Dibeybe ve Başağa hükümetlerine biriken krizleri görmezden gelme suçlaması

İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa. (Başağa’nın ofisi)
İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa. (Başağa’nın ofisi)
TT

Dibeybe ve Başağa hükümetlerine biriken krizleri görmezden gelme suçlaması

İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa. (Başağa’nın ofisi)
İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa. (Başağa’nın ofisi)

Libya’da siyasetçiler, Abdulhamid ed-Dibeybe ve Fethi Başağa hükümetlerini geçtiğimiz ağustos ayının sonlarında başkent Trablus’ta meydana gelen çatışmalar sonrasında aralarındaki silahlı gerginliğin sona ermesine rağmen Libyalıların yaşadığı krizleri görmezden gelmekle suçladılar. Libya Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Hasan ez-Zerka, iki hükümetin de vatandaşların endişeleriyle ilgilenmek yerine kendi nüfuz alanlarıyla meşgul olmaktan memnun olduklarını söyledi.
Milletvekili Zerka, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Başağa hükümetinin işlerin ilerleyişini takip etmeye ve Libya’nın doğu ve güney şehirlerini etkileyen krizleri çözmeye yönelik çabalarını zayıf olarak nitelendirdi. Son dönemdeki çabaların çok azının başarılı olduğunu belirten Zerka, birçok şehrin halen içme suyu ve hijyen konularındaki eksikliklerin yanı sıra özellikle lösemi hastaları için bazı ilaçların bulunamaması gibi sorunlarla boğuştuklarını söyledi.
Başağa hükümeti, ülkenin doğusunda ve güneyinde bazı köprülerin yeniden açılması ve Sirte kentindeki Vagadugu salonları idari kompleksi gibi bakımını üstlendiği projeler dahil olmak üzere çeşitli faaliyetleriyle ilgili yayınlarını sürdürüyor. Milletvekili Zerka, kendisinin ve beraberindeki diğer bazı milletvekillerinin, Başağa'ya yarın yapılması planlanan TM oturumunda, hükümetinin son aylarda Merkez Bankası'ndan fon aldığına dair basında yer alan haberlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını öğrenmek için bazı sorular yönelteceklerini belirttiği sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bazılarının, bu fonun bir kısmının Başağa hükümetinin geçtiğimiz ayın sonlarında başkente girmeye yönelik üçüncü girişimini destekleyen silahlı gruplar için harcandığı yönünde endişeleri var. Başağa hükümetinin, lösemi hastası 61 çocuğun tedavi için Ürdün’deki Kral Hüseyin Hastanesi'ne gönderilmelerini nasıl finanse edeceği ve Libya devletinin yeni borçları olup olmayacağı konusunda da sorular sorulacak. Doğu ve güney şehirleri sakinlerinin bazılarının ihmal edildiklerini hissetmeleri çerçevesinde Başağa hükümetinin geçtiğimiz mart ayının başlarında resmen görevlendirilmesinden bu yana ne kadar harcama yaptığını soracağız.”
Zerka’ya göre Başağa hükümetinin, Trablus'taki durumun karmaşıklığına rağmen Libya iç işlerine müdahale eden bazı ülkelerin, buradaki durumu değiştirme girişimini reddetmesi nedeniyle başkenti kontrol etmeye odaklandığını ve sürekli olarak bu konuyla ilgilendiğini söyledi.
TM’nin bir diğer üyesi Muhammed el-Haşimi de TM’deki bir sonraki oturumda Başağa’dan hükümetinin Bingazi ve Sirte'deki çalışma alanları hakkında bilgi vermesinin isteneceğini belirtti. Haşimi, Başağa hükümetinin çalışma alanlarını belirlemenin, belediyeler ve vatandaşlarla arasında taleplerin iletilmesi ve böylece şikayetlerin ele alınmasını hızlandırması açısından iletişimi kolaylaştıracağını düşünüyor.
Şarku'l-Avsat'a konuşan Haşimi, bazı milletvekillerinin daha önce Başağa’dan Meclis’te gelip kendisinden hükümetinin çalışmalarını anlatmasını istediklerini ancak o sıra koşullarının uygun olmadığını ifade ettiği açıklamasında şunları söyledi:
“Şimdi, hükümetinin bazı fonlar aldığına dair dolaşan haberler çerçevesinde bazı krizlerin ele alınması için zeminin uygun olduğuna ve durumun daha iyi olabileceğine inanılıyor. Halen likidite ve yakıtta darboğazlar olsa da şartlar o kadar da kötü değil.”
Libya’nın batısında, özellikle başkent Trablus’ta da durum farklı değil. Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Adil Karmus, “Silahlı grupların liderleri arasındaki anlaşmazlık sonucu başkentte çıkan çatışmalar, Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) vatandaşların güvenliğini asgari düzeyde dahi sağlayamadığının bir göstergesiydi” dedi.
Karmus, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe hükümetinin yalnızca hijyen ve ekonomi alanlarında bir takım basit konuları ele almayı başardığını ancak başkentte patlak veren son çatışmalardan etkilenenlerin tazminatlarının daha öncekilere göre ödenmesinin geciktiğini söyledi.
Libyalı akademisyen Dr. Feyruz en-Naas da konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Libyalılar, ülkenin içinde bulunduğu siyasi çıkmazın nedeni olmalarına rağmen kendilerini yurt dışına Libya krizine çözüm üreten ve bunları uygulayan kişiler olarak göstermekten başka bir şey yapmayan ve bundan çıkar elde eden tüm siyasi sınıfa olan güvenini kaybetti.”
 Dr. Naas, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmeyi şöyle sürdürdü:
 “Başkent sakinleri, savaş hayaletinin onlardan bir miktar uzaklaştığını göreceli olarak hissetmeleri dışında herhangi bir gelişmeye tanık olmadılar ve bunun da sonsuza kadar sürmeyeceğini biliyorlar. Silahlı grupların liderlerinin bağlı oldukları kişileri her an değiştirebileceklerini herkes çok iyi biliyor.”
Devlet hizmetleriyle ilgili olarak ise yetkililerin gerçek bir kriz olmadığına dair açıklamalarına rağmen Trablus'un likidite, yakıt ve elektrik alanlarında sıkıntılar çektiğini belirten Dr. Naas, “Bunun herkesin önceliklerinin dışında olduğunu ve yakında seçimlerin önünü açacak siyasi bir çözümün olmayacağını anlayan vatandaşa sahip çıkmaya yönelik hiçbir proje de görmedik” dedi. Vatandaşların çoğunun öfkelerini sosyal paylaşım sitelerinin sayfalarında ifade etmek dışında siyasi meseleleri takip etme ve yorum yapma konusunda isteksiz olduklarını vurgulayan Libyalı akademisyen sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Bu durum son dönemde, siyasi liderlerin iktidarda kalmak kadar doğu ve batı olmak üzere ülkenin içinde bulunduğu krizi çözmeye yönelik olmayan, kendi kişisel çıkarlarına hizmet eden ve kendi içlerindeki girişimlere ve uzlaşılara destek arayışı için yaptıkları gezilere yönelik eleştirilerle ortaya koyuldu.”



Hizbullah'ın Irak'taki bir güvenlik sorumlusu ve Haşdi Şabi’nin bazı üyeleri öldürüldü

Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Irak’taki Hizbullah Tugayları üyeleri için cenaze töreni düzenlendi (Arşiv - Reuters)
Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Irak’taki Hizbullah Tugayları üyeleri için cenaze töreni düzenlendi (Arşiv - Reuters)
TT

Hizbullah'ın Irak'taki bir güvenlik sorumlusu ve Haşdi Şabi’nin bazı üyeleri öldürüldü

Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Irak’taki Hizbullah Tugayları üyeleri için cenaze töreni düzenlendi (Arşiv - Reuters)
Bağdat'ta, Haşdi Şabi karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Irak’taki Hizbullah Tugayları üyeleri için cenaze töreni düzenlendi (Arşiv - Reuters)

Irak'taki Hizbullah Tugayları’nın güvenlik sorumlusu ve Haşdi Şabi’nin (Halk Seferberlik Güçleri) bir parçası olan Ebu Ali el-Askeri öldürüldü. ABD’nin Bağdat Uluslararası Havalimanı'ndaki çıkarlarına yönelik saldırının ardından, batıdaki Enbar ilinin el-Kaim ilçesindeki karargahlarını hedef alan hava saldırılarında başka kişiler de yaralandı.

Hizbullah Tugayları Genel Sekreteri Hüseyin Hamidavi dün akşam Askeri'nin öldürüldüğünü ve yerine Ebu Mücahid Asaf'ın atandığını duyururken, Haşdi Şabi Komitesi tarafından yapılan açıklamada, resmi bir güvenlik noktasını hedef alan saldırı sonucunda ilk bilançoya göre 6 kişinin öldüğü, 4 kişinin yaralandığını belirtti.

Irak Güvenlik Medya Ağı Başkanı Saad Maan, dün sabah Bağdat Uluslararası Havalimanı ve çevresine 5 kez roketli saldırı düzenlendiğini, saldırılar sonucunda 4 personel ve güvenlik görevlisinin yanı sıra bir mühendisin de çeşitli derecelerde yaralandığını açıklamıştı.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, havaalanına düzenlenen saldırının ardından söz konusu bölgedeki komutanların ve istihbarat subaylarının görevden alınmasına ve başkent çevresinde güvenlik önlemlerinin sıkılaştırılmasına yönelik talimatlar verdi.


Şam’da alkollü içecek satışına kısıtlama

Suriye halkı, Beşar Esed'e karşı 2011'de gerçekleşen ayaklanmayı anmak için 15 Mart 2026'da Şam'da bir araya geldi (Reuters)
Suriye halkı, Beşar Esed'e karşı 2011'de gerçekleşen ayaklanmayı anmak için 15 Mart 2026'da Şam'da bir araya geldi (Reuters)
TT

Şam’da alkollü içecek satışına kısıtlama

Suriye halkı, Beşar Esed'e karşı 2011'de gerçekleşen ayaklanmayı anmak için 15 Mart 2026'da Şam'da bir araya geldi (Reuters)
Suriye halkı, Beşar Esed'e karşı 2011'de gerçekleşen ayaklanmayı anmak için 15 Mart 2026'da Şam'da bir araya geldi (Reuters)

Suriye'nin başkenti Şam,dün alkollü içecek satışına kısıtlamalar getirerek, bunu yalnızca bazı Hristiyan mahalleleriyle sınırladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Şam Valiliği yaptığı açıklamada, "Şam şehrindeki restoran ve gece kulüplerinde alkollü içecek servisini yasaklama kararı alındığını" belirterek, bu kararın "birçok şikayete ve yerel halkın talebine yanıt olarak ve kamu ahlakını ihlal eden olayları ortadan kaldırmak amacıyla" alındığını kaydetti.

Açıklamada, "Kapalı alkollü içeceklerin satışı ticari bina ruhsatına göre belirlenmiş dükkanlarla sınırlıdır."

Ayrıca, alkol satış noktalarının camilerden, kiliselerden, okullardan ve mezarlıklardan en az 75 metre, polis karakollarından ve devlet dairelerinden ise en az 20 metre uzakta olması şart koşuldu.

Şam yetkilileri, alkol satıcılarına yeni kurallara uyum sağlamaları için üç ay süre verdi.

Suriye yetkilileri, ocak ayında kamu sektöründe çalışan kadınların kozmetik kullanmasını yasaklayarak geniş çaplı tartışmalara yol açmıştı. Geçen yıl da yetkililer, kadınların halka açık plajlarda tüm vücudu örten mayolar giymelerini zorunlu hale getirmişti.


Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere, İsrail'in Lübnan'a karadan düzenleyeceği bir saldırının sonuçları konusunda uyarıda bulundu

İsrail savaş araçları dün Lübnan'ın güneyindeki harap olmuş bir köyden geçiyor (AFP)
İsrail savaş araçları dün Lübnan'ın güneyindeki harap olmuş bir köyden geçiyor (AFP)
TT

Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere, İsrail'in Lübnan'a karadan düzenleyeceği bir saldırının sonuçları konusunda uyarıda bulundu

İsrail savaş araçları dün Lübnan'ın güneyindeki harap olmuş bir köyden geçiyor (AFP)
İsrail savaş araçları dün Lübnan'ın güneyindeki harap olmuş bir köyden geçiyor (AFP)

Kanada, Fransa, Almanya, İtalya ve İngiltere dün yaptıkları ortak açıklamada, olası vahim insani sonuçlar göz önüne alındığında, Lübnan'da "büyük bir İsrail kara saldırısının" önlenmesi gerektiğini belirtti.

Beş ülke, "İsrail'in geniş çaplı bir kara saldırısının yıkıcı insani sonuçlar doğuracağını ve uzun süreli bir çatışmaya yol açabileceğini" ifade etti.

İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile bölgesinde, sınıra yakın bir mevzide kendinden tahrikli bir obüs, güney Lübnan'a doğru top atışları yapıyor (AFP).İsrail'in kuzeyindeki Yukarı Celile bölgesinde, sınıra yakın bir mevzide kendinden tahrikli bir obüs, güney Lübnan'a doğru top atışları yapıyor (AFP).

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Kara harekatından kaçınılmalıdır; Lübnan'daki insani durum, devam eden kitlesel yer değiştirmeler de dahil olmak üzere, zaten son derece endişe vericidir."

Açıklamada, beş ülkenin Lübnan hükümetinin İran destekli Hizbullah grubunu silahsızlandırma çabalarına verdiği destek teyit edildi.