Halep’e takviye yapan Türkiye, SDG’yi bombalamaya devam ediyor

Türkiye, Ayn el-Arab’daki gerginlik ve şiddetli çatışmaların ardından Halep’e takviye yapıyor ve SDG’yi bombalamaya devam ediyor.

Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
TT

Halep’e takviye yapan Türkiye, SDG’yi bombalamaya devam ediyor

Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)
Türk SİHA’sıyla öldürülen bir unsurun cenaze töreninde yas tutuyorlar (Şarku’l Avsat)

Türk ordusu, Halep vilayetinin doğu kırsalında yer alan Ayn el-Arab’da (Kobani) Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Türk güçleri arasında meydana gelen karşılıklı saldırıların ardından Halep vilayeti kırsalındaki çeşitli bölgelere çok sayıda askeri takviye gerçekleştirdi.
Tank, personel taşıyıcı araçlar ve mühimmat yüklü 3 büyük askeri konvoy salı gecesi Suriye’ye girdi. Birinci konvoy, Halep’in kuzeyindeki Afrin kırsalında bulunan El-Hammam geçiş noktasından girerek Afrin’de bulunan Türk askeri üssüne ulaştı. İkinci konvoy, doğudaki Cerablus’taki Türk üssüne girdi. Üçüncü konvoy ise Bab es-Selame geçiş noktasından girerek Halep’in kuzeyindeki Azez’de yer alan Türk üssüne ulaştı.
Türk güçleri, askeri konvoyların bölgeye girişleriyle eşzamanlı olarak, Halep’in kuzeyindeki Tel Rıfat ilçesi ve Maranaz köyünü belli aralıklarla bombaladı. Türk basın yayın organları Halep kırsalındaki Türk hastanelerinde görev yapan sağlık personelinin alarm durumuna geçirildiğini aktardı.
Bu bağlamda, Halep’in doğusundaki Ayn el-Arab’ın karşısında yer alan Şanlıurfa ilindeki polis karakoluna salı günü SDG tarafından düzenlenen roket saldırısı sonucu ağır yaralanan askerlerden birinin daha hayatını kaybetmesiyle şehit sayısı 2’ye yükseldi. 3 asker de yaralı.
Türk güçleri, Ayn el-Arab’ın batı kırsalındaki Tel Cubna’da rejim güçlerine ait bir noktanın bulunduğu bölgeyi de içine alan çeşitli askeri noktaları karadan ve havadan hedef aldı. Türk uçakları, Ayn el-Arab’ın 25 kilometre batısında ve Suriye-Türkiye sınır duvarına 2 kilometre uzaklıkta yer alan Tel Carıkli’deki rejim noktalarına 8 hava saldırısı gerçekleştirdi.
Derin Güçler isimli site, Çarşamba günü Türk ordusunun, Şanlıurfa’nın Birecik ilçesindeki polis karakoluna yönelik saldırıya yanıt olarak, Ayn el-Arab’da SDG noktalarını hedef aldığı ana dair görüntüleri paylaştı. Görüntülerde Türkiye sınırı yakınındaki konuşlanma alanlarına yapılan yoğun topçu ateşi sırasında SDG ve Suriye rejim güçlerinin kaçmaya çalıştıkları görülüyor. Sitenin haberinde, Türk ordusunun hedef aldığı bölgelerde çok sayıda ölü ve yaralı olduğu aktarıldı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerine gerçekleştirdiği hava bombardımanında yaşanan can kayıplarının arttığını belirtti. Gözlemevi’ne göre 17 askeri unsurun öldüğü teyit edildi. Bu askeri unsurların 4’ünün SDG mensubu, 13’ünün de rejim güçlerine bağlı olduğunu kaydeden Gözlemevi, Amude kırsalındaki Sancak Sadun köyünde bulunan 4 SDG unsurunun Türk silahlı insansız hava aracının (SİHA) düzenlediği bombardımanda, Halep’in doğu kırsalındaki noktalarda konuşlu 13 rejim unsurunun ise Türk savaş uçağının hava saldırılarında öldürüldüğünü belirtti.
Suriye’nin kuzeyinde bulunan SDG ve rejimin kontrolündeki Ayn el-Arab ilçesinden salı günü Türkiye’nin güneyindeki Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde yer alan polis karakoluna düzenlenen ve 1 Türk askerinin şehit olduğu, 4’ünün de ağır yaralandığı saldırının ardından çatışmalar patlak verdi. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Türk güçlerinin saldırıya hemen karşılık verdiğini ve SDG’nin en büyük bileşeni olan YPG’den 13 unsurun öldürüldüğünü duyurdu. Gözlemevi, Türkiye’nin düzenlediği hava saldırıları ve topçu ateşi sonucu 11 askerin öldüğünü bildirdi ancak ölenlerin tamamının rejim ordusundan olup olmadığı bilgisine ulaşamadığını ifade etti. Başka kaynaklar ise rejim güçlerinden 20 kişinin öldüğünü bildiriyor.
Suriye rejimine yakın basın yayın organları birkaç askerin öldüğünü ve yaralandığını itiraf etti. Suriye Savunma Bakanlığı’nın Facebook resmi hesabında yer alan paylaşıma göre, Şam’daki bir askeri kaynak, “Türk savaş uçakları öğleden sonra saat 14.37’den 15.00’e kadar Halep kırsalındaki bazı askeri noktaları hedef aldı. Bunun sonucu 3 asker şehit oldu, 6 asker yaralandı” ifadesini kullandı.
Savunma Bakanlığı’nın bu açıklamasından önce SDG’ye bağlı Kürt medyasının yayınladığı görüntülerde, Türk hava saldırısı sonucu yaralanan bazı unsurlar gösterildi.
Türk güçleri ve Ankara destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) grupları Halep’in kuzey kırsalında SDG kontrolündeki Harbel köyü, Tel Rıfat, Medyune, Tel Madik ve Hasiyye bölgelerine yönelik roket bombardımanını sürdürdü.
Afrin kırsalında bulunan Şirava kasabasının Enab ve Celbel köylerinde konuşlu Türk güçleri ayrıca, Şirava kasabasının Suğanke, Kantara ve Ebin köylerinin çevresini 30’dan fazla roket mermisi ve topçu ateşiyle bombaladı. Roket mermilerinden birkaçı Cerablus ilçesinin uzak mahallelerindeki El-Hallavi Kampı yakınlarına düştü.
Millî Savunma Bakanlığı Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Barış Pınarı bölgesinde saldırı hazırlığındaki 4 SDG unsurunun öldürüldüğünü bildirdi. Barış Pınarı, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Türk güçleri ve SMO gruplarının kontrolünde bulunuyor.
Bu bağlamda, Gaziantep’in Karkamış ilçesinde Salı gecesi camilerin hoparlörlerinden askeri operasyonun başlaması sebebiyle vatandaşların evden çıkmaması gerektiği şeklinde uyarıların yapılmasının ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Gaziantep Valisi Davut Gül, Türk güçlerinin Suriye’nin kuzeyindeki SDG’ye karşı bir askeri operasyon başlattığı iddiasını yalanladı.
Bakan Soylu, Karkamış ilçesindeki camilerden Türk güçlerinin Suriye’de askeri operasyon başlattığı yönündeki duyurunun “maksadını aşan bir anons olduğunu” belirtti. Soylu bölgede sokağa çıkma yasağının olmadığını belirterek, vatandaşlara yapılan uyarılardan dolayı endişe duymama çağrısında bulundu.
Gaziantep Valisi Davut Gül, Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Yapılan anonslar maksadını aşmış olup, sokağa çıkma yasağı vb. durum olmadığı gibi rutinin dışında bir durum da söz konusu değildir. Sorumlu kamu görevlileriyle ilgili soruşturma açılmıştır” ifadelerini kullandı.
Karkamış ilçesi Salı günü Suriye’nin kuzeyinde rejim güçleri ve SDG’nin kontrolündeki bölgelerden topçu ateşiyle yapılan saldırıya maruz kalmıştı. 4 havan mermisinin ilçede boş alanlara düştüğü, can kaybı ve maddi hasar olmadığı bildirildi.
Türkiye, güney sınırlarındaki Suriye topraklarında 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgelerin inşasını tamamlamak amacıyla Mayıs ayından bu yana Menbiç ve Tel Rıfat’taki SDG noktalarına askeri operasyon düzenlemekle tehdit ediyor. Ancak bu operasyon Avrupalı devletlerin yanı sıra ABD, Rusya, İran ve Suriye rejiminin itirazları sebebiyle şu ana kadar başlatılmadı.



Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
TT

Türkiye, Suriye-İsrail müzakerelerini yakından takip ediyor ve SDG'nin bölgede yerleşmesine izin vermeyecek

Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)
Fidan ve Eş-Şeybani Paris'te görüştü (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Türkiye, Suriye ile İsrail arasında ABD'nin desteklediği müzakereleri yakından takip ettiğini açıklarken, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bölgede kök salmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris'te Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile İsrail ve ABD ile devam eden müzakereleri görüştüğünü söyledi. Ayrıca, Suriye-İsrail müzakereleriyle eş zamanlı olarak Paris'te düzenlenen Ukrayna konulu "İstekliler Koalisyonu" toplantısının oturum aralarında ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de bir araya geldi.

Şöyle devam etti: "Suriye ve Amerika taraflarıyla sürekli istişare halindeyiz ve İsrail ile müzakerelerin geldiği aşama ile Suriye tarafının birkaç gün önce SDG lideri Mazlum Abdi ile yaptığı görüşmelerde elde edilen veya elde edilemeyen sonuçlar da dahil olmak üzere bir dizi konuyu ayrıntılı olarak görüştük."

İsrail'e yönelik eleştiriler

Fidan, Paris toplantısına katılımının ardından yaptığı açıklamalarda, Barrack tarafından üçlü görüşmelerin ilerleyişi hakkında bilgilendirildiğini ve bu konudaki görüşlerini ilettiğini belirtti.

İsrail'in Suriye'deki provokasyonlarının, bölgedeki yayılmacı ve bölücü politikasının bir uzantısı olduğunu vurgulayan Bakan, bölgede istikrarı sağlamak için değerlendirmeler yapmanın ve gerekli önlemleri almanın önemine dikkat çekti.

Bu rolün bölge ülkelerine verildiğini ve İsrail'in Somali bölgesine yönelik son hamlesinin bölgede istikrarsızlık yayma projelerinden biri olduğu düşünüldüğünde, ABD'nin de bu konuda önemli roller oynayabileceğini açıkladı.

Fidan şunları söyledi: “Bunu çok net bir şekilde görüyoruz ve Suriye bizim komşumuz olduğu için orada yaşanan her şey bizi doğrudan ilgilendiriyor. Tüm tarafları tatmin edecek ve istikrarı sağlayacak bir müzakere ve anlaşma için ortak bir zemin bulmayı umuyoruz.”

İki günlük müzakerelerin ardından Suriye ve İsrail, istihbarat paylaşımının koordinasyonunu kolaylaştırmak, askeri gerilimi azaltmak ve diplomatik ilişkileri ve ticari fırsatları teşvik etmek için Amerikan gözetiminde ortak bir iletişim mekanizması kurmaya karar verdi.

SDG'ye uyarı

Aynı zamanda, Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, ülkesinin hiçbir terör örgütünün, özellikle de SDG'nin en büyük bileşenlerini oluşturan Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürt Halkı Koruma Birlikleri (YPG)'nin bölgede kök salmasına veya varlık göstermesine izin vermeyeceğini vurguladı.

Ankara'da dün gece düzenlenen bir etkinlikte Güler, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve tüm bağlı grupların Suriye dahil tüm bölgelerde terörist faaliyetlerini derhal durdurmaları ve koşulsuz olarak silahlarını teslim etmeleri gerektiğini söyledi.

Güler'in açıklamaları, SDG'nin 10 Mart 2025'te Şam ile imzalanan Suriye ordusuna entegre olma anlaşmasının uygulanmasında hiçbir ilerleme kaydedilmediği ve bunun sonucunda Halep'te SDG ile Suriye ordusu arasında gerginlik yaşandığı duyurulduktan sonra geldi.

Güler şunları söyledi: “Bu sürecin başarılı olmasını içtenlikle istiyoruz, ancak bunun gerçekleşmesi için PKK ve tüm bağlı grupların koşulsuz olarak dağılması ve silahlarını bırakması gerekiyor.”

Halep'te gerilim artıyor

Aynı bağlamda, Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı bugün, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin askeri bölge olduğunu duyurdu ve sivillere bu bölgelerdeki SDG mevzilerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.

Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, SDG'nin Halep mahallelerine yönelik önemli bir tırmanışa geçmesi ve sivillere karşı bir dizi katliam gerçekleştirmesi üzerine, iki mahalledeki tüm SDG askeri mevzilerinin ordu için meşru askeri hedefler haline geldiğini belirtti.

Suriye televizyonuna göre açıklamada, bölgeyi terk etmek isteyenler için el-Awadi geçişi ve el-Zuhur Caddesi geçişi olmak üzere iki güvenli insani geçişin bugün saat 15:00'e kadar açık tutulacağı belirtildi.

SDG'nin Halep şehrindeki mahallelere yoğun bombardıman düzenlemesi ve bunun sonucunda sivillerin hayatını kaybetmesi üzerine, gece boyunca süren çatışmaların ardından sabah saatlerinde iki mahallenin çevresinde çatışmalar yeniden başladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Suriye ordusu, SDG'nin şehirdeki Suryan mahallesine yaptığı bombardımana, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerindeki ateş kaynaklarını hedef alarak yanıt verdi. Çatışmaların Castello ve el Şihan bölgesinde çıktığını, sivillerin ise iki mahalle ve çevresindeki bölgeleri terk etmeye devam ettiğini kaydetti. Bu arada, sivil savunma ekipleri, SDG'nin aralıklı bombardımanına maruz kalan mahallelerde mahsur kalanların tahliyesini sağlamaya devam ediyor.


Erdoğan, Trump'ın Türkiye'yi F-35 programına geri döndüreceğine güveniyor

Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)
Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)
TT

Erdoğan, Trump'ın Türkiye'yi F-35 programına geri döndüreceğine güveniyor

Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)
Bir F-35 savaş uçağı, 17 Kasım 2025'te Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi'nde (Reuters)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı tarafından dün yayınlanan bir röportajda, ülkesinin F-35 savaş uçağı programından dışlanmasını "adaletsiz bir karar" olarak değerlendirerek, Türkiye'nin programa yeniden dahil edilmesi için ABD Başkanı Donald Trump'ın Beyaz Saray'da bulunmasına güvendiğini belirtti.

Erdoğan, Bloomberg News'in sorularına verdiği ve Cumhurbaşkanlığı tarafından aktarılan yazılı yanıtında, "Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi önemli ve gerekli konulardır" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Ofisi, “Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu hedefin ABD ile ilişkileri iyileştirmeyi ve NATO'nun savunmasına katkıda bulunmayı amaçladığını” belirtti ve “F-35 savaş uçakları için sipariş bedelinin ödendiğini” vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan'ın “Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın aldığı için F-35 programından çıkarılması kararını haksız bulduğunu” söylediğini ve eylül ayında Beyaz Saray'da yapılan görüşmede bunu “şahsen Donald Trump'a ilettiğini” doğruladığını belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Trump'ın ABD başkanlığına geri dönmesinin Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerin “yapıcı ve daha rasyonel bir temelde” ilerlemesi için fırsat sağladığını söyledi.

Ankara, Rus S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle 2019 yılında F-35 programından sadece müşteri olarak değil, aynı zamanda bu Amerikan savaş uçağının üretiminde ortak olarak da programdan çıkarıldı.

Erdoğan ayrıca, Moskova ile Kiev arasındaki “çatışmadan uzak durmayı başardığı” için “Türkiye'nin gelecekteki barış müzakerelerine ev sahipliği yapma konusunda olası seçenek olmaya devam ettiğini” vurguladı ve Ankara'nın “iki ülke arasındaki ateşkesi izlemeyi destekleyebileceğini” belirtti.

“Türkiye'nin hem (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile doğrudan konuşabilecek tek taraf olduğunu” vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı, “Türkiye'nin kapısının herkese açık olduğunu” vurgulayarak, Erdoğan'ın “her iki lidere de birçok kez taahhüdünü açıkça ifade ettiğini” belirtti.


Erdoğan, Bloomberg'e konuştu: NATO'nun güvenliği için Türkiye F-35'e dönmeli

Fotoğraf: Reuters_Arşiv
Fotoğraf: Reuters_Arşiv
TT

Erdoğan, Bloomberg'e konuştu: NATO'nun güvenliği için Türkiye F-35'e dönmeli

Fotoğraf: Reuters_Arşiv
Fotoğraf: Reuters_Arşiv

Yaklaşık on yıl önce Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla gerilen Ankara–Washington hattının, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde yeniden toparlanma sürecine girdiğini belirten Erdoğan, savunma, enerji ve bölgesel krizlere yaklaşımda iki ülkenin politika önceliklerinin giderek örtüşmeye başladığını ifade etti. Türkiye’nin bir yandan NATO ile, diğer yandan en büyük ticaret ortaklarından biri olan Rusya ile ilişkilerini yeniden dengelemeye çalıştığını vurguladı.

Yaklaşık on yıl önce Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla gerilen Ankara–Washington hattının, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde yeniden toparlanma sürecine girdiğini belirten Erdoğan, savunma, enerji ve bölgesel krizlere yaklaşımda iki ülkenin politika önceliklerinin giderek örtüşmeye başladığını ifade etti. Türkiye’nin bir yandan NATO ile, diğer yandan en büyük ticaret ortaklarından biri olan Rusya ile ilişkilerini yeniden dengelemeye çalıştığını vurguladı.

"NATO'nun güvenilği"

Erdoğan, eylül ayında Beyaz Saray’da Trump ile yaptığı görüşmede F-35 konusunu bizzat gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye’nin S-400 alımı gerekçe gösterilerek programdan çıkarılmasını “haksız” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim almasının ve programa yeniden dahil edilmesinin, yalnızca iki ülke için değil NATO’nun güvenliği açısından da önemli olduğunu söyledi.

Bloomberg’in geçen ay yayımladığı haberde, Türkiye’nin S-400 sistemlerini iade etmeyi değerlendirdiği ileri sürülmüştü. Haberde, Erdoğan’ın bu konuyu Türkmenistan’daki bir toplantıda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğü iddia edilmişti. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aralık ayında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin S-400’leri elden çıkarmaya yakın olduğunu ve sürecin 4–6 ay içinde sonuçlanabileceğini öngörmüştü.

Türkiye’nin ABD’den F-16 Blok 70 savaş uçakları almak istediğini de hatırlatan Erdoğan, fiyat ve şartların müttefiklik ruhuna uygun olması gerektiğini vurguladı ve Eurofighter alım sürecini örnek gösterdi.

"Halkbank davası haksız"

Erdoğan, Halkbank davasını Türkiye’ye yönelik haksız bir girişim olarak değerlendirdiklerini belirterek, önceliklerinin Türkiye’nin itibarı ile bankanın adil olmayan şekilde cezalandırılmaması olduğunu söyledi. Sürecin, hukuka ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa uygun bir şekilde sonuçlanmasını temenni ettiklerini ifade etti.

Bloomberg'de yayınlanan haber şöyle:

Erdoğan, eylül ayında Beyaz Saray'da Trump ile yaptığı görüşmede F-35 konusunda bizzat gündeme getirdiğini belirterek, Türkiye'nin Rusya'dan askeri teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılma kararını "haksız" olarak nitelendirdi. Erdoğan "Sayın Trump'ın yeniden göreve başlamasıyla birlikte Türkiye–ABD ilişkilerinde daha makul ve olumlu bir zemine geçilmesi yönünde bir imkan doğmuştur. Türkiye'nin bedelini ödediği F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dahil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD'nin yanı sıra NATO'nun güvenliği için de önemli ve gereklidir" ifadelerini kullandı.

S-400 Füzeleri

Bloomberg'in geçen ay yayınladığı haberde, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerini iade etmek istediği belirtilmişti. Kaynaklara göre, Erdoğan, Türkmenistan'da düzenlenen bir toplantıda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e bu konuyu gündeme getirdi. Bu durum, Erdoğan'ın ABD ile savunma konusunda ilişkileri düzeltmeye çalıştığının bir işareti olarak görülürken, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Trump'ın yakın müttefiki Tom Barrack, aralıkta yaptığı açıklamada Ankara'nın S-400'leri elden çıkarmaya yakın olduğunu belirterek, konunun dört ila altı ay içinde çözülebileceğini öngörmüştü.

Türkiye ayrıca ABD'den F-16 Blok 70 uçakları satın almak istiyor, ancak fiyat konusunda görüşmeler devam ediyor. Erdoğan bu anlaşmanın şartlarının müttefiklik ilişkilerinin ruhuyla uyumlu olmasının beklendiğini belirterek Türkiye'nin Eurofighter jet alımını örnek gösterdi.

Türk-Amerikan ilişkilerinde bir başka sorun ise Halkbank davası olarak öne çıkıyor. Halkbank, 2019 yılında ABD'de, İran'a yönelik yaptırımları delmeye yardımcı olmakla suçlanmıştı. Uzun yıllardır devam eden davada, banka dolandırıcılık, kara para aklama ve yaptırım ihlali suçlamalarıyla karşı karşıya.

Erdoğan bu konuyu Türkiye'ye yönelik haksız bir girişim olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Bizim için esas olan, Türkiye'nin itibarının korunması ve bankamızın haksız bir şekilde cezalandırılmamasıdır. Görüşmeler bu çerçevede devam etmektedir. Temennimiz hem hukuka uygun hem de iki ülke arasındaki stratejik ortaklıkla mütenasip adil bir sonuca ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı.

Amerikan LNG'si

Trump yönetimi eylül ayında, Rus ham petrolünün üçüncü büyük alıcısı konumundaki Türkiye'den, Moskova'dan enerji ithalatını kısıtlamasını istemişti. Türkiye'nin petrol rafinerileri, ABD'nin geçen yılın sonunda Moskova'nın en büyük iki petrol üreticisine yaptırım uygulamasının ardından alımlarını azaltmaya başlamıştı.

ABD'nin endişelerini gidermek amacıyla Ankara, gaz stratejisini gözden geçirerek Amerikan LNG'sine dayalı bir portföy oluşturmaya odaklanırken, ABD'nin petrol ve gaz sahalarına yatırım arayışında olduğunu açıklamıştı. Erdoğan, "Özellikle ABD menşeli LNG tedarikimizi kayda değer ölçüde artırdık" dedi ve ABD'nin Türkiye'nin LNG tedarik zincirinde önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Son resmi verilere göre, Türkiye'nin petrol alımlarının %61'i ve gaz tedarikinin %40'ı hala Rusya'dan sağlanıyor, dolayısıyla bu yapıda bır değişim uzun yıllar alabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin duruşu çok nettir; biz milli menfaatlerimiz ve enerji güvenliğimiz doğrultusunda hareket ederiz. Hidrokarbon ihtiyacının büyük bölümünü ithalat yoluyla karşılayan bir ülke olarak enerji güvenliğimizi etkileyecek her başlıkta dikkatli ve dengeli hareket etmek durumundayız" dedi.

Bölgesel sorunlar

Rusya ve NATO müttefikleri ile ilişkileri dengelemek, özellikle 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı ile Türkiye için gittikçe zorlaşan bir duruma dönüştü. Erdoğan, Rusya'ya yaptırım uygulamayı reddederken, Rus gemilerinin boğazlardan Karadeniz'e geçisini ise kısıtladı. Aynı zamanda Kiev'e de silah tedarikinde bulundu. Türkiye'nin savaşta net bir taraf almamasının bir neticesi olarak, Erdoğan'a göre şartlar olgunlaştığı anda Türkiye, İstanbul'u yeniden Ukrayna-Rusya arasında barışın konuşulduğu merkez haline getirmeye hazır.

Erdoğan, "Türkiye olarak hem Sayın Putin'le hem Sayın Zelenskiy'le doğrudan konuşabilen; aynı anda Washington, Brüksel hattında olsun NATO ve Birleşmiş Milletler nezdinde olsun somut girişimlerde bulunarak güçlü ve dengeli diplomatik temaslar yürütebilen yegane aktörüz" diye konuştu.

Türkiye, Hamas ile İsrail arasında ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasında da önemli aktörlerden biri oldu. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yu sık sık sertçe eleştiren Erdoğan, "Gazze'de konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü'nün başarı şansı, sahada meşruiyeti olan aktörlerin içinde yer almasına bağlıdır. Türkiye dahil Şarm el Şeyh Deklarasyonu'na taraf olan ülkelerin bu süreçteki en meşru aktörler olduğunun bilinmesi gerekir. Takdir edersiniz ki Türkiye'nin olmadığı bir mekanizmanın, Filistin halkının güvenini kazanması bu anlamda zordur. Biz hem Filistin tarafıyla derin tarihî bağlarımız hem İsrail'le geçmişte yürüttüğümüz güvenlik ve diplomasi kanalları hem de NATO üyesi bir ülke olarak bölgesel etkinliğimiz itibarıyla bu tür bir misyonun anahtar ülkesi konumundayız" ifadelerini kullandı.

Bloomberg