Suriye: Hristiyanların Rejimi bölgelerinden göçü hızlandı

Avrupa’ya göç denemesi sırasında Türkiye sınırında öldürülen Hristiyan gencin cenaze töreni düzenlendi

Kafr Hum halkı geçen Mayıs ayında Antakya ve Tüm Doğu Rum Ortodokslar Patriği X. Yuhanna Yazıcı huzurunda dini tören düzenledi (Facebook)
Kafr Hum halkı geçen Mayıs ayında Antakya ve Tüm Doğu Rum Ortodokslar Patriği X. Yuhanna Yazıcı huzurunda dini tören düzenledi (Facebook)
TT

Suriye: Hristiyanların Rejimi bölgelerinden göçü hızlandı

Kafr Hum halkı geçen Mayıs ayında Antakya ve Tüm Doğu Rum Ortodokslar Patriği X. Yuhanna Yazıcı huzurunda dini tören düzenledi (Facebook)
Kafr Hum halkı geçen Mayıs ayında Antakya ve Tüm Doğu Rum Ortodokslar Patriği X. Yuhanna Yazıcı huzurunda dini tören düzenledi (Facebook)

Hama şehrinin Kafr Hum kasabası, Avrupa’ya göç etmek için Türkiye topraklarına girmeye çalışan bir gencin nerden geldiği belli olmayan bir kurşunla öldürüldüğü haberini büyük bir şaşkınlıkla karşıladı.
Gencin ölümünün nedenleriyle ilgili çelişkili açıklamalar, bir trajedi yaşandığına yönelik tahminleri artırdı. Gencin ölümünden insan kaçakçılarını suçlayanlar oluyor. Kaçakçılar, göç etmeyi başarıp geleceğini ve çocuklarının geleceğini kurtarmayı umarak ailelerini geride bırakan kişilerin Avrupa’ya ulaşmasına yardım etmek üzere onlardan yüklü meblağda para alıyor.
Kafr Hum kasabası geçtiğimiz aylarda daha önce görülmemiş bir göç dalgasına tanık olmaya başlayan Hıristiyan çoğunluğa ev sahipliği yapıyor.
Esed rejimine bağlı paramiliter grupların ve ordu unsurlarının siviller üzerindeki baskılarını arttırması sebebiyle bölgedeki göç oranları da arttı. Esed rejimi kontrolündeki bölgelerdeki güvenlik açığının yanı sıra ülkedeki ekonomik çöküş ve işsizlik patlaması sonucunda yaşam baskılarının artmasıyla göç edenlerin sayısı da arttı.
Hama kırsalındaki kaynaklar, her hafta onlarca Hristiyan gencin Muhradah şehrinden es-Sukaylebiyye, Kafr Hum, Ayo ve diğer kasabalardan ayrıca Humus kırsalındaki ve Vadi en-Nasara köylerinden göç ettiğini doğruladı. Halep, Şam ve diğer şehirlerinden Hristiyanların devam eden göçleri daha da arttı. Halep şehrindeki Hristiyan mahallelerinde ise sadece yaşlılar kaldı; zira nüfusun yüzde 80’inden fazlası göç etti ve Hristiyan nüfusunun büyük çoğunluğunu temsil ettiği Kamışlo şehrinde Hristiyan nüfus yüzde 10’u geçmiyor.
Rejim kontrolündeki bölgelerden Suriyelilerin göçü Hristiyanlarla sınırlı olmasa da, köyler ve kasabalar neredeyse boşalırken ve Suriye’nin demografik ve kültürel çeşitliliğinin en önemli bileşenlerinden biri olan Hristiyanların azalmasıyla, kırsal kesimdeki Hıristiyanların göçü en tehlikelisi gibi görünüyor.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sırasındaki göç dalgasından sonra Hristiyan oranı nüfusun yaklaşık yüzde 20’sine düştükten sonra, 20’nci yüzyılın başında oran yüzde 10’a düştü. Mevcut istatistiklere göre, 10 yıllık yıkıcı savaşın sonrasında ise Hristiyan nüfus yüzde 4’e düştü.
Suriye’de yaklaşık 167 bin Âsuri Arâmi, 72 bin Ermeni, 23 bin Süryani ve 6 bin 500 Keldani yaşıyor. Ülkedeki Hristiyanların yüzde 54’ü Ortodoks yüzde 36’sı Katolik yüzde 10’u ise diğer mezheplere mensup.
Batı basınında çıkan haberlerde, son 10 yılda Suriye’deki Hristiyanların sayısının yüzde 70 oranında azaldığı belirtiliyor. 10 yıllık süreçte, 118 Suriyeli Hristiyan öldürüldü, 550’den fazla kişi tutuklandı, 75 kişi işkenceye maruz kaldı. Bunların yanı sıra, Hristiyanları korkutmak ve kaçmalarını sağlamak amacıyla bir çok kilise ve ek binası yakılıp, yıkıldı. Ülkedeki Hristiyan nüfusun çoğu kendilerini çatışmalardan korumak için tarafsızlığı seçmişti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Hama kırsalından 60 yaşındaki bir Hristiyan, kendi şehri Muhradah halkının, savaşın en kanlı yıllarında bile göç etmemeye çalıştıklarını belirtti.
Hama Hristiyanlarının yüzde 70’i savaş sırasında göç ederken, Muhradah halkı, topraklarına ve orijinal Suriyeli kimliklerine bağlı kalan Hristiyanların bir örneği oldu. Bazıları silah satın alıp, şehirlerini ve halklarını savunmak için mülklerini sattı. Ancak ekonomik koşullar, işsizlik ve vergilerin dayatılması, herhangi bir yaşama şansını ortadan kaldırdı ve göç bir hayale dönüştü. 60’lı yaşlarındaki adam “Mali durumum iyi olmasına, iyi ve makul bir yaşam sürsem de, oğlumu göç hayalinden vazgeçmeye ikna edemedim ve hayalini gerçekleştirmek için hayatını riske attı ve bunu benim rızam olmadan yaptı. Bir hata yaptığını da söyleyemem, hayatta kaldı ayrıca diğer kardeşlerinin takip etmesi için kapı açmış oldu” dedi.
İnsan kaçakçılığı ağları, Suriye’de özellikle de Halep ve İdlib’de yayıldı. Daha az bir sayıda Suriye ile Türkiye arasındaki sınır geçişlerinin olduğu Haseke’de, daha da az oranda ise Lübnan ile sınırın geçtiği Şam ve Humus kırsalında bulunuyorlar.
Günlük olarak göç yolculukları düzenleniyor. Çeşitli sınır kapılarından onlarca göçmen, kişi başına bin 200 dolara varan bir maliyetle Suriye topraklarında çatışan güçlerin engellerinde denetlenmeden geçmelerini sağlayan ağlar aracılığıyla naklediliyor.
Geçen hafta, Kafr Hum kasabası halkı, gençlerinden birinin Avrupa’ya göç yolculuğunda öldüğü haberini yalanlayan ve doğrulayanlar vardı. Yerel kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre, ölen gencin uzak bir noktada defin törenine yakınları ulaşamayınca kasaba kilisesinde cenaze töreni yapıldı.
Kaynaklar “Olay, bedeli ne olursa olsun göç etmek isteyenler için acı bir tokat oldu” dedi. Ayrıca “Facebook üzerinde, Avrupa ülkelerine yasal olarak göç edenlerin başarı haberlerinin yayınlanması ve tebrikleşmeler düzensiz göçü teşvik etti ve göç oranı son aylarda ikiye katlandı. Öyle ki, kasabamızdan Almanya’ya, Hollanda’ya ve başka yerlere bir iki gencin göç ettiğine yönelik haberlerin gelmediğini bir gün geçmiyor. Buna karşılık, kaçakçılık çeteleri harekete geçerek fiyatları 10 bin ile 20 bin dolar (yaklaşık 40-80 milyon Suriye lirası) arasında değişen bir seviyeye çıkardı. Bu, insanları arsalarını, evlerini, arabalarını satmalarına neden olan çok büyük bir meblağ” ifadelerine yer verdi. Ayrıca bu yıl içerisinde kasabanın topraklarının büyük bir yüzdesinin yabancılara satıldığını vurguladı.
Suriye, 15 Mart 2011’de rejime karşı protestoların başlamasından bu yana birçok göç dalgasına tanık oldu. Bunlardan ilki 2012’deydi ve ülkeyi terk edenlerin çoğu muhaliflerdi. Güvenlik güçleri tarafından takip ve tehdit edildiler. Bunu 2015 yılında, savaşın sona ermesine dair umudun azalması sonucunda daha geniş çaplı bir göç dalgası izledi. Göç edenlerin çoğu zorunlu askerlik hizmetini reddeden gençler, geçim kaynaklarını kaybeden ve evlerinden edilen ailelerdi. 2021’de rejimin bekasını tesis eden Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra göç dalgası yeniden başladı. Bu dalgada, ekonomik çöküşün daha kötü bir hal alması, işsizlik durumu ve bir geçim kaynaklarının yanı sıra yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik güven kalmaması etkili oldu. Belirtilen koşullar, on binlerce sanayicinin, tüccarın, küçük çaplı zanaatkarların yanı sıra Mısır, Irak, Yemen ve Somali'ye büyük bir doktor göçünün yaşanmasına neden oldu.
Suriyeli mülteciler, 2014’ten bu yana dünyadaki mültecilerin büyük çoğunluğunu temsil ediyor. Öyle ki, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre Suriye, dünya çapında mülteci veren ülkeler listesinin başında yer alıyor. 2019 yılında dünyadaki Suriyeli mülteci sayısı 6 milyon 600 bin mülteciye ulaşmıştı.



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.