İranlılar, protestolarda çok sayıda kurban verilmesine rağmen güvenlik güçlerine meydan okumaya devam ediyorlar

Hamaney, Mahsa Amini adlı genç kadının ölümünden bahsetmezken kadınlar protesto gösterilerinin ön saflarındalar

Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı
Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı
TT

İranlılar, protestolarda çok sayıda kurban verilmesine rağmen güvenlik güçlerine meydan okumaya devam ediyorlar

Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı
Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı

İran'da Mahsa Amini adlı genç bir kadının zorunlu başörtüsü yasalarını uygulayan ahlak polisi (İrşad Devriyeleri) tarafından gözaltına alınmasından ölmesinin ardından başlayan rejim karşıtı protestolar devam ediyor. İranlılar, sıkı güvenlik önlemlerine rağmen beş gündür sokaklarda rejimi protesto ediyorlar. İran’daki protesto gösterileri sırasında en az 9 kişi güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybederken gözaltına alınanların sayısı konusunda çelişkili bilgiler geliyor.
Gelişigüzel başlayan protestolar ülke geneline yayılırken, polis güçleri protestocuların şehirlerin merkezine ilerlemesi karşısında şiddeti artırdı. Protestolar sırasında çekilen görüntüler, güvenlik güçleri ve sivil giyimli unsurların protestoculara karşı gerçek mermi kullandıklarını belgeledi. Çevik kuvvet polisi de göstericileri dağıtmak için cop, av tüfeği ve biber gazı kullandı.
Geçtiğimiz hafta Tahran’da ahlak polisi tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü, 'uygunsuz' olarak nitelendirilen kıyafetlerle ilgili endişelere yol açarken ülkedeki özgürlükler ve yaptırımların ağırlığı altında ezilen ekonomisi dahil olmak üzere çeşitli meseleler halk arasında bir öfke patlamasına neden oldu.
Protestolar Çarşamba günü İran’ın başkentindeki Tahran Üniversitesi ve Zehra Üniversitesi'nde başladı. Sosyal medya sitelerinde paylaşılan videolarda, üniversitelerin güvelik görevlilerinin öğrencilerin sokağa inmelerini engellemeye çalıştığı görüldü. Dün yayınlanan bir diğer videoda Tahran’da yüzlerce kişinin ‘Diktatöre ölüm’ sloganları atarak yeniden toplandığı görüldü. Protesto gösterileri, salı akşamı, Tahran Üniversitesi'nin fakülte binalarından birkaç metre uzaklıktaki Fatimi Caddesi'ndeki Tahran Valiliği önünde yoğunlaştı. Tahran'da gece yarısına doğru paylaşılan video kayıtlarında trafik akışının durduğu görüldü.  Tahran Valisi yaptığı açıklamada, yetkililerin ‘daha önce ayaklanmalara katılmış olan ve 700'ünün polis, emniyet ve yargı kurumlarında ciddi kayıtları bulunan’ bin 800 kişinin tespit ettiğini belirtti.


Dün Kasım Süleymani'nin memleketi Kirman'daki pankartını yırtan İranlılar (Twitter)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’na konuşan Tahran Valisi Muhsin Mansuri, yabancı büyükelçilikleri protestolara dahil olmakla suçladı. Vali Mansuri, “Bazı büyükelçiliklerin ve yabancı misyonların protestolara müdahalesini gözlemledik. Dün gece (salı gecesi) Tahran’daki protesto gösterileri sırasında 3 farklı ülkenin vatandaşlarını gözaltına aldık” dedi.
Bir polis memuru öldürüldü
Çeşitli kaynaklarca açıklanan rakamlara göre beş gündür devam eden protesto gösterileri sırasında ölü sayısı en az 9'a yükseldi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA, salı akşamı protesto gösterileri düzenlenen Şiraz kentinde bir polis memurunun öldürüldüğünü ve 4 polis memuru yaralandığını bildirdi.
IRNA’nın haberine göre protestocular ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada bir polis memuru öldü, 4 polis memuru yaralandı. IRNA’nın aktardığı Şiraz Kaymakamı Lütfullah Şeybani’nin açıklamasına göre Şiraz'da 15 gösterici gözaltına alındı.
İran'ın DMO’ya yakın yarı resmi haber ajansı Fars, Kirmanşah kenti savcısı Şehram Kerami, salı günü düzenlenen protesto gösterileri sırasında iki kişinin öldüğünü açıkladı. Savcı Kerami, yaptığı açıklamada, “Kirmanşah'ta dün (Salı günü) çıkan olaylarda maalesef iki kişi öldü. Bunu devrim karşıtı unsurların yaptığından eminiz. Çünkü kurbanların güvenlik güçlerinin kullanmadığı silahlarla öldürüldüğü tespit edildi” ifadelerini kullandı.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) DMO'ya yakın Tesnim Haber Ajansından aktardığına göre Kürdistan Emniyet Müdürü Ali Azadi, protestolar sırasında bir kişinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Salı günü, Kürdistan Valisi İsmail Zari Kuşa, ildeki protestolarda 3 kişinin öldürüldüğünü belirtirken ne zaman öldükleri ile ilgili herhangi bir detay vermekten kaçındı.
Salı akşamı, Kirman şehrinin merkezin bir genç kızın, Tahran'da bir protestocunun ve Kirmanşah şehrinde bir başka göstericinin öldürüldüğü görüntüler yayınlandı. Yetkililer Kürdistan ilinde 3 kişinin öldürüldüğünü söyleseler de yerel Hengaw İnsan Hakları Örgütü 5 kişinin öldüğünü belirtiyorlar. Savcılık ise protestolar sırasında göstericiler, güvenlik güçleri ve o sırada yoldan geçenlerin aralarında bulunduğu 25 kişinin yaralandığını açıkladı.


Dün Zehra Üniversitesi'nde sınıf arkadaşlarıyla başörtüsünü çıkarmış halde ayakta duran bir öğrenci

Hengaw İnsan Hakları Örgütü, İran güvenlik güçlerinin Kirmanşah, Sakkas, Divandare, Dehlan, Urmiye ve Piranşehr şehirlerinde açtığı ateş sonucu en az 7 kişinin öldüğünü belirtti. Protestolar, cumartesi günü İran'ın Kürdistan ilinde düzenlenen Amini'nin cenaze töreni sırasında başladı ve ülkenin birçok yerinde halen devam ediyor. Güvenlik güçlerinin protestolara sert müdahalesi çatışmaların patlak vermesine neden oldu.
Gilan eyaleti polisi, ‘isyan olaylarına’ karışan 68 kişiyi gözaltına aldığını açıkladı. Polis tarafından yapılan açıklamada, isyan olayları devam etmesi halinde mevcut yasal araçların kullanacağı belirtildi. Açıklamada, protestolar sırasında yaşanan olaylarda 43 polis ve Besic unsurunun yaralandığı aktarıldı.  Öte yandan dün Amul şehrinin merkezinde protestocular, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in resmini taşıyan dev bir pankartı indirmek için büyük bir reklam panosuna tırmandı.  Salı akşamı İran'ın kuzeyindeki Sari şehrinde bir kişinin belediye binasının cephesine tırmanıp 1979 devriminden sonra Velayet-i Fakih sistemini kuran İran’ın ilk Dini Lideri Humeyni’nin resminin olduğu afişi yırttığı görülen bir video paylaşıldı.
Protesto gösterilerinin ön saflarında kadınlar var
Kadınlar protestolara yoğun bir şekilde katılırken birçoğu başörtülerini çıkarıp, sallıyor, yakıyorlar ve halk içinde saçlarını kesiyorlar. Yaş ortalaması 15 ile 40 arasında değişen protestocuların İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in resimlerini yırttığını videolar, sosyal medyada paylaşılıyor.
Zehra Üniversitesi'ndeki protestolar, kadınlara özel bir üniversite ve sert muhafazakar kanadın nüfuzu altındaki bilim merkezlerinden biri olması nedeniyle ender bir olay olarak nitelendirildi. Protestolar başkentin merkezindeki başta Valiasr Meydanı, Tahran Pazarı, İnkilab Caddesi ve Keşaverz Kavşağı olmak üzere kalabalık bölgelerde yoğunlaşırken protesto çemberi salı akşamı, Karkar Caddesi, Heft-i Tir Meydanı, Kerim Han Zend Meydanı ve başkentin batısındaki en büyük yeraltı metro istasyonlarından biri olarak bilinen Sadıkiye’yi kapsayacak şekilde genişledi.
Meşhed’de güvenlik güçleri kadın çalışmaları profesörü ve yazar Mansura Musevi'yi gözaltına aldı. Basında yer alan haberlere göre güvenlik güçleri, Musevi’nin dizüstü bilgisayarına ve bazı taslaklarına el koydu.
Sosyal medya sitelerinde büyük tepkiye yol açan videolardan biri de Meşhed şehrinde güvelik güçlerinin protestocuları kovalarken bir polis memurunun kadınlara saldırdığı görüntüler oldu.
Tesnim Haber Ajansı’nın güvenlik kaynaklarından aktardığına göre birkaç soğuk silahın(barut ya da diğer patlayıcı maddelerin kullanılması sonucu yangın yahut patlamaya neden olmayan bir silah çeşidi) yanı sıra bazı eylemcilerin üzerinde asit ele geçirildi. Kaynaklar, gözaltına alınan eylemcilerin üzerlerinden çıkan asiti kadınların yüzlerine atmayı planladıklarını belirttiler. İran'da daha önce başörtüsü takmadıkları bahanesiyle birkaç kadın asit saldırısına uğramıştı. O dönem İranlı yetkililer, saldırılardan ‘gafiller’ olarak nitelendirdiği kişileri sorumlu tuttular.
Dini Lider Hamaney ve Cumhurbaşkanı Reisi olaylar karşısında sessiz
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, çarşamba günü 1980-1988 İran-Irak savaşının yıldönümü münasebetiyle yaptığı 55 dakikalık konuşmasında, geçtiğimiz yıl su kıtlığı nedeniyle sokaklarda yaşanan çatışmalardan bu yana İran'da yaşanan en büyük huzursuzluklardan biri olan protestolara değinmedi.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de 77. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul görüşmelerinde yaptığı 38 dakikalık konuşmasında Mahsa Amini'nin ölümü ve geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana İran'ı kasıp kavuran protesto gösterilerinden bahsetmedi.
Öte yandan Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, İran'da kadınlara yönelik sistematik şiddete karşı protestosunu BM kürsüsünde açıklayan ilk lider olurken İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly AFP'ye yaptığı açıklamada, “İranlı liderler, halkın, gittikleri yoldan memnun olmadığını anlamalı ve başka bir yola yönelmeliler” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da salı günü İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi ile yaptığı görüşmede konuyu gündeme getirdiğini söyledi. Macron, gazetecilerin yönelttiği bir soru üzerine İran Cumhurbaşkanı’na Fransa’nın insan haklarını, özellikle kadın haklarını desteklediğini ve Mahsa Amini’nin ölümünün İran'ın güvenilirliği hakkında şüphe uyandırdığını söylediğini belirtti.
İran reform cephesi ise üstü kapalı olarak Hamaney’den 2009 yılındaki protesto gösterilerinde olduğu gibi sokağa dökülen İranlılarla yüzleşmekten kaçınmasını istedi. Reform Cephesi Sözcüsü Ali Şakuri Rad, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Hamaney’in ‘toplum içindeki gergin atmosfer göz önüne alındığında önemli olan bir konuşma yaptığını’ belirterek “Toplumda neler olup bittiğini ne düzeyde bildiğini bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Şakuri Rad, İran'da patlak veren ‘Yeşil Hareket’ protestoları karşısında Hamaney’in destekçilerinin sokaklara döküldüğü 30 Aralık 2009 yürüyüşüne atıfta bulunarak “Ancak yeni bir ‘9D’ yaratmayı düşünmemeliler. Şeffaflık ve güvenilirlik hayat kurtarır” yazdı.
Diğer taraftan İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi, Hamaney'e atfedilen ve Konsey Genel Sekreteri Ali Şemhani’ye protestoculara sert bir şekilde müdahale edilmesi emri verdiğine dair sızdırılan bir mektubun gerçekliğini reddetti. Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi’nden yapılan açıklamada, muhalif akımların ülkenin çeşitli şehirlerde düzenlenen protestoları ülkeyi kaosa sürüklemek için halkın duygularını istismar etmeye çalıştıkları söylendi.
Sert muhafazakar çizgideki Hamedan Milletvekili Ahmed Hüseyin Felahi, Yeşil Hareket protestolarının ilk günlerinde başından vurularak öldürülen Nida Ağa-Sultan adlı kadına atıfla Mahsa Amini'nin ölümünün yeni bir Nida Ağa-Sultan vakasına dönüşmesi için hazırlanmış bir senaryo olduğunu söyledi.



Çin Dışişleri Bakanı: ‘Çalkantılara’ rağmen ABD ile ilişkiler istikrarlı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)
TT

Çin Dışişleri Bakanı: ‘Çalkantılara’ rağmen ABD ile ilişkiler istikrarlı

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Kongresi heyetinin Pekin’deki Büyük Halk Salonu’na yaptığı ziyaret sırasında ABD’li Senatör Steve Daines’le el sıkışırken (EPA)

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi bugün yaptığı açıklamada, Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin ‘çeşitli dalgalanma ve çalkantılara rağmen genel olarak istikrarlı’ olduğunu söyledi. Wang Yi, iki ülkenin küresel barışa katkı sağlayacak yollar bulması gerektiğini ifade etti. Açıklama, ABD Başkanı Donald Trump’ın planlanan ziyaretinden yaklaşık bir hafta önce geldi.

Wang Yi, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump’ın, ikili ilişkilerin kritik dönemlerinde sürecin yönlendirilmesine katkı sağladığını belirterek her iki lidere de övgüde bulundu.

Açıklamalar, iki partili ABD Kongre heyetiyle yapılan görüşmede dile getirildi. Senatör Steve Daines başkanlığındaki heyetle bir araya gelen Wang Yi, “Geçtiğimiz yıl Çin-ABD ilişkileri birçok dalgalanma ve çalkantı yaşadı, ancak buna rağmen genel istikrarı korumayı başardık” ifadesini kullandı.

fdbgfbgf
Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda ABD Kongresi heyeti ve Çin heyetinin toplu fotoğraf çekimi (Reuters)

Daines, Wang Yi ile aynı görüşü paylaştığını belirterek iki ülkenin istikrarı hedeflemesi gerektiğini söyledi.

Senato Dış İlişkiler Komitesi üyesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın önemli destekçilerinden biri olan Daines, “Gerilimi artırmak değil azaltmak istiyoruz. Ayrışma değil istikrar, karşılıklı saygı istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Daines ayrıca, iki liderin gelecek hafta yapacağı görüşmenin ardından Çin’in daha fazla Boeing uçağı satın almasının gündeme gelebileceğini belirterek, bunun herkesin arzu ettiği bir gelişme olduğunu söyledi.

grtgtrg
ABD’li Senatör Steve Daines (soldan ikinci) Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen ikili görüşme sırasında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi (sağdan beşinci) ile konuşuyor. (EPA)

ABD’li senatör, Çin’in Ortadoğu’daki gerilimlerin azaltılmasında ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik süreçte oynadığı rolü de övdü. Senatör, Wang Yi’nin dün İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmenin, Pekin’in diplomatik çabalara aktif şekilde dahil olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Trump’ın 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin’e yapması planlanan ziyaret öncesinde, Washington yönetiminin Pekin’e İran üzerindeki etkisini kullanarak Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için baskı yaptığı belirtiliyor. Söz konusu boğazdan dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği biliniyor.


ABD mahkemesi Epstein'ın muhtemel intihar notunu yayınladı

New York'taki bir hapishanede ölümünden haftalar önce, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein tarafından yazıldığı düşünülen intihar notu (AFP)
New York'taki bir hapishanede ölümünden haftalar önce, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein tarafından yazıldığı düşünülen intihar notu (AFP)
TT

ABD mahkemesi Epstein'ın muhtemel intihar notunu yayınladı

New York'taki bir hapishanede ölümünden haftalar önce, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein tarafından yazıldığı düşünülen intihar notu (AFP)
New York'taki bir hapishanede ölümünden haftalar önce, cinsel suçlardan hüküm giymiş Jeffrey Epstein tarafından yazıldığı düşünülen intihar notu (AFP)

ABD’de bir federal yargıç, cinsel istismar suçlamasıyla tutukluyken New York’taki hücresinde ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’ın, ölümünden haftalar önce yazdığı değerlendirilen intihar notunu kamuoyuyla paylaştı.

Epstein ile aynı hücreyi paylaşan mahkûm, notun Epstein’ın Ağustos 2019’daki ölümünden haftalar önce gerçekleştirdiği başarısız intihar girişimi sonrası bir kitabın içinde bulunduğunu iddia etti.

Çizgili bir kağıda yazılan notta şu ifadeler yer alıyor:

"Aylarca beni soruşturdular ve hiçbir şey bulamadılar!!! Kişinin veda etmek için doğru zamanı kendisinin seçebilmesi gerçek bir mutluluktur. Ne yapmamı istiyorsunuz? Ağlamaya mı başlayayım?! Bunda hiçbir zevk yok. Buna değmez."

Söz konusu not, Epstein'ın hücre arkadaşına yönelik yürütülen adli işlemlerin devamı olarak yıllardır gizli tutuluyordu. Ancak New York Güney Bölge Yargıcı Kenneth Karas, The New York Times gazetesinin müracaatı üzerine belgenin üzerindeki gizliliği kaldırdı. Belgenin orijinalliği henüz tam olarak doğrulanmasa da bu gelişme, nüfuzlu finansçının hüküm giymeyi beklerken gerçekleşen gizemli ölümü üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Epstein’ın ölümü resmi kayıtlara intihar olarak geçse de cezaevindeki güvenlik ihlalleri ve o geceye ait kamera kayıtlarının kaybolması, resmi açıklamalara duyulan şüpheyi derinleştirmişti.

Temmuz 2019’un sonlarında Epstein, hücresinde yaralı halde bulunmuş ve yetkililer bu durumu başarısız bir intihar girişimi olarak nitelendirmişti. İddiaya göre bu not, söz konusu olaydan önce bir çizgi romanın içine yerleştirilmişti.

Epstein davası, son aylarda yayınlanan geniş kapsamlı soruşturma belgeleriyle birlikte ABD ve İngiltere siyasetinde yankı uyandırmaya devam ediyor.


FBI, direktörünü eleştiren bir makalenin kaynaklarını araştırmak üzere soruşturma başlattı

FBI Direktörü Kash Patel, 12 Kasım 2025'te Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen bir brifingde konuşuyor (Reuters)
FBI Direktörü Kash Patel, 12 Kasım 2025'te Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen bir brifingde konuşuyor (Reuters)
TT

FBI, direktörünü eleştiren bir makalenin kaynaklarını araştırmak üzere soruşturma başlattı

FBI Direktörü Kash Patel, 12 Kasım 2025'te Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen bir brifingde konuşuyor (Reuters)
FBI Direktörü Kash Patel, 12 Kasım 2025'te Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen bir brifingde konuşuyor (Reuters)

"MS Now" kanalında dün yer alan habere göre Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Direktör Kash Patel'in "aşırı alkol tüketimi" ve "görevine sık sık gelmediği" iddialarının yer aldığı bir makaleye kaynaklık eden sızıntılar hakkında soruşturma başlattı.

Kash Patel, nisan ayında The Atlantic dergisine ve makaleyi kaleme alan gazeteci Sarah Fitzpatrick'e karşı hakaret davası açmıştı. Fitzpatrick’in haberinde, Patel’in "aşırı alkol kullanımı" ve "açıklanamayan devamsızlıkları" nedeniyle görevden alınma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu öne sürülmüştü. Konuya yakın kaynaklara dayandırılan haberde, FBI’ın soruşturmasının "olağandışı" olduğu vurgulanıyor; zira soruşturmanın gizli devlet belgelerini değil, bir gazeteciye sızdırılan kişisel bilgileri hedef aldığı belirtiliyor.

The Atlantic: "Basın özgürlüğüne saldırı"

The Atlantic Genel Yayın Yönetmeni Jeffrey Goldberg, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Eğer FBI’ın gazetecilerimizden birine yönelik sızıntılar hakkında cezai bir soruşturma yürüttüğü doğrulanırsa, bu durum basın özgürlüğüne ve ifade özgürlüğünü garanti altına alan Anayasa’nın Birinci Maddesi’ne yönelik saldırı teşkil edecektir. Yasa dışı soruşturmalar veya siyasi motivasyonlu diğer intikam eylemleriyle sindirilmemize izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

FBI’dan yalanlama

Öte yandan, Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) sorusunu yanıtlayan bir FBI sözcüsü, böyle bir soruşturmanın açıldığını kesin bir dille reddetti ve şu açıklamayı yaptı:

"Bu iddia tamamen asılsızdır. Böyle bir soruşturma söz konusu değildir ve bahsettiğiniz gazeteci herhangi bir soruşturmanın hedefinde değildir."

Sözcü ayrıca, anonim kaynaklara dayanan bilgileri sorgulandığında medya kuruluşlarını "olmayan soruşturmalardan bahsederek mağdur rolü oynamakla" suçladı.

Kash Patel ise açtığı hakaret davasında, haberi "kötü niyetli, taraflı ve iftira niteliğinde bir saldırı" olarak nitelendiriyor. Patel, gazetecinin anonim kaynaklara dayanarak itibarını zedelediğini savunuyor.