Mısır Başsavcılığı, ‘Mansure Kız’ videosu davasında 3 hemşirenin tutuklanmasına karar verdi

Cinayet kurbanı Mısırlı Naira Eşref (Facebook)
Cinayet kurbanı Mısırlı Naira Eşref (Facebook)
TT

Mısır Başsavcılığı, ‘Mansure Kız’ videosu davasında 3 hemşirenin tutuklanmasına karar verdi

Cinayet kurbanı Mısırlı Naira Eşref (Facebook)
Cinayet kurbanı Mısırlı Naira Eşref (Facebook)

Birkaç hafta önce Mısır’ın Mansure kentindeki üniversitede öldürülen Naira Eşref’in davasına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Başsavcılık, geçen hafta genç kızın cesedinin hastanede çekilmiş videosunun yayınlanmasının ardından, videoyu çeken 3 hemşirenin tutuklanmasına karar verdi.
Başsavcılık tarafından dün (Cuma) yapılan açıklamaya göre, 3 hemşirenin soruşturma süresince 4 günlüğüne ihtiyat için tutuklanmasına karar verildi. Söz konusu 3 hemşire, Eşref’in cesedini hastanede videoya çekip sosyal medyada yayınlamakla suçlanıyordu.
Üç sanık, sorgulanmak üzere Başsavcılığa sevk edildi. Sanıklardan ilki, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etti ve maktulün cesedinin hastaneye gelmesinin ardından muayene sırasında, görüntüyü cerraha iletmek amacıyla video çektiğini belirtti. Daha sonra iki meslektaşının da videoyu istediğini ve onlara da videoyu gönderdiğini anlattı. Söz konusu iki kişiye de aynı suçlamalar yöneltiliyor. İçlerinden biri kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etti.
Videoyu alan bir sanık, tutuklanmadan önceki güne kadar videoyu telefonunda tuttuğunu daha sonra yasal olarak sorumlu tutulma korkusuyla sildiğini açıkladı. Videonun kopyasını alan ikinci sanık ise, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Videoyu almasının ertesi günü sildiğini belirtti.
Başsavcılığın açıklamasına göre, polis soruşturmaları, üç sanığın maktulün cesedini hastanede videoya çekmek ve videoyu sosyal medyada yayınlamak, olaya yönelik medya ilgisinden yararlanarak, yüksek izlenme oranları kazanmak için yayınladıkları sonucuna vardı.
Bir üniversitenin kampüsünde öldürülen ve medyada ‘Mansure Kız’ olayı olarak bilinen genç kızın davası, Mısır medyasında ve Arap kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.



ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
TT

ABD arabuluculuğu Kerkük'ün petrol ihracatını kurtardı

Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)
Irak'ın Basra kıyıları açıklarındaki karasularında bulunan Basra petrol terminalinde ham petrol yükleyen petrol tankerleri (Arşiv- Reuters)

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın öncülüğünde yürütülen arabuluculuk çabaları, Kerkük petrolünün günlük 250 bin varil kapasiteyle Türkiye'nin Ceyhan limanına yeniden akışını sağladı. Bu adım, İran ile yaşanan çatışmanın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması nedeniyle ortaya çıkan ekonomik ablukayı kırmayı amaçlıyor; zira üretimdeki yüzde 70'lik düşüşten sonra petrol sektörünün nefes alabilmesi için kuzey güzergâhı petrol sektörünün “tek nefes alma noktası” haline geldi.

Barrack ile Bölge Başbakanı Mesrur Barzani arasındaki telefon görüşmesi, siyasi tartışmayı sonlandırdı ve “Saralo” istasyonunun devreye sokulmasıyla krizi teknik bir çerçeveye dönüştürdü.

Buna paralel olarak Irak Parlamentosu, ekonomiyi güçlendirmek amacıyla bir dizi karar aldı; bu kararlarda hükümeti, maaşların ödenmesini garanti altına almak için üretim faaliyetleri üzerinde merkezi kontrol kurmaya ve alternatif ihracat boru hatlarını yeniden işler hale getirmeye mecbur kıldı. Yıllar süren duraklamanın ardından gerçekleşen bu geri dönüş, mevcut krizin gölgesinde bölgenin istikrarını güçlendirmek amacıyla Washington'un bu çabalara tam desteği eşliğinde, depoların dolmasını ve üretimin tamamen durmasını önlemek için “savaş koşulları”nın dayattığı zorunlu bir bütünleşmeyi gösteriyor.


Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
TT

Irak Hizbullah Tugayları, ABD büyükelçiliğine yönelik saldırıların askıya alınması için şartlar öne sürdü

ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)
ABD'nin Irak Büyükelçiliği, Bağdat'taki "Yeşil Bölge" içinde yer alıyor (AFP)

Irak’taki “Hizbullah” milisleri, dün yaptıkları açıklamada, belirli şartlar altında ABD Büyükelçiliği’ne yönelik saldırılarını beş gün süreyle askıya aldıklarını duyurdu.

Tugayların açıklamalarında belirtilen şartlar arasında, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki sakinleri tahliye etmeyi ve bombalamayı durdurması ve Bağdat ile diğer illerdeki yerleşim bölgelerini bombalamamayı taahhüt etmesi yer alıyor.


Batı Şeria’da İran roket saldırısı: 3 Filistinli kadın öldü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Batı Şeria’da İran roket saldırısı: 3 Filistinli kadın öldü

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Filistin Kızılayı, Çarşamba akşamı Batı Şeria’yı hedef alan İran roket saldırısında üç kadının hayatını kaybettiğini açıkladı. Bu saldırı, bölgede gerçekleşen ilk ölümcül İran saldırısı ve ABD-İsrail-İran savaşının başlamasından bu yana Filistinlilerin hayatını kaybettiği ilk olay oldu.

Filistin resmi haber ajansı Wafa’nın bildirdiğine göre, roketler Hebron’un güneybatısındaki Beit Awa kasabasındaki bir berberi salonunu vurdu. Saldırıda bir Filistinli ağır yaralandı.

İsrail ordusu, saldırının küme mühimmat türü bir başlık kullanılarak gerçekleştirildiğini ve başlığın küçük bombalara ayrılarak farklı noktalara saçıldığını düşündüklerini açıkladı.

Şubat ayı sonunda İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarından bu yana, İsrail’de en az 14 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.