Kral Charles Arap kültürünü seven, dinler arası diyalog elçisidir

Kral Selman bin Abdulaziz ve Prens Charles (Arşiv)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Prens Charles (Arşiv)
TT

Kral Charles Arap kültürünü seven, dinler arası diyalog elçisidir

Kral Selman bin Abdulaziz ve Prens Charles (Arşiv)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Prens Charles (Arşiv)

İngiltere’nin yeni Kralı 3. Charles, Arap kültürüne ve uygarlığına yabancı değil.
Dinler ve kültürlerle ilgilenen, İslam’ın Batı toplumlarındaki rolünü vurgulamaya hevesli bir okuyucu olan Kral Charles, Arap ülkelerine yaptığı ziyaretler aracılığıyla liderler ve ileri gelenlerle dostluklar kurdu.
Kral Charles’ın Arap ve İslam dünyası ile olan ilişkisindeki en önemli istasyonlardan biri, 1993 yılında Oxford İslami Araştırmalar Merkezi’nde verdiği, İslam ile Batı arasında diyalog ve bağ geliştirmenin öneminden bahsettiği konferanstır.
Charles, o konferansta iki dünya arasındaki yanlış anlaşılmaya dikkat çekerek şunları söyledi;
“İslam ile Batı arasındaki yanlış anlaşılmanın devam etmesi garip. Çünkü iki dünyayı birbirine bağlayan şey, onları ayırandan daha büyük ve güçlüdür. Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler ‘Ehl-i Kitap’tır. İslam ve Hristiyanlık, tek bir Tanrı’ya inanmayı, bu dünya hayatının geçici olduğu fikrini, eylemlerimizin sorumluluğunu ve ahiret vaadini paylaşırlar.”
Kral Charles, en son Kasım 2021’de Ürdün ve Mısır’ı ziyaret ederek, Arap dünyasıyla iletişim ve arkadaşlıklar kurmaya devam etti.
Suudi Arabistan’da 2001 yılında Prens Halid Al Faysal ile ortak fotoğraf sergisi açtı.
2014 yılında ise Riyad’da düzenlenen Cenadriye Festivali’ne katılarak, Ula’daki arkeolojik alanları ziyaret etti. Charles, festivalde geleneksel giysiler giyip kılıç dansına da katıldı.
2016 yılında da Amman ziyaretinde kılıç dansı yaparken çekilmiş fotoğrafları yayınlandı.
Kral Charles, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE), Birmingham Üniversitesi’nde bulunan ve yaklaşık bin 370 yıllık olan dünyadaki en eski Kuran nüshalarından birinin dijital bir kopyasını verdi.
Mısır’da, Kahire’yi ve arkeolojik alanları ziyaret eden Charles, Art Jameel Vakfı ve İngiltere merkezli Prens Vakfı Geleneksel Sanatlar Okulu’nun ortaklaşa yürüttüğü Jameel Geleneksel Sanatlar Evi’nin başarısına tanık oldu.
Prens Vakfı Geleneksel Sanatlar Okulu ayrıca, 2015’ten beri Suudi Arabistan’da Cidde şehrinin Balad bölgesinde programlar sunuyor.
Burada miras alanlarının korunması ve restorasyonunda çalışan zanaatkar ve sanatçıların yetiştirilmesine katkıda bulunuyor.



Polonya Başbakanı: Avrupa “savaş öncesi döneme” girdi

Polonya Başbakanı Donald Tusk (DPA)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (DPA)
TT

Polonya Başbakanı: Avrupa “savaş öncesi döneme” girdi

Polonya Başbakanı Donald Tusk (DPA)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (DPA)

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna'daki çatışmanın Avrupa için oluşturduğu tehdit konusunda uyarıda bulunarak, kıtanın İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana ilk kez "savaş öncesi döneme" girdiğini söyledi.

Tusk, Avrupa gazetelerinin en büyük ittifakını içeren “LENA” medya ağına verdiği röportajda şunları söyledi:

 “Savaş artık geçmişte kalan bir kavram değil. Bu gerçek ve iki yıldan fazla bir süre önce başladı. Şu anda en endişe verici olan şey, herhangi bir senaryonun mümkün olmasıdır. 1945'ten beri böyle bir durum görmedik."

Tusk sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun özellikle genç nesil için kulağa yıkıcı geldiğini biliyorum, ancak yeni bir dönemin başladığı gerçeğine alışmamız gerekiyor: savaş öncesi dönem. Abartmıyorum, bu, her geçen gün daha da netleşiyor."

Rusya'nın iki yıldan fazla bir süre önce Ukrayna'yı işgal etmesi Avrupalı ​​liderlerin savaş sonrasındaki istikrarlı barış duygusunu sarstı ve birçok Avrupa ülkesini Kiev'e ve güçleri için ihtiyaç duyduğu silahları sağlamak için üretimlerini hızlandırmaya yöneltti.

Ülkesi komşu Ukrayna'nın en önde gelen destekçilerinden biri olan eski Avrupa Konseyi başkanı Cuma günü, Kiev'in savaşı kaybetmesi halinde Avrupa'da kimsenin kendini güvende hissetmeyeceğini belirtti.

Kıtanın endişelerinin başında, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın, özellikle NATO'ya yönelik bilinen şüpheci duruşunun ardından Beyaz Saray'a dönme olasılığı da etkili oluyor.

Tusk verdiği röportajda, "Misyonumuz, Amerikan başkanının kim olduğuna bakılmaksızın transatlantik ilişkilerini güçlendirmektir" ifadelerini kullandı.