Doğal gazı kesilen Avrupa'da kömür tüketimi artıyorhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3797656/do%C4%9Fal-gaz%C4%B1-kesilen-avrupada-k%C3%B6m%C3%BCr-t%C3%BCketimi-art%C4%B1yor
Doğal gazı kesilen Avrupa'da kömür tüketimi artıyor
AB ülkelerinin kömür tüketimlerinin bu yıl yüzde 7 artması bekleniyor. Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa ve İtalya kömür santrallerini faaliyete geçiriyor.
Doğal gazı kesilen Avrupa'da kömür tüketimi artıyor
Fotoğraf (AA)
Rusya'nın doğal gaz arzını kesmeye başlamasıyla gaz tüketimlerini düşürmeyi planlayan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde kömür tüketiminin bu yıl yüzde 7 artması bekleniyor.
AB'nin Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında uygulamaya başladığı yaptırımların önemli kısmı Rus enerji sektörünü hedef aldı.
Bu kapsamda, Rusya'dan Avrupa'ya deniz yoluyla petrol ithalatı yasağının yıl sonuna kadar devreye girmesi planlanıyor. Öte yandan yaptırımlar, Rusya'dan kömür ve diğer katı fosil yakıtların satın alınmasını da kapsıyor. AB'nin kömür yaptırımının 10 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Kömür ithalatının büyük çoğunluğunu Rusya'dan gerçekleştiren AB ülkeleri, yasağın başlaması öncesinde gerekli önlemleri almaya çalışıyor.
Avrupa İstatistik Ofisi'nin son açıklanan verilerine göre, AB'nin taş kömürü ithalatının yüzde 55,6'sı Rusya'dan yapılıyor. Rusya'yı yüzde 17,2 ile ABD ve yüzde 15,3 ile Avustralya takip ediyor. Kolombiya, Güney Afrika, Endonezya ve Kanada ise diğer önemli tedarikçiler arasında yer alıyor.
Elektrik ve ısınmada kullanılan termal kömürde AB'nin Rusya'dan yaptığı ithalat yüzde 70 seviyesinde bulunuyor. Demir ve çelik üretiminde kullanılan metalurjik kömürde de AB'nin Rusya'dan ithalatı yüzde 30 olarak hesaplanıyor.
Özellikle Avrupa'nın başat ekonomisi Almanya ile Polonya'nın Rus termal kömürüne bağımlılıklarının yüksek olması dikkat çekiyor.
Almanya'nın Rusya'dan termal ve metalurjik kömür ithalatı 14,3 milyon ton, Polonya'nın ise 9,5 milyon ton olarak biliniyor. Almanya, termal kömür ithalatının yüzde 67'sini, Polonya ise yüzde 80,7'sini Rusya'dan gerçekleştiriyor.
- Kömürden elektrik üretimi artıyor
AB, iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri kapsamında son yıllarda kömürden elektrik üretimini kısmaya çalışsa da geçen yıl salgın sonrası talepte yaşanan artış ve gaz yerine kömürün daha fazla kullanılmasıyla kömürden elektrik üretimi yükselişe geçti.
Avrupa Elektrik Görünümü raporuna göre, kömürün AB'nin geçen yılki elektrik üretimindeki payı yüzde 15'e tırmandı. Söz konusu oranın bu yıl daha da artması bekleniyor.
Rusya'nın Avrupa'ya doğal gaz sevkiyatında kesintiye gitmesi, pek çok AB üyesi ülkenin elektrik üretimi için doğal gaz yerine daha fazla kömür kullanılmasına yol açıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, geçen yıl yüzde 6 artan küresel kömür tüketimi bu yıl yüzde 0,7 yükselerek 8 milyar tonu bulacak. Böylece dünyanın kömür tüketimi son 10 yılın en yüksek seviyelerine ulaşacak.
AB ülkelerinin kömür tüketiminin ise bu yıl yüzde 7 artış göstermesi öngörülüyor.
AB'de kömür tüketimindeki artış, savaşın ardından arz sıkıntısı yaşanan gazın yerine kömürün giderek daha fazla kullanılmasından ve elektrik üretiminde talep artışından kaynaklanıyor. Kış aylarında olası bir enerji krizine hazırlık yapan Avrupa ülkeleri kömüre daha fazla yöneliyor.
Ülkedeki tüm kömür santrallerini 2030'a kadar kapatmayı planlayan Almanya'nın Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanı Robert Habeck haziranda yaptığı açıklamada, gelecek dönemde kömür santrallerinin daha fazla kullanılması gerekeceğini duyurmuştu.
Rusya'nın Kuzey Akım'dan gaz akışını yüzde 20 seviyesine kadar düşürmesiyle harekete geçen Almanya, kışa hazırlık için toplam 21 kömür santralini yeniden açmaya veya kapatması planlananların faaliyetini uzatmaya karar verdi. Bu çerçevede ülke, bu ayın başında Mehrum Kömür Santrali'ni faaliyete geçirdi.
Avusturya hükümeti de olası bir enerji krizini önlemek için atıl durumda bulunan bir kömür santralini yeniden kullanıma açacağını açıkladı.
Hollanda'da kömür santrallerinin en fazla yüzde 35 kapasitede çalışmasını gerektiren yasalarını 2024'e kadar kaldırdı.
Fransa ve İtalya da eski termik santrallerini açma plan ve hazırlıkları yapıyor.
Bununla birlikte, kömüre talebin artması bu ürünün fiyatlarını da tırmandırıyor.
Geçen yıl bu dönemde 110 avro civarında seyreden kömürün ton fiyatı bugün itibarıyla yaklaşık 350 avro seviyesinde işlem görüyor. Kömür fiyatları 2020 yılının aynı döneminde ise 40 avro seviyesinde bulunuyordu.
Kömür fiyatları geçen yıla oranla 2 kattan fazla, 2 yıl öncesine göre ise 8 kat artış gösterdi.
Bütçe anlaşmazlığı, Erbil ile Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarını tehdit ediyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5290014-b%C3%BCt%C3%A7e-anla%C5%9Fmazl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-erbil-ile-ba%C4%9Fdat-aras%C4%B1ndaki-petrol-anla%C5%9Fmalar%C4%B1n%C4%B1-tehdit
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
Erbil:Hişam el-Meyani
TT
Erbil:Hişam el-Meyani
TT
Bütçe anlaşmazlığı, Erbil ile Bağdat arasındaki petrol anlaşmalarını tehdit ediyor
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki bir petrol sahası (Reuters)
Bağdat ile Erbil arasında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarındaki petrol sahalarının yönetimine ilişkin olumlu uzlaşı sinyalleri ortaya çıkarken, kriz bu kez federal bütçe ve karşılıklı mali yükümlülükler başlığında yeniden alevlendi. Gerilim, IKBY Başbakanı Mesrur Barzani’nin, Bağdat’ın Erbil’den her ay 120 milyar Irak dinarı (91 milyon dolar) tutarında sabit bir ödeme talep etmesinin meşruiyetini ve hukuki dayanağını sert ifadelerle sorgulamasının ardından tırmandı. Bu gelişmeye eş zamanlı olarak IKBY Maliye Bakanlığı, federal hükümetin son yedi yılda IKBY’nin bütçe payından yaklaşık 48 trilyon Irak dinarı (36,6 milyar dolar) kesinti yaptığını açıkladı.
Söz konusu gelişmeler, ABD’nin son dönemde yürüttüğü yoğun diplomatik temasların ardından yaşandı. Kürt siyasetçiler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın haziran ayı ortasında Erbil’e gerçekleştirdiği ziyarette, IKBY ile Ali ez-Zeydi başkanlığındaki yeni federal hükümet arasında uzun süredir devam eden petrol anlaşmazlığının çözüm ihtimalini ele aldığını belirtti. Kaynaklar, uluslararası çevrelerde Bağdat’taki yeni yönetimin kronik sorunları aşabileceğine yönelik temkinli bir iyimserlik bulunduğunu, ancak doğal kaynakların yönetimini düzenleyecek kalıcı bir federal yasanın yakın vadede çıkarılmasının beklenmediğini ifade etti.
‘Sabit kesinti’ tartışması
120 milyar Irak dinarı tutarındaki ödemeye ilişkin hukuki ihtilafın ayrıntılarını değerlendiren IKBY Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Havari Kemal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Bağdat’ın son uygulamalarının taraflar arasındaki anlaşmazlığı daha da derinleştirdiğini ve hem IKBY hem de Irak genelinde çifte ekonomik krize yol açtığını söyledi. Kemal, Ali ez-Zeydi hükümetine, “Taraflar arasındaki çözümsüz dosyaları yeniden ele alması ve anlaşmazlıkların çözümünde anayasayı temel referans olarak esas alması” çağrısında bulundu.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani, 16 Haziran 2026 tarihinde ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı ağırladı. (Hükümet Basın Bürosu)
Mesrur Barzani de yerel basına yaptığı açıklamada, “120 milyar Irak dinarının federal hükümete iade edilmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını” belirterek, “Yasada yer alan hüküm, petrol dışı gelirlerin yarısının federal hükümete devredilmesini öngörüyor. Söz konusu 120 milyar dinar ise önceki Irak hükümetinin kabinesi tarafından alınmış bir kararla belirlenmişti” dedi. Konunun şu anda yeniden değerlendirildiğini ifade eden Barzani, “Irak genelinde, özellikle de IKBY’de yerel gelirlerin artmasını umuyorum. Gelirler arttıkça IKBY’nin katkısı da artacak” diye konuştu.
Kemal ise 2019 tarihli 6 sayılı Federal Mali Yönetim Kanunu’nun 29. maddesinin bu konuda açık olduğunu vurgulayarak, petrol dışı federal gelirlerin (gümrükler, sınır kapıları ve limanlardan elde edilen gelirler gibi) yarısının, fiilen tahsil edilen tutara göre değişken bir oran üzerinden federal hükümete aktarılacağını, bunun sabit ve önceden belirlenmiş 120 milyar Irak dinarı tutarında bir ödeme anlamına gelmediğini söyledi. IKBY’de iki tür gelir bulunduğunu belirten Kemal, “Yerel gelirler tamamen bölge yönetimine aittir. Federal nitelikteki petrol dışı gelirlerin ise bölgede tahsil edilen kısmının yarısı federal hükümete aktarılır” ifadelerini kullandı.
Petrol dışı federal gelirler, gümrükler, limanlar, sınır kapıları ve benzeri, federal yönetimin yetki alanına giren egemenlik gelirlerini kapsarken; gelir vergileri ve belediye gelirleri ise yerel gelirler arasında değerlendiriliyor.
Mesud Barzani ve Mazlum Abdi, Erbil’de ABD’nin Suriye Özel Temsilci Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Arşiv – Kürdistan Demokrat Partisi)
Kürt petrol uzmanı Dr. Govend Şirvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, söz konusu 120 milyar dinar rakamının kaynağına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Şirvani, bu tutarın iki yıl önce iki tarafın maliye bakanlıkları arasındaki ön tahminler ve mutabakatlar doğrultusunda belirlendiğini, o dönemde fiilen elde edilen gelirlerin yarısını temsil ettiğini söyledi. Ancak son dönemdeki jeopolitik gerilimlerin bölgedeki ticaret akışını azalttığını ve IKBY ile Irak genelinde gümrük gelirlerinde ciddi düşüş yaşandığını belirten Şirvani, bu nedenle Erbil’in fiilen gerçekleşen gelirlerin yarısını gönderdiğini ifade etti. Buna karşın Bağdat’ın, gerçek gelirlerdeki düşüşü dikkate almadan eski sabit tutarın kesilmesinde ısrar ettiğini aktardı.
Ekonomist Helovan Hasni ise Bağdat’ın sabit mali yükümlülükte ısrar etmesinin son dönemde varılan petrol mutabakatlarını zayıflatabileceği uyarısında bulundu. Mevcut koşullar altında IKBY’nin bu tutarı aylık olarak karşılamasının mümkün olmadığını belirten Hasni, bunun ancak memur maaşları, kamu çalışanlarının gelirleri ve temel hizmetler pahasına sağlanabileceğini ifade etti.
Hasni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Bağdat’ın bu sabit kesinti ısrarı ikili ilişkileri ciddi şekilde zedeleyecek ve son petrol anlaşmalarını tehlikeye atacak” dedi. Ekonomik bir soru yönelten Hasni, “Eğer bölgesel koşullar düzelir ve IKBY’deki petrol dışı federal gelirler aylık 400 milyar dinar seviyesini aşarsa, Bağdat yine sadece 120 milyar dinarla mı yetinecek, yoksa gelir artışına paralel olarak daha fazlasını mı talep edecek?” ifadelerini kullandı.
Hasni ayrıca, bütçe yasasında yer alan ve fiilen gerçekleşen gelirlerin yarısının devredilmesini öngören düzenlemeye tam uyulmasının her iki taraf için de en adil ve mantıklı çözüm olduğunu vurguladı. Mevcut koşullarda sabit bir rakamın sürdürülmesinin Erbil için sürdürülemez olduğunu belirten Hasni, bunun ancak vatandaşların yaşam giderleri ve temel kamu hizmetlerinden fedakârlık edilerek karşılanabileceği uyarısında bulundu.
‘Gerçek harcama’ tuzağı
Bu bağlamda IKBY Maliye Bakanlığı, net rakamlarla tabloyu ortaya koyarak federal hükümetin son yedi yılda IKBY’nin toplam mali payının yalnızca yüzde 42’sini gönderdiğini açıkladı.
Bakanlığın resmi verilerine göre, egemenlik ve zorunlu harcamalar düşüldükten sonra IKBY’nin hak ettiği bütçe payı 79 trilyon Irak dinarını (yaklaşık 60,3 milyar dolar) aştı. Ancak Bağdat’ın bu tutardan yalnızca 33 trilyon dinarını (yaklaşık 25,2 milyar dolar) gönderdiği ve bu miktarın da yalnızca kamu çalışanlarının maaşları için kullanıldığı belirtildi. Buna karşılık federal hükümetin, IKBY’nin anayasal haklarından 48 trilyon dinardan (36,6 milyar dolar) fazlasını alıkoyduğu ifade edildi. Bakanlık, söz konusu dönemde herhangi bir işletme ya da yatırım harcamasının finanse edilmediğini, ayrıca 2019-2023 yılları arasında gönderilen ödemelerin büyük bölümünün Bağdat tarafından Erbil’in borcu olarak kayda geçirildiğini bildirdi.
Irak Petrol Bakanlığı (Bakanlığın internet sitesi)
IKBY Maliye Bakanlığı Hukuk Müşaviri Havari Kemal ise bu rakamlara ilişkin Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Biz bu kesintilerin anayasal güvence altındaki hakkımız olduğunu talep ediyoruz. Şu anda konu federal hükümetin gündeminde ve anayasal yükümlülüklere ne ölçüde uyacağına bağlı” ifadelerini kullandı.
Yapısal bozukluk
Krizin mali kökenlerine ilişkin olarak, IKBY Basın Enformasyon Dairesi tarafından Şarku’l Avsat’a sağlanan analiz raporunda, son yirmi yılın bütçe kalemleri incelenerek hem IKBY hem de ülke genelindeki mali istikrarı tehdit eden ciddi bir yapısal bozukluğa dikkat çekildi. Raporda, söz konusu sorunun temelinde “egemenlik harcamaları” kalemindeki olağanüstü genişleme ve sabit bütçe tahsisleri yerine ‘fiili harcama’ mekanizmasının getirilmesi olduğu ifade edildi.
‘Fiili harcama’ mekanizmasının, IKBY’nin yasal olarak bütçede belirlenmiş payını doğrudan alamaması anlamına geldiği belirtilen raporda, Erbil’e aktarılan tutarın Bağdat’ın sahada gerçekleştirdiği harcamalara göre değiştiği kaydedildi. Buna göre, Basra’da bir yatırım projesinin durması ya da federal hükümetin idari gerekçelerle harcamalarını azaltması halinde IKBY’nin payının da otomatik olarak düştüğü, bunun da bölgenin anayasal haklarını kağıt üzerinde kalan ve fiilen eriyen rakamlara dönüştürdüğü ifade edildi. Bu durumun özellikle kamu çalışanlarının maaşlarını, Erbil’in kontrolü dışında kalan değişkenlere bağımlı hale getirdiği vurgulandı.
Hükümet raporuna göre, egemenlik harcamalarının şişmesi nedeniyle IKBY yılda 8,7 trilyon Irak dinarı (6,59 milyar dolar) tutarında katkı sağlamak zorunda kalıyor. Ayrıca Irak’ın egemen borçlarının ödenmesinde yüzde 12,67’lik payı gereği yıllık 1,6 trilyon dinar (1,21 milyar dolar) daha ödemekle yükümlü tutuluyor. Buna karşılık IKBY’nin dış kredilerden aldığı payın yalnızca 62,4 milyar dinar (47,2 milyon dolar) olduğu belirtilen raporda, ‘çarpıcı bir mali paradoks’ olarak, bölgenin aldığı her 1 dolarlık krediye karşılık federal hükümetin başka bölgelerde yürüttüğü projelerden kaynaklanan borçlar için 26 dolar ödediği ifade edildi.
Siyasi baskının perde arkası
Kürt siyaset ve ekonomi analisti Dr. Saman Şali ise söz konusu karmaşık dosyanın ‘geçici uzlaşmalarla değil, Erbil ile Bağdat arasında kalıcı ve sağlam mutabakatlarla’ çözülmesi gerektiğini vurguladı. Şali, mevcut anlaşmazlıkların, geçmiş federal hükümetlerin bütçe ve maaş dosyalarını IKBY üzerinde siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak kullanmasının bir sonucu olarak biriktiğini ifade etti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Şali, Erbil’in geçmişte çalışan maaşları ve operasyonel giderlerini karşılamak için bağımsız petrol ihracatına yöneldiğini hatırlatarak, “Ancak 2023’ten itibaren bölge petrolü ve gelirlerini Bağdat’a teslim etme konusunda tam bir uyum gösterdi; buna rağmen federal hükümet karşı yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmedi” dedi.
Yeni Başbakan Ali ez-Zeydi liderliğinde kurulan hükümetle birlikte IKBY bütçe kalemlerine dokunulmayacağı ve maaş kesintilerine gidilmeyeceğine dair olumlu işaretler ve açıklamalar bulunduğunu belirten Şali, buna rağmen 120 milyar dinarlık sabit kesinti kararının derhal gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Şali ayrıca, bu dosyanın karşılıklı inceleme ve denetim mekanizmalarına tabi tutulması gerektiğini, federal gelirlerin gerçek miktarının ve yasal olarak aktarılması gereken yarısının net şekilde belirlenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Federal hükümete, her yıl sonunda denetlenmiş kesin hesaplarını açıklama çağrısı yapan Şali, böylece gelir ve giderlerde şeffaflığın sağlanabileceğini söyledi. Ayrıca, IKBY’ye yönelik biriken mali kesintilerin yapılandırılarak ödenmesini önererek, iki taraf arasında yirmi yılı aşkın süredir devam eden kaynak krizinin sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı.
Apple kara listedeki firmadan çip alma peşindehttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5289186-apple-kara-listedeki-firmadan-%C3%A7ip-alma-pe%C5%9Finde
Apple'ın zam kararının ardından şirketin hisseleri bir günde yüzde 6'dan fazla değer kaybetmişti (Reuters)
Apple, ABD'nin kara listesindeki Çinli firma CXMT'den çip satın almaya çalışıyor.
Financial Times'ın aktardığına göre teknoloji devi, CXMT'den bellek yongası satın alabilmek için Donald Trump yönetimiyle irtibat halinde.
Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Apple yetkililerinin yaklaşık bir ay önce ABD Ticaret Bakanlığı'yla temasa geçtiğini, Washington'da lobicilik faaliyetlerine devam ettiğini söylüyor.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Çinli çip üreticileri CXMT ve YMTC'yi Çin Halk Kurtuluş Ordusu'yla bağlantılı oldukları gerekçesiyle kara listeye almıştı.
ABD ulusal güvenliğini tehdit edebilecek şirketlerin yer aldığı "1260H" diye bilinen bu listenin herhangi bir hukuki bağlayıcılığı yok. Dolayısıyla Apple'ın bu şirketlerden çip almasının önünde yasal bir engel bulunmuyor.
Diğer yandan ABD Ticaret Bakanlığı da geçen yıl CXMT'yi yaptırım listesine almayı planlamış ancak Washington ve Pekin arasındaki ticaret görüşmelerinin etkilenmemesi için karar ertelenmişti. Kaynaklara göre bakanlığın böyle bir adım atıp atmayacağı belli değil. Trump yönetiminin de şirketin listeye alınmayacağına dair Apple'a güvence sunmaya yanaşmayabileceği aktarılıyor.
Kongre'nin de Apple'ın CXMT'yle iş yapmasına tepki gösterebileceğine dikkat çekiliyor.
Temsilciler Meclisi Çin Komitesi'nin Cumhuriyetçi başkanı John Moolenaar, şunları söylüyor:
Apple'ın Çinli bir askeri şirketle ortaklık kurmayı tercih etmesi ciddi bir hata olur.
Yapay zeka veri merkezlerinin yaygınlaşmasıyla artan olağanüstü talep nedeniyle çip fiyatları son dönemde yükselişte. Apple bu hafta iMac, MacBook, iPad, Vision Pro gibi ürünlerin fiyatının yükseltileceğini açıklamıştı.
Apple CEO'su Tim Cook da 17 Haziran'da Wall Street Journal'da yayımlanan röportajında, bellek ve depolama çipi maliyetlerindeki büyük artışa karşı çözüm arayışında olduklarını söylemişti.
Şirket, CXMT'yi bellek tedarikçisi haline getirerek bu yükü hafifletmek istiyor.
Apple'ın Çin'de satılan iPhone'lar için YMTC'den 2022'de çip alma çabaları da tepki çekmişti. Dönemin Senato İstihbarat Komitesi'ndeki en üst düzey Cumhuriyetçi olan Marco Rubio, "Apple ateşle oynuyor" demişti. Çin'e karşı şahin tutumuyla tanınan Rubio, Trump yönetiminde Dışişleri Bakanı.
Independent Türkçe, Financial Times, Wall Street Journal
Apple, bellek çiplerinin maliyetindeki artış nedeniyle MacBook ve iPad fiyatlarını yükselttihttps://turkish.aawsat.com/ekonomi%CC%87/5288741-apple-bellek-%C3%A7iplerinin-maliyetindeki-art%C4%B1%C5%9F-nedeniyle-macbook-ve-ipad-fiyatlar%C4%B1n%C4%B1
Apple, bellek çiplerinin maliyetindeki artış nedeniyle MacBook ve iPad fiyatlarını yükseltti
Fotoğraf: Reuters
Apple, iPad ve MacBook fiyatlarını yükseltti.
Şirket, yapay zekâ sektörünün veri merkezi yatırımları sebebiyle artan bellek ve depolama çipi maliyetlerini artık tüketicilere yansıtmama seçeneklerinin kalmadığını belirtti.
Fakat bu zam, Apple'ın en büyük gelir kaynağı olan iPhone'u etkilemiyor.
Öte yandan şirketin bütçe dostu Windows ve Chromebook modellerinden pazar payı kapmak amacıyla piyasaya sürdüğü en ucuz dizüstü bilgisayarı olan Neo'nun başlangıç fiyatı, lansmanından sadece birkaç ay sonra 599 dolardan 699 dolara çıkacak.
Apple'ın fiyatları yükseltmesi, sektörde gıpta edilen tedarik ilişkilerine sahip, dünyanın en değerli elektronik şirketlerinin bile bellek çiplerinin fiyatlarındaki artıştan etkilendiğini gösteriyor.
Micron gibi bellek üreticileri, son aylarda Nvidia gibi yapay zekâ çip üreticilerinin siparişlerine öncelik vererek, bu şirketlerin büyük kâr elde etmesine yardımcı oldu.
Apple yaptığı açıklamada, "Bir bileşen fiyatının bu kadar hızlı ve bu kadar fazla arttığını daha önce hiç görmedik. Şimdiye kadar müşterilerimizi bu artıştan koruduk fakat artık iPad ve Mac için bugün uyguladığımız zamlar da dâhil olmak üzere, birçok üründe fiyatları artırmaya başlamamız gereken bir noktaya geldik" dedi.
Apple'ın internet sitesinde yer alan güncel fiyatlara göre, 512 gigabayt depolama alanına sahip MacBook Air'in fiyatı 1,099 dolardan 1,299 dolara yükselirken, 1 terabayt depolama alanına sahip MacBook Pro'nun fiyatı ise 1,699 dolardan 1,999 dolara çıktı. 128 gigabaytlık iPad Air'in fiyatı ise 599 dolardan 749 dolara çıktı.
Independent Türkçe
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة