Prenses Kate: Majesteleri yukarıdan bizi izliyordu

Kraliçe'nin ölümünü takip eden günlerde Birleşik Krallık genelinde birçok gökkuşağı görüldü

Prens William ve Kate Middleton, Kraliçe II. Elizabeth'in cenazesinde görev alanlar ve gönüllü çalışanlarla 22 Eylül'de bir araya geldi (AP)
Prens William ve Kate Middleton, Kraliçe II. Elizabeth'in cenazesinde görev alanlar ve gönüllü çalışanlarla 22 Eylül'de bir araya geldi (AP)
TT

Prenses Kate: Majesteleri yukarıdan bizi izliyordu

Prens William ve Kate Middleton, Kraliçe II. Elizabeth'in cenazesinde görev alanlar ve gönüllü çalışanlarla 22 Eylül'de bir araya geldi (AP)
Prens William ve Kate Middleton, Kraliçe II. Elizabeth'in cenazesinde görev alanlar ve gönüllü çalışanlarla 22 Eylül'de bir araya geldi (AP)

Galler Prensi ve Prensesi, Birleşik Krallık Kraliçesi II. Elizabeth'in vefatından kısa süre sonra Balmoral Kalesi'nin üzerinde 5 gökkuşağı görmelerinin ardından müteveffa Kraliçe'nin onları nasıl "yukarıdan izlediğini" anlattı.
Perşembe günü Windsor Guildhall'da cenaze görevlileri ve gönüllü çalışanlarla bir araya gelen Prens William, olağandışı manzaranın kraliyet ailesini şaşırttığını söyledi.
The Telegraph'a göre Prens William, "İskoçya'da kaç gökkuşağı ortaya çıktı?" diye sordu.

"Orada neredeyse hiç gökkuşağı görmezsiniz ama 5 tane vardı."
Prenses Kate şöyle yanıtladı:
"Majesteleri yukarıdan bizi izliyordu."
Son günlerde gökyüzünde gökkuşaklarına tanık olan yalnızca kraliyet çifti değildi. 8 Eylül'de iyi dilekte bulunanlar Kraliçe'nin sağlığıyla ilgili haberleri beklerken Buckingham Sarayı'nın üzerinde çifte gökkuşağı görülmüştü. Birkaç saat sonra ise Kraliçe'nin öldüğü açıklanmıştı.
Müteveffa hükümdarın ölümü, çiçek bırakmaya gelen yaslılara duyurulduğu anda Windsor Kalesi'nin üzerinde de bir gökkuşağı belirdi. Pazar akşamı, resmi cenazeden bir gün önce Kraliçe'nin tabutunun katafalkta sergilenme süresi dolduğunda, yas tutan binlerce kişi de Westminster Sarayı üzerinde "dokunaklı" bir gökkuşağıyla karşılaştı.
The Independent'ın haberine göre, Galler Prensi ve Prensesi, Kraliçe'nin St. George Şapeli'ndeki cenaze töreni sırasında yaptıkları çalışmalar için gönüllülere ve personele teşekkür etmek üzere perşembe günü Windsor'ı ziyaret etti. Kraliyet çifti, Kraliçe'nin tabutunun Long Walk'tan Windsor Kalesi'ne geçişini izlemek üzere pazartesi günü Windsor'da toplanan büyük kalabalıkla ilgilendikleri için çalışanlara övgüde bulundu.
Kraliyet ailesi, Kraliçe'nin cenazesinden 7 gün sonrasına kadar bir yas dönemini geçirmeye devam ettiğinden Cambridge ve Cornwall Dükü ve Düşesleri siyah giymişti. Kate, 2 bin 150 sterlinlik (yaklaşık 43 bin TL) Dolce & Gabbana marka altın düğmeli bir kruvaze kaban giyerken, William beyaz gömlek ve siyah kravatlı lacivert bir takım elbise giyiyordu.
Haberlere göre Prens William, katılımları sırasında gönüllülere, büyükannesi için bırakılan Paddington Ayısı hediyelerini görünce "boğazının düğümlendiğini" söyledi.
Prens Williams "Boğazınızı düğümleyen, ummadığınız şeylerdir" dedi.

"Bu kadar çok insanın önemsemesi her zaman çok rahatlatıcı. Böylesi çok daha iyi. Seni gafil avlayan bazı anlar vardır. Seni gafil avlayan belirli anlar dışında her şeye hazırlıklısındır."
Windsor gezisi, Kraliçe II. Elizabeth'in cenaze merasimlerinden üç gün sonra gerçekleşti. Cenaze merasimleri, Londra'daki Westminster Abbey'e giden bir askeri geçit töreni ve ardından şatodaki St. George Şapeli'nde daha küçük bir cenaze törenini içeriyordu. Bu gezi, pazartesi günkü resmi cenazeden bu yana Galler Prensi ve Prensesi'nin halkın karşısına çıktığı ilk etkinlik oldu.



Bilim insanları uzaylıları bulmanın yeni bir yolunu keşfetti

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Bilim insanları uzaylıları bulmanın yeni bir yolunu keşfetti

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

Bilim insanları, diğer gezegenlerde yaşamı tespit etmenin yeni bir yolunu bulmuş olabilir.

Bilim insanları yıllardır Dünya'dan yaptıkları taramalarla diğer dünyalarda yaşam belirtisi olabilecek belirli molekülleri arıyor. Ancak yeni araştırma, onları daha kolay ortaya çıkaracak bir yöntem olabileceğini öne sürüyor: Moleküllerin kendisini değil, bilim insanlarının onları birbirine bağladığını düşündüğü gizli düzeni aramak.

Bu araştırma, bilim insanlarının özel cihazlara ihtiyaç duymadan diğer gezegenlerde istatistiksel bir yaklaşımla araştırma yapmasına imkan sağlayabilir. Hatta halihazırda uzaya gönderilmiş aletlerden elde edilen verilerde bu düzeni bulmak mümkün olabilir.

Araştırmacılar çalışmada, ekolojinin biyoçeşitliliği mevcut tür sayısına (zenginlik) ve bu türlerin ne kadar düzgün dağıldığına (eşitlik) göre ölçen yaklaşımdan yararlandı. Daha sonra bunu Dünya dışı kimyaya uygulayarak uygulayarak asteroit ve fosiller gibi yerlerden alınan amino asitleri ve yağ asitlerini incelediler. 

Biyolojik örneklerin cansız kimyasal yapılardan belirgin biçimde farklı olduğunu ve biyolojik örneklerin açık düzen örüntüleri sergilediğini saptadılar. Bu sayede iki farklı örnek türünü tutarlı ve güvenilir biçimde ayırabildiler, ayrıca yaşam izlerinin nasıl korunduğunu da inceleyebildiler.

Fosilleşmiş dinozor yumurtası kabukları gibi ileri derecede bozulmuş örneklerde bile uzaylı yaşamın tespit edilebilir istatistiksel izleri görüldü.

Araştırmacılar, yeni yöntem de dahil hiçbir yöntemin muhtemelen tek başına uzaylı yaşamın varlığını kanıtlayamayacağını belirtiyor. Ancak bu yöntemin, uzaylı yaşam arayışına önemli bir katkı sağlayabileceğini umuyorlar.

Yeni çalışmanın ortak yazarı Fabian Klenner, "Yaklaşımımız, bir yerde geçmişte yaşam bulunup bulunmadığını değerlendirmenin yollarından biri" diyor. 

Ve farklı tekniklerin hepsi aynı yöne işaret ediyorsa, bu çok güçlü bir kanıt haline gelir.

Çalışma, Nature Astronomy'de yayımlanan "Molecular diversity as a biosignature" (Biyolojik imza olarak moleküler çeşitlilik) başlıklı makalede anlatılıyor.

Independent Türkçe


Hayden Panettiere, 18 yaşındayken ünlü bir aktörün yatağına zorla sokulduğunu anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Hayden Panettiere, 18 yaşındayken ünlü bir aktörün yatağına zorla sokulduğunu anlattı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yıllar önce yaşadığı rahatsız edici bir olay hakkında içini döken Hayden Panettiere, "güven beslediği" biri tarafından çıplak bir aktörle yatağa girmeye zorlandığını iddia etti.

O zamanlar 18 yaşında olan Nashville oyuncusu, yaşadıklarını yakın zamanda Jay Shetty'nin On Purpose podcast'inde anlattı. Panettiere'nin, iddialarını daha detaylı anlattığı This is Me: A Reckoning adlı anı kitabı yakında çıkıyor.

Artık 36 yaşında olan Panettiere, olay hakkında şunları söyledi:

[O yaşta] sağlıklı ve güvenli kararlar alabileceğimi düşünsem de etrafımda olup bitenlerin tamamen farkında değildim. Kendimi zor durumlarda bulana kadar bakış açımın tamamen değiştiğini ve tehlikede olduğumu fark etmedim. Tehlikede olduğumu fark ettiğimdeyse kelimenin tam anlamıyla denizin ortasındaydım.

Teknede "harika vakit geçiren" Panettiere şöyle devam etti:

Böyle bir şeyin olacağına dair hiçbir ipucu yoktu, bu yüzden şoke oldum. Beni hazırlıksız yakaladı. Güven beslediğim, koruyucum olarak gördüğüm ve arkamda duran biri tarafından yönlendiriliyordum... Merdivenlerden aşağı indik. Küçük bir odaydı. Beni, çok ünlü olan ve yatakta çıplak yatan bu adamın yanına fiziksel olarak yatırdı. Bu, adam için değişik bir şey değildi ve bu tür şeyler her zaman oluyordu.

Arkadaşı gittikten sonra, Gençlik Ateşi (Bring It On) yıldızı içindeki aslanın ortaya çıkmasına izin verdiğini söyledi. Panettiere, "Tüylerim diken diken oldu ve vahşileştim. Kendi kendime 'Bu yaşanmayacak' dedim" diye devam etti.

Ama saklanacak hiçbir yerim yoktu. Kaçtım. Teknede saklanabileceğim her yere saklandım. Atlayıp yüzerek uzaklaşma şansım yoktu. Ve durumumu anlayacak kimsenin olmadığını, bunun onlar için yeni bir şey olmadığını fark ettim.

Kariyerine çocuk oyuncu olarak başlayan Panettiere'nin yer aldığı ilk yapımlar arasında One Life to Live ve Guiding Light gibi pembe diziler, Disney'in 1998 yapımı animasyon filmi Bir Böceğin Yaşamı (A Bug's Life) ve 2000 yapımı futbol filmi Unutulmaz Titanlar (Remember The Titans) yer alıyor. Ancak, 2006-201'0'da yayımlanan 4 sezonluk bilim kurgu dizisi Heroes'daki çıkış rolüyle dünya çapında tanınırlık kazandı. Daha yakın zamanlardaysa Çığlık 6 (Scream VI, 2023), Amber Alert (2024) ve A Breed Apart (2005) gibi birkaç korku filminde rol aldı.

Bugünlerdeyse aslında 12 Mayıs'ta çıkması beklenen ancak 19 Mayıs'ta piyasaya sürülecek anı kitabı This Is Me: A Reckoning'i tanıtmak için basın turunda.

İfşa niteliğindeki kitap, Panettiere'nin hayatı ve kariyerinin yanı sıra doğum sonrası depresyon, bağımlılık ve iyileşme, travma, aile içi şiddet ve kayıplarla ilgili mücadelelerini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Independent Türkçe


Kahvenin dokunma algısını değiştirebildiği ortaya çıktı

Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)
Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)
TT

Kahvenin dokunma algısını değiştirebildiği ortaya çıktı

Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)
Bir fincan sütlü kahve (Hans Lucas/AFP)

Küçük çaplı yeni bir araştırmaya göre kahve, beynin dokunmaya ve kişinin kendi vücut hareketlerine verdiği tepkiyi yavaş yavaş değiştiriyor olabilir.

Dünya çapında milyonlarca insan, uyanıklığı artırmak, yorgunluğu hafifletmek ve konsantrasyonla odağını geliştirmek için sabahları bir fincan kahve içiyor.

Günlük yaklaşık bir veya iki fincan kahve gibi normal dozlarda, 50 ila 400 mg aktif bileşen kafein yer alıyor.

Daha yüksek dozlarda kahvenin beynin dokunma algısını tam olarak nasıl etkilediği ise henüz yeterince araştırılmayan bir konu.

Yeni bir çalışma ise normal ve yüksek dozlarda kafeinin, beynin spesifik bir sürecini nasıl etkilediğini inceledi.

Bu beyin süreci, bileğe hafif bir elektrik şoku verildikten kısa süre sonra beyne manyetik bir darbe gönderilmesini içeren ve kısa gecikmeli afferent inhibisyon (SAI) adı verilen bir yöntem kullanılarak değerlendiriliyor.

Bilekteki duyusal sinyal kol boyunca yukarı doğru ilerleyerek beynin somatosensoriyel bölgesine giriyor ve birkaç milisaniye sonra manyetik darbe yakındaki motor korteksi vurarak başparmağın seğirmesini tetikliyor.

Kas seğirmesini bastırmak için beyin, genellikle beyindeki belirli kimyasal haberciler arasında koordineli bir çabaya ihtiyaç duyuyor.

Hareketleri yumuşak ve kontrol altında tutmak için genellikle filtreleme sistemi görevi gören bu beyin süreci, beynin her dokunuşa aşırı tepki vermesini önlüyor.

Araştırmacılar son çalışmada 20 sağlıklı yetişkine 200 mg kafein ya da plasebo vererek bu filtreleme sürecini inceledi.

Bilim insanları, invaziv olmayan bir yöntem kullanarak manyetik darbelerle deneklerin motor korteksini uyarıp beyinlerinin nasıl tepki verdiğini ölçtü.

Kafeinin, dokunma sonrasında beynin kas tepkisini sınırlama yeteneğini artırdığını tespit ettiler ve bu da kahvenin "SAI'ı güçlendirebileceğine" işaret ediyor.

Bilim insanları, kafeinin beyindeki adenozin reseptör proteinlerini engelleyerek etki ettiğini düşünüyor.

Reseptörlerin engellenmesi, duyularımızla kas hareketlerimizin birlikte çalışmasını kontrol etmeye katkı sağlayan kimyasal haberci asetilkolinin artmasına yol açıyor olabilir.

Araştırmacılar şöyle yazıyor:

Bu bulgu, donepezil gibi kolinerjik güçlendirici ilaçların da SAI'ı güçlendirdiği bulgularıyla uyumlu.

Bilim insanları, "Kafeinin etkisi, kolinerjik sistemi düzenlemesinden kaynaklanıyor olabilir" diye yazarak bu bulguların, ilacın fizyolojik etkisine ve bunun Alzheimer ve Parkinson gibi rahatsızlıklarla nasıl bağlantılı olabileceğine dair fikir sunduğunu ekliyor.

Bilim insanları 400 mg'dan fazla kafein kullanarak daha fazla katılımcıyla başka çalışmalar yürütmeyi umuyor.

Araştırmacılar "Şimdiye kadar tartışılan sonuçlar ışığında, bireyler SAI muayenelerinden önce kafeinden uzak durmaya devam etmeli" sonucuna varıyor.

Independent Türkçe