Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararına somut adımla cevap vereceğiz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "ABD'nin bu kararına (GKRY'ye silah ambargosunu kaldırması) somut adımla cevap vereceğiz. Madem tırmanma istiyorsunuz Ada'da, biz de gereğini yapacağız." dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
TT

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: ABD'nin GKRY'ye silah ambargosunu kaldırma kararına somut adımla cevap vereceğiz

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu (EPA)

Çavuşoğlu, "2023'e Doğru Şehir Buluşmaları" programı kapsamında geldiği Muğla'da, Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğrenci sarayı VIP Salonu'nda basın toplantısı düzenledi.
Kıbrıs Rum kesimine silah yardımı hakkında konuşan Çavuşoğlu, "Bu konu Milli Güvenlik Kurulunda değerlendirildi. Bu noktaya nasıl geldik. Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak KKTC'nin de haklarını savunmak zorundayız. Oradaki Türk kardeşlerimizi korumak, kollamak bizim hakkımız. 1960'lar, 1974'ler konuşuluyor ama o günler geçti artık. O günlere dönülmesine müsaade etmeyiz. Her zaman KKTC'nin haklarını koruduk, koruyacağız." açıklamasında bulundu.
ABD'nin son dönemde aldığı bir kararının olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:
"Güney Kıbrıs Rum kesimine yönelik silah ambargoları var. Bunun da sebeplerinden bir tanesi, Rum tarafının kara para aklamada en önde gelen yerlerden birisi olması. Neymiş efendim, son zamanlarda Rum kesimi ABD ile kara para aklama konusunda iş birliği yapmış. Kara para aklama konusunda da iş birliği yapmış olabilir. Benim elimde veriler olmadığı için net bir şey söyleyemeyeceğim. Ama bunun karşılığı Rum tarafının ABD'den silah almasına izin vermek mi olması lazım. Başka destekler verebilir, maddi destek verebilir. Ama Ada'da Türk tarafı-Rum tarafı dengesi var. ABD, Türkiye ve Yunanistan arasında da bir denge politikası izliyordu. Bu politikadan 2 yıldır uzaklaşmaya başladı. Bu konuda biz uyardık. Bu son kararıyla da aslında denge politikasını tamamıyla bozduğunu, tamamen Rum yanlısı olduğunu gösteriyor ABD. ABD bir karar aldı. Rum tarafı silah alır, almaz. Bugüne kadar KKTC'de biz gerekli tedbirleri aldık. Bu karardan sonra biz de ilaveten buraya ne gerekiyorsa takviye yapacağız. Silah anlamında ne gerekiyorsa bunu yapacağız. ABD'nin bu kararına biz somut adımla cevap vereceğiz. Madem tırmanma istiyorsunuz Ada'da, biz de gereğini yapacağız. KKTC ve Kıbrıs Türkünü korumak için her türlü adımı atacağız."
Bunların teknik konular olduğunu anlatan Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanlığının bu konuda değerlendirmelerini yaptığını söyledi.
ABD'nin bu kararına somut bir adımla tepki vermeleri gerektiğini belirten Çavuşoğlu, "Artık başkalarının aldığı kararlara boyun eğmeyen bir Türkiye'nin olduğunu da dosta düşmana herkese göstermemiz gerekiyor." ifadesini kullandı.
Çavuşoğlu, Yunanistan'ın uluslararası hukuka aykırı bir şekilde silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal etmesiyle ilgili olarak Türkiye'nin gerekli tedbirleri alacağını bildirdi.
"Biz de NATO üyesiyiz, biz olur vermeseydik Yunanistan NATO'ya üye olamazdı." diyen Çavuşoğlu, "Biliyorsunuz Yunanistan ayrıldı ve tekrar geldi. Yunanistan 'Arkamda o var, yanımda bu var.' gibi söylemlerin arkasına sığınırsa kendini aldatmış olur. Yarın herhangi bir durumda geçmişte olduğu gibi bugün kendisine gaz verenlerin hiçbirisini Yunanistan yanında göremez. Biz komşuyuz, biz yan yana olan iki ülkeyiz. Sorunlarımız var ve bunları çözmek için diplomasiyi ön plana çıkardık." dedi.
"AB, maalesef yüzde 100 haksız olduğu halde Yunanistan'ın yanında olmaya çalışıyor."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 14 Mart'ta Yunanistan Başbakanı'nı İstanbul'da misafir ettiğini ve burada gayet güzel bir mutabakata varıldığını hatırlatan Çavuşoğlu, şunları söyledi:
"Diplomasi yoluyla sorunlarımızı çözelim, birbirimizin aleyhinde olmayalım, üçüncü ülkeleri devreye sokmayalım. Mutabakat buydu ama Yunanistan 15 gün geçmedi tam tersine davranmaya başladı. Miçotakis'in New York'a gitmesiyle birlikte. Böyle uluslararası hukuktan yana olması lazım. Anlaşmalar varsa bu anlaşmalara uymak gerekiyor. Sonuçta Yunanistan'ın AB'nin arkasına sığınmasının da Yunanistan'a bir faydası olmaz. Siyasi cevaplar, demagoji, zayıf, cılız, hukuki argümanları ortaya koyamıyor. Tüm bu tezlerini ve yalanlarını çürüten mektuplarımızı görünce zaten zıvanadan çıktılar. Yunanistan AB tam arkamızda olur anlayışına sığınırsa yanılır. AB maalesef yüzde 100 haksız olduğu halde Yunanistan'ın yanında olmaya çalışıyor. O da uluslararası hukukun, hukukun üstünlüğünün, hakkın, hukukun eviyiz diye caka satan bir örgütten bahsediyoruz. Onlar da sorunun çözümüne katkı sağlamıyor. Oysa biz sorunlar için çözüm önerileri sunuyoruz. Hem Kıbrıs'ta hakça paylaşım, hem Ege'de sorunların çözümüyle ilgili biz her zaman öneriler ortaya koyuyoruz ama bizim üyemiz her şartta haklıdır yaklaşımının da bir faydası olmaz."
12 adaların silahlandırılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz sorusu üzerine, Çavuşoğlu, şunları ifade etti:
"Silahsızlandırılmış adalardan bahsediyorum. Yunanistan’ın ihlal ettiği adalar. 1923 Lozan Antlaşması ile Yunanistan'a verildi bunların bir kısmı. Biz bu anlaşmanın tarafıyız. Bir kısım da 1947 Paris Barış Antlaşması ile verildi. Biz o anlaşmanın tarafı değiliz ama Türkiye’nin taraf olup olmaması da önemli değil. Bu anlaşmalar niçin imzalanmış? Barışı tesis etmek için imzalandı. Barışın şartları olarak Yunanistan’a ‘Bu adaları tamam sana verdik, senin ama bunları silahlandıramazsın.’ Yunanistan bu adaları 1960’larda silahlandırmaya başladı. Önce inkar etti, sonra Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra 'Bize tehdit var o yüzden silahlandırıyoruz.' dedi. Tabii bu statü ihlali o günlerde başladı. Biz bu silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal eden Yunanistan’ı bu adımlarına karşı BM'ye bir mektup yazdık. Dedik ki 'Bu alınan adalar bu şartlarda verildi, anlaşmalar da ortada. Dolayısı ile Yunanistan bu ihlalden vazgeçmezse bu adaların egemenliği tartışılır.' Yunanistan hukuki bir cevap vermek yerine 'Türkiye bizim egemenliğimizi ihlal ediyor, tehdit ediyor.' demeye başladı. Oysa anlaşmalar var. Anlaşmayı ihlal eden Yunanistan. 8 ay sonra bir cevap yazdı. Biz tabii bir cevap daha yazdık. Yunanistan’ın iki cevabı oldu. İkisi de zayıf, cılız siyasi demogojiden ibaret. Hukuki yönü çok zayıf. Biz en son geçtiğimiz günlerde üçüncü bir mektubumuzu hukukçular ile oturduk. Yunanistan’ın içine düştüğü komik durumu anlatırken yine hukuki argümanlarımızı bir kere daha güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Yunanistan’ı da esasen zıvanadan çıkaran bu, delirten bu. Türkiye soğukkanlı hukuki argümanları, bu anlaşmalara ne kadar bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Yunanistan diyor ki 1947 Paris Barış Antlaşması'na Türkiye taraf değil. Türkiye'nin taraf olup olmaması değil, o zaman sana verilmiş, İtalyanlar vermiş ama şart koşmuş. İmza atmışsın. Kime karşı silahlandırıyorsun bunu. Türkiye'ye karşı silahlanıyorsun. Silahlandırmayacaksın. Barışın korunması için bu şart. Bu şartı bozuyorsan Türkiye'nin de eli kolu bağlı olarak beklemesi mümkün değil. Dedeağaç ve diğer bölgelerde ABD'nin sığınak yapması değişik bahaneler, efendim Rusya imiş, oraymış, buraymış, vesaire ama görüntüler öyle değil. En son Yunanistan’a verilen zırhlı araçları da bizim uçaklarımız tespit etti. Bundan da çok rahatsız oldular. Attıkları her adımın farkında olduğumuzdan da rahatsız oldular. Bu silahsızlandırılmış adaların statüsünü ihlal ettikleri bu adaları da bazılarını getirdiler bunu de tespit ettik. Bunun peşini tabii bırakmayacağız. Yunanistan ve Ankara büyükelçilerini bakanlığımıza çağırdık. Gerekli protestoları yaptık. Bundan sonra da adımlarımızı buna göre atacağız."
Mavi Vatan’a ilişkin bir soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu şunları kaydetti:
“Dış politika milli bir politikadır. Dış politikayı içerideki kısır çekişmelere kurban etmemek lazım. Türkiye'nin milli menfaatlerini bir siyasete ya da çekişmeye kurban etmemek lazım. Adalarla ilgili önceden muhalefet milletvekilleri de gündeme getiriyordu, şimdi getirmiyorlar. Neden getirmiyorlar? Çünkü biz onlara gerçekleri belgelerle arşivlerle gösterdik. Ne yapıyorlardı? ‘AK Parti hükümetleri döneminde şu oldu bu oldu’ Bizim cevabımız gayet net. Biz AK Parti iktidarları ya da Cumhur İttifakı temize çıksın diye ülkemize zarar verecek açıklamalardan da imtina ediyoruz. Yani muhalefeti kötülemek için AK Parti'yi temize çıkarmak için ülkemizin menfaatlerine zararlı ise adım atmaktan biz imtina ederiz. Cumhurbaşkanı'mız da biz de öyle ama bizim cevabımız net. 1996 Kardak krizinden sonra hukuki ve fiziki statüsünde herhangi bir değişiklik olmamıştır. En son zırhlı araç. Zaten adaların statüsü zaten 60’lı yıllardan itibaren ihlal edilmiş. Bu bir mazeret değil ama yani ilaveten bu zırhlı araçları gönderdiler. Onu saymazsak, 1996 Kardak krizinden sonra böyle bir statünün ihlali olmamıştır. Dolayısıyla AK Parti'yi kötülemek için kara propaganda yapmaya gerek yok."
Çavuşoğlu, burada yaptığı konuşmada, Muğla'nın turizm ve tarımın göz bebeği olduğunu, Muğla ve 13 ilçesinde çeşitli programlarla hemşehrileriyle bir araya geleceklerini söyledi.
Toplam uzunluğu 1400 kilometreyi bulan sahiliyle Muğla'nın ülkenin en uzun kıyı şeridine sahip olduğunu belirten Çavuşoğlu, "Ege'deki haklarımızın korunmasında Muğla bizim için çok önemlidir. Yörük Türkmen diyarı Muğla'mız Antalya gibi ülkemizin turizm lokomotifidir. Turizm diplomasisine çok büyük önem veriyoruz. Bakanlık olarak Turizm Bakanlığımızın bu konudaki çalışmalarına da büyük önem veriyoruz. Turizm diplomasisinin bize de çok katkısı var." dedi.
Çavuşoğlu, daha fazla ve nitelikli turist çekmek için Kültür ve Turizm Bakanlığı ve sektör temsilcileriyle iş birliğinde çalıştıklarını anlattı. Türkiye'nin her coğrafyada diplomasisiyle iz bıraktığını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle konuştu:
"Kafkaslar, Balkanlar, Afrika, Karayipler, Avrupa ve Asya... Her coğrafyada etkin ve güçlü bir Türkiye var. Geniş ufuklu, gerçekçi ve ilkeli bir politika yürütüyoruz. Her coğrafyada insanımızın girişimci yanı ve medeniyetimizin insani değerleriyle boy gösteriyoruz. Hem doğuyla hem batıyla konuşabilmemiz dış politikamıza güç katıyor. Türkiye kritik süreçlerin, diyalogları kolaylaştırıcı ve çözüm üreten ana aktörleri arasındadır. Avrupa'nın ortasındaki savaş 7 aydır devam ediyor. Salgın iklim değişikliği göç, enerji ve gıda krizleri gibi küresel sınamalar var. Bunlarla karşı karşıyayız. Küresel sistemin bu sınamalara çözüm üretemediğini bugün herkes kabul ediyor. Sistemin içinde olanlar da kabul ediyor."
Kriz dönemlerinde sağduyu, diyalog ve diplomasiyi öne çıkaran aktörlere ihtiyaç olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koyduğu küresel iddiayla tüm insanlığın sorunlarına çözüm arayışı içerisinde olduğunu vurguladı.
"Bambaşka bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik"
Diplomasideki yoğun çabanın yanında birlikte ülkede de büyük hizmetler yapma gayretinde olduklarını ifade eden Çavuşoğlu, "Hükümetimiz son 20 yılda ortaya koyduğu eserlerle mihenk taşı haline gelmiştir. Türkiye’nin her bir köşesine yayılmış hizmetlerimiz var. Medeniyet bize bırakılan en büyük emanet. Muğla'da son 20 yılda 40 milyar lirayı aşan önemli kamu yatırımları gerçekleştirdik. Sağlık alanında yaptığımız bu devrim Muğla'nın sağlık turizmine canlılık getirecek hem şehir hem ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacak." diye konuştu.
Çavuşoğlu, konuşmasında Muğla'nın sağlık, eğitim ve diğer alanlarda yaptığı yatırımlar hakkında bilgi verdi. Muğla'da tek bir öğrencinin eğitim yılında açıkta kalmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, tüm öğrencilerin yurtlara yerleştiğini bildirdi.
Muğla'nın turizmin yanında aynı zamanda tarım şehri olduğuna işaret eden Çavuşoğlu, 2 milyar lira destekle çiftçileri de yalnız bırakmadıklarını belirtti.
Ülkede son 20 yılda turizm, tarım, sanayi ve diplomaside büyük atılımlar yaşandığını vurgulayan Çavuşoğlu, "Bambaşka bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ettik. Ülkemizi daha ileriye hep birlikte ileriye taşıyacağız." dedi.
Çavuşoğlu, Muğla'nın tarımdan turizme Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağladığını, devletin de Muğla ekonomisini daha yukarıya taşımak için çalışacağını kaydetti.



Lübnan, İran'ın askeri vekillerinin savaş alanı

Beyrut'un doğusundaki Hazmieh bölgesinde İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören bir otelin önünde duranlar (AP)
Beyrut'un doğusundaki Hazmieh bölgesinde İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören bir otelin önünde duranlar (AP)
TT

Lübnan, İran'ın askeri vekillerinin savaş alanı

Beyrut'un doğusundaki Hazmieh bölgesinde İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören bir otelin önünde duranlar (AP)
Beyrut'un doğusundaki Hazmieh bölgesinde İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören bir otelin önünde duranlar (AP)

İran Devrim Muhafızları, Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'de zemin kaybettikten sonra Lübnan'ı vekil güçleri için yeni bir arena haline getirdi.

İsrail açıklamaları, Kudüs Gücü'nün "Lübnan Şubesi" veya "Filistin Şubesi" içinde faaliyet gösteren kişilerin ve İran tarafından yönetilen, Lübnan ve Filistinli vekil güçler arasında dağıtılmış bir örgütlenme yapısının peşinde olduğunu ortaya koydu. Bu yapı, önceki dönemde Suriye'de var olan yapıya benziyor.

Bu arada İsrail, hedef alınacağı uyarısının ardından Masnaa sınır kapısını kapatarak Beyrut'u Şam'dan kısmen izole etti ve böylece Lübnan ile Suriye arasındaki ticareti ve insan hareketini sekteye uğrattı.


İran'da elektrik santralleri ve köprülerin yakınında toplanmak için resmi kampanya başlatıldı

İran'ın güneyindeki Minab kentinde bir çocuk okuluna düzenlenen ölümcül saldırının üzerinden 40 gün geçtikten sonra, İranlılar anma töreninde bir araya geldi (AFP)
İran'ın güneyindeki Minab kentinde bir çocuk okuluna düzenlenen ölümcül saldırının üzerinden 40 gün geçtikten sonra, İranlılar anma töreninde bir araya geldi (AFP)
TT

İran'da elektrik santralleri ve köprülerin yakınında toplanmak için resmi kampanya başlatıldı

İran'ın güneyindeki Minab kentinde bir çocuk okuluna düzenlenen ölümcül saldırının üzerinden 40 gün geçtikten sonra, İranlılar anma töreninde bir araya geldi (AFP)
İran'ın güneyindeki Minab kentinde bir çocuk okuluna düzenlenen ölümcül saldırının üzerinden 40 gün geçtikten sonra, İranlılar anma töreninde bir araya geldi (AFP)

İran devlet medyası dün, İranlı grupların, ABD Başkanı Donald Trump'ın altyapıyı hedef alacağı tehdidinin ardından bu tesisleri korumayı amaçlayan yetkililer tarafından desteklenen bir kampanya kapsamında bazı elektrik santralleri ve köprülerin yakınında toplandığını bildirdi.

Haberlere göre, kampanya internet üzerinden ve kısa mesajlarla başlatılmış, vatandaşları ülke çapında insan zincirleri oluşturmaya katılmaya ve kaydolmaya çağırmıştı. Yetkililer, 14 milyondan fazla kişinin kayıt yaptırdığını iddia ederek, olası bir ABD kara harekatına hazırlık olarak "kendini feda eden" savaşçılar için bir askere alma kampanyası başlatıldığını öne sürdüler.

Bu rakam ve gerçek katılım düzeyi bağımsız olarak doğrulanamadı; İran medyasında yayınlanan görüntülerde ise her bir noktada onlarca insan olduğu görülüyordu.

Resmi IRNA haber ajansı, Buşehr'den olduğu belirtilen ve insanların "elektrik santrallerini desteklemek için" toplandığını gösteren görüntüler yayınladı. AFP’ye göre, devlet televizyonu ve Mehr haber ajansı ise Tebriz'deki ve Meşhed'deki birer elektrik santralinin önünde toplanan insanları gösteren görüntüler yayınladı.

Devlet haber ajansı Mehr, İran kaynaklarına göre, ABD ve İsrail'in İran içindeki köprüleri hedef aldığı bir dönemde, Ahvaz şehrindeki bir nehir üzerindeki büyük bir köprüde insanların toplandığını bildirdi.

Bu eylemler, Tahran ile ABD ve İsrail arasında haftalar süren çatışmada enerji tesisleri ve altyapının hedef alınmasının daha hassas bir aşama olarak görüldüğü, devam eden gerilim ortamında gerçekleşiyor.

İran'da savaşın başlangıcında Yüksek Lider Ali Hamaney'in suikastından sonra bazıları tarafından İran'ın güçlü adamı olarak kabul edilen Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, insan zincirleri için bir kayıt sistemine ait olduğu anlaşılan bir ekran görüntüsü paylaştı. Şahsen kayıt yaptırdığını belirten Kalibaf, "İran için canımı feda etmeye hazırım" diye belirtti.

Kendini feda etme anlamına gelen Farsça "janveda" kelimesi, yetkililerin "fedai" (gönüllü) toplama kampanyasına atıfta bulunarak sosyal medyada trend olan bir hashtag haline geldi.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, “X” platformunda şunları yazdı: “Bugüne kadar 14 milyondan fazla gururlu İranlı, İran'ı savunmak için canlarını feda etmeye hazır olduğunu açıkladı. Ben de İran için canımı vermeye hazırdım, hazırım ve hazır olmaya devam edeceğim.”

Trump daha önce, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açma konusunda verdiği ve dün gece yarısı sona eren süreye uymaması halinde “tüm bir medeniyetin yok olacağı” konusunda uyarıda bulunmuştu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İnsan hakları örgütleri, Tahran'ın devam eden savaşta çocukları askere almasına karşı uyarıda bulundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), bu ayın başlarında İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun iç seferberlik kampanyasının devamı olarak çocukları askere almayı yoğunlaştırdığını belirtti ve 12 yaşındaki çocukların askeri veya paramiliter faaliyetlere dahil edilmesinin çocuk haklarının ağır bir ihlali ve 15 yaşın altındaki çocuklar için savaş suçu teşkil ettiğini vurguladı.

Uluslararası Af Örgütü, daha sonra İran'ı, İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Basic milislerine 12 yaşındaki çocuklar da dahil olmak üzere çocukların alınmasının savaş suçu teşkil edebileceği konusunda uyardı.

Örgüt, tanıklıklar ve video analizlerinin, bazılarının Kalaşnikov tüfek taşıdığı çocukların kontrol noktalarında ve devriyelerde görevlendirildiğini gösterdiğini belirterek, güvenlik pozisyonlarında ve görevlerinde bulunmalarının, devam eden saldırılar sırasında öldürülme veya yaralanma riskini artırdığı konusunda uyardı.


Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı'ndaki denizcilik faaliyetlerindeki aksaklıkların sona ermesine yardımcı olacaktır

ABD Başkanı Donald Trump, İran'da düşürülen uçaklardaki Amerikalı pilotların kurtarılmasıyla ilgili bir basın toplantısında konuşuyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, İran'da düşürülen uçaklardaki Amerikalı pilotların kurtarılmasıyla ilgili bir basın toplantısında konuşuyor (DPA)
TT

Trump: Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı'ndaki denizcilik faaliyetlerindeki aksaklıkların sona ermesine yardımcı olacaktır

ABD Başkanı Donald Trump, İran'da düşürülen uçaklardaki Amerikalı pilotların kurtarılmasıyla ilgili bir basın toplantısında konuşuyor (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump, İran'da düşürülen uçaklardaki Amerikalı pilotların kurtarılmasıyla ilgili bir basın toplantısında konuşuyor (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington ve Tahran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasından saatler sonra, bugün ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksamasının giderilmesine yardımcı olacağını duyurdu.

İki ülke, Trump'ın anlaşmaya varılması için belirlediği son tarihten sadece bir saat önce ateşkes konusunda anlaştı. Trump, anlaşma olmazsa "bütün bir medeniyeti yok edecek" dediği büyük çaplı saldırı ile tehdit etmişti.

Daha sonra Tahran, Ortadoğu'daki savaş nedeniyle haftalarca neredeyse felç olmuş ve dünya çapında ham petrol ve petrol ürünleri fiyatlarında artışa neden olan hayati bir petrol sevkiyat yolu Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişi garanti altına alma anlaşmasını duyurdu.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social'da, "Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat aksaklıklarının giderilmesine yardımcı olacak" diye yazdı.

“Birçok olumlu adım atılacak! Çok büyük miktarda para kazanılacak. İran yeniden yapılanma sürecine başlayabilir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, saatler önce yaptığı açıklamada, boğazdan güvenli geçişin “İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon sağlanarak ve teknik kısıtlamalar dikkate alınarak” mümkün olacağını belirtmişti.

Trump paylaşımında, Amerika Birleşik Devletleri'nin "büyük miktarlarda malzeme stoklayacağını ve işlerin sorunsuz yürümesini sağlamak için hazırda bekleyeceğini" ifade etti. "Bundan eminim" dedi.

Bu tutum, geçen hafta İran'ı "taş devrine" döndürme tehdidiyle tam bir tezat oluşturuyor.

Trump, "Amerika Birleşik Devletleri'nde şahit olduğumuz gibi, bu Ortadoğu'nun altın çağı olabilir!" diye yazdı.