Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Almanya Başbakanı ortak sorunları gözden geçirdi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Almanya Başbakanı ortak sorunları gözden geçirdi

Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, dün akşam yaptıkları bir telefon görüşmesinde iki ülke ilişkilerini gözden geçirdi.
İki lider, iki ülke arasındaki ilişkileri, ortak işbirliği fırsatları ve bunları geliştirmenin yolları ile son bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları görüştü.



Enerji, sanayi ve madencilikte entegrasyon... Suudi Arabistan'dan ulusal zenginliği artırmaya yönelik yeni adım

Prens Abdülaziz bin Selman, başkent Riyad'daki ulusal fabrikalardan birini ziyareti sırasında. (SPA)
Prens Abdülaziz bin Selman, başkent Riyad'daki ulusal fabrikalardan birini ziyareti sırasında. (SPA)
TT

Enerji, sanayi ve madencilikte entegrasyon... Suudi Arabistan'dan ulusal zenginliği artırmaya yönelik yeni adım

Prens Abdülaziz bin Selman, başkent Riyad'daki ulusal fabrikalardan birini ziyareti sırasında. (SPA)
Prens Abdülaziz bin Selman, başkent Riyad'daki ulusal fabrikalardan birini ziyareti sırasında. (SPA)

Prens Abdülaziz bin Selman'ın enerji bakanlığı görevini sürdürürken aynı zamanda Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı olarak atanması, Suudi Arabistan'ın en önemli üç ekonomik sektörünü daha güçlü şekilde entegre etme yönündeki yeni yaklaşımın göstergesi olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre enerji, sanayi ve madenciliğin tek bakanlık çatısı altında toplanması, politika uyumunu hızlandıracak, yerel değer zincirlerinin güçlendirilmesini sağlayacak ve ekonomiyi çeşitlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 hedeflerine katkı sunacak.

Bu adım, enerji, sanayi ve madencilik sektörleri arasındaki güçlü bağdan kaynaklanıyor. Birbirini tamamlayan bu sektörler; enerji üretimiyle başlayıp maden kaynaklarının değerlendirilmesi, ardından doğal kaynakların katma değerli ürünlere dönüştürülmesi ve sanayinin yerlileştirilmesine kadar uzanan bütünleşik bir yapıyı oluşturuyor. Bu entegrasyonun Suudi ekonomisinin rekabet gücünü artırması, kaynak kullanımında verimliliği yükseltmesi ve daha çeşitli ile sürdürülebilir bir sanayi altyapısı oluşturması bekleniyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlar, söz konusu düzenlemenin ulusal stratejilerin sahada uygulanmasında yeni bir dönemi temsil ettiğini belirtti. Uzmanlar, Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı'nın bağımsız bir kurum olarak kurulması ve Ulusal Sanayi Stratejisi'nin hayata geçirilmesinden bu yana sektörün önemli dönüşümler yaşadığına dikkat çekti.

Uzmanlara göre yeni atama, temel ekonomik dosyaların tek elde toplanmasını sağlayarak politika uyumunu güçlendirecek ve değer zincirlerini Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda daha etkin hale getirecek.

Ekonomik çeşitlenme

Suudi Arabistan Şura Konseyi Üyesi Fadl bin Saad el-Buaynin, Vizyon 2030 kapsamında yürütülen ekonomik dönüşümün, ekonominin çeşitlendirilmesini ve bazı sektörlerin gayrisafi yurt içi hasıladaki payının artırılmasını hedefleyen aşamalı stratejilere dayandığını söyledi.

El-Buaynin'e göre ilk aşamalarda yasal altyapının tamamlanması, stratejik hedeflere ulaşacak yol haritasının oluşturulması ve uygulama sürecinin başlatılması ön plana çıktı. Bu süreçte birçok hedef planlanandan önce gerçekleştirildi.

El-Buaynin, "Bence eski Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender el-Hureyf önceki dönemde önemli rol üstlendi. Yasama, düzenleme ve uygulama alanlarında ciddi başarılar elde etti ve bakanlığı hedeflerine ulaşmış, en verimli döneminde devretti." dedi.

sdevrtbgr
Suudi Arabistan'ın Ras el-Hayr Sanayi Şehri'ndeki fabrikalardan biri. (SPA)

Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmede El-Buaynin, mevcut aşamada ekonomik etkinin artırılması, Ulusal Sanayi Stratejisi'nin daha hızlı uygulanması ve enerji, madencilik ile sanayi sektörleri arasında daha güçlü uyum sağlanmasına odaklanıldığını belirtti.

El-Buaynin, bu üç sektörün ortak yönetim altında toplanmasının uygulama süreçlerini hızlandıracağını, karşılaşılan sorunların çözümünü kolaylaştıracağını ve daha geniş ekonomik fırsatların önünü açacağını ifade etti.

Şura Konseyi üyesi, "Sanayi ve madenciliğin enerji sektörüyle bütünleştirilmesinden doğacak kazanımların ötesinde, en büyük avantajlardan biri Prens Abdülaziz bin Selman'ın Suudi ekonomisinin kalbi niteliğindeki bu üç sektörden sorumlu olmasıdır. Prens, yalnızca yürütme alanında değil, düzenleyici ve yasal konularda da geniş deneyime sahip. Zorlukları fırsata çevirebilen, fikirleri uygulamaya dönüştürebilen ve birlikte çalıştığı ekipleri motive eden bir liderdir." diye konuştu.

Değer zincirinin bütünleşmesi

El-Buaynin, üç sektörün tek çatı altında toplanmasının özellikle madencilik alanında Ulusal Sanayi ve Madencilik Stratejisi'nin uygulanmasını hızlandıracağını söyledi.

Madencilik sektörünün ekonomiye katkısını önemli ölçüde artırabilecek büyük potansiyele sahip olduğunu belirten El-Buaynin, aynı zamanda Vizyon 2030 hedeflerine ulaşılması ve ekonomik çeşitlenmenin hızlandırılması için cesur kararların gerekli olduğunu vurguladı.

Yeni yapılanmanın ekonomik değer zincirinde karar alma süreçlerini tek elde toplayacağını ifade eden El-Buaynin, bunun yabancı yatırımlar açısından da önemli avantaj sağlayacağını belirtti.

El-Buaynin'e göre madencilik ile enerji sektörlerinin entegre edilmesi, Enerji Bakanı'nın yabancı yatırımcılarla yürütülen müzakerelerde elini güçlendirecek; yoğun ilgi gören yatırımlarla daha az ilgi gören projelerin birlikte değerlendirilmesine imkân tanıyarak Suudi Arabistan için daha kazançlı yatırım modellerinin oluşturulmasına katkı sağlayacak.

İleri teknoloji sanayileri

Ekonomi uzmanı Ahmed eş-Şehri ise Prens Abdülaziz bin Selman'ın Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı görevini üstlenmesinin önemli ekonomik sonuçlar doğuracağını söyledi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Eş-Şehri, bu sonuçların başında ekonomik değer zincirinin bütünleşmesinin geldiğini belirterek, "Enerji sanayinin temel girdisini oluşturuyor, madencilik ham madde sağlıyor, sanayi ise bu kaynakları katma değerli ürünlere dönüştürüyor. Bu sektörlerin tek çatı altında yönetilmesi, her birinin ayrı ayrı yönetilmesine kıyasla çok daha bütüncül bir planlama yapılmasını sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.

Bu adımın yerli katma değeri de artıracağını belirten Eş-Şehri, ham maddelerin ihraç edilmesi yerine madenlerin ve doğal kaynakların ileri teknolojiye dayalı ulusal sanayi ürünlerine dönüştürülmesine yönelik politikaların geliştirilebileceğini, bunun da ekonomik getiriyi artırırken yüksek nitelikli istihdam oluşturacağını söyledi.

Eş-Şehri ayrıca, politikaların ve karar alma mekanizmalarının tek elde toplanmasının yatırım süreçlerini daha verimli hale getireceğini, bürokratik karmaşıklığı azaltacağını ve yatırım ortamını daha öngörülebilir kılacağını ifade etti.

Ekonomi uzmanına göre enerji, sanayi ve madencilik sektörlerinin entegrasyonu, Suudi Arabistan'ın doğal kaynak ihracatına dayalı ekonomik modelden üretim ve sanayi odaklı bir ekonomiye geçiş sürecini de hızlandıracak.


Kanada Başbakanı Suudi Arabistan'a resmi ziyarette bulundu

Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)
Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)
TT

Kanada Başbakanı Suudi Arabistan'a resmi ziyarette bulundu

Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)
Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal, çarşamba akşamı Cidde'ye varışında Kanada Başbakanı Mark Carney'i karşılıyor. (Mekke Bölge Emirliği)

Kanada Başbakanı Mark Carney, Mart 2025 ortasında göreve gelmesinden bu yana ilk resmi ziyareti kapsamında çarşamba akşamı Suudi Arabistan'a geldi.

Carney'i, Suudi Arabistan'ın batısındaki Cidde'de bulunan Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'nda Mekke Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Mişal bin Abdülaziz ile beraberindeki bakan sıfatıyla Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan karşıladı.

Karşılama töreninde ayrıca Suudi Arabistan'ın Ottawa Büyükelçisi Amal el-Muallimi, Kanada'nın Riyad Büyükelçisi Jean-Philippe Linteau, Mekke Bölgesi Emniyet Müdürü Tümgeneral Salih el-Cabri ve bölgede Kraliyet Protokol Ofisi Genel Müdürü Ahmed bin Zafer de hazır bulundu.

fgthyj
Kanada Başbakanı Mark Carney, Cidde'deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı'nda kendisini karşılayan yetkililerle tokalaşıyor. (Mekke Bölge Emirliği)

Başbakan Carney'nin Ofisi tarafından yapılan açıklamada, Carney'nin Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman ile ikili ilişkilerin geliştirilmesini ele alacağı bildirildi.

Görüşmelerde enerji, kritik mineraller, yatırım, altyapı, ileri teknolojiler ve savunma alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesine odaklanılacağı belirtildi.

Açıklamada ayrıca tarafların Ortadoğu'daki gelişmeler, deniz ticaret yollarının güvenliği ve ortak ilgi alanına giren uluslararası ve bölgesel konuları değerlendireceği, iki ülke arasındaki siyasi koordinasyonun artırılması imkanlarını da ele alacağı ifade edildi.


Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi: Hürmüz Boğazı’ndaki kazanın ardından Wadiyan tankeri güvenli durumda ve denize açılmaya hazır

Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)
Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi: Hürmüz Boğazı’ndaki kazanın ardından Wadiyan tankeri güvenli durumda ve denize açılmaya hazır

Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)
Hürmüz Boğazı’nı geçen bir tanker (Arşiv – Reuters)

Suudi Arabistan Ulusal Deniz Taşımacılığı Şirketi (Bahri), süper petrol tankeri Wadiyan’ın dün Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında bir kazaya karıştığını açıkladı. Şirket, tüm mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğunu, geminin güvenli durumda bulunduğunu ve seyrine devam edebilecek durumda olduğunu bildirdi.

Şirketten yapılan açıklamada, uluslararası IMO numarası 9524970 olan tankerin 7 Temmuz’da kazaya maruz kaldığı belirtilerek, yapılan kontrollerin ardından gemideki mürettebat ve çalışanlar arasında herhangi bir yaralanma tespit edilmediği ifade edildi.

Bahri, kazanın meydana gelmesinin hemen ardından ilgili makamlara bilgi verildiğini, durumun yönetimi için ilgili tüm taraflarla koordinasyonun sürdüğünü ve gelişmelerin yakından takip edilmesi amacıyla tanker mürettebatıyla sürekli iletişim halinde olunduğunu kaydetti.

Bahri, çalışanlarının güvenliği, deniz çevresinin korunması ve filosunun güvenli şekilde işletilmesinin şirketin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayarak, tankerlerini en yüksek güvenlik ve operasyonel güvenilirlik standartlarına uygun şekilde işletmeyi sürdüreceğini belirtti.

Olay, dünyanın en önemli petrol ve uluslararası ticaret güzergâhlarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yakından takip edildiği bir dönemde meydana geldi.

Suudi Arabistan dün yaptığı açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri sırasında Suudi Arabistan’a ait Wadiyan ile Katar’a ait Al Rukayyat tankerlerini hedef almasını en sert ifadelerle kınadı. Riyad, söz konusu saldırıların uluslararası deniz taşımacılığı güvenliğine ve küresel enerji arzının emniyetine yönelik kabul edilemez bir saldırı niteliği taşıdığını bildirdi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, İran’ın bu tür saldırıları sürdürmesinin uluslararası hukuk ve teamüllerin yanı sıra deniz ulaşımının serbestisini ve deniz yollarında güvenli geçişi güvence altına alan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının da ağır ihlali olduğu ifade edildi.

Riyad yönetimi, İran’dan bölge güvenliğini, uluslararası deniz seyrüseferini ve enerji tedarikini tehdit eden tüm eylemlerine derhal son vermesini isterken, saldırılar ile bunların yol açtığı tüm zarar ve sonuçlardan Tahran’ı tamamen sorumlu tuttuğunu açıkladı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi de İran’ın Wadiyan tankerini hedef almasını en sert ifadelerle kınadı. Budeyvi, saldırının uluslararası hukukun ve uluslararası deniz yollarının güvenliğine ilişkin kuralların açık ihlali olduğunu belirtti.

Budeyvi, saldırının İran’ın bölge güvenliğini istikrarsızlaştırmaya, küresel enerji güvenliğini zayıflatmaya ve uluslararası ticaret akışını tehdit etmeye yönelik düşmanca ve provokatif politikasını sürdürdüğünü gösterdiğini ifade etti. Bunun tüm uluslararası hukuk kuralları, teamüller ve anlaşmalara açık bir meydan okuma niteliği taşıdığını söyledi.

Budeyvi dün yayımladığı açıklamada, üye ülkelerin Suudi Arabistan ile tam dayanışma içinde olduğunu ve Riyad’ın ulusal çıkarlarını korumak amacıyla attığı tüm adımlara destek verdiğini vurguladı.

Aynı gün Katar Dışişleri Bakanlığı da İran’ın Doha Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhsin Kanani’yi bakanlığa çağırarak, Hürmüz Boğazı yakınlarından geçişi sırasında Al Rukayyat tankerinin hedef alınması nedeniyle protesto notası verdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Protokol Dairesi Müdürü İbrahim Fahru tarafından Kanani’ye iletilen protesto notasında, saldırının uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğine yönelik ciddi bir ihlal, küresel enerji arzı güvenliğine doğrudan tehdit ve uluslararası hukukun açık şekilde ihlali olduğu vurgulandı.

Notada, Katar’ın söz konusu saldırıyı ve bunun uluslararası deniz taşımacılığı güvenliği ile bölgesel istikrara yönelik oluşturduğu tehdidi kesin bir dille reddettiği belirtilerek, İran’dan bölge güvenliğini tehdit eden tüm uygulamalara derhal son vermesi ve uluslararası deniz seyrüseferi ile küresel enerji arzını riske atan eylemlerden kaçınması istendi.

Katar, uluslararası hukuk çerçevesinde çıkarlarını ve ulusal varlıklarını korumak amacıyla gerekli gördüğü tüm adımları atma hakkını saklı tuttuğunu da bildirirken, İran’dan saldırıyla ilgili acil açıklama yapmasını, benzer olayların tekrarını önleyecek tedbirleri almasını ve ilgili uluslararası hukuk kurallarına tam olarak uymasını talep etti.

Öte yandan birçok Arap ve Körfez ülkesi de İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan Suudi petrol tankeri ile Katar’a ait doğal gaz tankerini hedef almasını kınayarak, söz konusu saldırıların uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini vurguladı.