Rekabet eden ülkelerin çatışma sahası: Suriye

Gözlemciler İran ve ABD arasındaki karşılıklı saldırıları, iki taraftaki radikal aktörleri memnun etme girişimi olarak niteliyor.

2021’de Deyrizor’da bulunan Amerikalı askerler.
2021’de Deyrizor’da bulunan Amerikalı askerler.
TT

Rekabet eden ülkelerin çatışma sahası: Suriye

2021’de Deyrizor’da bulunan Amerikalı askerler.
2021’de Deyrizor’da bulunan Amerikalı askerler.

Suriye’de İran’a bağlı silahlı gruplara ait noktalara düzenlenen saldırılara paralel olarak Suriye’deki ABD askeri üslerine yönelik insansız hava araçları (İHA) ve roketlerle düzenlenen saldırıların sıklığı son dönemde arttı. ABD askeri üslere yönelik saldırılar 15 Ağustos'ta başladı. Zira bu tarihte, uluslararası koalisyon güçlerine bağlı olan ve Suriye-Irak-Ürdün sınırında yer alan El-Tanf Üssü’ne saldırı gerçekleşti. ABD Ordusu Merkez Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada 15 Ağustos’ta sabaha karşı El-Tanf Üssü’ne 3 insansız hava aracıyla saldırı düzenlendiği bildirildi.
El-Tanf Üssü’nü çevreleyen 55 kilometrelik bölgeden kaynakların Şarku'l Avsat'a verdiği bilgilere göre, El-Tanf Üssü’nde düşürülen İHA’ların üssün içindeki "209. noktayı" hedef aldı ve bu İHA’lar askerlerin kaldığı bölümün yakınında düşürüldü. Hedefe ulaşmadan önce İHA’lara ateş açılması sonucu patlama sesleri yükseldi, üsteki alarm devreye girdi ambulans araçlarının üsse hareket ettiği gözlemlendi. Kaynaklara göre, İHA’lardan biri vuruldu ve patladı, diğeri patlamadan düşürüldü. Üçüncü İHA’ya ise ateş açılmasının ardından üsten uzaklaştı.
Bu saldırının ardından 23 Ağustos günü başlayarak 26 Ağustos’a kadar üç gece üst üste Suriye’de İran bağlantılı hedeflere hava saldırıları düzenlendi. ABD Ordusu Merkez Komutanlığı, Suriye’nin Deyrizor kentinde İran Devrim Muhafızları’na bağlı gruplar tarafından kullanılan altyapı tesislerine yönelik hava saldırısı düzenlediklerini açıkladı. Komutanlığın açıklamasında, bu saldırının “ABD güçlerini İran Devrim Muhafızları'yla bağlantılı grupların saldırılarına karşı korumak amacıyla orantılı, gerilim tırmandırma riskini sınırlama ve kayıpları en aza indirme niyetiyle düzenlenen bir eylem olduğu” ifade edildi.
Komutanlık, saldırı emrinin ABD Başkanı Joe Biden’dan geldiğini belirtti. Biden, Temsilciler Meclisi Başkanı'na gönderdiği mektupta ülkesinin güçlerinin güvenliğini sağlamak ve onlara yönelik sürekli saldırıları engellemek için Suriye'deki İran hedeflerine saldırılar düzenlendiğini bildirdi. ABD güçlerinin Deyrizor’a yönelik saldırısının ardından İran destekli gruplar Deyrizor kırsalında yer alan El-Ömer Petrol Sahası ve Koniko Gaz Sahası’ndaki ABD üslerine roket mermileriyle saldırı gerçekleştirdi. ABD Merkez Komutanlığı’na göre saldırıda 1 ABD askeri yaralandı. Ayrıca 24 Ağustos’ta İran ile bağlantılı olduğu tahmin edilen silahlı grupların roketlerle düzenlediği saldırıda hafif yaralanan 3 ABD askerinin tedavileri sürüyor.


Masyaf’a düzenlenen bombardımanın ardından dumanlar yükseliyor.

ABD tesislerine yönelik saldırılar ile İsrail'in Suriye’de İran'a ait noktaları hedef aldığı saldırılar arasında ilişki kuruluyor. ABD’nin El-Tanf Üssü’ne İHA’larla düzenlenen saldırı, İsrail'in Suriye'nin Şam ve Tartus kentindeki askeri hedefleri bombaladığı ve 3 kişinin hayatını kaybettiği olaydan bir gün sonra gerçekleşti.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre bu saldırılar, İran destekli savaşçıların çoğunlukla konuşlandığı Suriye ordusuna ait bir hava savunma üssünü hedef aldı. New York Times (NYT) üst düzey ABD’li yetkililerin, 15 Ağustos’ta El-Tanf Üssü’ne düzenlenen saldırıları, İran'ın İsrail'in bölgedeki müttefiklerini hedef aldığı daha önceki saldırılarının intikamı olarak gördüğünü yazdı. ABD üssüne yönelik saldırının İHA’larla düzenlenmesinin Devrim Muhafızları'nın olaya müdahil olduğunun açık bir göstergesi olduğuna işaret eden NYT, İran’ın son yıllarda ileri teknolojilere sahip İHA’lar üreterek başka ülkelere sattığı veya vekil güçlerine gönderdiğini ifade etti.
NYT’nin haberine göre, İran hükümetine yakın bir analist olan Kays Kureyşi bir yıl önce Suriye, Irak ve Lübnan'daki İran’ın müttefik güçleriyle Suriye'de artan İsrail saldırılarına misilleme yollarının ele alındığı bir toplantı düzenlendi. Habere göre bu toplantıda, İsrail’in saldırılarına misilleme olarak ABD’nin Suriye’deki üslerine ve özellikle de ülkenin güneydoğusundaki El-Tanf Üssü’ne saldırı düzenlenmesi hususunda konsensüs sağlandı. Haberde, bu karar ile İsrail’i Suriye’deki İran noktalarına saldırmaktan vazgeçirmesi için.  Washington’dan İsrail’e baskı uygulaması talep edildi. NYT’nin haberine göre, bu karar, toplantıya katılan Suriyelilerin ülkelerinin topyekün bir savaşa girmesini önlemek için Suriye topraklarından İsrail’e saldırı düzenlenmesi önerisini reddetmesinin ardından alındı.
Ancak İran ile müttefik güçler neden saldırı düzenlemek için El-Tanf Üssü’nde karar kıldı? Gözlemciler, El-Tanf Üssü’nün, İran’ın müttefik güçlerinin ilan edilen kuruluş hedefinden (DEAŞ ile mücadele) uzak bir bölgede bulunduğuna dikkat çekti. Zira ABD üssü, Suriye-Irak-Ürdün sınır hattında stratejik bir konuma sahip. Bu üs ayrıca İran’ın Irak, Suriye ve Lübnan’daki müttefikleriyle karadan bağlantı kurabileceği bir noktada yer alıyor. Koalisyon güçlerinin kaldığı El-Tanf Üssü’nün varlığı ve çevresindeki 55 kilometrelik alanın sıkı bir şekilde korunması, İran’ın bölgede İsrail’i tehdit eden vekil güçlerine silah ve roket transferi yapmasını ve bölge üzerindeki yayılmacı politikalarını hayata geçirmesini engelliyor. Bu üssün bir diğer önemi ise ABD’nin bu üs yoluyla bölgedeki müttefiklerine yardım sunabilmesidir. Nitekim ABD bu üs sayesinde İsrail’in bölgedeki İran noktalarına karşı düzenlediği saldırıları istihbarat operasyonlarıyla destekleyebiliyor. ABD bu üs üzerinden ayrıca Suriye’nin güneydoğusundaki silah ve uyuşturucu şebekelerinin tespit edilmesi ve hareketlerinin takip edilmesi noktasında Ürdün’e yardım ediyor. Bu üs, İran’ı Suriye’nin güney bölgesinden uzaklaştırma planının bir parçası olarak biliniyor. Ayrıca üs, İran'ı Suriye'nin güney bölgesinden uzak tutma projesinin bir parçası.
Suriye sahasında İran ve ABD arasında yaşanan son gerginliğe rağmen Washington yönetimi gerilimi tırmandırmak istemediğini, faaliyetlerinin ABD çıkarlarını korumaya yönelik olduğunu, İran ile nükleer anlaşma görüşmelerini etkilemeyeceğini belirtiyor. Tahran ise Suriye’de hedef alınan gruplarla veya düzenlenen saldırılarla ilişkisi olduğu iddiasını yalanlıyor. Suriyeli gözlemcilere göre, taraflar arasındaki karşılıklı saldırılar ve arkasından gelen açıklamalar iki ülkenin Suriye’deki çıkarlarını etkilemedi. Gözlemciler bu saldırıların ve açıklamaların, İran’ın ülkenin nükleer projesiyle ilgili dayatılan uluslararası anlaşmalara ülkenin boyun eğmeyeceğine dair radikal söylemlerde bulunan İran’daki taraflar ile ABD’nin İran ile anlaşmasına karşı çıkan Washington’un müttefiklerini memnun etme girişimi olduğunu söylüyor. Gözlemciler, ABD’nin ayrıca bu saldırılarla, İran ile nükleer anlaşma konusunda bir anlaşmaya varılsa bile Washington’un sert tutumunu koruyacağına işaret ettiğini kaydetti.
Sonuç olarak, bu saldırılar ve öncekiler; ekonomik, güvenlik ve geçim şartları üzerinde etkili olan savaşın bitkin düşürdüğü Suriye halkına ve rekabet eden ülkelerin çatışma sahasına dönüşen Suriye’ye hiçbir fayda sağlamadı.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.