Libya: Başkentte silahlı gruplar arasında çatışmalar yaşandı

Libyalı silahlı adamlar (Arşiv- Reuters)
Libyalı silahlı adamlar (Arşiv- Reuters)
TT

Libya: Başkentte silahlı gruplar arasında çatışmalar yaşandı

Libyalı silahlı adamlar (Arşiv- Reuters)
Libyalı silahlı adamlar (Arşiv- Reuters)

Libya'nın başkenti Trablus'un batısında dün gece silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşandı.
Yerel basında yer alan haberlere göre, siyasi kaos ve iktidar için yarışan iki hükümet sebebiyle kentin güneyindeki el Cibis'te ağır ve hafif silahların kullanıldığı çatışmalar yaşandı.
Haberlere göre, Trablus merkezli hükümetin başkanı Abdulhamid Dibeybe’ye sadık silahlı gruplar ile Libya'da Temsilciler Meclisi tarafından başbakan olarak seçilen Fethi Başağa’ya yakın diğer gruplar arasında çatışmalar yaşandı.
Libya medyasına göre çatışmalar, Savunma Bakanlığına bağlı 444 Tugayı'nın arabuluculuğu ile sona erdi. Şu ana kadar herhangi bir can kaybı bildirilmedi.
Libya, rakip iki yönetim arasında büyük bir bölünme yaşıyor. Temsilciler Meclisi, Dibeybe hükümetinin görev süresi dolduğu için meşruiyetini yitirdiğini duyurmuş ve Mart ayında Başağa’yı hükümeti kurmakla görevlendirmişti. Ancak Dibeybe iktidarı sadece seçilmiş bir hükümete devredeceği hususunda ısrarcı oldu.
Başağa, Trablus'a girişi engellendikten sonra ülkenin merkezindeki Sirte'yi geçici karargah olarak seçti.
Dibeybe hükümetine, geçtiğimiz Aralık ayında yapılması planlanan yasama ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini düzenleme görevi verildi.
Ancak siyasi partiler arasında özellikle seçim kanunu konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, seçimlerin süresiz olarak ertelenmesine neden oldu. Uluslararası toplumun ise ülkede istikrarı sağlamak için büyük umutları var.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askeri aracı, Lübnan'ın güneyindeki yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)
İsrail askeri aracı, Lübnan'ın güneyindeki yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde bir askerinin öldüğünü duyurdu

İsrail askeri aracı, Lübnan'ın güneyindeki yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)
İsrail askeri aracı, Lübnan'ın güneyindeki yıkılmış binaların yanından geçiyor (AFP)

İsrail ordusu dün yaptığı açıklamada, Lübnan'ın güneyinde devam eden çatışmalarda bir askerinin öldüğünü duyurdu. Böylece mart ayı başında kuzey cephesinde savaşın başlamasından bu yana ölen askeri personel sayısı 21'e yükseldi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre ordu, 24 yaşındaki Yüzbaşı Maor Yisrael Recanati'nin "Lübnan'ın güneyindeki çatışmalar sırasında öldürüldüğünü" belirtti ancak konuya ilişkin daha fazla detay vermedi.

28 Şubat'ta İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik ortak saldırısıyla fitili ateşlenen Ortadoğu'daki savaşın çemberi, Hizbullah'ın, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in saldırıların ilk gününde öldürülmesine misilleme olarak 2 Mart'ta İsrail'e roket fırlatmasının ardından Lübnan'a sıçramıştı.

İsrail bu saldırılara, Lübnan'a yönelik kapsamlı hava saldırıları düzenleyerek ve güneydeki sınır bölgelerini karadan işgal ederek karşılık veriyor.

Lübnan makamlarına göre, İsrail ile Hizbullah arasında 2 Mart'ta başlayan savaştan bu yana İsrail saldırıları Lübnan'da 2 bin 900'den fazla kişinin ölümüne yol açtı. Bu can kayıplarının 400'den fazlası ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşirken, saldırılar nedeniyle 1 milyondan fazla kişi de yerinden edildi.


Washington ve Tahran arasında Zeydi: Yetersiz bir hükümet ve mercek altındaki Irak egemenliği

 Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Washington ve Tahran arasında Zeydi: Yetersiz bir hükümet ve mercek altındaki Irak egemenliği

 Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi (ortada), Bağdat'ta kabinesini parlamentoya sunmadan önce, 14 Mayıs 2026 (AFP)

Selam Zeydan

Irak parlamentosu, Iraklı fraksiyonların hükümete katılmasının engellenmesi sebebiyle son derece karmaşık bölgesel ve iç koşulların ortasında, Ali el-Zeydi hükümetine güvenoyu verdi ve 23 bakanlık için önerdiği adaylardan 14'ünü onayladı.

Hukuk Devleti Koalisyonu Başkanı Nuri el-Maliki, parlamentonun Yüksek Öğretim ve İçişleri bakanlıkları için adaylarını reddetmesinin ardından büyük darbe aldı. Aynı kaderi, Sünni müttefiki Azm Koalisyonu Başkanı Müsenna es-Samarrai de yaşadı; Kültür ve Planlama bakanlıkları için adayları parlamento tarafından reddedildi.

Konu hakkında bilgili kaynaklara göre Zeydi, silahlı örgütlerle bağlantılı herhangi bir bakanı reddetmesi için yoğun Amerikan baskısıyla karşı karşıya kaldı. Çok sayıda bakan adayı veto edildi ve yerlerine yenileri önerildi. Kaynaklar, Koordinasyon Çerçevesi’nin, özellikle bazı fraksiyonların silahsızlanma ve yalnızca siyasi sürece katılma arzusunu dile getirmesi nedeniyle, Amerikan tarafıyla müzakereler sonuçlanana kadar bu fraksiyonlara tahsis edilen bakanlıklar için yeni adayların sunulmasını ertelemeye karar verdiğini doğruladı. Zeydi, yaklaşan Kurban Bayramı'ndan sonra kabinesini tamamlayacak ve kalan dokuz bakanlık pozisyonu için Amerikan tarafıyla bir anlaşmaya varmaya çalışacak.

Bu arada İran, Koordinasyon Çerçevesi’ne Amerikan baskısına boyun eğmemesi ve hükümet içindeki pozisyonlara fraksiyonların temsilcilerinin atanması yönünde yoğun baskı uyguladı. Bu ihtilaf, Amerikan tehditlerinin ciddiyetiyle birleşince, Koordinasyon Çerçevesi içinde bölünmeye yol açtı. Bu bölünmeden Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim ile Asaib Ehli-l Hak lideri Kays el-Hazali'nin temsil ettiği, ABD ile karşı karşıya gelmeye karşı çıkan grup zaferle çıktı.

Zeydi, son derece karmaşık koşullar altında görevi üstlendi. Irak, mutlak Amerikan ve İsrail hakimiyeti altındaki hava sahası üzerinde kontrol sahibi değil. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol ihracatının yapılamaması ve hükümetin çalışanların maaşlarını ödeyememesi gibi zorlukla karşı karşıya kalmasıyla aynı zamanda meydana geldi.

Zeydi, son derece karmaşık koşullar altında görevi üstlendi. Irak, mutlak Amerikan ve İsrail hakimiyeti altındaki hava sahası üzerinde kontrol sahibi değil. Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle petrol ihracatının yapılamaması ve hükümetin çalışanların maaşlarını ödeyememesi gibi bir zorlukla karşı karşıya kalmasıyla aynı zamanda meydana geliyor.

Koordinasyon Çerçevesi, Seyyid eş-Şuhada Tugayları’na bağlı ve Ebu Ala el-Veli önderliğindeki Zafer Hareketi, Hizbullah Tugayları’na bağlı Haklar Hareketi ile İmam Ali Tugayları’na bağlı ve Şibli el-Zeydi önderliğindeki Hizmetler Hareketi, ayrıca Muhsin el-Mendelavi önderliğindeki el-Esas Koalisyonu gibi fraksiyonları temsil eden güçlere herhangi bir bakanlık vermedi. Öte yandan, mevcut kabinede yer almayan Asaib Ehli-l Hak hareketi, başbakan yardımcılığı pozisyonunu hedefliyor. Bu görev için Kays Hazali, kardeşi ve hareketin genel sekreteri olan Leys Hazali'yi aday gösterdi.

Karmaşık bölgesel ortamda, Zeydi hükümeti, adaylar konusunda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle İçişleri ve Savunma Bakanlıkları için atamaları kesinleştirmeden çalışmalarına başladı. Durumu daha da karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise Irak'ta son zamanlarda Necef şehrinde bir İsrail askeri üssünün inşa edildiğine dair çıkan haberlerdi. Zira bu durum, Ekim 2023 savaşından bu yana İsrail ile çatışma halinde olan Iraklı örgütler için açık bir meydan okuma oluşturuyor.

Görsel kaldırıldı.Iraklı milletvekilleri, Bağdat'taki parlamento binasında, Başbakan Ali Zeydi başkanlığındaki yeni hükümeti oylamak üzere yapılacak oturuma katılıyor, 14 Mayıs 2026 (Reuters)

Bu bağlamda, bilgili kaynaklar, Irak hükümetinin Necef çölündeki bu güçlerin ne kadar süre kaldığı ile ilgili kesin kanıtlardan yoksun olduğunu söyledi. Ancak, bir çobanın ihbarı üzerine, bölgeye derhal bir güvenlik gücü gönderildi ve söz konusu güç hedef alındı. Kaynaklar, ABD Büyükelçiliği ile temasa geçildikten sonra büyükelçiliğin Irak tarafına bu güçlerin kendileriyle bağlantılı olmadığını bildirdiğini ve o zaman bunların İsrail güçleri oldukları hipotezinin güçlendiğini de belirtti.

Aynı kaynaklar, bölgede beşten fazla uçak ve çok sayıda askeri aracın bulunduğunu vurguladı. 12 Günlük Savaş'tan bu yana Irak'ın hava savunma sistemlerinin yetersizliği nedeniyle Amerikan ve İsrail uçaklarının Irak hava sahasını kontrol ettiğini belirtmekte fayda var.

Kerbela Operasyon Komutanı Ali el-Haşimi şunları söyledi: “İsrailli güç Necef çölüne doğru 25 kilometre mesafede bulunuyordu. Kendisine yaklaşırken, güvenlik güçlerimizi hedef alan uçaklarla karşılaştık. Bu nedenle geri çekilmek yerine konuşlanmaya karar verdik. Ertesi gün, gücün bulunduğu yere doğru ilerlediğimizde, çoktan ayrılmış olduğunu gördük.”

Gücün söz konusu yerde 48 saatten fazla bulunmadığını ve bölgede haftalarca bulunduğu yönündeki haberlerin yanlış olduğunu, bunun bir üs değil, bir girişim olduğunu ifade etti.. Wall Street Journal'ın bir İsrail üssünün kurulduğuna ilişkin haberinin ardından, Ortak Operasyonlar Komutanlığı yeni bir askeri operasyon başlatacağını duyurdu. Bu operasyon, Irak hükümetinin bilmediği herhangi bir İsrail veya Amerikan üssünün varlığına ilişkin endişeler nedeniyle, bütün birliklerin katılımını ve ıssız çöl alanlarının aranması faaliyetlerini içeriyor.

Aynı bağlamda, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi Yaser İskender Vatut, İsrail güçlerinin 2003'ten önce kurulmuş bir askeri üsse ait eski bir piste bir günlük iniş gerçekleştirdiğini belirtti. İsrail varlığının amacının Irak topraklarından fırlatılan insansız hava araçlarının kalkış noktalarını takip etmek ve hedeflerini belirlemek olduğunu açıkladı. Irak güvenlik güçleri iniş alanına vardığında İsrail güçlerinin çoktan geri çekilmiş olduğunu, ardından yapılan aramada sadece askerlerin geride bıraktığı yiyecek artıklarının ve kalıntıların bulunduğunu kaydetti.

Ancak yazar Muntazar Nasır, Necef çölünde bir İsrail üssünün kurulmasını, devlet otoritesinin yokluğunu ortaya koyan büyük bir skandal olarak nitelendirdi. Bunu, devlet projesinin kendi mimarları veya projede yer alanlar tarafından, son yıllarda dış taleplere boyun eğilmesi nedeniyle çökmesine, ayrıca, direniş gruplarıyla bağlantılı bazı kişilerin Irak hava sahasında yabancı cisimleri tespit eden radarları hedef alıp devre dışı bırakmalarına bağladı.

Nasır, yaptığı açıklamaada, Irak hükümetinin Irak hava sahasını koruyan, güvenlik ve askeri konularda kendisi ile iş birliği yapan uluslararası koalisyonla olan anlaşmasını feshettiğini söyledi. İş birliğinin devam etmesinin Irak'ı bu tür ihlalleri ortaya çıkarmaktan sorumlu tutabileceği için feshedilmiş olabileceğini belirten Nasır, Irak'ın gelişmiş hava savunma sistemlerinden yoksun olduğu için tanımlanamayan cisimleri tespit edemediğini açıkladı.

Nasır şunu da vurguladı: “Bu İsrail üssü Sünni çoğunluklu bir bölge olan Anbar çölünde kurulmuş olsaydı, bu konu propaganda amacıyla kullanılır ve Sünni bileşene veya ayrım gözetmeksizin Sünni siyasi oluşumlara suçlamalar yöneltilirdi. Ancak bugün herkes sessiz çünkü burası Şii bir bölge ve Irak güçlerinin ve milislerinin burnunun dibinde bulunuyor.”

İsrail üssünün kurulmasının ardındaki amaçların çok sayıda olduğunu, bunların arasında İran'ın Tel Aviv'i hedef alan uçak ve füzelerini izlemek, sahip olduğu teknolojiyi korumak için bir uçağı veya mürettebatını kurtarmaya çalışmak gibi amaçların da bulunduğunu vurguladı. İsrail'in Irak devletine nüfuz edebilecek kapasitede olduğuna dair herkese açık bir mesaj gönderdiğini belirtti. “Hatta Bağdat'ın kalbinde özel operasyonlar bile gerçekleştirebilirken, etkili siyasi bloklar kurulacak hükümetteki paylarını güvence altına almakla meşgul oldukları için bu tehlikeyi fark edemediler” dedi.

Zeydi, Irak'ın İran’ın müdahalelerini sınırlamasını, müttefiklerini hükümet pozisyonlarından uzaklaştırmasını ve komşularını tehdit etmekten kaçınmasını talep eden Washington ile ilişkilerini yönetmede ciddi bir zorlukla karşı karşıya

Zeydi, Irak'ın İran’ın müdahalelerini sınırlamasını, müttefiklerini hükümet pozisyonlarından uzaklaştırmasını ve komşularını tehdit etmekten kaçınmasını talep eden Washington ile ilişkilerini yönetmede ciddi bir zorlukla karşı karşıya. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardı analize göre Chatham House'un Ortadoğu ve Kuzey Afrika programında araştırmacı olan Haydar el-Şakiri şunları söyledi: “Eğer İsrail'in Amerikan desteğiyle Necef'te üs kurduğu kanıtlanırsa, Irak ile ABD arasındaki ilişki daha da gerginleşecektir, çünkü şu anda ABD'nin Irak'ın egemenliğini ihlal etmesi nedeniyle ilişkide bir karışıklık yaşanıyor.” ABD'nin İsrail'in Irak'ın egemenliğini ihlal etmesine yardım ettiğini ve bunun gelecekte ve özellikle de güvenlik ve ekonomik anlaşmaların sonuçlandırılması alanında, İran ile ABD arasındaki ilişkileri karmaşıklaştırdığını vurguladı.

Görsel kaldırıldı.Irak'ın güneybatısındaki Necef çölünde, enkaz halindeki bir kamyonetin etrafında toplanan adamlar. İsrail güçleri, İran'a karşı savaş sırasında Irak çölünde eski bir havaalanını kullanarak geçici bir üs kurmuştu,12 Mayıs 2026 (AFP)

Şakiri, silahlı fraksiyonlar ve Amerikalılar arasındaki ateşkesin geçici olduğunu ve ABD'nin Irak’ın egemenliğini ihlal etmeye devam etmesi halinde, yeniden çatışmalar nedeniyle ateşkes görüşmelerinin geçmişte kalacağını belirtti. Zira fraksiyonlar şu anda hükümet kurma ve pozisyonları paylaşma sürecinde oldukları için herhangi bir gerilimin kendi çıkarlarına olmadığını düşünüyorlar.

Şakiri, İsrail ve ABD'nin Irak hava sahasını sürekli ihlal etmesinin ve uçakların hedef alınmamasının öncelikle Irak'ı savaştan uzak tutma yönündeki siyasi bir karardan kaynaklandığını, herhangi bir teknik veya askeri zayıflıkla ilgili olmadığını, çünkü hükümetin hava savunması olsa bile gerilimi tırmandırmayacağını açıkladı.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampında Filistinli genci öldürdü

Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
TT

İsrail ordusu, Batı Şeria'daki Cenin mülteci kampında Filistinli genci öldürdü

Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)
Yas tutanlar, Batı Şeria'daki Deyr Kadis kasabasında düzenlenen cenaze töreninde bir Filistinlinin naaşına son kez bakıyor (AP)

Filistin Sağlık Bakanlığı, bugün, İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı’nda bir Filistinli genci öldürdüğünü açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu ise bir yıldan uzun süredir kontrol altında tuttuğu ve girişleri yasakladığı kampa sızmaya çalıştığını öne sürdüğü kişiye ateş açıldığını bildirdi.

Bakanlığın kısa açıklamasında, “34 yaşındaki Nuruddin Kemal Hasan Feyyad’ın, işgal güçlerinin açtığı ateş sonucu Cenin Kampı’nda hayatını kaybettiği” belirtildi.

İsrail ordusu sözcüsü AFP’ye yaptığı açıklamada, askerlerin sabaha karşı “Cenin Kampı bölgesine sızmaya çalışan şüpheli bir kişiyi tespit ettiğini” söyledi. Sözcü, bölgede askerlerin faaliyet yürüttüğünü ve girişlerin yasak olduğunu ifade etti.

Açıklamada, askerlerin prosedür gereği önce havaya uyarı ateşi açtığı, ancak kişinin uyarıları dikkate almayıp bölgeye yaklaşmayı sürdürmesi üzerine doğrudan ateş açıldığı ve yaralandığı kaydedildi.

İsrail ordusu ayrıca, askerin olay yerinde ilk müdahaleyi yaptığı, ardından yaralının Filistin Kızılay ekiplerine teslim edildiği ve daha sonra ölümünün açıklandığı bilgisini paylaştı.

Filistin Kızılayı ise Cenin’deki ekiplerinin, “uyluğundan gerçek mermiyle vurulmuş halde hayatını kaybetmiş bir genci” teslim alarak hastaneye naklettiğini duyurdu.

İsrail ordusu, 21 Ocak 2025’ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin ve Tulkerim mülteci kamplarında geniş çaplı askeri operasyonlar yürütüyor. “Demir Duvar” adı verilen operasyon kapsamında, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) göre yaklaşık 40 bin Filistinli yerinden edildi.

İsrail’in 1967’den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria’da günlük şiddet olayları yaşanırken, AFP’nin Filistin yönetimi verilerinden elde ettiği bilgilere göre, 2023’te başlayan Gazze savaşı sonrası aralarında çocuklar ve silahlı kişilerin de bulunduğu en az bin 72 Filistinli, İsrail askerleri veya Yahudi yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.