Misket bombaları ve savaş kalıntıları Cebel Zaviye sakinlerinin hayatlarını tehdit ediyor

Halk kazdıkları yeraltı mağaralarını güvenli sığınaklara dönüştürüyor.

Suriye’nin kuzeydoğusunda mayın temizleme çalışmaları sürüyor. (Suriye Sivil Savunması sosyal medya hesapları)
Suriye’nin kuzeydoğusunda mayın temizleme çalışmaları sürüyor. (Suriye Sivil Savunması sosyal medya hesapları)
TT

Misket bombaları ve savaş kalıntıları Cebel Zaviye sakinlerinin hayatlarını tehdit ediyor

Suriye’nin kuzeydoğusunda mayın temizleme çalışmaları sürüyor. (Suriye Sivil Savunması sosyal medya hesapları)
Suriye’nin kuzeydoğusunda mayın temizleme çalışmaları sürüyor. (Suriye Sivil Savunması sosyal medya hesapları)

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’in güneyinde yer alan Cebel Zaviye’ye bağlı köylerde ve beldelerde yaşayanlar, rejim güçleri ve İranlı milislerin her gün bölgelerine düzenlediği bombardımanlardan mustarip. İçme suyuna ve gıda malzemelerine erişim, gündüz vakitleri köyler arasında seyahat gibi konularda büyük zorluklar yaşıyorlar. Ayrıca bölgeye misket bombalarıyla yapılan bombardımanların artması, tarla ve bahçelerde patlamamış savaş kalıntılarının sivillerin can güvenliği üzerinde oluşturduğu tehditler de başlıca sorunlar arasında yer alıyor.
Şarku’l Avsat, Cebel Zaviye’nin Suriye rejim güçleri ile Suriyeli silahlı muhalif gruplar arasındaki temas hatlarına yakın 40’a yakın köy ve beldeye Suriye rejim güçleri ve müttefikleri tarafından karadan düzenlenen bombardımanların devam ettiği ve Rus keşif uçaklarının bölgenin üzerinde saatlerce uçuş gerçekleştirdiği bir süreçte bu köy ve beldelerden bazılarının sakinleriyle konuştu. Bölgedeki insani koşullar ve hayat şartları hakkında bilgi aldı. Bölge sakinlerinden bazıları, uçak sesleri ve uçaklardan atılan roket mermilerinin yerleşim yerlerindeki patlamaların gölgesindeki hayatı ‘zor’ diye tanımlarken bazıları da bu ortamda yaşamanın ‘imkansız’ olduğunu ifade etti. Ancak yine de çok sayıda yakınlarını kaybetmelerine rağmen bu bombardımanların ve savaş koşullarının gölgesinde yaşamlarını bir şekilde sürdürmeye çalışıyorlar. Zira bölge sakinlerine göre buradaki hayat, en temel yaşam ihtiyaçlarından bile yoksun olan kamplardaki yaşantıya göre daha iyi.
Cebel Zaviye’den aktivist Ahmed el-Fatravi duruma dair şu açıklamada bulundu:
“Rejim güçleriyle olan temas hatlarına oldukça yakın arazilerin büyük bir bölümüne sahipleri gidemiyor. Bunun sebebi bu arazilerde yoğun bir şekilde savaş kalıntılarının bulunması. Rejim güçlerinin gözetlemesi ve saldırıları nedeniyle Sivil Savunma ve teknik ekipler alana gidip bu kalıntıları temizleyemiyor. Temas hatlarındaki El-Ferika, Şağurit, El-Futeyra, Kefervaid, Beynin, Fuleyfel, Safuhan, El-Bare, Deyr Sünbül ve diğer köylerde yaşam sandığımızdan daha da tehlikeli. Zira Rus keşif uçakları dışardaki sivillerin hareketini gözetliyor ve rejim güçleri bu hareketleri asker hedef şeklinde tanımlayarak vuruyor. Rejim güçlerinin daha önce arazilere doğru ateşlediği ve patlamayan misket bombaları sivillerin can güvenliği için en büyük tehdidi oluşturuyor.”
Rejim güçlerinin son iki yılda sıklığı giderek artan askeri operasyonları sonucu aralarında kadınların da bulunduğu 200'den fazla sivil yaşamını yitirirken 30’dan fazla sivil de misket bombalarının patlaması sonucu öldü. Çiftliklerde son dönemde aralarında çocukların da bulunduğu 60'tan fazla sivil yaralandı. Mobil sağlık ekipleri ve Suriye Sivil Savunması ilk müdahaleyi yaptıktan sonra yaralıları tedavi için İdlib'deki hastanelere sevk etti.
Fatravi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cebel Zaviye’nin köy ve kasabalarında 400 binden fazla insan, rejim güçleri ve İranlı milisler tarafından devam eden bombardımanlara rağmen köylerinde ve kasabalarında yer alan ve bazıları tarihi statüde bulunan mağara ve sığınaklarda yaşıyor. Birçok aile burada kalmayı tercih etti. Suriye’deki kötü ekonomik koşullar ve yüksek fiyatlar karşısında geçim ve yaşam ihtiyaçlarının tek kaynağı olan incir, zeytin ve kiraz bahçelerini ve çiftliklerini korumak için kasabalarında kalıyor. Bazıları ise en temel yaşam gereksinimlerinden yoksun olmaları ve yerinden edilenlerin sayılarına kıyasla insani yardım hacminin azalması nedeniyle yerinden edilenlerin kaldığı kamplarda yaşamak yerine evlerinde kalmayı tercih ediyor.”
Suriye Sivil Savunması (Beyaz Baretliler) yaptığı açıklamada ‘rejimin ve Rus müttefikinin bombardımanlarından arta kalan binlerce patlamamış mühimmatın, Suriye'nin kuzeybatısındaki tarım alanlarına ve sivil evlere yayıldığını ve tehdit oluşturduğunu’ belirterek, ekiplerinin bu kalıntıları temizlemek ve ölümcül risklerinden kurtulmak için var gücüyle çalıştığını kaydetti.
Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:
“Sivil Savunma ekipleri yılbaşından 17 Ağustos Çarşamba gününe kadar Suriye'nin kuzeybatısında meydana gelen 16 patlamanın savaş kalıntıları kaynaklı olduğunu belgeledi. Bu patlamalarda beşi çocuk olmak üzere 11 kişi öldü, 14'ü çocuk ve kadın olmak üzere 18 kişi yaralandı. Sivil Savunma ekipleri mühimmat atıklarının bulunduğu 260'tan fazla alanda 780'den fazla teknik olmayan temizlik çalışması gerçekleştirdi ve 449 temizlik operasyonunda 524 adet çeşitli mühimmatı imha etti. Mayınların tehlikeleri ve savaş kalıntıları hakkında düzenlediği bin 80 bilgilendirme seminerinden çocuklar ve çiftçiler de dahil olmak üzere 20 bin sivil faydalandı.”
Cebel Zaviye, Halep ve Lazkiye'yi birbirine bağlayan ve M4 karayolu olarak da bilinen uluslararası karayolu ve bölgenin güneyindeki onlarca köy ve kasaba, İdlib'de zaman zaman rejim güçleri tarafından çeşitli silahlarla düzenlenen saldırılara ve Rus hava bombardımanlarına tanık oluyor. Bu saldırılar yüzlerce kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olurken binlerce sivilin de yurtlarına geri dönmesini engeliyor.
Hacı Ebu Muhammed, ailesi ve torunları, doğrudan bombalanan ve bazı bölümleri yıkılan evlerinin hemen bitişiğinde yerin altında dört metre derinlik ve sekiz metre uzunluğa sahip bir yeraltı mağarasında yaşıyor. Bu mağaranın bir köşesi banyo yapmak, bir köşesi yemek pişirmek ve kalan bölümleri de konaklama ve uyumak için kullanıyor. Ebu Muhammed ve beraberindekiler İdlib’in 20 kilometre güneyindeki Cebel Zaviye ve beldelerine yönelik rejim bombardımanından korunmak için yaklaşık üç yıldır bu mağarada yaşıyor.
62 yaşındaki Ebu Muhammed duruma dair şunları söyledi:
“Ben, ailem ve torunlarım canlarımızı korumak için üç yıldır bu mağarada bir arada yaşamaya alıştık. Yalnızca telsizlerden Rus savaş uçaklarının sesleri ve bombardımanın durduğu bildirilince dışarda kalıyoruz. Bizim telsiz mağaranın kapısına asılı. Bu telsiz dışarda yaşananlardan ve uyarılardan haberdar olmamızı sağlıyor. Bombardıman durunca içme suyu ve yemek gibi ihtiyaçlarımızı karşılamak için dışarı çıkıyoruz ve bombardıman aniden başlamadan önce geri dönüyoruz. Rejimin karadan ve Rusya’nın da havadan son yıllarda düzenlediği saldırılarda yaralananlara bölgede ilk yardım yapacak hastaneler yok. Bombardımanın olmadığı ve Rus keşif uçakları bölgede bulunmadığı günlerde ise kasabada dikkatlice dolaşabiliyor, incir ve zeytin ağaçlarıyla ilgilenmek için tarlaya gidebiliyor ve tek geçim kaynağımız olduğu olan mahsülümüzü koruyabiliyoruz. Bu tür zamanlarda ayrıca yiyecek hazırlıyor, ekmek alıyor ve hiç kimsenin evlerinden veya mağaralarından çıkamadığı bombardıman günlerinde tüketebilmek için bu ekmekleri kurutuyoruz.”
Kensafra köyünde su tankerinin şoförü olarak çalışan 56 yaşındaki Ebu Cemil de şu açıklamayı yaptı:
“Rejim güçlerinin köyümüze yönelik topçu ateşi nedeniyle daha önce birkaç kez hafif yaralanmama rağmen köyümdeki 250’den fazla aileye maliyeti karşılığında içme suyu sağlayarak insani görevimi yerine getirdiğimde kendimle gurur duyuyorum. Genellikle her gün şafak vaktinde tankeri 30 varilden fazla içme suyuyla doldurmak için yola çıkıyorum. Güneş doğmadan ve keşif uçakları uçmaya başlamadan önce bu suyu ailelere dağıtmak için var gücümle çalışıyorum. Eve döndüğümde tankerin üzerini keşif uçakları tarafından tespit edilmesini veya köyümüzün birkaç kilometre güneyinde konuşlu rejim güçleri tarafından karadan vurulmasını önlemek için çalılıklarla kapatarak kamufle ediyorum.”



Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
TT

Irak Kürdistanı İHA ve füzelerden kaynaklanan ölüm sayısını açıkladı

Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)
Irak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil Kalesi'nin genel görünümü (Facebook)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileri bugün yaptıkları açıklamada, yaklaşık iki ay boyunca bölgenin farklı noktalarını hedef alan yüzlerce insansız hava aracı (İHA) ve roket saldırısında 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 123 kişinin yaralandığını bildirdi. Açıklamada, bölgesel gerilimlerin arttıığı bir dönemde saldırıların yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Yetkililerin yayımladığı resmi verilere göre 28 Şubat’tan geçtiğimiz pazartesi gününe kadar toplam 809 saldırı gerçekleşti. Bunların 701’inin İHA’larla, 108’inin ise roketlerle düzenlendiği belirtildi.

Hayatını kaybedenlerin 10’unun Erbil’de, 3’er kişinin Süleymaniye ve Halepçe’de, 7 kişinin ise Soran bölgesinde olduğu ifade edildi. Saldırıların en yoğun yaşandığı yer 477 saldırıyla Erbil olurken, Süleymaniye ve Halepçe 235 saldırıyla ikinci sırada yer aldı. Duhok’ta 29, Soran’da ise 68 saldırı kaydedildi.

Açıklamada, saldırıların “asılsız gerekçelerle sivil alanları, vatandaşların mülklerini ve özel sektörü hedef aldığı” vurgulanarak, bölgedeki şehirlerin tarafsız kalmalarına rağmen ciddi can ve mal kaybı yaşadığı ifade edildi.

Kendisini “Irak’ta İslami Direniş” olarak adlandıran bir grup ise son dönemde neredeyse her gün yaptığı açıklamalarda, Erbil’de ABD güçlerinin bulunduğu noktalar başta olmak üzere petrol tesisleri, oteller ve çeşitli hedeflere İHA ve roketlerle düzenlenen saldırıların sorumluluğunu üstlendi.

7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenaze töreninden (AFP)7 Nisan 2026'da Kürdistan Bölgesi'ndeki Erbil'in kuzeyindeki bir köyde bir eve İHA isabet etmesi sonucu hayatını kaybeden Kürt ailenin üyeleri için düzenlenen cenazede yas tututanlar (AFP)

Öte yandan, İranlı Kürt muhalif bir grup olan Kürdistan Özgürlük Partisi’nden bir yetkili, perşembe akşamı Erbil vilayetinde “İran Kürdistan Ulusal Ordusu”na ait bir merkezin üç İHA ile hedef alındığını açıkladı. Yetkili, saldırının saatler sürdüğünü ancak kayıplara ilişkin net bilgi bulunmadığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre aynı gece ilerleyen saatlerde Erbil’e bağlı Baserma ve Xebat bölgelerine iki İHA düştü, olayda herhangi bir can kaybı ya da hasar meydana gelmedi.

IKBY Başkanlığı, daha önce Bölge Başkanı Neçirvan Barzani’nin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu. Görüşmede bölgedeki gelişmeler ele alınırken, taraflar gerilimin düşürülmesi ve istikrarın korunmasının önemine vurgu yaptı. Ayrıca İran, Irak ve IKBY arasındaki ilişkiler ile ortak konular da görüşüldü.

Arakçi’nin, Pakistanlı yetkililerle de benzer telefon görüşmeleri yaptığı, ancak görüşmelerin detaylarının paylaşılmadığı belirtildi.


ABD’nin Kızıldeniz’deki nüfuzunu güçlendirmek için Eritre’ye yönelik adımları

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)
TT

ABD’nin Kızıldeniz’deki nüfuzunu güçlendirmek için Eritre’ye yönelik adımları

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)
Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki (Reuters)

ABD’nin, Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı üzerindeki stratejik konumuyla öne çıkan Eritre’ye yönelik diplomatik girişimleri, beş yıl süren yaptırımların ardından yeniden hız kazandı. Bu gelişmeler, İran’la yaşanan savaşın etkisiyle Hürmüz Boğazı’nda artan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşiyor.

Afrika ve ABD politikaları konusunda uzman isimler, Şarku’l Avsat’a yaptıkları değerlendirmede, Washington’un Asmara’ya yönelik bu adımlarını Kızıldeniz’de nüfuzunu güçlendirme çabası olarak yorumladı. Uzmanlar, Babu’l Mendeb Boğazı’na uzanabilecek olası tehditlerin küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

ABD’nin, 2021 yılında Asmara ile Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık nedeniyle Eritre’ye uygulamaya koyduğu yaptırımların bir kısmını kaldırmaya hazırlandığı belirtiliyor. Kızıldeniz boyunca 700 mili aşkın kıyı şeridine sahip olan Eritre ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesi süreci, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos tarafından yürütülüyor. Wall Street Journal gazetesinin perşembe günü kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Washington yönetimi, İran’ın Yemen’deki müttefiki Husiler aracılığıyla Babu’l Mendeb Boğazı’nı tehdit etmesi ihtimali karşısında, bu kritik deniz geçişinde dengeyi korumayı hedefliyor.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı (Afrika işlerinden sorumlu) Muna Ömer, Eritre’nin Kızıldeniz’deki stratejik konumunun ABD’nin yakınlaşma isteğinin temel nedeni olduğunu belirtti. Ömer, İran’la yaşanan gerilimler ışığında Washington’un bölgede bulunan deniz unsurlarını güvence altına almak ve yoğun askeri varlığın bulunduğu bu alandaki etkisini artırmak istediğini ifade etti.

ABD’li strateji uzmanı Irina Tsukerman, Washington’un Eritre’ye yönelik son hamlesinin zamanlamasının, Kızıldeniz geçiş hattında nüfuz tesis etmeyi amaçladığını belirtti. Tsukerman, artan askerileşme ve Rusya’nın kıyı şeridi boyunca genişleme hedefleri nedeniyle bölgenin stratejik rekabet alanına dönüştüğünü vurgulayarak, “Bu çerçevede Eritre limanları artık tali varlıklar değil, daha geniş bir güvenlik mimarisinde potansiyel dayanak noktaları haline gelmiştir. Washington da uygun alternatiflerin sınırlı olması nedeniyle bu alanı yeniden değerlendirmek zorunda kalmaktadır. Komşu Cibuti’de ise Çin dahil yoğun yabancı askerî varlık devam etmektedir” ifadelerini kullandı.

Afrika uzmanı Dr. Ali Mahmud Kelni de ABD’nin Eritre politikasında dikkat çekici bir değişim yaşandığını belirterek, bu dönüşümün özellikle Babu’l Mendeb Boğazı başta olmak üzere kritik deniz geçişlerindeki varlığı güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti. Kelni, İran’la süren savaşın etkileri, Husilerin boğazda harekete geçme ihtimali ve Rusya ile Çin gibi rakip aktörlerin artan etkisinin Washington’u daha pragmatik, güvenlik ve çıkar odaklı bir yaklaşım benimsemeye yönelttiğini söyledi.

Diğer yandan Boulos’un geçtiğimiz pazartesi günü Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile bir araya geldiği ve Washington’un Eritre’ye yönelik yaptırımları yakında kaldırmayı planladığını ilettiği belirtildi. Wall Street Journal gazetesi, Mısır’ın ABD ile Eritre arasında diyaloğun kolaylaştırılmasında rol oynadığını aktardı.

Muna Ömer, Kahire’nin bu süreçteki tutumunun Eritre’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasına destek vermekle sınırlı olduğunu, doğrudan askerî varlık oluşturma amacı taşımadığını ifade etti. Tsukerman ise Mısır’ın bu arabuluculuk rolünü sürdüreceğini belirterek, Kahire’nin Nil Havzası ve Kızıldeniz’de Etiyopya’nın etkisini dengeleme yönünde çıkarları bulunduğunu dile getirdi.

Dr. Kelni de Mısır’ın rolünün, Eritre ile dengeli ilişkileri, Asmara ve Mogadişu ile kurduğu ittifak, Kızıldeniz güvenliğiyle doğrudan bağlantılı ulusal çıkarları ve bölgesel dengeleri koruma hedefi nedeniyle kritik olduğunu belirtti. Kelni ayrıca, bölgede oluşabilecek herhangi bir stratejik boşluğun rakip güçler tarafından doldurulabileceği yönündeki kaygıların, Kahire’yi bu yakınlaşmayı desteklemeye yönelttiğini ifade etti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2025’te Kahire’de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Ekim 2025’te Kahire’de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile yaptığı görüşmede (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Wall Street Journal, ABD’nin Eritre ile ilişkileri yeniden düzenleme planının İran’la savaşın başlamasından önce hazırlandığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığına göre, Boulos geçen yılın sonlarında Kahire’de Eritre Devlet Başkanı Isaias Afwerki ile özel bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmeden önce ise eylül ayında New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantıları sırasında Eritre Dışişleri Bakanı Osman Salih Muhammed ile bir araya geldi. Söz konusu temasların, ABD Hazine Bakanlığı’nın 12 Kasım 2021’de Eritre’nin Etiyopya’ya Tigray bölgesine karşı verdiği destek gerekçesiyle dört resmî kuruluşa yaptırım uygulamasının ardından geldiği belirtildi. CNN’in o dönem aktardığına göre, yaptırım uygulanan kuruluşlar arasında, Afwerki liderliğindeki iktidar partisi Demokrasi ve Adalet için Halk Cephesi de yer alıyordu.

Tsukerman, mevcut yaptırımların kaldırılması ya da hafifletilmesi için ileri sürülen gerekçelerin, Washington açısından stratejik gerekliliklerin ötesine geçtiğini ve Eritre’ye yönelik belgelenmiş ihlallerin bu süreci karmaşıklaştırdığını ifade etti. Tsukerman, bu durumun yürütme ile yasama organları arasında görüş ayrılıklarına yol açabileceğini, bunun da ilişkilerin yeniden yapılandırılmasını yavaşlatabileceğini belirtti. Ayrıca Asmara’nın bu yakınlaşmayı bir ortaklıktan ziyade çeşitlendirme stratejisinin parçası olarak değerlendirebileceğini, bunun da ABD’nin kalıcı nüfuz oluşturma kapasitesini sınırlayabileceğini kaydetti.

Kelni ise yaptırımların kaldırılma ihtimaline rağmen ABD’nin Eritre’ye açılımının, bölgede güç dengeleri ve nüfuz alanlarında köklü bir yeniden şekillenmeye işaret ettiğini söyledi. Kelni, bu sürecin yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda Kızıldeniz’de kapsamlı bir stratejik yeniden yapılanmanın parçası olduğunu ve bunun uluslararası sistem üzerindeki etkilerinin uzun vadede hissedileceğini ifade etti.


Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
TT

Temim bin Hamad ve Trump, bölgedeki durumun sonuçlarını görüştüler

ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)
ABD Başkanı Donald Trump ve Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad (QNA)

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad, ABD Başkanı Donald Trump ile bölgesel durumdaki son gelişmeleri, özellikle de ABD ve İran arasındaki ateşkes anlaşması ve bu anlaşmanın pekiştirilmesine yönelik uluslararası çabaları görüştü.

Şarku’l Avsat’ın QNA’dan aktardığına göre Şeyh Temim'in dün Başkan Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde iki taraf, durumun deniz güvenliği ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini ele aldı.

Katar Emiri, gerilimlerin azaltılması ve barışçıl çözümlerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizerek, ülkesinin bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya katkıda bulunan Pakistan'ın arabuluculuk çabalarını desteklemek için bölgesel ve uluslararası ortaklarla koordinasyonunu sürdürdüğünü teyit etti.