Rekorlar Kraliçesi, 70 yılın ardından İngiltere tahtına veda etti

2. Elizabeth ve Philip’in çocuklarıyla birlikte Kasım 2007'de, Clarence House'da çekilen fotoğrafı. (AFP)
2. Elizabeth ve Philip’in çocuklarıyla birlikte Kasım 2007'de, Clarence House'da çekilen fotoğrafı. (AFP)
TT

Rekorlar Kraliçesi, 70 yılın ardından İngiltere tahtına veda etti

2. Elizabeth ve Philip’in çocuklarıyla birlikte Kasım 2007'de, Clarence House'da çekilen fotoğrafı. (AFP)
2. Elizabeth ve Philip’in çocuklarıyla birlikte Kasım 2007'de, Clarence House'da çekilen fotoğrafı. (AFP)

İngiltere Kraliyet Ailesi dün, çocukları ve torunları ile birlikte İskoçya'daki Balmoral Kalesi’nde bulunan Kraliçe 2. Elizabeth'in 96 yaşında yaşamını yitirdiğini duyurdu.
İngiliz basınının dünkü manşetlerinde Kraliçe’nin sağlığının kötüye gittiğine dikkat çekilmişti. Kraliçe çarşamba gecesi Zoom üzerinden katılacağı önemli toplantının iptal edilmesini tavsiye eden doktorların gözetimi altına alınmıştı.
Sağlığının kötüye gittiğin açıklanmasının ardından, oğlu İngiltere Veliaht Prensi Charles, en büyük oğlu William ile birlikte Balmoral'a gitti. Kızı Anne’ın Kraliçe’ye eşlik ettiği, Prens Andrew, Prens Edward ve sonradan iptal ettiği bir etkinlik için İngiltere’de bulunan Prens Harry’nin de onlara katıldığı belirtildi.

Kraliçe 2. Elizabeth
Tam adı Elizabeth Alexandra Mary Windsor olan Kraliçe 2. Elizabeth, 21 Nisan 1926’da Londra’da doğdu. Ailesinin evinde özel eğitim aldı. Babası Kral 6. George, kardeşi 8. Edward’ın 1936’da tahttan çekilmesinin ardından İngiltere tahtına yükseldi, 2. Elizabeth ise tahtın varisi konumuna geldi.
2. Dünya Savaşı sırasında ordu kapsamında Kadın Yardımcı Bölgesel Hizmeti’nde görev alan 2. Elizabeth, 1947’de Edinburgh Dükü Philip ile evlendi, Charles (Galler Prensi), Anne, Andrew (York Dükü) ve Edward adlarında dört çocuğu oldu.
Kraliçe 2. Elizabeth; Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda Kraliçesi, aynı zamanda İngiliz Milletler Topluluğu Başkanı ve 6 Şubat 1952’den bu yana İngiltere Kilisesi Yüksek Valisi'ydi. İngiliz Milletler Topluluğu’nu oluşturan 53 ülkeden 16’sının kraliçesi konumundaydı.
Prenses 2. Elizabeth, 21’inci yaş gününde henüz bir prenses iken yaptığı konuşmada, “Hepinizin huzurunda beyan ederim ki uzun ya da kısa, tüm hayatımı size hizmet etmeye adayacağım” ifadelerini kullanmıştı.

Rekorlar tarihi
Şubat 1952’de eşi Prens Philip ile birlikte çıktığı Kenya ziyaretinde babasının ölüm haberini alan Prenses Elizabeth, 25 yaşında ülkesine Kraliçe olarak dönmüştü. Ardından 70 yıl tahtta kalarak Kraliçe Victoria’nın 63 yıl, 7 ay, 2 günlük saltanatını geride bıraktı. Kraliçe 2. Elizabeth aynı zamanda dünyanın en yaşlı kraliçesiydi.


Kraliçe 2. Elizabeth ve Suudi Arabistan Kral Selman bin Abdulaziz. (Getty)

Fransa Kralı 14. Louis’nin yaklaşık 72 yıl, Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej’in de 70 yıl 4 ay süreyle tahtta kaldığı biliniyor.
Kraliçe 2. Elizabeth’in yüzden fazla ülkeyi ziyaret etmesi de başka bir rekor sayılıyor. İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerini 150’den fazla kez ziyaret eden 2. Elizabeth, 22 kez Kanada, 13 kez de Fransa ziyaretinde bulundu. 42 kez dünya gezisine çıkan Kraliçe, 2012’de 89 yaşındayken yurt dışı seyahatlerine çıkmamaya başladı. En uzun seyahati 1953 ile 1954 yılları arasında, 168 gün sürdü. Kraliçe 2. Elizabeth bu süre zarfında 13 ülkeyi ziyaret etti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ve İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’in Londra’da çekilen fotoğrafı. (Getty)

Kraliçe 2. Elizabeth, saltanatı sırasında yaklaşık 21 bin kez resmi angajman gerçekleştirdi, 4 bin yasaya Kraliyet onayı verdi. Aynı zamanda 112 farklı resmi ziyaret kapsamında çok sayıda seçkin ismi ağırladı. Bunlar arasında Etiyopya İmparatoru Haile Selassie (1954), Japonya İmparatoru Hirohito (1971), Polonya Cumhurbaşkanı Lech Walesa (1991) ve ABD Başkanı Barack Obama (2011) da bulunuyor. Kendisi ayrıca Buckingham Sarayı’nda en az 1,5 milyon kişinin katıldığı 180’den fazla resepsiyona ev sahipliği yaptı. 


1953’teki taç giyme töreni sırasında Buckingham Sarayı balkonundan el sallayan Kraliçe 2. Elizabeth ve eşi. (AFP)

İrlanda Cumhuriyeti’ne resmi ziyarette bulunan Kraliçe 2. Elizabeth, aynı zamanda İrlanda Cumhurbaşkanı’nın Büyük Britanya’ya yaptığı ilk resmi ziyarette de yer aldı. Papa ile de karşılıklı ziyaretlerde bulundu.
Kendisi aynı zamanda Birleşik Krallık’ta yetki devri, Afrika’da sömürgeciliğin sonlandırılması gibi önemli anayasal değişikliklere, savaşlara ve iç çatışmalara şahitlik etti.

Churchill'den Truss’a... Truman'dan Biden'a
En son yeni Başbakan Liz Truss Balmoral’da hükümeti kurma görevini devraldığı sırada kamuoyu önüne çıkan Kraliçe 2. Elizabeth, böylece Winston Churchill'den Truss’a kadar 15 başbakanı tanıma fırsatı buldu. Aynı zamanda Harry Truman'dan şimdiki Başkan Joe Biden'a kadar kendi döneminde görev alan 14 ABD başkanından 13’üyle bir araya geldi. Yalnızca eski ABD başkanlarından Lyndon B. Johnson ile tanışma fırsatı olmadı.
Düzenli olarak dini görevleri yerine getirmesiyle tanınan Kraliçe, resmi ziyaretler sırasında 23. Ioannes (1961), 2. Jean Paul (1980, 1982, 2000), 16. Benedictus (2010) ve Papa Francis (2014) olmak üzere dört papayla görüştü.


Churchill, 4 Nisan 1955'te Downing Sokağı’ndan ayrıldığı sırada Kraliçe'nin elini öperken. (AFP)

Kraliçe, 100 yaşını dolduran kişilere toplam 300 bin, 60’ıncı evlilik yıl dönümlerini kutlayan çiftlere ise toplam 900 binden fazla kart gönderdi. 2. Elizabeth’in Prens Philip ile olan evliliği, eşinin Nisan 2021’deki ölümüne kadar 73 yıl sürdü. Bu aynı zamanda bir İngiliz hükümdarının en uzun evlilik süresi olarak da bir rekoru temsil ediyor.
Kraliçe’nin ilki 7 yaşında olmak üzere 200’den fazla portresi çekildi. Kraliçe 2. Elizabeth, 1996’da gerçekleştirdiği ziyaret ile Çin’e giden ilk İngiliz hükümdarı oldu. Ayrıca 16 Mayıs 1991’de ABD Temsilciler Meclisi’ne hitap eden de ilk İngiliz hükümdarıydı.


Kralizçe 2. Elizabeth’in 15 Aralık 1948'de bebeği Charles ile çekilen fotoğrafı. (AFP)

İlk e-postasını 26 Mart 1976’da Savunma Bakanlığı’na bağlı bir araştırma merkezine yaptığı ziyaret sırasında gönderdi. 1997 yılında, Buckingham Sarayı’nın ilk internet sitesini açtırdı. Twitter’daki ilk paylaşımını 2014’te, Instagram’da da 2019’da yayınladı.

Mizah anlayışı
Kraliçe’nin nasıl bir mizah anlayışı olduğu ise pek çok kişi tarafından bilinmiyor. Temsili olarak paraşütle atlayan tek kraliçe olan 2. Elizabeth, Londra’daki 2012 Olimpiyatları’nın açılışı için çekilen bir videoda James Bond ile birlikte rol aldı. Kraliçe videoda, Daniel Craig’ın canlandırdığı casusu Buckingham Sarayı’da karşılıyordu. Daha sonra birlikte helikoptere biniyorlar, Londra semalarında uçuyorlar ve temsili olarak helikopterden olimpiyat stadına atlıyorlardı. Videonun gösterilmesinin ardından gerçekten stada gelen Kraliçe büyük bir coşku ile karşılanmıştı.
Bu yıl ise Platin Jübile kutlamalarında meşhur çizgi karakter ayı Paddington ile Buckingham Sarayı’da çay saatinde bir araya geldiği kısa ve eğlenceli bir video yayınlandı. Kraliçe’nin içinde ne olduğunu her zaman merak konusu olan çantasından en sevdiği marmelatlı sandviçini çıkardığı sahnelere yer verildi.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.