Nükleer müzakereler: Fransa ‘lambadan cin çıkarmak' için çabalıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Paris’in Ortadoğu’da daha fazla rolü olmasını istiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’yi Elysee Sarayı'nda beklerken. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’yi Elysee Sarayı'nda beklerken. (Reuters)
TT

Nükleer müzakereler: Fransa ‘lambadan cin çıkarmak' için çabalıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’yi Elysee Sarayı'nda beklerken. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’yi Elysee Sarayı'nda beklerken. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen iki saatlik telefon görüşmesinin odağında; nükleer anlaşma konusu yer aldı.
Viyana’da küresel güçlerle İran arasında 2015 Nükleer Anlaşması’nın canlandırılmasıyla ilgili görüşmeler geçtiğimiz mart ayında durdurulmuştu. ABD ve İran tarafı, Katar’ın başkenti Doha’da dolaylı temaslarda bulunsa da uzlaşı sağlayamadı. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ‘anlaşma taslağının yüzde 96’sının’ hazır olduğunu açıkladı. ABD ve Batılı ülkeler, Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) canlandırılması için, topun İran’ın sahasında olduğunu ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in bir karar vermesi gerektiğini savunuyor. Bu kanaat geçtiğimiz günlerde ABD’li yetkililer tarafından defalarca tekrarlandı. 
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ikili iş birliğinin yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeleri, gıda ve enerji güvenliği de dahil olmak üzere küresel sorunları da ele aldı. Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Macron, nükleer anlaşmanın tam olarak uygulanmasına geri dönmeyi amaçlayan bir çözümün hala mümkün olduğuna dair inancını yineleyerek, ‘Ancak buna en kısa sürede ulaşılmalıdır” dedi. Viyana’daki müzakerelerde ilerleme sağlanamamasından duyduğu hayal kırıklığını dile getiren Macron, İran’ı ‘bir anlaşmaya varılması ve nükleer anlaşma kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesi için net bir seçim yapmaya’ çağırdı. 
Macron’un Reisi ile yaptığı telefon görüşmesi, ‘nükleer anlaşmayla’ ilgili bölge ve Batılı liderlerle kurduğu temas çerçevesinde gerçekleşti. Macron’un, ‘nükleer anlaşma sağlanmaması durumunda’ ne tür önlemler alınacağına dair istişarelerde bulunmak için ‘diplomatik kanalları’ aktif hale getirdiği öğrenildi. Şarku’l Avsat’a daha önce bilgi veren üst düzey Fransız kaynakları, Batılıların, özellikle de Amerikan tarafının, İran'a yapabilecekleri en iyi teklifi sunduğunu ve Tahran'daki liderlerin Batı tarafından ek tavizler verilmesini beklememeleri gerektiğini söylemişti. Aynı kaynaklar, "Tahran'ın zaman faktörü üzerine oynamasının ters sonuçlar doğuracağını ve Washington’ın şimdi kabul ettiği şeyleri ‘ara seçimler’ yaklaştığında geri çekebileceğini’’ değerlendirmişti. ABD Başkanı Joe Biden liderliğindeki Demokrat Partisi ara seçimlerde Kongre’deki ‘kırılgan çoğunluğunu’ yitirirse, ABD yönetiminin şu anki teklifleri geçerliliğini yitirebilir.  
Ancak, mesele bundan ibaret değil, resmi tamamlamak için iki ek konudan bahsetmek gerekiyor: Birincisi, Batı'nın İran'ın artan nükleer faaliyetleri ve Uluslararası Nükleer Enerji Ajansı tarafından yürütülen gözetim eksikliği ve bunun sonuçlarıyla ilgili. UAEA Başkanı Rafael Grossi geçtiğimiz günlerde bu yönde bir uyarıda bulunmuştu. İranlı üst düzey yetkili ve Hamaney’in danışmanı, ülkesinin nükleer silah yapacak teknik yeteneklere sahip olduğunu ancak bu yönde bir karar verilmediğini açıklamıştı. Harazi’nin bu açıklamaları, İran’ın haftalar içinde ‘nükleer silah’ üretme eşiğine gelebileceği yönünde yorumlanmış ve bu husustaki endişelerin artmasına neden olmuştu. Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, ‘nükleer anlaşmanın’ yeniden canlandırılması konusunda ‘zamanın tükendiğini’ ve İran’ın ‘zaman kazanmak adına manevralar yapmayı’ bırakması gerektiğini söyledi.  
Batılı gözlemciler, ‘2015 nükleer anlaşmasının’ canlandırılmasında daha fazla vakit kaybetmenin, anlaşmayı anlamsız hale getirebileceği yönünde uyarıyor. Paris, savunulması gereken çıkarları ve dostlukları olduğuna inandığı Ortadoğu’dan dışlanmak istemiyor. Son günlerde bölge iki önemli olaya sahne oldu: Birincisi, ABD Başkanı Joe Biden’ın ziyareti. İkincisi ise Tahran'da düzenlenen Rus-Türk-İran ‘üçlü zirvesi’. Fransa bölgedeki gelişmelerin içinde yer almak istiyor, Macron'un geçen hafta, Cidde Zirvesine katılan BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile görüşmesi ve İran Cumhurbaşkanı Reisi ile temas kurması bu çerçevede değerlendiriliyor. Elysee Sarayı kaynakları, Cumhurbaşkanı Macron’un, geçen sene Bağdat’da düzenlenen zirve benzeri, ‘bölgesel bir konferans’ düzenlemeyi planladığını aktardı. Bağdat Zirvesi’ne, Suudi Arabistan, İran ve Türkiye’nin dışişleri bakanları iştirak etmişti. Söz konusu kaynaklara göre, bölgedeki birçok ülkenin lideri ‘gerilimin azaltılması ve diyaloğun arttırılmasını amaçlayan bu yönde bir konferansın düzenlenecek olmasını memnuniyetle karşıladı ve katılma sözü verdi.’ Öte yandan İran da benzer gayeleri taşıyan bir bölgesel konferans düzenlenmesini istiyor ancak küresel güçleri değil sadece bölge ülkelerini içermesini savunuyor. İran Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Macron’la görüşmesinde, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının, başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomiye zarar verdiğini söyledi. Bölgenin sorunlarının çözümünün bölge halklarının ve hükümetlerinin elinde olduğunu ifade eden Reisi, dış müdahalenin güvenlik ve istikrarın sağlanmasına olumsuz katkılar sunacağını vurguladı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise, İran'ın ‘bölgedeki siyasi süreçteki’ etkinliğine atıfta bulundu.  
İran ve Batılı ülkeler arasında, ‘nükleer dosya’ tek sorun olmasa da en önemli sorun olarak öne çıkıyor. ABD Başkanı Joe Biden, Ortadoğu ziyaretinde, İran’ın ‘nükleer silah’ elde etmesine izin vermeyeceklerini duyurmuştu. Başkan Biden’ın Cidde Zirvesi’nde, Arap ülkelerinin liderlerine, İran’ın ‘istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine’ karşı ne tür önlemler alınacağı yönünde bir söz verip vermediği bilinmiyor. Belki de Macron’un temaslarını arttırması, ABD’nin Ortadoğu’daki ‘gri tutumu’ nedeniyle ortaya çıkan sahnede bir rol kapma çabası olarak yorumlanabilir. Öte yandan İran, ‘nükleer anlaşmayla’ ilgili bir sonuca varılamamasından Batılı ülkeleri sorumlu tutmayı sürdürüyor.  İRNA haber ajansı, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın İran’a karşı aldığı kararı, siyasi olarak nitelendirdi ve İran halkının üzerinde baskının arttırılması olarak değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Reisi, Macron’la görüşmesinde, ABD ve Avrupa ülkelerinin yapıcı olmayan eylem ve tutumlarını eleştirerek, " ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, başta Avrupa olmak üzere küresel ekonomiye zarar veriyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansında (UAEA) kararın yayınlanması, İran ulusuna karşı baskı yaratmayı amaçlayan ve siyasi güvene darbe vuran, kriz yaratan bir eylemdi" dedi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ABD’nin ‘yabancı terör listesinden’ kaldırılmasını ve kendisine uygulanan tüm ekonomik yaptırımların sonlandırılmasını talep ediyor.  



Almanya, Z kuşağını askere almakta zorlanıyor

Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)
Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)
TT

Almanya, Z kuşağını askere almakta zorlanıyor

Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)
Ukrayna savaşının ardından ordusunu güçlendirmeye karar veren Almanya, geçen yıl 86 milyar euro olan savunma bütçesini 2029'da 153 milyar euroya çıkarmayı planlıyor (AP)

Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı Ukrayna istilasının ardından ordusunu güçlendirmeye çalışan Avrupa ülkelerinden biri de Almanya oldu. 

2008 doğumlu 700 bin gence bu ay anket gönderildi. Kadın ve erkeklerin sağlık durumlarına ve askerlik yapıp yapmak istemediklerine dair bilgi vermeleri isteniyor. 

Yalnızca erkeklerin formu doldurması ve sağlık taramasından geçmesi zorunlu tutuldu. 

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ülkesinin milletvekillerine gönderdiği mektupta bu yıl 20 bin kişiyi silah altına almayı planladıklarını, diğer hizmetler için de 13 bin 500 kişinin daha orduya katılmasını öngördüklerini açıkladı. 

2035'e kadar muvazzaf asker sayısını 184 binden 260 bine, ihtiyat kuvvetleriniyse üç katına çıkararak 200 bine yükseltmeyi hedefleyen Almanya'nın bu rakamlara ulaşmasıysa zor görülüyor. 

Uzmanlar, yılda 60-70 bin kişinin askere alınması gerektiğini söylüyor. 

Berlin yönetimi maaşlarda artışa gitti, ayda 2750 euroya kadar para kazanmak mümkün. 4500 euroya yaklaşan sürücü ehliyeti ücretini karşılamak gibi teşvikler de veriliyor. 

Zorunlu askerliğin 2011'de askıya alındığı Almanya'da bu uygulamanın dönebileceği konuşuluyor.

Diğer yandan evrensel sağlık hizmeti, neredeyse ücretsiz üniversite eğitimi ve işsizlik maaşının verildiği Avrupa ülkesindeki on binlerce genç, sokaklara dökülerek askere gitmek istemediklerini vurguluyor. 

Ülke bütçesinin önemli kısmı yaşlılara ödenen emekli maaşlarına harcanırken hayat pahalılığı ve işsizlikle boğuşan gençler, bu fedakarlık karşılığında ne kazanacaklarını sorguluyor. 

2020'den beri anketler yapan Almanya ordusu, yeniden silahlanma politikalarının tüm yaş gruplarından geniş destek gördüğünü belirtiyor. 

Ancak askeri kariyer yapmayı düşünenlerin oranı son ankette en düşük düzeye geriledi. 

Diğer yandan bazı uzmanlar da gönüllülüğe dayalı bir askerlik sisteminin Alman ordusuna aradığı gücü veremeyeceğini savunuyor. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters


Netanyahu, Trump'ın "Barış Konseyi"ni oluşturma biçimine itiraz ediyor

Filistinli bir kadın, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında ateş yakmak için odun taşıyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında ateş yakmak için odun taşıyor (AFP)
TT

Netanyahu, Trump'ın "Barış Konseyi"ni oluşturma biçimine itiraz ediyor

Filistinli bir kadın, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında ateş yakmak için odun taşıyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında ateş yakmak için odun taşıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın girişimiyle Gazze'de bir barış konseyi kurulması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun tepkisini çekti; Netanyahu bunu İsrail politikasına aykırı buluyor.

Netanyahu'nun ofisi dün yaptığı açıklamada, Trump'ın Gazze'yi yönetmek üzere bir konsey kurulmasına ilişkin açıklamasının "İsrail ile koordineli olmadığını ve İsrail politikasına aykırı olduğunu" belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre kurucu yürütme kurulu, "Barış Konseyi" vizyonunu hayata geçirmek amacıyla diplomasi, kalkınma, altyapı ve ekonomik strateji konularında uzman liderlerden oluşturuldu.

Konseyde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner yer alıyor. Konseyin icra kurulunda ise Kushner ve Witkoff’un yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, BAE Devlet Bakanı Rîm el-Haşimi, Katar Başbakanı’nın Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zevadi, Kıbrıs vatandaşı İsrailli emlak iş insanı Yakir Gabay ve Gazze için “yüksek temsilci” rolüyle Nikolay Mladenov bulunuyor. Mladenov’un, Barış Konseyi ile “Gazze’yi Yönetme Ulusal Komitesi” arasında saha bağlantısını yürüteceği belirtildi.

Bu arada İsrail, Hamas'a silahsızlanması için iki aylık bir süre tanıdı ve bunu uygulamak için yeniden savaş tehdidinde bulundu.


Netanyahu'nun ofisi: ABD'nin Gazze yönetim konseyiyle ilgili açıklaması İsrail politikasıyla çelişiyor

Netanyahu, farklı önceliklere sahip oldukları bir ortamda Trump ile görüştü
Netanyahu, farklı önceliklere sahip oldukları bir ortamda Trump ile görüştü
TT

Netanyahu'nun ofisi: ABD'nin Gazze yönetim konseyiyle ilgili açıklaması İsrail politikasıyla çelişiyor

Netanyahu, farklı önceliklere sahip oldukları bir ortamda Trump ile görüştü
Netanyahu, farklı önceliklere sahip oldukları bir ortamda Trump ile görüştü

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi dün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin birkaç gün önce Gazze'yi yönetmek üzere bir konsey kurulması yönündeki duyurusunun İsrail ile koordineli olmadığını ve İsrail politikasıyla çeliştiğini belirtti.

Ofis, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın bu konuyu Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio ile görüşeceğini belirtti.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre kurucu yürütme kurulu, "Barış Konseyi" vizyonunu ilerletmek amacıyla diplomasi, kalkınma, altyapı ve ekonomik strateji konularında uzman liderlerden oluşturuldu.

Konseyde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, elçiler Steve Witkoff ve Jared Kushner yer alıyor. Konseyin icra kurulunda ise Kushner ve Witkoff’un yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mısır İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad, BAE Devlet Bakanı Rîm el-Haşimi, Katar Başbakanı’nın Stratejik İşler Danışmanı Ali ez-Zevadi, Kıbrıs vatandaşı İsrailli emlak iş insanı Yakir Gabay ve Gazze için “yüksek temsilci” rolüyle Nikolay Mladenov bulunuyor. Mladenov’un, Barış Konseyi ile “Gazze’yi Yönetme Ulusal Komitesi” arasında saha bağlantısını yürüteceği belirtildi.

dcf
ABD Başkanı Donald Trump, 29 Aralık 2025'te Florida'daki Mar-a-Lago'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile düzenlediği basın toplantısında konuşuyor (AP)

Açıklamada, Trump'ın konseyin başkanlığını bizzat üstleneceği ve diğer üyelerin önümüzdeki haftalarda açıklanacağı belirtildi.

Konsey başkanı, bu operasyonel modeli desteklemek üzere Aryeh Lightstone ve Josh Grunbaum'u Barış Konseyi'ne kıdemli danışman olarak atadı. Onlara, konseyin stratejisini ve günlük operasyonlarını yönetmek, yetkisini ve diplomatik önceliklerini disiplinli bir uygulama mekanizmasına dönüştürmek görevi verildi.