Fenerbahçe'nin lig rekorları

Fenerbahçe'nin, 65. yılına girilen eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki ismiyle Süper Lig tarihinde birçok rekoru bulunuyor.

AA
AA
TT

Fenerbahçe'nin lig rekorları

AA
AA

Fenerbahçe, geride kalan 64 sezon göz önüne alınarak yapılan değerlendirmede en fazla puan toplayan, galip gelen ve gol atan takım unvanlarını elinde bulunduruyor.
Sarı-lacivertliler, oynadığı 2 bin 122 lig maçında 3 bin 701 puan toplayarak, ligin en çok puan alan ekibi oldu ve Galatasaray'ın 49 puan önünde yer aldı. Galatasaray ise aynı maç sayısında 3 bin 652 puan elde etti. Lig tarihinde 2 bin 120 maça çıkan Beşiktaş 3 bin 576 puanla üçüncü, bin 612 maç oynayan Trabzonspor ise 2 bin 664 puanla dördüncü sırada yer aldı.

En fazla galip gelen takım
Ligin 64 yıllık geçmişinde toplam 2 bin 122 maç yapan iki takımdan Fenerbahçe, aldığı 1206 galibiyetle, Galatasaray'dan 13 galibiyet fazlasıyla ilk sırada bulunuyor.
Galibiyet sayısı bakımından Galatasaray 1193 ile ikinci, Beşiktaş ise 1147 ile üçüncü sırada yer alıyor.

Ligin en golcüsü
Lig tarihinde en çok gol atan takım unvanına da Fenerbahçe sahip.
Sarı-lacivertliler, toplam 3 bin 758 gol kaydetti. Galatasaray, 3 bin 723 ile Fenerbahçe'yi izledi. Beşiktaş'ın gol sayısı ise 3 bin 480.

Bir sezonda sadece 6 gol yedi
Lig tarihinde bir sezonu en az gol yiyerek kapatan takım Fenerbahçe, kaleci ise Ilie Datcu oldu.
Sarı-lacivertliler, 1969-1970 sezonunda 30 maçta kalesinde sadece 6 gol gördü. Maç başına 0,2 gol yiyen Rumen Datcu da savunmayla birlikte muhteşem bir performans göstererek, Türk futbol tarihine ismini yazdırdı.

Gol rekoru kırılan maç
Fenerbahçe, lig geçmişinde gol rekorunun kırıldığı maçta taraflardan birisi oldu.
Fenerbahçe ile Gaziantepspor arasında 1991-1992 sezonunun son haftasında, 16 Mayıs 1992'de Kadıköy'de yapılan maçı sarı-lacivertliler 8-4 kazandı. Filelere giden toplam 12 gol, Türkiye'nin en üst kademe liginde bir maçta atılan en fazla gol olarak tarihe geçti.

En iyi sezon başlangıcı
Lig tarihinde sezona en iyi başlayan takım unvanı Fenerbahçe'ye ait.
2009-2010 sezonundaki ilk 8 maçını da kazanan sarı-lacivertli ekip, kendisine ait 7 maçlık rekoru geliştirerek unvanını korudu.

En iyi ikinci yarı performansı
Fenerbahçe, 2010-2011'de şampiyonluğa, sezonun ikinci yarısındaki performansıyla ulaştı.
Teknik direktör Aykut Kocaman yönetiminde, söz konusu sezonun ikinci yarısında oynadığı 17 lig maçının 16'sını kazanan, birinde berabere kalan ve sadece 2 puan yitiren sarı-lacivertli ekip, en iyi devre performansı gösteren ekip olarak kayıtlara geçti.

Deplasmanda galibiyet rekoru
Lig tarihinde deplasmanda üst üste kazanma rekoru 12 maçla Fenerbahçe'nin.
Teknik direktör Aykut Kocaman yönetimindeki sarı-lacivertli ekip, 2010-2011 sezonunun 18. haftasında Gençlerbirliği'ni yenerek başlayıp 2011-2012 sezonunun 8. haftasında Beşiktaş'la berabere kalarak biten seride, üst üste 12 maç kazanarak Galatasaray'ın 9 maçlık rekorunu eline geçirdi.

En erken şampiyon
Türkiye'nin en üst kademe liginde şampiyonluğu en erken ilan eden takım rekoru da Fenerbahçe'de.
Sarı-lacivertliler 1967-1968, 1969-1970 ve 2013-2014 sezonlarında bitime 3 hafta kala mutlu sona ulaştı.

En iyi sezon performansı
Fenerbahçe, lig tarihinde bir sezonda en iyi performansı sergileyen takım oldu.
Sarı-lacivertliler, 1988-1989 sezonunda 36 maçta 29 galibiyet, 6 beraberlik, 1 yenilgiyle, lig tarihindeki en başarılı performansı gerçekleştirdi.

En çok puanla şampiyon
En çok puanla şampiyon olan takım unvanı da Fenerbahçe'ye ait.
Sarı-lacivertli takım, 1988-1989 sezonunda 93 puanla mutlu sona alıştı.
Fenerbahçe ayrıca, "en az gol yiyen şampiyon" unvanını 1969-1970 sezonunda kalesinde 6 gol görerek aldı.
Sarı-lacivertliler, en iyi ilk yarı performansına da 2005-2006 sezonunda 17 maçta 14 galibiyet, 3 beraberlikle imza koydu.
Öte yandan, lig tarihinin bir sezonda en iyi averaja sahip takımı, 1988-1989 sezonunu artı 76 averajla kapatan sarı-lacivertliler oldu.

Son haftaya lider girip şampiyon olamayan tek takım
Lig tarihinde sezonun son haftasına puan cetvelinde lider girip de şampiyon olamayan tek takım Fenerbahçe olarak kayıtlarda yer alıyor.
Sarı-lacivertli takım, 34. ve son haftalarda 2005-2006 sezonunda Denizlispor ile berabere kalarak Galatasaray'a, 2009-2010 sezonunda ise Trabzonspor ile berabere kalarak Bursaspor'a şampiyonlukları kaptırdı.



Al-Meşal, "Dünya Kupası'ndan elenmenin" ardından Suudi Arabistan Futbol Federasyonu başkanlığından istifa etti

Yaser el-Meşal (Suudi Arabistan Federasyonu)
Yaser el-Meşal (Suudi Arabistan Federasyonu)
TT

Al-Meşal, "Dünya Kupası'ndan elenmenin" ardından Suudi Arabistan Futbol Federasyonu başkanlığından istifa etti

Yaser el-Meşal (Suudi Arabistan Federasyonu)
Yaser el-Meşal (Suudi Arabistan Federasyonu)

Suudi Arabistan Futbol Federasyonu Başkanı Yaser el-Meşal, bu sabah görevinden ayrıldığını ve yeni yönetim kurulu seçimleri için adaylık sürecinin başlatıldığını duyurdu. El-Meşal, federasyon başkanı olarak 7 yıl görev yaptı.

Yayımladığı açıklamada el-Meşal, Suudi Arabistan Millî Futbol Takımı’nın Dünya Kupası’nda bir üst tura yükselememesinden dolayı bütün sorumluluğu üstlendiğini belirterek, sonucun beklentileri karşılamadığını ve taraftarlardan özür dilediğini ifade etti.

Görevini bırakma kararının, sorumluluk anlayışı gereği yeni bir döneme fırsat verilmesi gerektiği düşüncesinden kaynaklandığını vurgulayan el-Meşal, mevcut dönem sona ermeden ayrılma kararı aldığını söyledi. Ayrıca ilgili yasal ve düzenleyici prosedürlere uygun şekilde yeni yönetim kurulu seçim sürecinin başlatılacağını açıkladı.

El- Meşal, Suudi Arabistan yönetimine futbola verilen büyük destekten dolayı teşekkür ederken, Spor Bakanı’nın sektörün gelişimine yönelik sürekli ilgisini de takdir etti.

Yönetim kurulunun Suudi futboluna hizmet etmek ve beklentileri karşılamak için elinden geleni yaptığını belirten el- Meşal, Dünya Kupası’nda hedefe ulaşılamamasının sorumluluk gerektirdiğini yineledi.

Açıklamasının sonunda Suudi Arabistan’a hizmet etmeye devam edeceğini ve yeni yönetime başarılar dilediğini etti.

Şarku’l Avsat kaynaklarına göre el- Meşal, takım turnuvadan elendikten sonra, dün bazı millî takım yetkilileriyle vedalaştı.

Aynı kaynaklar, istifanın federasyonda idari ya da yasal bir boşluk yaratmayacağını, mevcut yönetimin geçiş sürecinde görevine devam edeceğini bildirdi. Banka imzaları, devir teslim ve diğer idari yükümlülüklerin tamamlanacağı belirtildi.

Önümüzdeki haftalarda erken seçim çağrısı yapılması ve yeni yönetim kurulunun seçilmesi bekleniyor. Mevcut yönetimin ise yeni yönetim görevi devralana kadar görevine devam edeceği ifade edildi.


Kanada teknik direktörü: Dünya Kupası'nda karşılaşacağımız takım konusunda Fas ve Hollanda arasında bir tercihimiz yok

Jesse Marsch, Kanada Milli Takımının Teknik Direktörü (AP)
Jesse Marsch, Kanada Milli Takımının Teknik Direktörü (AP)
TT

Kanada teknik direktörü: Dünya Kupası'nda karşılaşacağımız takım konusunda Fas ve Hollanda arasında bir tercihimiz yok

Jesse Marsch, Kanada Milli Takımının Teknik Direktörü (AP)
Jesse Marsch, Kanada Milli Takımının Teknik Direktörü (AP)

Kanada Milli Takımının Teknik Direktörü Jesse Marsch, Güney Afrika karşısında alınan 1-0’lık tarihi galibiyetle Dünya Kupası’nda son 16 turuna yükselmelerinin ardından belirli bir rakibi tercih etmediklerini söyledi.

Kanada, son 16 turunda Fas ile Hollanda futbol takımı arasındaki eşleşmenin galibiyle karşılaşacak.

Marsch, olası rakiplerle ilgili olarak şu ifadeleri kullandı:
“Belirli bir rakibi tercih etmiyoruz, asıl hedefimiz büyük takımlarla oynayabileceğimizi kanıtlamak. Hollanda ve Fas dünya futbolunun önemli ekipleri. Fas 2022 Dünya Kupası’nda dördüncü oldu ve son altı yılda büyük bir gelişim gösterdi. Hollanda ise Avrupa’nın köklü ve geleneksel güçlü takımlarından biri.”

Son 32 turunda Güney Afrika karşısında alınan galibiyeti de değerlendiren Marsch, maçın zorluk derecesine dikkat çekti:

“Zor maçtı. Güney Afrika’nın bizi çok zorlayacağını biliyorduk. Topa daha fazla sahip olduk ama fırsatları iyi değerlendiremedik.”

“Organizasyonumuz sayesinde hak ettiğimiz bir galibiyet aldık. Erken golü bulamadık ama rakibe de ciddi bir tehlike fırsatı vermedik.”

Marsch, savunma performansından memnun olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Defansif olarak çok dengeliydik, açık vermedik. Erken gol atmak istiyorduk ama en önemlisi kazanmaktı ve bunu başardık.”


2026 Dünya Kupası: Japonya, Brezilya karşısında üstünlüğü ele geçirmeyi hedefliyor

Antrenör Hajime Moriyasu, Japonya antrenmanında, (AP)
Antrenör Hajime Moriyasu, Japonya antrenmanında, (AP)
TT

2026 Dünya Kupası: Japonya, Brezilya karşısında üstünlüğü ele geçirmeyi hedefliyor

Antrenör Hajime Moriyasu, Japonya antrenmanında, (AP)
Antrenör Hajime Moriyasu, Japonya antrenmanında, (AP)

Japonya millî futbol takımı teknik direktörü Hajime Moriyasu’nun takımıyla Dünya Kupası’nda ileri turlara ulaşma hedefi, “öğretmen ve öğrenci” karşılaşması olarak nitelendirilen önemli bir sınavla karşı karşıya kalıyor. Japonya, bugün Houston’da oynanacak son 32 turu maçında Brezilya ile karşılaşacak.

Brezilya millî futbol takımı, Japon futbolunun modern kimliğinin şekillenmesinde en fazla etkisi olan ülkelerden biri olarak görülüyor.

Japonya, Kuzey Amerika’da düzenlenen turnuvaya tarihinde ilk kez finale ulaşma hedefiyle katılırken, son dört yılda Almanya, İspanya ve İngiltere karşısında sergilediği dikkat çekici performanslar, takımın büyük başarılar elde edebileceği yönündeki umutları artırdı.

Ancak Houston’daki karşılaşma, Brezilya’nın Japon futbolu üzerindeki tarihsel etkisi nedeniyle sıradan bir rakipten çok daha fazlasını ifade ediyor.

1993’te başlayan Japonya Profesyonel Futbol Ligi (J1 League), yalnızca Brezilya futbolundan ilham almakla kalmadı, aynı zamanda çok sayıda Brezilyalı oyuncuyu da ülkeye çekti.

Efsane futbolcu Zico, emeklilik sonrası Kashima Antlers’a transfer olarak Japon futbolunun gelişimine katkı sağlarken, Bismarck ve Élber gibi isimler de Brezilyalı oyuncuların Japonya’ya transfer sürecinin öncülerinden oldu.

1990’ların sonunda, 1994 Dünya Kupası’nı kazanan Brezilya kadrosundan yedi oyuncu — aralarında kaptan Dunga’nın da bulunduğu isimler — Japon kulüplerinde forma giymiş ya da o dönemde Japonya’da oynuyordu.

Eski Brezilyalı futbolcu Cesar Sampaio, 1998 Dünya Kupası’nda Brezilya kadrosunda yer alırken aynı zamanda Yokohama Flügels forması giydiğini belirterek, Japon futbolunun gelişimini yakından gördüğünü söyledi.

Sampaio, “Japon futbolunu takip etmeyen biri çok şaşırır. Ben ise şaşkın değilim. Her yıl adım adım gelişiyorlar. Disiplinleri her zaman etkileyiciydi. Şimdi Daizen Maeda ve Ayase Ueda gibi kaliteli oyunculara sahipler. Güçlü bir kadroları var ve grup aşamasında iyi oynadılar. Brezilya maçı en büyük test olacak” ifadelerini kullandı.

Japonya daha önce Brezilya karşısında galibiyetler elde etti, ancak bu hiçbir zaman Dünya Kupası’nda gerçekleşmedi.

1996 Atlanta Olimpiyatları’nda alınan 1-0’lık sürpriz galibiyet “Miami Mucizesi” olarak anılırken, en yakın sonuç ise geçen yıl Tokyo’da oynanan hazırlık maçında elde edilen 3-2’lik Japonya galibiyeti oldu.

İki takım Dünya Kupası’nda yalnızca bir kez karşılaştı. 2006 turnuvasında, Brezilya’nın Japon futboluna katkılarında önemli rol oynayan Zico’nun teknik direktör olduğu maçta Japonya, Dortmund’da 4-1 kaybederek turnuvaya veda etti.

O dönemde Japonya kadrosunda, Brezilya doğumlu üç oyuncudan biri olan Alessandro Santos da yer alıyordu. Savunmacı Marcos Tulio Tanaka ise 2010 Güney Afrika Dünya Kupası’nda Japonya ile son 16 turuna kadar yükselmişti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Tanaka yaptığı açıklamada, Japonya–Brezilya maçlarının büyük önem taşıdığını belirterek, Brezilya’nın Japon futbolu üzerindeki etkisinin J1 League’in kuruluşundan beri sürdüğünü belirtti.

Tanaka, “İlk geldiğimde Japonya ile Brezilya’nın Dünya Kupası’nda eşit seviyeye gelmesinin ne zaman mümkün olacağını düşünürdüm. Bu, beklediğimden daha erken geldi. Bu turnuvada aradaki fark, fiziksel kapasite dahil birçok açıdan azaldı. Bu, Japonya için Dünya Kupası’nda Brezilya’yı yenmek adına eşsiz bir fırsat” ifadelerini kullandı.