Küresel piyasalarda gelecek hafta gözler merkez bankalarına çevrildi

Küresel piyasalarda enflasyonist baskılar ve resesyon riskinin arttığına işaret eden gelişmelerin ardından geçen hafta boyunca negatif bir seyir izlenirken, gözler gelecek hafta faiz kararını açıklayacak olan merkez bankaları toplantılarına çevrildi.

AA
AA
TT

Küresel piyasalarda gelecek hafta gözler merkez bankalarına çevrildi

AA
AA

ABD'de geçen hafta açıklanan verilere göre, temmuz ayında yüzde 8,5 artan yıllık enflasyon, ağustosta yüzde 8,3'e gerilemesine karşın yüzde 8,1 düzeyinde bulunan piyasa beklentilerini aştı.
Verinin ardından Fed'in federal fonlama oranı politikasına başladığı 1990'lardan bu yana ilk kez 100 baz puanlık faiz artırımına gideceği ihtimali fiyatlanmaya başlanırken, faizlerde en az 75 baz puanlık artışa kesin gözüyle bakılıyor.
Halihazırda para piyasasındaki fiyatlamalarda, Fed'in 75 ve 100 baz puanlık faiz artırımı ihtimali sırasıyla yüzde 82 ve yüzde 18 düzeyinde bulunuyor. Bankanın daha önce 25 baz puanlık faiz artırımına gitmesi daha olası görülen gelecek ayki toplantısı için ise 50 baz puana yüzde 35,2 ve 75 baz puana yüzde 54,5 ihtimal veriliyor.
Hafta boyunca başta Avrupa ve Çin olmak üzere açıklanan verilerin, büyümenin güç kaybettiğine işaret etmesi resesyon endişelerini de canlı tutarken, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, küresel ekonomiye ilişkin 2022 yılı büyüme beklentisini yüzde 2,9'dan 2,4'e düşürdü. Dünya Bankası da yüksek enflasyona karşı merkez bankalarının eş zamanlı olarak faizleri artırmasının 2023'te küresel resesyon riskini güçlendirdiğini bildirdi.
Bu gelişmelerle geçen hafta boyunca küresel pay piyasalarında oynaklığın yüksek seyrettiği ve satışların arttığı gözlenirken, tahvil piyasalarından da çıkış yaşandı. Resesyon riski ve dolar talebinin gücünü koruması ile altının ons fiyatı da yüzde 2,4 değer kaybederek 1.675,5 dolardan kapandı.

ABD'de gelecek haftanın gündemi Fed
ABD'de geçen hafta enflasyonist endişelerin artması ve makroekonomik verilerin karışık sinyaller vermesi ile piyasalarda risk iştahı düşük seyretti.
Beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verilerinin ardından açıklanan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), düşüşünü 2'nci aya taşıyarak ağustosta aylık yüzde 0,1 gerilerken, yıllık bazda da yüzde 8,7 ile tahminlerin altında kaldı. Ülkede perakende satışlar ağustosta aylık yüzde 0,3 ile piyasa beklentilerinin aksine yükseldi.
Haftalık işsizlik başvuruları da 213 binle 5'inci haftasında da düşüş kaydetti. Söz konusu pozitif verilere karşın ABD'de sanayi üretimi ağustosta aylık yüzde 0,2 artsa da beklentilerin altında kaldı. New York Fed ile Philadelphia Fed'in imalat endeksleri de sanayi sektöründe daralmanın sürdüğüne işaret etti.
Açıklanan veri ve gelişmelerle New York borsasında geçen hafta oynaklığın yüksek seyrettiği görülürken, endekslerde haftalık bazda ortalama yüzde 4,6 düşüş yaşandı. Geçen hafta genelinde Dow Jones endeksi yüzde 4,13, Nasdaq endeksi yüzde 5,48 ve S&P 500 endeksi yüzde 4,08 değer kaybetti.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi geçen haftaya başladığı yüzde 3,30 seviyelerinden yükselişe geçerek yüzde 3,45'ten kapandı. Dolar endeksi ise enflasyon verilerinin ardından yüzde 1,6'lık yükselişle 110'u test ederken, haftanın ikinci yarısından sonra yatay bir seyir izleyerek 109,8'de dengelendi.
Gelecek hafta ABD'de Fed'in perşembe günkü faiz kararının yanı sıra salı konut başlangıçları, çarşamba ikinci el konut satışları, perşembe haftalık işsizlik başvuruları ve cuma imalat sanayi ve hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri takip edilecek.
Fed Başkanı Jerome Powell'ın faiz kararının ardından yapacağı konuşmada, bankanın gelecek dönem para politikası stratejisi hakkında ipuçları aranacak.

Avrupa'da enerji krizi derinleşiyor
Avrupa tarafında geçen hafta yatırımcı fiyatlamalarına yön veren temel faktör yine enerji krizi ve artan resesyon riski oldu.
Bu kapsamda uygulanması planlanan tedbirler yakından takip edilirken, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin, elektrik ve doğal gaz fiyatlarındaki artışa karşı alınacak önlemleri görüşmek üzere 30 Eylül'de Brüksel'de yeniden olağanüstü toplanacağı bildirildi.
Artan elektrik ve doğal gaz fiyatları nedeniyle sektörde faaliyet gösteren şirketlere yönelik ilave vergiyi de kapsayan tedbirler ise resesyon kaygılarının derinleşmesine neden oldu.
Öte yandan Almanya Başbakanı Olaf Scholz, enerjide arz güvenliği için Rus enerji şirketi Rosneft'in Alman yan kuruluşu Rosneft Almanya’ya kayyum atanmasından sonra Doğu Alman eyaletlerinde 1 milyar avrodan fazla yatırım yapılacağını bildirdi.
Alman hükümetinin, Almanya'nın en büyük Rus gazı ithalatçısı Uniper'in kamulaştırılmasını değerlendirdiği haberleri ise şirketin hisselerinde yüzde 18'den fazla değer kaybına neden oldu.
Makroekonomi veri tarafında ise Almanya'da açıklanan ZEW Ekonomik Beklenti Endeksi eylülde kötüleşmeye işaret ederken, Avro Bölgesi’nde ağustosta yıllık enflasyon yüzde 9,1'le rekor seviyeye yükseldi.
Bu gelişmelerle Avrupa borsalarında geçen hafta satıcılı bir seyir izlenirken, haftalık bazda Almanya'da DAX endeksi yüzde 2,65, Franca'da CAC 40 endeksi yüzde 2,17 ve İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 1,56 değer kaybetti. Avro/dolar paritesi 0,99-1,02 bandında hareket ettiği haftayı yüzde 0,3 düşüşle 1,0016'dan tamamladı.
Gelecek hafta Avrupa'da İngiltere Merkez Bankası (BoE) faiz kararının yanı sıra Avro Bölgesi'nde tüketici güven endeksi ile imalat sanayi ve hizmet sektörü PMI, Almanya'da ÜFE verileri takip edilecek. BoE'nin yüzde 1,75 düzeyinde bulunan politika faizini, 50 baz puanlık artırımla yüzde 2,25'e yükseltmesi beklenirken, karar metninde, gelecek dönemde bankanın ne kadar şahinleşeceği sorusuna yanıt aranacak.

Asya'da gündem Çin ekonomisindeki yavaşlama ve zayıf Japon yeni
Asya genelinde, Çin'de ekonomiye yönelik endişeler ve Japonya'da zayıf yen profili gündemi meşgul etmeye devam etti.
Geçen hafta genelinde Asya'da ekopolitik gündem de yoğun geçerken, ABD'nin Çin'in olası Tayvan işgalini engellemek için bir yaptırım paketini değerlendirdiği haberlerinin yanı sıra Rus ve Çinli liderlerin yaptığı görüşme yakından takip edildi. Haftanın son günü ABD borsalarında işlem gören Çin şirketlerini denetleyecek heyetin Hong Kong'a gideceği haberleri de teknoloji hisselerinde etkili oldu.
Çin Merkez Bankası'nın (PBoC) para politikasını gevşetme adımlarına ara vererek 1 yıllık politika faiz oranını (MLF) yüzde 2,75 düzeyinde bırakması da öne çıkan gelişmeler arasında yer aldı.
Makroekonomik veri tarafında Çin'de ağustosta yıllık bazda sanayi üretimi yüzde 4,2 ve perakende satışlar yüzde 5,4 artarak beklentileri aştı. Ülkede borç çevirme problemleri ile mücadele eden gayrimenkul sektörüne ilişkin göstergeler ise bozulmaya devam etti. Japonya'da ise ağustosta yıllık bazda ihracat yüzde 22,1 yükselse de beklentilerin altında kalırken, ithalat yüzde 49,9 artarak piyasa tahminlerini aştı. Ülkede temmuz ayı sanayi üretimi de yıllık bazda yüzde 2 azalarak zayıf görünümünü sürdürdü.
Öte yandan zayıf yen profiline dair yetkililerin açıklamaları, Japonya Merkez Bankası'ndan (BoJ) doğrudan müdahale beklentilerini artırırken, Japonya Kabine Baş Sekreteri Matsuno Hirokazu mevcut döviz hareketleri devam ederse herhangi seçeneği elemeden gereken adımları atmaya hazır olduklarını söyledi. BoJ'un döviz alım-satımlarına ilişkin faiz oranı kontrolü yaptığı haberleri ile dolar/yen paritesi kritik eşik olarak anılan 145 seviyesinden düşüşe geçerek 142,9'da dengelendi.
Bu gelişmelerle geçen hafta Asya borsalarında satıcılı bir seyir izlenirken, haftalık bazda Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 4,16, Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,29, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 3,1, Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 0,06 ve Hindistan'da Sensex endeksi yüzde 1,59 değer kaybetti.
Asya tarafında gelecek hafta BoJ'un faiz kararının yanı sıra Japonya'da enflasyon verilerinin piyasalara yön vermesi bekleniyor. Doğrudan döviz müdahalesi beklentilerinin arttığı bir dönemde bankanın ultra gevşek para politikasında bir değişikliğe gitmeyeceği, ancak zayıf yen karşısında sözle yönlendirme tonunu sertleştireceği öngörülüyor.

Yurt içinde gözler TCMB'ye çevrildi
Yurt içinde bu hafta Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, küresel çapta azalan risk iştahının etkisiyle satıcılı bir seyir izledi. BIST 50 endeksinde yer alan paylar için 14-16 Eylül döneminde açığa satış işlemlerinde yukarı adım kuralı uygulanırken, bankacılık sektörü hisselerinde satışların yoğunlaştığı görüldü.
Bu hafta açıklanan verilere göre, sanayi üretimi temmuzda aylık yüzde 6,2 gerilerken, yıllık bazda yüzde 2,4 yükseldi. Türkiye'nin cari işlemler hesabı da temmuzda 4 milyar 10 milyon dolar açık verirken, 12 aylık cari açık 36 milyar 585 milyon dolar oldu.
AA Finans'ın anketine katılan ekonomistler sanayi üretiminde temmuzda yıllık yüzde 6,8 artış beklerken, cari işlemler dengesinin 3 milyar 470 milyon dolar açık vereceğini tahmin ediyordu.
Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre, Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki (TÜFE) artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 41,99'dan yüzde 36,74'e, 24 ay sonrası için de yüzde 24,35'ten 20,63'e geriledi.
Bu gelişmelerle BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,09 kayıpla 3.377,33 puandan tamamlarken, dolar/TL haftalık bazda 0,1'lik artışla 18,2555'ten kapandı.
Yurt içinde gelecek hafta gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararına çevrilirken, bankanın politika faizini yüzde 13 düzeyinde bırakması bekleniyor.



Petrol fiyatları bugün yüzde 25’in üzerinde artış gösterdi... Yeni bir günlük rekora doğru ilerliyor

Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)
Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)
TT

Petrol fiyatları bugün yüzde 25’in üzerinde artış gösterdi... Yeni bir günlük rekora doğru ilerliyor

Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)
Kaliforniya’nın Kern County bölgesindeki bir petrol kuyusu (AFP)

Petrol fiyatları bugün yüzde 25’in üzerinde artış göstererek 2022 ortalarından bu yana en yüksek seviyelerine ulaştı. Artış, bazı büyük üreticilerin arzı kısması ve ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmanın tırmanmasının deniz taşımacılığında uzun süreli aksamalara yol açabileceği endişeleriyle şekillendi.

Enerji piyasaları, özellikle dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresindeki kriz nedeniyle ciddi bir gerilim yaşıyor.

Petrol tankerlerindeki aksaklıklar ve artan güvenlik riskleri, nakliye faaliyetlerini yavaşlattı ve bu durum, Ortadoğu’dan petrol tedarikine yüksek bağımlılığı bulunan Asyalı alıcıları daha savunmasız hale getirdi.

Brent ham petrol vadeli işlemleri 24,96 dolar artışla yüzde 27 yükselerek varil başına 117,65 dolara ulaştı ve tarihteki en büyük günlük sıçramayı kaydetti. Amerikan Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) ise 25,72 dolar artışla yüzde 28,3 yükselerek varil başına 116,62 dolara çıktı.

Bugün erken saatlerde WTI yüzde 31,4 artışla 119,48 doları görürken, Brent ham petrol yüzde 29 yükselerek 119,50 dolara ulaştı. Pazartesi öncesinde, geçen hafta Brent ham petrol yüzde 27, WTI ise yüzde 35,6 oranında yükselmişti.

Singapur merkezli OCBC Bank’ın Yatırım Stratejisi Genel Müdürü Vasu Menon, “Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışı yakın zamanda yeniden başlamaz ve bölgesel gerilimler hafiflemezse, fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskının devam etmesi muhtemel” dedi.

Irak ve Kuveyt üretimlerini azaltmaya başladı; önceden doğal gaz üretimini kısmış olan Katar da arzını kısıtlama kararı aldı. Bu adımlar, savaş nedeniyle Ortadoğu’dan yapılan sevkiyatların durmasının bir sonucu olarak fiyatları destekledi.

Fiyatlardaki yükselişe bir diğer etken olarak, İran’da merhum Dini Lider Ali Hamaney’in yerine oğlu Mücteba Hamaney’in atanması gösterildi. Bu gelişme, ABD ve İsrail ile çatışmanın başlamasının ardından bir hafta geçmesine rağmen, İran’da sert kanatların hâlâ güçlü şekilde kontrolü elinde tuttuğunu işaret ediyor.

Rakuten Securities’te emtia analisti olan Satoru Yoshida, “Merhum Dini Lider’in oğlu İran’ın yeni Dini Lideri olarak atanmış durumda. Bu durum, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran rejimini değiştirme hedefini daha da zorlaştırıyor” şeklinde konuştu.

Yoshida, “Bu gelişme, alımları hızlandırdı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve petrol üreten ülkelerin tesislerine saldırılar düzenlemeye devam etmesi bekleniyor; geçtiğimiz hafta da buna şahit olduk” ifadelerini kullandı.

Yoshida, WTI fiyatının kısa süre içinde varil başına 120 dolara, ardından 130 dolara yükselmesini öngördü.

Savaş, tüketicileri ve şirketleri, çatışma kısa sürse bile haftalar veya aylar süren yüksek yakıt fiyatlarıyla karşı karşıya bırakabilir. Bunun nedeni, üreticilerin zarar görmüş tesisler, lojistik aksaklıklar ve taşımacılıkta artan risklerle mücadele etmesi olarak gösteriliyor.

ANZ Bank’ta kıdemli emtia stratejisti olan Daniel Hines, “Bir sonraki kritik gösterge, durumun İran’ı petrol kuyularını kapatmaya zorlayıp zorlamayacağıdır. Bu yalnızca üretimi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda çatışma sona erdikten sonra yanıt süresini de geciktirir. Bu da fiyatların uzun süre yüksek kalmasına yol açar” dedi.

Üç petrol sektörü kaynağı, dün Irak’ın güneyde bulunan ana petrol sahalarındaki üretiminin yüzde 70 düşerek günde yalnızca 1,3 milyon varile gerilediğini bildirdi. Bunun nedeni, İran ile yaşanan savaş nedeniyle ülkenin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihraç edememesi olarak açıklandı. Basra Devlet Petrol Şirketi’nden bir yetkili, ham petrol depolama kapasitesinin maksimuma ulaştığını belirtti.

Kuveyt Petrol Şirketi de cumartesi günü üretimi azaltmaya başladı ve sevkiyatlar için mücbir sebep ilan etti, ancak durdurulacak üretim miktarını açıklamadı.

ABD petrol rezervleri

Petrol fiyatlarındaki yükselişle birlikte ABD Senatosu Çoğunluk Lideri Demokrat Chuck Schumer, Başkan Donald Trump’a Stratejik Petrol Rezervi’nden petrol salması çağrısında bulundu.

Schumer yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, piyasaları istikrara kavuşturmak, fiyatları düşürmek ve Amerikalı ailelerin zaten aşina olduğu fiyat şoklarını durdurmak için Stratejik Petrol Rezervi’nden derhal petrol salmalıdır. Bu fiyat artışlarının sorumlusu onun pervasız savaşıdır” ifadelerini kullandı.


Savaş petrol fiyatlarını zirveye taşıdı: Batı Teksas Petrolü  2022’den bu yana ilk kez 100 doları aştı

Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)
Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)
TT

Savaş petrol fiyatlarını zirveye taşıdı: Batı Teksas Petrolü  2022’den bu yana ilk kez 100 doları aştı

Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)
Fotoğrafta, Akdeniz’de petrol çıkarımı yapılan bir deniz platformu görülüyor (Arşiv)

Batı Teksas türü ham petrol (WTI), ABD petrol piyasasının referans fiyatı, Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle Temmuz 2022’den bu yana ilk kez 100 doları aştı.

Şikago Borsası’nın açılışında WTI petrol fiyatı yüzde 13,84 yükselerek 103,48 dolara ulaştı. Pazartesi günü erken işlemlerde ABD ham petrolü vadeli kontratları yüzde 20’den fazla artış göstererek Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu yükseliş, ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın artan şiddeti ve Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatlarının uzun süre aksayabileceği endişeleriyle tetiklendi.

WTI ham petrolü, seans boyunca ciddi dalgalanmalar yaşadı. Erken işlemlerde yüzde 22,4 artışla 111,24 dolara çıkan fiyatlar, gün sonunda yüzde 16,31 artışla 105,73 dolarda dengelendi. Bu hareket, geçen Cuma günü kaydedilen yüzde 12’lik artış ve haftalık yüzde 36’lık yükselişle birleşince, petrol piyasasında önemli bir kırılma olarak değerlendiriliyor.


Hürmüz Boğazı neden Asya’nın can damarı?

Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)
Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)
TT

Hürmüz Boğazı neden Asya’nın can damarı?

Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)
Seul’deki bir benzin istasyonunda bir adam arabasının yakıt deposunu doldururken, diğerleri sırada bekliyor. (Reuters)

Asya, petrol ve gaz ihtiyacının büyük kısmını Ortadoğu’dan karşılıyor; bölgeden ham petrol ithalatının yüzde 60’ını gerçekleştiriyor. Bu durum, İran savaşının Hürmüz Boğazı’nı uzun süre kapatması halinde Asya’yı ciddi risk altına sokuyor.

Ortadoğu, dünya genelinde en büyük petrol üreticisi ve ihracatçısı konumunda bulunuyor. Bölge, günlük ham petrol üretiminin dörtte birini ihraç ediyor ve bu ihracatın büyük kısmı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre 2025 yılında Asya, Ortadoğu’dan günlük 14,74 milyon varil ham petrol ithal etti; bu, bölgenin toplam 25 milyon varillik günlük ham petrol alımının yaklaşık yüzde 60’ına karşılık geliyor.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Irak, Ortadoğu’dan Asya’ya ham petrol tedarikinde önde gelen ülkeler arasında yer alıyor. Japonya ve Güney Kore ise Ortadoğu petrolüne en fazla bağımlı ülkeler; Japonya’nın ithalatının yaklaşık yüzde 95’i, Güney Kore’nin ise yüzde 70’i Ortadoğu’dan sağlanıyor.

Asya’nın petrol merkezi Singapur, geçen yıl Ortadoğu petrolüne bağımlılığını yüzde 50’den yüzde 70’in üzerine çıkardı. Bu artış, Exxon Mobil’in ağır petrol arzını artıracak şekilde genişlettiği rafinerinin tamamlanmasının ardından gerçekleşti.

Kpler şirketinin verilerine göre, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin, deniz yoluyla gerçekleştirdiği ithalatın yaklaşık yarısını -günde 5,4 milyon varil- Ortadoğu’dan sağlıyor.

Çin, petrolünü İran, Rusya ve Kanada gibi ülkelerden de ithal ediyor ve günlük 4 milyon varilin üzerinde üretim yapıyor. Piyasalarda, Çin’in tek bir ülkeye olan bağımlılığının tedarikinin yüzde 20’sini aşmadığı biliniyor.

Ortadoğu’dan Kuzey Asya’ya petrol sevkiyatları genellikle 30-40 gün sürerken, Hindistan’a yapılan sevkiyatlar bir haftadan daha kısa sürede ulaşıyor.

Asya ve petrol talebi

Asya, dünya genelinde petrol talebinin en hızlı arttığı bölge konumunda ve aynı zamanda net ithalatçı durumunda bulunuyor. Bunun nedeni, Asya-Pasifik bölgesindeki üretimin, petrol sahalarının eskimesi ve yeni keşiflerin azlığı nedeniyle gerilemiş olması.

Bölgedeki çoğu rafineri, Ortadoğu’dan gelen yüksek kükürtlü ham petrolü işlemek için kükürt giderme üniteleriyle donatılmış durumda. Bu tür petrol genellikle düşük kükürtlü ham petrolden daha ucuz olduğu için rafineriler, daha yüksek kâr marjları elde edebiliyor.

Ortadoğu ham petrolü, aynı zamanda yüksek miktarda fuel oil (yakıt yağı) içeriyor. Bu yakıt, benzin ve dizel gibi yüksek kaliteli yakıtların üretiminde işlenebiliyor. Fuel oil ayrıca, Singapur ve Çin’in doğusundaki Zhoushan gibi dünyanın en önemli yakıt ikmal limanlarında gemi yakıtı olarak da kullanılıyor.

Bu süreçte, Suudi Arabistan’ın Asya pazarındaki payı, Saudi Aramco’nun bölgesel rafinerilerde hisse satın almasıyla birlikte arttı.

Sınırlı seçenekler

Asya’daki rafineriler, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla işleyebilecekleri ham petrol türlerini artırmaya çalışsa da, işleyebilecekleri petrol miktarı belirli bir sınıra tabii. Petrolün kalitesindeki değişimler, rafine ürün üretimini ve yakıt karışımı gereksinimlerini doğrudan etkiliyor.

Ayrıca, Asya’daki çoğu rafineri, ham petrol ihtiyaçlarının genellikle yüzde 50’den fazlasını uzun vadeli sözleşmelerle temin ederek arzın istikrarını garanti altına alıyor.