Türkiye’nin Suriye'nin kuzeyine yönelik askeri harekat hazırlıkları hız kazandı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, tüm Suriyelilerin 2023'ten sonra ülkelerine dönebileceğini söyledi.

Suriye Milli Ordusu’nun Halep yakınlarındaki nöbet noktası. (AFP)
Suriye Milli Ordusu’nun Halep yakınlarındaki nöbet noktası. (AFP)
TT

Türkiye’nin Suriye'nin kuzeyine yönelik askeri harekat hazırlıkları hız kazandı

Suriye Milli Ordusu’nun Halep yakınlarındaki nöbet noktası. (AFP)
Suriye Milli Ordusu’nun Halep yakınlarındaki nöbet noktası. (AFP)

Türkiye, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ülkenin n kuzeyindeki mevzilerine yönelik askeri operasyon başlatma hazırlıklarının son aşamasına gelindiğini duyurdu. Türk yetkililer, bir yıl içinde ülkedeki çoğu Suriyelinin ülkelerine dönüşünün sağlanacağını imasında bulundu. 
Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ankara’da 13’üncü Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmada, Suriye’nin kuzeyinde teröristlere yönelik operasyon düzenlenmesiyle ilgili hazırlıkların son aşamaya geldiğini söyledi. Ülkesinin hiçbir devletin topraklarında gözü olmadığını, sadece terör unsurlarını hedef aldığını vurgulayan Bakan Akar şu ifadeleri kullandı:
"Bizim tek amacımız terörle mücadeledir. Biz hudutlarımızı vatandaşlarımızı ve ülkemizi korumak istiyoruz. Hak ve hukukumuzu korumak istiyoruz. Bunun dışında bizim kimsenin toprağında, hakkında, hukukunda gözümüz olmadığını defalarca söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Başkalarının toprağında gözümüz olmadığı gibi oradaki vatandaşın hakkını, hukukunu korumak için gayret gösteriyoruz. Dolayısıyla bizim yaptığımız herhangi bir şekilde keyfi, herhangi bir şekilde işgal harekatı değil, kesinlikle teröristlere karşıdır. Gayretimiz bundan ibarettir.”  
Teröristi kaynağında etkisiz hâle getirme anlayışıyla mücadele verildiğini ifade eden Bakan Akar sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi dedik ki neredelerse, terörist neredeyse, hedefimiz orası. Bazı spesifik sorular alıyoruz: 'Şura hedef mi, bura hedef mi?' Evet, terörist varsa hedef. Yani biz teröristi bitirmekte, en son teröristi etkisiz hâle getirmekte kararlıyız. Bizim tek hedefimiz teröristler. Kürtler bizim kardeşimiz, Araplar bizim kardeşimiz. 9 milyon Suriyeli ile muhatabız. Onların hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Bir kısmı Türkiye’de bir kısmı da Suriye’de olmak üzere... Suriye’nin kuzeyindeki hayat şartlarını ne kadar normalleştirebilirsek; Türkiye’deki Suriyeli kardeşlerimizi evlerine ve topraklarına dönmelerini sağlayacağız.”  
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘13. Büyükelçiler Konferansı‘nın katılımcısı büyükelçilerle öğle yemeğinde bir araya geldi. Erdoğan burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Terörle mücadelemizi sürdüreceğiz. Suriye’de terör örgütünün yuvalandığı son bölgeleri de temizleyerek, bu güvenlik kuşağının halkalarını inşallah yakında birleştireceğiz. Güney sınırımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bir hat kurma kararımız bakidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan yaklaşık üç ay önce, 30 kilometre derinliğinde bir ‘güvenli bölge’ oluşturma amacıyla, Menbiç ve Tel Rıfat'a ‘bir gece ansızın operasyon başlatılabileceğini’ duyurmuştu. Türkiye, olası askeri harekatı için uluslararası toplumdan destek bulamadı. SDG’yi Suriye'de terör örgütü DEAŞ’a karşı yürütülen savaşta kilit bir müttefik olarak gören ABD, Türkiye’nin muhtemel operasyonunun DEAŞ ile mücadeleyi aksatabileceğini öne sürdü ve harekata karşı çıktı.  
Avrupa ülkeleri de kuzey Suriye'de herhangi bir yeni Türk askeri harekâtına karşı açıklamalarda bulundu. Rusya ise Ankara’ya Şam ile diyalog ve iş birliği yapmasını önererek, muhtemel operasyona itiraz etti. İran yönetimi ise herhangi bir Türk harekâtının bölgedeki gurupların çıkarına olacağını iddia etti ve muhtemel bir operasyonu kabul etmeyeceklerini vurguladı. Türkiye’deki bazı muhalif partiler de muhtemel bir operasyona itiraz ediyor. İktidara ‘mülteci kartını’ kullanarak baskı yapmaya ve Haziran 2023’te yapılması planlanan seçimlere hazırlık olarak bu konuyu gündemde tutmaya çalışıyor.  
Tartışmalar sürerken Suriye Milli Ordusu grupları, ağır topçu atışlarına yanıt olarak Halep'in kuzey kırsalında SDG konuşlanma alanları içinde yer alan Ummul Kura ve Ummu Havş köylerinin etrafını bombaladı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre, Tel Temir beldesi yakınlarındaki Selmase köyüne yapılan bombardımanda bir sivil yaşamını yitirdi. Aynı zamanda Suriye sınırında konuşlu Türk kuvvetleri, Haseke'nin kuzeyindeki Derbasiye ve Amude yolu üzerinde yer alan Harza köyündeki rejime ait bir askeri mevkiyi topçu atışıyla hedef aldı. Saldırının ardından söz konusu yoldaki trafik akışı durdu. İç Güvenlik güçleri vatandaşları yolu kullanmamaları konusunda uyardı. Kamışlı'nın doğu kırsalına da benzer bir operasyon düzenlendi.
Diğer yandan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Adana’da gerçekleştirdiği esnaf ziyaretinde kendisine sorulan Suriyeli sığınmacıların akıbeti hakkında şunları söyledi:
“Türkiye’nin sınır ötesi harekatında bir terör devleti kurulmasına engel olacaksak bu bedele katlanacağız. Şimdi boşluk buldukça, temizledikçe oraları peyderpey gönderiyoruz. Biraz daha dişimizi sıkacağız. 2023’den sonra bunların hiçbirisi kalmayacak.”
Suriye’nin kuzeyinin temizlenmeden sığınmacıların gönderilemeyeceğini vurgulayan Bakan Derya Yanık sözlerini şöyle sürdürdü:
“Muhalefet ısrarla terör devleti kurdurma tarafını gözden kaçırıyor, ‘Biz bunlara neden bakıyoruz’ diyor. Amerika, 2 binden fazla konvoyla, tırlarla silah sevkiyatı yaptı. Nereye gönderdiler? Oradaki teröristlere gönderdiler. Biz onlarla orada mücadele ediyoruz. Suriye’nin kuzeyi YPG-PKK demektir. Bu kadar şehidi boşuna vermiyoruz. Bu kadar insana da Türkiye’de boşuna kucak açmıyoruz. Bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetleri, bir taraftan da Özgür Suriye Ordusu ayrı ayrı orada mücadele ediyorlar. Suriyeliler meselesinde hem maddi hem de sosyal anlamda sıkıştıran bir külfet olduğunu kimse inkar edemez. Orada inşallah güvenlik tesis ettikten sonra kendileri de gitmek isteyecek. Biz de göndereceğiz.”  



Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.


Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
TT

Güney Geçiş Konseyi "şüpheli" bir geri çekilmeye başlıyor ve Al-Alimi bunun etrafından dolaşılmaması konusunda uyarıda bulunuyor

El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)
El-Alimi, Riyad'da danışma kurulu ile bir araya geldi (Saba)

Güney Geçiş Konseyi'ne (STC) bağlı güçler, Yemen hükümetinin Vatan Kalkanı güçlerine çeşitli askeri bölgeleri teslim etmeye başladı.

Bazı Yemenliler, STC'nin bu eylemlerini bir oyalama taktiği olarak görüp şüpheyle yaklaşırken, diğerleri geri çekilmeyi bir dizi sonraki adımın ilk aşaması olarak yorumluyor.

Yemen Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, kararın etrafından dolaşılmaması konusunda uyararak, aldığı kararların "gerilimi artırma arzusunu ifade etmediğini, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini muhafaza etme görevine yönelik yasal ve ahlaki bir yanıtı temsil ettiğini, başta iktidarın devredilmesi ve Riyad Anlaşması olmak üzere, gerilimi azaltma ve uzlaşma için tüm fırsatların tüketilmesinin ardından alındığını" vurguladı.

Hadramut'taki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, "Vatan Kalkanı"nın "Geçiş Konseyi"nden bazı pozisyonları devraldığını doğruladı ve bu operasyonun iki taraf arasında yapılan görüşmelerin sonucu olduğunu belirtti.

Bu arada, Reuters'ın Suudi bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Yemenlilerin "yapay kriz" olarak nitelendirdiği durum nedeniyle Aden'deki hava trafiği durduruldu. Bu kriz, Geçiş Konseyi'ne bağlı bir bakanın, hükümetin Birleşik Arap Emirlikleri'ne gidiş-dönüş uçuşlarına kısıtlama getirme talimatı doğrultusunda aldığı önlemlerden kaynaklanmıştı.