Çeşitli ülkelerden 358 bin 645 hacı adayı Medine’ye vardı

Hacılar bu yıl hac yapmak için hava ve kara limanlarından geliyor (SPA)
Hacılar bu yıl hac yapmak için hava ve kara limanlarından geliyor (SPA)
TT

Çeşitli ülkelerden 358 bin 645 hacı adayı Medine’ye vardı

Hacılar bu yıl hac yapmak için hava ve kara limanlarından geliyor (SPA)
Hacılar bu yıl hac yapmak için hava ve kara limanlarından geliyor (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, çeşitli ülkelerden 358 bin 645 hacı adayının Medine’ye geldiğini bildirdi. 
Hac ve Umre Bakanlığı’nın Medine’ye gelen hacı adaylarının geliş ve gidişlerini gösteren verilerine göre, Medine’deki Prens Muhammed bin Abdulaziz Uluslararası Havaalanı üzerinden şu ana kadar 289 bin 955 kişi geldi. Kara sınır kapılarından ise 50 bin 490 kişi kabul edildi.

Medine’de dün 12 bin 171 Bangladeşli, 9 bin 350 Pakistanlı, 6 bin 401 Hint, 5 bin 135 Nijeryalı ve 5 bin 28 İranlı hacı adayı olduğu bildirildi.
İstatistikler, geçtiğimiz günlerde 277 bin 571 kişinin Mekke’ye gitmek üzere Medine’den ayrıldığını gösterirken, Cuma günü Medine'de kalan hacı adayı sayısı 80 bin 772’ye ulaştı.  

Hac öncesi dönemde Medine hastanelerinde yatan hastaların sağlık durumlarını kontrol etmek için 33 ziyaretin uygulanmasına ek olarak, hacılar için hizmet sağlayıcıların performanslarını değerlendirmek üzere 212 saha ziyareti gerçekleştirildi.



Suudi Arabistan'dan Filistin topraklarının coğrafi yapısını değiştirme girişimlerine kesin ret

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan'dan Filistin topraklarının coğrafi yapısını değiştirme girişimlerine kesin ret

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin önceki oturumlarından bir görüntü (Arşiv – Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, Filistin halkının zorla yerinden edilmesini amaçlayan her türlü tedbiri veya işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi ya da demografik yapısını değiştirmeye yönelik girişimleri kesin bir şekilde reddettiğini yineledi. Riyad ayrıca yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesini ve yerleşimci şiddetini sert biçimde kınadı.

Suudi Arabistan adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolunun iki devletli çözümün hayata geçirilmesi, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme konusundaki vazgeçilmez hakkının desteklenmesi ve 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulması olduğunu yeniden vurguladı.

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler ve Cenevre'deki uluslararası kuruluşlar nezdindeki Daimî Temsilciliği tarafından İnsan Hakları Konseyi'nin 63. oturumu kapsamında gerçekleştirilen genel görüşmelere katılımı sırasında yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre görüşmeler, Filistin ve işgal altında bulunan diğer Arap topraklarındaki insan haklarının durumunu ele alan yedinci gündem maddesi çerçevesinde gerçekleştirildi.

Suudi Arabistan, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarının devam etmesini en sert ifadelerle kınadı. Riyad, ateşkese uyulması ve sivillerin tam anlamıyla korunmasının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Açıklama, Dışişleri Bakanlığı Genel İnsani İşler ve Uluslararası Görevler ve Adaylıklar Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Dr. Salim el-Kahtani tarafından okundu.

Kahtani, Suudi Arabistan'ın bazı ülkelerin Filistin Devleti'ni tanıma yönünde attığı önemli adımları ve bunun ardından son dönemde hesap verebilirliğin güçlendirilmesi kapsamında İsrail yerleşimleriyle ticarete yönelik kısıtlamalar getirilmesi gibi uygulamaları takdir ettiğini belirtti.

Riyad ayrıca, “New York Bildirisi”nin kabul edilmesinin üzerinden bir yıl geçmesi vesilesiyle, İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi Küresel İttifakı eş başkanlarının açıklamasında yer alan şu hususu yineledi: Gazze ile Doğu Kudüs dahil Batı Şeria, tek bir Filistin toprak bütünlüğünü oluşturuyor ve işgale son verilmesi gerekiyor.


Suudi Arabistan ve Bulgaristan askeri ve savunma alanındaki iş birliğini geliştirmeyi görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Bulgaristan askeri ve savunma alanındaki iş birliğini geliştirmeyi görüştü

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Bulgaristan Savunma Bakanı Dimitar Stoyanov ile iki ülke arasındaki askeri ve savunma alanlarındaki iş birliğini ve ortak çıkarlarına hizmet edecek şekilde bu iş birliğini geliştirme fırsatlarını ele aldı.

İki bakan, dün gerçekleştirdikleri telefon görüşmesinde bölgede güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi yollarının yanı sıra bir dizi bölgesel ve uluslararası konuyu görüştü.


Suudi Veliaht Prensi, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı el-Burhan ile telefonda görüştü

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Sudan Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (Şarku’l Avsat)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Sudan Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Veliaht Prensi, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı el-Burhan ile telefonda görüştü

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Sudan Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (Şarku’l Avsat)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Sudan Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Sudan Geçiş Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Suudi Veliaht Prensi görüşmede, ülkesinin Sudan'ın istikrarının sağlanmasına, egemenliğinin korunmasına ve toprak bütünlüğünün güvence altına alınmasına önem verdiğini vurguladı.

Muhammed bin Selman ayrıca, Sudan'da istikrarın sağlanmasına yönelik tüm çabaları desteklediklerini belirterek bunun kapsamlı kalkınmanın önünü açmasını ve yerinden edilenlerle mültecilerin ülkelerine dönmesini sağlayacak koşulların oluşturulmasını temenni etti.