Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararına somut adımla cevap vereceğiz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "ABD'nin bu kararına (GKRY'ye silah ambargosunu kaldırması) somut adımla cevap vereceğiz. Madem tırmanma istiyorsunuz Ada'da, biz de gereğini yapacağız." dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararına somut adımla cevap vereceğiz

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)

Çavuşoğlu, "2023'e Doğru Şehir Buluşmaları" programı kapsamında geldiği Muğla'da, Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci sarayı VIP Salonu'nda basın toplantısı düzenledi.
Kıbrıs Rum kesimine silah yardımı hakkında konuşan Çavuşoğlu, "Bu konu Milli Güvenlik Kurulunda değerlendirildi. Bu noktaya nasıl geldik. Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak KKTC'nin de haklarını savunmak zorundayız. Oradaki Türk kardeşlerimizi korumak, kollamak bizim hakkımız. 1960'lar, 1974'ler konuşuluyor ama o günler geçti artık. O günlere dönülmesine müsaade etmeyiz. Her zaman KKTC'nin haklarını koruduk, koruyacağız." açıklamasında bulundu.
ABD'nin son dönemde aldığı bir kararının olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Güney Kıbrıs Rum kesimine yönelik silah ambargoları var. Bunun da sebeplerinden bir tanesi, Rum tarafının kara para aklamada en önde gelen yerlerden birisi olması. Neymiş efendim, son zamanlarda Rum kesimi ABD ile kara para aklama konusunda iş birliği yapmış. Kara para aklama konusunda da iş birliği yapmış olabilir. Benim elimde veriler olmadığı için net bir şey söyleyemeyeceğim. Ama bunun karşılığı Rum tarafının ABD'den silah almasına izin vermek mi olması lazım. Başka destekler verebilir, maddi destek verebilir. Ama Ada'da Türk tarafı-Rum tarafı dengesi var. ABD, Türkiye ve Yunanistan arasında da bir denge politikası izliyordu. Bu politikadan 2 yıldır uzaklaşmaya başladı. Bu konuda biz uyardık. Bu son kararıyla da aslında denge politikasını tamamıyla bozduğunu, tamamen Rum yanlısı olduğunu gösteriyor ABD. ABD bir karar aldı. Rum tarafı silah alır, almaz. Bugüne kadar KKTC'de biz gerekli tedbirleri aldık. Bu karardan sonra biz de ilaveten buraya ne gerekiyorsa takviye yapacağız. Silah anlamında ne gerekiyorsa bunu yapacağız. ABD'nin bu kararına biz somut adımla cevap vereceğiz. Madem tırmanma istiyorsunuz Ada'da, biz de gereğini yapacağız. KKTC ve Kıbrıs Türkünü korumak için her türlü adımı atacağız."
Bunların teknik konular olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanlığının bu konuda değerlendirmelerini yaptığını söyledi.
ABD'nin bu kararına somut bir adımla tepki vermeleri gerektiğini belirten Çavuşoğlu, "Artık başkalarının aldığı kararlara boyun eğmeyen bir Türkiye'nin olduğunu da dosta düşmana herkese göstermemiz gerekiyor." ifadesini kullandı.
Çavuşoğlu, Yunanistan'ın uluslararası hukuka aykırı bir şekilde silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal etmesiyle ilgili olarak Türkiye'nin gerekli tedbirleri alacağını bildirdi.
"Biz de NATO üyesiyiz, biz olur vermeseydik Yunanistan NATO'ya üye olamazdı." diyen Çavuşoğlu, "Biliyorsunuz Yunanistan ayrıldı ve tekrar geldi. Yunanistan 'Arkamda o var, yanımda bu var.' gibi söylemlerin arkasına sığınırsa kendini aldatmış olur. Yarın herhangi bir durumda geçmişte olduğu gibi bugün kendisine gaz verenlerin hiçbirisini Yunanistan yanında göremez. Biz komşuyuz, biz yan yana olan iki ülkeyiz. Sorunlarımız var ve bunları çözmek için diplomasiyi ön plana çıkardık." dedi.
"AB, maalesef yüzde 100 haksız olduğu halde Yunanistan'ın yanında olmaya çalışıyor."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 14 Mart'ta Yunanistan Başbakanı'nı İstanbul'da misafir ettiğini ve burada gayet güzel bir mutabakata varıldığını hatırlatan Çavuşoğlu, şunları söyledi:
"Diplomasi yoluyla sorunlarımızı çözelim, birbirimizin aleyhinde olmayalım, üçüncü ülkeleri devreye sokmayalım. Mutabakat buydu ama Yunanistan 15 gün geçmedi tam tersine davranmaya başladı. Miçotakis'in New York'a gitmesiyle birlikte. Böyle uluslararası hukuktan yana olması lazım. Anlaşmalar varsa bu anlaşmalara uymak gerekiyor. Sonuçta Yunanistan'ın AB'nin arkasına sığınmasının da Yunanistan'a bir faydası olmaz. Siyasi cevaplar, demagoji, zayıf, cılız, hukuki argümanları ortaya koyamıyor. Tüm bu tezlerini ve yalanlarını çürüten mektuplarımızı görünce zaten zıvanadan çıktılar. Yunanistan AB tam arkamızda olur anlayışına sığınırsa yanılır. AB maalesef yüzde 100 haksız olduğu halde Yunanistan'ın yanında olmaya çalışıyor. O da uluslararası hukukun, hukukun üstünlüğünün, hakkın, hukukun eviyiz diye caka satan bir örgütten bahsediyoruz. Onlar da sorunun çözümüne katkı sağlamıyor. Oysa biz sorunlar için çözüm önerileri sunuyoruz. Hem Kıbrıs'ta hakça paylaşım, hem Ege'de sorunların çözümüyle ilgili biz her zaman öneriler ortaya koyuyoruz ama bizim üyemiz her şartta haklıdır yaklaşımının da bir faydası olmaz."
12 adaların silahlandırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz sorusu üzerine, Çavuşoğlu, şunları ifade etti:
"Silahsızlandırılmış adalardan bahsediyorum. Yunanistan’ın ihlal ettiği adalar. 1923 Lozan Antlaşması ile Yunanistan'a verildi bunların bir kısmı. Biz bu anlaşmanın tarafıyız. Bir kısım da 1947 Paris Barış Antlaşması ile verildi. Biz o anlaşmanın tarafı değiliz ama Türkiye’nin taraf olup olmaması da önemli değil. Bu anlaşmalar niçin imzalanmış? Barışı tesis etmek için imzalandı. Barışın şartları olarak Yunanistan’a ‘Bu adaları tamam sana verdik, senin ama bunları silahlandıramazsın.’ Yunanistan bu adaları 1960’larda silahlandırmaya başladı. Önce inkar etti, sonra Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra 'Bize tehdit var o yüzden silahlandırıyoruz.' dedi. Tabii bu statü ihlali o günlerde başladı. Biz bu silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal eden Yunanistan’ı bu adımlarına karşı BM'ye bir mektup yazdık. Dedik ki 'Bu alınan adalar bu şartlarda verildi, anlaşmalar da ortada. Dolayısı ile Yunanistan bu ihlalden vazgeçmezse bu adaların egemenliği tartışılır.' Yunanistan hukuki bir cevap vermek yerine 'Türkiye bizim egemenliğimizi ihlal ediyor, tehdit ediyor.' demeye başladı. Oysa anlaşmalar var. Anlaşmayı ihlal eden Yunanistan. 8 ay sonra bir cevap yazdı. Biz tabii bir cevap daha yazdık. Yunanistan’ın iki cevabı oldu. İkisi de zayıf, cılız siyasi demogojiden ibaret. Hukuki yönü çok zayıf. Biz en son geçtiğimiz günlerde üçüncü bir mektubumuzu hukukçular ile oturduk. Yunanistan’ın içine düştüğü komik durumu anlatırken yine hukuki argümanlarımızı bir kere daha güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Yunanistan’ı da esasen zıvanadan çıkaran bu, delirten bu. Türkiye soğukkanlı hukuki argümanları, bu anlaşmalara ne kadar bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Yunanistan diyor ki 1947 Paris Barış Antlaşması'na Türkiye taraf değil. Türkiye'nin taraf olup olmaması değil, o zaman sana verilmiş, İtalyanlar vermiş ama şart koşmuş. İmza atmışsın. Kime karşı silahlandırıyorsun bunu. Türkiye'ye karşı silahlanıyorsun. Silahlandırmayacaksın. Barışın korunması için bu şart. Bu şartı bozuyorsan Türkiye'nin de eli kolu bağlı olarak beklemesi mümkün değil. Dedeağaç ve diğer bölgelerde ABD'nin sığınak yapması değişik bahaneler, efendim Rusya imiş, oraymış, buraymış, vesaire ama görüntüler öyle değil. En son Yunanistan’a verilen zırhlı araçları da bizim uçaklarımız tespit etti. Bundan da çok rahatsız oldular. Attıkları her adımın farkında olduğumuzdan da rahatsız oldular. Bu silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal ettikleri bu adaları da bazılarını getirdiler bunu de tespit ettik. Bunun peşini tabii bırakmayacağız. Yunanistan ve Ankara büyükelçilerini bakanlığımıza çağırdık. Gerekli protestoları yaptık. Bundan sonra da adımlarımızı buna göre atacağız."
Mavi Vatan’a ilişkin bir soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu şunları kaydetti:
“Dış politika milli bir politikadır. Dış politikayı içerideki kısır çekişmelere kurban etmemek lazım. Türkiye'nin milli menfaatlerini bir siyasete ya da çekişmeye kurban etmemek lazım. Adalarla ilgili önceden muhalefet milletvekilleri de gündeme getiriyordu, şimdi getirmiyorlar. Neden getirmiyorlar? Çünkü biz onlara gerçekleri belgelerle arşivlerle gösterdik. Ne yapıyorlardı? ‘AK Parti hükümetleri döneminde şu oldu bu oldu’ Bizim cevabımız gayet net. Biz AK Parti iktidarları ya da Cumhur İttifakı temize çıksın diye ülkemize zarar verecek açıklamalardan da imtina ediyoruz. Yani muhalefeti kötülemek için AK Parti'yi temize çıkarmak için ülkemizin menfaatlerine zararlı ise adım atmaktan biz imtina ederiz. Cumhurbaşkanı'mız da biz de öyle ama bizim cevabımız net. 1996 Kardak krizinden sonra hukuki ve fiziki statüsünde herhangi bir değişiklik olmamıştır. En son zırhlı araç. Zaten adaların statüsü zaten 60’lı yıllardan itibaren ihlal edilmiş. Bu bir mazeret değil ama yani ilaveten bu zırhlı araçları gönderdiler. Onu saymazsak, 1996 Kardak krizinden sonra böyle bir statünün ihlali olmamıştır. Dolayısıyla AK Parti'yi kötülemek için kara propaganda yapmaya gerek yok."
Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, Muğla'nın turizm ve tarımın göz bebeği olduğunu, Muğla ve 13 ilçesinde çeşitli programlarla hemşehrileriyle bir araya geleceklerini söyledi.
Toplam uzunluğu 1400 kilometreyi bulan sahiliyle Muğla'nın ülkenin en uzun kıyı şeridine sahip olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Ege'deki haklarımızın korunmasında Muğla bizim için çok önemlidir. Yörük Türkmen diyarı Muğla'mız Antalya gibi ülkemizin turizm lokomotifidir. Turizm diplomasisine çok büyük önem veriyoruz. Bakanlık olarak Turizm Bakanlığımızın bu konudaki çalışmalarına da büyük önem veriyoruz. Turizm diplomasisinin bize de çok katkısı var." dedi.
Çavuşoğlu, daha fazla ve nitelikli turist çekmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı ve sektör temsilcileriyle iş birliğinde çalıştıklarını anlattı. Türkiye'nin her coğrafyada diplomasisiyle iz bıraktığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Kafkaslar, Balkanlar, Afrika, Karayipler, Avrupa ve Asya... Her coğrafyada etkin ve güçlü bir Türkiye var. Geniş ufuklu, gerçekçi ve ilkeli bir politika yürütüyoruz. Her coğrafyada insanımızın girişimci yanı ve medeniyetimizin insani değerleriyle boy gösteriyoruz. Hem doğuyla hem batıyla konuşabilmemiz dış politikamıza güç katıyor. Türkiye kritik süreçlerin, diyalogları kolaylaştırıcı ve çözüm üreten ana aktörleri arasındadır. Avrupa'nın ortasındaki savaş 7 aydır devam ediyor. Salgın iklim değişikliği göç, enerji ve gıda krizleri gibi küresel sınamalar var. Bunlarla karşı karşıyayız. Küresel sistemin bu sınamalara çözüm üretemediğini bugün herkes kabul ediyor. Sistemin içinde olanlar da kabul ediyor."
Kriz dönemlerinde sağduyu, diyalog ve diplomasiyi öne çıkaran aktörlere ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koyduğu küresel iddiayla tüm insanlığın sorunlarına çözüm arayışı içerisinde olduğunu vurguladı.
"Bambaşka bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik"
Diplomasideki yoğun çabanın yanında birlikte ülkede de büyük hizmetler yapma gayretinde olduklarını ifade eden Çavuşoğlu, "Hükümetimiz son 20 yılda ortaya koyduğu eserlerle mihenk taşı haline gelmiştir. Türkiye’nin her bir köşesine yayılmış hizmetlerimiz var. Medeniyet bize bırakılan en büyük emanet. Muğla'da son 20 yılda 40 milyar lirayı aşan önemli kamu yatırımları gerçekleştirdik. Sağlık alanında yaptığımız bu devrim Muğla'nın sağlık turizmine canlılık getirecek hem şehir hem ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacak." diye konuştu.
Çavuşoğlu, konuşmasında Muğla'nın sağlık, eğitim ve diğer alanlarda yaptığı yatırımlar hakkında bilgi verdi. Muğla'da tek bir öğrencinin eğitim yılında açıkta kalmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, tüm öğrencilerin yurtlara yerleştiğini bildirdi.
Muğla'nın turizmin yanında aynı zamanda tarım şehri olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, 2 milyar lira destekle çiftçileri de yalnız bırakmadıklarını belirtti.
Ülkede son 20 yılda turizm, tarım, sanayi ve diplomaside büyük atılımlar yaşandığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Bambaşka bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik. Ülkemizi daha ileriye hep birlikte ileriye taşıyacağız." dedi.
Çavuşoğlu, Muğla'nın tarımdan turizme Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağladığını, devletin de Muğla ekonomisini daha yukarıya taşımak için çalışacağını kaydetti.



Çinli araştırmacının ABD’deki gizemli ölümü tartışma yarattı

Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
TT

Çinli araştırmacının ABD’deki gizemli ölümü tartışma yarattı

Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)
Wang, Michigan Üniversitesi'nin Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri Bölümü'nde araştırmacıydı (SCMP/Michigan Üniversitesi)

Çinli bilim insanının ABD'de federal güvenlik görevlilerince sorgulandıktan kısa süre sonra ölmesi tartışma yarattı.

CBS News'in aktardığına göre Michigan Üniversitesi'nde yarı iletkenler alanında çalışan Danhao Wang, 19 Mart'ta yaşamını yitirdi.

Üniversiteden yapılan açıklamada, araştırmacının kampüsteki bir binadan atlayarak intihar ettiği ihtimali üzerinde durulduğu belirtildi.

Çin'in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu da Hong Kong merkezli South China Morning Post'a gönderdiği e-postada Wang'ın intihar ettiğini doğruladı.

"Bu trajediden derin bir üzüntü duyuyoruz" ifadelerini kullanan Liu, ABD'deki Çinli öğrenci ve akademisyenlerin haksız sorgulamalara ve tacizlere maruz bırakıldığını savundu.

Liu, ABD yönetimine olayla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütme, Wang'ın ailesine ve Çin tarafına bir açıklama sunma çağrısında bulundu.

Üniversitede doktora sonrası araştırma yapan 1500 kişiyi temsil eden Michigan Üniversitesi Doktora Sonrası Araştırmacılar Örgütü (UM-PRO), birçok uluslararası öğrencinin giderek daha fazla hedef alındığını hissettiğini bildirdi.

UM-PRO'dan Nick Geiser, Wang'ın ölümünden önce federal yetkililerce sorguya alındığını bildiklerini fakat incelemenin neyle ilgili olduğuna dair kendileriyle detay paylaşılmadığını söyledi.

ABD yönetimi olayla ilgili henüz açıklama yapmazken, soruşturmaya dair detay da verilmedi.

Geiser, "Bu olay, mevcut yönetim altında tüm sektörlerden, farklı ülkelerden ve farklı kesimlerden gelen göçmen işçilerin hissettiği genel korkunun bir yansıması" dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, BBC'ye gönderdiği açıklamada olayla ilgili inceleme başlatılması çağrısını yineledi:

Çin, vatandaşlarının meşru ve yasal haklarını ve çıkarlarını kararlılıkla savunmak için gerekli adımları atmaya devam edecektir.

Northwestern Üniversitesi'ndeki Çin asıllı Amerikalı sinirbilimci Jane Wu'nun 2024'te intihar etmesinin ardından ailesi okula dava açmıştı. Wu'nun Çin yönetimiyle bağlantılı çalıştığına yönelik iddialarla başlatılan inceleme sırasında okul yönetiminin araştırmacıya kötü davrandığı savunulmuştu.

ABD, son yıllarda ulusal güvenlik endişelerini gerekçe göstererek Amerikan kampüslerindeki Çinli öğrencilere yönelik denetimleri sıkılaştırdı.

Donald Trump yönetimi, Çin Komünist Partisi'yle bağlantılı olduğu öne sürülen öğrencilerin vizelerinin iptal edileceğini geçen yıl açıklamıştı. Ancak Trump, bu sert tutumundan dönerek Pekin'le ticaret görüşmeleri sırasında 600 bin Çinli öğrenciye vize vermişti.

Independent Türkçe, BBC, SCMP, CBS News


Savaş bahisleri ve bilgi sızdırma: Trump ateşkesi duyurmadan dakikalar önce hesaplar açıldı

Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
TT

Savaş bahisleri ve bilgi sızdırma: Trump ateşkesi duyurmadan dakikalar önce hesaplar açıldı

Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)
Ateşkes ilanından önce Beyaz Saray önünde İran savaşı karşıtı yürüyüş düzenlenmişti (Reuters)

Kripto tabanlı Polymarket'ta ABD-İran ateşkesine dair bahisler içeriden bilgi sızdırılmasına yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a Türkiye saatiyle 03:00'e kadar verdiği mühlete 1,5 saat kala Pakistan'ın iki haftalık ateşkes önerisini kabul ettiğini salı günü açıklamıştı.

Kripto analiz platformu Dune'un verilerine göre, Trump sosyal medya platformu Truth Social'dan ateşkes ilanını paylaşmadan önce Polymarket'ta en az 50 yeni hesap oluşturuldu.

Salı sabahı oluşturulan cüzdanlardan birinden, ortalama 8,8 sentlik bir fiyatla yaklaşık 72 bin dolarlık bahis yatırıldı. Kullanıcı, ateşkese oynadığı bahisten 200 bin dolar kazandı.

Aynı gün platforma katılan ve benzer bir bahis oynayan hesap da 125 bin 500 dolar kazanç elde etti.

Trump'ın gönderisinden 12 dakika önce oluşturulan başka bir cüzdan da 33,7 sentten 31 bin 908 dolarlık bahis oynadı ve 48 bin 500 dolar kazandı.

AP'nin analizine göre bu cüzdanların hepsi platforma yeni katıldı. Ancak bunların yeni kullanıcılar mı yoksa ek hesap açan mevcut kullanıcılar mı olduğu veri gizliliği nedeniyle belirlenemiyor.

Bu verileri gizli tutan Polymarket ise Amerikan haber ajansının yorum talebine yanıt vermedi.

Diğer yandan bu cüzdanlar, yatırımcıları arasında ABD Başkanı'nın oğlu Donald Trump Jr.'ın sahibi olduğu risk sermayesi şirketi 1789 Capital'ın da yer aldığı Polymarket'a içeriden bilgi sızdırıldığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

İran ve ABD müzakereler hakkında çelişkili açıklamalar yaparken, Polymarket'ta 31 Mart öncesinde anlaşma yapılacağına dair bahisler de artmıştı.

Ayrıca platformdaki bazı kullanıcılar, ABD'nin ocak ayında Venezuela'ya kara harekatı düzenleyerek Nicolas Maduro'yu kaçırmadan saatler önce hesap açıp bahis oynayarak yüksek miktarlar kazanmıştı.

Georgia State Üniversitesi'nden Todd Phillips şunları söylüyor:

İşte bu yüzden bu piyasaların düzenlemeye ihtiyacı var. İçeriden alınan bilgilerle işlem yapılmasına izin verilirken diğer yatırımcıların bu piyasalarda sorun yaşamamasını bekleyemeyiz.

Öte yandan yatırımcıların, ateşkes ilanından birkaç saat önce petrol fiyatlarının düşeceğine ilişkin yaklaşık 950 milyon dolarlık pozisyon alması da dikkat çekti.

Reuters'ın analizine göre ateşkes ilanından yaklaşık iki saat önce 8 bin 600 adet Brent ve ABD ham petrol (WTI) vadeli işlem sözleşmesi satıldı.

Analizde, bu tür işlemlerin normalde tek seferde yapılmadığına, yatırımcıların fiyatları etkilememek için işlemleri saatlere yaydığına dikkat çekiliyor.

Trump'ın ateşkes ilanının ardından çarşamba günü piyasa açılısında petrol fiyatları yüzde 15 düşmüştü.

23 Mart'ta da yatırımcılar, Trump'ın İran'ın enerji altyapısına saldırıyı erteleyeceğini açıklamasından sadece 15 dakika önce 500 milyon dolarlık satış yapmıştı. Bu da fiyatlarda yüzde 15'lik düşüşe yol açmıştı.

Independent Türkçe, AP, Reuters


İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
TT

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz

İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”
İran’da şahinler ateşkesten rahatsız: “Güçlüyken savaşı sürdürmeliyiz”

İran'daki muhafazakarlar ABD ve İsrail'le çatışmaların askıya alınmasından rahatsız.

ABD Başkanı Donald Trump, salı günkü açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın tamamen açılması şartıyla İran'la iki haftalık karşılıklı ateşkesi kabul ettiğini duyurdu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını savundu ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bunu yalanladı.  

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise üzerinde uzlaşılan 10 maddelik önerinin üç temel maddesinin ihlal edildiğini savundu. Kalibaf'a göre bunlar arasında Lübnan'a saldırıların sürmesi, İran hava sahasına izinsiz girilmesi ve mutabakatın 6. maddesinde yer alan İran'ın uranyum zenginleştirme hakkının ihlal edilmesi bulunuyor.

Diğer yandan BBC'nin analizinde, İran'daki şahinlerin ateşkesten rahatsızlık duyduğuna dikkat çekiliyor.

Buna göre İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve Körfez ülkelerindeki ABD varlıklarına misillemeleri muhafazakar kanadı cesaretlendirdi. Tahran'daki şahinler, "ABD ve İsrail karşısında üstünlük sağladığı için İran'ın savaşı sürdürmesi gerektiğini" savunuyor.

Haberde, Devrim Muhafızları'na bağlı Besic milislerinden bir grubun, ateşkes ilan edildikten kısa süre sonra karara karşı çıkmak için İran Dışişleri Bakanlığı'na yürüdüğü aktarılıyor.

Muhafazakar Kayhan gazetesi de olaydan birkaç saat sonra ateşkesin "düşmana bir hediye vermek anlamına geleceğini" yazdı.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta İran'da en az 3 bin kişi yaşamını yitirdi. Ayrıca ülkedeki sivil altyapı da ciddi ölçüde zarar gördü.

Analizde, bazı şahin politikacılar arasında ülkeyi korumak adına ateşkese sıcak bakan kişiler olduğuna da işaret ediliyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump'ın damadı Jared Kushner ve ABD Başkanı'nın Ortadoğu elçisi Steve Witkoff'un yer alacağı heyet cumartesi günü İslamabad'a gidecek.

Tahran yönetimi adına da Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi liderliğindeki heyet görüşmelere katılacak.

BBC, görüşmelerde birebir temasların yapılacağını aktarıyor. ABD-İsrail saldırıları sonucu öldürülen İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in yönetiminde ABD'yle doğrudan müzakerelere yanaşılmıyordu.

Ancak analizde, Hamaney'in yerine geçen oğlu Mücteba'nın "birebir teması onayladığının düşünüldüğü" yazılıyor.

Independent Türkçe, BBC, Tesnim