Halep’e takviye yapan Türkiye, SDG’yi bombalamaya devam ediyor

Türkiye, Ayn el-Arab’daki gerginlik ve şiddetli çatışmaların ardından Halep’e takviye yapıyor ve SDG’yi bombalamaya devam ediyor.

Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
TT

Halep’e takviye yapan Türkiye, SDG’yi bombalamaya devam ediyor

Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)

Türk ordusu, Halep vilayetinin doğu kırsalında yer alan Ayn el-Arab’da (Kobani) Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Türk güçleri arasında meydana gelen karşılıklı saldırıların ardından Halep vilayeti kırsalındaki çeşitli bölgelere çok sayıda askeri takviye gerçekleştirdi.
Tank, personel taşıyıcı araçlar ve mühimmat yüklü 3 büyük askeri konvoy salı gecesi Suriye’ye girdi. Birinci konvoy, Halep’in kuzeyindeki Afrin kırsalında bulunan El-Hammam geçiş noktasından girerek Afrin’de bulunan Türk askeri üssüne ulaştı. İkinci konvoy, doğudaki Cerablus’taki Türk üssüne girdi. Üçüncü konvoy ise Bab es-Selame geçiş noktasından girerek Halep’in kuzeyindeki Azez’de yer alan Türk üssüne ulaştı.
Türk güçleri, askeri konvoyların bölgeye girişleriyle eşzamanlı olarak, Halep’in kuzeyindeki Tel Rıfat ilçesi ve Maranaz köyünü belli aralıklarla bombaladı. Türk basın yayın organları Halep kırsalındaki Türk hastanelerinde görev yapan sağlık personelinin alarm durumuna geçirildiğini aktardı.
Bu bağlamda, Halep’in doğusundaki Ayn el-Arab’ın karşısında yer alan Şanlıurfa ilindeki polis karakoluna salı günü SDG tarafından düzenlenen roket saldırısı sonucu ağır yaralanan askerlerden birinin daha hayatını kaybetmesiyle şehit sayısı 2’ye yükseldi. 3 asker de yaralı.
Türk güçleri, Ayn el-Arab’ın batı kırsalındaki Tel Cubna’da rejim güçlerine ait bir noktanın bulunduğu bölgeyi de içine alan çeşitli askeri noktaları karadan ve havadan hedef aldı. Türk uçakları, Ayn el-Arab’ın 25 kilometre batısında ve Suriye-Türkiye sınır duvarına 2 kilometre uzaklıkta yer alan Tel Carıkli’deki rejim noktalarına 8 hava saldırısı gerçekleştirdi.
Derin Güçler isimli site, Çarşamba günü Türk ordusunun, Şanlıurfa’nın Birecik ilçesindeki polis karakoluna yönelik saldırıya yanıt olarak, Ayn el-Arab’da SDG noktalarını hedef aldığı ana dair görüntüleri paylaştı. Görüntülerde Türkiye sınırı yakınındaki konuşlanma alanlarına yapılan yoğun topçu ateşi sırasında SDG ve Suriye rejim güçlerinin kaçmaya çalıştıkları görülüyor. Sitenin haberinde, Türk ordusunun hedef aldığı bölgelerde çok sayıda ölü ve yaralı olduğu aktarıldı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerine gerçekleştirdiği hava bombardımanında yaşanan can kayıplarının arttığını belirtti. Gözlemevi’ne göre 17 askeri unsurun öldüğü teyit edildi. Bu askeri unsurların 4’ünün SDG mensubu, 13’ünün de rejim güçlerine bağlı olduğunu kaydeden Gözlemevi, Amude kırsalındaki Sancak Sadun köyünde bulunan 4 SDG unsurunun Türk silahlı insansız hava aracının (SİHA) düzenlediği bombardımanda, Halep’in doğu kırsalındaki noktalarda konuşlu 13 rejim unsurunun ise Türk savaş uçağının hava saldırılarında öldürüldüğünü belirtti.
Suriye’nin kuzeyinde bulunan SDG ve rejimin kontrolündeki Ayn el-Arab ilçesinden salı günü Türkiye’nin güneyindeki Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde yer alan polis karakoluna düzenlenen ve 1 Türk askerinin şehit olduğu, 4’ünün de ağır yaralandığı saldırının ardından çatışmalar patlak verdi. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Türk güçlerinin saldırıya hemen karşılık verdiğini ve SDG’nin en büyük bileşeni olan YPG’den 13 unsurun öldürüldüğünü duyurdu. Gözlemevi, Türkiye’nin düzenlediği hava saldırıları ve topçu ateşi sonucu 11 askerin öldüğünü bildirdi ancak ölenlerin tamamının rejim ordusundan olup olmadığı bilgisine ulaşamadığını ifade etti. Başka kaynaklar ise rejim güçlerinden 20 kişinin öldüğünü bildiriyor.
Suriye rejimine yakın basın yayın organları birkaç askerin öldüğünü ve yaralandığını itiraf etti. Suriye Savunma Bakanlığı’nın Facebook resmi hesabında yer alan paylaşıma göre, Şam’daki bir askeri kaynak, “Türk savaş uçakları öğleden sonra saat 14.37’den 15.00’e kadar Halep kırsalındaki bazı askeri noktaları hedef aldı. Bunun sonucu 3 asker şehit oldu, 6 asker yaralandı” ifadesini kullandı.
Savunma Bakanlığı’nın bu açıklamasından önce SDG’ye bağlı Kürt medyasının yayınladığı görüntülerde, Türk hava saldırısı sonucu yaralanan bazı unsurlar gösterildi.
Türk güçleri ve Ankara destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları Halep’in kuzey kırsalında SDG kontrolündeki Harbel köyü, Tel Rıfat, Medyune, Tel Madik ve Hasiyye bölgelerine yönelik roket bombardımanını sürdürdü.
Afrin kırsalında bulunan Şirava kasabasının Enab ve Celbel köylerinde konuşlu Türk güçleri ayrıca, Şirava kasabasının Suğanke, Kantara ve Ebin köylerinin çevresini 30’dan fazla roket mermisi ve topçu ateşiyle bombaladı. Roket mermilerinden birkaçı Cerablus ilçesinin uzak mahallelerindeki El-Hallavi Kampı yakınlarına düştü.
Millî Savunma Bakanlığı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Barış Pınarı bölgesinde saldırı hazırlığındaki 4 SDG unsurunun öldürüldüğünü bildirdi. Barış Pınarı, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Türk güçleri ve SMO gruplarının kontrolünde bulunuyor.
Bu bağlamda, Gaziantep’in Karkamış ilçesinde Salı gecesi camilerin hoparlörlerinden askeri operasyonun başlaması sebebiyle vatandaşların evden çıkmaması gerektiği şeklinde uyarıların yapılmasının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Gaziantep Valisi Davut Gül, Türk güçlerinin Suriye’nin kuzeyindeki SDG’ye karşı bir askeri operasyon başlattığı iddiasını yalanladı.
Bakan Soylu, Karkamış ilçesindeki camilerden Türk güçlerinin Suriye’de askeri operasyon başlattığı yönündeki duyurunun “maksadını aşan bir anons olduğunu” belirtti. Soylu bölgede sokağa çıkma yasağının olmadığını belirterek, vatandaşlara yapılan uyarılardan dolayı endişe duymama çağrısında bulundu.
Gaziantep Valisi Davut Gül, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Yapılan anonslar maksadını aşmış olup, sokağa çıkma yasağı vb. durum olmadığı gibi rutinin dışında bir durum da söz konusu değildir. Sorumlu kamu görevlileriyle ilgili soruşturma açılmıştır” ifadelerini kullandı.
Karkamış ilçesi Salı günü Suriye’nin kuzeyinde rejim güçleri ve SDG’nin kontrolündeki bölgelerden topçu ateşiyle yapılan saldırıya maruz kalmıştı. 4 havan mermisinin ilçede boş alanlara düştüğü, can kaybı ve maddi hasar olmadığı bildirildi.
Türkiye, güney sınırlarındaki Suriye topraklarında 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgelerin inşasını tamamlamak amacıyla Mayıs ayından bu yana Menbiç ve Tel Rıfat’taki SDG noktalarına askeri operasyon düzenlemekle tehdit ediyor. Ancak bu operasyon Avrupalı devletlerin yanı sıra ABD, Rusya, İran ve Suriye rejiminin itirazları sebebiyle şu ana kadar başlatılmadı.



Türkiye, İran'a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı çıkıyor ve diyalog çağrısında bulunuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
TT

Türkiye, İran'a karşı herhangi bir askerî müdahaleye karşı çıkıyor ve diyalog çağrısında bulunuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (AFP)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bugün yaptığı açıklamada, İran’daki protestolar ve buna eşlik eden baskı politikaları nedeniyle ortaya çıkan krizin çözümü için İran ile ABD arasında ‘diyalog’ çağrısında bulundu. Fidan, Türkiye’nin Tahran’a yönelik herhangi bir askerî müdahaleye karşı olduğunu vurguladı.

Fidan, düzenlediği basın toplantısında, “İran’a karşı herhangi bir askerî operasyona kesinlikle karşıyız. İran’ın sorunlarını kendi başına çözebilecek kapasiteye sahip olduğuna inanıyoruz” dedi. Protestoların ‘rejime karşı bir ayaklanma’ olmadığını savunan Fidan, gösterilerin İran’daki ekonomik krizle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirten Fidan, “ABD ile İran’ın bu meseleyi ister arabulucular veya başka taraflar üzerinden, ister doğrudan diyalog yoluyla çözmesini umuyoruz” diye konuştu. Ankara’nın gelişmeleri ‘yakından takip ettiğini’ de sözlerine ekledi.

Fidan, İran’da istikrarsızlığın artmasının tüm bölgeyi etkileyeceğini söyledi.

Türkiye, son haftalarda 560 kilometrelik kara sınırını paylaştığı İran’daki gelişmelere ilişkin net ve sert açıklamalardan kaçındı.

Ankara, olası bir askerî müdahale durumunda ülkeye yönelik mülteci akınından endişe ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise protestoların başladığı 28 Aralık’tan bu yana konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.

Norveç merkezli sivil toplum kuruluşu İran İnsan Hakları Örgütü’nün (IHR) yayımladığı son verilere göre, protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı en az 3 bin 428’e ulaştı. IHR, gerçek sayının daha yüksek olabileceğini belirtirken, gösteriler kapsamında 10 binden fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi.


Pakistan ordusu ve Ortadoğu'daki artan rolü

Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
TT

Pakistan ordusu ve Ortadoğu'daki artan rolü

Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)

Kemal Allam

Pakistan ordusu, 1947'deki kuruluşundan beri, İngiliz Hint Ordusu'nun “Süveyş'in Doğusu” politikası olarak bilinen politikasını devralarak Arap dünyasında ve Ortadoğu'da sürekli olarak önemli bir rol oynamıştır. Ancak, on yıllarca bu rol büyük ölçüde Suudi Arabistan ve Ürdün başta olmak üzere kilit müttefiklerle ve daha az ölçüde Suriye ve Irak ile eğitim ve iş birliğiyle sınırlı kaldı.

Ne var ki, geçtiğimiz yıl boyunca, Başkan Donald Trump yönetimi, savunma diplomasisinin önemli bir bölümünü Pakistan ordusuna ve komutanı Mareşal Asım Münir'e devretti. Münir'in etkisi sadece askeri rolüyle sınırlı kalmadı; hem perde arkasında İran ile gerilimleri azaltmada hem de Gazze barış görüşmelerinde önemli bir rol oynayarak kilit bir diplomatik kanal olarak da öne çıktı. Öyle ki, Trump onu kamuoyu önünde övdü ve uluslararası figürler arasındaki saygınlığını takdir etti.

Son haftalarda, Münir'in liderliğindeki Pakistan ordusu, Suudi Arabistan liderliği, Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter, Ürdün Kralı İkinci Abdullah (iki kez), Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yetkilileriyle görüştü. Ayrıca Yemen'deki gerilimi azaltmak için müdahalede bulundu. Pakistan ordusu, geleneksel bir güvenlik sağlayıcıdan, Kuzey Afrika'dan İran-Körfez yakınlaşmasına kadar birçok coğrafyada, potansiyel çözümler önermek için savunma diplomasisini kullanan bir oyuncuya dönüştü. Bu gelişen pozisyon, Pakistan ordusunu son derece istikrarsız bölgesel iklimde, önemli bir istikrar sağlayıcı güç haline getirebilir.

Pakistan ve Ortadoğu'daki büyük güçler: Tarihsel bir miras

Britanya Hindistanı'nın bölünmesinin ardından yeni bağımsız bir devlet olarak Pakistan'ın müthiş askeri yetenekleri, esasen Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da şekillenen askeri mirasın uzantısıydı. Askerlerinin önemli bir kısmı, Kudüs, Amman, Bağdat, Kahire ve Maskat'ta konuşlanmış Britanya Hindistan Ordusu birliklerinde görev yapmıştı.

Sadece birkaç gün önce Pakistan, BAE'nin İslamabad’a düzenlediği resmi ziyaret sırasında kendisini Yemen krizinin merkezinde buldu. İslamabad, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde hemen arabuluculuk için harekete geçti

Bu mirasın önemli bir özelliği, askeri kurumun Pakistan'ın dış politikasını şekillendirmede her zaman üstünlüğe sahip olması. Bunun sonucunda, Pakistan şu anda Suudi Arabistan, Türkiye, Bahreyn, Irak, Ürdün ve Umman dahil olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesinin en büyük askeri ortağı.

Bu ittifakların niteliği farklılık gösteriyor; Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma anlaşması bulunuyor, Bahreyn ve Umman ise silahlı kuvvetlerinin en az yarısını Pakistan'dan temin ediyor. Irak'a gelince, terörle mücadele eğitiminin yanı sıra, pilotları Pakistan'da eğitim aldı. Irak hükümeti, Musul'un kurtarılmasının ardından DEAŞ’ı yenmede verdiği destekten dolayı İslamabad'a teşekkür etti.

Türkiye, Pakistan'ın müttefiki olduğunu sürekli olarak vurguluyor. Pakistan ile Libya'da Ankara’nın hasmı Halife Hafter arasında yakın zamanda yapılan silah anlaşmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakın isimlerden Amiral Cihat Yaycı, Türkiye ile Pakistan arasında bir zıtlaşmanın düşünülemez olduğunu vurguladı. Pakistan ayrıca, İran ile arabuluculuk yapmak için on yıllardır Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkilerini kullandı. On yıllar önce, Pakistan ordusu, İran-Irak Savaşı'nın sona ermesi için arabuluculuk yaparak, kilit bir rol oynadı; bu rol, merhum İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani tarafından da açıkça övüldü.

xsd
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen bir törenle Genelkurmay Başkanı General Syed Asım Münir'e Mareşal rütbesini birlikte takdim etti, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Tüm bunlar, Pakistan'ı Ortadoğu güçleriyle yaklaşık 80 yıllık etkileşimden sonra olgun bir konuma getirdi; bu süre zarfında, bir tarafa karşı diğerinin tarafını tutmadan görünüşte karşıt ittifakları korumayı ve sürdürmeyi başardı. Bu durum, Pakistan'ı Arap ve Arap olmayan devletler arasında ve bölgedeki Arap içi rekabetlerde köprü görevi görmeye elverişli bir konuma getirdi.

2026, Pakistan'ın köprü rolü ve çatışmaları çözme gücü

Sadece birkaç gün önce, Pakistan, BAE'nin İslamabad’a düzenlediği resmi ziyaret sırasında kendisini Yemen krizinin merkezinde buldu. İslamabad, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde hemen arabuluculuk için harekete geçti. Pakistan ayrıca, Arap Baharı'nın ardından Körfez ülkeleriyle olan gerilimleri azaltmak için Türkiye ile olan ilişkisini de kullandı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Pakistan, Libya ve Yemen'deki gibi çatışmalarda artık karşıt kutuplarda yer alan taraflarla on yıllardır süregelen askeri ittifakları göz önüne alındığında hem arabulucu hem de müttefik rolünün sınırlarını anladı. Nitekim Libya'da İslamabad, yakın zamanda Kaddafi sonrası dönemin en büyük savunma anlaşmalarından birine, dört milyar dolar değerinde bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşma, savaş uçakları, tanklar ve askeri eğitim uçaklarının yanı sıra Pakistan savunma sanayisini kullanan açık deniz petrol sondaj operasyonlarını da içeriyor.

Bu anlaşma, özellikle Ankara'nın Trablus hükümetini resmen desteklemesi nedeniyle, bazı gözlemcilerin Türk-Pakistan ilişkilerinin durumunu sorgulamasına yol açtı. Ancak Erdoğan'a yakın kaynaklar, Ankara'nın Hafter ile artan ilişkileri göz önüne alındığında, anlaşmanın Türkiye'nin önceden onayıyla sonuçlandırıldığını açıkladılar. Pakistan'ın, Hafter'in oğlunun İslamabad'a yaptığı son ziyaretler sırasında kendisi ile Türk yetkililer arasında görüşmeler ayarlamadaki rolüne işaret ettiler.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'daki gayri resmi kaynaklar, Ankara'nın Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğine katılma olasılığından bahsetti

Pakistan, elbette, Azerbaycan'ı Ermenistan'a karşı desteklemede Türkiye'nin en büyük askeri ortağıydı ve Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı programının geliştirilmesinde resmi bir ortak.

Yunanistan ise Pakistan'ın sınırlarındaki tehditlerle mücadelede Ankara'yı desteklemeye istekli olduğunu gösterir şekilde, askeri müdahalelerinden ve uçaklarının Türk hava sahasında ve Ege Denizi sularında uçmasından sürekli olarak şikayet ediyor.

Pakistan, Suudileri ve Türkleri tek bir güç içinde bir araya mı getiriyor?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'daki gayri resmi kaynaklar, Ankara'nın Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğine katılma olasılığından bahsetti. Bu bilgiye Bloomberg ve hükümete yakın birçok Türk medya kuruluşunda yer verildi. Ancak bu konuda resmi bir açıklama yapılmadı. Bugün Pakistan, Yemen, Sudan ve Libya'da ve belki de Suriye'de Suudi Arabistan ile koordinasyon içinde çalışıyor.

Gazze konusunda Trump, Pakistan ordusunun bir sonraki aşamaya liderlik edebilecek potansiyel bir güç olarak rolüne işaret etmeye devam ediyor. Yakın tarihli bir Financial Times haberinde, Pakistan ordusu, giderek daha çalkantılı bir dünyada Trump'ın yörüngesindeki jeopolitik nüfuzun yeniden şekillenmesinde “en büyük kazanan” olarak tanımlandı.

xcdfrgt
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Syed Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da, 26 Eylül 2025 (AFP)

Mısır ve Ürdün de Pakistan ile resmi ilişkilerini yoğunlaştırdı; Kral Abdullah ve Cumhurbaşkanı Sisi, bir ay içinde Pakistan liderliğiyle iki kez görüştü. Gazze'nin bu iki komşusu, Gazze planının ikinci aşamasında kilit oyuncular. General Münir ile kamuoyu önündeki yakınlaşmaları, Trump'ın Pakistan ordusuna olan artan güveniyle birleştiğinde, gelecekte şekillenecek barışın beklentisiyle, uluslararası dikkatleri Pakistan'ın en üst düzey askeri liderliğine çevirdi.

2026 yılı başlarken, Ortadoğu'daki iç savaşlardan henüz netleşmeyen Gazze barış planına kadar dünya benzeri görülmemiş bir belirsizlik yaşıyor. Ancak Pakistan ordusu, Beyaz Saray'dan Maşrık’a (Levant) kadar konumunu sağlamlaştırdı.


Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suriye ile İsrail arasında ABD'nin desteklediği müzakereleri yakından takip ettiğini açıklarken, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bölgede kök salmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris'te Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İsrail ve ABD ile devam eden müzakereleri görüştüğünü söyledi. Ayrıca, Suriye-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Paris'te düzenlenen Ukrayna konulu "İstekliler Koalisyonu" toplantısının oturum aralarında ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de bir araya geldi.

Şöyle devam etti: "Suriye ve Amerika taraflarıyla sürekli istişare halindeyiz ve İsrail ile müzakerelerin geldiği aşama ile Suriye tarafının birkaç gün önce SDG lideri Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmelerde elde edilen veya elde edilemeyen sonuçlar da dahil olmak üzere bir dizi konuyu ayrıntılı olarak görüştük."

İsrail'e yönelik eleştiriler

Fidan, Paris toplantısına katılımının ardından yaptığı açıklamalarda, Barrack tarafından üçlü görüşmelerin ilerleyişi hakkında bilgilendirildiğini ve bu konudaki görüşlerini ilettiğini belirtti.

İsrail'in Suriye'deki provokasyonlarının, bölgedeki yayılmacı ve bölücü politikasının bir uzantısı olduğunu vurgulayan Bakan, bölgede istikrarı sağlamak için değerlendirmeler yapmanın ve gerekli önlemleri almanın önemine dikkat çekti.

Bu rolün bölge ülkelerine verildiğini ve İsrail'in Somali bölgesine yönelik son hamlesinin bölgede istikrarsızlık yayma projelerinden biri olduğu düşünüldüğünde, ABD'nin de bu konuda önemli roller oynayabileceğini açıkladı.

Fidan şunları söyledi: “Bunu çok net bir şekilde görüyoruz ve Suriye bizim komşumuz olduğu için orada yaşanan her şey bizi doğrudan ilgilendiriyor. Tüm tarafları tatmin edecek ve istikrarı sağlayacak bir müzakere ve anlaşma için ortak bir zemin bulmayı umuyoruz.”

İki günlük müzakerelerin ardından Suriye ve İsrail, istihbarat paylaşımının koordinasyonunu kolaylaştırmak, askeri gerilimi azaltmak ve diplomatik ilişkileri ve ticari fırsatları teşvik etmek için Amerikan gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurmaya karar verdi.

SDG'ye uyarı

Aynı zamanda, Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, ülkesinin hiçbir terör örgütünün, özellikle de SDG'nin en büyük bileşenlerini oluşturan Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürt Halkı Koruma Birlikleri (YPG)'nin bölgede kök salmasına veya varlık göstermesine izin vermeyeceğini vurguladı.

Ankara'da dün gece düzenlenen bir etkinlikte Güler, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve tüm bağlı grupların Suriye dahil tüm bölgelerde terörist faaliyetlerini derhal durdurmaları ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmeleri gerektiğini söyledi.

Güler'in açıklamaları, SDG'nin 10 Mart 2025'te Şam ile imzalanan Suriye ordusuna entegre olma anlaşmasının uygulanmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediği ve bunun sonucunda Halep'te SDG ile Suriye ordusu arasında gerginlik yaşandığı duyurulduktan sonra geldi.

Güler şunları söyledi: “Bu sürecin başarılı olmasını içtenlikle istiyoruz, ancak bunun gerçekleşmesi için PKK ve tüm bağlı grupların koşulsuz olarak dağılması ve silahlarını bırakması gerekiyor.”

Halep'te gerilim artıyor

Aynı bağlamda, Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin askeri bölge olduğunu duyurdu ve sivillere bu bölgelerdeki SDG mevzilerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, SDG'nin Halep mahallelerine yönelik önemli bir tırmanışa geçmesi ve sivillere karşı bir dizi katliam gerçekleştirmesi üzerine, iki mahalledeki tüm SDG askeri mevzilerinin ordu için meşru askeri hedefler haline geldiğini belirtti.

Suriye televizyonuna göre açıklamada, bölgeyi terk etmek isteyenler için el-Awadi geçişi ve el-Zuhur Caddesi geçişi olmak üzere iki güvenli insani geçişin bugün saat 15:00'e kadar açık tutulacağı belirtildi.

SDG'nin Halep şehrindeki mahallelere yoğun bombardıman düzenlemesi ve bunun sonucunda sivillerin hayatını kaybetmesi üzerine, gece boyunca süren çatışmaların ardından sabah saatlerinde iki mahallenin çevresinde çatışmalar yeniden başladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Suriye ordusu, SDG'nin şehirdeki Suryan mahallesine yaptığı bombardımana, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki ateş kaynaklarını hedef alarak yanıt verdi. Çatışmaların Castello ve el Şihan bölgesinde çıktığını, sivillerin ise iki mahalle ve çevresindeki bölgeleri terk etmeye devam ettiğini kaydetti. Bu arada, sivil savunma ekipleri, SDG'nin aralıklı bombardımanına maruz kalan mahallelerde mahsur kalanların tahliyesini sağlamaya devam ediyor.