İranlılar, protestolarda çok sayıda kurban verilmesine rağmen güvenlik güçlerine meydan okumaya devam ediyorlar

Hamaney, Mahsa Amini adlı genç kadının ölümünden bahsetmezken kadınlar protesto gösterilerinin ön saflarındalar

Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı
Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı
TT

İranlılar, protestolarda çok sayıda kurban verilmesine rağmen güvenlik güçlerine meydan okumaya devam ediyorlar

Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı
Dün Tahran’ın merkezindeki bir caddede protestocular tarafından yer yer ateş yakıldı

İran'da Mahsa Amini adlı genç bir kadının zorunlu başörtüsü yasalarını uygulayan ahlak polisi (İrşad Devriyeleri) tarafından gözaltına alınmasından ölmesinin ardından başlayan rejim karşıtı protestolar devam ediyor. İranlılar, sıkı güvenlik önlemlerine rağmen beş gündür sokaklarda rejimi protesto ediyorlar. İran’daki protesto gösterileri sırasında en az 9 kişi güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu hayatını kaybederken gözaltına alınanların sayısı konusunda çelişkili bilgiler geliyor.
Gelişigüzel başlayan protestolar ülke geneline yayılırken, polis güçleri protestocuların şehirlerin merkezine ilerlemesi karşısında şiddeti artırdı. Protestolar sırasında çekilen görüntüler, güvenlik güçleri ve sivil giyimli unsurların protestoculara karşı gerçek mermi kullandıklarını belgeledi. Çevik kuvvet polisi de göstericileri dağıtmak için cop, av tüfeği ve biber gazı kullandı.
Geçtiğimiz hafta Tahran’da ahlak polisi tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümü, 'uygunsuz' olarak nitelendirilen kıyafetlerle ilgili endişelere yol açarken ülkedeki özgürlükler ve yaptırımların ağırlığı altında ezilen ekonomisi dahil olmak üzere çeşitli meseleler halk arasında bir öfke patlamasına neden oldu.
Protestolar Çarşamba günü İran’ın başkentindeki Tahran Üniversitesi ve Zehra Üniversitesi'nde başladı. Sosyal medya sitelerinde paylaşılan videolarda, üniversitelerin güvelik görevlilerinin öğrencilerin sokağa inmelerini engellemeye çalıştığı görüldü. Dün yayınlanan bir diğer videoda Tahran’da yüzlerce kişinin ‘Diktatöre ölüm’ sloganları atarak yeniden toplandığı görüldü. Protesto gösterileri, salı akşamı, Tahran Üniversitesi'nin fakülte binalarından birkaç metre uzaklıktaki Fatimi Caddesi'ndeki Tahran Valiliği önünde yoğunlaştı. Tahran'da gece yarısına doğru paylaşılan video kayıtlarında trafik akışının durduğu görüldü.  Tahran Valisi yaptığı açıklamada, yetkililerin ‘daha önce ayaklanmalara katılmış olan ve 700'ünün polis, emniyet ve yargı kurumlarında ciddi kayıtları bulunan’ bin 800 kişinin tespit ettiğini belirtti.


Dün Kasım Süleymani'nin memleketi Kirman'daki pankartını yırtan İranlılar (Twitter)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’na konuşan Tahran Valisi Muhsin Mansuri, yabancı büyükelçilikleri protestolara dahil olmakla suçladı. Vali Mansuri, “Bazı büyükelçiliklerin ve yabancı misyonların protestolara müdahalesini gözlemledik. Dün gece (salı gecesi) Tahran’daki protesto gösterileri sırasında 3 farklı ülkenin vatandaşlarını gözaltına aldık” dedi.
Bir polis memuru öldürüldü
Çeşitli kaynaklarca açıklanan rakamlara göre beş gündür devam eden protesto gösterileri sırasında ölü sayısı en az 9'a yükseldi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA, salı akşamı protesto gösterileri düzenlenen Şiraz kentinde bir polis memurunun öldürüldüğünü ve 4 polis memuru yaralandığını bildirdi.
IRNA’nın haberine göre protestocular ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada bir polis memuru öldü, 4 polis memuru yaralandı. IRNA’nın aktardığı Şiraz Kaymakamı Lütfullah Şeybani’nin açıklamasına göre Şiraz'da 15 gösterici gözaltına alındı.
İran'ın DMO’ya yakın yarı resmi haber ajansı Fars, Kirmanşah kenti savcısı Şehram Kerami, salı günü düzenlenen protesto gösterileri sırasında iki kişinin öldüğünü açıkladı. Savcı Kerami, yaptığı açıklamada, “Kirmanşah'ta dün (Salı günü) çıkan olaylarda maalesef iki kişi öldü. Bunu devrim karşıtı unsurların yaptığından eminiz. Çünkü kurbanların güvenlik güçlerinin kullanmadığı silahlarla öldürüldüğü tespit edildi” ifadelerini kullandı.
Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) DMO'ya yakın Tesnim Haber Ajansından aktardığına göre Kürdistan Emniyet Müdürü Ali Azadi, protestolar sırasında bir kişinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Salı günü, Kürdistan Valisi İsmail Zari Kuşa, ildeki protestolarda 3 kişinin öldürüldüğünü belirtirken ne zaman öldükleri ile ilgili herhangi bir detay vermekten kaçındı.
Salı akşamı, Kirman şehrinin merkezin bir genç kızın, Tahran'da bir protestocunun ve Kirmanşah şehrinde bir başka göstericinin öldürüldüğü görüntüler yayınlandı. Yetkililer Kürdistan ilinde 3 kişinin öldürüldüğünü söyleseler de yerel Hengaw İnsan Hakları Örgütü 5 kişinin öldüğünü belirtiyorlar. Savcılık ise protestolar sırasında göstericiler, güvenlik güçleri ve o sırada yoldan geçenlerin aralarında bulunduğu 25 kişinin yaralandığını açıkladı.


Dün Zehra Üniversitesi'nde sınıf arkadaşlarıyla başörtüsünü çıkarmış halde ayakta duran bir öğrenci

Hengaw İnsan Hakları Örgütü, İran güvenlik güçlerinin Kirmanşah, Sakkas, Divandare, Dehlan, Urmiye ve Piranşehr şehirlerinde açtığı ateş sonucu en az 7 kişinin öldüğünü belirtti. Protestolar, cumartesi günü İran'ın Kürdistan ilinde düzenlenen Amini'nin cenaze töreni sırasında başladı ve ülkenin birçok yerinde halen devam ediyor. Güvenlik güçlerinin protestolara sert müdahalesi çatışmaların patlak vermesine neden oldu.
Gilan eyaleti polisi, ‘isyan olaylarına’ karışan 68 kişiyi gözaltına aldığını açıkladı. Polis tarafından yapılan açıklamada, isyan olayları devam etmesi halinde mevcut yasal araçların kullanacağı belirtildi. Açıklamada, protestolar sırasında yaşanan olaylarda 43 polis ve Besic unsurunun yaralandığı aktarıldı.  Öte yandan dün Amul şehrinin merkezinde protestocular, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in resmini taşıyan dev bir pankartı indirmek için büyük bir reklam panosuna tırmandı.  Salı akşamı İran'ın kuzeyindeki Sari şehrinde bir kişinin belediye binasının cephesine tırmanıp 1979 devriminden sonra Velayet-i Fakih sistemini kuran İran’ın ilk Dini Lideri Humeyni’nin resminin olduğu afişi yırttığı görülen bir video paylaşıldı.
Protesto gösterilerinin ön saflarında kadınlar var
Kadınlar protestolara yoğun bir şekilde katılırken birçoğu başörtülerini çıkarıp, sallıyor, yakıyorlar ve halk içinde saçlarını kesiyorlar. Yaş ortalaması 15 ile 40 arasında değişen protestocuların İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in resimlerini yırttığını videolar, sosyal medyada paylaşılıyor.
Zehra Üniversitesi'ndeki protestolar, kadınlara özel bir üniversite ve sert muhafazakar kanadın nüfuzu altındaki bilim merkezlerinden biri olması nedeniyle ender bir olay olarak nitelendirildi. Protestolar başkentin merkezindeki başta Valiasr Meydanı, Tahran Pazarı, İnkilab Caddesi ve Keşaverz Kavşağı olmak üzere kalabalık bölgelerde yoğunlaşırken protesto çemberi salı akşamı, Karkar Caddesi, Heft-i Tir Meydanı, Kerim Han Zend Meydanı ve başkentin batısındaki en büyük yeraltı metro istasyonlarından biri olarak bilinen Sadıkiye’yi kapsayacak şekilde genişledi.
Meşhed’de güvenlik güçleri kadın çalışmaları profesörü ve yazar Mansura Musevi'yi gözaltına aldı. Basında yer alan haberlere göre güvenlik güçleri, Musevi’nin dizüstü bilgisayarına ve bazı taslaklarına el koydu.
Sosyal medya sitelerinde büyük tepkiye yol açan videolardan biri de Meşhed şehrinde güvelik güçlerinin protestocuları kovalarken bir polis memurunun kadınlara saldırdığı görüntüler oldu.
Tesnim Haber Ajansı’nın güvenlik kaynaklarından aktardığına göre birkaç soğuk silahın(barut ya da diğer patlayıcı maddelerin kullanılması sonucu yangın yahut patlamaya neden olmayan bir silah çeşidi) yanı sıra bazı eylemcilerin üzerinde asit ele geçirildi. Kaynaklar, gözaltına alınan eylemcilerin üzerlerinden çıkan asiti kadınların yüzlerine atmayı planladıklarını belirttiler. İran'da daha önce başörtüsü takmadıkları bahanesiyle birkaç kadın asit saldırısına uğramıştı. O dönem İranlı yetkililer, saldırılardan ‘gafiller’ olarak nitelendirdiği kişileri sorumlu tuttular.
Dini Lider Hamaney ve Cumhurbaşkanı Reisi olaylar karşısında sessiz
İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, çarşamba günü 1980-1988 İran-Irak savaşının yıldönümü münasebetiyle yaptığı 55 dakikalık konuşmasında, geçtiğimiz yıl su kıtlığı nedeniyle sokaklarda yaşanan çatışmalardan bu yana İran'da yaşanan en büyük huzursuzluklardan biri olan protestolara değinmedi.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de 77. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul görüşmelerinde yaptığı 38 dakikalık konuşmasında Mahsa Amini'nin ölümü ve geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana İran'ı kasıp kavuran protesto gösterilerinden bahsetmedi.
Öte yandan Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric, İran'da kadınlara yönelik sistematik şiddete karşı protestosunu BM kürsüsünde açıklayan ilk lider olurken İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly AFP'ye yaptığı açıklamada, “İranlı liderler, halkın, gittikleri yoldan memnun olmadığını anlamalı ve başka bir yola yönelmeliler” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da salı günü İranlı mevkidaşı İbrahim Reisi ile yaptığı görüşmede konuyu gündeme getirdiğini söyledi. Macron, gazetecilerin yönelttiği bir soru üzerine İran Cumhurbaşkanı’na Fransa’nın insan haklarını, özellikle kadın haklarını desteklediğini ve Mahsa Amini’nin ölümünün İran'ın güvenilirliği hakkında şüphe uyandırdığını söylediğini belirtti.
İran reform cephesi ise üstü kapalı olarak Hamaney’den 2009 yılındaki protesto gösterilerinde olduğu gibi sokağa dökülen İranlılarla yüzleşmekten kaçınmasını istedi. Reform Cephesi Sözcüsü Ali Şakuri Rad, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Hamaney’in ‘toplum içindeki gergin atmosfer göz önüne alındığında önemli olan bir konuşma yaptığını’ belirterek “Toplumda neler olup bittiğini ne düzeyde bildiğini bilmiyorum” ifadelerini kullandı. Şakuri Rad, İran'da patlak veren ‘Yeşil Hareket’ protestoları karşısında Hamaney’in destekçilerinin sokaklara döküldüğü 30 Aralık 2009 yürüyüşüne atıfta bulunarak “Ancak yeni bir ‘9D’ yaratmayı düşünmemeliler. Şeffaflık ve güvenilirlik hayat kurtarır” yazdı.
Diğer taraftan İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi, Hamaney'e atfedilen ve Konsey Genel Sekreteri Ali Şemhani’ye protestoculara sert bir şekilde müdahale edilmesi emri verdiğine dair sızdırılan bir mektubun gerçekliğini reddetti. Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi’nden yapılan açıklamada, muhalif akımların ülkenin çeşitli şehirlerde düzenlenen protestoları ülkeyi kaosa sürüklemek için halkın duygularını istismar etmeye çalıştıkları söylendi.
Sert muhafazakar çizgideki Hamedan Milletvekili Ahmed Hüseyin Felahi, Yeşil Hareket protestolarının ilk günlerinde başından vurularak öldürülen Nida Ağa-Sultan adlı kadına atıfla Mahsa Amini'nin ölümünün yeni bir Nida Ağa-Sultan vakasına dönüşmesi için hazırlanmış bir senaryo olduğunu söyledi.



Şi-Trump zirvesinden beş önemli an

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkıştı. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkıştı. (AFP)
TT

Şi-Trump zirvesinden beş önemli an

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkıştı. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile el sıkıştı. (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump dün Pekin’de üst düzey görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde İran ve Ukrayna savaşlarının yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik iş birliği ele alındı.

Ancak ziyaret gündemindeki karmaşık dosyaların ötesinde, Çin-ABD zirvesinin ilk gününde öne çıkan beş dikkat çekici gelişme kaydedildi:

Tek taraflı bir dostluk mu?

ABD Başkanı Donald Trump, Büyük Halk Salonu’nda başlayan görüşmeler sırasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping hakkında övgü dolu ifadeler kullandı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Trump, “Senin dostun olmak benim için bir onur” dedi.

Trump, Şi’ye doğrudan hitaben, “Seninle birbirimizi uzun zamandır tanıyoruz... Aramızda harika bir ilişki vardı. Anlaşmazlıklar ortaya çıktığında bunları aştık ve çözmek için birlikte çalıştık. Ben seni arıyordum, sen de beni arıyordun” ifadelerini kullandı.

Daha önce Trump ile ilişkisini ‘kişisel dostluk’ olarak tanımlayan Şi ise dünkü görüşmede bu ifadeyi kullanmaktan kaçındı. Şi bunun yerine, iki tarafın ‘rakip değil ortak olması gerektiğini’ söyledi.

Şi, diplomatik söyleminde sık sık ‘dostluk’ kavramını kullanıyor. Çin lideri, Kuzey Kore, Pakistan ve Fransa ile ‘dostane ilişkileri’ öne çıkarırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için de ‘yakın dost’ ifadesini kullanıyor.

Sarılma değil, el sıkışma

Trump, nisan ayı ortasında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Şi Cinping’in kendisini ‘büyük ve sıcak bir kucaklamayla’ karşılayacağını öngördü.

Söz konusu yorum, Trump’ın uluslararası arenadaki gösterişli ve spontane üslubunun bir örneği olarak değerlendirilirken, Şi’nin sakin ve mesafeli duruşuyla belirgin bir tezat oluşturdu.

Dün sabah ise Trump, beklediği sarılma yerine resmi bir tokalaşmayla karşılandı. İki lider arasındaki tokalaşma 10 saniyeden uzun sürerken, Trump görüşme sırasında Şi’nin koluna iki kez dokundu.

Tukidides tuzağı

Şi Cinping, konuşmalarında ve yabancı liderlerle yaptığı görüşmelerde sık sık Çin tarihine ait atasözleri ve şiirlerden alıntılar yapıyor.

Ancak Şi bu kez Çin-ABD ilişkilerini ‘Tukidides tuzağı’ olarak bilinen kavramla tanımlamayı tercih etti. Söz konusu siyasi kavram, Amerikalı bir araştırmacı tarafından, Antik Yunan tarihçisi Tukidides’in Peloponez Savaşı anlatısından esinlenerek ortaya atılmıştı. Kavram, yükselen bir gücün mevcut hegemon gücü tehdit etmesi durumunda savaş riskinin artmasına işaret ediyor.

Şi, “Çin ve ABD, ‘Tukidides tuzağı’ olarak bilinen durumu aşarak iki büyük güç arasında yeni bir ilişki modeli oluşturabilecek mi?” sorusunu yöneltti. Çin lideri ayrıca, “İş birliği her iki tarafa da fayda sağlar, çatışma ise zarar verir” ifadesini kullandı. Bu sorunun yanıtının iki lider tarafından ‘ortak şekilde’ verilmesi gerektiğini belirten Şi, Trump ile ilişkilerin geleceğine vurgu yaptı.

Şi, 2024 yılında dönemin ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmede de ‘Tukidides tuzağının tarihsel olarak kaçınılmaz bir kader olmadığını’ söylemişti.

Gazetecilerle yaşanan tartışmalar

Zirve kapsamında ABD basın heyeti ile Çinli güvenlik görevlileri ve yetkililer arasında gerginlik yaşandı.

Donald Trump ile Şi Cinping’in Büyük Halk Salonu’nda yerlerini almaya hazırlandığı sırada gazeteciler görüntü alabilmek için birbirleriyle yarıştı. İzdiham sırasında bir kişinin küfürlü ifade kullandığı duyulurken, Çinli güvenlik görevlilerinin de gazetecilerden geri çekilmelerini istediği işitildi.

Daha sonra iki liderin tarihi Gök Tapınağı ziyareti sırasında da ABD basınının alana girişi yaklaşık yarım saat gecikti. Gecikmenin, Çin güvenlik güçlerinin başlangıçta ABD Gizli Servisi mensuplarından birinin silahla içeri girmesine izin vermemesinden kaynaklandığı belirtildi.

Çinli yetkililerin ayrıca bir süre ABD’li personel ve gazetecilerin alandan ayrılarak konvoya katılmasını engellediği, daha sonra ise çıkışa izin verdiği aktarıldı. Görüntülere yansıyan anlarda bir Amerikalının Çinli yetkililere, “Çok kötü ev sahipliği yaptınız” dediği duyuldu.

Bir sürü ironik fotoğraf

Şi Cinping ile Trump arasındaki zirve, Çin sosyal medya platformlarında da geniş yankı uyandırdı.

Sosyal medyada paylaşılan çok sayıda esprili içerik, ABD merkezli fast food zinciri KFC’nin Çin’de her perşembe günü düzenlediği indirim kampanyasıyla bağlantılı olarak kullanılan ‘Çılgın Perşembe’ teması etrafında şekillendi. Bazı kullanıcılar, yapay zekâ ile oluşturulan görsellerde Trump’ı kızarmış tavuk yerken tasvir etti.

Ziyaretle ilgili etiketler Çin’in sosyal medya platformlarında gündemin üst sıralarına yerleşirken, bunlardan biri ülkenin X’e benzer platformu olarak görülen Weibo’da öğle saatlerine kadar 98 milyon görüntülenmeye ulaştı. Bazı kullanıcılar ise Trump’ın ziyaret sırasında ‘iyi vakit geçirmesini’ diledi.

ABD iş dünyasından heyete eşlik eden Jensen Huang ve Elon Musk da Çinli kullanıcıların ilgisini çekti. Nvidia CEO’su Huang ile Tesla sahibi Musk hakkında açılan bir etiketin 52 milyondan fazla görüntülenme aldığı belirtildi.

Öte yandan, Musk’ın Büyük Halk Salonu merdivenlerinde cep telefonuyla görüntü çektiği anlara ait videolar da sosyal medyada dikkat çekti. Bir kullanıcı, “Bu manzara ABD’de görebileceğiniz hiçbir şeye benzemiyor” yorumunu yaparken, başka bir kullanıcı ise alaycı şekilde “Sanki dünyayı ilk kez görüyormuş gibi duruyor” ifadesini kullandı.


Trump: Şi ve ben Hürmüz Boğazı'nı açmak istiyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin'de Çin onur kıtasını selamladı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Pekin'de Çin onur kıtasını selamladı (AP)
TT

Trump: Şi ve ben Hürmüz Boğazı'nı açmak istiyoruz

ABD Başkanı Donald Trump, Pekin'de Çin onur kıtasını selamladı (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Pekin'de Çin onur kıtasını selamladı (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile İran dosyasını görüştüklerini belirterek; her iki liderin de İran’ın nükleer silahlara sahip olmasını istemediğini ve "Boğaz’ın" (Hürmüz) trafiğe açılmasını arzuladıklarını ifade etti.

Trump’ın Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyaretin sonunda Pekin’de bir araya gelen iki liderin görüşmesine ilişkin Trump, "Başkalarının çözemediği pek çok farklı sorun için çözüm yolları bulduk" ifadelerini kullandı.

"Sabrım Tükeniyor" mesajı

Ziyareti sırasında Fox News’ta yayımlanan "Hannity" programına röportaj veren Trump, İran’a karşı sabrının kalmadığını vurgulayarak, Tahran yönetimine Washington ile bir an önce anlaşma yapması çağrısında bulundu. Trump, "Daha fazla sabır göstermeyeceğim... Bir anlaşmaya varmak zorundalar" dedi.

Zenginleştirilmiş uranyum ve operasyon sinyali

İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun ABD denetimine geçmesinin kendisini "daha rahat hissettireceğini" belirten Trump, bu durumun pratik nedenlerden ziyade "propaganda amaçlı" bir önem taşıdığını savundu. Trump konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: "Uranyumu almayı tercih ederim. Bizim elimizde olursa kendimi daha rahat hissederim (...) ancak bence bu durum her şeyden çok propaganda amaçlı bir konu."

ABD'nin geçen yıl İran’ın kilit nükleer tesislerine düzenlediği saldırılara atıfta bulunan Trump, "Gerekirse yeniden vurabiliriz" dedi.

Öte yandan, 28 Şubat’ta Trump ile birlikte İran’a yönelik operasyon sürecini başlatan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kısa süre önce verdiği mülakatında savaşın "henüz bitmediğini" belirterek, hassas nükleer materyallerin ülkeden tamamen çıkarılması gerektiğini vurgulamıştı.


Ukrayna'nın Rusya'ya düzenlediği hava saldırılarında üç kişi öldü, 12 kişi yaralı

Bir Rus roketatarı, cephe hattındaki Ukrayna hedeflerine doğru atış yapıyor (AP)
Bir Rus roketatarı, cephe hattındaki Ukrayna hedeflerine doğru atış yapıyor (AP)
TT

Ukrayna'nın Rusya'ya düzenlediği hava saldırılarında üç kişi öldü, 12 kişi yaralı

Bir Rus roketatarı, cephe hattındaki Ukrayna hedeflerine doğru atış yapıyor (AP)
Bir Rus roketatarı, cephe hattındaki Ukrayna hedeflerine doğru atış yapıyor (AP)

Yerel vali Pavel Malkov’un bugün yaptığı açıklamaya göre Moskova’nın güneydoğusundaki Ryazan kentinde Ukrayna tarafından düzenlenen bir saldırıda üç kişinin öldüğü, 12 kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Malkov, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Üç kişi hayatını kaybetti, 12 kişi yaralandı, yaralılar arasında çocuklar da var” ifadelerini kullandı. Saldırı sonucunda iki konut binasının hasar gördüğü belirtildi.

Söz konusu saldırı, dün Rusya’nın Kiev ve çevresine düzenlediği geniş çaplı hava saldırılarının ardından geldi. Ukrayna acil servislerinin ilk verilerine göre bu saldırılarda en az 21 kişi hayatını kaybetti.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Rusya'nın Ukrayna şehirlerine yönelik günlük saldırıları, ABD Başkanı Donald Trump tarafından ilan edilen ateşkesin sona ermesinden hemen sonra, Rusya'nın II. Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'na karşı Sovyetler Birliği'nin zaferini anmasından sadece birkaç saat önce yeniden başladı.