Bryce Dallas Howard: Jurassic World için doğal bedenimi kullanmamam istendi

41 yaşındaki Howard, aksiyon serisinde Chris Pratt'le birlikte başrol oynadı

Fotoğraf: Getty Images
Fotoğraf: Getty Images
TT

Bryce Dallas Howard: Jurassic World için doğal bedenimi kullanmamam istendi

Fotoğraf: Getty Images
Fotoğraf: Getty Images

The Independent'ta yer alan habere göre Bryce Dallas Howard, Jurassic World filmleri için kilo vermesi istendiğini öne sürdü.
Howard, bu yılın başlarında Jurassic World: Hakimiyet (Jurassic World Dominion) adlı son filmle biten seride, Chris Pratt'in karşısında Claire Dearing karakterini canlandırdı. Sert eleştiriler alan filmde Laura Dern, Sam Neill ve Jeff Goldblum gibi orijinal yapımın yıldızları geri döndü.
Aksiyon filmindeki rolü hakkında Metro.co.uk'ye konuşan Howard, kilosunun ismi açıklanmayan yöneticiler için bir tartışma konusu haline geldiğini söyledi.
Howard, "Bu üçüncü filmde [Jurassic World: Hakimiyet] neye izin verildi, bunu nasıl söyleyebilirim? Nasıl söylesem? Nasıl söylesem? Sinemada doğal bedenimi kullanmamam istendi" dedi.
41 yaşındaki oyuncu şöyle devam etti:
"Üçüncü filmde, aslında çok fazla kadın oyuncu kadrosu olduğu için, beni korumak Colin'in [Trevorrow, yönetmen] çok sert hissettiği bir şeydi çünkü mevzu tekrar gündeme geldi: "Bryce'dan kilo vermesini istemeliyiz. Colin, 'Bu gezegende bir sürü farklı kadın var ve filmimizde de aynı şekilde' dedi ve diyet yapsaydım mümkün olmayacak bir sürü tehlikeli sahnede oynadım."
Yıldızlararası'nın (Interstellar) yıldızı, aksiyon sahnelerinde oynayabildiği için "gerçekten çok heyecanlı" olduğunu da sözlerine ekledi.
Jurassic World: Hakimiyet eleştirmenler ve hayranlardan çoğunlukla olumsuz eleştiriler aldı.
The Independent'ın film eleştirmeni Clarisse Loughrey, "Jurassic World: Hakimiyet, hiçbir zaman ne yaptığını bilmeyen bir üçlemenin son ürünü" diye yazdı.
 



Churchill faşizme karşı mücadelede sanatta nasıl bir sığınak buldu?

Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)
Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)
TT

Churchill faşizme karşı mücadelede sanatta nasıl bir sığınak buldu?

Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)
Winston Churchill, Eylül 1946'da Belçika'da resim yaparken (Churchill Arşiv Merkezi)

Yeni bir sergi, Winston Churchill’in daha az bilinen yönlerinden birine ışık tutuyor. Churchill için resim yalnızca bir hobi değil, aynı zamanda psikolojik bir sığınak ve yumuşak gücünün önemli araçlarından biriydi.

Ziyaretçileri karşılayan nadir bir otoportrede Churchill, keskin bakışlarıyla tuvalden izleyiciye bakıyor. Kel başını çevreleyen kumral saçlar, sonraki yıllarda alışılan görüntüsünden daha gür; vücudu da yaşlılık dönemine kıyasla daha ince. Ancak güçlü çene yapısı ve buldogu andıran yüz hatları onu hemen ele veriyor. Bu eser, Churchill’in 1915 yılında yaptığı öz portrelerden biri.

Londra’daki Wallace Collection tarafından düzenlenen yeni sergi, Churchill’in siyasi kariyerinin hem içinde hem de dışında sürdürdüğü resim çalışmalarına odaklanıyor. Sergi, onun sanatla kurduğu ilişkiyi yalnızca kişisel bir uğraş olarak değil, siyaset ve devlet yönetiminin baskılarından uzaklaşmasını sağlayan bir terapi ve nefes alma alanı olarak ele alıyor. Ayrıca tablolarının, savaş yıllarında müttefiklerine ve siyasi dostlarına verdiği hediyeler aracılığıyla diplomatik bir işlev de gördüğüne dikkat çekiliyor.

Sergi, Churchill’i aynı anda siyasetçi, yazar ve ressam olarak tanıtıyor. Bu çok yönlü profil, yıllar sonra Boris Johnson’ın da örnek almaya çalıştığı bir model olarak değerlendiriliyor.

Resimle geç tanıştı

Churchill, resim yapmaya 1915 yılında, 40 yaşındayken başladı. Bu dönemde, Gelibolu Harekâtı’nın başarısızlığının ardından siyasi açıdan gözden düşmüş durumdaydı. Kardeşinin eşi tarafından teşvik edilen Churchill, kısa sürede resimde yeni bir enerji ve motivasyon kaynağı buldu.

dfbrtbg
Kutubiyye (Koutoubia) Camii Minaresi" (1943), 2021 yılında Christie's müzayedesinde 8,28 milyon sterlinlik rekor fiyatla satıldı (Churchill Heritage Ltd.)

Portre ressamı dostu John Lavery ona rehberlik ederek açık havada çalışmasını tavsiye etti. Churchill, 1916’da yeniden askeri göreve döndüğünde Belçika’daki cephe hattında dahi resim yapmaya devam etti. Ardından Britanya’ya ve aktif siyasete geri döndü.

İlk eserleri arasında doğduğu yer olan Blenheim Palace’daki iç mekân sahneleri ve natürmortlar yer aldı. Daha sonra dostlarının evlerinde ve 1922’de satın aldığı kırsal konutu Chartwell’de yaptığı manzara resimleri geldi. İlerleyen yıllarda İtalya, Fransa ve Fas’tan ilham alan daha canlı ve cesur renkler kullanmaya başladı.

Churchill, Lavery’nin ardından ressamlar William Nicholson ve Walter Sickert’tan da teknik destek aldı. Onlardan, görüntüyü tuvale yansıtarak çalışma gibi yöntemler öğrendi.

“Resim bir eğlencedir”

Churchill, resim yapmanın zorlukları ve keyfi üzerine 1921 ve 1922 yıllarında makaleler kaleme aldı. Bu yazılar daha sonra 1948’de yayımlanan Painting as a Pastime adlı kitapta toplandı.

Buna rağmen eserlerine karşı oldukça mütevazıydı. Tablolarını sık sık “karalamalar” veya “boya lekeleri” olarak nitelendiriyordu. Hatta bazı çalışmalarını 1921’de Paris’teki bir sergiye ve 1947’de Kraliyet Akademisi’ne takma isimlerle göndermişti.

Savaşın ortasında yapılan tek tablo

Serginin merkezindeki eserlerden biri, “Koutoubia Camii Kulesi” tablosu. Bu çalışma, Churchill’in II. Dünya Savaşı sırasında başbakanlığı döneminde tamamladığı tek tablo olma özelliğini taşıyor.

Churchill, bu eseri, dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’e, kritik öneme sahip Casablanca Konferansı’nın anısına hediye etti. Rivayete göre Churchill, çocuk felci nedeniyle hareket kabiliyeti kısıtlı olan Roosevelt’in Marakeş manzarasını görebilmesi için özel çaba göstermişti.

  v vf
"Cap d'Ail, Deniz Alpleri" (1952) (Churchill Heritage Ltd.)

Tablo daha sonra Angelina Jolie’nin koleksiyonuna geçti. Eser, 2021 yılında Christie's müzayedesinde 8,28 milyon sterline satılarak Churchill’in eserleri arasında rekor fiyatla el değiştirdi.

“Üzerinde durulmayı hak eden bir hikâye”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Wallace Collection Direktörü Xavier Bray, sergiyi küratör Lucy Davis ile birlikte hazırladı. Bray, sergi fikrinin pandemi sırasında Chartwell’deki stüdyoyu ziyaret etmesiyle ortaya çıktığını belirtiyor.

Churchill’in yaklaşık 600 tablosu arasından seçilen 60 eser, onun sanatsal gelişimini ve yeteneğini gözler önüne seriyor. Bray’e göre bazı tablolar açıkça zayıf olsa da, onlar bile sanatçının öğrenme sürecini göstermesi açısından ilgi çekici.

“Ünlü bir amatörden fazlası”

Sanat taciri ve yazar Philip Mould ise serginin Churchill’i yalnızca “ünlü bir amatör” olarak değil, ciddi bir ressam olarak değerlendirmeye imkân verdiğini söylüyor.

Churchill’in uluslararası şöhreti sayesinde dönemin önemli ressamlarıyla yakın ilişkiler kurabildiğini ve onlardan doğrudan öğrenme fırsatı bulduğunu belirten Mould, serginin kendi kendini yetiştirmiş tutkulu bir sanatçının gelişimini ortaya koyduğunu ifade ediyor.

Bray, Churchill’in siyasi olarak muhafazakâr olmasına rağmen post-empresyonist ressamlara ilgi duyduğunu, Paul Cézanne’ı tanıdığını ve Claude Monet’nin bir eserine sahip olduğunu aktarıyor. Ancak modernizme mesafeli duran Churchill, Pablo Picasso’yu büyük bir sanatçı olarak görmüyordu.

Buna karşın Picasso, 1948’de Churchill’in “La Dragonière” adlı eserini gördüğünde, onun Avrupa’yı faşizmden kurtarmakla meşgul olmasaydı ressam olarak da rahatlıkla geçinebileceğini söylemişti.

Sanat bir terapi aracıydı

Philip Mould’a göre Churchill, liderlik baskısının ve depresyona yatkın ruh hâlinin etkilerini hafifletmek için sanatı kullandı.

Mould, “Zihnini meşgul eden yüklerden kurtulmak, dengesini yeniden kazanmak ve kendini toparlamak için resim yapıyordu” diyor ve ekliyor:

“Winston Churchill sanatı bir psikolojik tedavi yöntemi olarak kullandı. Hatta daha ileri giderek, sanatın ona sağladığı faydalar olmasaydı Nazi tehdidinin galip gelebileceğini söyleyebilirim.”

Siyasetçinin kültürel yüzü

Bray’e göre Churchill yalnızca resim yapmayı sevmiyordu; aynı zamanda başkalarını da mutluluk veren uğraşların peşinden gitmeye teşvik etmek istiyordu. Kendisini mütevazı bir amatör olarak sunması, halkla daha yakın bir bağ kurmasına yardımcı oldu.

1945’te iktidarı kaybettikten sonra ve 1951’de yeniden başbakan olana kadar geçen dönemde, ressam Churchill imajının neredeyse bir halkla ilişkiler kampanyasına dönüştüğü belirtiliyor. Bu imaj sayesinde Churchill, savaş sonrası barışın ve kültürel canlanmanın sembollerinden biri olarak görülmek istedi.

Sergi ayrıca siyaset ve sanat arasındaki ilişkiyi de gündeme getiriyor. Churchill’in resim tutkusundan etkilenen isimler arasında Dwight D. Eisenhower ve George W. Bush bulunuyor. Buna karşılık Tony Blair ve Keir Starmer müzikle ilgilerini daha geri planda tutuyor.

Öte yandan Boris Johnson’ın da resme ilgi duyduğu biliniyor. Ancak eleştirmenleri, 2021’de şövale başında verdiği pozların Churchill’le bilinçli bir benzerlik kurma çabası olduğunu savunuyor.

Sonuç olarak Wallace Collection’daki sergi, Churchill’in yalnızca savaş zamanı lideri değil, aynı zamanda sanatı kişisel dayanıklılık, zihinsel denge ve kamusal imaj oluşturma aracı olarak kullanan yetenekli bir amatör ressam olduğunu ortaya koyuyor.

“Winston Churchill: The Painter” sergisi, 23 Mayıs – 29 Kasım tarihleri arasında Wallace Collection’da ziyaret edilebilecek.


Hollywood yıldızı, 11 yıl aradan sonra Oyuncak Hikayesi 5'le ortaya çıktı

Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
TT

Hollywood yıldızı, 11 yıl aradan sonra Oyuncak Hikayesi 5'le ortaya çıktı

Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)
Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü düzenlenen kırmızı halı etkinliğine katılan Joan Cusack, 10 yılı aşkın süredir ilk kez kamuoyu önüne çıktı (Reuters)

Amber Raiken Yaşam Haberleri Muhabiri 

Joan Cusack, Oyuncak Hikayesi 5'in (Toy Story 5) Londra galasına katılarak 11 yılın ardından ilk kez kırmızı halıda boy gösterdi.

63 yaşındaki Cusack, Saturday Night Live'da çıkış yaparak 1980'lerde ün kazandıktan sonra o dönemin sinemasının Oscar'a aday gösterilecek kadar beğenilen bir figürü haline geldi.

1990'lar ve 2000'lerde de başarısını sürdüren Cusack, Oyuncaklar (Toys/1992), Addams Ailesi 2 (Addams Family Values/1993), Dokuz Ay (Nine Months/1995), Looney Tunes: Maceraya Devam (Looney Tunes: Back in Action/2003), Hababam Rock (School of Rock/2003) ve Amerikalı Bir Kız (Kit Kittredge: An American Girl/2008) gibi filmlerde rol aldı.

1999 yapımı Oyuncak Hikayesi 2'den (Toy Story 2) bu yana ise sevilen Disney-Pixar serisinde Woody'ye hayat veren Tom Hanks'le birlikte rol alarak Jessie'yi seslendiriyor.

Son 10 yıldır kırmızı halıdan uzak duran ve en son 2015'te Showtime Emmy Eve etkinliğinde görülen Cusack, Oyuncak Hikayesi 5'in perşembe günü Odeon Luxe Leicester Square'de düzenlenen Birleşik Krallık galası için kamuoyunun önüne çıktı.

Oyuncu bu etkinlik için uzun siyah eteğin içine sokulmuş beyaz bir gömlek giyerek siyah çerçeveli gözlük taktı. Saçlarını bob tarzda kestiren Hababam Rock yıldızına 63 yaşındaki eşi Richard Burke eşlik etti. Çiftin, 28 yaşındaki Miles ve 25 yaşındaki Dylan olmak üzere iki oğlu var.

Doğal olarak Cusack'ın Oyuncak Hikayesi'ndeki rol arkadaşları Hanks ve Tim Allen'la da fotoğrafları çekildi ki bu ikili, filmde sırasıyla Woody ve Buzz Lightyear'ı bir kere daha seslendiriyor.

Hollywood'dan uzaklaştıktan sonra ailesiyle birlikte Şikago'ya taşınan Cusack, 2011'den beri burada kendi hediyelik eşya dükkanı Judy Maxwell Home'u işletiyor.

2019'da The Huffington Post'a konuşan aktris, "Çocuklarımın da dediği gibi, 'Şikago harika!' Zengin bir kültüre ve tarihe sahip olmasının yanı sıra dünyanın en iyi müzeleri, mimarisi ve restoranlarından bazılarına da ev sahipliği yapıyor" demişti.

Ayrıca aile hayatımızın televizyon ve filmler etrafında dönmesini engelliyor. Los Angeles'ta nasıl göründüğünüze veya ne kadar paranız olduğuna kendinizi kaptırmak çok kolay ve çocuklarımın böyle değerleri benimsemesini istemiyorum.

19 Haziran'da vizyona girecek Oyuncak Hikayesi 5, oyuncakların sahibi Bonnie'ye hediye edilen dijital tablet Lilypad'in, çocuğun vaktini gittikçe daha fazla tüketmesini ve bunun sonucunda aksiyon figürlerinden oluşan asıl grubun yalnız kalmasını anlatıyor. Film, birçok ebeveynin kafasını kurcalayan bir soruyu ele alıyor: Teknoloji, geleneksel oyuncakların yerini mi alıyor?

Haziran 2019'da vizyona giren Oyuncak Hikayesi 4'ün sonunda, hayranlar Woody'nin kaybolan oyuncaklara yardım etmek için Bo Peep'le birlikte ayrıldığını ve Jessie'yle Buzz'ın onun yerini alarak Bonnie'nin oyuncaklarının yeni liderleri olduğunu izlemişti. Oyuncak Hikayesi 5'in fragmanında Jessie'nin, Lilypad'in gelişiyle başlayan kargaşada oyuncaklara liderlik etmesine ve Bonnie'nin ilgisini geri kazanma planları yapmasına bakılırsa, bu hikaye yeni filme de taşınıyor gibi görünüyor.

Independent Türkçe,independent.co.uk/arts-entertainment


Yeni House of the Dragon sezonu "televizyon tarihinin en çılgın bölümüyle" açılıyor

Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)
Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)
TT

Yeni House of the Dragon sezonu "televizyon tarihinin en çılgın bölümüyle" açılıyor

Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)
Gullet Savaşı, George R. R. Martin'in evreninde Ejderhaların Dansı diye bilinen Targaryen iç savaşı sırasındaki en kanlı deniz muharebesi (HBO)

House of the Dragon hayranlarının merakla beklediği üçüncü sezon, ABD'de 21, Türkiye'de ise 22 Haziran'da başlıyor. 

Dizi sorumlusu Ryan Condal, Entertainment Weekly'ye verdiği kapak röportajında, sezonu açacak olan Gullet Savaşı (The Battle of the Gullet) için son derece iddialı bir yorumda bulunarak, bunun "televizyon tarihinde çekilmiş tartışmasız en çılgın bölüm" olduğunu belirtti.

2023'teki senarist grevi nedeniyle kısa tutulan ikinci sezonun ardından, yapım ekibi yeni sezona tam gaz giriyor. Rhaenyra Targaryen karakterini canlandıran Emma D'Arcy, "Bu sezon dizi son sürat başlıyor. İki sezondur ilmek ilmek örülen bir savaşın artık tüm şiddetiyle patlak verdiğini izleyeceğiz" sözleriyle beklentiyi yükseltiyor. Aemond rolündeki Ewan Mitchell ise sezonun "doğrudan yıldırım hızıyla, topyekun savaşla" açılacağını vurguluyor.

Dizinin dönüm noktası

George R.R. Martin imzalı Ateş ve Kan'dan (Fire & Blood) uyarlanan ve Game of Thrones'tan 200 yıl öncesini anlatan dizide Gullet Savaşı, kritik bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.

Condal, bu savaşın önemini şu sözlerle açıklıyor: 

Bu hikayeyi Gullet Savaşı'nı anlatmadan işlemek, Yüzüklerin Efendisi'ni Miğfer Dibi Savaşı olmadan çekmeye çalışmak gibi olurdu. Eğer bunu yapacaksak, hakkını vererek yapmalıydık; yani ejderhalar, gemiler ve birden fazla çatışma alanı gerekiyordu.

Condal, 4 yıllık hazırlığın ürünü olan bu büyük sekansın, dizinin yüksek bütçesine rağmen lojistik açıdan zorlu olduğunu belirtti. Çekimlerin hakkını vermek için büyük çaba sarf ettiklerini de ekledi.

Demir Taht mücadelesi ve ittifaklar

Üçüncü sezon Aemond Targaryen'in Demir Taht'ta oturduğu, Rhaenyra'nın ise ordusuna yeni ejderhalar katarak güçlendiği bir tabloda başlıyor. Savaşın dengelerini değiştirecek olan Gullet Savaşı'nda, Amiral Sharako Lohar komutasındaki Triarchy filosu, Velaryon ablukasını kırmak için harekete geçerken, Rhaenyra'nın oğlu Jace, ejderhasıyla donanmaya karşı gökyüzündeki yerini alacak.

Dizinin geleceğine dair de önemli bir bilgi paylaşan Ryan Condal, House of the Dragon'ı toplam 4 sezonda tamamlamayı planladığını yineledi. 

İki taraf da savaşı bitirecek kritik hamlelere hazırlanırken, Westeros'ta dengeler her an değişebilir.

House of the Dragon'ın üçüncü sezonu, Türkiye'de 22 Haziran'dan itibaren HBO Max ve TV+'ta izlenebilir.

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Variety, GamesRadar