Sudan-Çin askeri iş birliğinin geleceği

Hartum ve Pekin ‘hava kuvvetleri’ aracılığıyla ortaklıklarını pekiştiriyor

Pekin son 30 yıldır Hartum'un ana silah tedarikçisi konumunda. (AFP)
Pekin son 30 yıldır Hartum'un ana silah tedarikçisi konumunda. (AFP)
TT

Sudan-Çin askeri iş birliğinin geleceği

Pekin son 30 yıldır Hartum'un ana silah tedarikçisi konumunda. (AFP)
Pekin son 30 yıldır Hartum'un ana silah tedarikçisi konumunda. (AFP)

İsmail Muhammed Ali 
Sudan medyasında yer alan haberlere göre, Sudan ordusu, Etiyopya Hava Kuvvetleri’ne karşı hava savunmasını güçlendirmek için Çin’den J-12CE model savaş uçakları almak üzere bir anlaşma yapmaya hazırlanıyor. Sudan ve Etiyopya'yı savaşın eşiğine getiren statüsü tartışmalı Faşka bölgesi, çeyrek yüzyıl Etiyopya destekli gruplar tarafından kontrol edilmesinin ardından 2020’nin sonlarında Sudan ordusu tarafından ele geçirilmişti.  
Sudan ve Çin ilişkilerinin eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in iktidarı döneminde, yani son otuz yılda güçlendiği biliniyor. Bu süreçte Pekin, Hartum’un ana silah tedarikçisi konumundaydı.  
Batının ‘terörü desteklediği’ gerekçesiyle Sudan’a silah satışını yasaklaması, iki ülke arasında savunma iş birliğinin gelişmesinin başlıca sebeplerindendi. Nitekim 2015 yılında Çin ve Sudan arasında bir ‘savunma işbirliği anlaşması’ imzalandı, Çin bu anlaşma uyarınca Sudan ordusunun eğitilmesi için ciddi bir hibede bulundu. Peki gözlemciler, Ömer el-Beşir’in Nisan 2019'da görevden alınmasının ardından Hartum'un Washington ile ilişkilerinin gelişmesi ve ABD tarafının Afrika kıtasında bir dayanak bulmaya yönelik son ilgisi ışığında, Çin ve Sudan arasındaki askeri işbirliği adımını nasıl değerlendiriyor?  
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan bir konuşmasında, Çin ve Sudan ilişkilerinin ‘ezeli’ olduğunu vurgulamış, özellikle askeri alanlarda olmak üzere bu ilişkinin istikrarlı bir şekilde daha da geliştiğini ifade etmişti.  

Stratejik ortak 
Bu bağlamda, eski Genelkurmay Başkan Yardımcısı ve Sudan Silahlı Kuvvetleri eski sözcüsü Muhammed Beşir Süleyman, ülkesinin Çin ile askeri iş birliğinin, Doğu-Batı arasındaki çatışma bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ve ‘Soğuk Savaşın’ yeniden döndüğünü söyledi.  
Muhammed Süleyman şu değerlendirmede bulundu; “Doğrusu hiçbir ülke ulusal güvenliği tehdit altında iken bir şey yapmaksızın duramaz, Rusya ve Çin’in ABD ile rekabetleri gereği, stratejik bir coğrafi konuma sahip olan Sudan’la ittifak ilişkisi geliştirmek istemeleri doğaldır. Washington ve Tel Aviv tüm geçmiş yıllar boyunca Sudan’ı kendi yanlarına çekmek için yoğun çaba sarf etti ve birçok cazibe aracı kullandı. Bilindiği gibi Sudan ordusunun silahlarının çoğu Çin yapımıdır. Savunma ihtiyaçlarının güvence altına alınması için Çin’in stratejik ortak olarak benimsenmesi de doğaldır. ABD’nin çifte standartlı yaklaşımı ve çıkarları gereği buna engel olmaya çalışacağı açıktır, ancak Çin’in ABD’nin baskılarını dikkate alacağını sanmıyorum. Çin ve Sudan ilişkileri otuz yıllık geçmişe sahiptir ve birçok alanda ‘stratejik ortaklık’ seviyesindedir. Bölgedeki birçok ülke de savunmalarında Çin silahlarına itimat etmektedir.’’ 
Washington’ın ülkeler arasında ‘siyasi kutuplaşma’ olmasını istediğini savunan Süleyman, “ABD ileri teknoloji ile donatılmış gelişmiş silahlar vermiyor, savaş uçakları da dahil olmak üzere, sağladığı silah sistemlerinde, parça ve mühimmat sıkıntısı oluşuyor. Dolayısıyla Çin silahları gibi etkili olmuyorlar. Amerika'nın ticari ortakları ve ikinci derece müttefikleriyle olan ilişkilerinde izlediği politika ve strateji budur. Öte yandan gelişmiş silahları İsrail'e sağlıyor ve İsrail’in ulusal güvenliğini önceliyor” diye konuştu.  

Silah çeşitliliği 
Sudan Gaziler Derneği Başkan Yardımcısı Tuğgeneral Maaş es-Sir Ahmed Said ise Çin ve Sudan ilişkilerine dair şu değerlendirmede bulundu: “Çin ve Sudan’ın ilişkileri, ‘Mehdi Devrimi’ (1885-1898) dönemine kadar uzamaktadır. ‘Çinli Gordon’ lakaplı İngiliz Sudan Valisi Gordon Paşanın öldürülmesi, Çin ile Sudan arasında bir tür yakınlık yarattı. Sudan Devlet Başkanı Cafer Numeyri (1969-1985) döneminde ise iki ülke arasındaki iş birliği derinleşti. Çin'in altyapı alanındaki deneyimlerinden faydalanıldı. Ancak bu iş birliği bir siyasi, askeri ya da ekonomik ittifak seviyesine yükselmedi. Askeri alandaki iş birliği Ömer el-Beşir döneminde gerçekleşmiştir. Bu da Washington'ın terörizmi desteklediği gerekçesiyle Hartum rejimine uyguladığı yaptırımların bir sonucuydu. Çin, Sudan’ın savunma alanındaki ihtiyaçlarını karşılayan stratejik müttefik olarak öne çıktı.’’  
Çin ile askeri iş birliğinin, Sudan’ın silah çeşitliliğine katkısı dolayısıyla son derece önemli olduğuna işaret eden Ahmed Said, “Yalnız Sudan değil, ‘üçüncü dünya ülkelerinin’ çoğu, savunma ihtiyaçlarını karşılamada büyük ölçüde Çin’e itimat ediyor. Tabi bu diğer ülkeler ile de çeşitli iş birlikleri geliştirilmesine mani değil, bilindiği üzere devletler arası ilişkilerde ebedi düşmanlık söz konusu değildir. Önemli olan uluslararası ilişkilerinizi, diplomasi, zeka ve dikkatle yönetebiliyor olmanızdır.  
Sudan'ın, Etiyopya, Libya, Çad, Güney Sudan gibi çatışmalardan muzdarip ülkelerle geniş sınırları olduğundan, askeri alanda, ekipman, eğitim ve diğer alanlarda modernizasyon süreci çok önem arz ediyor. Çin, ABD kadar olmasa da savunma sanayinde oldukça gelişmiş durumda, tek başına bile bir ülkenin savunma ihtiyacını karşılayabilir’’ şeklinde konuştu.  

Lojistik destek 
Çin askeri kaynakları daha önce, Afrika’daki ülkeler arasında en çok Sudan'ın Çin silah sistemlerini kullanma noktasında hevesli olduğunu değerlendirmişti. Çinli uzmanlar, iki ülke arasındaki uzun süreli ilişkiler kaynaklı olarak, Sudan ordusu pilotlarının Çin üretimi uçakların kullanımında deneyimli olduğunu kaydetti. Nitekim Pekin geçmişte, Sudan’a sağladığı savaş uçakları için bir lojistik destek sistemi de kurdu. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Sudan Dışişleri Bakanı Ali es-Sadık, Çin’in ‘tek devlet’ ilkesini desteklediklerini belirterek, Tayvan’ın Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Bakan Sadık, “Sudan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunma çabalarını desteklemektedir. Sudan ve Çin, ilk diplomatik temasın kurulmasından beri ortak çıkarlar doğrultusunda güçlü ilişkilere sahiptir. Ayrıca bölgesel ve uluslararası forumlarda birbirine destek ve yardımda bulunmaktadır” dedi.  



Koalisyon: Vali ile koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir güç Şebva'ya girmeyecektir

Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
TT

Koalisyon: Vali ile koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir güç Şebva'ya girmeyecektir

Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)
Yemen başkanlığına bağlı "Vatan Kalkanı" güçleri, Hadramut'taki askeri noktalardan birinin güvenliğini sağlama operasyonunda (Vatan Kalkanı Güçleri)

Yemen'deki "Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu"nun Ortak Kuvvetler Komutanlığı, Şebva Valiliği'nin istikrarına verdiği desteği yineleyerek, valilikteki yerel yönetimin, Şebva'nın güvenliğini sağlamak ve herhangi bir gerginlikten korumak için koalisyonla koordinasyon ve ortak çalışma yapılacağını teyit eden açıklamasını memnuniyetle karşıladı.

Koalisyon güçlerinin resmi sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şebva Valisi ve Yerel Konsey Başkanı Şeyh Avad Muhammed el-Vezir'in, koalisyonun çabalarına desteğini ve eyaletteki güvenlik ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladığı açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

El-Maliki, “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun Şebva Valiliğini koruma ve istikrarını destekleme, ayrıca orada bulunan yerlerin güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığını teyit ederek, devlet kurumlarına ve yerel yönetime saygı çerçevesinde, Şebva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Aynı bağlamda, Şebva Valiliği'ndeki şeyhler, ileri gelenler ve sosyal şahsiyetlerin istişare toplantısında, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Cumhurbaşkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi'nin kararlarına tam destek ve onay verildiği, meşru hükümetin askeri ve güvenlik kararlarını birleştirme, devlet kurumlarını koruma ve doğu valiliklerinde güvenlik ve istikrarı sağlama amacıyla izlediği yola destek verildiği açıklandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Toplantı sonrasında yayınlanan açıklamada, katılımcılar Güney Geçiş Konseyi'nin Hadramut ve el-Mehra vilayetlerine askeri güç ve teçhizat sevk etmesini kınadılar. Daha önce Şebva vilayetine, güvenli ve istikrarlı doğu vilayetlerinin militarizasyonunu, siyasi tercihleri zorla dayatma girişimlerini ve halkın iradesini hiçe sayma çabalarını kategorik olarak reddettiklerini teyit ettiler.

Açıklamada, doğu illerinin halkının “kendilerini temsil etmeyen veya isteklerini ifade etmeyen hiçbir projeye bağlı olmadıkları” belirtilerek, bu illerin militarizasyonunun istikrarsızlığa ve güvenlik sorunlarına yol açabileceği ve ulusal çıkarlara hizmet etmeyen çatışmalara sürükleyebileceği uyarısında bulunuldu.

Danışma toplantısı, Suudi Arabistan'daki kardeşlerimize Yemen'in meşru hükümetini ve doğu illerini destekleyen kararlı tutumları için teşekkür ve takdirlerini ifade etti ve Riyad'ın güvenliği ve istikrarı korumadaki, durumun kaos ve çatışmaya sürüklenmesini önlemedeki rolünü övdü.Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ayrıca, güney bölgelerinin, güney davası için adil ve kapsamlı vizyon geliştirmek amacıyla bir güney toplantısı düzenleme ve ev sahipliği yapma talebine Riyad'ın verdiği yanıtı da övdü.

Toplantıda, "Güney Geçiş Konseyi" liderliğine sağduyulu davranmaları, Şebva, Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinden güçlerini çekmeleri, önceki konumlarına dönmeleri, birliği korumak ve en yüksek ulusal çıkarlara hizmet etmek için meşru bileşenlerin ve güneydeki bileşenlerin geri kalanıyla diyalog ve uzlaşma diline bağlı kalmaları çağrısında bulunuldu.

Aynı zamanda, Suudi Arabistan'ın Yemen Büyükelçisi Muhammed el Cabir, Krallığın güney liderlerinin olumlu ve sorumlu tutumlarını memnuniyetle karşıladığını belirterek, bu tutumların güney davasının adaletini korumak ve kapsamlı bir siyasi çerçeve içinde müzakere etmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Büyükelçi el Cabir, X platformundaki resmi hesabında yaptığı paylaşımda, Şebva valisinin Krallığın Riyad'da güney davası konulu bir konferans düzenleme çağrısını memnuniyetle karşılamasının, Cumhurbaşkanı Reşad Muhammed el-Alimi'nin talebine yanıt niteliğinde olduğunu ve güney liderlerinin siyasi çözüme yönelik sorumlu yaklaşımını yansıttığını açıkladı.

Bu tutumların “güney halkının davalarının adaletini korumak ve tüm beklentilerini karşılayacak şekilde tartışmaya açmak için doğru yönde ilerlediğini teyit ettiğini” belirten Bakan, Krallığın konferansın başarısına ve Yemen'de siyasi istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak yapıcı tutumlar sergileyen tüm güneyli liderlerin katılımını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Şebva Valisi Şeyh Avad Muhammed el-Vezir ise Suudi Arabistan'ın liderliğine ve Yemen'i desteklemedeki önemli rolüne olan güvenini yineledi ve yerel yönetimin, eyaletteki güvenlik ve istikrarı pekiştirmek için “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu” ile iş birliği yapma taahhüdünü vurguladı.

Bakan, Şebva'nın “eyaleti çatışmalardan kurtarmak için koalisyonla birlikte çalışacağını” belirterek, Yemen'in güneydoğusundaki stratejik açıdan en önemli eyaletlerinden birinde güvenliği ve kalkınmayı güçlendirmeye yönelik siyasi ve askeri çabaları desteklediğini vurguladı.


Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Şebve ve Sokotra’nın tamamen kurtarılmasını talep etti

Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
TT

Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Şebve ve Sokotra’nın tamamen kurtarılmasını talep etti

Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)
Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)

Doğu Yemen Vilayetleri Konseyi, Hadramut vilayetinde son dönemde yaşanan saha gelişmelerini memnuniyetle karşıladı. Söz konusu gelişmeleri güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi yolunda önemli bir adım olarak nitelendiren Konsey, Hadramut halkı ile Vatan Kalkanı Güçleri’nin güvenliği sağlama ve toplumsal barışı koruma konusundaki rolünü övdü.

Konsey bugün yayımladığı açıklamada, “Hadramut vilayetinde elde edilen zaferleri tebrik ediyor, güvenlik ve istikrarı pekiştirmek ve ulusal kazanımları korumak için gösterilen kahramanlıkları selamlıyoruz” ifadesine yer verdi. Açıklamada ayrıca, yaşanan gelişmelerin Hadramut halkının kendi güvenliğini savunma ve vilayeti bir çatışma veya kaos alanına dönüştürme girişimlerine karşı durma kararlılığını yansıttığı vurgulandı.

a bulundukları sırada (AFP)Güney Geçiş Konseyi'ne (GGK) bağlı güçler, birkaç gün önce Mukalla'da bulundukları sırada (AFP)

Bu bağlamda Konsey, ‘Şebve ve Sokotra vilayetlerinin tamamen özgürleştirilmesini’ talep etti. Açıklamada, Doğu vilayetlerinin kendi bölgelerini yönetme yetkisinin sağlanmasının sürdürülebilir istikrarın inşasında ve adil, dengeli bir ulusal ortaklığın güçlendirilmesinde temel bir adım olduğu vurgulandı.

Konsey ayrıca, Suudi Arabistan’ın Yemen’de barış konulu bir konferans düzenleme çağrısını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Açıklamada, konferansın ‘Doğu vilayetleri bölgesini kapsayan Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’nın ağırlığını yansıtacak şekilde temsil edilmesinin’ önemine dikkat çekildi. Bu temsilin, bölgenin coğrafi, tarihi ve jeopolitik konumuna uygun olması gerektiği ifade edildi.

Konsey’e göre, planlanan konferans, 2012 yılında Körfez Girişimi ve uygulama mekanizmasının imzalanmasından, 2014 Ulusal Kapsamlı Diyalog Konferansı çıktıları ve ilgili uluslararası meşruiyet kararlarına kadar Yemen’de barışın sağlanması yönündeki çabaların doğal bir uzantısı niteliğinde. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın ‘barış sürecinin güvenilir hamisi’ olduğu ve Yemen hükümetiyle, özellikle Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi koordinasyonu ve iş birliği içinde hareket ettiği vurgulandı.

Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)Yemen'in doğusundaki el-Mehra vilayetinde yaşayan bir grup vatandaş, son Başkanlık Konseyi kararlarına desteklerini ifade ediyor. (SABA)

Konsey, açıklamasında Suudi Arabistan’a olan güvenini ve Doğu’nun dört vilayetinin halkının beklentilerini gözetmedeki cömert desteğini yeniden vurguladı. Konsey, halkın bölgesini yönetme hakkını kullanmasını, kaynaklarını değerlendirmesini ve siyasi-ekonomik kazanımlarını korumasını desteklediklerini belirtti. Bu çabaların, adil bir federal devlet çerçevesinde ve Ulusal Diyalog ile üzerinde uzlaşılan üç temel referansa uygun şekilde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Konsey, açıklamasını Doğu vilayetlerinde barış ve istikrarın sağlanmasının Yemen’de kapsamlı bir çözümün temel direğini oluşturduğunu ve kriz yönetiminden devlet ve kurum inşasına geçiş için fırsatları artırdığını vurgulayarak sonlandırdı.


Vali Hanbeşi, Hadramut Vadisi'nde hayati öneme sahip tüm bölgelerin güvenliğinin sağlandığını duyurdu

 Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
TT

Vali Hanbeşi, Hadramut Vadisi'nde hayati öneme sahip tüm bölgelerin güvenliğinin sağlandığını duyurdu

 Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)
Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hadramut Valisi, Vilayet Güvenlik Komitesi Başkanı ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi, Hadramut Vadisi'ndeki askeri kampların güvenliğinin tamamen sağlandığını ve operasyonun başarıyla tamamlandığını açıkladı.

Hanbeşi bugün, Yemen resmi haber ajansı SABA’ya yaptığı açıklamada, güçlerin tüm hayati noktalarda konuşlandırılmasının tamamlandığını, Seyun Uluslararası Havalimanı ile Hadramut Vadisi'ndeki egemenlik ve hizmet tesislerinin bütünüyle güvence altına alındığını bildirdi.

Yerel yönetimin, hizmetlerin ve günlük yaşamın kesintisiz sürdürülmesini sağlamak amacıyla kapsamlı bir normalleşme planını fiilen uygulamaya başladığını vurgulayan Hanbeşi, vatandaşlar ile aşiret mensuplarının sergilediği yüksek bilinç ve sorumluluk duygusunu övdü. Hanbeşi, bu kesimlerin güvenlik geçiş sürecinde kamu düzeninin korunmasında emniyet güçleri için gerçek bir destek ve güvenlik supabı olduğunu ifade etti.

Hanbeşi ayrıca, Mukalla kentindeki tüm güvenlik ve askeri personel, din âlimleri, toplumsal komiteler, sosyal şahsiyetler ve kanaat önderlerine, mülklerin ve kurumların korunması konusunda farkındalık çalışmalarını artırmaları çağrısını yineledi.

Hanbeşi, “Hadramut bugün güvenli ve istikrarlı bir geleceğe doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Burada düzen ve hukukun sesi her şeyin üzerinde; Hadramut halkının topraklarını koruma ve geleceklerini inşa etme hakkı esastır” dedi.

Hadramut'taki kampları ele geçirmek için operasyon başlatan Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)Hadramut'taki kampları ele geçirmek için operasyon başlatan Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Dr. Reşad Muhammed el-Alimi’nin Hadramut’taki gelişmeleri yakından takip etmesini takdirle karşıladığını belirterek, sağlanan destek ve yardımlar dolayısıyla teşekkür etti. Hanbeşi ayrıca, Suudi Arabistan’ın Hadramut’ta güvenliğin tesis edilmesi ve hayatın normale dönmesi yönündeki çabalarına verdiği destekten ötürü memnuniyetini dile getirdi.

Hanbeşi, Mukalla kentindeki kamu ve özel mülklerin korunmasının önemine dikkat çekerek, kentteki kamu ve özel tesislerin Hadramut halkına ait olduğunu, bunlara verilecek her türlü zararın vilayetteki her haneyi olumsuz etkileyeceğini vurguladı.

“Hadramut’un güvenliği herkesin omuzlarında bir emanettir” diyen Hanbeşi, halkın güvenlik güçleriyle dayanışmasının, fırsat kollayan kesimlere karşı en güçlü güvence olduğunu ifade etti. Hadramut’un her zaman bilinç ve olgunluğun simgesi olarak kalacağını belirten Hanbeşi, kentin ulusal imkânlara ve vatandaşların mülklerine zarar verilmesini reddeden bir hoşgörü kültürünün toprağı olduğunu söyledi.