaşmasını kasıtlı olarak baltalamayı amaçladığını öne sürdü.

Bu bilanço, çatışmaları durdurmayı hedefleyen ateşkes anlaşmasından bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak kayda geçti.

Filistin Enformasyon Merkezi, “İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde sivillere yönelik gerçekleştirdiği çok sayıda katliam sonucu bugün şehit olanların sayısının 28’e yükseldiğini” duyurdu. Merkez, İsrail savaş uçaklarının sabah saatlerinde Gazze kentinin kuzeybatısında yer alan Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni hedef aldığını, saldırıda ilk belirlemelere göre 16 kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi.

Gazze Şeridi’ndeki İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığı da İsrail savaş uçaklarının, Gazze kentinin batısındaki Şeyh Rıdvan Polis Merkezi’ni vurduğunu, saldırı sonucu çok sayıda polis memuru ve personelin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Öte yandan İsrail uçaklarının, Gazze kentindeki Şeyh Rıdvan mahallesinde bir evi de bombaladığı, saldırıda ölü ve yaralıların olduğu bildirildi.

fevefv
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgeyi inceleyen Filistinliler, 31 Ocak 2026 (Reuters)

Daha önce Nasır ve Şifa hastanelerinden yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzey ve güneyini hedef aldığını, bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu bildirmişti. Saldırılarda, iki ayrı aileden iki kadın ve altı çocuk hayatını kaybetti.

sdfvgt
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen bir Filistinli (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının yaşamını yitirdiğini açıkladı. Nasır Hastanesi ise bir çadır kampını hedef alan hava saldırısının yangına yol açtığını, saldırıda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin yaşamını yitirdiğini bildirdi.

İsrail ordusu saldırıyı gerekçelendirdi

İsrail ordusunun ilk açıklaması ise Ordu Sözcüsü Avichay Adraee’den geldi. Adraee, X platformunda yaptığı paylaşımda, İsrail ordusu ile iç istihbarat servisi Şin-Bet’in (Şabak), Gazze Şeridi’nde Hamas ve İslami Cihad hareketlerine ait liderleri ve altyapıları hedef aldığını belirtti. Adraee, bunun, ‘dün ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesine yanıt’ olduğunu savunarak, Refah bölgesinde ‘yer altındaki bir tünelin içinden sekiz militanın çıktığını’ öne sürdü.

Adraee, “İsrail ordusu ve Şin-Bet, geçtiğimiz gece ve bu sabah Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerinde Hamas ve İslami Cihad’a mensup dört lideri ve unsuru hedef aldı. Ayrıca Gazze’nin orta kesiminde Hamas’a ait bir silah deposu, bir silah üretim tesisi ve roket fırlatma için kullanılan iki altyapı noktası vuruldu” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının sonunda Adraee, İsrail ordusu ve Şin-Bet’in ateşkes anlaşmasının ihlal edilmesini ‘son derece ciddi’ gördüğünü belirterek, Gazze Şeridi’ndeki örgütlerin İsrail ordusuna ve İsrail vatandaşlarına yönelik saldırı girişimlerine karşı harekete geçmeyi sürdüreceklerini kaydetti.

Hamas ‘tehlikeli tırmanışı’ kınadı

Hamas, ‘işgal güçlerinin katliamlarını sürdürmesini ve yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırları hedef almasını tehlikeli bir tırmanış ve ateşkes anlaşmasının kasıtlı biçimde baltalanması’ olarak değerlendirdi.

Hamas, bugün yayımladığı basın açıklamasında, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız bombardımanını sürdürdüğünü, savaş uçaklarının Han Yunus’ta yedi kişilik yerinden edilmiş bir ailenin kaldığı çadırı hedef alması sonucu tamamının hayatını kaybettiğini bildirdi. Açıklamada, son saatlerde Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde yaşamını yitirenlerin sayısının altısı çocuk olmak üzere 12’ye yükseldiği belirtilerek, bunun ‘vahşi bir suç ve ateşkes anlaşmasının açık ve tekrarlanan bir ihlali’ olduğu vurgulandı.

Hamas, sivillerin, ailelerin ve çocukların sığındığı çadırların hedef alınmasının, İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik ‘soykırım niteliğindeki savaşı’ sürdürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Açıklamada, ateşkes anlaşmasının imzalanmasının üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen bu saldırıların devam etmesinin, İsrail’in anlaşmayı ciddiye almadığını, arabulucuların ve garantör ülkelerin çabalarını hiçe saydığını gösterdiği kaydedildi.

Hamas, ateşkes anlaşmasının garantör ülkelerine ve ABD yönetimine çağrıda bulunarak, “İsrail’in ateşkesi baltalamaya yönelik politikasını durdurmak, sivillere yönelik savaş ve katliamları sona erdirmek ve varılan anlaşmanın oyalama ya da manevra olmaksızın uygulanmasını sağlamak için derhal harekete geçilmesi” gerektiğini belirtti.

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bin 300’ü aşkın ihlal sonucu bin 850’den fazla kişinin hayatını kaybettiği ya da yaralandığı bildirildi.

vfedvf
Gazze şehrine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkaz altında kalanları arayan Filistinliler (Reuters)

İsrail, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana dört askerinin öldürülmesinden Filistinli silahlı grupları sorumlu tutuyor. İsrail ordusu bir gün önce, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Refah’ta bir tünelden sekiz militanın çıktığını tespit ettiklerini, bunlardan üçünün öldürüldüğünü, dördüncü kişinin ise bölgede Hamas’ın önde gelen liderlerinden biri olarak tutuklandığını açıklamıştı.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik yirmi maddelik planının ikinci aşamasının uygulanması hazırlıklarıyla eş zamanlı olarak yaşanıyor. Planın ilk duyurusu, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından bu ayın başında, bölgede teknokrat bir Filistin hükümeti kurulmasıyla birlikte yapılmıştı.

Planın ikinci aşaması, Hamas’ın silahsızlandırılması gibi hassas konuları içeriyor. Ayrıca, İsrail’in Gazze Şeridi’nin bazı bölgelerinden çekilmesi ve barışı koruma amaçlı uluslararası bir gücün konuşlandırılması öngörülüyor.

Söz konusu plan kapsamında, savaş boyunca büyük bölümü kapalı kalan Mısır sınırındaki Refah Sınır Kapısı’nın yarın yeniden açılması bekleniyor.


İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli hayatını kaybetti

Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)
Filistinliler, bugün İsrail’in Gazze kentine düzenlediği saldırının ardından hedef alınan noktayı inceliyor. (Reuters)

Sağlık yetkilileri, İsrail’in bugün (Cumartesi) şafak vaktinden bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bu rakam, çatışmaların durdurulmasını hedefleyen Ekim ayında varılan anlaşmadan bu yana kaydedilen en yüksek günlük can kaybı olarak dikkat çekti.

Nasser ve Şifa hastanelerindeki yetkililer, saldırıların Gazze’nin kuzeyi ve güneyini hedef aldığını; bunlar arasında Gazze kentinde bir daire ile Han Yunus’ta bir çadırın da bulunduğunu aktardı. Hayatını kaybedenler arasında iki kadın ve iki farklı aileden altı çocuk yer aldı.

Associated Press (AP) haberine göre Şifa Hastanesi, Gazze kentini hedef alan saldırıda bir anne, üç çocuğu ve bir akrabasının öldüğünü açıklarken; Nasser Hastanesi ise bir çadır kampına düzenlenen saldırının yangına yol açtığını, bunun sonucunda bir baba, üç çocuğu ve üç torunu olmak üzere yedi kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Görsel kaldırıldı.
Gazze kentinde İsrail saldırısının vurduğu alanı inceleyen bir Filistinli. (Reuters)

11 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana, İsrail ordusunun anlaşmayı 1300’den fazla kez ihlal etmesi sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’de savaşı sona erdirmeyi amaçlayan ve yirmi maddeden oluşan planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğü bir dönemde yaşandı. Plan, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff tarafından ay başında açıklanmış; Gazze’de teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetinin kurulmasını da öngörmüştü.


İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
TT

İran ile savaş ihtimali Gazze anlaşmasının üzerinde bir gölge gibi duruyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Deyr el-Balah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat Mülteci Kampı’nda, sırtında çuval taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş ihtimalleri tartışılırken, ABD ile İran arasında daha geniş çaplı bir çatışma olasılığı gündeme geliyor. Bu durum, bölgede dengeleri ve öncelikleri yeniden şekillendirebilecek bir tablo ortaya koyarken, İsrail’in hamleleri endişeleri artırıyor.

Gazze anlaşmasının tehdit altına girebileceği ihtimaline dikkat çeken uzmanlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Tahran’a yönelik herhangi bir saldırının İsrail’i bilinçli şekilde sürece dahil edeceğini, bunun da anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasını karmaşıklaştırmayı, İsrail’in eylemlerini örtbas etmeyi ve hatta anlaşmayı sabote etmeyi amaçlayabileceğini vurguladı. Uzmanlar, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’nin dün yaptığı ve olası sonuçlara karşı uyarılarda bulunduğu açık ve net açıklamalarına da dikkat çekti.

Bu kaygılar, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri yığınağını artırması ve Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı tehditleriyle aynı döneme denk geliyor. Trump, bu tehditlere rağmen Tahran yönetimiyle diyaloğa kapıyı tamamen kapatmadığını ifade ediyor.

13 Haziran 2025’te İsrail, ABD’nin desteğiyle İran’a yönelik 12 gün süren bir saldırı başlattı. Saldırılarda askeri ve nükleer tesislerin yanı sıra sivil altyapılar hedef alındı, bazı komutanlar ve bilim insanları öldürüldü. Buna karşılık İran, İsrail’e ait askeri ve istihbarat merkezlerini füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) vurdu.

22 Haziran’da ise ABD, İran’ın nükleer tesislerine saldırı düzenlediğini ve bu tesisleri devre dışı bıraktığını duyurdu. Tahran buna, Katar’daki ABD’ye ait el-Udeyd Hava Üssü’nü bombalayarak karşılık verdi. Ardından Washington, 24 Haziran’da Tel Aviv ile Tahran arasında ateşkes ilan edildiğini açıkladı.

Mısır'ın uyarıları

Sisi dün Kahire’nin doğusundaki Polis Akademisi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada, “İran krizi tırmanıyor ve bunun bölge üzerinde etkileri olabilir… İran kriziyle ilgili gerilimi düşürmek için her ne şekilde olursa olsun diyaloğa ulaşmak amacıyla sessiz ama yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Krizin silahlı bir çatışmaya dönüşmesi halinde bölgemiz açısından son derece ciddi sonuçlar ve ekonomik yansımalar doğurabileceğinden endişe ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Mısır Cumhurbaşkanı’nın bu açıklamaları, İsrail basınında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran konulu bir güvenlik toplantısı yaptığına dair haberlerin ertesi gününe denk geldi. Açıklamalar, İsrail Yayın Kurumu’nun dün ‘bir Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaştığını’ duyurmasıyla da eş zamanlı gerçekleşti.

rgty
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

İsrail medyası, Amerikan destroyerinin Eilat Limanı’na ulaşmasının önceden planlandığını ve bunun İsrail ile ABD orduları arasındaki iş birliği kapsamında gerçekleştiğini savundu.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Reha Ahmed Hasan ise İsrail’in her türlü savaştan fayda sağladığını belirterek, Tel Aviv yönetiminin böyle bir çatışmayı Gazze Şeridi’ndeki yıkıcı planlarını genişletmek ve bunları örtbas etmek için kullanabileceğini, bunun da durumu daha karmaşık hale getireceğini ifade etti.

Filistinli siyaset analisti Nizar Nazzal da göstergelerin İran’a yönelik bir askeri operasyon ihtimaline işaret ettiğini, bu süreçte İsrail’in kışkırtma ve askeri yığınak yoluyla açık bir rol oynadığını ve Netanyahu’nun bu yönde bir isteği bulunduğunu söyledi. Nazzal, Mısır’ın bölgeye yönelik ciddi endişeler taşıdığına dikkat çekerek, olası gelişmelerden Gazze anlaşmasının hızlı şekilde zarar göreceğini vurguladı.

Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, “Ateşkes anlaşması ve siyasi liderliğin talimatları doğrultusunda Refah Sınır Kapısı’nın önümüzdeki pazar günü (yarın), yalnızca sınırlı sayıda kişinin geçişine izin verecek şekilde iki yönlü olarak açılacağı” bildirildi. Açıklamada ayrıca, İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgede yer alan bir güvenlik noktasında ek denetim yapılacağı kaydedildi.

Diğer yandan Sisi, dün yaptığı konuşmada İran’a yönelik bir saldırının sonuçlarına karşı uyarıda bulunarak, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu ve bunun ‘son derece önemli’ olduğunu söyledi.

Nazzal’a göre Netanyahu, İran’a yönelik olası bir saldırıyı, anlaşmanın ikinci aşamasının başlangıcını bozmak ya da süreci aksatmak için kullanabilir. Nazzal, saldırının önümüzdeki günler ya da haftalar içinde gerçekleşmesi ihtimali karşısında Netanyahu’nun süreci parçalara bölerek uygulamayı uzatabileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın açılmasını geciktirmeye yönelik manevralar ve şartlar öne sürerek faydasını azaltmaya çalıştığını ve bu yolla Gazze Şeridi’nden çekilme gibi taahhütlerden uzaklaşabileceğini dile getirdi.

Gazze anlaşması bir nebze sekteye uğradı

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, siyasi ve güvenlik çevrelerinin, Netanyahu’nun şu aşamada kapsamlı bir savaşa girmeyi hedeflemediğini, ancak Trump yönetimiyle dolaylı bir eşgüdüm içinde İran liderliğinin seçeneklerini daraltmaya çalıştığını vurguladığını yazdı. Haberde, İsrail’in tüm senaryolara hazır olduğu izlenimini pekiştirmeye özen gösterdiği ve kararın her an alınabileceği mesajını verdiği aktarıldı.

Bu çerçevede Reha Ahmed Hasan, Tahran’da binlerce protestocunun öldürülmesinden duyulan endişeden söz eden ABD-İsrail söylemini sert şekilde eleştirerek, buna karşılık İsrail’in 75 bin Filistinliyi öldürmesine ve açlıktan etkilenen sivillere yardım ulaştırmak için Refah Sınır Kapısı’nın açılmamasına kayıtsız kalındığını dile getirdi. Hasan, Gazze anlaşmasının ABD Başkanı Donald Trump’ın güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu, anlaşmaya yönelik herhangi bir tehdidin en büyük zararını Trump’a vereceğini ifade etti.

Nazzal ise Gazze anlaşmasının arabulucularının, İsrail’in olası bir saldırıdan fayda sağlamasını engellemek için harekete geçtiğini belirterek, saldırının durdurulmasının ya da etkilerinin hızla sınırlandırılmasının, İsrail’i anlaşmayı uygulamaya zorlamak açısından hayati önemde olduğunu söyledi. Netanyahu’nun böyle bir saldırıyı kendisi açısından kazançlı gördüğüne dikkat çeken Nazzal, savaşın başlaması halinde bunun İsrail’i de içine alacağını ve Gazze anlaşmasının görece sekteye uğrayacağını kaydetti.