Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinde duruşumuz çok net

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine ilişkin, "Şartlarımızı yerine getirmek için gerekli adımları atmamaları halinde süreci donduracağımızı hatırlatmak istiyorum. Türkiye olarak duruşumuz çok nettir." dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinde duruşumuz çok net

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan (DPA)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi. 
Milletin, İslam aleminin ve tüm insanlığın geride bırakılan Kurban Bayramı'nı tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimden hepimize hayırla, sağlıkla, huzurla, esenlikle nice bayramlara eriştirmesini diliyorum. Kurbanlarını keserek yaptıkları hayır ve hasenatla bayramın bereketini aileleri, komşuları ve dostlarıyla paylaşmak suretiyle bu mübarek günleri ihya eden tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun diyorum." ifadesini kullandı.
Erdoğan, İslam'ın beş şartından biri olan hac farizasını yerine getirerek Türkiye'ye dönmeye başlayan vatandaşların ibadetlerinin de mebrur ve makbul olmasını Allah'tan diledi.

"15 Temmuz ihanetinin nesiller boyunca hatırlanmasını sağlamak hepimizin boynunun borcudur"
Geçen hafta idrak edilen bir diğer önemli günün de 15 Temmuz darbe girişimin altıncı yıl dönümü olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
"Dünya tarihinde eşine az rastlanabilecek bir feraset, cesaret ve fedakarlıkla milletimiz tarafından akamete uğratılan 15 Temmuz ihanetinin nesiller boyunca hatırlanmasını sağlamak hepimizin boynunun borcudur. Pek çok yerde başarıyla uygulanan sinsi bir senaryoyu ülkemize de teşmil etmek isteyenlerin heveslerini canları pahasına gün doğmadan kursaklarında bırakan milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Rabbim ülkemizi bir daha böyle bir ihanetle karşı karşıya bırakmasın diyorum. Şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize sıhhat ve afiyetler diliyorum."

İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelikleri süreci
Son yapılan Kabine Toplantısı'ndan bu yana yurt içinde ve yurt dışında pek çok programa katıldıklarını, görüşmeler gerçekleştirdiklerini, yürütülen çalışmaları da yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, Türkiye'ye eser kazandırmak, vatandaşlara hizmet etmek için gece gündüz demeden çalışmayı sürdürdüklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Haziran'daki Kabine Toplantısı'nın ertesi günü NATO Liderler Zirvesi'nde Türkiye'yi temsil etmek üzere İspanya'ya gittiklerini anımsatarak, Ukrayna-Rusya savaşı sebebiyle önemli bir dönemde yapılan zirvede Türkiye'nin küresel ve bölgesel krizler konusundaki yaklaşımlarını en üst düzeyde dile getirdiklerini vurguladı.
NATO'nun genişleme politikasının Türkiye'nin hassasiyetleri çerçevesinde yürümesi konusunda gayet açık ve kesin bir tavır ortaya koyduklarının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
"İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyelikleri sürecinin başlaması için masaya getirdiğimiz şartların kabulü üzerine şartlı onayımızı üye ülkelerle paylaştık. Bu ülkelerin şartlarımızı yerine getirmek için gereken adımları atmamaları halinde süreci donduracağımızı buradan bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Ana muhalefetin, yavru muhalefetin öyle veya böyle değişik değişik bir şeyler söylemesi biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece bizi bağlamaz. Özellikle İsveç'in bu konuda iyi bir görüntü vermediğini görüyoruz. Bizim Türkiye olarak bu konuda duruşumuz çok nettir, gerisini kendileri bilir."

"Ordumuza olan güvenimiz bir kat daha artmıştır"
İspanya programının ardından temmuzun ilk günü Milli Savunma Üniversitesine bağlı Harp Enstitülerinin diploma törenine katıldıklarını aktaran Erdoğan, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin personel temin ve eğitim sistemini 15 Temmuz'un ardından modern bir yaklaşımla ve günümüz ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırmıştık. Milli Savunma Üniversitemizin diploma töreninde yeni sistemin gayet verimli bir şekilde çalıştığını; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerimize iyi yetişmiş subaylar kazandırdığını görmekten memnuniyet duyduk. Bu tablo karşısında FETÖ'cü alçakların tasfiyesinin hemen ardından en zor döneminde Türkiye'nin en kritik ve başarılı sınır ötesi harekatlarını gerçekleştiren ordumuza olan güvenimiz bir kat daha artmıştır." dedi.
Erdoğan, ertesi gün de aslında Bursa'da bir dizi programa katılacağını ancak küçük bir rahatsızlık sebebiyle programlara birkaç günlüğüne ara verdiğini belirtti.
İtalya Başbakanı Mario Draghi'nin, Türkiye'ye 5 Temmuz Salı yaptığı resmi ziyaretle çalışmalarına kaldıkları yerden devam ettiklerini dile getiren Erdoğan, ertesi gün de Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud'u Beştepe'de ağırladıklarını kaydetti.
Erdoğan, Malezya Başbakanı İsmail Sabri Yakup'un 7 Temmuz'da yaptığı resmi ziyarette iki ülke ilişkilerini Kapsamlı Stratejik Ortaklık Seviyesine yükseltme kararı aldıklarını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yaptıkları telefon görüşmelerinde bölgenin barış ve huzuru konusundaki telkinlerini kendileriyle ayrı ayrı paylaştıklarını söyledi.
Bayram günlerinde de telefon diplomasisinin kesintisiz devam ettiğini dile getiren Erdoğan, İsrail Başbakanı Yair Lapid, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz El Suud ile telefonda görüştüğünü aktardı.
Ayrıca Suudi Arabistan Kralı Hadimul Haremeyn Şerifeyn Selman bin Abdülaziz El Suud ile de telefonda görüştüğünü kaydeden Erdoğan, Türk cumhuriyetlerinden Afrika'ya, Ortadoğu'dan Balkanlar'a kadar dost ve kardeş ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla pek çok telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yaşanan yangınları yakından takip ederek görevlendirdiği bakanlardan her aşamada bilgi aldığını ve gereken yönlendirmeleri yaptığını vurguladı.
Erdoğan, "Milletimizin şanlı direnişinin sembol mekanlarından İstanbul Saraçhane'de düzenlenen 15 Temmuz mitinginde vatandaşlarımızla kucaklaşarak şehitlerimizi yad ettik, gazilerimize şükranlarımızı sunduk. O gün Cumhur İttifakı'nın diğer kanadı Sayın Devlet Bahçeli ile beraber Saraçhane Meydanı'nda bulunduk." diye konuştu.
Erdoğan, yarın yapılacak Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi ve Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi'nin yedinci toplantısı vesilesiyle bugün Tahran'a gideceğini belirterek, perşembe günü de Milli Güvenlik Kurulu Toplantısının gerçekleştirileceğini bildirdi.
Erdoğan, cuma günü İstanbul'da çeşitli açılışlara katılacağını, cumartesi de Kayseri programlarını gerçekleştireceklerini söyleyerek, "Durmak yok, yola devam. Aşkınan çalışan yorulmaz, inancımız budur diyerek Türkiye'yi büyütmeye, itibarını artırmaya, içeride ve dışarıda milletimizin çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.
Türkiye'yi dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına çıkartacak, milleti hak ettiği refah seviyesine kavuşturacak projeleri planlayıp, inşa ettiklerini ve Türk vatandaşlarıyla birlikte tüm insanlığın hizmetine sunduklarını anlatan Erdoğan,"Yatırım, istihdam, üretim, ihracat odaklı büyüme stratejilerimize uygun biçimde hayata geçirdiğimiz eser ve hizmetlerin meyvelerini almanın mutluluğunu şu anda yaşayan ülkelerin başında geliyoruz." dedi.
İzmit Körfezi'ni otomobille mevcut yolu kullanarak geçmenin 1,5- 2 saat, feribotla da sadece deniz kısmıyla yaklaşık 1 saat sürdüğünü anlatan Erdoğan, yoğun günlerde çok uzun saatlerde ancak katedilebilen İzmit Körfez geçişinin artık Osmangazi Köprüsü'yle 5 dakikada tamamlanabildiğini söyledi.
"Osmangazi Köprüsü'nden sadece 8 Temmuz günü tam 80 bin 624 araç geçti Bay Kemal. Bu öyle herkesin karı değil, bu inanmış kadroların karıdır." diyen Erdoğan, şayet bu köprü olmasaydı bu kadar aracın feribotla taşınmasının mümkün olamayacağını, kara yolunun kilitlenip, seyahatlerin kesintiye uğrayacağını ve ulaşımın çileye dönüşeceğini anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
"İzmir-İstanbul Otoyolu, senin milletvekili olduğun yer Bay Kemal ve Osmangazi Köprüsü sayesinde bu güzergahta yapılan yolculuk çile olmaktan çıkmış, artık keyif halini almıştır. Nitekim 5 Temmuz ile 16 Temmuz tarihleri arasında Osmangazi Köprüsü'nü günlük ortalama 54 bin araç kullanmıştır. Böylece araç başı ortalama 6,5 saat ve toplam 4,2 milyon saat vakit tasarrufu ile 2,5 milyon litre yakıt tasarrufu elde edilmiştir. Sonuçta sadece bu tarihlerde İzmir-İstanbul Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü sayesinde ülkemiz yakıttan, zamandan ve emisyondan 140 milyon liralık bir kazanç sağlamıştır. Osmangazi Köprüsü ve İzmir-İstanbul Otoyolu'nun 2016 yılından bugüne garanti karşılama oranları yüzde 36'dan yüzde 116'ya çıkmıştır. Bu durum devlet kasasından tek kuruş harcanmadan inşa edilen projenin, devlete üste kazanç da sağlamaya başladığını gösteriyor."



Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
TT

Trump’ın oğullarının ortak olduğu İHA şirketi Pentagon ile sözleşme imzalamak istiyor

Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)
Eric Trump (sağda) ve Donald Trump Jr. (Arşiv – Reuters)

Pentagon’un saldırı amaçlı insansız hava araçlarının (İHA) tedariki için açtığı ihalelerde onlarca şirket rekabet ederken, bu şirketler arasında biri özellikle öne çıkıyor.

Powerus adlı şirket, güçlü nakit rezervlerine sahip olması ve rakip firmaları satın alarak hızla büyümesiyle dikkat çekiyor. Şirketin bir diğer özelliği ise ABD Başkanı Donald Trump’ın iki oğlunun şirkete ortak olması.

Trump ailesi, başkanın desteğini kazanmak isteyen yabancı ülkelerde gayrimenkul faaliyetlerini genişletmesi ve politikalarından yararlanan kripto para projelerinden milyarlarca dolar gelir elde etmesi nedeniyle eleştirilmişti. Ancak daha az dikkat çeken bir başka konu da ailenin federal hükümetle sözleşmeli şirketlerde edindiği yeni hisseler. Bu şirketler, roket parçaları ve nadir mıknatıslardan yapay zekâ çipleri ve bilgisayar ekipmanlarına kadar çeşitli ürünler tedarik ediyor.

Washington Üniversitesi St. Louis Hukuk Fakültesi’nde hükümet etiği uzmanı olan Kathleen Clark, “Bu yolsuzluk. Hükümetteki karar vericiler, başkanın ailesinin servetini artırmak için sözleşme verilmesi yönünde baskı hissedebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Trump ailesinin son girişimi, Pentagon’un İHA’lar için ABD’de üretim altyapısı oluşturmak amacıyla ayırdığı 1,1 milyar dolarlık bütçeden pay almayı hedefliyor. Trump yönetiminin Çin’den bu tür araçların ithalatını yasaklamasının ardından söz konusu fon oluşturulmuştu.

Powerus şirketi ise yaptığı açıklamada, başkanın oğullarının servetini artırabilecek olsa bile devlet fonları için teklif vermelerinde herhangi bir sorun olmadığını savundu.

Şirketin kurucu ortaklarından Brett Velicovich, Trump kardeşlere atıfta bulunarak, “Burada herhangi bir çıkar çatışması yok. Yaptıkları her şey kendi özel işleri. Şirket olarak odak noktamızın siyasetle bir ilgisi yok” dedi.

Olası çıkar çatışması iddialarıyla ilgili yorum talep edildiğinde Eric Trump şu açıklamayı yaptı: “İnandığım şirketlere yatırım yapmaktan büyük gurur duyuyorum. İHA’ların geleceğin yükselen alanı olduğu açık.”

Yaklaşık bir yıl önce emekli askerler tarafından kurulan Powerus şirketi, çoğunlukla ticari amaçlarla İHA üretiyor. Bu araçlar gübre püskürtmeden orman yangınlarını söndürmeye kadar çeşitli alanlarda kullanılıyor. Ancak şirket hızla büyüyerek ABD Savunma Bakanlığı’na, Ukrayna ve Rusya’nın kullandığı türden silahlı insansız hava araçları (SİHA) tedarik etmeyi hedefliyor. Bu tür araçların son dönemde İran tarafından da ABD ile müttefik Körfez ülkelerine yönelik yıkıcı saldırılarda kullanıldığı belirtiliyor.

Şirket son altı ay içinde üç rakibini satın aldı ve daha fazla şirketi bünyesine katmayı planlıyor.

Powerus, satın alma hamlelerini finanse etmek için yatırımcılardan 60 milyon dolar topladı. Şirket ayrıca ‘ters birleşme’ yoluyla ek finansman sağlamayı hedefliyor. Bu yöntemde özel bir şirket, borsada halihazırda işlem gören bir şirketi satın alarak halka açık hale geliyor. Genellikle bu şirketler düşük faaliyet gösteren ya da neredeyse hiç aktif olmayan firmalar oluyor.

Bu durumda halka açık şirket, Florida merkezli ve kısmen Eric Trump ile Donald Trump Jr.’a ait olan Aureus Greenway Holdings olacak. Bazı golf sahalarına sahip olan şirket Nasdaq borsasında işlem görüyor.

Trump kardeşler arasında federal hükümetle sözleşmeli şirketlerle en fazla bağlantı kuran isim ise Donald Trump Jr. olarak öne çıkıyor. Trump Jr., 1789 Capital adlı risk sermayesi fonu aracılığıyla bu alanda faaliyet yürütüyor.

Trump’ın yeniden seçilmesinden kısa süre sonra 1789 Capital fonu Donald Trump Jr.’ı ortak yaptı ve ardından kendi satın alma kampanyasını başlattı. Fon, bir yıl içinde 25 şirkete yatırım gerçekleştirdi.


Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Farsça sayılarla yapılan gizemli yayın: Bu sayılar casuslara verilen talimatlar mı?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Independent Arabia

Basında yer alan son haberler, Farsça bir radyo yayını sırasında İran'a şifreli sayı dizileri gönderildiği tespit edildikten sonra, ‘sayı istasyonları’ olarak bilinen dünyanın en gizemli istihbarat araçlarından birinin geri döndüğüne işaret etti. İngiltere’nin günlük gazetelerinden Financial Times'ın haberine göre bu radyo istasyonu, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerginlikle paralel olarak yürütülen gizli bir istihbarat savaşının parçası olabilir.

Bu yayınlar basit ama çarpıcı bir mesajla başladı. Financial Times'a göre kısa dalga radyo paraziti arasında Farsça konuşan bir erkek sesi duyuluyor ve bu ses, ‘dikkat’ kelimesini üç kez tekrarladıktan sonra, sabit bir ses tonuyla “Altı... dört... sıfır... dokuz... üç... dokuz” gibi bazı sayıları okumaya başlıyor.

Financial Times gazetesi, bu gizemli mesajların 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a ilk saldırılarından sadece birkaç saat sonra yayınlanmaya başladığını belirtiyor. Mesajlar, Batı Avrupa'da bir yerde olduğu tahmin edilen bir vericiden uzun menzilli kısa dalga radyo aracılığıyla gönderiliyor.

Eski istihbarat uzmanları, bu radyo istasyonunun ortaya çıkmasının İran'da şiddetli bir şekilde süren istihbarat savaşında yeni bir aşamanın habercisi olabileceğine inanıyor. Gazeteye göre ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski yetkilisi John Sipher, bu yayınların İran'daki ajanlarla iletişim kurmak için yedek bir araç olabileceğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times'tan aktardığı habere göre Sipher, bu mesajların ‘büyük olasılıkla İran'daki kaynaklarımızla iletişim kurmak için yedek bir araç’ olduğunu söyledi. Sipher, bu tür ajanların ‘özellikle savaş zamanlarında onlarla iletişimi kaybetme riskini göze alamayacaklarını’ da ekledi.

Ancak bu yayınlar cevapsız kalmadı. Birkaç gün sonra, elektronik sesler ve ıslık sesleri dalgaları sinyali bastırdı. Uzmanlar, bunun İran'ın radyo yayınını kesintiye uğratmak için yaptığı bir parazitleme operasyonu olduğunu düşünüyor. Fakat Financial Times'a göre gizemli ses kısa sürede yeni bir frekansta yayına geri döndü ve sayıları okumaya devam etti, bu da bu tür bir yayını kesmenin ne kadar zor olduğunu ortaya koydu.

Financial Times, söz konusu radyo istasyonunun, istihbarat kurumlarının casuslara tek yönlü şifreli talimatlar göndermek için kullandıkları bir tür kısa dalga radyo yayını olan ‘sayı istasyonu’ olarak bilinen sistemin bir örneği olduğunu bildirdi.

Bu sistem, sahadaki ajanın sayıları dinleyip özel bir deftere yazmasına, ardından şifreleme anahtarlarını kullanarak bunları anlaşılabilir mesajlara dönüştürmesine dayanıyor.

Bu istasyonlar, mesajların tamamen şifrelenmiş olması ve kolayca çözülemeyeceği için istihbarat iletişiminin en güvenli araçları arasında yer alıyor. İstasyona radyosu olan herkes erişebilir, bu da mesajı kimin dinlediğini bilmek neredeyse imkânsız hale getirir.

Financial Times'a göre kısa dalga radyo gözlemcileri bu istasyona V32 adını vermişlerdir. Bu, yaklaşık çeyrek asırdır Farsça yayın yapan ilk bilinen sayısal istasyondur.

Benzer bir istasyon, 2001 yılında ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında kısa bir süreliğine ortaya çıkmış ve kullanılan sayıların düzeni nedeniyle o dönemde bu yayının Rusya tarafından yapıldığı yönünde spekülasyonlara yol açmıştı.

Yeni istasyon şu anda İran saatiyle sabah 5.30 ve akşam 9.30'da günde iki kez yayın yapıyor ve her yayın yaklaşık bir buçuk saat sürüyor.

İstihbarat uzmanları, bu eski yöntemin halen oldukça etkili olduğuna inanıyor. Financial Times'ın aktardığına göre eski bir ABD karşı istihbarat subayı olan Chris Simmons'a göre sayı istasyonları, ajanlara mümkün olan en basit ve en güvenli araçları sağlar ve aynı zamanda gizlenmesi ve gerekçelendirilmesi kolay araçlar olarak kabul ediliyor.

Mesajların genellikle birkaç kez tekrarlandığını, bu yüzden ajanın bunları sadece bir kez dinleme riskini alması gerektiğini açıklayan Simmons, “Çok basit araçlar var; Standart bir radyo ve tehlike durumunda hızla imha edilebilen, tek kullanımlık şifreleme anahtarları içeren bir defter” diye ekledi.

Financial Times’ın haberine göre Simmons, yıllardır radyo sahibi olan birinin tamamen normal görünebileceğini ve bu sayede casusun şüphe uyandırmadan ‘göz önünde saklanabileceğini’ söyledi.

Bu yöntem, İranlı yetkililerin daha önceki krizlerde olduğu gibi internet ve dış dünya ile iletişime yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdığı bir dönemde kendini göstermişti. Financial Times'a göre internetin ve telekomünikasyon hizmetlerinin kesintiye uğraması, ülke içindeki ajanlarla alternatif iletişim araçlarına sahip olmayı gerekli kılıyor.

John Sipher, bu teknolojinin tüm modern araçlar kesintiye uğrasa bile iletişimin devam etmesini sağladığını söyledi. Sipher, bu iletişim yönteminin ‘halen verimli bir şekilde çalışan eski yöntemlerden biri’ olduğunu da ekledi.

Ancak bazı uzmanlar, bu istasyonun ortaya çıkması için başka açıklamaları da göz ardı etmiyor. Financial Times, eski bir ABD istihbarat yetkilisi olan Robert Gorelick'in istasyonun İranlı muhaliflerin ülke içindeki ağlarıyla iletişim kurmak için bir araç olabileceğini söylediğini aktardı.

Ancak Gorelick, böyle bir yayın yapan bir istasyonun işletilmesinin muhtemelen Batılı bir istihbarat teşkilatının üstü kapalı onayını gerektireceğine inanıyor.

Bir başka olası açıklama ise, bu radyo istasyonunun İran güvenlik güçleri içinde şüphe uyandırmayı amaçlayan psikolojik bir savaşın parçası olması. Sadece şifreli mesajlar yayınlamak bile İran karşı istihbarat servislerinin rejim içinde Washington veya Tel Aviv'den talimat bekleyen üst düzey ajanlar olduğunu düşünmesine yol açabilir.

Financial Times'a göre Gorelick, böyle bir hamlenin İran güvenlik servisleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini, çünkü var olmayan ajanları aramak zorunda kalacaklarını belirtti.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra sayı istasyonları fenomeni azalmış olsa da, tamamen yok olmadı. İstihbarat kurumları, Rusya, Polonya, Tayvan ve Kuzey Kore gibi ülkelerin halen bu tür radyo yayınlarını kullandığını düşünüyor.

Uzmanlar, bu eski tekniklerin basit, güvenli ve izlenebilir dijital izler bırakmadıkları için hala yararlı olduklarına inanıyor.

Financial Times'a göre Lunds Üniversitesi'nde karşı casusluk araştırmacısı olan Tony Ingesson, bu istasyonların ‘geçmişte olduğu gibi bugün de hala işe yarayan eski bir iletişim yöntemleri cephaneliği’ olduğunu söylüyor.

Dijital iletişimin gözetlendiği ve izlendiği bir dünyada, bazı istihbarat kurumları halen Soğuk Savaş döneminden kalma, ancak bilinmeyen bir casusa gizli bir mesaj iletmek için aynı görevi yerine getirebilen araçları kullanmaya geri dönüyor gibi görünüyor.


İsviçre, artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı

İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
TT

İsviçre, artan güvenlik riskleri nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliğini geçici olarak kapattı

İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)
İran Kızılayı'na bağlı kurtarma ekipleri, Tahran'da hava saldırısı sonucu hasar gören bir binanın enkaz alanında çalışıyor (DPA)

İsviçre yetkilileri, "artan güvenlik riskleri" nedeniyle Tahran'daki büyükelçiliklerinin geçici olarak kapatıldığını duyurdu.

İsviçre, on yıllardır İran'da ABD çıkarlarını temsil etmektedir. Bern'deki ABD Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, ABD hükümetinin "İsviçre hükümetinin kararını saygıyla karşıladığını" ve "büyükelçiliğin ve personelinin özverisine derinden minnettar olduğunu" ifade etti.

Açıklamada, çalışmalarının "ABD çıkarlarını korumak ve ABD vatandaşlarını desteklemek için hayati önem taşıdığı" belirtildi.

İsviçre hükümeti, ilgili ülkelerle istişare halinde "ABD ve İran arasında açık bir iletişim kanalı sürdürmeye" devam edeceğini açıkladı.

Tahran'daki İsviçre Büyükelçisi ve beş personeli çarşamba günü karayoluyla İran'dan ayrıldı. İsviçre hükümetine göre "durum uygun olduğunda Tahran'a dönecekler."

İsviçre hükümeti yaklaşık bir hafta önce büyükelçilikte altı İsviçreli personel ve 18 yerel çalışanın bulunduğunu açıklamıştı.

3 Mart'ta, dört İsviçre vatandaşı ülkeyi terk etmişti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsviçre, Washington'un Tahran'la diplomatik ilişkilerini kesmesinden bu yana ABD'nin İran'daki çıkarlarını temsil ederek, ABD çıkarlarının vekili görevi görüyor.

Bu görevi kapsamında iki ülke arasında mesajların iletilmesi ve gerektiğinde Amerikan vatandaşlarına yardımcı olma işlevini ifa etti.