Hindistan ve Pakistan, Taliban yönetimindeki Afganistan’ı nasıl görüyor?

Taliban’a bağlı Hakkani örgütünün saldırıları hakkında endişe ve DEAŞ/Horasan’ın eylemlerini arttırması hakkında bölgede endişe hakim

Taliban militanları, Kabil’i ele geçirmesinin birinci yıl dönümünü kutladı (EPA)
Taliban militanları, Kabil’i ele geçirmesinin birinci yıl dönümünü kutladı (EPA)
TT

Hindistan ve Pakistan, Taliban yönetimindeki Afganistan’ı nasıl görüyor?

Taliban militanları, Kabil’i ele geçirmesinin birinci yıl dönümünü kutladı (EPA)
Taliban militanları, Kabil’i ele geçirmesinin birinci yıl dönümünü kutladı (EPA)

Taliban’ın Afganistan’da iktidarı ele geçirmesinden bir yıl sonra dünya, hala bu hareketin yönetimi altında ülkenin nasıl görüneceğini ve başta Pakistan ve Hindistan olmak üzere Afganistan’ın komşuları üzerindeki yansımalarını bekliyor.
Avustralya Ulusal Üniversitesi Stratejik ve Savunma Araştırmaları Merkezi’nden Araştırma Görevlisi Dr. Stuti Bhatnagar ve Avustralya Deakin Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Dr. Zahid Şihab Ahmed, ABD merkezli ‘The National Interest’ dergisi tarafından yayınlanan bir raporda, Taliban’ın Ağustos 2021’de Afganistan’ı ele geçirmesinin birçok taraf açısından sürpriz olduğunu, Pakistan’ın Afganistan’daki rolü ve Taliban ile ilişkisinin devamlılığı hakkında bölgesel düzeyde endişeler uyandırdığını belirtti.
Pakistan’ın nüfuzunu korumak için Afganistan’ı vekil olarak kullanması, 2002’den 2021’e kadar Afganistan’daki önceki hükümetlerle yakın şekilde faaliyet gösteren Hindistan için özellikle önemliydi. Taliban yönetimi ele geçirdikten sonra Hindistan’ın diplomatik misyonları kapatıldı. Taliban’ın ilk yılını doldurması sonrasında Hindistan ve Pakistan’ın Taliban yönetimindeki Afganistan İslam Emirliği ile nasıl başa çıktığını araştırmak önemli.

Afganistan Taliban’ında Yüksek Eğitim Bakanı Abdul Baki Hakkani (ortada) geçen pazartesi günü Kabil’de düzenlediği basın toplantısında (AFP)
Şarku’l Avsat’a konuşan araştırmacılar, Taliban’ın 1996’dan 2001’e kadar Afganistan’ı Emirlik rejimi altında ilk kez yönettiği dönemde Pakistan’ın, hükümeti resmen tanıyan üç ülke arasında olduğunu belirtti. Pakistan’ın Taliban üzerindeki etkisi nedeniyle önemini koruyor olması şaşırtıcı değil. ABD’ye yönelik 11 Eylül saldırılarının ve 2001’de Taliban rejiminin yıkılmasının ardından Pakistan, topraklarındaki Taliban liderlerine karşı askeri operasyonlar yoluyla ‘teröre karşı savaşta’ ABD’nin yanında yer aldı. Bununla birlikte ilişkiler, İslamabad ve Taliban arasındaki aktif iş birliği ile hızla yeniden başladı. Pakistan, ABD, Çin ve Rusya liderliğindeki barış süreçlerini destekleyerek, Taliban liderlerine ev sahipliği yaparak ve Afganistan’dan ve diğer bölgesel ve uluslararası aktörlerden paydaşların dahil olduğu çok sayıda barış diyaloğunun kolaylaştırılmasına katkı sağlayarak, Taliban’ın siyasi olarak geri dönüşünde kilit bir müttefik oldu.
Araştırmacılar, Taliban ile yakınlığına ve iş birliği geçmişine rağmen, Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinden bu yana geçen sürenin Pakistan açısından karmaşık olduğunu savunuyor. İslamabad, Taliban’ı büyük ölçüde dostane bir rejim olarak görse de ilişkiler, terör de dahil olmak üzere çeşitli faktörler nedeniyle sorunsuz değildi. Pakistan’daki terör ikileminden bahsetmeden önce, Taliban’ın Afganistan’ın ulusal çıkarlarına da hizmet ettiğini ve Taliban hareketi içinde Pakistan karşıtı unsurların bulunduğunu belirtmekte fayda var.
Taliban, Durand Hattı’nın Afganistan ve Pakistan arasındaki kalıcı sınır olarak tanınmasına karşı çıkmaya devam ediyor ve Pakistan’ın sınır boyunca bir çit çekme çabalarına direniyor. Bu muhalefet, birkaç defa sahaya da yansıtıldı. Öyle ki örneğin bir Taliban yetkilisi, 2021’de Pakistan’dan insani yardım taşıyan bir kamyondan Pakistan bayrağını indirme eylemine dahil oldu. Bayrak indirildikten sonra ise yetkili, bayrağı yakacağını söyledi.
Pakistan son on yılda terörizme karşı elde ettiği büyük başarılara rağmen Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinden bu yana büyüyen bir terör sorunuyla karşı karşıya. Bu sorun, Pakistan içerisinde artan sayıda terör saldırısında kendini gösteriyor. Bu saldırılar, yalnızca DEAŞ- Horasan Vilayeti tarafından yapılmıyor. Aynı zamanda önde gelen bir Pakistan karşıtı terör grubu olan Pakistan Taliban’ı tarafından da gerçekleştiriliyor.
Yayınlanan raporların belirttiğine göre Afganistan’da, özellikle Pakistan Taliban’ına mensup 6 binden fazla Pakistan karşıtı militan bulunuyor. Bu çerçevede Pakistan’ın, Pakistan Talibanı (TTP) sorununu çözmek için Afgan Talibanı ile yakın bir şekilde çalışması şaşırtıcı değil. Aynı şekilde Taliban’a bağlı Hakkani Ağı, İslamabad ile TTP arasında bir diyaloga aracılık etti. Bu müzakereler, TTP’nin önde gelen lideri Ömer Halid Horasani’nin Afganistan’da yakın zamanda öldürülmesinden sonra duraksayabilecek bir ateşkes anlaşmasına olanak tanıdı. 
2001 yılından bu yana, Hindistan ise Afganistan’a yaklaşık 3 milyar dolarlık kalkınma yardımı yatırımı yaptı ve çeşitli altyapı projelerinde yer aldı. Bununla birlikte Kabil’in ötesine uzanan Hindistan diplomatik varlığı ve Taliban karşıtı Kuzey İttifakı’na verdiği destek, Ağustos 2021’de Taliban’ın gelişiyle sona erdi. Hindistan, Afganistan’daki siyasi müzakerelerde ve Taliban’ı Afganistan’da etkin bir şekilde iktidara getiren Şubat 2020 Doha anlaşmasında açık bir şekilde yer almadı.
Hindistan, Afganistan’daki sığınaklar aracılığıyla Hindistan topraklarındaki terörün yanı sıra özellikle Taliban’ın önemli bir kolu olan Hakkani grubunun Afganistan’daki Hindistan varlıklarına yönelik saldırılarından endişe duyuyor.
Hindistan Ordusu Genelkurmay Başkanı General Manoj Mukund Naravane, bu endişeler hakkında yaptığı açıklamada “Söyleyebileceğimiz ve geçmişten öğrenebileceğimiz şey, eski Taliban rejimi iktidardayken o dönemde Afganistan’dan gelen yabancı teröristlerimiz vardı” dedi. Hindistan, Taliban hükümetini resmi olarak tanımasa da hareket 2021’de iktidara gelmeden önce Taliban’a bir arka kanal açmaya çalıştı. Daha yakın bir zamanda Mayıs 2022’de, Hindistan Ulusal Güvenlik Danışmanı Ajit Doval, Hindistan’ın Taliban’ı terör bir grubu olarak algılamasının yarı resmi bir varlığa kaydığını belirtti. Doval ayrıca, bölgedeki ülkelerin Afganistan’ın terörizm ve bölgesel barış ve güvenlik için tehdit oluşturan terörist gruplarla mücadele kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini de vurguladı.
Hindistan ise bölgede terörle mücadelede Pakistan’ın rolünün önemli olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Yeni Delhi yönetimi ayrıca Taliban ile Pakistan arasındaki iş birliğinden endişe duyuyor. Bunun yanı sıra Çin’in Afganistan’daki artan varlığı da Hindistan’ı endişelendiriyor. 2014 yılından bu yana Pekin, Afganistan’a ekonomik yardım sözü verirken, Afganistan ile ilgili üçlü (ABD, Çin, Afganistan) ve dörtlü (ABD, Çin, Pakistan ve Afganistan) toplantılara katıldı.
Hindistan ayrıca, DEAŞ-Horasan örgütünün yükselişine yol açan ABD’nin geri çekilmesinin neden olduğu ‘güvenlik boşluğundan’ da endişe duyuyor. Horasan örgütü, DEAŞ’ın kendi kendini ilan eden bir kolu ve Güney Asya ve Orta Asya’da faaliyet gösteriyor. Bununla birlikte ortak jeopolitik çıkarlar ve Afganistan’ın bölgesel ekonomik ve insani desteğe ihtiyacı, Hindistan- Pakistan iş birliği için bir fırsat oluşturuyor.
Şu anda hem Hindistan hem de Pakistan, yeni Taliban ile mücadelede küçük adımlar atıyor. Bugün Afganistan’daki insan haklarına dair duyulan endişelerin yanı sıra Taliban ise temkinli şekilde hareket ediyor. Aynı şekilde daha önce bölgedeki siyasi dinamiklerde olduğu gibi işler, şaşırtıcı bir şekilde yukarı veya aşağı hareket edebilir. Bu durum ise Afganistan’daki gelişmelere daha yakından bakmayı gerekli kılıyor.



İran ve ABD, derin anlaşmazlıklar arasında Umman'da müzakerelere hazırlanıyor

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
TT

İran ve ABD, derin anlaşmazlıklar arasında Umman'da müzakerelere hazırlanıyor

ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi
ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi

İran ve Amerika Birleşik Devletleri, Tahran'ın nükleer programıyla ilgili olarak bugün Umman'da kritik müzakereler yürütüyor; ancak gündem üzerindeki devam eden anlaşmazlık, Ortadoğu'da bölgesel bir savaş korkusunun artmasına rağmen ilerleme kaydedilmesini zorlaştırıyor.

Her iki taraf da Tahran ile Batı arasındaki uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye bir şans daha vermeye istekli olduklarını belirtirken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'un görüşmelerin İran'ın nükleer programını, balistik füzelerini, bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği ve "kendi halkına yönelik muamelesini" içermesini istediğini söyledi.

Ancak İran, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve ABD Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Wittkoff'un Maskat'ta "sadece nükleer konuları" görüşmelerini istediğini söylüyor.


Kamala Harris, seçim kampanyasının sosyal medya hesaplarını yeniden aktif hale getirdi

Kamala Harris (Arşiv-AFP)
Kamala Harris (Arşiv-AFP)
TT

Kamala Harris, seçim kampanyasının sosyal medya hesaplarını yeniden aktif hale getirdi

Kamala Harris (Arşiv-AFP)
Kamala Harris (Arşiv-AFP)

ABD Eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris, dün başkanlık kampanyası için bir sosyal medya hesabını yeniden aktif hale getirerek, Beyaz Saray yarışına olası dönüşü hakkındaki spekülasyonları alevlendirdi.

2024 başkanlık seçimini kaybeden Demokrat aday, "Kamala Headkourters" olan ve adını "Headkourters_67" (Z kuşağı arasında popüler olan 6 ve 7 rakamlarına gönderme yapan bir isim) olarak değiştirdiği X hesabında yayınladığı videoda, "Bu konuda gerçekten heyecanlıyım" dedi.

TikTok'ta hesap sadece "Merkez" olarak biliniyor.

Hesap, Donald Trump'ın başkanlık seçimini kazandığının açıklandığı 5 Kasım 2024 tarihinden beri aktif değildi.

Harris, yenilenen hesabın genç Amerikalılara bilgi sağlayacağını ve seçilmiş yetkililer ile sivil toplumdan isimler de dahil olmak üzere "cesur ve büyük liderlerimizden bazılarını" öne çıkaracağını ifade etti.

61 yaşındaki Harris, sözlerini şöyle tamamladı: "İletişimde kalalım, orada buluşacağız."

Birçok anket, Harris'in 2028 seçimleri için potansiyel Demokrat adaylar listesinde, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve diğerlerinin önünde yer aldığını gösteriyor.

Trump kampanyası, Harris'in sosyal medyaya dönüşünü açıklamasının ardından hemen bir saldırı başlattı.

Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, X'te yaptığı paylaşımda, Harris'le alay ederek, "Kamala'ya daha fazla şey göstermek, Demokratların gerçekten ihtiyacı olan şey" ifadesini kullandı.

Harris, Joe Biden'ın 21 Temmuz'da adaylıktan çekilmesinin ardından kısaltılan 2024 başkanlık kampanyasının süresine atıfta bulunan "107 Gün" adlı kitabının tanıtımı için aylardır Amerika Birleşik Devletleri'ni geziyor.

Harris kitapta, ülkenin tarihinde başkan yardımcılığı görevini üstlenen ilk kadın olan Harris, eski patronu Biden ve ekibiyle hesaplaşıyor.

Harris yakın zamanda tanıtım turunun 2026'ya kadar devam edeceğini duyurdu; bu hamle birçok yorumcu tarafından yeniden başkanlık adaylığına hazırlık olarak yorumlandı.


Küba Amerika Birleşik Devletleri ile "diyaloğa hazır" ancak "baskı olmadan"

Küba'da yakıt krizi nedeniyle bir benzin istasyonunda araç kuyruğu oluştu (Reuters)
Küba'da yakıt krizi nedeniyle bir benzin istasyonunda araç kuyruğu oluştu (Reuters)
TT

Küba Amerika Birleşik Devletleri ile "diyaloğa hazır" ancak "baskı olmadan"

Küba'da yakıt krizi nedeniyle bir benzin istasyonunda araç kuyruğu oluştu (Reuters)
Küba'da yakıt krizi nedeniyle bir benzin istasyonunda araç kuyruğu oluştu (Reuters)

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile "diyaloğa hazır" olduğunu, ancak Washington'dan "baskı olmadan" görüşme yapılması gerektiğini belirtti. ABD, komünist adaya yönelik tehditlerini artırmıştı.

Ulusal televizyonda dün yayınlanan basın toplantısında Díaz-Canel, "Küba, ABD ile diyaloga hazır; görüşmek istediğimiz her konuda diyaloga hazırız. Şartlar neler? Baskı olmadan, ön koşulsuz" dedi. Görüşmelerin "eşit şartlarda, egemenliğimize, bağımsızlığımıza ve kendi kaderimizi tayin etme hakkımıza saygı gösterilerek" ve "iç işlerimize müdahale edilmeden" yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, son aylarda komünist yönetim altındaki Küba'yı defalarca tehdit ederek petrol tedarikini kesme tehdidinde bulundu ve adanın "çöküşün eşiğinde" olduğu konusunda uyardı. Küba, ekonomik bir krizle boğuşuyor. ABD ordusu sosyalist başkanı Nicolas Maduro'yu geçen ay devirene kadar, yıllardır Venezuela'dan gelen petrol tedarikine bağımlıydı.

ABD başkanı, o zamandan beri ülkesinin Venezuela'nın petrolünü kontrol ettiğini iddia ederek Küba'ya petrol tedarikini kesmek ve yardım etmeye çalışan herhangi bir ülkeye gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti. Bu baskı taktikleri, Küba'yı karanlığa sürüklemekle tehdit ederken, elektrik santralleri yakıt kıtlığı nedeniyle üretim yapmakta zorlanıyor.

Ülkenin doğusunda yüz binlerce kişi, dün şebeke arızası nedeniyle saatlerce elektriksiz kaldı.

Diaz-Canel, ülkesinin "ciddi bir yakıt kıtlığı" durumuyla karşı karşıya kalırken, hâlâ isimsiz dostları olduğunu vurguladı. "Yaptığımız her şeyi kamuoyuna açıklayamayız, ancak Küba yalnız değil" ifadelerini kullandı.

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum bu hafta, ülkesinin Küba'ya ham petrol sevkiyatının yeniden başlamasını sağlamak için mevcut tüm diplomatik kanalları kullandığını, ancak ABD'nin cezalandırıcı gümrük vergilerine maruz kalma riskini göze almayacağını ifade etti.

Diaz-Canel, Küba'nın karşı karşıya kaldığı baskıların, daha çevre dostu enerji kaynaklarına yönelme ve başkalarına olan bağımlılığını azaltma çabalarının önemini vurguladığını belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı yakın zamanda yayınlanan resmi verilere dayanarak yaptığı analize göre, ada geçen yıl elektrik ihtiyacının sadece yarısını karşılayabiliyor. Havana bunu, gıda ve ilaç tedarikini de etkileyen katı ABD yaptırımlarına bağlıyor.

Ancak, ülke ekonomisinin kötü yönetimi ve COVID-19 pandemisinin ardından turizmin çökmesi, ada sakinlerinin çektiği acıları daha da artırdı. Trump, Küba yönetimiyle "bir anlaşma yapmak" istediğini defalarca dile getirdi, ancak bu anlaşmanın ne olacağını belirtmedi.