Halep’e takviye yapan Türkiye, SDG’yi bombalamaya devam ediyor

Türkiye, Ayn el-Arab’daki gerginlik ve şiddetli çatışmaların ardından Halep’e takviye yapıyor ve SDG’yi bombalamaya devam ediyor.

Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
TT

Halep’e takviye yapan Türkiye, SDG’yi bombalamaya devam ediyor

Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)

Türk ordusu, Halep vilayetinin doğu kırsalında yer alan Ayn el-Arab’da (Kobani) Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Türk güçleri arasında meydana gelen karşılıklı saldırıların ardından Halep vilayeti kırsalındaki çeşitli bölgelere çok sayıda askeri takviye gerçekleştirdi.
Tank, personel taşıyıcı araçlar ve mühimmat yüklü 3 büyük askeri konvoy salı gecesi Suriye’ye girdi. Birinci konvoy, Halep’in kuzeyindeki Afrin kırsalında bulunan El-Hammam geçiş noktasından girerek Afrin’de bulunan Türk askeri üssüne ulaştı. İkinci konvoy, doğudaki Cerablus’taki Türk üssüne girdi. Üçüncü konvoy ise Bab es-Selame geçiş noktasından girerek Halep’in kuzeyindeki Azez’de yer alan Türk üssüne ulaştı.
Türk güçleri, askeri konvoyların bölgeye girişleriyle eşzamanlı olarak, Halep’in kuzeyindeki Tel Rıfat ilçesi ve Maranaz köyünü belli aralıklarla bombaladı. Türk basın yayın organları Halep kırsalındaki Türk hastanelerinde görev yapan sağlık personelinin alarm durumuna geçirildiğini aktardı.
Bu bağlamda, Halep’in doğusundaki Ayn el-Arab’ın karşısında yer alan Şanlıurfa ilindeki polis karakoluna salı günü SDG tarafından düzenlenen roket saldırısı sonucu ağır yaralanan askerlerden birinin daha hayatını kaybetmesiyle şehit sayısı 2’ye yükseldi. 3 asker de yaralı.
Türk güçleri, Ayn el-Arab’ın batı kırsalındaki Tel Cubna’da rejim güçlerine ait bir noktanın bulunduğu bölgeyi de içine alan çeşitli askeri noktaları karadan ve havadan hedef aldı. Türk uçakları, Ayn el-Arab’ın 25 kilometre batısında ve Suriye-Türkiye sınır duvarına 2 kilometre uzaklıkta yer alan Tel Carıkli’deki rejim noktalarına 8 hava saldırısı gerçekleştirdi.
Derin Güçler isimli site, Çarşamba günü Türk ordusunun, Şanlıurfa’nın Birecik ilçesindeki polis karakoluna yönelik saldırıya yanıt olarak, Ayn el-Arab’da SDG noktalarını hedef aldığı ana dair görüntüleri paylaştı. Görüntülerde Türkiye sınırı yakınındaki konuşlanma alanlarına yapılan yoğun topçu ateşi sırasında SDG ve Suriye rejim güçlerinin kaçmaya çalıştıkları görülüyor. Sitenin haberinde, Türk ordusunun hedef aldığı bölgelerde çok sayıda ölü ve yaralı olduğu aktarıldı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerine gerçekleştirdiği hava bombardımanında yaşanan can kayıplarının arttığını belirtti. Gözlemevi’ne göre 17 askeri unsurun öldüğü teyit edildi. Bu askeri unsurların 4’ünün SDG mensubu, 13’ünün de rejim güçlerine bağlı olduğunu kaydeden Gözlemevi, Amude kırsalındaki Sancak Sadun köyünde bulunan 4 SDG unsurunun Türk silahlı insansız hava aracının (SİHA) düzenlediği bombardımanda, Halep’in doğu kırsalındaki noktalarda konuşlu 13 rejim unsurunun ise Türk savaş uçağının hava saldırılarında öldürüldüğünü belirtti.
Suriye’nin kuzeyinde bulunan SDG ve rejimin kontrolündeki Ayn el-Arab ilçesinden salı günü Türkiye’nin güneyindeki Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde yer alan polis karakoluna düzenlenen ve 1 Türk askerinin şehit olduğu, 4’ünün de ağır yaralandığı saldırının ardından çatışmalar patlak verdi. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Türk güçlerinin saldırıya hemen karşılık verdiğini ve SDG’nin en büyük bileşeni olan YPG’den 13 unsurun öldürüldüğünü duyurdu. Gözlemevi, Türkiye’nin düzenlediği hava saldırıları ve topçu ateşi sonucu 11 askerin öldüğünü bildirdi ancak ölenlerin tamamının rejim ordusundan olup olmadığı bilgisine ulaşamadığını ifade etti. Başka kaynaklar ise rejim güçlerinden 20 kişinin öldüğünü bildiriyor.
Suriye rejimine yakın basın yayın organları birkaç askerin öldüğünü ve yaralandığını itiraf etti. Suriye Savunma Bakanlığı’nın Facebook resmi hesabında yer alan paylaşıma göre, Şam’daki bir askeri kaynak, “Türk savaş uçakları öğleden sonra saat 14.37’den 15.00’e kadar Halep kırsalındaki bazı askeri noktaları hedef aldı. Bunun sonucu 3 asker şehit oldu, 6 asker yaralandı” ifadesini kullandı.
Savunma Bakanlığı’nın bu açıklamasından önce SDG’ye bağlı Kürt medyasının yayınladığı görüntülerde, Türk hava saldırısı sonucu yaralanan bazı unsurlar gösterildi.
Türk güçleri ve Ankara destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları Halep’in kuzey kırsalında SDG kontrolündeki Harbel köyü, Tel Rıfat, Medyune, Tel Madik ve Hasiyye bölgelerine yönelik roket bombardımanını sürdürdü.
Afrin kırsalında bulunan Şirava kasabasının Enab ve Celbel köylerinde konuşlu Türk güçleri ayrıca, Şirava kasabasının Suğanke, Kantara ve Ebin köylerinin çevresini 30’dan fazla roket mermisi ve topçu ateşiyle bombaladı. Roket mermilerinden birkaçı Cerablus ilçesinin uzak mahallelerindeki El-Hallavi Kampı yakınlarına düştü.
Millî Savunma Bakanlığı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Barış Pınarı bölgesinde saldırı hazırlığındaki 4 SDG unsurunun öldürüldüğünü bildirdi. Barış Pınarı, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Türk güçleri ve SMO gruplarının kontrolünde bulunuyor.
Bu bağlamda, Gaziantep’in Karkamış ilçesinde Salı gecesi camilerin hoparlörlerinden askeri operasyonun başlaması sebebiyle vatandaşların evden çıkmaması gerektiği şeklinde uyarıların yapılmasının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Gaziantep Valisi Davut Gül, Türk güçlerinin Suriye’nin kuzeyindeki SDG’ye karşı bir askeri operasyon başlattığı iddiasını yalanladı.
Bakan Soylu, Karkamış ilçesindeki camilerden Türk güçlerinin Suriye’de askeri operasyon başlattığı yönündeki duyurunun “maksadını aşan bir anons olduğunu” belirtti. Soylu bölgede sokağa çıkma yasağının olmadığını belirterek, vatandaşlara yapılan uyarılardan dolayı endişe duymama çağrısında bulundu.
Gaziantep Valisi Davut Gül, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Yapılan anonslar maksadını aşmış olup, sokağa çıkma yasağı vb. durum olmadığı gibi rutinin dışında bir durum da söz konusu değildir. Sorumlu kamu görevlileriyle ilgili soruşturma açılmıştır” ifadelerini kullandı.
Karkamış ilçesi Salı günü Suriye’nin kuzeyinde rejim güçleri ve SDG’nin kontrolündeki bölgelerden topçu ateşiyle yapılan saldırıya maruz kalmıştı. 4 havan mermisinin ilçede boş alanlara düştüğü, can kaybı ve maddi hasar olmadığı bildirildi.
Türkiye, güney sınırlarındaki Suriye topraklarında 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgelerin inşasını tamamlamak amacıyla Mayıs ayından bu yana Menbiç ve Tel Rıfat’taki SDG noktalarına askeri operasyon düzenlemekle tehdit ediyor. Ancak bu operasyon Avrupalı devletlerin yanı sıra ABD, Rusya, İran ve Suriye rejiminin itirazları sebebiyle şu ana kadar başlatılmadı.



İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran savaşı Mısır ve Türkiye arasındaki askeri iş birliğini hızlandırıyor... İsrail endişeli

Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır ve Türkiye, Erdoğan'ın geçen şubat ayında Kahire'ye yaptığı ziyaret sırasında askeri işbirliği anlaşması imzaladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Hişam el-Meyani

Mısır ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın, özellikle İran savaşı ve bölgede yaşanan istikrarsızlıkların gölgesinde askeri iş birliği alanında giderek güçlendiği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'de de dikkatle izlenirken, bazı İsrailli çevreler Kahire ile Ankara arasındaki artan askeri koordinasyonun "bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek silah anlaşmalarını da kapsayabileceği" yönünde uyarılarda bulunuyor.

Mısırlı uzmanlar ve emekli askerî yetkililer ise iki ülke arasındaki iş birliğinin saldırı amaçlı değil, savunma odaklı olduğunu ve İran savaşı sonrasında ortaya çıkan bölgesel değişimlere karşı güç dengelerini korumayı hedeflediğini belirtiyor.

İsrail'in Maariv gazetesi, ABD istihbaratının, Mısır ve Türkiye'nin geniş kapsamlı bir askerî iş birliğini sessiz şekilde geliştirdiğine dair olağan dışı faaliyetler tespit ettiğini öne sürdü. Gazetenin pazar günü yayımladığı haberde, bu iş birliğinin bölgedeki güç dengelerini etkileyebilecek silah anlaşmalarını içerebileceği ifade edildi.

Haberde, İsrail'in en büyük endişelerinden birinin Mısır Sahil Güvenliği veya Türk hava savunma sistemleriyle ilgili bir güvenlik anlaşmasının hayata geçirilmesi olduğu belirtilirken, bu konuda ileri düzey görüşmeler yürütüldüğünü doğrulayan resmi bir açıklamanın bulunmadığı vurgulandı.

Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)Birkaç ay önce Mısır ve Türkiye arasında yapılan ortak askeri tatbikatlardan, (Mısır askeri sözcüsü)

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Emekli Tümgeneral Muhammed Abdülvahid, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır ile Türkiye arasında birçok alanda yakınlaşma yaşandığını belirterek şunları söyledi:

"İki ülke arasında bir tür ortaklık söz konusu. Askerî alanda özellikle Türk insansız hava araçları (İHA), ortak eğitim faaliyetleri ve savunma sanayii iş birliği öne çıkıyor. Ayrıca yerli ihtiyaçları karşılamak ve bölgesel pazarlara yönelik satış yapmak amacıyla ortak askerî ürün geliştirme yönünde de bir eğilim bulunuyor."

Abdülvahid, iki ülke arasındaki savunma amaçlı askerî anlaşmaların bölgesel güç dengelerini korumaya yönelik olduğunu belirterek, "Özellikle İran savaşı sonrasında ortaya çıkan yeni koşullarda, ABD'nin Ortadoğu'daki güç dengesini İsrail lehine şekillendirme çabalarına karşı bir denge oluşturulmak isteniyor" dedi.

Mısır ile Türkiye arasındaki askerî iş birliği, 2023 yılında diplomatik ilişkilerin tam anlamıyla yeniden tesis edilmesi ve karşılıklı devlet başkanı ziyaretlerinin ardından belirgin şekilde ivme kazandı. Bu süreçte savunma sanayii alanındaki iş birliği de gelişti; iki ülke "Dostluk Denizi" ortak tatbikatlarını yeniden başlatırken, İHA’ların ortak üretimi konusunda anlaşmaya vardı. Ayrıca Mısır, Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN'a katıldı.

Türk savunma sanayiinin önde gelen ürünlerinden Bayraktar İHA'larının modelleri, Kahire'de düzenlenen IDEX 2025 Savunma Sanayii Fuarı'nda sergilenirken, araç ve mühimmatların üzerinde Mısır bayrağı yer aldı.

Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)Mısır ve Türkiye arasında ilk üst düzey askeri görüşme geçen yıl Ankara'da gerçekleştirildi (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Geçen yıl Ankara'da iki ülke arasında ilk üst düzey askerî toplantı gerçekleştirilirken, ağustos ayında Mısır ve Türkiye dikey iniş-kalkış yapabilen İHA’ların ortak üretimine ilişkin bir anlaşma imzaladı. Ayrıca Türk savunma şirketi HAVELSAN ile Mısır'ın Kadir Fabrikası arasındaki iş birliği kapsamında insansız kara araçlarının (İKA) üretimine başlandı.

Mısırlı uluslararası ilişkiler uzmanı ve akademisyen Beşir Abdülfettah da iki ülke arasındaki savunma iş birliğinin stratejik ortaklığı güçlendirmeyi amaçladığını belirterek, "Her iki ülke de gelişmiş silah sistemlerine erişimde çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor" dedi.

Abdülfettah, "Mısır ve Türkiye, uluslararası baskılara karşı savunma sanayiinde yerli üretime yönelmek istiyor. Ortak askerî tatbikatlar da aynı hedefe hizmet ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Şubat ayında Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kahire'de bir araya geldiği ziyarette iki ülke arasında askerî iş birliği anlaşması imzalanmıştı.

Öte yandan İsrail basınında yer alan bazı haberlerde, Mısır-Türkiye iş birliğinin gelecekte başka ülkelerin de katılımıyla bir "Arap-İslam askerî ittifakına" dönüşebileceği yönündeki kaygılara dikkat çekildi.

Türkiye'nin mayıs ayı sonunda ortaya attığı bölgesel istikrar platformu önerisi de bu tartışmaların devamı olarak değerlendiriliyor. Ankara'nın önerdiği yapıda Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerinin yer alması, belirli şartlar altında İran ve İsrail'in de platforma katılabilmesi öngörülüyor.

Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz şubat ayında Türk mevkidaşını kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Dönemin açıklamalarında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, tüm bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalacağı daha geniş kapsamlı bir "bölgesel istikrar vizyonuna" ihtiyaç olduğunu vurgulamıştı.

Ulusal güvenlik uzmanı Abdülvahid, Mısır'ın böyle bir girişime olumlu yaklaşacağını ve aktif rol üstlenebileceğini belirterek, "Fiilen bu yapı zaten mevcut. Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan arasında düzenli olarak toplanan dörtlü mekanizma bulunuyor. Bu mekanizma, bölgesel barışın güçlendirilmesi ve son dönemde ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ilerletilmesi gibi konularda rol oynuyor" ifadelerini kullandı.

Beşir Abdülfettah ise bölgesel platform fikrinin son derece önemli olduğunu belirterek, "Avrupa ve Asya'da bölgesel güvenlik ve iş birliği mekanizmaları bulunurken, Ortadoğu'da benzer bir yapının eksikliği hissediliyor" dedi.

Abdülfettah, İran savaşı sonrasında bölgenin önemli jeopolitik ve stratejik dönüşümler yaşayacağını belirterek, "Bu nedenle böyle bir platformun gündeme gelmesi son derece gerekli. Ancak yapının siyasi koordinasyonla mı sınırlı kalacağı, askerî iş birliğini de kapsayıp kapsamayacağı ve ortak bir bölgesel güç oluşturup oluşturmayacağı gibi birçok sorunun netleştirilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Uzman, söz konusu girişimin ABD ve İsrail'in Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme çabalarına karşı bir tepki niteliği taşıdığını belirtirken, şu ana kadar Mısır ve diğer bölge ülkelerinden öneriye ilişkin resmi bir tutum açıklanmadığını da ifade etti.


Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanmasında iş birliğine yönelik bölgesel bir platform kurulmasını önerdi

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “istikrar vizyonu” çerçevesinde daha geniş bir “bölgesel iş birliği platformu” kurulmasının önemine dikkat çekerek, bütün bölge ülkelerinin toprak bütünlüğü, egemenlik ve karşılıklı güvenlik ilkelerine bağlı kalması gerektiğini vurguladı.

Fidan, “modern tarihten ders çıkarılması gerektiğini” belirterek, mevcut koşulların iş birliğini başlatmak için “altın bir fırsat” sunduğunu ifade etti.

Japonya’nın Nikkei Asia gazetesine verdiği ve Türk medyasında da yer alan açıklamalarında Fidan, önerilen bölgesel platformun Türkiye’nin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve Körfez ülkelerini kapsayabileceğini, uygun şartlar oluştuğunda İran’ın da bu yapıya katılabileceğini söyledi.

İsrail’in ise ancak 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini tanıması halinde sürece katılabileceğini belirten Fidan, “Bu sorun çözüldüğünde İsrail’in güvenliği de bölge ülkeleri tarafından büyük ölçüde desteklenecektir” ifadelerini kullandı.

Fidan ayrıca ABD ile İran arasındaki müzakerelerin “kritik bir dönemece” girdiğini ve tarafların olumlu sonuç elde etmeye istekli olduğunu, bir anlaşmanın her zamankinden daha yakın olduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı (Reuters)Hürmüz Boğazı (Reuters)

Türkiye’nin, Pakistan’ın iki ülke arasında yürüttüğü arabuluculuk girişimlerini desteklediğini belirten Fidan, tarafların, “Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması sorunu çözülmeden nükleer müzakerelere başlanmaması” yönünde bir yol haritası üzerinde anlaştığını belirtti.

Fidan, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasının hem ABD hem de İran üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu, bunun enerji ve gıda güvenliği açısından küresel ölçekte ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı bölge ülkelerinin “Abraham Anlaşmaları”na katılması yönündeki önerisine değinen Fidan, Türkiye’nin 7 Ekim 2023 sonrasındaki gelişmeler karşısında İsrail’le ticareti durdurduğunu hatırlattı.

Fidan, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirerek, insani yardımın Gazze’ye ulaştırılmasının engellenmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı ve “İsrail şartları yerine getirirse normalleşmeye dönülebilir” ifadelerini kullandı.

İsrailli bazı yetkililerin Türkiye’yi gelecekte stratejik tehdit olarak göstermesine de değinen Fidan, İsrail’in bölgesel politikalarını eleştirerek, “İsrail kendi iç siyasetinde her zaman bir düşmana ihtiyaç duyuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Fidan ayrıca uluslararası toplumun İsrail’in bölgesel ve küresel istikrarı bozmasını daha güçlü şekilde engellemesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)Erdoğan ve Trump, Haziran 2025'te Lahey'deki «NATO» zirvesinde (AFP)

Temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan NATO Zirvesi’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Fidan, Türkiye’nin onay verilmesi halinde Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Hint-Pasifik ülkelerinin de zirveye davet edilmesini istediğini, bu programı organize etmek için NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte çalıştığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılım ihtimaline ilişkin olarak ise Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşmelerde Trump’ın katılmayacağına dair bir ifade kullanılmadığını, hazırlıkların Trump’ın katılımı varsayımıyla sürdüğünü ifade etti.


Özgür Özel ile görüşen Kılıçdaroğlu: Partiyi en uygun zamanda kurultaya götürmek istiyorum

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe
TT

Özgür Özel ile görüşen Kılıçdaroğlu: Partiyi en uygun zamanda kurultaya götürmek istiyorum

Fotoğraf: Independent Türkçe
Fotoğraf: Independent Türkçe

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Basın Danışmanı Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında telefon görüşmesi gerçekleştiğini açıkladı. Sönmez, yoğunluk nedeniyle daha önce karşılıklı aramaların sonuçsuz kaldığını ancak görüşmenin daha sonra yapıldığını belirtti.

Sönmez, görüşmenin içeriğine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Kemal Kılıçdaroğlu, en uygun zamanda partiyi kurultaya götürmekle ilgili niyetini Sayın Özgür Özel’e iletti. Özgür Özel de kendi taleplerinin de bu yönde olduğunu ve bundan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Konuyu kendi arkadaşlarıyla değerlendirecek ve ardından Sayın Kılıçdaroğlu’na dönüş yapacak.”

Özel’in bu değerlendirmeyi Parti Meclisi ya da MYK düzeyinde ele alabileceği ifade edildi.

“Yanlış anlaşılma oldu”: Dervişoğlu açıklamasına düzeltme

Kılıçdaroğlu’nun evinin önünde açıklama yapan Sönmez, gün içinde ortaya çıkan bazı yorumların yanlış anlaşıldığını belirtti.

Sönmez, özellikle Müsavat Dervişoğlu ile ilgili aktarılan ifadelerin bağlamından koparıldığını söyleyerek, “Kastımızı tam olarak ifade edemedik. Sorular ve yoğunluk nedeniyle yanlış anlaşılma olmuş olabilir” dedi.

Ayrıca kendisinin “parti sözcüsü” olarak tanımlanmasının da doğru olmadığını vurgulayan Sönmez, “Ben Genel Başkan’ın basın danışmanıyım, parti sözcüsü değilim” ifadelerini kullandı.

Siyasi temaslar ve Kılıçdaroğlu’nun programı

Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu’nun mevcut siyasi temaslarına ilişkin de bilgi verdi. Buna göre Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı ya da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile planlanmış herhangi bir görüşme programı bulunmuyor.

Sönmez, “Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu’nun herhangi bir parti lideriyle ya da siyasetçiyle planlanmış bir görüşme takvimi yoktur” dedi. Buna karşın Kılıçdaroğlu’nun CHP milletvekilleri, belediye başkanları, Parti Meclisi üyeleri, il ve ilçe başkanları ve parti üyeleriyle temas halinde olduğu belirtildi.

Ayrıca Sönmez, “Pek çok milletvekili ve belediye başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nu arıyor ve görüşüyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun sağlık durumu nedeniyle şu an için kamera karşısına geçmesinin beklenmediği, ses tellerindeki rahatsızlık sebebiyle uygun görüldüğünde bir açıklama yapılabileceği ifade edildi. Görüşmelerin ve olası açıklamanın programlanması halinde kamuoyuna önceden bilgi verileceği de aktarıldı.

Independent Türkçe