Suudi Arabistan Veliaht Prensi, araştırma, geliştirme ve inovasyona yönelik ulusal öncelikleri açıkladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, araştırma, geliştirme ve inovasyona yönelik ulusal öncelikleri açıkladı
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, araştırma, geliştirme ve inovasyona yönelik ulusal öncelikleri açıkladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, araştırma, geliştirme ve inovasyona yönelik ulusal öncelikleri açıkladı

Suudi Arabistan Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Yüksek Komitesi Başkanı olan Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ülkenin önümüzdeki 20 yıl için araştırma, geliştirme ve inovasyona yönelik ulusal önceliklerini açıkladı.
Veliaht Prens, İnsan Sağlığı, Çevresel Sürdürülebilirlik, Enerji ve Endüstriyel Liderlik ve Geleceğin Ekonomileri olmak üzere 4 temel öncelik belirledi.
Muhammed bin Selman, ulusal önceliklerin 2030 Vizyonu direktiflerine ayak uydurarak, ülkenin küresel rekabet gücü ve liderlik rolünü artıracağını ve bölgedeki en büyük ekonomi olarak konumunu güçlendireceğini söyledi.
Veliaht Prens, “Suudi Arabistan’ın dünyadaki inovasyonun öncülerinden biri olması için araştırma, geliştirme ve inovasyon sektörü için iddialı hedefleri benimsedik. 2040 yılında sektöre yapılan yıllık harcama GSYİH’nın yüzde 2,5’ine ulaşacak, böylece sektör 2040 yılında GSYİH’ya 60 milyar riyal ekleyerek ülke ekonomisinin gelişmesine ve çeşitlenmesine katkıda bulunacak. Bu sayede bilim, teknoloji ve inovasyonda binlerce yüksek kaliteli istihdam yaratacak” dedi.

Araştırma ve Geliştirme
Veliaht Prens, araştırma, geliştirme ve inovasyon sektörünün büyümesini sağlamak için yeniden yapılandırıldığını söyledi. 
Sektörü denetlemek ve ülkedeki araştırma, geliştirme ve yenilik için ulusal öncelikleri belirlemek için Veliaht Prens başkanlığında bir üst komite kuruldu. 
Ayrıca Araştırma, Geliştirme ve İnovasyon Kurumu oluşturuldu. Kurum, sektör için kolaylaştırıcı, yasa koyucu ve düzenleyici olarak hareket edecek, programlar, projeler, bütçe dağılımı ve performans izleme çalışmalarını geliştirecek.

Ulusal ve uluslararası yetenekleri çekmek
Veliaht Prens tarafından açıklanan büyük hedeflere ulaşmak için en iyi ulusal ve uluslararası yetenekleri çekmek için çalışılacak.
Büyük araştırma merkezleri, uluslararası şirketler, kar amacı gütmeyen kuruluşlar, özel şirketler ve yeni başlayanlarla işbirliği ve ortak yatırımlara öncelik verilecek.
Veliaht Prens’in belirlediği 4 temel önceliğe dair detaylar ise şunlar:

İnsan Sağlığı
İnsan sağlığının önemi ve ülkenin tıbbi araştırmalar için gelişmiş altyapısı, bölgedeki en iyi tıbbi sisteme sahip olması, genişletilmiş bir genetik veri tabanının varlığı ve diğer rekabet avantajları nedeniyle ulusal önceliklerin başında ‘İnsan Sağlığı’ geldi.
Bu öncelik sayesinde Suudi Arabistan, ülke ve dünyada yaygın olan tıbbi sorunları ele alarak, sağlıkta eşitliği sağlamak için dijital sağlık hizmeti sunarak, dünyaya biyoteknoloji çözümleri sağlayarak, kronik ve bulaşıcı olmayan hastalıklara radikal çözümler bularak insanlara daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sağlamayı amaçlıyor.

Çevresel Sürdürülebilirlik
Suudi Arabistan, küresel olarak tuzdan arındırılmış su üretimindeki ve çevreyi korumaya yönelik büyük girişimlerdeki liderliğine dayanarak, dünyadaki su kıtlığı ve gıda güvenliği sorunlarının ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmanın yanı sıra çevreyi koruma ve su teknolojilerini geliştirmede küresel bir model olmaya çalışacak.
Gıda üretimi, artan yeşil alanlar, karbon yakalama, kullanım ve depolama teknolojileri ve düşük maliyetli elektrik üretimi için sürdürülebilir teknolojilerin yanı sıra su temini ve tuzdan arındırma için çevre dostu teknolojiler geliştirilecek.

Enerji ve Endüstriyel Liderlik
Ülkenin enerji ve endüstri sektörlerindeki doğal zenginliği ve rekabet avantajları göz önüne alındığında, Enerji ve Endüstriyel Liderlik bir başka öncelik olarak belirlendi. 
Ülke bu öncelik ile enerji piyasalarındaki liderliğini sürdürmeyi, yeşil hidrojen, güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi gibi alternatif enerji üretimi için teknolojiler geliştirerek, küresel bir endüstriyel güç haline gelmeyi hedefliyor.
Ayrıca endüstri sektörü, teknolojik olarak gelişmiş ve değeri yüksek sanayiler üretmeye ve madencilik sektörünü rekabetçi ve sürdürülebilir bir şekilde geliştirmeye yönlendirilecek.
Hızla büyüyen madencilik sektörünü sürdürülebilir bir şekilde geliştirmenin yanı sıra petrol talebinin sürdürülebilirliğini sağlamak için de adımlar atılacak.

Geleceğin Ekonomileri
Geleceğin Ekonomileri, NEOM ve Kızıldeniz Projesi gibi fütürist şehirlere yapılan yatırımlar ve ülkenin rekabet ve liderlik avantajlarına dayanarak 4 öncelikli alandan biri olarak seçildi.
Bu öncelik, derin denizleri keşfetmenin ve ülke için uzay alanında küresel bir konum oluşturmanın yanı sıra dijital teknolojilerde yeniliği teşvik etmeyi, kentsel yaşamın geleceğini geliştirmeyi ve insan dostu ve karbonsuz bilişsel şehirler inşa etmeyi amaçlıyor.

İddialı programlar
Ulusal önceliklerin belirlenmesi, daha sonraki bir aşamada duyurulacak olan araştırma, geliştirme ve yenilik sektörü için ulusal stratejinin geliştirilmesi için temel taşı olacak.
Bunu, ülke ve dünyanın karşı karşıya olduğu büyük sorunları çözmeye yönelik diğer iddialı ulusal programlar izleyecek. 
Suudi Arabistan, insanlık adına bu yenilik yolculuğuna araştırmacıların ve öncülerin katılımını memnuniyetle karşılayacak.



Suudi Arabistan, ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, ABD-İran anlaşmasını memnuniyetle karşıladı

Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan bayrağı (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında askeri operasyonların sona erdirilmesi ve kalıcı bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla 60 gün sürecek ayrıntılı müzakerelerin başlatılmasını öngören anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından pazartesi günü yayımlanan açıklamada, Pakistan ve Katar’ın yürüttüğü arabuluculuk çabalarının takdir edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca, ABD ve İran’ın bu girişimlere olumlu yaklaşım göstermesinin anlaşmaya varılmasında önemli rol oynadığı vurgulandı.

Bakanlık, Hürmüz Boğazı’nda güvenlik ve seyrüsefer serbestisinin 28 Şubat öncesindeki seviyesine yeniden kavuşturulmasının önemine dikkat çekerek, bunun bölgesel istikrarın güçlendirilmesi ve küresel ticaret ile enerji akışının kesintisiz sürdürülmesi açısından temel bir unsur olduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan ayrıca, başlaması beklenen müzakerelerin bölge ve dünya güvenliğini güçlendirecek kalıcı bir barışla sonuçlanmasını temenni etti. Açıklamada, bölge ülkelerinin güvenlik çıkarlarını gözeten, devletlerin egemenliğine saygıyı ve iç işlerine müdahale etmeme ilkesini pekiştiren kapsamlı uzlaşıların önemine vurgu yapıldı.


Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, bölge halklarının barış ve kalkınmaya dayalı bir geleceğe sahip olma haklarının altını çizdi

Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)
Suudi Arabistan, barışa giden gerçek yolun bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla başlayacağını vurguladı. (SPA)

Suudi Arabistan, 2026 Oslo Forumu’nun ana oturumunda yaptığı açıklamada, savaşlar, işgaller ve ülkelerin iç işlerine yönelik müdahalelerin yol açtığı ağır insani bedelin artık kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, bunun Gazze Şeridi, Lübnan ve bölgedeki diğer ülkeler için de geçerli olduğunu belirtti. Açıklamada, bölge halklarının sürekli çatışmalar ve tekrarlanan şiddet döngüleri yerine barış, kalkınma ve iş birliğine dayalı bir geleceği hak ettiği ifade edildi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan Dr. Menal Rıdvan, ülkesini temsilen ‘Çalkantılı Bir Ortadoğu’da Arabuluculuk’ başlıklı ana oturumda yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan’ın kardeş ve dost ülkelerle yürüttüğü stratejik ortaklıklar ile bölgesel ve uluslararası düzeydeki merkezi konumu çerçevesinde güvenlik ve kalıcı barışın sağlanması için hiçbir çabadan kaçınmayacağını söyledi.

Rıdvan, Suudi Arabistan’ın arabuluculuk ve kalıcı barışın tesisine yönelik tarihî rolünü ve bölgedeki temel meselelerde sürdürdüğü desteği hatırlatarak, Riyad’ın barış inşasına yönelik yaklaşımının haklara saygı, insan onurunun korunması ve istisnasız herkes için güvenliğin sağlanması ilkelerine dayandığını belirtti.

Suudi yetkili, bölgede onlarca yıldır görülen hegemonya girişimlerinin başarısızlığını kanıtladığını, bu girişimlerin bölge halkları üzerinde insani, siyasi ve ekonomik açıdan son derece ağır maliyetler doğurduğunu ifade etti.

Kalıcı istikrarın güç üstünlüğü veya dayatılmış fiilî durumlar üzerine kurulamayacağını kaydeden Rıdvan, bunun ancak ortaklık ve iş birliğine dayalı bir kolektif güvenlik sistemiyle mümkün olacağını söyledi. Bu sistemin devletlerin egemenliğine ve ulusal kurumlarına saygı gösterilmesini, güç kullanımının devlet tekelinde tutulmasını, meşru kurumlar dışındaki silahlı yapıların faaliyetleriyle mücadele edilmesini ve her tür işgalin sona erdirilmesini gerektirdiğini belirtti. Rıdvan ayrıca, gerçek anlamda bir barış sürecinin başarısının bağımsız Filistin devletinin hayata geçirilmesi ve Filistin halkının meşru haklarını elde etmesiyle başlayacağını vurgulayarak, bunun daha istikrarlı, açık ve bütünleşmiş bir bölgesel ortamın oluşturulması için temel şart olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede konuşan Rıdvan, Suudi Arabistan’ın iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik New York Bildirgesi kapsamında yürüttüğü girişimlere dikkat çekerek, söz konusu mekanizmanın barışçıl çözüm sürecini ilerletmeye yönelik pratik bir çerçeve ve kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıdığını belirtti. Rıdvan, Riyad’ın Gazze’de savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaları, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının uygulanmasını ve 20 maddelik kapsamlı barış planını desteklediğini vurgulayarak, güvenlik ve istikrarın halkların egemenliği veya meşru hakları pahasına sağlanamayacağını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın, Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) bölgesel güvenlik vizyonunun şekillendirilmesine katkı sunduğunu hatırlatan Rıdvan, Krallığın uluslararası ortakların, bölge ülkelerinin öncülüğünde geliştirilen bölgesel yaklaşımları desteklemesinin önemine inandığını söyledi. Bu yaklaşımların kapsayıcılık, iş birliği, uluslararası hukuka ve devletler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallara saygı esasına dayanması gerektiğini belirten Rıdvan, dışlayıcı ve kutuplaştırıcı politikalardan uzak durulması çağrısında bulundu.

Rıdvan ayrıca, İran ile yakınlaşma sürecine verdikleri destek nedeniyle Çin, Umman ve Irak’ın oynadığı rolü takdirle karşıladıklarını ifade ederek, bu çabaların bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesinde önemli bir dayanak oluşturduğunu, aynı zamanda diyalog ve gerilimin azaltılmasına daha elverişli bir ortamın oluşmasına katkı sağladığını söyledi.

Rıdvan, bazı bölgesel aktörlerin iş birliğine dayalı bölgesel güvenlik yaklaşımlarına uyum sağlama ve diyalog ile ortak çalışma mekanizmalarına katılma konusunda artan bir kapasite ortaya koyduğunu belirtirken, İsrail’in ise güvenliği askerî üstünlük, güç kullanımı ve sahada fiilî durum yaratma politikaları üzerinden yönetmeye devam ettiğini dile getirdi.

İşgalin sürmesi ile ilhak ve yerleşim politikalarının kalıcı bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulması ihtimalini zayıflattığını kaydeden Rıdvan, bunun eşitlik, haklara saygı, egemenlik ve uluslararası hukuk temelinde gerçek bir bölgesel entegrasyonun önünde engel teşkil ettiğini ifade etti.

Norveç Dışişleri Bakanlığı’nın himayesinde düzenlenen forumun ana oturumuna, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, Çin’in Ortadoğu Özel Temsilcisi Zhai Jun ve Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Dr. Macid el-Ensari de katıldı.


Kahire, İran Savaşı gündemli Dörtlü Mekanizma toplantısına hazırlanıyor

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Kahire, İran Savaşı gündemli Dörtlü Mekanizma toplantısına hazırlanıyor

Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan dışişleri bakanları, ABD–İran müzakere sürecini ele almak üzere düzenlenen bir görüşme sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır; bölgedeki gerilimi düşürmeyi amaçlayan ortak istişarelerin devamı niteliğinde, önümüzdeki dönemde Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'ın katılımıyla düzenlenecek olan "İran Savaşı" konulu "Dörtlü Mekanizma"nın dördüncü toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından Perşembe günü yapılan açıklamaya göre; Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Pakistanlı mevkidaşı Muhammed İshak Dar arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, "ortak istişarelerin sürdürülmesi ve gerilimi düşürmeye yönelik çabaların güçlendirilmesi" amacıyla Kahire'de yapılacak dördüncü toplantının hazırlıkları ele alındı.

Bölgede yaşanan tehlikeli gelişmeler karşısında dört ülke arasındaki yakın koordinasyonun sürdürülmesi konusundaki kararlılıklarını vurgulayan iki bakan, ayrıca ABD-İran müzakere sürecini desteklemeye yönelik çabaları da masaya yatırdı.

Önceki toplantıların kronolojisi

Dörtlü Mekanizma'nın daha önce gerçekleştirdiği toplantıların takvimi şu şekilde gelişti:

1. Toplantı: 20 Mart'ta Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da yapıldı.

2. Toplantı: 29 Mart'ta Pakistan'ın ev sahipliğinde düzenlendi.

3. Toplantı: 17 Nisan'da "Antalya Diplomasi Forumu" marjında Türkiye'nin Antalya kentinde gerçekleştirildi.

Son toplantının gündemi ve katılımcılar

"Dörtlü"nün son toplantısında; bölgedeki hızlı gelişmeler karşısında ortak koordinasyonun güçlendirilmesi yolları, ABD-İran müzakerelerinin seyri ve gerilimi düşürme çabalarının sürdürülmesi gibi kritik başlıklar ele alınmıştı. Toplantıda ayrıca, mevcut savaşın sona ermesinin ardından bölgesel düzenin geleceği, tansiyonun düşürülmesi ve bölgede güvenlik ile istikrarın yeniden tesisi konuları tartışılmıştı.

Söz konusu toplantıya şu isimler katılmıştı: Mısır Dışişleri Bakanı: Bedir Abdulati, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı: Prens Faysal bin Ferhan, Türkiye Dışişleri Bakanı: Hakan Fidan ve Pakistan Dışişleri Bakanı: İshak Dar

Bakanlar, savaşın küresel ekonomi üzerindeki yansımalarının yanı sıra uluslararası seyrüsefer, tedarik zincirleri, gıda güvenliği, enerji güvenliği ve petrol fiyatları üzerindeki etkilerini sınırlama ve bu zorlukların üstesinden gelme yollarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın o dönemki açıklamasına göre taraflar, gelecek süreçte yakın koordinasyon ve istişareyi sürdürme ve müzakere sürecinin başarıya ulaşması için çaba sarf etme konusunda mutabık kalmıştı.

Diplomasiye Öncelik Vurgusu

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tamim Hilaf, iki bakanın son telefon görüşmesinde bölgesel gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduğunu belirtti. Sözcü; bakanların, bölgedeki mevcut tırmanışı dizginlemeye yönelik siyasi ve diplomatik çabaların sürdürülmesinin önemini vurguladıklarını aktardı. Bakanlar, gerilimi azaltacak, savaşı sonlandıracak ve bölgesel istikrarı destekleyecek uzlaşılara varılması için ABD ile İran arasındaki müzakere sürecinin tamamlanması gerektiğinin altını çizdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre iki bakan; savaşın bölge ve dünya üzerinde yarattığı ciddi güvenlik, ekonomi ve jeopolitik sonuçlar karşısında, çatışmanın yayılmasını önlemek ve mevcut gerilimi kontrol altına almak adına diplomatik çözümlere öncelik verilmesi için ortak çabaların sürdürülmesinin önemini teyit etti.