Doğal gazı kesilen Avrupa'da kömür tüketimi artıyor

AB ülkelerinin kömür tüketimlerinin bu yıl yüzde 7 artması bekleniyor. Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa ve İtalya kömür santrallerini faaliyete geçiriyor.

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)
TT

Doğal gazı kesilen Avrupa'da kömür tüketimi artıyor

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)

Rusya'nın doğal gaz arzını kesmeye başlamasıyla gaz tüketimlerini düşürmeyi planlayan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde kömür tüketiminin bu yıl yüzde 7 artması bekleniyor.
AB'nin Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında uygulamaya başladığı yaptırımların önemli kısmı Rus enerji sektörünü hedef aldı.
Bu kapsamda, Rusya'dan Avrupa'ya deniz yoluyla petrol ithalatı yasağının yıl sonuna kadar devreye girmesi planlanıyor. Öte yandan yaptırımlar, Rusya'dan kömür ve diğer katı fosil yakıtların satın alınmasını da kapsıyor. AB'nin kömür yaptırımının 10 Ağustos'ta yürürlüğe girmesi bekleniyor.
Kömür ithalatının büyük çoğunluğunu Rusya'dan gerçekleştiren AB ülkeleri, yasağın başlaması öncesinde gerekli önlemleri almaya çalışıyor.
Avrupa İstatistik Ofisi'nin son açıklanan verilerine göre, AB'nin taş kömürü ithalatının yüzde 55,6'sı Rusya'dan yapılıyor. Rusya'yı yüzde 17,2 ile ABD ve yüzde 15,3 ile Avustralya takip ediyor. Kolombiya, Güney Afrika, Endonezya ve Kanada ise diğer önemli tedarikçiler arasında yer alıyor.
Elektrik ve ısınmada kullanılan termal kömürde AB'nin Rusya'dan yaptığı ithalat yüzde 70 seviyesinde bulunuyor. Demir ve çelik üretiminde kullanılan metalurjik kömürde de AB'nin Rusya'dan ithalatı yüzde 30 olarak hesaplanıyor.
Özellikle Avrupa'nın başat ekonomisi Almanya ile Polonya'nın Rus termal kömürüne bağımlılıklarının yüksek olması dikkat çekiyor.
Almanya'nın Rusya'dan termal ve metalurjik kömür ithalatı 14,3 milyon ton, Polonya'nın ise 9,5 milyon ton olarak biliniyor. Almanya, termal kömür ithalatının yüzde 67'sini, Polonya ise yüzde 80,7'sini Rusya'dan gerçekleştiriyor.

- Kömürden elektrik üretimi artıyor
AB, iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri kapsamında son yıllarda kömürden elektrik üretimini kısmaya çalışsa da geçen yıl salgın sonrası talepte yaşanan artış ve gaz yerine kömürün daha fazla kullanılmasıyla kömürden elektrik üretimi yükselişe geçti.
Avrupa Elektrik Görünümü raporuna göre, kömürün AB'nin geçen yılki elektrik üretimindeki payı yüzde 15'e tırmandı. Söz konusu oranın bu yıl daha da artması bekleniyor.
Rusya'nın Avrupa'ya doğal gaz sevkiyatında kesintiye gitmesi, pek çok AB üyesi ülkenin elektrik üretimi için doğal gaz yerine daha fazla kömür kullanılmasına yol açıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, geçen yıl yüzde 6 artan küresel kömür tüketimi bu yıl yüzde 0,7 yükselerek 8 milyar tonu bulacak. Böylece dünyanın kömür tüketimi son 10 yılın en yüksek seviyelerine ulaşacak.
AB ülkelerinin kömür tüketiminin ise bu yıl yüzde 7 artış göstermesi öngörülüyor.
AB'de kömür tüketimindeki artış, savaşın ardından arz sıkıntısı yaşanan gazın yerine kömürün giderek daha fazla kullanılmasından ve elektrik üretiminde talep artışından kaynaklanıyor. Kış aylarında olası bir enerji krizine hazırlık yapan Avrupa ülkeleri kömüre daha fazla yöneliyor.
Ülkedeki tüm kömür santrallerini 2030'a kadar kapatmayı planlayan Almanya'nın Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanı Robert Habeck haziranda yaptığı açıklamada, gelecek dönemde kömür santrallerinin daha fazla kullanılması gerekeceğini duyurmuştu.
Rusya'nın Kuzey Akım'dan gaz akışını yüzde 20 seviyesine kadar düşürmesiyle harekete geçen Almanya, kışa hazırlık için toplam 21 kömür santralini yeniden açmaya veya kapatması planlananların faaliyetini uzatmaya karar verdi. Bu çerçevede ülke, bu ayın başında Mehrum Kömür Santrali'ni faaliyete geçirdi.
Avusturya hükümeti de olası bir enerji krizini önlemek için atıl durumda bulunan bir kömür santralini yeniden kullanıma açacağını açıkladı.
Hollanda'da kömür santrallerinin en fazla yüzde 35 kapasitede çalışmasını gerektiren yasalarını 2024'e kadar kaldırdı.
Fransa ve İtalya da eski termik santrallerini açma plan ve hazırlıkları yapıyor.
Bununla birlikte, kömüre talebin artması bu ürünün fiyatlarını da tırmandırıyor.
Geçen yıl bu dönemde 110 avro civarında seyreden kömürün ton fiyatı bugün itibarıyla yaklaşık 350 avro seviyesinde işlem görüyor. Kömür fiyatları 2020 yılının aynı döneminde ise 40 avro seviyesinde bulunuyordu.
Kömür fiyatları geçen yıla oranla 2 kattan fazla, 2 yıl öncesine göre ise 8 kat artış gösterdi.



Özel sektör, Suudi Arabistan’ın G20 ekonomileri arasındaki büyümesini destekliyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
TT

Özel sektör, Suudi Arabistan’ın G20 ekonomileri arasındaki büyümesini destekliyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Fahd Caddesi (SPA)

Özel sektörün ivmesi ve petrol dışı faaliyetlerin genişlemesiyle Suudi Arabistan, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) geçtiğimiz hafta yayımladığı tahminlere göre 2027 yılında yüzde 7,9’luk büyüme oranıyla, yüzde 7 büyüme kaydetmesi beklenen Hindistan’ı geride bırakarak G20 ekonomileri arasında büyüme lideri olmaya yöneldi. Tahminlerdeki bu fark, düzenleyici reformlar ile genişleyen yatırım fırsatlarının desteğiyle Suudi ekonomisinde yaşanan dönüşümü yansıtıyor. Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Krallık’ın 2027 yılı için yüzde 7,9’luk büyüme tahminiyle G20 ülkeleri arasında ilk sırada yer almasının, ekonominin gücünü ve esnekliğini gösterdiği, özel sektörün ivmesi ile petrol dışı faaliyetlerin genişlemesinden güç alarak daha çeşitli, sürdürülebilir ve yatırım açısından cazip bir ekonomiye doğru ilerlerken yatırım ve büyüme için daha geniş ufuklar açtığı belirtildi.

HYU8

IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde yüzde 5,5 olarak açıkladığı Krallık’ın reel gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüme beklentisini 2,4 puanlık artışla yüzde 7,9’a yükseltti. Yapılan bu revizyon, savaşın etkileri ile ticaret ve enerji kulvarındaki aksaklıkların ardından gelen toparlanma beklentilerini ortaya koyuyor. Söz konusu performans, gözlerin bu ivmenin sürdürülebilirliğine ve yeni yatırım ile istihdam fırsatlarına dönüştürülmesine çevrildiği bir dönemde, petrol dışı sektörlerin büyümeyi yönlendirmedeki payının artması ve Krallık’ın küresel ekonomik zorluklarla mücadele kapasitesinin güçlenmesiyle Vizyon 2030 çerçevesinde Suudi ekonomisinde yaşanan yapısal dönüşümleri yansıtıyor.

Yeni sektörler

Eski Şura Meclisi Üyesi ve ekonomist Dr. Fahd bin Cuma, Suudi Arabistan’ın G20 ekonomileri arasında büyüme tahminlerinde zirvede yer almasının, geleneksel petrol gelirlerine olan bağımlılığın ötesine geçen yapısal bir ekonomik dönüşümü yansıttığını belirtti. Bin Cuma, düzenleyici reformlar, genişleyen yatırım fırsatları ile petrol dışı faaliyetlerin artan katkısından yararlanan özel sektörün, ekonomik faaliyetlerin temel itici güçlerinden biri haline geldiğini vurguladı.

Bin Cuma Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu dönüşümün Suudi ekonomisinin doğrudan devlet teşvikleri aşamasından, büyüme üretme kapasitesine sahip ve daha çeşitli bir üretim tabanı inşasına doğru kademeli geçişini simgelediğini ifade etti.

Özel sektörde yaşanan ivmenin; ekonomik ortamın hazırlanmasına, yerli ve uluslararası yatırımcılara yeni sektörlerin açılmasına katkı sağlayan büyük ölçekli kamu yatırımlarıyla bağlantılı olduğunu ekledi.

Turizm, sanayi, lojistik ve teknoloji sektörlerindeki stratejik projelerin artık projelerin kendi sınırlarını aşan bir ekonomik faaliyeti tetiklediğini açıklayan Bin Cuma, yatırım harcamalarının etkilerinin tedarik zincirlerine, küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) yayılarak iş fırsatlarını genişlettiğini ve ekonominin daha geniş kesimlerinin büyümeye olan katkısını güçlendirdiğini belirtti.

Bin Cuma’ya göre, bu performansın gerçek değeri büyük ekonomiler arasındaki büyüme sıralamasının zirvesinde yer almaktan ziyade, önümüzdeki yıllarda bu ivmeyi sürdürebilme kapasitesinde yatıyor. Bin Cuma, temel zorluğun, ulusal işletmelerin verimliliğini artırarak, petrol dışı ihracatı güçlendirerek, becerileri geliştirerek ve kamu harcamalarından bağımsız özel yatırımların katkısını yükselterek ekonomik genişlemeyi uzun vadeli kazanımlara dönüştürmek olduğunu vurguladı.

Söz konusu kulvarlardaki çalışmaların sürdürülmesinin Suudi ekonomisini çeşitlilikte daha ileri bir aşamaya taşıyacağını belirten Bin Cuma, bu süreçte ilerlemenin yalnızca yüksek büyüme oranları elde etmekle sınırlı kalmayıp, katma değer ve sürdürülebilir istihdam fırsatları yaratma yeteneğine sahip, daha esnek ve rekabetçi bir ekonomik tabanın inşasına kadar uzanacağını kaydetti.

Reformlar ekonominin esnekliğini artırıyor

Suudi Yönetişim Merkezi Başkanı Nasır es-Sehli de Suudi Arabistan’ın G20 ülkeleri arasındaki büyüme tahminlerinde yükselmesinin, tek bir sektörün performansındaki geçici bir iyileşmeden ziyade, Krallık’ın son yıllarda hayata geçirdiği ekonomik reformların kümülatif etkisini yansıttığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’a konuşan es-Sehli, mevzuatın geliştirilmesi, iş yapma kolaylığının sağlanması, yatırımcı katılımının genişletilmesi ve birçok sektörün yeniden yapılandırılmasının yatırımları çekme ve bunları üretim faaliyetlerine dönüştürme konusunda daha yetkin bir ekonomik ortamın inşasına katkıda bulunduğunu vurguladı. Özel sektörün artan rolünün, bu reformların etkisinin reel ekonomiye intikal ettiğinin bir göstergesi olduğunu belirtti.

dcfghyju

Es-Sehli, jeopolitik zorluklar, küresel ticaret ve enerji kulvarındaki aksaklıklar ile bölgedeki stratejik deniz hatlarıyla bağlantılı riskler göz önüne alındığında bu dönüşümlerin öneminin daha da arttığına dikkat çekti.

Es-Sehli, petrol dışı faaliyetler tabanının genişlemesinin, ekonominin gelir kaynaklarını çeşitlendirme ve dış dalgalanmalardan etkilenme düzeyini azaltma kapasitesini güçlendirdiğini ekledi.

Es-Sehli, “Ekonomik çeşitleme, küresel dinamiklerden tamamen kopmak anlamına gelmez; aksine bu dinamiklere uyum sağlayabilen ve farklı koşullarda iş sürekliliğini koruyabilen bir üretim ve yatırım ekosistemi inşa etmek demektir” dedi. Önümüzdeki dönemin, Suudi özel sektörünün kamu projelerinin sunduğu fırsatlardan yararlanma aşamasından, bağımsız ve sürdürülebilir bir yatırım genişlemesine liderlik etme aşamasına geçiş kapasitesini test edeceğini ifade etti.

Es-Sehli’ye göre bu durum; verimliliğin artırılmasını, rekabetin güçlendirilmesini, finansmana erişim imkanlarının genişletilmesini, inovasyonun teşvik edilmesini ve ulusal şirketlerin dış pazarlardaki varlığının artırılmasını gerektiriyor. Krallık’ın büyüme tahminlerindeki ilerleyişinin stratejik öneminin yalnızca G20 ekonomileri arasındaki konumuyla sınırlı olmadığını vurgulayan es-Sehli, bunun aynı zamanda söz konusu ivmeyi, nitelikli istihdam ve sürdürülebilir katma değer yeteneğine sahip bir özel sektörün öncülük ettiği, daha çeşitli ve verimli bir ekonomiye dönüştürme kapasitesiyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Ülkelerin ekonomilerinin sıralaması

IMF’nin son raporu ve bakanlığın aktardığı verilere göre, G20 ülkeleri arasında yüzde 7’lik tahmini büyüme oranıyla Hindistan ikinci sırada yer alırken, bunu yüzde 5,1 ile Endonezya, yüzde 4 ile Çin ve yüzde 3,6 ile Türkiye takip etti. Sıralamada Arjantin yüzde 3,5’lik büyüme beklentisiyle altıncı sırada yer alırken, Arjantin’i yüzde 2,8 ile Güney Kore ve yüzde 2,3 ile ABD izledi. Büyüme tahminleri Brezilya için yüzde 1,9, Meksika için yüzde 1,8, Kanada için yüzde 1,7, Avustralya için yüzde 1,6, Güney Afrika için yüzde 1,3 ve Birleşik Krallık için yüzde 1,2 seviyesinde gerçekleşti. Almanya için yüzde 1,1, Rusya için yüzde 0,9 büyüme öngörülürken; Fransa ve Japonya için tahminler yüzde 0,7 olarak kaydedildi. İtalya ise yüzde 0,6’lık oranla son sırada yer aldı.


Ortadoğu’da gerilimin artmasıyla petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine çıktı

Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
TT

Ortadoğu’da gerilimin artmasıyla petrolün varil fiyatı 110 doların üzerine çıktı

Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)
Meksika Körfezi’nde BP’ye ait açık deniz petrol platformundan yükselen duman sütunu (AP)

Petrol fiyatları, Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin artmasıyla bugün Asya işlemlerinde yükseldi. Husilerin Suudi Arabistan’daki hedeflere saldırılar düzenlediklerini açıklaması ve Körfez’de gemilerin hedef alındığına ilişkin haberlerin ardından Brent petrol, beş ayın en yüksek seviyelerine yakın seyrini sürdürdü.

Brent petrolün vadeli varil fiyatı, önceki seansta 20 Mayıs’tan bu yana en yüksek seviye olan 110,70 doları görmesinin ardından, TSİ 06.19 itibarıyla 55 sent (% 0,5) artarak 110,10 dolara yükseldi.

Kasım vadeli ABD Batı Teksas türü ham petrolünün (WTI) varil fiyatı, vade süresinin bugün sona erecek olması nedeniyle %0,24 artışla 103,91 dolara çıktı. Daha aktif işlem gören aralık vadeli WTI kontratı ise 39 sent (%0,4) yükselerek 98,93 dolara ulaştı.

Fiyatların bu seviyelerde kalması, piyasanın güvenlik sorunlarının genişleme ihtimali ve bunların enerji arzı ile deniz taşımacılığı üzerindeki etkileri nedeniyle risk primini koruduğunu gösteriyor. ING analistleri, petrol fiyatlarının jeopolitik risklerden destek almaya devam ettiğini belirterek, petrol akışının kesintisiz sürmesi durumunda risk priminin kademeli olarak gerileyebileceği uyarısında bulundu. Ancak şu ana kadar bu yönde bir gelişmeye işaret eden belirtilerin bulunmadığını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın gemi hareketlerini takip eden Kpler şirketinden aktardığı verilere göre iki haftalık dönemde en az 18 gemi saldırıya uğradı. Bu durum, deniz ulaşımının güvenliği ve enerji arzına ilişkin endişelerin sürmesine neden oldu.

Açıklanan saldırılar, petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerinde seyrettiği bir dönemde, bölgesel istikrar ve enerji altyapısının zarar görmesi risklerine ilişkin kaygıları da artırdı.

ABD petrol stokları yakından izleniyor

ABD’de Reuters’ın gerçekleştirdiği ön ankete göre, ham petrol ve petrol ürünleri stoklarının geçen hafta gerilemiş olması bekleniyor. Resmî verilerle doğrulanması hâlinde, bu gelişmenin petrol fiyatlarını daha da destekleyebileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan Rusya’nın petrol arzını artırma ihtimali de yakından takip ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü imzaladığı başkanlık kararnamesi, Rusya ile bağlantılı bazı ABD yaptırımları ve gümrük vergileri konusunda muafiyetler içeriyordu. Söz konusu düzenlemeler, Rus mallarına uygulanan vergiler ile Rus enerji ürünlerinin satın alınmasına ilişkin yaptırımları da kapsıyordu.

Ancak Trump cumartesi günü konuya ilişkin henüz kesin bir karar açıklamadığını belirtirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yetkililerin mevcut durumu değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), geçen hafta yayımladığı raporda Rusya’nın ham petrol üretiminin eylül ayında günlük 65 bin varil artarak 8,43 milyon varile yükseldiğini bildirdi. Buna rağmen üretimin, bir yıl önceki seviyesinin günlük yaklaşık 870 bin varil altında kaldığı ifade edildi.

KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, Rusya’dan dizel arzının artması ihtimalinin teorik olarak piyasaya bir miktar rahatlama sağlayabileceğini söyledi. Ancak piyasa oyuncularının, Körfez bölgesindeki enerji altyapısının daha fazla zarar görmesi riskine çok daha fazla odaklandığını vurguladı.


Altın, FED’in faiz kararına ilişkin beklentilerle geriledi

Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
TT

Altın, FED’in faiz kararına ilişkin beklentilerle geriledi

Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)
Hindistan'ın Varanasi kentindeki bir kuyumcuda sergilenen altın bilezikler (AFP)

Altın fiyatları, yatırımcıların gelecek hafta yapılacak ABD Merkez Bankası (FED) toplantısını ve para politikasının seyrine ilişkin ipuçları verebilecek enflasyon verilerini beklemesiyle bugün Asya piyasalarında düşüş kaydetti.

Spot altın, TSİ 04.02 itibarıyla %0,3 gerileyerek ons başına 4 bin 126,84 dolara indi. Aralık vadeli ABD altın kontratları da benzer oranda düşerek ons başına 4 bin146 dolara geriledi.

Piyasaların odağında, 27-28 Ekim tarihlerinde yapılması planlanan FED toplantısı ile gelecek hafta açıklanması beklenen ABD kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri bulunuyor. FED’in enflasyonu ölçmek ve yüzde 2’lik hedefine ulaşma sürecini değerlendirmek için yakından izlediği temel göstergelerden biri olan PCE verilerinin, para politikası kararları üzerinde etkili olması bekleniyor.

CME Group bünyesindeki FedWatch aracına göre piyasalar, FED’in gelecek toplantısında faizleri büyük ölçüde mevcut seviyesinde tutma ihtimalini yüzde 83 olarak fiyatlıyor. Aralık ayında faiz artırımı yapılacağına ilişkin beklenti ise yüzde 94 seviyesinde bulunuyor.

FED, eylül ayında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltmişti.

Faiz oranlarının yüksek seyretmesi, getiri sağlamayan altın üzerinde genellikle baskı oluşturuyor. Yüksek faizler, altını elde tutmanın maliyetini faiz getirisi sağlayan varlıklara kıyasla artırıyor. Bununla birlikte piyasalar, Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeleri de yakından takip ediyor.

Değerli metaller piyasasında gümüş %0,7 düşüşle ons başına 56,69 dolara gerilerken platin bin 639,65 dolarda yatay seyretti. Paladyum ise %0,7 değer kaybederek ons başına bin 112,08 dolara indi.