Mısır’da kentsel dönüşüm projelerinin istimlak bedelleri ödeniyor

Mısır hükümeti, Maspero ve el-Varrak projelerinden zarar görenlere yönelik istimlak bedellerinin ödendiğine ve kayıpların tazmin edildiğine dikkati çekiyor

Mısır Başbakanı ve bir dizi yetkili, Kahire’deki Maspero Üçgeni bölgesinin teftişi sırasında (Mısır Hükümeti)
Mısır Başbakanı ve bir dizi yetkili, Kahire’deki Maspero Üçgeni bölgesinin teftişi sırasında (Mısır Hükümeti)
TT

Mısır’da kentsel dönüşüm projelerinin istimlak bedelleri ödeniyor

Mısır Başbakanı ve bir dizi yetkili, Kahire’deki Maspero Üçgeni bölgesinin teftişi sırasında (Mısır Hükümeti)
Mısır Başbakanı ve bir dizi yetkili, Kahire’deki Maspero Üçgeni bölgesinin teftişi sırasında (Mısır Hükümeti)

Mısır hükümeti, Kahire’de iki alandaki kentsel dönüşüm projelerinden etkilenenler için onayladığı istimlak bedellerini vurgularken, başkentin merkezinde yer alan ve çalışmaları bitmek üzere olan Maspero Üçgeni’nde alternatif konutları teslim etmeye başladı. Nil’in ortasındaki el-Varrak Adası’ndaki benzer projenin yıllar önce büyük tartışmalara, çatışmalara ve davalara neden olduğunu belirtti.
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli salı günü, projeyi hayata geçirme durumunu yerinde takip etmek üzere, Mısır Dışişleri Bakanlığı karargahının ve resmi televizyon kanalı binasının bitişiğinde yer alan Maspero Üçgeni alanını teftiş etti. Medbuli “Burası güvenli olmayan gelişi güzel bölgelerden biriydi. Devlet, vatandaşlara yeterli konut sağlamanın yanı sıra kalkınma çalışmalarının tamamlanması ile tüm bölgenin görüntüsünü değiştirecek en üst düzeyde koordine bir sivil proje haline getirmek için projeyi hayata geçirmeye kararlı” dedi. Medbuli, hükümetinin bölge sakinlerine yönelik izlediği yolu ve onlara tazminat verme yaklaşımını savunarak “Devlet, bu bölgeyi sakinlerine, sahiplerine, kiracılarına zarar vermeksizin gerçekleştirme vaadini yerine getirdi. Konutların sakinleri ve sahipleri veya diğer taraflar ile yapılan müzakere aşamalarında, daha önce de, Kahire’nin göbeğinde bulunan bu bölgenin gelişimin sağlanmasından herkesin faydalanacağını belirtmiştik” dedi. Resmi açıklamaya göre, Medbuli “Gerek istimlak bedeli alanlar, gerekse alternatif konut almış olanlar ve yakında yeniden yerleştirilecek olanlar dahil olmak üzere bu projeden herkes faydalandı. Başkentin göbeğinde bulunan bölgenin medeni yüzünü restore ederek devlet de fayda sağladı. Söz konusu Cumhurbaşkanı’nın gecekondu bölgelerinin geliştirilmesine ilişkin talimatı kapsamında geldi” ifadelerine yer verdi.
Hükümetin verilerine göre, Maspero Üçgen alanı, 25 bin metrekareden fazla bir alan üzerinde konumlanan konut kuleleri projesinden oluşuyor. Proje, ticari daireler, Maspero Üçgeni’nin inşa edildiği bölgenin eski sakinleri için alternatif konutlar için iki kule, bir yatırım kulesi ve bir de idari kuleyi içeriyor. el-Verrak Adası konusunda ise, dün hükümet, yaşam kalitesini iyileştirmek ve kalkınma projelerini uygulamak için bu umut verici bölgeyi geliştirmeyi ve eşsiz konumdan yararlanmayı amaçlayan kalkınma planının hayata geçirilmesine yönelik taahhüdünü vurguladı. Mısır İskan ve Kamu Hizmetleri Bakanı Asım el-Cezzar, “Adadaki arazi mülkiyetinde, en büyük pay olarak, 1295,5 feddana ulaşan bölge, yani adanın toplam alanının yüzde 71’i, Yeni Kentsel Konutlar Otoritesi’nin mülkiyetinde bulunuyor. Geliştirme çalışmaları şimdiden başladı” dedi. 2017 yılında hükümet, el-Verrak Adası’nı geliştirmek için bir plan uygulamaya yönelik niyetini açıkladı. Söz konusu açıklama zamanında eleştiriyle karşılandı ve Savcılık bazı sakinleri ‘güvenlik güçlerine karşı şiddet uygulamakla’ suçladı. 2020’de bir Mısır mahkemesi, el-Verrak Adası olayları davasında 35 sanık için 5 ila 25 yıl arasında değişen hapis cezaları verirken, yargı şu anda söz konusu davadaki 19 sanık için yeniden yargılama prosedürlerini inceliyor. İskan Bakanı, Vakıflar Bakanlığı’na ait arazilerin yanı sıra, devredilen veya mülkiyeti devredilmekte olan konut sayısının yaklaşık 2 bin 458 eve ulaştığını söyledi. Bakan “el-Verrak Adası geliştirme planı acil aşamada, hedef kitlenin çeşitli gereksinimlerini karşılayan alanlara sahip olan 4 bin 92 konut birimini oluşan 94 binayı içeriyor. Şu anda okullar, aile hekimliği birimleri, gençlik merkezleri, ticaret, hizmet ve eğlence merkezleri gibi birçok hizmetin yanı sıra şu anda toplam bin 744 konutlu 40 kule inşa ediliyor” dedi. Hükümet tarafından yapılan açıklamada, “Tüm tarımsal alanlar veya evler için maddi istimlak bedeli belirlendi. Farklı alanlarda teslim edilen konutlara yönelik ayni istimlak bedelleri ve mali yükümlülükler de bulunuyor” ifadelerine yer verildi.



Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
TT

Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)

15 Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında bir gecede patlak veren Sudan savaşı, sadece rastgele kurşunlar veya ayrım gözetmeyen bombardımanlardan ibaret değildi; insanların günlük yaşamlarının dokusunu sarsan bir depremdi.

Savaşın dördüncü yıldönümünde Hartum'da Şarku’l Avsat tarafından görüşülen ve yaşamları belgelenen sakinler, acılarının sona ermesi umudunu dile getirdiler.

Kimya mühendisliği okumayı seçen ancak planları askıya alınan Ali el-Taib, ilk birkaç ay boyunca yaşadığı panik dönemini ve ailesiyle birlikte Beyaz Nil Eyaleti'nden Güney Kurdufan Eyaleti'ndeki Talodi şehrine kaçmak zorunda kalışını anlattı. “Çektiğim acı sadece coğrafi yer değiştirmeyle ilgili değildi, aynı zamanda tüm eğitim hayatımın da çökmesiyle ilgiliydi… Şimdi küçük bir dükkânda satış elemanı olarak çalışıyorum. Eğitimim yarıda kaldıktan sonra, bir gün üniversiteye geri dönebileceğim umuduyla günübirlik yaşıyorum” ifadelerini kullandı.

Oğlu kaybolan ve Omdurman'daki evi bombalanan, şimdi sokaklarda çay satan Avatif Abdurrahman ise duygularını şöyle ifade ediyor: "Tek istediğim savaşın bitmesi ve oğlumun sağ salim geri dönmesi."


Tunus, Yahudilerin Garibe Sinagogu'na hac ziyareti yeniden başlıyor

Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)
Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)
TT

Tunus, Yahudilerin Garibe Sinagogu'na hac ziyareti yeniden başlıyor

Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)
Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)

Organizasyon komitesi dün yaptığı açıklamada, Tunus'un Cerbe adasındaki Garibe Sinagogu'na yapılan Yahudi hac yolculuğunun, bölgesel gerilimler nedeniyle iki yıl boyunca sınırlı katılımla gerçekleştirildikten sonra nisan ayı sonunda yeniden başlayacağını duyurdu.

AFP'nin haberine göre Komite Başkanı Perez Trabelsi yaptığı açıklamada, hacın bu yıl 30 Nisan'dan 6 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirileceğini ve «normale kademeli dönüş sürecinde Tunuslular ve yabancılar dahil herkese açık» olacağını belirtti. Yıllık hac sezonu, Tunus'taki güvenlik durumu ve Gazze'deki savaşla ilgili nedenlerden dolayı son iki yıldır çok sınırlı katılımla düzenlendi. Bu etkinlik genellikle dünyanın dört bir yanından, özellikle Avrupa ve ABD'den binlerce hacıyı Afrika'nın en eski sinagogu olan el-Garibe Sinagogu'na çekerek üç gün süren kutlama ve ibadetlere katılmalarını sağlıyor.

Ancak organizatörler, bu yılki etkinliklerin dış mekan etkinlikleri düzenlenmeden sadece sinagogun içinde gerçekleştirileceğini belirtti. Trabelsi, hacın düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak için yetkililerin gösterdiği çabalara övgüde bulunarak, “Tunus ve Cerbe, hoşgörü, bir arada yaşama ve barışın yurdu olmaya devam ediyor” ifadesini kullandı. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre 2023 sezonunda yaklaşık 7 bin kişi hacca katıldı, ancak kutlamaların son gününde bir polis memurunun sinagog önünde düzenlediği saldırıda, iki Yahudi ve üç jandarma mensubu hayatını kaybetti.

2024 yılının mayıs ayında, Gazze'deki saldırı ve savaş nedeniyle hac ibadeti, yürüyüşler yapılmaksızın sadece dualar ve mum yakma törenleriyle sınırlı kaldı. Mayıs 2025'te ise asgari düzeyde tutulan ayinlere sadece yaklaşık elli hacı katıldı. El-Garibe Sinagogu'nun inşa tarihinin MÖ 6. yüzyıla kadar uzandığı tahmin ediliyor. Sinagog, 2002 yılında patlayıcı yüklü kamyonla gerçekleştirilen bir intihar saldırısına maruz kalmış ve saldırıda 21 kişi hayatını kaybetmişti.

Tunus, 1956'da bağımsızlığını kazanmadan önce 100 binden fazla Yahudi'ye ev sahipliği yapıyordu; bugün ise sayıları yaklaşık bin 500 olarak tahmin ediliyor ve bunların çoğu Cerbe'de yaşıyor.


Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
TT

Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)

Lübnan resmi makamları dün, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde sürdürdüğü, evleri ve tesisleri yıkarak pekiştirdiği savaşı ve işgali durduracak başka seçenek kalmaması nedeniyle İsrail ile doğrudan müzakerelere girişti. Lübnan, ABD’nin İsrail üzerinde baskı kurmasını ve böylece güneyde ateşkes sağlanmasını umuyor.

Lübnan ile İsrail arasında 1983 yılından bu yana ilk kez gerçekleşen ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun himayesinde düzenlenen görüşmede, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile bir araya geldi.

Rubio, bunun sadece bir ateşkes sağlamak yerine, bölgede Hizbullah'ın nüfuzuna kesin bir çözüm bulmaya yönelik uzun vadeli bir sürecin başlangıcı olduğunu vurguladı.

Lübnan'ın talebine yanıt olarak ateşkes ilan etmese de ülkesinin Beyrut ile Tel Aviv arasında sağlam ilişkiler kurmayı hedeflediğini söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, “Bazılarınızın ateşkes konusunda endişeleri olduğunu biliyorum, ancak bu mesele, dünyanın bu bölgesinde 20 ya da 30 yıldır süren Hizbullah'ın etkisine nihai bir çözüm bulmakla ilgili” diye ekledi.

Toplantıya katılanlar, Washington’ın iki ülke arasındaki bu adımı takdir ettiğini belirten ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, görüşmelerin devamına ve Lübnan'da yeniden inşa sürecinin önünü açacak daha kapsamlı bir anlaşmaya varılmasına yönelik desteğin vurgulandığı belirtildi.

Ayrıca, herhangi bir anlaşmanın iki hükümet arasında ve onların himayesinde yapılması gerektiğinin altı çizilen bildiriye göre İsrail, müzakereye hazır olduğunu ve sivil grupların silahsızlandırılmasını kabul ettiğini belirtirken, Lübnan ise düşmanlıkların durdurulmasını, tam egemenliğini ve insani krizin çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bildiride, daha sonra belirlenecek bir zamanda ve yerde doğrudan müzakerelerin başlatılması konusunda mutabık kalındığı da aktarıldı.