Gazze'nin gizli kalmış kurbanları kimler?

En son kaydedilen savaş, kısa sürse de Gazze halkında ciddi psikolojik etkiler bıraktı

Her 5 yetişkinden 1’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor (Independent Arabia / Meryem Ebu Dakka)
Her 5 yetişkinden 1’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor (Independent Arabia / Meryem Ebu Dakka)
TT

Gazze'nin gizli kalmış kurbanları kimler?

Her 5 yetişkinden 1’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor (Independent Arabia / Meryem Ebu Dakka)
Her 5 yetişkinden 1’i travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor (Independent Arabia / Meryem Ebu Dakka)

İzzeddin Ebu Ayşe
‘Gizli kalmış kurbanlar’ tabirini duymuş muydunuz? Bu ifade, çatışmalarda yaşadıkları travmanın tesirinde kalan, ancak insanlardan çekindikleri için yahut yaşadıkları korku neticesinde psikolojik destek almaya cesaret edemeyen, iyi hissetmedikleri için kendilerine eve kapatan insanlar için kullanılıyor.
Nitekim İsrail’in Gazze’ye düzenlediği askeri operasyonun ardından gizli kalmış kurbanların sayısı gün geçtikçe artıyor, ruh sağlığı krizi körükleniyor.

Savaşın ardından
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Gazze Toplumu Ruh Sağlığı Programı Direktörü Yasir Ebu Cami, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere başvurdu:
“Savaşın ardından kaydedilen sıkıntıların boyutu, psikolojiyle ilgilenen kurumlardaki müdahale programlarının gücünü aşabiliyor. Zirâ İsrail saldırganlığının insanlar üzerinde bıraktığı travmalar oldukça büyük, tarif edilemez boyutta. Son çatışmalar, Gazze’nin henüz Mayıs 2021’deki savaşın etkilerini atlatamadığı bir aşamada kaydedildi. Tüm Gazze nüfusu savaşlardan etkilenirken çatışmaların psikolojik etkileri ise askeri operasyonların ardından da sürüyor. Bu etkilerin başka bir dönemece girilmeden ele alınıp tedavi edilmesi, acilen aksiyon alınmasını, ebeveynler ve çocuklar için terapilerin düzenlenmesini gerekli kılıyor.”
Psikologların değerlendirmelerine bakıldığında mağdurlardan bazıları yaşadıklarının travma sonrası stres bozukluğu olduğunun farkında, dolayısıyla acil psikolojik destek almaktan çekinmiyor. Ancak birçoğu ise yaşadıklarının bir travma olduğunu anlamadıkları için psikolojik sıkıntıları ile yaşamaya çalışıyor. Böylece tedavileri gün geçtikçe zorlaşıyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik sürekli askeri operasyonlarında can kayıpları ve yaralılar resmi düzeyde kaydedilirken söz konusu gizli kalmış kurbanların sayıları ise bilinmiyor.

Tüm gruplardan insanlar yer alıyor
Psikologlar, son savaşın kısa sürmesine rağmen erkekler, kadınlar ve çocuklar üzerinde ciddi psikolojik yaralar bıraktığını tahmin ediyor. Zirâ bunun Gazze’de 10 yıldır kaydedilen beşinci çatışma olduğuna dikkat çeken Ebu Cami, İsrail saldırılarının tekrarlanmasının insanların yaşadığı travmaların birikmesine neden olduğunu söylüyor. Henüz bir travmanın etkileri ele alınmadan diğer birinin kaydedildiğini vurguluyor.
Toplumsal hizmet sunucuları çatışmada zarar gören evlerin enkazları çevresinde acil psikolojik destek programları uygularken ateşkesin yürürlüğe girmesi ardından İsrail ve Batı Şeria’dan psikologlar da bu yönde destek veriyor.

Bedelini siviller ödüyor
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Sözcüsü Suheyr Zekkut, savaşların ve çatışmaların bedelini ödeyen sivillerin çektiği acıları hafifletmek için ilk günden bu yana ateşkes çağrısında bulunduklarını hatırlattı. Gazze'de her 5 yetişkinden 1’inin silahlı çatışma bölgelerinde yaşadığına, bu nedenle psikolojik sorunların yanı sıra çeşitli travmalardan mustarip olduklarına değinen Zekkut, her 10 çocuktan 9’unun travma sonrası stres bozukluğuna maruz kaldığını ifade etti. Bu rakamların her çatışmanın ardından attığını da ekledi.
Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı (UNRWA) Sağlık Direktörü Akihiro Seita, Gazzelilerin 3’te 1’inin İsrail'in eylemleri dolayısıyla psikolojik sorunlar yaşadığını, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin yüzde 40’ının ise sağlıklarında ve psikolojilerinde sıkıntılar olduğunu aktardı.

Çocukların sorunları artıyor
Psikologlar, Gazze’deki çocukların son askeri operasyonda diğerlerinin üzerine yeni bir psikolojik travma yaşadığını, özel tedavi görenlerin veya zaten bu sorunlardan mustarip olanların konuşma ve öğrenme yeteneklerinin gerilediğini ifade ediyor. Bu sorunların daha kötüye gitmemesi için hızlı ve acil müdahale gerektiğini de ekliyor.
Psikolog Dr. Sami Avida, bu husustaki ifadelerinde şöyle söylüyor:
“Savaşın ardından çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu gözlemliyoruz. Küçük çocuklar uyumakta zorluk çekiyor, ürkütücü rüyalar, kabuslar görüyorlar. Yahut konsantrasyon bozukluğu kaydediliyor. Bunların depresyon veya sürekli kaygı haline dönüşmemesi için acil müdahale gerekiyor. Bununla birlikte bazı belirtiler ise günler, haftalar sonra ortaya çıkıyor.”
Gazze-3.jpg
Birbiri ardına gelen çatışmalar, Gazze sakinlerinin psikolojik sıkıntılarının çözümünü zorlaştırıyor (Independent Arabia/Meryem Ebu Dakka)
Üç aşamalı tedavi sağlamak için çalıştıklarını belirten Avida, çocuğu acı verici sahne ve görüntüler gibi ruhunu etkileyen kirliliklerden uzak tutmak ile başladıklarını belirtiyor. Sonrasında çocuğun içindeki olumsuz duyguları boşaltması ve duygusal açıdan rahatlaması için çaba sarf ettiklerini belirten Avida, son adımda ise pratik adımlarla mağdurun kişiliğini geliştirmek için uğraştıklarını söylüyor.

Ruhsal sıkıntıların artması
Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları Örgütü, 2021’de yayınladığı açıklamada, Mayıs ayındaki çatışmaların ardından Gazzeli çocukların yüzde 91'inin travmaya maruz kaldığını, her 10 çocuktan 9’unun şiddete bağlı travma yaşadığını vurguladı.
Şiddet olaylarının ardından psikolojik destek arayan kişi sayısının önemli ölçüde arttığını vurgulayan Ebu Cami, yetişkinlerin derin bir umutsuzluk hissi, hayal kırıklığı ve geleceğe olumlu bakamama, aynı zamanda şiddetli depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve panik ataklardan mustarip olduğunu belirtti. Aile ve toplum içerisindeki şiddetin arttığını, çocuklarda yatak ıslatma ve korku halinin çokça görüldüğünü de ekledi.
Bu konudaki verilere bakıldığında psikolojik destek hizmeti sağlayıcıları 2012 yılındaki çatışmaların ardından 2 bin 200, 2014 yılındaki çatışmaların ardından 3 bin 700, 2021 yılındaki çatışmaların sonrasında ise 3 bin 920 travmatik vakayı ele aldı. Son çatışmalar ile ilgili veriler ise henüz mevcut değil. Ebu Cami, konuyla ilgili açıklamasında “Bu rakamlar gerçeği yansıtmıyor, zirâ çektiği acıları gizleyen, yahut tam bir gizlilik içerisinde yardım arayan birçok kişi var” ifadelerini kullandı.



Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.


Suriye ordusunun belirlediği yeni sürenin ardından, Halep kırsalında Kürt kontrolündeki bölgelerden sakinler ayrılmaya başladı

Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
TT

Suriye ordusunun belirlediği yeni sürenin ardından, Halep kırsalında Kürt kontrolündeki bölgelerden sakinler ayrılmaya başladı

Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)
Sivil halk, Halep'in doğusunda SDG güçlerinin kontrolündeki bölgeden kaçarken hasarlı bir köprüyü geçiyor (AFP)

Suriye'nin kuzeyindeki Halep'in doğu kırsalında, Kürt güçlerinin kontrolündeki bölgelerden sakinler bugün de ayrılmaya devam etti. Ordu, yeni bir son tarih verdi ve askeri harekat hazırlığı için bölgeye takviye kuvvetler gönderdi.

Bu arada ABD, Suriye özel temsilcisi Tom Barrack aracılığıyla, ülkedeki “tüm taraflarla” temas halinde olduğunu ve “gerilimi azaltmak, tırmanışı önlemek ve Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki entegrasyon görüşmelerine geri dönmek için 24 saat çalışmakta” olduğunu duyurdu.

Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)

Dünden bu yana, ordunun talebi üzerine sakinler Halep kırsalında Kürtlerin liderliğindeki SDG tarafından kontrol edilen bölgeleri terk etmeye başladı. Bu gelişme, Şam yetkilileri ile Kürt “Özerk Yönetimi” arasındaki müzakerelerin tıkanması ve ordunun, günlerce süren kanlı çatışmaların ardından geçen hafta sonu Halep şehrindeki Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerini kontrol altına almasının ardından gerçekleşti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre bu sabah onlarca sakin bölgeyi terk ederek, Fırat Nehri'nin bir kolu üzerindeki harap bir köprüyü geçti.

Ayrılanlar arasında, tam adını vermek istemeyen 60 yaşındaki Ebu Muhammed de vardı. Köprüyü geçtikten sonra, “SDG ayrılmamızı engelledi, bu yüzden tarla yolları ve köylerden gelerek suyu geçtik” dedi.

 Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)Halep'in doğusunda SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışma bölgelerinden kaçan siviller (AFP)

Ailesinin birkaç üyesiyle birlikte gelen adam, “Halep'e, sığınma evlerine gidiyoruz. Umarız orada uzun süre kalmak zorunda kalmayız” dedi.

Resmi haber ajansı SANA'ya göre ordu dün benzer bir süre belirledikten sonra, "insani yardım koridoru"nun bir gün daha uzatıldığını, yani bugün sabah 9:00'dan akşam 17:00'ye kadar geçerli olacağını duyurdu.

Ordu dün gece, çarşamba günü Halep'in doğu kırsalındaki Deyr Hafir ve çevresinin “kapalı askeri bölge” olduğunu ilan edip takviye kuvvetler göndererek sivillere SDG ‘konumlarından’ uzak durmaları çağrısında bulundu. Daha sonra, “bölgeyi güven altına almak için tüm saha hazırlıklarının tamamlandığını” vurguladı ve Kürt güçlerinden Fırat'ın doğusundaki bu bölgelerden çekilmelerini istedi.

Öte yandan, SDG bu sabah erken saatlerde yaptığı açıklamada, hükümet güçlerini “Deyr Hafir şehrindeki nüfuslu bölgelere ayrım gözetmeksizin topçu ateşi açarak askeri gerilimi sürdürmek ve yeni bir girişimle bölge sakinlerine baskı uygulayarak, onları bölgeden zorla çıkarmakla” suçladı.

Açıklamada, şehrin gece boyunca “20'den fazla top mermisiyle vurulduğu ve bombalı bir insansız hava aracının (SİHA) hedefi olduğu” belirtildi.

Yoğun yerinden edilmelerin yaşandığı Deyr Hafir bölgesinde Suriye güvenlik güçleri tarafından kurulan bir kontrol noktası (Reuters)Yoğun yerinden edilmelerin yaşandığı Deyr Hafir bölgesinde Suriye güvenlik güçleri tarafından kurulan bir kontrol noktası (Reuters)

Dün ordu, SDG ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile bağlantılı militanları sivillerin ayrılmasını engellemekle suçladı ve “sivillerin geçişini engelleyen her yer uygun şekilde hedef alınacaktır” uyarısında bulundu. Ancak SDG sözcüsü Ferhad eş Şemi bunu yalanlayarak suçlamaların “asılsız” olduğunu ifade etti.