Parmak kıran satranç robotuyla gündeme geldi: Tarihten en feci robot faciaları

Bir robot tarafından öldürülen ilk kişi, Ocak 1979'da hayatını kaybeden Robert Williams’tı

Yapay zeka programları ve robotlar insanların gündelik işlerini kolaylaştırırken, korkunç olaylara da karışabiliyor (Unsplash)
Yapay zeka programları ve robotlar insanların gündelik işlerini kolaylaştırırken, korkunç olaylara da karışabiliyor (Unsplash)
TT

Parmak kıran satranç robotuyla gündeme geldi: Tarihten en feci robot faciaları

Yapay zeka programları ve robotlar insanların gündelik işlerini kolaylaştırırken, korkunç olaylara da karışabiliyor (Unsplash)
Yapay zeka programları ve robotlar insanların gündelik işlerini kolaylaştırırken, korkunç olaylara da karışabiliyor (Unsplash)

Hafta sonu Rusya'da satranç oynayan yapay zekalı bir robotun bir çocuğun parmağını kırdığı görüntüler tartışma yaratmaya devam ediyor.
Moskova Açık Satranç Turnuvası’nda küçük çocuğun hamlesini tavsiye edilen süreden daha erken yapması robotun kafasını karıştırdı. Bunun üzerine robot, çocuğun parmağını yakaladı ve ezerek kırılmasına neden oldu.

Rusya Satranç Federasyonu başkan yardımcısı Sergey Lazarev, olayın bir kaza olduğunu vurguladığı açıklamasında, çocuğun çok erken bir hamle yaparak güvenlik kurallarını ihlal ettiğini söyledi.
Öte yandan bu olay, robotların neden olduğu başka kazaları da gündeme getirdi. İşte robotların karıştığı bazı feci kazalar…

Robotun karıştığı ilk ölümlü kaza
Bir robot tarafından öldürülen ilk kişi, Ocak 1979'da Robert Williams oldu.
ABD’nin Michigan eyaletinde bir fabrika işçisi olan 25 yaşındaki Williams, depolama raflarından nesneleri almak için tasarlanmış bir endüstriyel robot kolunun kafasına çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Ailesi, robot üreticisi Litton Industries'e dava açtı ve 10 milyon dolar tazminat aldı. Mahkeme böyle bir kazanın olmasını önlemek için yeterli güvenlik önlemi alınmadığına karar verdi.

İşçiyi 10 yerinden bıçaklayan makine
En korkunç robot kazalarından biri, Aralık 2018'de Zhou adlı 49 yaşındaki Çinli bir fabrika işçisinin başına geldi.
Fabrika’daki dev robotik üretim aracı aniden çökünce makinenin üzerindeki sivri uçlu 10 çubuk Zhou’nun bedenine saplandı.
Çubuklardan 9’u işçinin sağ koluna, biri de göğsüne girdi.
Zhou mucizevi şekilde hayatta kaldı.

Otonom sürüşte ilk ölüm: Tesla otomobili traktörü göremedi
Otonom sürüş özelliğine sahip araçların neden olduğu ilk ölüm, Mayıs 2016'da kayda geçti. Eski bir donanma subayı Florida'da bir otoyolda Tesla aracını sürücüsüz moda almıştı.
Araç bir traktörle çarpışınca Tesla otomobil yüzlerce metre savruldu.
Tesla’nın otopilot sistemi, traktörün beyaz rengini parlak gökyüzüne benzettiği için ağır taşıtı tespit edemedi. Olayı soruşturan ekipler, sürücünün de frene basma girişiminde bulunmadığını aktardı.
Elon Musk'ın kurucusu ve CEO’su olduğu firma, yolcunun "trajik" ölümünü doğruladı ama araçlarının diğerlerinden daha güvenli olduğunu söyleyerek kendini savundu.

Bir diğer otonom sürüş felaketi
Mart 2018'de Elaine Herzberg, yolculuk paylaşımı firması Uber'den kiralanan otonom bir prototipin çarpması sonucu hayatını kaybetti.
49 yaşındaki Herzberg, Arizona'da 4 şeritli bir yolda bisikletini iterken, otonom sürüş modunda çalışan araç ona çarptı.
60677743-11046663-This_photo_from_video_from_a_mounted_camera_provided_by_the_Temp-a-3_1658821765705.png
Tempe Polis Departmanı tarafından sağlanan fotoğraf, Uber aracının kadına çarpmasından saniyeler öncesini gösteriyor (AP)
Araçta yedek sürücü olarak görev alan Uber mühendisi Rafaela Vasquez’in kaza esnasında video izlediği için ihmalkar davrandığı öne sürüldü.
Vasquez daha sonra taksirle adam öldürmekle suçlanırken, Uber kazadan sorumlu tutulmadı.

Robot cerrah hastayı öldürdü
Şubat 2015'te, üç çocuk babası ve emekli müzik öğretmeni Stephen Pettitt, Birleşik Krallık’taki Freeman Hastanesi'nde kalbindeki mitral kapak hastalığı nedeniyle robotik cerrahi operasyon geçirdi.
Bu, ülkenin ilk robot destekli kalp kapakçığı ameliyatıydı.
Robot çok ses çıkardığı için baş cerrah Sukumaran Nair ve asistan cerrah Thasee Pillay birbirini duymakta zorluk çekti. Nair, Da Vinci adlı robotun dikişleri yanlış şekilde attığını söylemek için iş arkadaşlarıyla bağırarak iletişim kurmak zorunda kaldı ve bu esnada olmaması gerekenler yaşandı.
Robot, hastanın aort damarına zarar verdi ve robotun görmesini sağlayan kamera da dahil her yer kan oldu.
Sonunda hasta hayatını kaybetti.
Nair, artık İskoçya'da çalışıyor ve robotik cerrahi prosedürleri uygulamıyor.

Volkswagen fabrikasında robot işçiyi yakaladı
Haziran 2015'te Almanya'nın Baunatal kentindeki bir Volkswagen fabrikasında 22 yaşındaki bir adam robotik bir kol tarafından öldürüldü.
Robotik kol, makine parçalarını kaldırmayı amaçlıyordu. Ancak yanlışlıkla genç adamı yakaladı ve onu büyük bir metal plakaya vurdu.
Göğsünden ağır yaralanan adam, hastanede hayatını kaybetti.
Soruşturma sonucunda robotta arıza olmadığı, kazanın insan kaynaklı bir hatadan kaynaklandığı savunuldu.

Amazon deposunda ayı kovucu sprey paniği
Robotların karıştığı kazaların en ilginç örneklerinden biri 2018’de meydana geldi.
Bir robot, New Jersey'deki bir Amazon deposunda ayı kovucu sprey içeren bir kutuyu yanlışlıkla deldi ve 24 işçiyi hastanelik etti.
Kutu yüklü miktarda sprey içeriyordu. Sprey ise yoğun kapsaisin içeriyordu. Bu, acı biberde ve biber gazında yer alan aktif bir bileşen.
Gazdan etkilenen işçilerden biri yoğun bakımda tedavi edildi.
 
Independent Türkçe, Daily Mail



Çin'den "Ay saati": Einstein'ın teorisine yeni kanıt

Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)
Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)
TT

Çin'den "Ay saati": Einstein'ın teorisine yeni kanıt

Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)
Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)

Çinli bilim insanları Ay'daki zamanı takip eden bir yazılım geliştirdi. Model, Albert Einstein'ın teorilerine yeni bir kanıt sunuyor.

Einstein'ın görelilik teorisinin gösterdiği üzere kütleçekim veya yerçekimi, uzay-zaman dokusunu büküyor.

Bu nedenle zaman, evrenin her yerinde aynı şekilde işlemiyor. Bir nesnenin hızı ve yakınındaki cisimlerin kütleçekim kuvveti zamanın ilerlemesini etkiliyor. 

Kütleçekim kuvveti arttıkça zaman daha yavaş akarken, nesneyi çeken kuvvet azalınca zaman hızlanıyor. Örneğin bir dağın tepesinde zamanın daha hızlı geçmesinin nedeni de bu.

Ay'ın kütlesi ve buna bağlı olarak kütleçekim kuvveti Dünya'dan daha düşük olduğu için zaman uyduda farklı ilerliyor. Ay'daki bir gözlemci için Dünya merkezli bir saat, her Dünya gününde 58,7 mikrosaniye kaybediyor.

58,7 mikrosaniye önemsiz bir fark gibi görünse de Ay görevlerinde kritik önem taşıyor. Modern uzay araçları GPS'e benzer sistemlerle çalışıyor. Bu sistemler, bir radyo sinyalinin bir uydudan bir alıcıya ulaşması için geçen süreyi ölçerek konumu hesaplıyor. Küçük bir zamanlama hatası, iniş aracının konumunu kilometrelerce saptırabilir.

Bugüne kadar Ay'a kısa süreliğine ve nadir gidildiği için bu durum ciddi bir sorun arz etmedi. Ancak uyduya yapılan ziyaretlerin artması beklendiğinden zamanı daha doğru hesaplayacak araçlara ihtiyaç var. 

Nankin'deki Mor Dağ Gözlemevi ve Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden araştırmacılar, Ay zamanını ölçen, dünyanın kullanıma hazır ilk yazılımını geliştirdi.

Bilim insanları Ay'ın hareketine ilişkin hassas verileri kullanarak uyduyla Dünya arasındaki zaman farkının değişimini izleyerek işe başladı.

Ardından bu hesaplamaları, süreci otomatikleştiren bir yazılım paketine entegre ettiler. Bu sayede kullanıcılar, karmaşık hesaplamaları yapmaya gerek kalmadan iki gökcisminin zamanını doğrudan karşılaştırabiliyor.

Bulguları hakemli dergi Astronomy & Astrophysics'te yayımlanan çalışmaya göre yazılım, bin yıl sonra bile nanosaniye hassasiyetinde doğruluğunu koruyacak.

Bulgular, uzay-zaman dokusunun kütleçekimden etkilendiğini gösteren görelilik teorisini yüksek hassasiyetli ölçümlerle güçlü bir şekilde kanıtlıyor.

Araştırmacılar, bu teoriye dayanak geliştirdikleri Ay Saati Efemerisi (Lunar Time Ephemeris / LTE440) adlı modelin, gerçek uygulamalarda navigasyon sağlamadan önce daha fazla geliştirilmeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. 

Ay, uzay araçları ve insanlarla doldukça bu tür navigasyon araçları da daha önemli olacak. 

NASA, Ay'a 1972'den beri ilk kez düzenlenecek insanlı uçuşun roketini önceki günlerde fırlatma rampasına yerleştirmişti. Artemis II görevi kapsamında atılacak roketin en erken 6 Şubat'ta fırlatılması beklenirken, bu tarih nisana kadar uzayabilir.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, IFLScience, South China Morning Post, Astronomy & Astrophysics, BBC Sky at Night Magazine


Erkeklerde toksik masküliniteyi ölçme yöntemi geliştirildi

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

Erkeklerde toksik masküliniteyi ölçme yöntemi geliştirildi

(Unsplash)
(Unsplash)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri 

"Toksik maskülinite"nin tanımını daraltan yeni bir araştırmaya göre bu sorunlu erkek davranışı, yalnızca erkeklerin küçük bir alt kümesinde görülen bir özellik.

Yeni Zelanda'da yaklaşık 15 bin heteroseksüel erkeğin katıldığı araştırma, 5 farklı maskülinite profili belirledi ve bunlardan yalnızca birinin "toksik" diye tanımlanabileceğini buldu. Toksik maskülinite, topluma zararlı olabilen baskınlık ve saldırganlık gibi klişeleşmiş erkek özelliklerini ifade eden, internette sıkça kullanılan bir terim.

Psikologlar, katılımcıların uyumsuzluk, narsisizm ve cinsel önyargı gibi "sorunlu maskülinite"yle bağlantılı 8 gösterge hakkında soruları yanıtladığı Yeni Zelanda Tutum ve Değerler Çalışması'ndan elde edilen verileri değerlendirdi.

Ayrıca, kadınlara karşı açıkça olumsuz tutumlar anlamına gelen düşmanca cinsiyetçilik ve görünüşte olumlu ancak kadınlara dair klişeleşmiş görüşleri kapsayan iyi niyetli cinsiyetçilik hakkında da soruları yanıtladılar.

Araştırmacılar, bu kişilik göstergeleri hakkındaki sorulara verdikleri yanıtlara dayanarak erkeklerin farklı alt gruplarını belirlemek için istatistiksel araçlar kullandı.

Rıza dışı dokunma örneği (Binghamton Üniversitesi ve New York Eyalet Üniversitesi/Eurekalert)
Rıza dışı dokunma örneği (Binghamton Üniversitesi ve New York Eyalet Üniversitesi/Eurekalert)

Analiz, 5 farklı erkeklik profili ortaya çıkardı. Erkeklerin yaklaşık yüzde 35'ini oluşturan en büyük grup, toksik özelliklerde düşük puan alırken, anket katılımcılarının yaklaşık yüzde 53'ünü oluşturan diğer iki büyük grup düşük ila orta düzeyde puan aldı.

"Atoksikler" diye nitelenen bu erkekler, "sorunlu maskülinite"nin 8 göstergesinde en düşük puanı aldı. Bu da sözkonusu tutumların olmayışına işaret ediyor.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 7'si, orta düzeyde uyumsuzluk, narsisizm ve aile içi şiddeti önlemeye karşıtlık gösteren "iyicil toksik" diye nitelendi.

Çalışmaya göre bu bireyler, görünüşte olumlu ancak kısıtlayıcı kadın görüşleri ve yüksek cinsel önyargıyla karakterize edilen toksiklik sergiledi.
 

Farklı Erkeklik Türlerinin Profilleri (Deborah Hill Cone vd., Erkeklerin ve Maskülinitenin Psikolojisi (2026))

Farklı Erkeklik Türlerinin Profilleri (Deborah Hill Cone vd., Erkeklerin ve Maskülinitenin Psikolojisi (2026))

Katılımcıların yaklaşık yüzde 3'ünü oluşturan en küçük kategori, "düşmanca toksik" diye nitelendi. Bu kişiler uyumsuzluk, düşmanca cinsiyetçilik, aile içi şiddetin önlenmesine karşıtlık, narsisizm ve sosyal baskınlık yöneliminde en yüksek puanları aldı aldı.

Araştırmacılar, bu profilin, yaygın olarak anlaşılan "toksik maskülinite" tanımıyla en yakından örtüştüğünü söylüyor.

Çalışmada, "Böylece sorunlu erkekliği diğer yapıcı erkeklik biçimlerinden ayırma ihtiyacını gösteriyoruz" dendi.

Araştırmacılar, "Erkeklerin sadece küçük bir kısmı geleneksel toksik maskülinite biçimlerini sergiledi" sonucuna vardı ve "Erkekler toksik olmadan da 'erkeksi' olabilir" diye ekledi.

Sonuçlarımız bir bütün olarak ele alındığında, maskülinite kimliklerinin çeşitliliğini gösteriyor ve yıkıcı erkek tutumlarını ele almaya yönelik müdahalelerin, farklı toksisite biçimlerine karşı koyacak şekilde uyarlanması gerektiğini ortaya koyuyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/science


Çığır açan çalışmayla kelliğin yeni tedavileri mümkün

Saç ekimi yapılan hastanın kafa derisine saç çizgisi işaretlemeleri yapılıyor (AFP/Arşiv)
Saç ekimi yapılan hastanın kafa derisine saç çizgisi işaretlemeleri yapılıyor (AFP/Arşiv)
TT

Çığır açan çalışmayla kelliğin yeni tedavileri mümkün

Saç ekimi yapılan hastanın kafa derisine saç çizgisi işaretlemeleri yapılıyor (AFP/Arşiv)
Saç ekimi yapılan hastanın kafa derisine saç çizgisi işaretlemeleri yapılıyor (AFP/Arşiv)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri 

Ders kitaplarının yeniden yazılmasını gerektirebilecek ve yeni saç dökülmesi tedavilerine önayak olabilecek yeni bir çalışmaya göre, daha önce görülmemiş bir hücre ağı, saçın köklerden çıkmasında kritik bir rol oynuyor.

Şimdiye kadar, insan saçının kökten yukarı doğru bir itmeyle uzadığı düşünülüyordu.

Ancak yeni çalışma, her bir saç telinin hareket eden hücrelerden oluşan koordineli bir ağ tarafından yukarı doğru çekildiğini ortaya koymak için gelişmiş 3D görüntüleme kullandı.

Londra Queen Mary Üniversitesi'nden Inês Sequeira, "Onlarca yıldır saçın, saç kökündeki bölünen hücreler tarafından dışarı itildiği varsayılıyordu" dedi.

Nature Communications adlı akademik dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Dr. Sequeira, "Bunun yerine, adeta küçük bir motor gibi hareket eden çevredeki doku tarafından bilfiil yukarı doğru çekildiğini bulduk" dedi.

Bilim insanları çalışmada folikülün içindeki hücre bölünmesini engelledi ve saç büyümesinin yavaşlamasını veya durmasını bekledi. Bunun yerine, büyümenin neredeyse aynı hızda devam ettiğini gördüler.

Ancak hücrelerin kasılmasını ve hareket etmesini sağlayan aktin proteinini bozduklarında, saç büyümesinin yüzde 80'den fazla azaldığını buldular.

Bilgisayar simülasyonları, folikülün dış katmanlarındaki koordineli hareketle bağlantılı aktin proteininin çekme kuvvetinin, saçın gözlemlenen yukarı doğru hareket hızının anahtarı olduğunu doğruladı.

Çalışmada, "Bu yaklaşım, alt bulbe bölgesine giren dış kök kılıfı hücrelerinin aşağı doğru spiral benzeri hareketini ortaya koyuyor" dendi.

Dış kök kılıfının başlattığı çekme kuvvetinin saç lifi çıkmasına katkıda bulunduğu mekanik bir model öneriyoruz.

Gelişmiş 3D zaman atlamalı mikroskopi kullanarak araştırmacılar, saç folikülündeki karmaşık, dinamik biyolojik süreçlere gerçek zamanlı olarak bakabildi.

Bu teknik, ayrı ayrı gözlemlerden çıkarılması imkansız olan hücre bölünmelerini gözlemlemelerini sağladı.

Çalışmanın yazarlarından Nicolas Tissot, "Bu yaklaşım, yerel olarak üretilen kuvvetleri modellemeyi mümkün kıldı" dedi.

Çalışmanın yazarlarından Thomas Bornschlögl, gözlemlerin saç büyümesinin yalnızca hücre bölünmesiyle değil, dış kök kılıfının "saçı aktif olarak yukarı çekmesiyle" gerçekleştiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Araştırmacılar, saç büyümesinin ardındaki mekanik kuvvetlere dair bu yeni anlayışın, folikülleri hedef alan saç dökülmesi tedavilerinin tasarlanmasını sağlayabileceğini umuyor.

Dr. Bornschlögl, "Folikül mekaniğine dair bu yeni bakış açısı, saç bozukluklarını incelemek, ilaçları test etmek ve doku mühendisliğiyle rejeneratif tıbbı geliştirmek için yeni fırsatlar açıyor" dedi.

Bilim insanları, çalışmada kullanılan görüntüleme yönteminin, farklı ilaçların ve tedavilerin canlı doku üzerinde test edilmesine de imkan sağlayabileceğini söylüyor.

Independent Türkçe, Independent.co.uk/news/science