İsrail'e Yahudi göçünde son 20 yılın en yüksek rakamına ulaşıldı

AA
AA
TT

İsrail'e Yahudi göçünde son 20 yılın en yüksek rakamına ulaşıldı

AA
AA

İsrail'e son bir yılda 93 ülkeden 60 bin Yahudi'nin göç ettiği ve bunun son 20 yılın en yüksek rakamı olduğu bildirildi.
Diaspora Yahudilerinin çıkarları için faaliyet gösteren en etkili kuruluşlardan biri sayılan "Yahudi Ajansı", İbrani takvimine göre yılın ilk günü olan Roş Aşana Bayramı (26 Ekim) dolayısıyla dünya Yahudilerinin nüfusuna ilişkin bilgileri paylaştı.
İsrail basınının aktardığı Yahudi Ajansı verilerine göre, İsrail'e son bir yılda 93 ülkeden 60 bin Yahudi göç etti. Bunun son 20 yılın en yüksek oranı olduğu belirtildi.
Bu yükselişi, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle bu ülkeleri terk eden Yahudilerin İsrail'e göç etmelerinin tetiklediği ifade ediliyor.
Genellikle Yahudi Ajansı'nın teşvik ve öncülük ettiği tahliyeler kapsamında, son bir yılda Rusya'dan 26 bin, Ukrayna'dan da 14 bin Yahudi İsrail'e göç etti.

Dünyadaki Yahudi nüfusu 15,3 milyon
Geçen İbrani yılbaşında 15,2 milyon olan dünyadaki Yahudi nüfusu bu yıl az bir artış göstererek yaklaşık 15,3 milyona ulaştı.
Buna göre, geçen yıl 6 milyon 950 bini bulan İsrail'deki Yahudilerin sayısı yüzde 2 artışla yaklaşık 7 milyon 80 bin oldu.
Yaklaşık 8,25 milyon Yahudi İsrail dışında yaşarken, bunların 6 milyonu ABD'de ve 2,25 milyonu diğer ülkelere dağılmış durumda.

Dünya Yahudilerinin yüzde 46,2'si İsrail'de
İsrail'deki Yahudilerin dünyadaki toplam Yahudi nüfusu içindeki oranı ise bir önceki yıla göre yüzde 1 artışla yüzde 46,2 oldu.
442 bin Yahudi'ye ev sahipliği yapan Fransa, İsrail ve ABD'den sonra Yahudilerin en çok yaşadığı ülke durumunda. Fransa'yı ise Kanada (394 bin), İngiltere (292 bin), Arjantin (173 bin) ve Rusya (145 bin) izliyor.

İsrail'in Aliya politikası
İsrail'in sözde "Geri Dönüş" yasası uyarınca bu ülkeye göç etmek için başvuran Yahudiler, "diaspora Yahudilerinin İsrail'e göçü" anlamına gelen "Aliya" yaparak İsrail vatandaşlığı elde edebiliyor.
İsrailli yetkililer, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın başlamasından bu yana Ukraynalı Yahudilere de sık sık İsrail'e göçü telkin ediyor.
İsrail hükümetinin “Aliya ve Entegrasyon Bakanlığı” ile Yahudi Ajansı, savaş nedeniyle Ukraynalı Yahudilerin ülkeyi daha hızlı terk etmeleri için "Aliya" uygulamalarına hız vermişti. 



Çin, Rubio'nun kendi topraklarına girişine izin vermek için adını değiştirdi

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
TT

Çin, Rubio'nun kendi topraklarına girişine izin vermek için adını değiştirdi

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (AP)

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çin’in kendisine yönelik uyguladığı yaptırımlara rağmen bugün Başkan Donald Trump ile birlikte Pekin’de olacak. Çin yönetimi, Rubio’nun ziyareti öncesinde isminin Çince yazılışını değiştirerek diplomatik çıkış yolu buldu.

Senatör olduğu dönemde Çin'deki insan hakları ihlallerine karşı sert tutumuyla tanınan 54 yaşındaki Rubio, Pekin tarafından iki kez yaptırım listesine alınmıştı. Ancak Çin, yaklaşık on yıl aradan sonra Pekin’i ziyaret eden ilk ABD Başkanı olan Trump’a eşlik eden Rubio’nun uçağa binişine engel olmayacağını duyurdu.

İsimdeki "Harf" Değişikliği Diplomatik Kapıyı Açtı

Çin hükümeti ve devlet medyası, Rubio’nun Ocak 2025’te Dışişleri Bakanı olarak atanmasından kısa süre önce, soyadının ilk hecesini farklı bir Çince karakterle tercüme etmeye başladı.

Diplomatik kaynaklar, bu değişikliğin Çin’in kendi yaptırımlarını delmeden Rubio’nun ülkeye girişine izin vermesini sağlayan bir "arka kapı" olduğunu belirtiyor. Buna göre Rubio, isminin eski yazılışıyla yasaklıyken, yeni yazılışıyla diplomatik protokolde kabul edilebilir hale getirildi. Çin Büyükelçilik Sözcüsü Liu Pengyu, "Yaptırımlar, Sayın Rubio'nun senatör olduğu dönemdeki söz ve eylemlerini hedef alıyordu," diyerek esnek bir tutum sergileneceğinin sinyalini verdi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Küba asıllı ve sıkı bir komünizm karşıtı olan Marco Rubio, Uygur azınlığın zorla çalıştırılması iddiaları üzerine Çin'e geniş kapsamlı yaptırımlar öngören yasaların Kongre'deki en önemli savunucusuydu. Rubio aynı zamanda Pekin’in Hong Kong’daki baskıcı politikalarını da en sert eleştiren isimlerin başında geliyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Rubio’nun Trump ile birlikte seyahat ettiğini resmen teyit etti.


Washington: Pekin ile Hürmüz Boğazı'nda ücret uygulanmaması konusunda anlaştık

İran Devrim Muhafızlarına ait bot, Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisinin önünü kesti (Reuters)
İran Devrim Muhafızlarına ait bot, Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisinin önünü kesti (Reuters)
TT

Washington: Pekin ile Hürmüz Boğazı'nda ücret uygulanmaması konusunda anlaştık

İran Devrim Muhafızlarına ait bot, Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisinin önünü kesti (Reuters)
İran Devrim Muhafızlarına ait bot, Hürmüz Boğazı'nda bir kargo gemisinin önünü kesti (Reuters)

ABD Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ABD ve Çinli üst düzey yetkililerin Hürmüz Boğazı'nda herhangi bir devletin geçiş ücreti dayatmasına izin verilmemesi konusunda mutabık kaldığını duyurdu. Reuters'a göre bu gelişme, iki dev gücün, İran'ın kritik su yolu üzerindeki kontrolünü kırma noktasında ortak bir zemin aradığının işareti olarak görülüyor.

Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında bu hafta sonu gerçekleşecek olan ve İran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin de gündemde olduğu kritik zirve öncesinde geldi.

İsrail ve ABD'nin 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Tahran yönetimi, dünya petrol ve gaz arzının beşte birinin geçtiği bu rotayı neredeyse tamamen kapattı. Bu durum küresel enerji piyasalarında büyük bir krize yol açmış durumda.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott, Bakan Marco Rubio'nun nisan ayında Çinli mevkidaşı Wang Yi ile yaptığı telefon görüşmesine dair detayları paylaştı. Pigott, "İki taraf da Hürmüz Boğazı gibi uluslararası su yollarından geçiş için herhangi bir devlet veya kuruluşun ücret talep etmesine izin verilemeyeceği konusunda hemfikir" dedi. Bakanlığın bu görüşmeyi daha önce rapor etmemesi ise alışılmışın dışında bir durum olarak nitelendirildi.

Çin’in Washington Büyükelçiliği, söz konusu görüşmeyi yalanlamazken; bölgede istikrarın sağlanması ve trafiğin normale dönmesi yönündeki umudunu dile getirdi. Büyükelçilik Sözcüsü Liu Pengyu, "Bölgesel barışı korumak ve kesintisiz geçişi sağlamak uluslararası toplumun ortak çıkarınadır" açıklamasında bulundu.

Tahran, savaşı bitirmek için geçiş ücreti alma hakkını ön şart olarak sunarken, ABD İran’a deniz ablukası uyguluyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Başkan Trump daha önce bir ücret tarifesi uygulanabileceği veya İran ile bu konuda çalışılabileceği ihtimalini dile getirmiş, ancak gelen tepkiler üzerine Beyaz Saray, Trump'ın boğazın tamamen kısıtlamasız açılmasını istediğini belirtmişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (EPA)ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio (EPA)

Diplomatik baskı ve BM süreci

Görüşmeye aşina iki kaynağa göre Rubio, Çin gemilerinin de ücret ödemek zorunda kalabileceği ihtimalini gündeme getirerek Pekin'i Tahran üzerinde baskı kurmaya teşvik etti. Ancak Çin, bir yandan geçiş güvenliğine vurgu yaparken, diğer yandan İran’ın "ulusal egemenliğini ve güvenliğini" koruma hakkını desteklediğini belirtiyor.

Öte yandan Çin, geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletler'de ABD destekli bir karar tasarısını "İran’a karşı taraflı" olduğu gerekçesiyle veto etti. Washington ve Bahreyn tarafından hazırlanan ve İran’ın boğazdaki mayınlama faaliyetlerini durdurmasını talep eden yeni bir tasarının da Çin ve Rusya vetosuyla karşılaşabileceği belirtiliyor.


"Altın Kubbe"nin Amerika Birleşik Devletleri'ne maliyeti 1,2 trilyon doları bulabilir

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

"Altın Kubbe"nin Amerika Birleşik Devletleri'ne maliyeti 1,2 trilyon doları bulabilir

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Kongre Bütçe Ofisi (CBO), dün yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump tarafından önerilen "Altın Kubbe" (Golden Dome) füze savunma sisteminin tahmini maliyetinin 1.2 trilyon dolara ulaşacağını duyurdu.

Ofis tarafından yayımlanan raporda,"1,2 trilyon doların biraz üzerinde 1 trilyon dolarlık kısmın tedarik maliyetleri olacağını ve bunun özellikle önleyici katmanlar ve uzay tabanlı füze uyarı ve takip sistemi gibi ana sistem bileşenlerini içerdiğini" açıkladı. Ayrıca, projenin en pahalı bileşeninin, tedarik maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70'ini ve toplam maliyetlerin yüzde 60'ını oluşturan uzay tabanlı önleyici katman olduğunu ifade etti.

Raporda, sistemin yıllık ortalama işletme ve destek maliyetinin yaklaşık 8.3 milyar dolar olacağı belirtildi.

Başlangıç Tahminleri ile Büyük Uçurum

Başkan Trump, Ocak 2025’in sonlarında Pentagon’a talimat vererek, başlangıçta "Amerika’nın Demir Kubbesi" olarak adlandırılan gelişmiş bir füze savunma sistemi planı geliştirme talimatı verdi.

Mayıs 2025'te proje için 25 milyar dolarlık fon ayrıldığını ve toplam maliyetinin yaklaşık 175 milyar dolar olacağını tahmin etmişti.

Mayıs 2025’te proje için 25 milyar dolar tahsis edildiğini duyuran Trump, o dönemde toplam maliyeti yaklaşık 175 milyar dolar olarak tahmin etmişti.

Ancak Kongre Bütçe Ofisi aynı ay içinde, sınırlı sayıda kıtalararası balistik füzeye karşı koyabilecek uzay tabanlı füze önleme sistemlerinin konuşlandırılmasının maliyetinin 20 yıl içinde 161 milyar ila 542 milyar dolar arasında değişebileceğini belirtti.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre "Altın Kubbe" projesinin hedefleri daha iddialı; zira 2026 Ulusal Savunma Stratejisi, Pentagon'un "çok sayıda füze ve diğer gelişmiş hava saldırılarına karşı koymak için maliyet etkin seçeneklere odaklanacağını" belirtiyor.