Irak'ta İran destekli tarafın hükümeti temmuz ayında kurması bekleniyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Irak'ta İran destekli tarafın hükümeti temmuz ayında kurması bekleniyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Irak'ta eski Başbakan Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, yeni hükumetin temmuz ayında kurulacağını duyurdu.
Kanun Devleti Koalisyonu üyesi ve eski Spor ve Gençlik Bakanı Casim Muhammed Cafer, resmi gazete Sabah'a yaptığı açıklamada, "Sadr Bloku'nun müstafi vekillerinin yerine yeni vekillerin yemin etmesi sonrası meclis çoğunluğu Koordinasyon Çerçevesi'ne geçti ve vekil sayısı 130 oldu. Bu grup da hükumetin temmuz ayında kurmaya kararlı ve ciddi" dedi.
İran destekli bu Şii siyasi tarafın birden fazla Başbakan adayı olduğunu ifade eden Cafer, Kürt partilerinin cumhurbaşkanlığı adaylığı için tek kişi üzerinde anlaşmamaları için müzakereler yapıldığını kaydetti.
Cafer, "Genel hava yeni bir cumhurbaşkanı seçimi ve hemen ardından bir hükumetin kurulabilmesinden yana görünüyor. Bu da en geç temmuz ayı sonuna kadar gerçekleşmiş olacak" diye konuştu.
Koordinasyon Çerçevesi, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve el-Azim isimli Sünni meclis bloku üst düzey heyeti iki gün önce Bağdat'ta bir araya gelerek, hükumet kurma meselesini görüşmüştü. Cafer, söz konusu üç grubun mecliste 170'e yakın vekili bulunduğunu ifade ederek, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve bazı bağımsız vekillerinin de hükumet kurma müzakerelerine dahil olacağını iddia etti.

Hükumeti kurmaya talip Koordinasyon Çerçevesi
Siyasetten çekilen ve vekillerini (73) Meclisten istifa ettiren Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'ın rakibi olan İran destekli Koordinasyon Çerçevesi'nde Kanun Devleti Koalisyonunun yanı sıra Haşdi Şabi komutanlarından Hadi Amiri'ye bağlı Fetih Koalisyonu, Şii milis güçlerden Asayib Ehlilhak Hareketi, Haşdi Şabi Başkanı Falih Feyyad'ın el-Ata isimli partisi, eski Başbakanlardan Haydar el-İbadi ve Şii siyasi ve dini lideri Ammar el-Hekim'in eş başkanlığındaki Ulusal Devlet Güçleri Koalisyonu ile Haşdi Şabi'ye bağlı diğer Şii milis yapıların siyasi uzantıları bulunuyor.

Sadr'ın "özgül ağırlığı" ve Berhem Salih'in cumhurbaşkanlığı adayına bakışı
Sadr, siyasetten çekilse de ülkedeki en büyük kitlesel tabana sahip olduğu için "özgül ağırlığı" sürüyor. İran'a mesafeli ve inatçı olarak bilinen Şii lider Sadr'ın rakiplerini rahat bırakmayacağı ve her an sokağı harekete geçirebileceği belirtiliyor. Şii liderin yakın kurmaylarından, zaman zaman yapılan açıklamalarda da buna işaret ediliyor.
Irak'ta 2003 sonrası kurulan siyasi denkleme göre, cumhurbaşkanı Kürtlerden seçiliyor. KYB'nin cumhurbaşkanlığı için adayı mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih olarak belirlenmişti. KYB'den yapılan açıklamalarda da tek adaylarının hala Salih olduğu vurgulanıyor. Ancak Sadr, dün yaptığı bir açıklamasında Salih'i hedef alarak yeniden cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturabilmesinin önünü kesti.
Şii lider, Berhem Salih'i, "İsrail ile işbirlikçi" olarak nitelendirdi ve Meclisten geçen "İsrail ile normalleşmeyi suç sayan" yasayı onaylamadığını söyledi. Sadr, "Cumhurbaşkanının normalleşmeyi suç sayan yasayı imzalamaması utanç vericidir. Normalleşmeyi destekleyen, milli olmayan, batı veya doğuya bağlı birinin cumhurbaşkanı olmaması gerekiyor. Ben, bu suçundan dolayı kendisinden Allah'ın ve Irak halkının önünde vazgeçiyorum" ifadelerini kullandı.
Sadr'ın sert ifadelerinden sonra Salih'in yeniden Cumhurbaşkanı seçilmesinin zor olduğu ifade ediliyor.
Irak'ta gene seçimlerin üzerinden 9 ay geçse de Şii-Şii anlaşmazlığı yüzünden henüz yeni bir hükumet kurulamadı. Yasalara göre, meclis önce cumhurbaşkanın seçecek ve bunun için de 329 sandalyeli mecliste 220 vekilin oyu gerekli. Seçilecek cumhurbaşkanı da Şiilerin başbakan adayına hükumeti kurma görevi verecek.
 



Lübnan, Washington'da müzakere etmekte ısrar ediyor

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, Parlamento Başkanı'nın ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa'yı kabul ettiğini bildirdi
Lübnan Cumhurbaşkanlığı, Parlamento Başkanı'nın ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa'yı kabul ettiğini bildirdi
TT

Lübnan, Washington'da müzakere etmekte ısrar ediyor

Lübnan Cumhurbaşkanlığı, Parlamento Başkanı'nın ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa'yı kabul ettiğini bildirdi
Lübnan Cumhurbaşkanlığı, Parlamento Başkanı'nın ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Michel Issa'yı kabul ettiğini bildirdi

Lübnan, İsrail ile yürütülecek müzakerelerin Washington’da yapılmasında ısrar ediyor. Beyrut yönetimi, bu tercihle ABD’nin ağırlığından yararlanarak kendi pozisyonunu güçlendirmeyi hedeflerken, müzakere sürecine katılmaya hazır olduğunu vurguluyor. Bu çerçevede, Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsata yaptığı açıklamada, hafta sonunda sona erecek ateşkesin uzatılmasına yönelik bir Amerikan girişiminin bulunduğunu belirtti. Bu gelişme, ateşkesin kalıcı hale getirilerek yeni bir sürecin başlatılabileceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.

Öte yandan, doğrudan müzakerelere hazırlık kapsamında ikinci tur görüşmelerin perşembe günü Washington’da yapılması bekleniyor. Bu doğrultuda, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile ABD Başkanı Donald Trump arasında ikili bir görüşme tarihi belirlenmesi bekleniyor. Lübnanlı kaynaklar, söz konusu görüşmenin üçlü formatta olmayacağını vurgularken, bu adımın gerilimi sona erdirmeyi ve istikrarı pekiştirmeyi amaçlayan doğrudan müzakerelerin başlatılmasına yönelik hazırlıkların devamı olduğu ifade ediliyor.


Irak "koordinasyon çerçevesi" başbakan adayının açıklanmasını yarına erteledi

Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)
Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)
TT

Irak "koordinasyon çerçevesi" başbakan adayının açıklanmasını yarına erteledi

Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)
Irak Başbakan adayı Basim el-Bedri (Facebook)

Irak Şii “Koordinasyon Çerçevesi”, Reuters'ın Nuri el-Maliki yerine Basim el-Bedri'nin Başbakan adayı gösterildiği yönündeki haberlerini yalanladı ve toplantıyı önümüzdeki yarına ertelediğini açıkladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran, savaş boyunca Irak'a baskı uygulamaya devam etti; Washington, Bağdat hükümetiyle bağlantılı tarafları "İran milislerine mali ve operasyonel destek sağlamakla" suçlarken, Tahran "Irak halkının direnişini ve azmini" övdü.

Bağdat, ABD elçisi Tom Barrack'ın her an gelişini beklerken, çok sayıda habere göre, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı İsmail Kaani, Bağdat ziyaretinden bir gün sonra yaptığı açıklamada, ziyaretinin amacının "İran İslam Cumhuriyeti'nin Irak halkına gösterdikleri sempati için ve Irak'taki dini yetkililere ve görevlilere takdir ve teşekkürlerini iletmek" olduğunu söyledi.

İran haber ajansları tarafından dün yayınlanan bir açıklamada şunları belirtti: "Hükümeti kurmak halkın hakkıdır ve Irak, başkalarının, özellikle de insanlığın düşmanı olan suçluların, işlerine karışması için çok büyüktür. Başbakanın seçimi tamamen Irak halkının kararına göre yapılır."


Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
TT

Küresel medya neden bazı savaşlara ilgi gösterip bazılarını görmezden geliyor?

Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)
Ukrayna'daki savaştan bir sahne (AFP)

Bazı savaş ve çatışmalar uluslararası medya kuruluşlarının gündeminde üst sıralarda yer alırken, bazıları çok daha yıkıcı insani sonuçlar doğurmasına rağmen görünmez kalabiliyor. Uzmanlara göre bu durumun arkasında; Batı’nın medya üzerindeki hâkimiyeti, yoksul ülkelerdeki çatışmalara düşük ilgi, çatışmaların karmaşıklığı ve uzun sürmesi gibi çeşitli nedenler bulunuyor.

Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü’nün yakın zamanda yayımladığı bir raporda, Ukrayna ve Ortadoğu’daki çatışmalar dışında diğer savaşların uluslararası medya tarafından geniş ölçüde takip edilme ihtimalinin düşük olduğu belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Barış ve Ekonomi Enstitüsü verilerinden aldığı bilgilere göre 2025 itibarıyla dünya genelinde 59 aktif devletler arası çatışma bulunduğu ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek sayı olduğu ifade edildi

Rapora göre Burkina Faso, Uganda ve Etiyopya’dan çatışma haberciliği yapmış üç gazeteciyle yapılan görüşmelerde, ciddi insani etkileri olan birçok hikâyenin yeterince haberleştirilmemesinden duyulan hayal kırıklığı dile getirildi.

Ayrıca, özellikle Afrika’daki yoksul ülkelerde yaşanan krizlerin daha az ilgi gördüğü vurgulandı. Norveç Mülteci Konseyi’nin 2024 verilerine göre en az haber yapılan büyük yerinden edilme krizlerinin sekizi Afrika’da yaşandı; Kamerun, Etiyopya ve Mozambik bu listenin başında yer aldı.

Jeopolitik öncelikler

Raporda, çatışma haberlerinin çoğunlukla insani aciliyet yerine jeopolitik önem tarafından şekillendirildiği belirtildi. Avrupa Gazetecilik Gözlemevi’nin bir çalışmasına göre Almanya, İsviçre ve Avusturya’daki ana haber bültenlerinde yayın süresinin yalnızca yaklaşık yüzde 10’u Küresel Güney ülkelerine ayrılıyor.

Sudanlı gazeteci ve eski uluslararası haber editörü Muhammed Abdülhamid Abdurrahman, medya, siyaset ve kamuoyu arasında karmaşık bir ilişki bulunduğunu belirterek savaş dönemlerinde medyanın gerçeği olduğu gibi yansıtmak yerine “önemli görülen veya anlatıya uygun olanı” aktardığını söyledi. Abdurrahman’a göre büyük güçlerin ve müttefiklerinin jeopolitik çıkarları, savaşların nasıl ve ne ölçüde haberleştirileceğini belirliyor.

Abdurrahman ayrıca uluslararası medyada savaşların görünürlüğünün, büyük güçlerin çıkarlarına etkisiyle doğru orantılı olduğunu ifade etti. Buna örnek olarak Sudan’daki savaşın Gazze çatışması nedeniyle geri plana düşmesini, Gazze’nin ise Ukrayna savaşının gölgesinde kalmasını gösterdi.

Gazeteci, coğrafi uzaklık ve erişim zorluklarının da haber seçiminde önemli rol oynadığını belirterek, karmaşık çatışmaların çoğu zaman basitleştirilemediği için haber değerinin düştüğünü söyledi.

Yeni olayların takibi ve uzayan savaşların göz ardı edilmesi

Abdurrahman’a göre medya kuruluşları genellikle “yeni olanı” takip ederken uzun süren savaşları gündemden düşürüyor. Her yeni kriz, bir öncekini gölgede bırakıyor. Ancak buna rağmen medya, kamuoyu oluşumu ve uluslararası baskı açısından kritik bir rol oynuyor.

Öte yandan, yoğun medya ilgisinin her zaman savaşların sona ermesine yol açmadığı; hatta bazı durumlarda “haber yorgunluğu” nedeniyle kamuoyunun ilgisinin azaldığı ifade ediliyor. Bu durumun özellikle Filistin-İsrail çatışmasında net biçimde görüldüğü belirtildi.

Rapora göre devletler arası çatışmalar, iç savaşlara kıyasla daha fazla haberleştiriliyor çünkü küresel siyaset ve ekonomik istikrar üzerinde daha geniş etkiye sahipler. Ekonomik etkisi düşük bölgelerdeki çatışmalar ise şiddet düzeyinden bağımsız olarak daha az görünür oluyor.

vefv
Gazze’de yıkım (AFP)

ABD’li medya araştırmacısı Joshua Eko, Batı’nın medya ve iletişim alanındaki hâkimiyetinin bu dengesizliği artırdığını, medya içeriklerinin büyük ölçüde tek tipleştiğini ve küresel eşitsizliği derinleştirdiğini belirtiyor.

Eko ayrıca 1977’de kurulan ve “McBride Raporu” olarak bilinen uluslararası iletişim komisyonuna atıfta bulunarak, Küresel Kuzey ile Güney arasındaki medya dengesizliğinin bugün hâlâ devam ettiğini vurguluyor.

1991’de yaptığı bir çalışmaya göre Batı medyası, özellikle CNN ve BBC, savaşlara ilişkin küresel anlatıyı büyük ölçüde belirliyordu ve bu durum günümüzde de önemli ölçüde değişmedi.

Gazze Savaşı ve Medya eşitsizliği

Reuters Enstitüsü raporuna göre Gazze savaşı yoğun biçimde haberleştirilmesine rağmen, bazı ölümler diğerlerine göre çok daha fazla görünürlük kazanıyor. BBC içeriklerinde bir İsrailli ölü için yapılan haber yoğunluğunun, bir Filistinli için yapılan haberden yaklaşık 33 kat fazla olduğu belirtildi.

Ürdün Gazeteciler Sendikası üyesi Halid el-Kudat ise medya tarafsızlığının pratikte tam anlamıyla mümkün olmadığını, birçok medya kuruluşunun uluslararası siyasi pozisyonlarla uyumlu yayın yaptığını ifade etti.

El-Kudat ayrıca çatışma haberlerinin hem yerel hem uluslararası düzeyde farklı şekillerde çerçevelendiğini, bu nedenle haber dilinde ve yaklaşımlarında daha fazla çeşitliliğe ihtiyaç olduğunu vurguladı.