NATO sınavda

NATO sınavda
TT

NATO sınavda

NATO sınavda

Zafer ittifakların düşmanıdır. Zaferden sonra hedefler ve öncelikler değişir. Bu da taraflar arasında daha önce yapılan anlaşmanın güncellenmesini, hatta iptal edilmesini gerektirir. İttifaklar, bazı durumlarda, taraflarca üzerinde uzlaşılan belirli hedeflere hizmet etmesi için kurulur. Koşullar değiştiğinde, ittifaktaki tarafların görüşleri de değişir. Bazıları yeni bir ittifaka katılır, bazıları farklı düşündüğünden sürüden ayrılır.
NATO, neredeyse tüm bu durumları yaşadı. Ancak benzersiz özel bir duruma sahiptir. Nedir bu özel durum?
NATO, Avrupa'yı korumak ve Sovyetler Birliği'nin etrafındaki ülkelerin güvenliğini garantilemek için kuruldu. Kurulduğu sırada dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, karşı bir tutum sergilese de Fransa'yı NATO’dan çekmedi. De Gaulle, ABD’nin hegemonyasındaki çerçevenin dışında hareket özgürlüğü istedi.
Sovyetler Birliği yıkıldı, ancak NATO yoluna devam etti. Diğer ittifaklar gibi dağılmak yerine Sovyetler Birliği kimliğinden Rusya Federasyonu kimliğine dönüşmesinin ardından Rusya'nın sınırlarına ulaşana kadar genişledi.
Ancak NATO için değişmez olan iki önemli nokta var. Bunlardan birincisi, ABD’nin özellikle Avrupa’nın askeri olarak zayıf olması nedeniyle ordusunun NATO’ya liderlik etmeye devam etmesi. Bunun örneği, eski ABD Başkanı Barack Obama'nın ‘Leading from Behind’ (gölge liderlik) sloganına göre hareket ettiği 2011 yılında Libya'da patlak veren savaşta görüldü.
İkincisi ise Rusya'nın Avrupa ve özgür dünya için yakın bir tehdit olarak birinci sırayı almaya devam etmesi. Yani NATO nasıl dün Sovyetler Birliği'ne karşıydıysa bugün genişlemiş olarak, Rusya'ya ve onun yeni çarı Putin'e karşıdır.

Önemli dönüşüm
Lübnanlı yazar ve düşünür Nassim Nicholas Taleb, “Siyah Kuğu: Olasılıksız Görünenin Etkisi” (Black Swan) adlı kitabında standartları ve normları tamamen altüst eden ve böylece tüm verileri değiştiren Black Swan (Siyah Kuğu) olayını hakkında çeşitli teoriler üretiyor. Bazıları 11 Eylül 2001 olayını siyah kuğu olayı olduğunu savunuyorlar. Ancak şuan için en önemli olay, ‘mükemmel bir siyah kuğu olayı’ olarak kabul edilen Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaştır.  Ama nasıl?
Ukrayna savaşı dünyayı 3 önemli boyutta değiştirdi. Bunlar, gıda ve enerji krizlerinin yanı sıra, bir ülkenin kendi toprakları üzerindeki egemenliğinin korunması ve ülkeler arasındaki sınırların zorla değiştirilmesinin önlenmesi kavramına dayanan Westphalia (Vestfalya) Anlaşması’na inen darbeydi.

NATO zirvesi
NATO zirvesine üye ülkelerin yanı sıra Avustralya, Japonya ve Güney Kore gibi NATO üyesi olmayan ülkeler de katıldı. Bu tablo, yukarıda geçen ülkelerin Batı'yla, özellikle ABD ile stratejik bağlarını, geleceğin NATO için neler getirebileceğini ve Asya'da, özellikle de bugüne kadar Rusya'nın yanında yer alan Çin'e yönelik hayal edilen rolü yansıtıyordu.

NATO'nun stratejik konsepti
NATO'nun stratejik konsepti 2010 yılında, Rusya'nın bir ortak olarak NATO’ya yönelik olumlu rolünü içeriyordu. Bugün ise Rusya'yı Avrupa için en önemli tehdit olarak görüyor. Çin ise 2010’lu yıllardaki stratejik konseptlerde araştırma çerçevesinin dışındaydı. Peki, Çin bugün özellikle ABD açısından ve 21. yüzyılın en büyük savaşı olarak kabul edilen Ukrayna'daki savaşa karşı duruşu bakımından nerede? Madrid’deki NATO zirvesinde yeni bir askeri doktrin belirlenmesinin yanı sıra stratejik konseptte güncelleme yapıldı.
Askeri dilde, askeri doktrin, düşmanla savaşmanın ve onu yenmenin en iyi yolu demektir. Böyle düşünülmesinin 3 önemli temeli vardır. Bunlar; askeri birlikler (tabur, tugay, tümen vs) nasıl organize edilir, nasıl eğitim verilir ve nasıl silahlandırılır şeklinde sıralanır.
Ukrayna'daki savaş, düşmanla, yani Rusya'yla savaşma konusunda gözle görülür somut bir model oluşturduğundan bugün NATO ülkelerindeki tartışmalar şu aşağıdaki konular etrafında dönüyor:
* Yüksek hazırlıklı kuvvetlerin sayısının 40 binden 300 binin üzerine çıkarılması
* Peki hangi kuvvet ve nereye konuşlandırılacak? Bir tugaydan daha mı büyük olacak? Bu kuvvet, Polonya ile Baltık ülkelerine de konuşlandırılacak mı? Gelişmiş savunma caydırıcılık olarak mı kullanılacak?
* Bu kuvvetlerin konuşlandırılması halinde yeni bir komutanlık oluşturulacak mı?
* Putin'i nükleer silah kullanmaya zorlamadan nasıl bir savaş planı ve yöntemi ortaya koyulmalı? Rusya’nın derinliklerini vurmak için kara kuvvetleri ile hava kuvvetleri bir araya getirilerek Hava Kara Savaşı/Air Land Battle yöntemi mi kullanılacak? (Bu yöntem 1980'lerde Soğuk Savaş sırasında kullanılmıştı) Ancak Rusya'nın nükleer silah kullanmak konusundaki tutumuna göre bugün Rusya’nın derinliklerinin vurulması, Putin'e nükleer silah kullanması için ek bir bahane sağlayacaktır.
* Nükleer silah bu düzende caydırıcı olarak hangi kategoride yer alıyor?
Uzmanlar, yukarıda bahsedilen konularla ilgili nihai kararın Putin'in Ukrayna'daki başarısızlığı veya başarısı ile ilgili olabileceğini söylüyorlar.  Rusya ordusunun savaştan sonraki durumu, sayısı, teçhizatı, morali ve savaşma isteği de nihai kararı ilgilendiren faktörler arasında yer alıyor. Ayrıca lojistik ve Batı’nın uyguladığı yaptırımlar altında savaşın maliyetinin nasıl telafi edileceği faktörleri de unutulmamalı.
*Bu analiz, Şarku’l Avsat için bir askeri analist tarafından yapıldı
 



İsrail, Batı Şeria ile birlikte Kudüs'ü tamamen ele geçirmek istiyor

Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)
Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)
TT

İsrail, Batı Şeria ile birlikte Kudüs'ü tamamen ele geçirmek istiyor

Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)
Dün Ramallah'ın kuzeyindeki Ummu Safa Köyü’nde kendi arazisinde çalışan bir Filistinli (AFP)

İsrail’in dün açıklanan planları, işgal altındaki toprakların sınırlarını 1967 öncesi savaş sınırlarına kadar genişleterek Kudüs'te daha fazla toprak ele geçirmeyi hızlandırma yönünde resmi bir istek olduğunu ortaya koydu.

İsrail basını, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria'da toprak ele geçirilmesine de izin veren benzeri görülmemiş bir kararından bir gün sonra bunun olduğunu ortaya çıkardı.

Filistin, Arap ve Avrupa ülkeleri ve örgütleri, İsrail'in Batı Şeria topraklarını ‘devlet mülkiyeti’ adı altında ilhak etme kararını kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, bunların ‘işgal altındaki Batı Şeria'da yeni bir hukuki ve idari gerçeklik dayatmayı amaçlayan planlar’ olduğunu belirtti. Bakanlık, ‘İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ vurguladı.

Yedioth Ahronoth gazetesine göre Binyamin bölgesindeki Adem yerleşim biriminde (Givat Benjamin) teşvik edilen bir genişleme planı, Kudüs'ün sınırlarını genişletmeyi amaçlıyor. Bu hamle, şehre fiilen egemenlik kurarak işgalin kapsamını genişletecek.

Şarku’l Avsat’a konuşan Filistinli bir kaynak, Filistin Yönetimi'nin Filistinlilerin topraklarındaki kararlılığına güvenmekten ve uluslararası hukuka ve uluslararası meşru kararlara bağlı kalarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), uluslararası mahkemeler ve diplomatik kanallara başvurarak İsrail’in bu işgaline karşı koymaktan başka seçeneği olmadığını söyledi.


ABD ambargosu nedeniyle kamyonların çalışamaması sonucu Havana'da çöp yığınları oluştu

ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)
ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)
TT

ABD ambargosu nedeniyle kamyonların çalışamaması sonucu Havana'da çöp yığınları oluştu

ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)
ABD baskısı nedeniyle giderek büyüyen enerji krizi ortamında Kübalılar, Havana'da yolcu taşıyan özel araca binmek için sıraya giriyor, 6 Şubat 2026 (AFP)

Küba'nın başkenti Havana'nın sokaklarında çöp yığınları birikiyor, bu ise sinek istilasına ve kötü kokulara yol açıyor. Bu durum, Washington'un Karayipler'in en büyük adasına petrol sevkiyatını engelleme çabalarının en önemli sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

Resmi Cubadebate web sitesi bu ay, yakıt kıtlığı nedeniyle Havana'nın 106 çöp kamyonundan sadece 44'ünün çalışır durumda olduğunu, bunun da çöp toplamayı ciddi şekilde aksattığını bildirdi.

Sahil başkentinde, bazı sakinler yeniden kullanılabilir eşyaları ayıklamaya çalışırken, karton kutular, kullanılmış poşetler ve plastik şişeler sokak köşelerinde yığılmış durumda. Sürücüler, yayalar ve bisikletliler ise devasa yığınların etrafından dolaşmak zorunda kalıyor.

"Şehrin her yerinde aynı durum var," diyor bir sakin olan Jose Ramon Cruz. "Çöp kamyonu en son 10 günden fazla önce geldi." Yaklaşık 11 milyon nüfuslu adanın diğer kasabalarında da sakinler, halk sağlığı risklerine karşı uyarıda bulunmak için sosyal medyaya başvurdu.

Küba hükümeti, halihazırda gıda, yakıt ve ilaç kıtlığı çeken ülkede temel hizmetleri korumak için karneleme önlemleri uygulamaya koydu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ülkenin petrol rezervleri son iki ayda önemli ölçüde azaldı.

Küba'nın ana tedarikçisi olan Venezuela, aralık ortasında petrol sevkiyatını durdurdu. Meksika hükümeti ise Washington'ın Küba'ya petrol tedarik eden ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinin ardından sevkiyatı durduracağını açıkladı.

Bir Rus gazetesi geçen hafta, Moskova'nın yakın gelecekte adaya ham petrol ve yakıt sevkiyatı göndermeye hazırlandığını, ancak uygulama tarihi belirtmediğini bildirdi.

Amerika Birleşik Devletleri 1960'lardan beri Küba'ya ambargo uyguluyor, ancak Başkan Donald Trump'ın yönetimi son aylarda ambargoyu sıkılaştırarak Küba'ya petrol taşıyan gemilere yaptırımlar uyguladı ve tedarikçilere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulundu.


Cenevre turu, Washington ve Tahran arasındaki farklılıkları azaltmayı amaçlayan bir test niteliğinde

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.        
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.       
TT

Cenevre turu, Washington ve Tahran arasındaki farklılıkları azaltmayı amaçlayan bir test niteliğinde

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.        
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi'nin "X" platformunda paylaştığı bir fotoğrafta, Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve yardımcısı Kazım Garibabadi ile yaptığı görüşme görülüyor.       

Washington ile Tahran arasında dün Cenevre'de yapılan ikinci tur dolaylı görüşmelerin sonucu merakla bekleniyor. Bu görüşmeler, İran'ın nükleer programı konusundaki görüş ayrılıklarını azaltmayı amaçlayan yeni bir test niteliğinde; İran ise Amerikan tutumunun "daha gerçekçi hale geldiğine" dair işaretler veriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi dün hem Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi hem de görüşmelere arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr el Busaidi ile "derinlemesine teknik" görüşmeler gerçekleştirdi.

Arakçi, "adil ve eşitlikçi bir anlaşma" arayışında olduğunu vurgulayarak, "tehditlere boyun eğmeyi" reddetti; ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise bir anlaşmaya varmanın "zor" olduğunu belirterek, diplomatik yollarla sağlanabileceği umudunu dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tahran, yaptırımların kaldırılması karşılığında müzakereleri nükleer meseleyle sınırlamakta ısrar ediyor ve zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmayı veya füze programını müzakerelere dahil etmeyi reddediyor.

Sahada ise Devrim Muhafızları, bölgedeki Amerikan deniz varlığının güçlenmesine karşılık olarak, askeri müdahaleleri simüle etmeyi ve hazırlık durumunu test etmeyi içeren bir "Hürmüz Boğazı'nın akıllı kontrolü" tatbikatını gerçekleştirdi.