Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararına somut adımla cevap vereceğiz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "ABD'nin bu kararına (GKRY'ye silah ambargosunu kaldırması) somut adımla cevap vereceğiz. Madem tırmanma istiyorsunuz Ada'da, biz de gereğini yapacağız." dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararına somut adımla cevap vereceğiz

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)

Çavuşoğlu, "2023'e Doğru Şehir Buluşmaları" programı kapsamında geldiği Muğla'da, Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci sarayı VIP Salonu'nda basın toplantısı düzenledi.
Kıbrıs Rum kesimine silah yardımı hakkında konuşan Çavuşoğlu, "Bu konu Milli Güvenlik Kurulunda değerlendirildi. Bu noktaya nasıl geldik. Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak KKTC'nin de haklarını savunmak zorundayız. Oradaki Türk kardeşlerimizi korumak, kollamak bizim hakkımız. 1960'lar, 1974'ler konuşuluyor ama o günler geçti artık. O günlere dönülmesine müsaade etmeyiz. Her zaman KKTC'nin haklarını koruduk, koruyacağız." açıklamasında bulundu.
ABD'nin son dönemde aldığı bir kararının olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Güney Kıbrıs Rum kesimine yönelik silah ambargoları var. Bunun da sebeplerinden bir tanesi, Rum tarafının kara para aklamada en önde gelen yerlerden birisi olması. Neymiş efendim, son zamanlarda Rum kesimi ABD ile kara para aklama konusunda iş birliği yapmış. Kara para aklama konusunda da iş birliği yapmış olabilir. Benim elimde veriler olmadığı için net bir şey söyleyemeyeceğim. Ama bunun karşılığı Rum tarafının ABD'den silah almasına izin vermek mi olması lazım. Başka destekler verebilir, maddi destek verebilir. Ama Ada'da Türk tarafı-Rum tarafı dengesi var. ABD, Türkiye ve Yunanistan arasında da bir denge politikası izliyordu. Bu politikadan 2 yıldır uzaklaşmaya başladı. Bu konuda biz uyardık. Bu son kararıyla da aslında denge politikasını tamamıyla bozduğunu, tamamen Rum yanlısı olduğunu gösteriyor ABD. ABD bir karar aldı. Rum tarafı silah alır, almaz. Bugüne kadar KKTC'de biz gerekli tedbirleri aldık. Bu karardan sonra biz de ilaveten buraya ne gerekiyorsa takviye yapacağız. Silah anlamında ne gerekiyorsa bunu yapacağız. ABD'nin bu kararına biz somut adımla cevap vereceğiz. Madem tırmanma istiyorsunuz Ada'da, biz de gereğini yapacağız. KKTC ve Kıbrıs Türkünü korumak için her türlü adımı atacağız."
Bunların teknik konular olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanlığının bu konuda değerlendirmelerini yaptığını söyledi.
ABD'nin bu kararına somut bir adımla tepki vermeleri gerektiğini belirten Çavuşoğlu, "Artık başkalarının aldığı kararlara boyun eğmeyen bir Türkiye'nin olduğunu da dosta düşmana herkese göstermemiz gerekiyor." ifadesini kullandı.
Çavuşoğlu, Yunanistan'ın uluslararası hukuka aykırı bir şekilde silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal etmesiyle ilgili olarak Türkiye'nin gerekli tedbirleri alacağını bildirdi.
"Biz de NATO üyesiyiz, biz olur vermeseydik Yunanistan NATO'ya üye olamazdı." diyen Çavuşoğlu, "Biliyorsunuz Yunanistan ayrıldı ve tekrar geldi. Yunanistan 'Arkamda o var, yanımda bu var.' gibi söylemlerin arkasına sığınırsa kendini aldatmış olur. Yarın herhangi bir durumda geçmişte olduğu gibi bugün kendisine gaz verenlerin hiçbirisini Yunanistan yanında göremez. Biz komşuyuz, biz yan yana olan iki ülkeyiz. Sorunlarımız var ve bunları çözmek için diplomasiyi ön plana çıkardık." dedi.
"AB, maalesef yüzde 100 haksız olduğu halde Yunanistan'ın yanında olmaya çalışıyor."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 14 Mart'ta Yunanistan Başbakanı'nı İstanbul'da misafir ettiğini ve burada gayet güzel bir mutabakata varıldığını hatırlatan Çavuşoğlu, şunları söyledi:
"Diplomasi yoluyla sorunlarımızı çözelim, birbirimizin aleyhinde olmayalım, üçüncü ülkeleri devreye sokmayalım. Mutabakat buydu ama Yunanistan 15 gün geçmedi tam tersine davranmaya başladı. Miçotakis'in New York'a gitmesiyle birlikte. Böyle uluslararası hukuktan yana olması lazım. Anlaşmalar varsa bu anlaşmalara uymak gerekiyor. Sonuçta Yunanistan'ın AB'nin arkasına sığınmasının da Yunanistan'a bir faydası olmaz. Siyasi cevaplar, demagoji, zayıf, cılız, hukuki argümanları ortaya koyamıyor. Tüm bu tezlerini ve yalanlarını çürüten mektuplarımızı görünce zaten zıvanadan çıktılar. Yunanistan AB tam arkamızda olur anlayışına sığınırsa yanılır. AB maalesef yüzde 100 haksız olduğu halde Yunanistan'ın yanında olmaya çalışıyor. O da uluslararası hukukun, hukukun üstünlüğünün, hakkın, hukukun eviyiz diye caka satan bir örgütten bahsediyoruz. Onlar da sorunun çözümüne katkı sağlamıyor. Oysa biz sorunlar için çözüm önerileri sunuyoruz. Hem Kıbrıs'ta hakça paylaşım, hem Ege'de sorunların çözümüyle ilgili biz her zaman öneriler ortaya koyuyoruz ama bizim üyemiz her şartta haklıdır yaklaşımının da bir faydası olmaz."
12 adaların silahlandırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz sorusu üzerine, Çavuşoğlu, şunları ifade etti:
"Silahsızlandırılmış adalardan bahsediyorum. Yunanistan’ın ihlal ettiği adalar. 1923 Lozan Antlaşması ile Yunanistan'a verildi bunların bir kısmı. Biz bu anlaşmanın tarafıyız. Bir kısım da 1947 Paris Barış Antlaşması ile verildi. Biz o anlaşmanın tarafı değiliz ama Türkiye’nin taraf olup olmaması da önemli değil. Bu anlaşmalar niçin imzalanmış? Barışı tesis etmek için imzalandı. Barışın şartları olarak Yunanistan’a ‘Bu adaları tamam sana verdik, senin ama bunları silahlandıramazsın.’ Yunanistan bu adaları 1960’larda silahlandırmaya başladı. Önce inkar etti, sonra Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra 'Bize tehdit var o yüzden silahlandırıyoruz.' dedi. Tabii bu statü ihlali o günlerde başladı. Biz bu silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal eden Yunanistan’ı bu adımlarına karşı BM'ye bir mektup yazdık. Dedik ki 'Bu alınan adalar bu şartlarda verildi, anlaşmalar da ortada. Dolayısı ile Yunanistan bu ihlalden vazgeçmezse bu adaların egemenliği tartışılır.' Yunanistan hukuki bir cevap vermek yerine 'Türkiye bizim egemenliğimizi ihlal ediyor, tehdit ediyor.' demeye başladı. Oysa anlaşmalar var. Anlaşmayı ihlal eden Yunanistan. 8 ay sonra bir cevap yazdı. Biz tabii bir cevap daha yazdık. Yunanistan’ın iki cevabı oldu. İkisi de zayıf, cılız siyasi demogojiden ibaret. Hukuki yönü çok zayıf. Biz en son geçtiğimiz günlerde üçüncü bir mektubumuzu hukukçular ile oturduk. Yunanistan’ın içine düştüğü komik durumu anlatırken yine hukuki argümanlarımızı bir kere daha güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Yunanistan’ı da esasen zıvanadan çıkaran bu, delirten bu. Türkiye soğukkanlı hukuki argümanları, bu anlaşmalara ne kadar bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Yunanistan diyor ki 1947 Paris Barış Antlaşması'na Türkiye taraf değil. Türkiye'nin taraf olup olmaması değil, o zaman sana verilmiş, İtalyanlar vermiş ama şart koşmuş. İmza atmışsın. Kime karşı silahlandırıyorsun bunu. Türkiye'ye karşı silahlanıyorsun. Silahlandırmayacaksın. Barışın korunması için bu şart. Bu şartı bozuyorsan Türkiye'nin de eli kolu bağlı olarak beklemesi mümkün değil. Dedeağaç ve diğer bölgelerde ABD'nin sığınak yapması değişik bahaneler, efendim Rusya imiş, oraymış, buraymış, vesaire ama görüntüler öyle değil. En son Yunanistan’a verilen zırhlı araçları da bizim uçaklarımız tespit etti. Bundan da çok rahatsız oldular. Attıkları her adımın farkında olduğumuzdan da rahatsız oldular. Bu silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal ettikleri bu adaları da bazılarını getirdiler bunu de tespit ettik. Bunun peşini tabii bırakmayacağız. Yunanistan ve Ankara büyükelçilerini bakanlığımıza çağırdık. Gerekli protestoları yaptık. Bundan sonra da adımlarımızı buna göre atacağız."
Mavi Vatan’a ilişkin bir soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu şunları kaydetti:
“Dış politika milli bir politikadır. Dış politikayı içerideki kısır çekişmelere kurban etmemek lazım. Türkiye'nin milli menfaatlerini bir siyasete ya da çekişmeye kurban etmemek lazım. Adalarla ilgili önceden muhalefet milletvekilleri de gündeme getiriyordu, şimdi getirmiyorlar. Neden getirmiyorlar? Çünkü biz onlara gerçekleri belgelerle arşivlerle gösterdik. Ne yapıyorlardı? ‘AK Parti hükümetleri döneminde şu oldu bu oldu’ Bizim cevabımız gayet net. Biz AK Parti iktidarları ya da Cumhur İttifakı temize çıksın diye ülkemize zarar verecek açıklamalardan da imtina ediyoruz. Yani muhalefeti kötülemek için AK Parti'yi temize çıkarmak için ülkemizin menfaatlerine zararlı ise adım atmaktan biz imtina ederiz. Cumhurbaşkanı'mız da biz de öyle ama bizim cevabımız net. 1996 Kardak krizinden sonra hukuki ve fiziki statüsünde herhangi bir değişiklik olmamıştır. En son zırhlı araç. Zaten adaların statüsü zaten 60’lı yıllardan itibaren ihlal edilmiş. Bu bir mazeret değil ama yani ilaveten bu zırhlı araçları gönderdiler. Onu saymazsak, 1996 Kardak krizinden sonra böyle bir statünün ihlali olmamıştır. Dolayısıyla AK Parti'yi kötülemek için kara propaganda yapmaya gerek yok."
Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, Muğla'nın turizm ve tarımın göz bebeği olduğunu, Muğla ve 13 ilçesinde çeşitli programlarla hemşehrileriyle bir araya geleceklerini söyledi.
Toplam uzunluğu 1400 kilometreyi bulan sahiliyle Muğla'nın ülkenin en uzun kıyı şeridine sahip olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Ege'deki haklarımızın korunmasında Muğla bizim için çok önemlidir. Yörük Türkmen diyarı Muğla'mız Antalya gibi ülkemizin turizm lokomotifidir. Turizm diplomasisine çok büyük önem veriyoruz. Bakanlık olarak Turizm Bakanlığımızın bu konudaki çalışmalarına da büyük önem veriyoruz. Turizm diplomasisinin bize de çok katkısı var." dedi.
Çavuşoğlu, daha fazla ve nitelikli turist çekmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı ve sektör temsilcileriyle iş birliğinde çalıştıklarını anlattı. Türkiye'nin her coğrafyada diplomasisiyle iz bıraktığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Kafkaslar, Balkanlar, Afrika, Karayipler, Avrupa ve Asya... Her coğrafyada etkin ve güçlü bir Türkiye var. Geniş ufuklu, gerçekçi ve ilkeli bir politika yürütüyoruz. Her coğrafyada insanımızın girişimci yanı ve medeniyetimizin insani değerleriyle boy gösteriyoruz. Hem doğuyla hem batıyla konuşabilmemiz dış politikamıza güç katıyor. Türkiye kritik süreçlerin, diyalogları kolaylaştırıcı ve çözüm üreten ana aktörleri arasındadır. Avrupa'nın ortasındaki savaş 7 aydır devam ediyor. Salgın iklim değişikliği göç, enerji ve gıda krizleri gibi küresel sınamalar var. Bunlarla karşı karşıyayız. Küresel sistemin bu sınamalara çözüm üretemediğini bugün herkes kabul ediyor. Sistemin içinde olanlar da kabul ediyor."
Kriz dönemlerinde sağduyu, diyalog ve diplomasiyi öne çıkaran aktörlere ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koyduğu küresel iddiayla tüm insanlığın sorunlarına çözüm arayışı içerisinde olduğunu vurguladı.
"Bambaşka bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik"
Diplomasideki yoğun çabanın yanında birlikte ülkede de büyük hizmetler yapma gayretinde olduklarını ifade eden Çavuşoğlu, "Hükümetimiz son 20 yılda ortaya koyduğu eserlerle mihenk taşı haline gelmiştir. Türkiye’nin her bir köşesine yayılmış hizmetlerimiz var. Medeniyet bize bırakılan en büyük emanet. Muğla'da son 20 yılda 40 milyar lirayı aşan önemli kamu yatırımları gerçekleştirdik. Sağlık alanında yaptığımız bu devrim Muğla'nın sağlık turizmine canlılık getirecek hem şehir hem ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacak." diye konuştu.
Çavuşoğlu, konuşmasında Muğla'nın sağlık, eğitim ve diğer alanlarda yaptığı yatırımlar hakkında bilgi verdi. Muğla'da tek bir öğrencinin eğitim yılında açıkta kalmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, tüm öğrencilerin yurtlara yerleştiğini bildirdi.
Muğla'nın turizmin yanında aynı zamanda tarım şehri olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, 2 milyar lira destekle çiftçileri de yalnız bırakmadıklarını belirtti.
Ülkede son 20 yılda turizm, tarım, sanayi ve diplomaside büyük atılımlar yaşandığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Bambaşka bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik. Ülkemizi daha ileriye hep birlikte ileriye taşıyacağız." dedi.
Çavuşoğlu, Muğla'nın tarımdan turizme Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağladığını, devletin de Muğla ekonomisini daha yukarıya taşımak için çalışacağını kaydetti.



Biden'ın oğlundan Trump'ın çocuklarına kafes dövüşü daveti

Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)
Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)
TT

Biden'ın oğlundan Trump'ın çocuklarına kafes dövüşü daveti

Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)
Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi (Reuters)

Eski ABD Başkanı Joe Biden'ın oğlu Hunter Biden, Başkan Donald Trump'ın en büyük oğulları Don Jr. ve Eric'e kafes dövüşü için meydan okudu.

Bağımsız gazeteci ve sosyal medya fenomeni Andrew Callaghan'ın yürüttüğü medya şirketi Channel 5, perşembe günü Instagram'ında Biden'ın, Trump'ın oğullarına meydan okuduğu bir video paylaştı.

Biden'a göre Callaghan bu dövüşü "Channel 5 Karnavalı" için organize edeceğini söyledi.

Biden "Yapacağımı söyledim. Eğer bunu ayarlayabilirse kesinlikle varım. Ayarlayamazsa yine de geleceğim" dedi.

Trump'ın oğullarından herhangi biri bu meydan okumayı kabul ederse dövüşün ne zaman ve nerede gerçekleşeceği, Biden'ın onlarla handikapla mı karşılaşacağı yoksa yanına bir takım arkadaşı verilip verilmeyeceği henüz belli değil.

Eğer gerçekleşirse muhtemelen 2026'nın en tuhaf kafes dövüşü unvanını, ABD Başkanı'nın Beyaz Saray bahçesinde düzenlemeyi planladığı UFC 250 etkinliğinden alacak. 14 Haziran'da yapılması planlanan bu etkinlikle, sadece ABD'nin 250. yıldönümü değil, aynı zamanda başkanın 80. doğum günü de kutlanacak.

Trump'ın doğum günü etkinliğinde, halihazırda UFC Hafifsıklet Şampiyonu olan Ilia Topuria ve Geçici Hafifsıklet Şampiyonu Justin Gaethje'nin, tek unvanı elde etmek üzere karşılaşması bekleniyor.

Biden, nisan sonunda Phoenix, San Diego ve Albuquerque'de duraklar içeren, Callaghan'ın turnesinin son ayağına katılmaya davet edildi.

Instagram videosunda Biden, "Merhaba millet, ben Hunter Biden. Az önce Andrew Callaghan'dan bir telefon aldım. Benden ay sonunda Channel 5 karnaval turnesine katılmamı istedi" dedi.

Tarihleri açıkladıktan sonra Callaghan'ın, "Biden'la Eric ve Don Jr. arasında bir kafes dövüşü düzenlemeye çalıştığını" söyledi.

Callaghan'ın "elinin altında başka birçok sürpriz" olduğunu düşündüğünü belirtse de bunların neler olabileceğine dair ayrıntı vermedi.

devfdev
Donald Trump Jr. (solda) ve Eric Trump (sağda), nisan sonlarında düzenlenecek "Channel 5 Karnavalı" kapsamında Hunter Biden'la dövüşmeye davet edildi (AP)

Trump'ın oğulları gerçekten dövüşürse, Biden yaşı nedeniyle muhtemelen biraz dezavantajlı durumda kalacak. 56 yaşındaki Biden, 48 yaşındaki Don Jr.'dan neredeyse 10, 42 yaşındaki Eric'ten ise 14 yaş büyük.

Bu kişilerden herhangi birinin resmi dövüş sporları eğitimi aldığına dair bir kanıt yok.

Dövüş sporları dünyasının dışından gelen rakiplerin, aralarındaki anlaşmazlıkları kafeste çözmeyi düşündüğü ilk olay bu değil.

X CEO'su Elon Musk ve Meta CEO'su Mark Zuckerberg 2023'te bir kavgaya hazırlanıyordu ancak teknoloji devlerinin savaşı hiç gerçekleşmedi.

The Independent cevap hakkı için Beyaz Saray ve Trump Organization'la temasa geçti.

Independent Türkçe


Melania Trump tarihin en az sevilen First Lady'si

Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)
Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)
TT

Melania Trump tarihin en az sevilen First Lady'si

Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)
Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor (AP)

Yeni anketler Melania Trump'ın bugüne kadar en az sevilen ABD First Lady'si olduğunu gösterirken, popülarite oranları "tarihsel olarak berbat" diye niteleniyor.

CNN'in analizine göre FLOTUS'un (ABD First Lady'si) onay oranı halihazırda -12 ve bu oran bir yıl önce, Ocak 2025'te +3'tü.

Anket sonuçları, Melania'nın Beyaz Saray'da perşembe günü yaptığı dikkat çekici ulusa sesleniş konuşmasından önce açıklandı. First Lady bu konuşmada adı skandallara karışmış cinsel suçlu Jeffrey Epstein'le herhangi bir bağlantısı olduğunu inkar etti. Anket sonuçlarının bu açıklamayla veya Epstein'le ilgisi yok.

Melania'nın şaşırtıcı açıklamasından önce CNN News Central'da konuşan CNN Kıdemli Veri Analisti Harry Enten, "Amerikan halkının Melania Trump'ı gerçekten sevmediğini söyleyebilirim" dedi.

Bu, bir başkanlık döneminin bu aşaması için de en kötü sonuç. Melania Trump, kimsenin kırmak istemeyeceği türden rekorlar kırıyor. Tarihsel olarak berbat... Amerikan halkı onu gerçekten sevmiyor.

Enten daha sonra Melania'yı, anketlerde net pozitif puanlar elde eden Michelle Obama, Jill Biden, Hillary Clinton ve Laura Bush gibi diğer First Lady'lerle karşılaştırdı. En yüksek puanı alan FLOTUS'un, yüzde 50'lik pozitif onay oranına sahip Nancy Reagan olduğunu söyledi.

Uzun süredir kamuoyunun merceği altındaki Melania'nın genellikle ABD Başkanı eşinin gölgesinde kalmayı tercih ettiği biliniyor.

2018'de Trump'ın ilk döneminde Melania, Teksas'ın McAllen kentindeki çocuk gözaltı merkezlerini ziyaret ederken ve Washington DC'ye dönerken giydiği tartışma yaratan ceketle manşetlere çıkmıştı.

Perakendeci Zara'nın 39 dolarlık ceketinin üzerinde "I Really Don't Care. Do U?" (Gerçekten umrumda değil. Ya senin?) yazması, First Lady'nin bunu neden giydiğine dair çeşitli yorum yazılarının çıkmasına yol açmıştı.

defde
Trump'ın ilk dönemine denk gelen 2018'de Melania, Teksas'ın McAllen kentindeki çocuk gözaltı merkezlerini ziyaret ederken ve Washington DC'ye dönerken giydiği tartışma yaratan ceketle manşetlere çıkmıştı. Perakendeci Zara'nın 39 dolarlık ceketinin üzerinde "I Really Don't Care. Do U?"yazması, First Lady'nin bunu neden giydiğine dair çeşitli yorum yazılarının çıkmasına yol açmıştı (Reuters)

CNN'in perşembe günkü programında Enten, Melania'nın tartışmalı belgeseli Melania: Twenty Days To History'ye değindi. Ocak ayında Amazon'da gösterime giren ve eleştirmenler tarafından neredeyse dünya çapında yerden yere vurulan belgeselin, First Lady'nin popülaritesini doğrudan etkilediğini öne sürdü.

Enten, "Bence pek çok kişi, o istemese de bunu siyasi bir iş olarak gördü ve bunu burada açıkça görebilirsiniz" dedi. 

Bunlar gerçek dünya verileri. Bunlar, onun First Lady'ler arasında tarihi bir sevimsizliğe sahip olduğunu gösteren anket verileri değil.

Filmi "fiyasko" diye niteleyen Enten, "özetle, harcanan paranın karşılığının alınamadığı" gerçeğine işaret etti.

Enten "Bu durum anket verileriyle birleşince Melania Trump'ın bir First Lady için tarihsel açıdan ne kadar az popüler olduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Independent Türkçe


Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi

Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi
TT

Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi

Washington-Tahran hattında gerilim: Şartlar masadan önce geldi

Uluslararası başkentler, savaşın patlak vermesinden bu yana Washington ile Tahran arasında yapılacak ilk doğrudan görüşme olacak ve yarın (Cumartesi)  Pakistan’ın başkenti İslamabad’da başlaması beklenen kritik müzakereleri yakından takip ediyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi ve Lübnan cephesinde gerilimin tırmanması, görüşmeler öncesinde atmosferi daha da gergin hale getiriyor.

İslamabad görüşmesi öncesindeki saatler kritik aşama olarak nitelendirilirken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf şartların çıtasını yükseltti. Kalibaf, müzakerelere başlanmadan önce Lübnan’da ateşkes ilan edilmesi ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması gerektiğini söyledi. Bu iki adımın henüz yerine getirilmemiş yükümlülükler olduğunu vurgulayan Kalibaf, söz konusu şartların görüşmeler başlamadan önce uygulanması gerektiğinin altını çizdi.

Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, bugün (Cuma) Washington’dan Pakistan’a hareket etti. Vance, İran’ın “iyi niyetle” müzakere etmesi halinde “olumlu” bir sonuç elde etmeyi umduğunu ifade ederken, heyetinin “herhangi bir oyalama girişimini kabul etmeyeceği” uyarısında bulundu.

Vance’in ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’ı “arabuluculuk anlaşmasına uymamakla” suçladığı bir döneme denk geliyor. Özellikle İran heyetinin yapısına ilişkin belirsizlik dikkat çekiyor.

Sahada ise karşılıklı “ateşkes” üçüncü gününe girerken, hava saldırılarını kısmen durdurmada sınırlı bir başarı sağlandı. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin hâlâ felç durumda olması ateşkesi ciddi bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Trump bu durumu sert sözlerle eleştirerek, “Bu bizim aramızdaki anlaşma değil” uyarısında bulundu.

Bu arada Lübnan, önümüzdeki hafta yapılması planlanan “hazırlık toplantıları” ile kritik bir döneme giriyor. Söz konusu temasların, yeni bir “ateşkes” müzakere sürecinin önünü açması bekleniyor. Washington ve Tel Aviv’in “dosyaların ayrılması” yaklaşımında ısrar ettiği süreçte, İsrail’in Beyrut ile “doğrudan görüşmeler” yapılması yönünde bir teklif sunduğu da belirtiliyor.