Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan’ın açıklamasının tuzakları ve komünistlerin gündemi

Açıklamadaki belirsizlik, Sudan’ın çelişkilerle dolu siyaset sahnesinde bir patlamaya yol açabilir

Burhan'ın devlet televizyonu aracılığıyla Sudan halkına yaptığı televizyon konuşması (Sudan TV - The Independent Arabia)
Burhan'ın devlet televizyonu aracılığıyla Sudan halkına yaptığı televizyon konuşması (Sudan TV - The Independent Arabia)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan’ın açıklamasının tuzakları ve komünistlerin gündemi

Burhan'ın devlet televizyonu aracılığıyla Sudan halkına yaptığı televizyon konuşması (Sudan TV - The Independent Arabia)
Burhan'ın devlet televizyonu aracılığıyla Sudan halkına yaptığı televizyon konuşması (Sudan TV - The Independent Arabia)

Muhammed Cemil Ahmed
Sudan'daki darbe yönetiminin lideri Abdulfettah el-Burhan'ın 4 Temmuz Pazartesi günü yaptığı açıklamanın belki de en doğru tarifi, Sudanlı birçok siyasi analistin de ifade ettiği gibi siyasi tuzaklar ve kurnaz planlarla dolu olduğudur. Açıklamayı hazırlayanların Burhan’ın son bir çözüm reçetesi olarak Sudanlılara okumasını istedikleri muğlak açıklamanın aslında çelişkilerle dolu Sudan siyaset sahnesinde bir patlatmaya yol açabilecek zehirli reçete olduğu açıktır.
Darbeci yönetimin lideri, orduyu diyalogu düzenleyen üçlü mekanizmadan çekmeye ve görevlerini güvenlik ve savunma ile sınırlamaya karar verdiğini duyurdu. Ardından bunun, sivil bir hükümetin kurulması için olduğunu beyan etti. Peki ama bu sözlerden ne anlayabiliriz?
Orduyu üçlü mekanizmadan çekme kararı, devrimcilerin ‘asker kışlaya’ sloganına bir yanıt olduğu anlaşılabilir. Fakat Burhan’ın sivil bir hükümetin biçimini belirleyen kişi olmasını nasıl anlamalıyız?
Burhan, hükümetin kurulmasından sonra Egemenlik Konseyinin feshedileceğini, ordudan ve Hızlı Destek Kuvvetleri'nden Silahlı Kuvvetler Yüksek Kurulu'nun oluşturulacağını ve ardından hükümetle mutabık kalınarak (Tabii, Silahlı Kuvvetler Yüksek Kurulu’nun, Egemenlik Konseyi’nin alternatifi olduğu düşünüldüğünde, yeni bir Egemenlik Konseyi’nden söz edilmeksizin) Yüksek Kurulun diğer görevlerinin tamamlanacağını söyledi. Peki bu görevler nedir? Daha sonra, (25 Ekim'deki darbe açıklamasında yaptığı gibi Ömer el-Beşir'in partisi Ulusal Kongre Partisi'ni dışlamadan) halkın çeşitli kesimlerini diyaloga girmeye çağıran Burhan, bunun ardından herkesin düşüncesini açıklama hakkına sahip olduğunu belirtti. Bu açıklamadan darbecilerin ve verdikleri, ancak 25 Ekim'deki darbe açıklamasından bu yana uygulamadıkları sözlerin yükünden kurtulmak için kurulmuş siyasi bir tuzak olması dışında ne anlayabiliriz? Burhan, 25 Ekim’deki açıklamasında, iki haftadan daha kısa bir süre içinde bir hükümet kurulacağını ve parlamentonun oluşturulacağını söyledi. Ancak 2 Ocak'ta istifa eden Hamduk hükümeti dışında, darbesinin üzerinden 8 ayı aşkın bir süre geçmesine rağmen ne bir hükümet kuruldu ne de parlamento oluşturuldu!
Bu her an patlamaya hazır bir bombayı andıran açıklamaya baktığımızda, Burhan’ın 8 ay önceki darbesinin getirdiği sorunlardan ve belalardan kaçma niyeti olduğunu ve çözmeyi başaramadığı yeni bir hükümetin kurulması ve parlamentonun oluşturulması sorununu pimi çekilmiş bomba gibi sivil devrim güçleri ve siyasi partilerin sahasına atarak kurtulmak istediğini açıkça görüyoruz. Bununla kendisini bir yandan darbe suçundan ve darbenin güvenlik, siyasi ve ekonomik yönlerden Sudanlıların hayatlarını etkileyen tehlikeli yansımalarından kurtaracağını diğer yandan siyasi güçlerin bir ay içinde hükümet kuramayacaklarını kanıtlamak amacıyla bir hükümetin kurulması için verdiği sürenin dolmasından sonra orduyu yeniden meşruiyetin koruyucusu olarak göstererek bir ay geçtikten sonra yeni bir darbeye zemin hazırlayabileceğini sanıyor. Ancak belki de bu darbenin bir parçası bile olmayacak.
Burhan'ın açıklamasındaki çelişkileri ortaya çıkaran en büyük göstergelerden biri de devrimci güçler tarafından 30 Haziran'dan sonra darbe yönetiminin düşmesi talebiyle Hartum'da başlatılan oturma eyleminin Burhan'ın açıklamasından saatler sonra yeniden dağıtma girişimleridir!
Ancak çok geçmeden Burhan’ın açıklamasını reddeden devrimci güçlerden yanıt geldi. Özellikle Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) tarafından düzenlenen basın toplantısında, ÖDBG liderleri, ‘siyaset sahnesini patlatmayı hedefleyen saatli bir bomba ve bubi tuzağı’ olarak niteledikleri açıklamanın satırları arasında gizlenen tüm hileleri ve bozuk argümanları çürüttüler. ÖDBG’nin tepkisi, Burhan’ın açıklamasına verilen en güçlü tepkilerden biri oldu.
Burhan’ın açıklaması, darbesinin kaçınılmaz sonunu ortaya da çıkardığından açıklaması, her zaman olduğu gibi uzatmalarda oynayabilmek için atılan bir adım olduğu açıktı. Açıklamanın, Burhan’ın her seferinde, ordunun 3 Haziran 2019 tarihinde Hartum'daki Genel Kurmay Başkanlığı önünde düzenlenen oturma eyleminin katliamla dağıtılmasına karıştığı yönündeki suçlamalarla çevrili eski sorunlardan kaçtığı gibi yeni bir kaçış hamlesi olduğu ortada.
Tüm göstergeler, açıklamanın, 25 Ekim darbesinin bugün geldiği kriz durumunu ve bir önceki yazımızda o gün için olası bazı senaryolara değindiğimiz 30 Haziran'ın yansımalarının hızlı sonuçlarından biri olduğunu gösteriyor. Söz konusu yazımızda direniş komitelerinin darbeci yönetimi devirmek için yeni stratejiler bulabileceklerine işaret etmiştik. Aslında bu, direniş komitelerinin darbeci yönetimi devirme planlarında kalıcı bir strateji olarak Hartum'da dört büyük oturma eylemi düzenlemesiyle oldu. Bu aynı zamanda devrimin güçlerinin birliği ve bu birliğe ulaşılmasının yolları hakkında birçok tartışmanın yapılmasına izin veren özgür bir oluşturuyor. Devrimci güçler birlik olmaya ne kadar yaklaşırlarsa, darbeci yönetimin düşüşü de o kadar yakındır.
Bu yüzden Burhan'ın açıklaması, 30 Haziran'ın etkilerinden ve yansımalarından biri olarak, devrim güçlerine birliğin ve sallanmaya başlayan darbe yönetimini yıkmak için ortak bir program aracılığıyla tüm devrim güçlerini kendine çeken bir cumhuriyet cephesi olarak tek bir başlık için amansız bir arayışın gerektiği konusunda güçlü bir mesajdı. Burhan’ın açıklamasında açıkça işaret ettiği plan, bir şekilde siyasi arenada kartların yeniden karılmasını ve sivil güçleri bunda önemli bir çıkarı olan Müslüman Kardeşler’in (İhvan-u Müslimin) yanı sıra darbeyi destekleyen güçlerle karşı karşıya bırakıp bir tezat oluşturarak orduya yöneltilen darbe suçlamasını reddetmeyi amaçlıyor.
Tüm bunlarla birlikte ÖDBG, geçtiğimiz Salı günü Burhan'ın açıklamasına yanıt vermek amacıyla düzenlediği basın toplantısında, Burhan’ın iş birliği yapma çağrılarına yanıt verilmediğini açıkça belirtirken ÖDBG’nin bazı liderleri, devrim güçleri lehine olumlu sonuçların yakında ortaya çıkacağını müjdelediler. Bu, devrimci güçler arasında ortak bir devrimci eylem için merkezi bir birlik ihtiyacı ve devrimci güçlerin darbeci yönetimi devirmeye yönelik birleşik programının içeriği hakkında yapılan tartışmanın bir sonucu olabilir.

Sudan Devrimi’nde Komünist Parti sorunu
Sudan devrimi meselesiyle ilgili belki de en önemli sorunlardan biri, Komünist Parti'nin, devrimci bir söylemle özdeşleştirmeye çalıştığı, kendi reçetesine ve devrimci eylem programına özgü bir politik doğruculuk önerme ısrarıdır. Ancak bu öneri, doğası gereği oldukça değişken olan siyasi bir gerçekliğin olası sonuçlarına dair neredeyse kati olan algılarla arındırıcı bir vizyona dayanıyor. Bu vizyon, komünistlerin 30 Haziran’da hem Ümmet Partisi'ni hem de Ulusal Kongre Partisi’ni darbe yanlısı olmakla suçlayan açıklamaları gibi kritik zamanlarda bile bazı büyük devrimci taraflara karşı açıklamalarda bulunarak kendi vizyonuna ters düşen diğer devrimci güçlere ihanettir. Komünist Parti, eski kati ve partizan gündemine göre uluslararası veya bölgesel güçlerin katkıda bulunduğu herhangi bir çözümün gerçek bir çözüm olarak görmediği ve asıl çözümün Sudanlıların ulaşacağı bir çözüm olduğunu sanıyor. Peki Sudan toplumu ve devrimci güçler bunu herhangi bir dış müdahale olmadan başarabilir mi? Tabii ki bu boş bir iddiadır. Zira bugün Sudanlı tüm güçler, otuz yıl boyunca iktidarda olan Müslüman Kardeşler rejiminin Sudan toplumunun bileşenlerini zehirleyerek, siyasi arena ve devlet yapısını yok ederek verdiği zararın farkındalar.
Şimdi burada arkasında karşılıklı çıkarların yattığı yabancı taraflarla iş birliği olmaksızın kendi kendine birlik için, Komünist Parti'nin gündemi, bilgi ve iletişim devrimi zamanlarının algı sistemleri, medya ve sosyal ağları ile değişen dünyanın ifadelerinde neden olduğu büyük farklılıkları dikkate almadan halen klasik devrimlerdeki gibi herhangi bir yabancı müdahaleyi sürekli bir komplo olarak görüyor. Oysa artık devrimlerin başarıya ulaşmasının kriterleri, klasik devrimlerdeki düşünce tarzının dışında düşünmeyi gerektiren son derece karmaşık ilişkiler ağıdır. Öyle sanıyorum ki Komünist Parti'nin geldiği durum, özellikle direniş komitelerinden bazılarının Komünist Parti'nin şiirler, şarkılar, sanatsal çizimler ve duvarlara yazılan sloganlar gibi eylemlerde bulunulması söyleminden etkilenmeleri nedeniyle onun devrimci söyleminde ifade ettiklerinin uygulanabilirliğinin tüm devrimci güçlerle tartışılması gerektiriyor.  Ancak bu harekete geçirici söylem, siyasi gerçekliğin üretimini içten ve dıştan kontrol eden değer, içerik, dönüşüm ve kader kavramları ve bunlarla ilgili yasalar hakkında akıcı bir düşünceye ve farkındalığa sahip sağlam bir siyasi planlamayı içermiyor.
Komünist Parti'nin söyleminin mevcut siyasi eylem bankasında boş bir çek olduğunu söylemeye gerek olmadığını tahmin ediyorum. Neyse ki, Komünist Parti’nin siyasi aktörlere karşı uyguladığı aşırı özgür eleştiriyi kınayan Sudanlı düşünür Hişam Ömer en-Nur’ın yazdığı ciddi makale ve Bekri el-Cak’ın bazı eleştiriler önerilerin olduğu bazı makaleleri gibi derinlemesine yazılar kaleme alındı. Bu makalelerin, direniş komitelerindeki birçok kişinin, Komünist Parti’nin aşkın bir partizan benlik ve siyasi taktikler aracılığıyla yürüttüğü yönteme dikkatlerini çekeceğini ve daha sonra partinin bencil sloganlarına ilgi duymayı bırakacaklarını düşünüyorum. Çünkü partinin karmakarışık sloganlarının ve taktiklerinin yol açabileceği sonuçlar hakkında derin bir düşünce ile eski fikirlerin neden olabileceği tehlikeyi anlayacaklardır. Bu yüzden ÖDBG’nin, sivil güçlerin ve birçok Sudanlı araştırmacının ve düşünürün direniş komiteleriyle darbe yönetimini yıkmaya yönelik eylemin içeriğine dair birleşik bir program konusunda verilecek garantilerle açık ve uzun diyaloglar gerçekleştirmelerinin önemli olduğuna inanıyorum. Bununda ancak direniş komiteleri ve devrimci güçlerle Komünist Parti'nin siyasi gündeminin uygulanabilirliğini eleştirmek ve basit yapısını ve içi boş sloganlarını ortadan kaldırmak için açık tartışmalar ve diyaloglarla yapılabileceğini düşüyorum.  Bu tartışmalara ve diyaloglara büyük bir katılımın olması Devrimci Cephe’nin darbeci yönetimi devirmeye yönelik programını sağlamlaştırmaya ve güçlendirmeye hizmet edecektir.
Belki de bugün Sudanlı komünistler, Vietnamlı büyük komünist lider Ho Chi Minh'in devrimci mücadeledeki araçlarınızla ilgili özeleştiri yapmanız gerektiği yönünde söylediği, “Kendinizi düşmanla kesiştiğiniz bir noktada bulursanız aynada yüzünüze bakar mısınız?” sözleri üzerine derin derin düşünmeliler. Sudan Komünist Partisi belki de bugün Sudan devrimindeki siyasi eylem gündeminin Müslüman Kardeşler’in değirmenine su taşıdığının henüz farkına varamamış olabilir?

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Indpendet Arabia’dan çevrilmiştir.



Erbil’de Mesud Barzani’nin konutu yakınında İHA düşürüldü

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
TT

Erbil’de Mesud Barzani’nin konutu yakınında İHA düşürüldü

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir karargâhı hedef alan hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (Reuters)

Güvenlik kaynakları, Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani’nin Erbil’deki konutunun yakınlarında bir insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemleri tarafından düşürüldüğünü bildirdi.

Güvenlik kaynakları dün (cumartesi) Reuters’e yaptıkları açıklamada, saldırının Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın konutunu hedef alan bir İHA saldırısı olduğunu ve bunun Irak’ın kuzeyinde gerilimin tırmanmaya devam ettiği bir dönemde gerçekleştiğini belirtti.

Cumartesi gecesi Erbil semalarında yoğun İHA hareketliliği ve saatler süren önleme faaliyetleri yaşandı. Yetkililer, ABD Konsolosluğu ile yakınındaki askeri üsleri hedef almaya çalışan çok sayıda İHA’nın düşürüldüğünü açıkladı.

Associated Press muhabirleri bölgeden art arda güçlü patlama sesleri duyulduğunu aktardı. En az bir İHA’nın ABD tesislerine doğru ilerlediğinin gözlemlendiği belirtilirken, bunun savaşın başlamasından bu yana gerçekleşen en şiddetli saldırı günlerinden biri olduğu ifade edildi. Irak’taki İran yanlısı milisler, aralarında Erbil’deki üslerin de bulunduğu Amerikan askeri noktalarına yönelik İHA ve roket saldırılarını artırmayı sürdürüyor.

Washington yönetimi ise yaptığı açıklamada, İran yanlısı silahlı grupların gerçekleştirdiğini belirttiği saldırıları “alçak terör eylemleri” olarak nitelendirerek kınadı. Açıklamada, cumartesi günü daha önce Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin konutunu hedef alan saldırının “Irak’ın egemenliği, istikrarı ve birliğine yönelik açık bir saldırı” olduğu belirtildi.

Saldırı sonucu yalnızca maddi hasar meydana geldiği, konutun hedef alındığı sırada içeride kimsenin bulunmadığı ve bu nedenle herhangi bir yaralanmanın yaşanmadığı bildirildi.

Öte yandan güvenlik kaynakları ve Iraklı medya kuruluşları, ülkenin çeşitli şehir ve bölgelerinin son saatlerde ve bugün (pazar) sabah saatlerinde İHA ve roket saldırılarına maruz kaldığını aktardı.

Kaynaklar, Selahaddin vilayetinde Haşdi Şabi’ye ait bir karargâhın İHA saldırısına uğradığını ve bölge semalarında sabah saatlerinde yoğun duman bulutlarının görüldüğünü bildirdi. Ayrıca Kerkük ile Selahaddin vilayetleri arasında yer alan Tuzhurmatu ilçesi yakınlarındaki ve Haşdi Şabi’ye ait noktaları barındıran Haliwe Havalimanı’nın da bir İHA saldırısıyla hedef alındığı belirtildi.

Aynı kaynaklar, Ninova vilayetine bağlı Musul kentinde Haşdi Şabi’ye bağlı 41’inci Tugay karargâhının da kuzey Bağdat’ta ABD’ye ait bir İHA tarafından hedef alındığını kaydetti.

Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı’na bağlı Güvenlik Medya Hücresi ise bugün (pazar) sabaha karşı yaptığı açıklamada, Bağdat’ın Kerada semtindeki el-Vasık Meydanı’nda bulunan 42. Cadde’ye bir İHA’nın düştüğünü duyurdu. Olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı bildirildi.


İsrail’in Gazze'deki iki polis kontrol noktasına düzenlediği hava saldırılarında 6 kişi öldü

İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)
İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)
TT

İsrail’in Gazze'deki iki polis kontrol noktasına düzenlediği hava saldırılarında 6 kişi öldü

İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)
İsrail tarafından Gazze Şeridi'nin orta kesimlerinde yer alan Deyr el-Beleh'te, yerinden edilmiş kişilerin sığındığı bir kampın yakınlarına düzenlenen saldırısının ardından Han Yunus’tan yükselen dumanlar (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki yerel sağlık yetkilileri, İsrail'in Hamas’a bağlı polis gücüne ait iki kontrol noktasına düzenlediği hava saldırılarında biri çocuk en az altı Filistinlinin hayatını kaybetmesine yol açtığını bildirdi. İsrail’in saldırısı, ABD'nin arabuluculuğunda sağlanan ve beş ayı aşkın bir süredir devam eden ateşkesin ardından yaşanan son şiddet dalgasında yer aldı.

Sağlık görevlileri, İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta polise ait iki kontrol noktasını vurduğunu, saldırı sonucunda üç polis memuru ve aralarında bir kız çocuğunun da bulunduğu üç sivilin öldüğünü, dört kişinin de yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, son saldırılar hakkında henüz bir açıklama yapmadı. Yerel sağlık yetkililerine göre ateşkesin geçtiğimiz kasım ayında yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail ordusu Gazze'de 680'den fazla Filistinliyi öldürürken 2023 ekiminde savaşın başlamasından bu yana 72 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

İsrail şu anda ABD ile birlikte İran'a karşı da bir savaş yürütürken Lübnan'da da Hizbullah’a karşı ülkenin güneyini işgal ettiği yeni bir operasyon gerçekleştiriyor.

Ateşkes ve İsrail ile İran arasındaki savaş devam ederken Gazze'de de şiddet sürüyor. Gazze'deki sağlık yetkilileri, İsrail ordusunun bir ay önce İran ile çatışmanın başlamasından bu yana en az 50 Filistinliyi öldürdüğünü açıkladı.


Irak'ın kuzeyinde düzenlenen saldırılarda Haşdi Şabi’nin üç üyesi ve iki polis memuru öldü

Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)
Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)
TT

Irak'ın kuzeyinde düzenlenen saldırılarda Haşdi Şabi’nin üç üyesi ve iki polis memuru öldü

Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)
Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Haşdi Şabi üyeleri, 23 Ocak 2026 (DPA)

Haşdi Şabi (Halk Seferberliği) Teşkilatı, cumartesi akşamı Irak'ın kuzeyindeki Kerkük ilinde bulunan bir karargahına düzenlenen hava saldırısı saldırı sonucu üç üyesinin öldüğünü duyurdu.

Yetkililere göre Musul şehir polisinin iki üyesi de, ABD ve İsrail tarafından düzenlendiği öne sürülen iki hava saldırısı sonucu bulundukları mevzilerde hayatını kaybetti.

ABD ve İsrail'in bir ay önce İran'a karşı başlattıkları savaşın patlak vermesinden bu yana Haşdi Şabi ve Irak’taki İran yanlısı silahlı grupların karargahları, ABD ve İsrail tarafından düzenlendiği öne sürülen saldırılarla hedef alınıyor.

Öte yandan, Iraklı gruplar tarafından üstlenilen saldırılar ise ABD'nin bölgedeki çıkarlarını hedef alıyor. İran ise, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) bulunan İranlı Kürt muhalif gruplara yönelik saldırılar düzenliyor.

Haşdi Şabi, 2014 yılında DEAŞ terör örgütüyle savaşmak üzere kurulan grupların oluşturduğu bir ittifakken daha sonra Irak ordusuna katılarak Silahlı Kuvvetler'e bağlı bir birim haline geldi.

Haşdi Şabi tarafından yapılan bir açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Cumartesi akşamı, Kerkük’te Haşdi Şabi’ye bağlı Kuzey ve Doğu Dicle Operasyon Komutanlığı karargahı, üç ayrı hava saldırısı ile Siyonist-Amerikan güçlerinin alçakça saldırısına uğradı. Saldırı sonucunda ilk bilançoya göre üç mücahit şehit oldu, dört mücahit ise yaralandı.”

vbfv
Irak'taki askeri tatbikat sırasında Haşdi Şabi bayrağı taşıyan Haşdi Şabi üyeleri (Haşdi Şabi)

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan bir güvenlik yetkilisi, Kerkük Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki bir mevziiye, Kerkük Hava Üssü Komutanlığı'na ve özel kuvvetlerin bulunduğu bir üsse düzenlenen saldırılarda, hepsi Irak ordusu personeli altı kişinin daha yaralandığını belirtti.

Bundan birkaç saat sonra, Irak İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre Irak'ın kuzeyindeki Musul'da, ‘Amerikan ve Siyonist’ güçlerin düzenlediği saldırıda, biri rütbeli iki polis memuru öldü.

Bu saldırılar, Irak ve ABD'nin Irak güvenlik güçlerine ve ABD çıkarlarına yönelik saldırıları önlemek amacıyla aralarındaki ‘güvenlik iş birliğini yoğunlaştırdıklarını’ açıklamasının ertesi günü gerçekleşti.

Irak Hükümeti Güvenlik Medya Birimi ve ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği tarafından cuma akşamı yapılan açıklamalarda, Irak ile ABD arasındaki stratejik ortaklık çerçevesinde, bir üst düzey ortak koordinasyon komitesi kurulmasına karar verildiği belirtildi.

Bağdat ile Washington arasındaki Koordinasyon Komitesi, terör saldırılarını önlemek ve Irak topraklarının Irak halkına, Irak güvenlik güçlerine, Irak'ın stratejik tesislerine ve varlıklarına, ayrıca ABD vatandaşlarına, diplomatik misyonlara ve cihatçılarla mücadele eden Uluslararası Koalisyona yönelik herhangi bir saldırının çıkış noktası olarak kullanılmamasını sağlamak için iş birliğini yoğunlaştırma kararı aldı.

İçişleri Bakanlığı, yaralı meslektaşlarına yardım etmek için insani görevlerini yerine getirirken ikinci bir saldırıya maruz kalan beş polis memurunun da yaralandığını aktardı.

Haşdi Şabi’den bir kaynak, AFP’ye yaptığı açıklamada, saldırıya uğrayan üssün ‘polis ve Haşdi Şabi tarafından ortak kullanıldığını’ söyledi.

Suudi Arabistan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Katar ve Ürdün geçtiğimiz çarşamba günü Irak'ı, kendi topraklarına yönelik ‘milisler ve silahlı gruplar tarafından düzenlenen saldırıları durdurmak için gerekli önlemleri almaya’ çağırdı.

Buna karşın Irak perşembe günü, kendi topraklarından bu ülkelere yönelik ‘her türlü saldırıyı’ reddettiğini açıkladı.

Koordinasyon Komitesi, söz konusu kararı, iki taraf arasında yaşanan gerginliğin ardından cuma günü aldı. Irak, salı günü, ülkenin batısında 15 kişinin ölümüne yol açan ve ABD'nin gerçekleştirdiğini iddia ettiği bir saldırıyı protesto etmek amacıyla ABD’nin Bağdat Büyükelçiliğindeki maslahatgüzarı çağırdığını açıklamıştı.